İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/649 E. 2026/238 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/649
Karar No
2026/238
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2017/617 KARAR NO : 2026/165

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 30/05/2017 KARAR TARİHİ : 19/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların maliki, sürücüsü ve sigortacısı olduğu ---- plakalı aracın, 04/01/2016 günü ----- ait sürücüsü----. çalışanı müvekkilinin kullandığı -----plakalı motosiklete çarpmasıyla maddi hasarlı ağır yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin kaza nedeniyle malul kaldığını, olay mahallinde yapılan keşif sonrası düzenlenen trafik bilirkişisinin raporunda, sürücü ---- asli kusurlu olduğu, müvekkili ----- kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığının belirtildiğini, kaza sonrası müvekkilinin uzun süre tedavi gördüğünü ve çalışmadığını, ihtiyaçlarını tek başına karşılayamadığını maddi ve manevi zarara uğradığını, davadan önce davalı sigorta şirketine başvurduklarını ancak cevap alamadıklarını iddia ile, tüm davalılar için maddi tazminat yönünden bilirkişice belirlenecek rakam üzerinden fazlaya dair talep artırım ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat ile 40.000,00 TL manevi tazminatın; davalı sigorta şirketi yönünden (maddi tazminatın poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere) müracaat tarihi olan 13/10/2016 tarihinden diğer davalılar yönünden olay tarihinden itibaren tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı ------. vekili cevap dilekçesinde özetle; yeni düzenlemeye göre zarar görenlerin doğrudan dava açma hakkı ortadan kaldırılmış, dava öncesinde sigorta kuruluşuna başvuru zorunluluğu getirildiğini, huzurda ikame edilen dava anılan dava şartına haiz olmadığından ötürü davanın usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da, müvekkili şirketin, karayolları trafik kanunu’nun 91. maddesi ve zorunlu mali mesuliyet sigortası (zmms) uyarınca, sigortalısının kusuru ile 3. şahıslara verdiği zararı poliçe teminat limiti ile sınrlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğunu, kusur oranlarının tespiti için hem adli tıp trafik ihtisas dairesi’nden hem de karayolları genel müdürlüğü fen heyeti’nden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, müvekkili şirketin poliçe dahilinde davacının tedavi giderleri ve tedavi döneminden sayılan geçici iş göremezlik dönemine ait zararlardan sorumlu olmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan ve sözde maluliyet oranlarını gösterdiği ileri sürülen raporların, yargılama neticesinde müvekkilimiz şirket aleyhine verilecek olası bir hükme esas teşkil etmesi hukuken mümkün değildir. bu nedenle maluliyet oranının adli tıp kurumu 3. ihtisas kurulu marifetiyle tespit ettirilmesi gerektiğini, haksız eylem sonucu yaralanma ve maluliyet sebebiyle açılacak maddi tazminat davalarında, tazminatın denkleştirilmesi kuralı gereğince, olay sebebiyle elde edilen kazanımların tazminat tutarından indirilmesi ile haksız eylem sonucu gerçekleşen gerçek zararın belirlenmesi ve ona göre tazminata hükmedilmesi gerektiğini, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatlar tespit edilerek, müvekkilimiz şirket aleyhine hükmedilecek olası bir tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı mirasçıları ----- vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin babası olan ---- aleyhine açılmış bahse konu davada, müşterek murisin 06/12/2022 tarihli vefatı sonrası müvekkillerine karşı yargılamaya devam edildiğini, müvekkillerinin ---- Sulh Hukuk Mahkemesine mirasın gerçek reddi için başvurduklarını ve neticesinde 10/03/2023 tarihli gerekçeli kararla taleplerinin kabulüne karar verildiğini, bu karar gereği müvekkilleri ------ kalan mirası TMK 605'e dayanarak kayıtsız, şartsız ve süresinde olmak üzere reddettiklerini, dolayısıyla mirasın reddiyle birlikte işbu dava dosyasında herhangi bir sıfatlarının kalmadığını belirterek müvekkilleri yönünden davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalıya dava dilekçesi ekli tensip tutanağı usulüne uygun tebliğ edilmiş ancak yasal süresi içinde davaya karşı cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.

İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, hukuki niteliği itibariyle; trafik kazası sebebiyle cismani zarara dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Davacı vekilince davalı ------ adına kayıtlı araca üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir şerhi konulması istenilmiş ise de; HMK m.389/1 hükmü uyarınca ihtiyati tedbir kararının uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceği ihtiyati tedbir konulması istenilen aracın uyuşmazlık konusu olmadığı, davanın maddi tazminat davası olduğu anlaşılmakla talebin reddine karar verilmiştir.Taraflarca delil olarak dayanılan hasar dosyası ve poliçe kayıtları, hastane kayıtları, SGK kayıtları, ----- Asliye Ceza Mahkemesi'nin ---- Es. sayılı dosyası, -----) Sulh Hukuk Mahkemesinin ------. Sayılı dosyası celp edilmiş ve sunulan diğer deliller ile birlikte incelenmiştir. Mahkememizce kurulan ara karar doğrultusunda davacı vekiline maddi zarara ilişkin taleplerini HMK m.31 hükmünce ayrıştırarak somutlaştırcağı dilekçesini sunmak üzere süre verilmiş davacı vekili tarafından sunulan dilekçede maddi tazminat talepleri, 4.500 TL geçici iş göremezlik tazminatı; 5.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatı; 500 TL doğrudan ve dolaylı tedavi ve iyileşme giderleri ile refakatçi giderleri ( eşinin refakatçi olarak kalmasından kaynaklanan maaşındaki eksilmenin de nazara alınması talepli) olarak ayrı ayrı belirtilmiştir. Davacının maluliyeti hakkında rapor alınmak üzere dosya Adli Tıp Kurumuna gönderilmiş, Adli Tıp Kurumu 2.ihtisas kurulu raporunda; özürlülük ölçütü esasları ve özürlülere verilecek raporlar hakkında yönetmelik hükümleri uyarınca kişinin tüm vücut engellilik oranının % 7 (yüzdeyedi) olduğu, İyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceğinin oy birliği ile mütalaa olunduğu bildirilmiştir. ------ Nöbetçi ATM'ye talimat yazılarak dosya arasında bulunan tedavi evrakları, ATK tarafından düzenlenen maluliyet raporu, ----- Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen maluliyet raporu davacı vekilinin 02/01/2020 tarihli ATK raporuna yönelik itirazları değerlendirilerek dosya arasında bulunan maluliyet raporları arasındaki fark açıklanmak sureti ile rapor düzenlenmesi istenmiş, ----- Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda; kişinin belirtilen sekelleri “30 Mart 2013 tarihli ve ---- sayılı ----- gazetede yayınlanan “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kürülu Raporları Hakkında Yönetmelik” ekindeki ölçüt kapsamında hesaplandığında kişinin özür oranının % 16 (onaltı) “olduğu, hastada meydana gelen geçici iş göremezlik süresinin 270 (ikiyüzyetmiş) gün olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Dosyada bulunan maluliyet raporları arasında çelişki bulunduğundan dosya ATK Genişletilmiş Uzmanlar Heyetine gönderilerek rapor alınmış, Adli Tıp Kurumu 2.üst kurulu raporunda; A- 30/03/2013 tarih ve --- sayılı ----- Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğe göre skatrise bağlı ayak bilek ekleminde hareketlerde kısıtlılık arızası nedeniyle; Kas İskelet Sistemi; I. Tablo 3.10'a göre dorsifleskiyon kaybı için özür oranı % 7 (hafif), II. Tablo 3.11'e göre inversiyon kaybı için özür oranı % 5 (orta-ciddi), eversiyon kaybı için özür oranı % 2 (hafif), Balthazard formülüne göre (%7, %5, %2) alt ekstremite özür oranı % 13, Tablo3.2'ye göre tüm vücut özür oranı %7 olarak tespit edildiğine göre; Kişinin tüm vücut engellilik oranının % 7 (yüzdeyedi) olduğu, B- İyileşme süresinin (geçici iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunduğu bildirilmiştir. Adli Tıp Kurumu 2.