İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/215 E. 2024/1055 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/215
Karar No
2024/1055
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - ***

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : *** KARAR NO : ***

HAKİM : *** KATİP : ***

DAVACI : *** VEKİLLERİ : Av. Av. DAVALI : 1- *** VEKİLLERİ : Av. Av. Av. DAVALILAR : 2- *** KAYSERİ 3- ***-87999] UETS VEKİLLERİ : Av. Av. DAVA İHBAR OLUNAN : *** VEKİLİ : Av.

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ : *** GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ***

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde, davalılardan ...’in sevk ve idaresindeki 38*** plakalı aracı ile müvekkilinin sevk ve idaresinde ki 38*** plakalı motosiklete çarpması sonucu müvekkil ciddi oranda bedensel ve manevi zarara uğradığını yaşanan elim kaza neticesinde müvekkili Kubilay Çetin, basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek şekilde, hayati tehlike geçirir, yüzde sabit iz oluşturur ve hayati fonksiyonlarına etkisi 4. Derecede kemik kırığı oluşacak niteliklerde yaralandığını meydana gelen kaza sebebiyle müvekkilinin uzun süre hastanede kaldığını, bir daha eskisi gibi tam bir bedensel bütünlüğe ve hayat kalitesine sahip olamayacağını, müvekkilinin çalışma gücünde ciddi oranda eksiklik meydana geldiğini, yine yaşıtlarına ve emsal bireylere kıyasen benzer edimleri yerine getirmek için harcaması gereken eforun çok daha fazla olduğunu, bu kazanın oluşumunda kaza tespit tutanağı ile de sabit olduğu üzere davalı ..., 2918 sayılı KTK’nın 53. Maddesi başta olmak üzere sola dönüş kurallarına riayet etmediği ve diğer bir takım kuralları ihlal ettiği için tam kusurlu olduğunu, Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından görülen ... esas sayılı ceza yargılaması neticesinde de, davalı ...’ın kaza tespit tutanağı, bilirkişi incelemesi ve görgü tanıklarının birlikte değerlendirilmesi neticesinde kusurlu olduğu açıkça tespit edildiğini, davalı hakkında taksirle yaralama suçundan dolayı cezaya hükmolunduğunu, işbu mahkeme ilamı ile kesinleştiğini, müvekkili, olayın ardından yoğun ve uzun bir tedavi süreci yaşadığını, davalı ...'in müvekkili nezdinde meydana gelen zararlardan 6098 sayılı TBK’nın 49. Maddesi gereğince doğrudan haksız fiili müsebbibi olarak sorumlu olduğunu, davalı ...’in sevk ve idaresinde ki araç, davalı şirketlerden ... Mağazaları Limited Şirketi adına kayıtlı olduğunu aracın ruhsat ve Trafik Tescil kayıtları incelendiğinde de bu husus görülecektir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. Maddesinin 5. Fıkrası‘’İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.’’Demektedir. Yine Türk Borçlar Kanunu’nun 66. Maddesi’nde‘’Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.’’ Denilerek davalı ... Mağazaları’nın da ... ile birlikte meydana gelen zararlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu hüküm altına aldığını, davalı şirket ... Mağazaları’nın diğer davalı şirket ... A.Ş. ile aralarında ZMMS kapsamında sigorta ilişkisi bulunduğu tespit edildiğini, ZMMS kapsamında bedensel zararlardan dolayı kaza tarihi itibari ile 360.000 TL’ye kadar olan meblağdan ... A.Ş. 'nin de sorumlu olduğunu, tüm bu sebepler birlikte değerlendirildiğinde, müvekkilinin meydana gelen kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacı ...’in ise tam kusurlu olduğu tespit edildiğini müvekkilinin kazanın ardından uzun bir süre tedavi görmek zorunda kaldığını, öncelikle çalışmayan ve hiç bir geliri bulunmayan müvekkilin adli yardım talebinin kabulüne, müvekkilinin haksız fiil neticesinde uğradığı bedeni zararlarından kaynaklanan, tedavi ve iyileşme süreci boyunca geçici olarak iş görememesinden dolayı uğradığı zararın şimdilik 100 TL’sinin haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak tarafımıza verilmesine, müvekkilinin haksız fiil neticesinde uğradığı bedeni zararlarından kaynaklanan, vücudundaki kalıcı hasarla bağlantılı olarak sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı zararın şimdilik 100 TL’sinin haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak tarafımıza verilmesine, müvekkilinin tedavi gördüğü süre boyunca yapmak zorunda olduğu tedavi masrafları için şimdilik 50 TL, bakıcı giderlerinin tazmini amacıyla şimdilik 50 TL nin yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak tarafımıza verilmesine, müvekkilinin dava konusu trafik kazası sonrası uğradığı yoğun acı, elem ve ıstırap ile birlikte yüzde kalıcı iz, kalıcı duyma kaybı ve diğer kalıcı bedeni hasarlarının yanı sıra işine son verilmesi ve hayatına malul olarak devam etmesinin getirdiği geri dönülmesi imkânsız manevi yıkımın bir nebze olsun telafisi amacıyla 100.000 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı ... Anonim Şirket vekili cevap dilekçesinde özetle;Öncelikle usule ilişkin yetki, zamanaşımı, hak düşürücü süre, görev, hukuki yarar ve dava şartı yokluğu yönünden itirazlarımızı sunduklarını, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesinde yapılan değişiklik ile trafik sigortalarına ilişkin açılacak maddi tazminat davalarına ilişkin düzenlemeler yapıldığını anılan madde hükmü 6704 Sayılı Kanun’un 5.maddesi ile şu şekilde değiştirilmiştir: “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” yeni düzenlemeye göre zarar görenlerin doğrudan dava açma hakkı ortadan kaldırılmış; dava öncesinde sigorta kuruluşuna başvuru zorunluluğu getirilmiştir. haliyle başvurunun