İlk Derece Mahkemesi · Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi

Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/557 E. 2024/351 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/557
Karar No
2024/351
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/557 Esas - 2024/351 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/557 Esas KARAR NO : 2024/351 HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/10/2023 KARAR TARİHİ : 07/06/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/06/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı olan müvekkilinin alacağını tahsil etmek maksadıyla davalılar aleyhine Akyazı Müdürlüğü'nün 2022/1143 Esas dosyasında taraflarınca başlatılan ilamsız icra takibinin davalıların itirazı nedeniyle takibin durdurulduğu, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, uyuşmazlığın müvekkili olduğu davacı tarafından ifa edilen iş bedeline karşılık kesilen faturalar ve cari hesaptan kaynaklanan alacağa ilişkin başlatılan icra takibine yapılan vaki itirazın iptalini istemiş, davalılardan borçlu şirket adına düzenlenen ve icra takibinin eki olan faturalar gereğince, hiçbir suretle ödeme yapmadıklarını, akabinde davalılar aleyhine Akyazı İcra Müdürlüğünün 2022/ 1143 Esas numaralı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı taraf borca itiraz etmiş ise de ödeme yaptığına ilişkin herhangi bir evrakı dosyaya sunmadığını, davaya konu icra takibine borçlu davalılar tarafından itiraz edilen Akyazı İcra Müdürlüğü'nün 2022/1143 Esas sayılı dosyasında mevcut icra takibi durdurulduğundan borçlu davalının Akyazı İcra Müdürlüğü 2022/1143 Esas sayılı dosyasında vaki haksız itirazının iptali ile icra takibinin devamını ve davalıların haksız itirazı nedeniyle davalılar aleyhine asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 23/11/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkil aleyhine davacı tarafından 14.12.2022 tarihinde Akyazı İcra Müdürlüğünün 2022/1143 E. sayılı icra dosyası ile 527.269,53 TL tutarlı takip başlatılmış ve 15.12.2022 tarihinde taraflarınca haksız başlatılan icra takibine karşılık itiraz edildiğini, dilekçe ekinde sunulmuş olan ödeme dekontları incelendiğinde taraflar arasındaki ticari satımdan kaynaklanan ilişki sebebiyle alınan mal ve hizmet karşılığında müvekkili olduğu davalı şirket tarafından davacıya ödemeler gerçekleştirildiğini, 1.008.880,40 TL ödeme yapılmış olduğunu ve ilgili satışa yönelik tahsilatların gerçekleştirildiğini, müvekkili olduğu davalanın, davacı tarafa karşı olan ödemelerini gerçekleştirmiş olduğunu, davacının, müvekkili olduğu davalıdan alacağı herhangi bir bedelin bulunmadığını, davalı hakkında başlatılan icra takibinin kötü niyetli olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Akyazı İcra Müdürlüğünün 2022/1143 Esas sayılı dosyasında takibe dayanak yapılan cari hesap ekstresi ve faturalar kapsamında davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı, Akyazı İcra Müdürlüğü 2022/1143esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, icra inkar tazminatının koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarındadır. Akyazı İcra Müdürlüğü'nün 2022/1143 Esas sayılı icra takip dosyası uyap sisteminden incelenmiş ve bir sureti dosya içerisine alınmıştır. Davacı vekili arabuluculuk son oturum tutanağını dosyaya ibraz etmiştir. Ali Fuat Cebesoy Vergi Dairesi Müdürlüğüne ve Ostim Vergi Dairesi Müdürlüğüne davacı ve davalıya ait BA (Beyyaname Alış) ve BS (Beyyanname Satış) formlarının mahkememize gönderilmesi için müzekkere yazılmış ve müzekkere cevabı dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi mahkememize ibraz etmiş olduğu 03/04/2024 tarihli raporunda ve 03/04/2024 tarihli raporda yapılan maddi hatanın düzeltimine ilişkin tanzim olunan 24/05/2024 tarihli ek raporunda; Davacının 2021 yılında defter beyan sistemine tabi olması nedeni ile tahsilatlara ilişkin veri bulunmamaktadır. 2022 kayıtları ise 31.12.2022 tarihli kapanış fişine göre 901.724,28-TL olup bu tutarda davacının istediği tutarın üzerindedir. Bu nedenle davacı tarafından dosyaya sunulan ödeme belgeleri ve kesilen faturaya ilişkin liste ve davalı tarafın kendilerinin ödemelerini gösterir liste karşılaştırılmış ve her iki listenin birbirinin aynısı olduğu görülmüştür. Buna göre davacı tarafından davalıya 980.634,28-TL tutarında fatura kesilmiş geri iade çek kaydıyla bu tutar 1.480.634,28-TL olmuştur. Bunun karşılığında ise her iki tarafın listesinde 14/06/2022 tarihli ödeme harici 1.007.880,40-TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda 14.06/2022 tarihli ödeme tutarı toplam alacak tutarını verecektir. Bu ödeme davacının 340 alınan sipariş hesaplarında 200.000,00-TL olarak yer almış olduğundan alacak tutarı 272.753,88-TL olacaktır." yönünde raporlarını Mahkememize ibraz etmiştir. Olaya ilişkin yasal düzenlemeler ve yargı içtihatları değerlendirilecek olursa; 1-İcra Takibine İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde) 2- Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. 2021/377 Karar) 3-Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. 