Üst Kurulu tarafından çelişkilerin gerekçesi açıklanmadan rapor düzenlendiği görülmekle, dosyanın farklı maluliyet oranlarına ilişkin çelişkilerin giderilerek ve gerekçesinin belirtilerek Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmeliğe uygun Ek rapor düzenlenmesi için ATK Genişletilmiş Uzmanlar Heyetine gönderilmiş, düzenlenen raporda; "A- 30/03/2013 tarih ve ---- sayılı ------ Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu raporları hakkında yönetmeliğe göre skatrise bağlı ayak bilek ekleminde hareketlerde kısıtlılık arızası nedeniyle; Kas İskelet Sistemi; I. Tablo 3.10… % 7 (dorsifleskiyon kısıtlılığı, hafif) II.Tablo 3.11… % 5 (inversiyon kısıtlılığı, orta-ciddi) + %2 (eversiyon kısıtlılığı, hafif) Balthazard formülüne göre … % 13,42 Tablo3.2 … %7 Kişinin tüm vücut engellilik oranının % 7 (yüzdeyedi) olduğu, B- İyileşme süresinin (geçici iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceğinin oy birliği ile mütalaa olunduğu, C- Özürlülük Ölçütü ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümlerinin değerlendirilmesinin rapor tarihinde mevcut evrak doğrultusunda kişide mevcut olan arıza ve hastalığa göre yapıldığı, bir raporda mevcut olduğu tespit edilen hastalıkların bir başka raporda iyileşmiş veya vasfı değişmiş olduğundan her iki raporun farklı olabileceği, ayrıca bazı arızaların farklı maddelerde değerlendirilebildiği ve bunun hangi maddede değerlendirileceğine ait kesin yönergeler bulunmadığı, takdirinin hekimin tercihine bırakılmış olduğu, bu nedenle farklı oranlar çıkabildiği, bu durumların yönetmelikten kaynaklandığı, bu nedenle çeşitli kurumlar tarafından daha önce düzenlenmiş engellilik/özürlülük oranı raporlarının objektif olarak değerlendirilemeyebileceği ve çelişkilerden bahsedilemeyeceği oy birliği ile mütalaa olundu" bildirilmiştir. Belirlenen uyuşmazlık noktalarının teknik değerlendirme gerektirmesi sebebiyle dosya trafik konusunda uzman bilirkişi --- ile aktüer uzmanı bilirkişi ---- tevdi edilmiş, anılan bilirkişi heyeti tarafından sunulan 18/08/2025 tarihli rapor ile davacı vekili tarafından sunulan okunaklı bordro suretleri birlikte incelenmek suretiyle Ek rapor tanzimi için yeniden aktüer bilirkişisine tevdi edilerek alınan 06/10/2025 tarihli rapor içeriği denetime elverişli görülerek hükme esas alınmıştır. Davacı vekilince verilen 17/11/2025 tarihli talep artırım dilekçesinde; 5.000,00 TL talep ettikleri sürekli iş göremezlik tazminat alacağını 631.905,85 TL'ye arttırmak suretiyle (davalı sigorta şirketi yönünden 310.000,00 TL poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere ) davalı sigorta şirketi yönünden 21/10/2016 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden olay tarihi olan 04/01/2016 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tüm davalılar yönünden (davalı sigorta şirketi açısından poliçe limiti 310.000,00 TL ile sınırlı olarak)müşterek ve müteselsilen tahsiline, ayrıca talep ettikleri 40.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan olay tarihi 04/01/2016 itibariyle yasal faizinin uygulanarak müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiy ve harcını yatırdığı görülmüş olup söz konusu dilekçe HMK m.27 hükmü kapsamında davalı tarafa tebliğ edilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; 04/01/2016 tarihinde davalı ---- maliki olduğu davalı ---- ZMMS poliçesi ile sigortaladığı, davalı ------ sevk ve idaresindeki ---- plakalı aracın davalının yönetimindeki ------ plakalı motosiklete çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının malul kalıp kalmadığı, var ise maluliyet oranı davalılardan talep edebileceği geçici ve sürekli iş göremezlik tazminat miktarı, bakıcı gideri zararının miktarı ile temerrüt başlangıç tarihi, manevi tazminat yönünden davalıların sorumlu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Davacı vekili son celsede; "Biz beyan ve talep artırım dilekçelerimizi tekrar ederiz, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararımızdan feragat ediyoruz, sunduğumuz talep artırım dilekçemiz doğrultusunda davamızın kabulüne karar verilmesini talep ediyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur. Tüm dosya kapsamına göre; davalıların maliki, sürücüsü ve sigortacısı olduğu ---- plakalı