tam yapılması gerektiğini, oysaki yapılan hasar başvurusunda genel şartlar gereği sunulması zorunlu evraklar sunulmadığı gibi müvekkili şirkete başvuru yapılırken sunulan evraklarda müvekkilinin maluliyetine ilişkin herhangi bir evrak sunulmadığı gibi sunulan evraklar da tazminat hesabı yapabilmek için yeterli olmadığını, dolayısı ile davacı tarafından yapılmış geçerli bir başvuru söz konusu olmayıp, Mahkeme huzurunda ikame edilen davanın başkaca hiçbir incelemeye gerek duyulmaksızın reddi gerektiğini, arabuluculuk dava şartı olup, dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacı taraf ile arabuluculuk görüşmesinin yapılmadığını, dosyaya sunulan arabuluculuk son tutanağı Allianz Sigorta Anonim Şirketi ile yapılan arabuluculuk görüşmesinin son tutanağı olduğunu bu nedenle davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirket, Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi ve zorunlu mali mesuliyet sigortası (zmms) uyarınca, sigortalısının kusuru ile 3. şahıslara verdiği zararı poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğunu, kusur oranlarının tespiti için hem adli tıp trafik ihtisas dairesinden hem de karayolları genel müdürlüğü fen heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep ettiklerini, davacılar vuku bulan trafik kazası sonucu, mahkeme huzurunda ikame ettiği dava ile uğramış olduğunu iddia ettiği maluliyete istinaden maddi tazminat talep ettiğini, mahkeme dosyasında mübrez bilgi ve belgelerin hiçbiri tarafların kusur oranlarını tespit etmeye elverişli bulunmadığını, davacılar tarafından dosyaya sunulan tedavi evraklarının, yargılama neticesinde müvekkilimiz şirket aleyhine verilecek olası bir hükme esas teşkil etmesi hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle maluliyet oranının Yargıtayca da kabul edildiği üzere Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu marifetiyle tespit ettirilmesi gerektiğini, davacılar tarafından dosyaya sunulan tedavi evraklarının, yargılama neticesinde müvekkilimiz şirket aleyhine verilecek olası bir hükme esas teşkil etmesi hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle maluliyet oranının Yargıtayca da kabul edildiği üzere Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu marifetiyle tespit ettirilmesi gerektiğini, müvekkili şirket poliçe kapsamında davacının tedavi giderleri kapsamında sayılan geçici iş görmezliğe ve bakıcı giderine ilişkin tazminat taleplerinden sorumlu olmadığını, geçici iş göremezlik giderleri ve geçici iş göremezlik dönemine tabi geçici bakıcı tazminat talepleri 01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları gereği teminat dışı olduğunu söz konusu Genel Şartlar'ın yürürlüğe girmesi itibariyle geçici iş göremezlik tazminat talepleri tedavi giderleri kapsamında olup; 6111 sayılı yasa uyarınca müvekkili şirketin tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik talepleri nedeniyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, 01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları ile birlikte, tedavi giderleri dolayısıyla müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu kalmayıp tüm sorumluluğun SGK’da olduğunu, kaza sonucu üçüncü kişinin malul kalması söz konusu olduğu takdirde, sigortacı sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve sigortalının kusuru oranında malul kalanlara tazminat ödemekle yükümlüdür. Ancak tazminatın ödenebilmesi için davacının maluliyet oranı ve maluliyet oranına göre zararlarının uzman bilirkişilerce hesap ettirildikten sonra sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay’ ın 26.11.1990 gün ve 1989/7479 Esas ve 1990/7584 Karar) Meydana gelen zarara ilişkin tazminatın ödenebilmesi için de; zarar görenin bu zararının uzman bilirkişilerce hesap ettirildikten sonra sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, davacıya davaya konu kaza nedeni ile Sosyal Güvenlik Kurumundan elde ettiği gelir ve tazminatların tespit edilerek, huzurda görülen dava neticesinde müvekkili Şirket aleyhine hükmedilecek olası bir tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, ilgili kurum tarafından davacıya gelir bağlanmamış olması ihtimalinde ise, bu durum davacının hakkını doğrudan etkileyeceğinden, davacı tarafa SGK’ya (veya ilgili kuruma) karşı dava açması için önel verilmesini, açılacak bu yeni dava sonuçlanıncaya kadar da, mahkeme huzurundaki işbu davada bekletici mesele yapılmasını ayrıca yine dava konusu trafik kazası ile ilgili açılmış bulunan ceza davası varsa, bu dava da doktrin ve yerleşik Yargıtay uygulaması uyarınca bekletici mesele yapılmasını, davacının kasklarının takılı olmadığı ve motosiklet kullanırken giymesi gereken koruyucu giysileri giymediği gözetilerek müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, söz konusu davaya esas kaza ile ilgili hazırlanan Kaza Tespit Tutanağında davacının kaza sırasında kaskının olmadığı ve koruyucu kıyafet giymediği tespit edildiğini, kask takılması dizlik, motosiklet pantolunu ve koruyucu ceket trafik kazalarının etkisini hafifletmekte olup, yaralanmalarda ağır sonuçların meydana gelmesini önlediğini, kaskın ve koruyucu kıyafetlerin yolculuk esnasında takılması gerektiği kural olarak KTK’da da ifade edilmiş olup, davacıların belirtilen ve benzeri güvenlik önlemini almamış olmasından müvekkil şirketin sorumlu olduğunun kabulü hakkaniyet ve iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığını, davacının kask takmamasının ve sürücü belgesinin olmamasının kaza sonucuna