4-Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 5- TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. 6- Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. 7-Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar ) 8-İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Davacı tarafından icra takibinin dayanağı olarak takip talebine ekli faturalar gösterilmiş, mahkemece davacının iddia ettiği alacak miktarının tespitinde teslim belgelerine dayalı faturalardaki alacağın sabit olduğu kabul edilmiştir. Ancak mahkemece icra takibine dayanak yapılan fatura konusu alacak miktarının ödenip ödenmediği noktasında, takip konusu edilmeyen faturalar da inceleme konusu yapılarak karar verilmesi yerinde değildir. (HGK 2017/(19)11-1309 e. 2021/377 k.) 9-Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren "kanuni unsurlar" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas- 2021/5363 karar) 10-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2019 tarihli 2017/19-919 E. 2019/886 K. sayılı "...6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz. Somut Olay Yukarıdaki Açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; 11-Davacı tarafından davalı aleyhine dava konusu edilen “cari hesap alacağı”başlıklı belgeye dayanarak Akyazı İcra Müdürlüğünün 2022/1143 esas sayılı takip dosyası ile 472.753,88-TL asıl alacak ve 54.515,65-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 527.269,53-TL üzerinden ilamsız takip başlattığı, başlatılan takipteki ödeme emrinin davalı borçluya 20.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ödeme emrine 15.12.2022 tarihinde ödeme emrinin tebliğinden önce itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa 21.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki bu davanın 16.10.2023 tarihinde 2004 sayılı yasanın 67.maddesindeki bir yıllık sürede açıldığı, davadan önce arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği anlaşılmış ve esasa geçilmiştir. 12-Davacının takibe dayanak ettiği belgenin cari hesap alacağı başlıklı belge olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda 10 numaralı paragrafta detaylandırıldığı üzere; cari hesap sözleşmesi hükümlerinin uygulanabilmesi için 6102 sayılı yasanın 89.maddesi uyarınca taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi anlaşmasının bulunmasının gerektiği, somut olayda taraflar arasında böyle bir sözleşmenin bulunmadığı, dosya kapsamı ve 10.paragraftaki ilkeler nazara alındığında önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumu şeklinde bir ilişki olduğu anlaşılarak taraflar arasındaki ilişkinin açık hesap ilişkisi olduğu (benzer yönde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Daresinin 2020/387 esas 2021/914 Karar) anlaşılmış ve yargılama açık hesap ilişkisine göre yürütülmüştür. 13-Taraflar arasındaki açık hesap ilişkisi incelendiğinde; taraflar arasında faturaya dayalı ticari ilişkinin bulunduğu, tarafların tüzel kişi tacir olduğu, faturaların tarafların ticari işletmelerini ilgilendirdiği anlaşılmıştır. Az yukarıda 3-9 arası paragraflarda detaylandırıldığı üzere; faturalar tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkiyi gösteren bir delil olmayıp, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, taraflar arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Yine TTK’nın 21.maddesine göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bu bağlamda taraflar arasındaki akdi ilişkinin olup olmadığının tespiti amacıyla davacının delil olarak dayandığı tarafların ticari defterlerin incelenmesi gerekmiştir. Taraflara ticari defterini sunmaları için tensip zaptı ile süre verilmiş, davacı vekili tarafından ticari defterler sunulmuş, davalı vekiline verilen sürede davalı vekili tarafından ticari defterler sunulmadığından 07.03.2024 tarihli duruşmada bu kez sonuçları da açıkça yazılarak davalı şirket vekiline muhtıra çıkartılmış, anılan muhtıra 13.03.2024 tarihinde davalı vekiline tebliğ edilmiş, ancak davalı vekili tarafından verilen kesin süre içerisinde ticari defterler dosyaya sunulmadığı gibi yerleri de bildirilmediğinden 6100 sayılı HMK’nın 220/3 ve 222/3.maddeleri gereği davacının usulüne uygun tutulan defter kayıtlarının hükme esas alınması gerekmiştir. Bu hususta dosyamıza sunulan 03.04.2024 tarihli bilirkişi raporuna göre; davacının 2021 yılında defter beyan sistemine tabi olması nedeni ile tahsilatlara ilişkin veri bulunmadığı, 2022 kayıtlarının ise 31.12.2022 tarihli kapanış fişine göre 901.724,28 TL olduğu, bu tutarında davacının istediği tutarın üzerinde olduğu, bu nedenle davacı tarafından dosyaya sunulan ödeme belgeleri ve kesilen faturaya ilişkin liste ve davalı tarafından kendilerinin ödemelerini gösterir listenin karşılaştırıldığı ve her iki listenin birbirinin aynısı olduğunun görüldüğü, buna göre davacı tarafından davalıya 980.634,28 TL tutarında fatura kesildiği geri iade çek kaydıyla bu tutarın 1.480.634,28 TL olduğu, bunun karşılığında ise her iki tarafın listesinde 14.06.2022 tarihli ödeme harici 1.007.880,40 TL ödeme yapıldığının anlaşıldığı, bu durumda 14.06.2022 tarihli ödeme tutarının toplam alacak tutarını vereceğini, bu ödemenin davacının 340 Alınan sipariş hesaplarında 200.000,00 TL olarak yer aldığından alacak tutarının 272.753,88 TL olacağı bildirilmiştir. Bilirkişi raporunun sonuç kısmında davacının kendi ticari defterlerinde davalıdan 243.843,88-TL alacaklı olduğu yazılmış ise de bilirkişi tarafından sunulan 21.05.2024 tarihli düzeltme raporu ile bu kısmın düzeltildiği, davacının kendi ticari defterlerinde davalıdan 272.753,88-TL alacaklı olduğunun bildirildiği, 03.04.2024 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmındaki hatanın mahkememizce de düzeltilebilir maddi hata kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmış, davacı vekilinin ek rapor alınması talebinin reddine karar verilmiştir. 