aracın, 04/01/2016 günü --- ait ve davacı sevk ve idaresindeki ----- plakalı motosiklete çarparak davacının yaralanmasına sebep olduğu, toplanan deliller ve ceza kovuşturmasında alınan bilirkişi raporundaki mütalaa ile iş bu dosyada alınan kusr raporundaki tespitler kapsamında davalı muris ---- sevk ve idaresindeki ------- plakalı otomobili ile kaza mahallinde yolun sağında park halinde iken parktan çıkıp sola dönüş manevrası yapmadan önce aracının sol gerisinden araç gelebileceği ön görülebilir tehlikesine karşı aracının sol gerisini kontrol edip görüşü açık yolda sol gerisinden gelmekte olan davacının motosikletine geçiş önceliği hakkını verip geçmesini bekledikten sonra manevrasını yapması gerekirken bu hususlara riayet etmeyip aksine davranarak; kazanın oluş şeklinden ve araçların birbirlerine temas kısımlarından anlaşıldığı üzere; kontrolsüz olarak parktan çıkış manevrası yaparak sol gerisinden gelip yanından geçmekte olan davacının motosikletinin sağ yan kısımlarına çaparak kazanın oluşumuna sebebiyet vermek suretiyle tedbirsiz ve dikkatsiz davranarak KTK m. 67/a ve 84/j hükümlerini ihlal etmek suretiyle tam ve asli kusurlu olduğu, davacının ise; kazayı doğuran tehlikeyi iki araç arasında yakın mesafe varken oluşması sebebiyle kazanın meydana gelmesini engelleyemeyeceği ve bir kural ihlalinin bulunmadığı, bu sebeple herhangi bir kusur izafe edilemeyeceği kanaatine varıldığı, bunun yanında zararın oluşmasında müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı hususunda ise motosiklet sürücüleri için kask harici koruma tertibatlarının (dizlik kolluk eldiven vb) zorunlu olmadığı, bu ekipmanların şehir içinde kullanılmasının henüz aksi kınanacak kadar yaygın olmadığı, olayda davacının motosikletinin ilk çarpma darbesini aldığı sağ yana gelen sağ bacağından yaralandığı, buna göre kask takıp takmaması ile maruz kaldığı zararlı sonuç arasında bir nedensel bulunmadığı ve davacının buna göre bir müterafik kusurunun bulunmadığı değerlendirilmiş ve davacıya müterafik kusur yüklenemeyeceği kanaatine varılmış, hükme esas alınan ve kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümlerince hazırlanan raporda kaza sebebiyle davacı uhdesinde oluşan tüm vücut engelinin % 7 oranında olduğu ve iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, bu veriler ile birlikte davacının dava dı-----çalışanı olması dolayısıyla son bordrosu dikkate alınarak hazırlanan aktüer raporunda ise sürekli iş göremezlik zararının 631.905,85 TL olduğu, geçici iş göremez olduğu dönemde maaşını almaya devam ettiği ve her ne kadar yapılan ödemelerin kesinti yapılmak suretiyle yapıldığı iddia edildiyse de bu hususta bir delil sunulmaması sebebiyle geçici iş göremezlik zararının hesaplanamadığı belirtilmiş, iş bu rapor ve mütalaa denetime elverişli görülerek esas alınmış, davacının iş bu zararından davalı sürücü ----- TBK m.49 , işleten ----- KTK m.85 ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısının ise KTK m.91 hükümleri gereğince ve poliçe limitleriyle sorumlu olduğu kanaatine varılmışsa da yargılama devam ederken davalı sürücü ------vefat etmesi sebebiyle davacıya verilen yetki ile açılan davada anılan davalının veraset ilamı alınarak dava, HMK m.55 hükmünce mirasçılarına yönlendirilmiş, mirasçılardan----mirası reddettiğine dair ilamı dosyaya sundukları ancak ----- bu hususta herhangi bir beyan sunmadığı anlaşılmakla mirası reddeden mirasçılar yönünden maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmiş, davacı vekili son celse de geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararına ilişkin davasından feragat ettiğini bildirmesi sebebiyle bu istemler yönünden açılan davaların tüm davalılar yönünden feragat sebebiyle reddine karar verilmiş, davacının maddi tazminat istemine ilişkin davasında ise dava ve talep artırım dilekçeleri doğrultusunda davalılar ------ aleyhine yönelttiği maddi tazminat davasının kabulü ile 631.905,85 TL'nin davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 310.