ne derece etkisi olduğunun belirlenmesi için, dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin manevi tazminat talebinden sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili şirket yönünden manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, bu talebi kabul görmediği takdirde esastan reddine, kazaya karışan araç sürücülerinin kusur durumunun tespiti için Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nden kusur raporu alınmasına; derdest ceza davasının sonucunun bekletici mesele yapılmasına, davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi tarafından kaza tarihinde geçerli olan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” göre rapor alınmasına, tazminat oranı ve miktarının tespiti için, yukarıdaki hususlar tamamlandığında Hazine Müsteşarlığı Aktüerler Siciline kayıtlı aktüer bilirkişiden TRH 2010 Mortalite Tablosunda yer alan verilere göre rapor düzenlenerek gerçek zararın tespit ettirilmesine, aleyhe hüküm kurulacak olması halinde SGK tarafından yapılan-yapılacak ödemelerin müvekkili şirketin sorumluluğundan tenziline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. CEVAP: Davalılar ... ve ... ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı davasında tamamen kötü niyetli olup, davaya konu kazaya davacı kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, davasının reddi gerektiğini, ... tarihinde müvekkili ...'in sevk ve idaresindeki diğer müvekkili şirkete ait 38*** plakalı araç ile Mehmet Akif Ersoy Caddesini takiben sola, Fatih Sultan Mehmet Caddesine dönüş yaparken 38*** plakalı araç arasında kaza meydana geldiğini, kazaya ve yaralanmaya kendi kusurlu ve hatalı eylemleri ile tamamen davacı sebebiyet vermiş olmakla, kendi kusurundan fayda sağlamak maksadı ile huzurdaki hukuka aykırı davayı ikame etmiştir, reddi gerektiğini, olay yerinde keşif yapılmak suretiyle kusur raporu alınması, davacının olay esnasında ehliyetsiz, alkollü ve güvenlik tedbirlerinin hiçbirine riyaet etmeden hareket etmiş olduğunun da göz önünde bulundurularak mütefarik kusura ilişkin de ek rapor alınmasını ,esas yönünden incelemeye girilmeden önce davacının sağlık durumunun bekletici mesele yapılması, kati doktor raporu alınmasından sonra yargılamaya devam edilmesini esas yönünden incelemeye girilmeden önce ivedilikle olay yerine ilişkin mbs ve çevre işletmelerin olay anına ilişkin görüntüye giren kameraya kayıtlarının mahkemenizce istenmesini talep ettiklerini, arabuluculuk bir dava şartı olmakla birlikte müvekkilinin gerçekleştirilmiş olan arabuluculukta taraf olmaması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, ... büro dosya numaralı dava şartı arabuluculuk son tutanağının taraflarına bakıldığında müvekkilinin bu arabuluculuğa taraf olmadığını, sigorta şirketine başvuru şartı yasal şartları sağlar şekilde sağlanmamış olup, davanın reddi gerektiğini, müvekkili ... diğer müvekkili şirkete ait Ford Marka kapalı kasa kamyonetiyle Mehmet Akif Ersoy Caddesinden sola, Fatih Sultan Mehmet Caddesine dönmek isterken, trafik kurallarının gerektirdiği gibi dikkatli ve özenli bir şekilde sola sinyalini vermiş, arka yolun güvenli olup olmadığını kontrol etmesi üzerine dönüş yapacağı sırada kavşak girişinde 38 ... plakalı motorsikletin, müvekkilin aracının şoför kapısına çarpmasıyla birlikte kaza meydana geldiğini, müvekkili ... diğer müvekkili şirkete ait 38*** plakalı araç ile trafik kurallarına uygun bir şekilde seyir halindeyken, bir şoför olarak gerekli dikkat ve özeni göstermiş olsa da motorsiklet sürücüsünün kavşak girişinde kendisini sollamak istemesi üzerine kaza gerçekleştiğini, müvekkili ...'in kazaya kusuru ile sebebiyet vermediğinin tespiti amacıyla olay yerine ilişkin görüntü alan kamera kayıtlarının celbinden sonra olay yerinde keşif yapılarak adli trafik ihtisas dairesinden bu konuya ilişkin tarafların kusur oranlarını belirten bir rapor alınması gerektiğini ayrıca motorsiklet sürücüsünün seyir halindeyken 195 promil ...alkollü olduğu alkol raporuyla sabit olduğunu, motorsiklet sürücüsü alkollü olarak trafikte seyrederken karşısında bulunan müvekkilinin sinyal vermiş olduğunu görmediğini, aynı şekilde motorsiklet şoförünün arkasında bulunan bulunan arkadaşının, şoförün arkasında bulunması hasebiyle onun da müvekkilinin sola sinyal verdiğini göremeyecek durumda olduğu kabul edilmesi gerektiğini, kazadan sonra alınan sağlık raporlarının celbini talep ettiklerini, olay yerindeki kazanın sadece müvekkilinin sola sinyal vermemesi iddiası üzerine vukuu bulduğuna ilişkin değerlendirmenin yapılmasının eksik olacağını, zira motrosiklet şoförünün aynı zamanda müvekkilini sollamak istediğini de dikkate alırsak, sollama esnasında aşırı hız yaparak sağ şeritte bulunan müvekkilinin sol şeride geçme ihtimalinin bulunduğunu da dikkate almadıklarını, tabi ki bu duruma motorsiklet şoförünün alokolün etkisi de olduğunu, motorsiklet sürücüsü alokün etkisiyle dikkatsiz sollama yaparak müvekkilinin kazaya sebebiyet vermesine tam kusuruyla neden olduğunu, müvekkilinin daha sola tam olarak dönmüş olmamakla birlikte sola dönüş sıralarında bu kaza gerçekleşmiş bulunduğunu, davaya konu trafik kazasına davacı kendi asli kusuru ile sebebiyet vermiş olmakla mahkemece aksi kanaat hasıl olması halinde kazayla yaşanan yaralanmaya güvenlik önlemlerinin alınmamış, alkollü olunması ve ehliyetsiz olması sebebiyle davacı müterafik kusur ile iştirak ettiğini, davacı, dava dilekçesinde söz konusu kazaya ilişkin 