14-Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Dosya kapsamında alınan 03.04.2024 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının ticari defterlerine göre davalıdan 272.753,88-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, alınan bilirkişi raporuna davalı vekili tarafında itirazda bulunulmadığı, davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı sunmuş olduğu 15.04.2024 tarihli beyan dilekçesinde taraflar arasında ödenmesi lazım gelen miktar 272.753,88-TL bakiye devam ettiğinin belirtildiği, davalı vekili tarafından ticari defterlerin süresi içerisinde dosyaya sunulmadığı, davalı tarafın ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış sayıldığı, davacının incelenen ticari defterleri neticesinde taraflar arasındaki icra takibine dayanak yapılan cari hesap ekstresine konu faturalar nedeniyle davacının davalıdan 272.753,88-TL alacaklı olduğu anlaşılmış ve davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından Akyazı İcra Müdürlüğünün 2022/1143 esas sayılı takip dosyası ile 472.753,88-TL asıl alacak ve 54.515,65-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 527.269,53-TL üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, davacının davalıdan alacak miktarının 272.753,88-TL olarak hesaplandığı, ayrıca davacı tarafın icra takibinde takipten önceki dönem için de faiz talep ettiği, 6098 sayılı yasanın 117.maddesi gereği muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceğinin düzenlendiği, icra takibinden önce davalının temerrüte düşürülmediği, dolayısıyla temerrütün icra takibi ile gerçekleştiği, takip öncesi işlemiş faizin de davacı tarafça talep edilemeyeceği, davalının icra takibine yaptığı itirazında kısmen haklı çıktığı anlaşılmış, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. 15-Davalı vekili tarafından yetki ilk itirazında bulunulmuş ise de icra takibinin cari hesap ekstresine konu faturalardan kaynaklanması, dava konusunun para borcu olması 6100 sayılı HMK'nın 10. Maddesi ve 6098 sayılı TBK'nın 89. Maddesi gereği para borçlarının götürülmesi gereken borçlardan olup alacaklının yerleşim yerinin mahkemesinin yetkili olduğu, davacının adresinin Sakarya ili sınırları içerisinde bulunduğu anlaşılmakla mahkememizin yetkisine yapılan itirazın reddine karar verilmiştir. G.D: Gerekçesi gerekçeli kararda açıklanmak üzere; 1-Açılan davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı borçlunun Akyazı İcra Müdürlüğünün 2022/1143 Esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 272.753,88-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Davalı itirazında asıl alacak yönünden kısmen haklı çıktığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Yürürlükte Bulunan Yargı Harçları Tarifesi gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 18.631,82-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 6.368,10-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 12.263,72-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye İrad Kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan; 269,85-TL Başvuru Harcı, 6.368,10-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 6.637,95-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; 3.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 170,25-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 3.170,25-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak (%51,73 kabul, %48,27 red) 1.639,98-TL lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geride kalan bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 42.913,08-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre red edilen kısım üzerinden hesaplanan 40.177,35-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Artan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine, 9-Arabuluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan 3.120,00-TL ücretin kabul red oranı(%51,73) kabul, (%48,27) red dikkate alınarak 1.613,98-TL'sinin davalıdan, 1.506,02-TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına, 10-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereğince taraflara tebliğine, Dair, davacı vekilinin yüzünde (e-duruşma vasıtasıyla) ve davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.11/06/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/557, K. 2024/351, T. 07.06.2024, www.arakarar.com/karar/sakarya-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-557-e-2024-351-k-d5b707c736cd