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere; davalı sigorta şirketi yönünden 26/10/2016 (13/102016 baivuru ve KTK m.99 hükmü gereğince 8 iş günü sonrasına denk gelen tarih), diğer davalılar yönünden ise 04/01/2016 (kaza) tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi (talebin yasal faiz olması ve trafik sigortasına konu aracın hususi olması sebebiyle) ile birlikte anılan davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bunun yanında kaza sebebiyle yaşanan yaralanmanın davacı uhdesinde oluşturduğu üzüntü ve elem TBK m.56/I hükmünce değerlendirilmiş, yaşanan olayın asla bir maddi karşılığının olmaması ve ayrıca manevi tazminatın da zenginleşme aracı olmayacağına dair ilkeler kapsamında, söz konusu kazanın davacı uhdesinde manevi zarara da sebebiyet verdiği kanaatine varılarak hakkaniyet ilkesi (TMK m.4), tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve olayın oluş şekli ile kusur oranları da dikkate alınarak talep edilen tazminatın kısmen kabulüne kısmen reddine karar karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalılardan ------ yargılama sırasında vefat etmesi ve davanın yöneltildiği mirasçıları -------mirası reddetmesi sebebiyle anılan mirasçı davalılar yönünden maddi ve manevi tazminat istemlerinin REDDİNE, 2-Davacının maddi tazminat talebine ilişkin davasını somutlaştırdığı beyan dilekçesi ve bu celseki beyanı dikkate alınarak bakıcı gideri zararı ve geçici iş göremezlik zararına ilişkin maddi tazminat davasının tüm davalılar yönünden feragat nedeniyle REDDİNE, 3-Davacının maddi tazminat istemine ilişkin dava ve talep artırım dilekçeleri doğrultusunda davalılar ------Aleyhine yönelttiği maddi tazminat davasının KABULÜ ile 631.905,85 TL'nin davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun 310.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere; davalı sigorta şirketi yönünden 26/10/2016, diğer davalılar yönünden ise 04/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte anılan davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacının manevi tazminat istemine ilişkin davasının KISMEN KABULÜ ile, 30.000,00 TL'nin davalılar------ 04/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 5-Alınması gereken 45.214,79 TL karar ve ilam harcından peşin ödenen 170,78 TL peşin harç ile 2.142,00 TL ıslah toplamı 2.312,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 42.902,01 TL harcın davalılar------- 20.091,01 TL'sinden sorumlu olmak üzere)'den müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına, 6-Davacı tarafça yapılmış, 31,40 TL başvurma harcı, 170,78 TL peşin harç, 2.142,00 TL ıslah harcı olarak toplam 2.344,18 TL harç giderinin davalılar------ 1.097,77 TL'sinden sorumlu olmak üzere)'den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yapılmış, tebligat, müzekkere ve bilirkişi ücreti olarak toplam 23.737,19 TL masraf ile 9.616,00 TL Adli Tıp Fatura ücreti olmak üzere toplam 33.353,19 TL yargılama giderinden kabul edilen kısma isabet eden 32.612,74 TL'sinin davalılar -------15.272,54 TL'sinden sorumlu olmak üzere)'den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8-Kabul edilen maddi tazminat talebi yönünden, avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 100.785,88 TL vekalet ücretinin davalılar ------- 49.445,55 TL'sinden sorumlu olmak üzere)'den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 9-Feragat edilen maddi tazminat talebi yönünden, avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı ------- verilmesine, 10-Kabul edilen manevi tazminat talebi yönünden, avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar------müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 11-Taraflarca yatırılmış gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2021/649, K. 2026/238, T. 05.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-649-e-2026-238-k-8273901e704e