100.000TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte talep ettiğini, manevi zararın gerçekleşmiş olan kaza ile dengeli bir oranda karar verilmesi gerektiğini, aksi taktirde bu durum sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını müvekkilinin kazaya kusuruyla sebebiyet vermemiş olması yaralanmada davacının müterafik kusurunun söz konusu olması da göz önünde bulundurulduğunda nedeniyle davacının 1000.000TL manevi tazminat istemi kesinlikle hayatın olağan akışına aykırı bir durum teşkil ettiğini, davacının öncelikle kazadaki kusur oranın tespiti akabinde müterafik kusurunun belirlenmesi gerektiğini, davacının davasının reddini talep etmekle birlikte mahkeme aksi kanatte olması halinde müterafik kusur için dosyanın bilirkişiye gönderilmesini talep ettiklerini, müvekkillerinin bu kazaya kusuruyla sebebiyet vermemiş olmakla birlikte davacının talep etmiş olduğu alacaklar yönünden davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte müvekkili şirket sigortacısı diğer davalı tarafından ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, davanın reddini, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Bilirkişi Öğretim Üyesi Makine Y. Mühendisi ...'dan alınan 15/08/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; - 38 ... plaka sayılı kamyonet sürücüsü/Davalı ... 2918 sayılı K.T.K. m.G3/1-b, m.67/1-a kural ihlalleri ve m,84/f (kod 06) asli kural ihlalinin olduğu, 38 ... plaka sayılı araç sürücü ... ise, 2918 sayılı K.T.K. M.52/1-a, m.56/1-a-2 ve m.54/1-b-4 tali kural ihlallerinin olduğu, kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Davalılar vekillerinin bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını sunduğu görülmüştür. Bilirkişi heyetinden alınan ... ve ...'den alınan bilirkişi raporunda özetle; Davacının meydana gelen kazada kusuru bulunup bulunmadığının, 1. Durum Davacının asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiği kanaatinde olması halinde dava konusu kaza sonrasında davacının; - Gçici iş göremezlik zararının 12.298,57 TL (Talep 100,00 TL) - Bakıcı gideri zararının 2.558,00 TL (Talep 50,00 TL) - Tedavi gideri zararının 15.000,00 TL (Talep 50,00 TL) Toplam (geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi giderleri) zararının 29.856,57 TL olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sağlık/tedavi giderleri teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 390.000,00 TL) kapsamında kaldığı, Sürekli iş göremezlik zararının 956.973,28 TL (Talep 100,00 TL) olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limitini (kaza tarihi itibariyle 390.000,00 TL) aştığı, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun teminat limiti ile sınırlı olduğu, II. Durum Davacının asgari ücretin 1,57 katı düzeyinde gelir elde ettiği kanaatinde olması halinde dava konusu kaza sonrasında davacının; Geçici iş göremezlik zararının 19.308,76 TL (Talep 100,00 TL) Bakıcı gideri zararının 2.558,00 TL (Talep 50,00 TL) Tedavi gideri zararının 15.000,00 TL (Talep 50,00 TL) Toplam (geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi giderleri) zararının 36.866,76 TL olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sağlık/tedavi giderleri teminat limiti (kaza tarihi itibariyle 390.000,00 TL) kapsamında kaldığı, - Sürekli iş göremezlik zararının 1.342.320,21 TL (Talep 100,00 TL) olduğu, söz konusu zararın davalı sigorta şirketi tarafından temin edilen Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigorta Poliçesi sakatlık/ölüm teminat limitini (kaza tarihi itibariyle 390.000,00 TL) aştığı, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun teminat limiti ile sınırlı olduğu, tespit edildiği sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu görülmüştür. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Taraf vekillerinin bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını sunduğu görülmüştür. Davacı vekilinin ıslah dilekçesi sunduğu, ıslah dilekçesinden birer suret davalı taraflara usulüne uygun tebliğ edildiği görülmüştür. Davalılar vekillerinin ıslah dilekçesine karşı beyan ve itirazlarını sunduğu görülmüştür. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17.07.2019 tarihinde davalılardan ...'in sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı aracın davacının sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı motorsiklete çarptığını, yaralandığını, elektrik teknisyeni bölümünden mezun olduğunu, emsal ücret araştırması talep ettiklerini, geçici iş göremezlik tazminat (100,00 TL), sürekli iş göremezlik tazminatı (100,00 TL), tedavi gideri (50,00 TL) ve bakıcı gideri (50,00 TL) ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini dilemiştir. Sigorta poliçesinin ve dosyadaki Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkeme'sinin ... esas sayılı dosyası incelenmesinde; kazaya karışan 38 ... plakalı araç sürücüsünün ... olduğu, tescil kayıtlarına göre ise araç malikinin ... ... Ltd. Şti. olduğu ve davalı sigorta bünyesinde ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğu görülmüştür. