İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/2611 E. 2023/4942 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2611
- Karar No
- 2023/4942
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ...Esas - ... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ... HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ : Av.... DAVALI : 1- ... 2- ... DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ :... KARAR YAZIM TARİHİ : ... Mahkememize açılan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ... ve Organizasyon'a ait 34... plakalı araç ile müvekkiline ait 38... plakalı aracın 05.02.2025 tarihinde maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, kaza sonrasında anlaşmalı kaza tutanağı hazırlandığını, meydana gelen kazada kusurun davalı ... Ve Organizasyon'a ait 34... plakalı aracın olduğunu, kaza sonrası meydana gelen hasar nedeniyle müvekkiline ait aracın tamir servisine götürülmüş ve onarıma alındığını, aracın tamir masraflarının kasko sigortacısı tarafından karşılandığını ve ... Sigorta A.Ş. tarafından dosya (dosya No: ...) açıldığını, meydana gelen kaza neticesinde müvekkilinin aracında değer kaybı meydana geldiğini, bu kaybın davalılar tarafından giderilmesinin gerektiğini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak 100,00-TL müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybının haksız fiil tarihi olan 05.02.2025'ten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsil edilerek müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalılar henüz cevap dilekçesi sunmamıştır. Dosya, Kayseri 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas ... karar sayılı görevsizlik kararının kesinleşmesi neticesinde mahkememize gelerek ... esas sırasına kaydı yapılmıştır. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, meydana gelen kazada davacının aracında oluşan değer kaybının tazmini talebine ilişkindir. Dosya kapsamına göre; davanın mutlak ticari dava olduğu, davanın görevsiz asliye hukuk mahkemesine 12/03/2025 tarihinde açıldığı, 12/03/2025 tarihinde verilen görevsizlik kararı sonrası davacı vekilinin dava şartı kapsamında arabulucuya başvurduğu, tarafların anlaşamadığına yönelik 30/04/2025 tarihli arabuluculuk son tutanağını dosyaya ibraz ettiği, görevsizlik kararı üzerine davacı vekilinin 05/05/2025 tarihinde dosyanın görevli Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi için başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir: (i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. (ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. (iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez. Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; tarafların tacir olması sebebi ile 6102 sayılı TTK m. 4 ve 5 hükmün nisbi ticarî dava olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin m. 115 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Öte yandan, 6100 sayılı HMK m. 20’de belirtilen sürede görevsizlik kararını vermiş olan mahkemeye başvuru üzerine dosyanın gönderilmesi halinde, görevli mahkemede görülmeye başlanan dava, yeni bir dava olmayıp görevsiz mahkemede açılmış olan davanın devamı niteliğindedir. (Bkz. Baki Kuru, Medenî Usûl Hukuku El Kitabı, C. I, Ankara 2020, s. 158; Yargıtay HGK, 23/06/2010, E. 2010/15-310, K. 2010/345; 09/04/2008; E. 2008/15-312, K. 306; 08/12/1984, E. 1981/15-616, K. 1984/75 tarih ve sayılı kararları). Görevsiz mahkemede dava açılması ile kazanılmış olan haklar saklı tutulmuş olacağından, zorunlu arabuluculuk dava şartının da görevsiz mahkemede davanın açıldığı tarihe göre belirlenmesi gereklidir. Nitekim Yargıtay 11 HD'nin 13/09/2023 tarihli ve 2022/2611 E., 2023/4942 K., sayılı 6. HD'nin 15/02/2023 tarihli ve 2023/526 E., 2023/583 K. sayılı; Yargıtay 9. HD'nin 06/02/2023 tarihli ve 2022/18714 E., 2023/1515 K. sayılı; 12/12/2022 tarihli ve 2022/14704 E., 2022/16485 K. sayılı; 05/12/2022 tarihli ve 2022/14561 E., 2022/15997 K. 2024/1834 E., 2025/291 K., 2024/1834 E., 2025/291 K. Sayılı kararlarında da görevsiz mahkemede davanın açıldığı tarihten sonra arabuluculuk dava şartının tamamlanamayacağı kabul edilmiştir. Dosya kapsamından, davanın 12/03/2025 tarihinde açıldığı, her ne kadar dava görevsiz mahkemede açılmış ise de, yukarıda anılan ilke ve esaslar uyarınca zorunlu arabuluculuk dava şartının da görevsiz mahkemede davanın açıldığı tarihe göre belirlenmesi gerektiği, zira görevli mahkemede görülmeye başlanan dava yeni bir dava olmayıp görevsiz mahkemede açılmış olan davanın devamı niteliğinde olduğu, yasa değişikliğinin yürürlük tarihinin 19/12/2019 olduğu, somut uyuşmazlıkta dava öncesinde arabuluculuk yoluna başvurulmadığı, eldeki davanın 6102 sayılı TTK m. 5/A kapsamında zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu ve bu hükümde sayılan istisnalar kapsamına girmediğinden, dava öncesinde arabuluculuk yoluna başvurulmasının eldeki dava açısından da dava şartı olduğu tartışmasızdır. Bu durumda, arabululucuk dava şartının uyuşmazlığın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmediği, uyuşmazlığın ticari dava olmasından kaynaklandığı, görevli mahkemeye dosya gönderildiğinde de davanın açıldığı tarihin görevsiz mahkemedeki dava açılış tarihi olduğu, dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurulmamış olması karşısında bu tarih itibariyle dava şartının yerine getirilmediği, arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir bir dava şartı olmadığı, usul ekonomisi gözetilerek davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan dolayı reddi yönünde re'sen hüküm kurulması gerektiği anlaşılmaktadır. Mahkememizce re'sen gözetilmesi gereken ve sonradan tamamlanabilir nitelikte olmayan dava şartına ilişkin 6102 sayılı TTK m. 5/A ve 7155 sayılı Kanun 18/A(2) hükümleri gözetilerek davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Arabuluculuk tutanağının sunulmaması nedeniyle 6102 sayılı TTK'nun 5/A. maddesi ile 6325 sayılı Kanun'un 18/A. maddesi uyarınca davanın DAVA ŞARTI YOKLUĞU SEBEBİYLE USULDEN REDDİNE, 2-Dava açılışı sırasında tahsil edilen harç yeterli olduğundan, yeniden harca hükme yer olmadığına, 3-Davacı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, Dair, gerekçeli kararının taraflara tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. Katip ... e-imzalı Hakim ... e-imzalı