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür. -Mahkememizce kusur ön sorun değerlendirmesinde, Mahkememiz soruşturma dosyasını dosyamız arasına almış, kaza tespit tutanağını incelenmiş olup, ceza dosyası dosyamız arasına alınmıştır. ... günü Kayseri İli Melikgazi ilçesinde sürücü ... sevk ve idaresindeki 38 ... plakalı aracı ile Mehmet Akif Ersoy caddesini takiben sola, Fatih Mehmet Sultan caddesine dönüş yaparken aynı istikametten gelen sürücü Kubilay Çetin idaresindeki 38 ... plakalı motorsikleti ile kamyonetin sol tarafından geçiş yapmak istediği esnada kamyonetin sol kapı ve ayna kısmına çarparak yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği görülmüştür. Olayla ilgili Kayseri 10. ASCM'nin ... karar sayılı ilamı ile kamyonet sürücüsü ...'in taksirle yaralama suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın istinaf sonrası kesinleştiği görülmüştür. Mahkemece yapılan tespitte davacının 182 promil alkollü olduğu ayrıca kask kullanmadığı tespitlerine yer verildiği görülmüştür. Dosyamız içindeki kaza tespit tutanağının incelenmesinde her iki sürücüye de kusur atfedildiği görülmüştür. Kayseri CBS'ce soruşturma aşamasında alınan kusur raporunun incelenmesinde sürücü ...'in sinyal vermeden sol şeritte devam eden araçları dikkate almadan sola dönüş yapması nedeni ile asli kusurlu olduğu, davacının ise alkollü araç kullanmaktan geçiş kurallarına riayet etmemekten tali kusurlu olarak değerlendirildiği görülmüştür. Ceza dosyası içindeki kayıtları, kamera görüntüleri incelendiğinde davacının kask takmadığı ve alkollü araç kullandığı sabittir. Mahkememizce kural ihlalleri konusunda rapor alınmıştır. Alınan rapor ve ceza dosyası ibrlikte değerlendirildiğinde sürücü ...'in KTK'nun 53/1-b ve 67/1-a ve 84-f maddeleri uyarınca kavşağa yaklaşımında arkadan ve solundan gelen araçlara dikkat ederek kavşağa en az 30 metre kala sinyal vererek arkasından gelen araç sürücülerini döşününde haberdar etmesi ve arkadan gelen yaklaşan araçlar yoksa sola kavşak dönüşünü yapması gerekirken bu kuralları ihlal ettiğinden mahkememizce resen %75 oranında kusurlu olduğu, davacı ...'in ise KTK'nun 52/1-a, 56/1-a-2 54/1-b-4 maddeleri uyarınca kavşak girişinden önündeki araçları sollamaması şerit değiştirmemesi gerektiği ancak motorsikletin hızını uygun hale getirmediğinden dolayı tali kusurlu olduğu ve taktiren %25 kusurlu olduğu anlaşılmıştır. -Ceza mahkemesi kararının mahkememizi bağlayıcılığı hususuna dair değerlendirmede; Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, ceza mahkemesinin hangi kararlarının hukuk mahkemelerini bağlayacağı konusu üzerinde durulmasında yarar vardır. Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)'nun 74. maddesinde düzenlenmiş olup, hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını, aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin medeni hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. 6098 sayılı TBK'nun 74. maddesinde: "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." hükmü yer almaktadır. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle "fiilin hukuka aykırılığı" konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Bilindiği gibi kesin hüküm, ilişkin olduğu konuda uyuşmazlığı ortadan kaldırır. Bu yüzdendir ki, açılan bir dava hakkında kesin hüküm bulunmaması bir yargılama koşuludur. Özellikle bir ceza mahkemesinin, uyuşmazlık konusu olayın tespitine; diğer bir söyleyişle, olayın varlığına ve sanık tarafından işlendiğine ilişkin maddi olgulara ilişkin kesinleşmiş saptaması, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin hüküm oluşturur. Bunun nedeni, ceza yargılamasındaki ispat araçları bakımından ceza hâkiminin hukuk hâkiminden çok daha elverişli bir konumda olmasıdır. Vurgulamakta yarar vardır ki, hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi, ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi, yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hâkimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hâkimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O hâlde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hâkimini bağlamasına, TBK'nun 74. maddesi bir engel oluşturmaz. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu'nun 27/04/2011 tarih ve 2011/17-50 E., 2011/31 K., 09/04/2014 tarih ve 2013/4-1008 E., 2014/490 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkememizce, Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Karar sayılı dosyasından verilen 25/11/2021 tarihli kesinleşmiş hükümdeki tespitler davacının kaskının kullanmadığı ve alkollü araç kulladığına dair tespitler TBK'nun 74. maddesi kapsamında mahkememizi bağlayıcı olduğu anlaşılmıştır. -Müterafik kusura ilişkin değerlendirmede; Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir defi olmadığından mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesinde "belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir" düzenlemesi yapılmıştır. Davacının ceza dosyasında kaskının olmadığına dair bağlayıcı ve tespitler ve kamera görüntüsü ve mevcut kafa bölgesi yaralanmalar dikkate alındığında davacının %20 oranında müterafik kusurlu olduğu anlaşılmış olup belirlenen tazminattan bu %20 oranında indirim yapılmıştır. - Mahkememizce maluliyet ait değerlendirmesinde; Mahkememiz Erciyes Üniversitesi Üniversitesi Adli Tıp Başkanlığı bünyesinde Kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik yükümlerine göre rapor alınması gerekmektedir. ( Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/3153 E,2021/2473 sayılı ilamı doğrultusunda) Anılan düzenlenme uyarınca mahkememizce rapor almıştır. Anılan raporların incelenmesinde Erciyes Üniversitesi Üniversitesi Adli Tıp Başkanlığı tarafından sunulan raporda, 6 ay geçici iş göremez olduğu, %10 oranında sürekli iş göremez olduğu, 1 ay bakıcıya muhtaç olduğu tespit edilmiştir. Yöntemine uygun rapor mahkememizce esas alınmıştır. -Aktüerya hesabına ve kaçınılmaz tedavi giderine ilişkin dair değerlendirmede; HMK’nun 273/1. maddesi gereği mahkememizce toplanan tüm deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; TRH 2010 yaşam tablosu ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilen progresif rant usulü (%10 arttırma-iskonto formülü ile) ile davacıların aktüer zarar hesabının yapılması ve Adli Tıp Uzmanından SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin belirlenmesi hususunda açıklamalı rapor alınmasına karar verilmiştir. Alınan raporların değerlendirilmesinde; davacının geliri asgari ücret düzeyinde kalması halinde davacının geçici iş göremezlik zararının 12.298,57 TL, SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararının 15.000,00 TL, bakıcı gideri zararının 2.558,00 TL ve sürekli iş göremezlik zararının ise 956.973,28 TL olduğu, davacının geliri asgari ücretin 1,57 kalması halinde davacının geçici iş göremezlik zararının 19.308,76 TL, SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararının 15.000,00 TL, bakıcı gideri zararının 2.558,00 TL ve sürekli iş göremezlik zararının ise 1.342.230,21 TL olduğu, tespit edilmiştir. Mahkememiz dosya kapsamında davacı taraf elektrik teknisyeni bölümünden mezun olduğundan bahisle tazminatın bu kapsamında hesaplanmasını istemiş mahkememiz bu kapsamda emsal ücret araştırması yapmıştır. Dosyamız arasındaki mezuniyet belgesinin incelenmesinde davacının 2013 yılında Kayseri Meslek Yüksek Okulu Elektrik (ikinci öğretim- 2 yıllık) kayıt yaptırdığı, 2016 yılında mezun olduğu, davacının SGK kaybının incelenmesinde almış olduğu eğitime uygun bir işte çalışmadığı, 2016-2022 yılları arasında marketlerde asgari ücret ile çalıştığı ve kaza sonrası ise herhangi bir işte çalışmadığı görülmüştür. Uzun yıllar boyunca elektrik mesleğini icra etmeyen davacının gelirinin asgari ücretten yüksek gelir elde edebileceği varsayımı kabul edilebilir olmadığından davacının geliri asgari ücret düzeyinde kaldığı kanaatine karar verilmiştir. Anılan rapordaki bu kısımlara itibar edilmiştir. - Mahkememizin bakıcı gideri, tedavi giderinin ve geçici iş göremezlik zararının teminat kapsamı dışında olup olmadığına dair değerlendirmesinde; 2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", kanunun geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, 1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, 2-Tedaviyle ilgili diğer giderler, 3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler, Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; 1-Bakıcı giderleri 2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) 3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ) Bu halde bakıcı gideri, tedavi giderlerinin ve geçici iş göremezlik tazminatının sigorta teminatı kapsamında olduğu kabulü gerekir. Anılan gerekçeler uyarınca davacıların ıslah istemleri dikkate alınarak maddi tazminat isteminin, sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı tutularak kısmen kabulüne karar verilmiştir. - Manevi tazminata dair değerlendirmede; Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda hakimin, hukuk ve adalete uygun karar vereceği TMK'nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Somut olayda, ekonomik ve sosyal durum araştırması, kazanın oluş şekli, davalı tarafın kusuru, çekilen ızdırap, davacının maluliyet durumu ve yukarıda açıklanan kıstaslar çerçevesinde davacı için 50.000,00 TL manevi tazminatın uygun olduğu değerlendirilmiştir. - Manevi tazminattan davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna dair değerlendirmede; ZMSS genel şartlarının teminat dışı kalan hallen kapsamımda düzenlemesine göre; A.6. TEMİNAT DIŞINDA KALAN HALLER " Aşağıdaki haller sigorta teminatı dışındadır: a) İşletilme halinde olmayan araçların sebep olacağı zararlar, b) Hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri, c) İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri, ç) Sigortalının, eşinin, sigortalının usul ve fürunun, sigortalıya evlat edinme ilişkisiyle bağlı olanların, sigortalının birlikte yaşadığı kardeşlerinin, mallarına gelen zararlar sebebiyle ileri sürebilecekleri talepler, d) Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri, e) Zarar görenlerin beraberinde bulunan bagaj ve benzeri eşya dışında sigortalı araçta veya bu araç vasıtasıyla çekilen römorkta/yarı römorkta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlardan dolayı sigortalıya karşı ileri sürülecek talepler, f) Manevi tazminat talepleri, g) Sigortalının, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler, ğ) Sigortalının aracına veya bu araç vasıtasıyla çekilen römorklara ve yarı römorklara veya çekilen araçlara gelecek zararlar nedeniyle ileri sürülecek talepler, h) Çalınan veya gasp edilen araçların sebep oldukları ve Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalının sorumlu olmadığı zararlar, aracın çalındığını veya gasp edildiğini bilerek binen kişilerin zarara uğramaları nedeniyle ileri sürülecek talepler ile çalan ve gasp eden kişilerin talepleri, ı) Motorlu bisikletlerin kullanılmasından ileri gelen zararlar, i) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda belirtilen terör eylemlerinde ve bu eylemlerden doğan sabotajda kullanılan araçların neden olduğu ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalının sorumlu olmadığı zararlar ile aracın terör eylemlerinde kullanıldığını veya kullanılacağını bilerek binen kişilerin zarara uğramaları nedeniyle ileri sürecekleri talepler, aracı terör ve buna bağlı sabotaj eylemlerinde kullanan kişilerin talepleri, j) Motorlu araç kazalarından dolayı toprak, yeraltı suları, iç sular, deniz ve havanın kirlenmesi ya da kirlenme tehlikesi nedeniyle temizleme, toplanan atıkların taşınması ve bertarafı masrafları ile biyolojik çeşitlilik, canlı kaynaklar ve doğal yaşama verilen zararlar nedeniyle bozulan çevrenin yeniden oluşturulması ile ilgili çevresel zararlardan ileri gelen talepler, k) Gelir kaybı, kâr kaybı, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi zarar verici olguya bağlı olarak oluşan yansıma veya dolaylı zararlar nedeniyle yöneltilecek tazminat talepleri, l) İlgili mevzuatla genel hükümlere tâbi kılınan talepler, m) 2918 sayılı Kanunun 104 üncü ve 105 inci maddelerinde düzenlenen sorumluluklar (Bu maddeler kapsamına dahil durumlar bu amaçla yaptırılan zorunlu mali sorumluluk sigortasına tâbidir.), n) Cezai kovuşturmadan doğan tüm giderler ile idari ve adli para cezaları, o) Bu Genel Şart ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler. (Ek :RG-2/2/2016-29612)(1) Sigortacının bu maddenin birinci paragrafının (d) bendi kapsamında olmasına rağmen ilgililere yaptığı tazminat ödemeleri için sigortalının terekesine ve tereke borçlusu olan mirasçılarına sigortalının kusuru oranında ve ilgili mevzuat dahilinde müracaat hakkı saklıdır." Davalı sigorta şirketi, diğer davalıya ait aracın trafik sigortacısı olup ZMSS poliçesi gereği, davacının aracında meydana gelen hasara ilişkin gerçek zarar miktarı ile sınırlı sorumludur. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve poliçe özel şartları uyarınca teminat kapsamında bulunmadığının hüküm tesisinde dikkate alınması gerekir. İfade olunan tüm bu nedenlerle, manevi tazminata yönelik davacı isteminin sigorta yönünden sorumlu değildir. Anılan açıklamalar uyarınca davacının sigorta şirketi yönünden bu talebi reddedilmiştir. Vekalet ücreti taktiri ve yargılama giderinin hesaplanması sırasında yapılan değerlendirmede; Mahkememizce oranlı kusur raporu alınmadığından kusur durumu re'sen mahkememşzce belirlendiğinden bu kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemiştir. Yasal düzenlemeler gereği, TBK'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı red edilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceğinden, mütefarik kusur nedeni ile yapılan indirimden dolayı red edilen kısım için davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir. (Yargıtay 17. HD.'nin 22/05/2017 gün ve 2014/24976 Esas 2017/5714 Karar sayılı emsal kararı) . Sigorta şirketine yönelik manevi tazminat davasında ret sebebi farklı olduğundan ayrı vekalet ücreti takdir edilmiştir. -Faize ait değerlendirmede; 2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise arabulucuk başvuru tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrütfaizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. Davalı gerçek kişi yönünden ise 6098 sayılı TBKnun 117/2 maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşeceğinden olay tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekir. Anılan açıklamalar uyarınca davacı tarafça sigorta şirketine usule uygun başvuru bulunmadığından temerrüt tarihi sigorta şirketi yönünden arabulucuk başvuru tarihi kabul edilmiş, diğer davalılar yönünden ise olay tarihi temerrüt tarihi kabul edilmiştir. -Nihai olarak yapılan değerlendirmede; Mahkememiz yukarıda açıklanan kıstaslar çerçevesinde, 27/03/2024 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda hesaplanan 12.298,57 TL geçici iş göremezlik zararı , 15.000,00 TL sgk tarafından karşılanmayan tedavi gideri, 2.558,00 TL bakıcı gideri zararı olmak üzere toplam 29.856,57 TL maddi tazminattan davacının trafik kazasının gerçekleşmesinde %25 oranında kusuru sebebiyle yapılan indirim sonrası belirlenen 22.392,43 TL tazminattan davacının kask takmaması sebebiyle Türk Borçlar Kanununun 52. Md uyarınca, takdiren %20 oranında mütarafik kusur indirimi yapılarak neticeden 17.913,94 TL tazminatın davalı sigorta şirketinin ZMSS poliçesinin sağlık/tedavi giderleri teminatından karşılanması ve zorunlu arabuluculuk başvuru tarihi olan 16/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalı ... ve ... ... Ltd. Şti. Yönünden ise trafik kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması koşuluyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 27/03/2024 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda hesaplanan 956.973,28 TL sürekli iş göremezlik tazminatından davacının trafik kazasının gerçekleşmesinde %25 oranında kusuru sebebiyle yapılan indirim sonrası belirlenen 717.729,96 TL tazminattan davacının kask takmaması sebebiyle Türk Borçlar Kanununun 52. Md uyarınca, takdiren %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak neticeden 574.183,97 TL tazminatın davalı sigorta şirketinin ZMSS poliçesinin sakatlık/ölüm giderleri teminatından karşılanması, sigorta şirketinin tazminatının sadece 390.000,00 TL miktarı ile sorumlu olması ve zorunlu arabuluculuk başvuru tarihi olan 16/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalı ... ve ... ... Ltd. Şti. Yönünden ise trafik kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması koşuluyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin tazminat taleplerinin reddine, davacının sigorta şirketi yönünden kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinin reddine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ve ... ... Ltd. Şti. müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, alacağı kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması şeklinde hüküm tesis etmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle: Davacının tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile, 1- 27/03/2024 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda hesaplanan 12.298,57 TL geçici iş göremezlik zararı , 15.000,00 TL sgk tarafından karşılanmayan tedavi gideri, 2.558,00 TL bakıcı gideri zararı olmak üzere toplam 29.856,57 TL maddi tazminattan davacının trafik kazasının gerçekleşmesinde %25 oranında kusuru sebebiyle yapılan indirim sonrası belirlenen 22.392,43 TL tazminattan davacının kask takmaması sebebiyle Türk Borçlar Kanununun 52. Md uyarınca, takdiren %20 oranında mütarafik kusur indirimi yapılarak neticeden 17.913,94 TL tazminatın davalı sigorta şirketinin ZMSS poliçesinin sağlık/tedavi giderleri teminatından karşılanması ve zorunlu arabuluculuk başvuru tarihi olan 16/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalı ... ve ... ... Ltd. Şti. Yönünden ise trafik kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması koşuluyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 2-27/03/2024 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda hesaplanan 956.973,28 TL sürekli iş göremezlik tazminatından davacının trafik kazasının gerçekleşmesinde %25 oranında kusuru sebebiyle yapılan indirim sonrası belirlenen 717.729,96 TL tazminattan davacının kask takmaması sebebiyle Türk Borçlar Kanununun 52. Md uyarınca, takdiren %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak neticeden 574.183,97 TL tazminatın davalı sigorta şirketinin ZMSS poliçesinin sakatlık/ölüm giderleri teminatından karşılanması, sigorta şirketinin tazminatının sadece 390.000,00 TL miktarı ile sorumlu olması ve zorunlu arabuluculuk başvuru tarihi olan 16/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalı ... ve ... ... Ltd. Şti. Yönünden ise trafik kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması koşuluyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacının fazlaya ilişkin tazminat taleplerinin reddine, 4-Davacının sigorta şirketi yönünden kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinin reddine, 5-Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ve ... ... Ltd. Şti. müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, alacağı kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 6-Davacının davalı sigorta şirketine karşı ikame etmiş olduğu manevi tazminat davasının reddine, 7-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; hükmedilen maddi tazminat yönünden alınması gereken 40.446,20-TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 342,57-TL peşin harç ve 4.709,25-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.051,82-TL harcın mahsubu ile bakiye 35.394,39-TL harçtan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (davalı ... A.Ş.'nin 27.864,60-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 8-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; hükmedilen manevi tazminat yönünden alınması gereken 3.415,50-TL karar ve ilam harcının davalılar ... ve ..... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 10-Davacılar tarafından peşin yatırılan 80,70-TL başvurma harcı, 342,57-TL peşin harç ve 4.709,25-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.132,57-TL harcın davalılar ... A.Ş. ile ... ve .... Ltd. Şti. 'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 11-Davacılar tarafından yapılan;bilirkişi, müzekkere, tebligat, elektronik tebligat ve kep reddiyat gideri olmak üzere toplam 5.850,50-TL yargılama giderinin kabul red oranına göre 4.143,50 TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 12-Davalı .... Ltd. Şti. tarafından yapılan 89,00-TL yargılama giderinin 60,00 TL'sinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 13-Davalı ... A.Ş. tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına, 14-Davalı ... tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına, 15-Davacı maddi tazminat davasının kabul yönünden kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 92.814,69 -TL vekalet ücretinin davalılardan (... A.Ş. 65.187,09 -TL'lik kısmından sorumlu olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 16- Maddi tazminat davasının red yönünden davalılar kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen kısım üzerinden 62.777,14-TL vekalet ücretinin davalı sigorta şirketin vekalet ücretinin sadece 7.010,19 TL miktarı ile alacaklı olmak kaydı ile davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 16-Davacının Manevi tazminat davasının kabul yönünden davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve .... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 17-Manevi tazminat davasının red yönünden davalılar ... ve ...... Ltd. Şti. kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen kısım üzerinden 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara ödenmesine, 18-Manevi tazminat davasının red yönünden davalıl sigorta şirketi kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen kısım üzerinden 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya ödenmesine, 19-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 20-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.21/11/2024

Katip *** e-imzalıdır

Hakim *** e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/215, K. 2024/1055, T. 21.11.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-215-e-2024-1055-k-f7914eefd382