İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/616 E. 2022/985 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/616
Karar No
2022/985
Karar Tarihi

T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/616 Esas - 2022/985 T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/616 Esas KARAR NO : 2022/985

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ... VEKİLİ : ... - ... DAVALILAR : 1- ... - ... ... 2- ... - ... ... VEKİLİ : ... - ...

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 27/08/2021 KARAR TARİHİ : 08/11/2022 YAZIM TARİHİ : ... Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili banka ile asıl borçlu sıfatıyla ... arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine davalılar ... ve ...'nün müteselsil kefil olarak katıldığını, sözleşme gereğince kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek ...Noterliği'nden gönderilen 24/03/2021 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamenin sonuçsuz kalması üzerine ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin .../... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiğini, davalıların itirazı üzerine icra takibinin durduğunu, itirazın haksız olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını belirterek ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin .../... E. sayılı icra takibine yapılan itirazın iptaline, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ; Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı bankanın alacağının ticari bir ilişkiden kaynaklandığını, ticari ilişkinin davacı bankayla dava dışı 3.Kişi ... arasında olduğunu, kefil sıfatıyla dava edilen müvekkillerin gerçek kişi olduklarını ve ilgili ticaretin tarafları olmadığını, bir tarafın tüccar olmadığı davalarda görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğunu, dava dışı 3.Kişi ...’nin iş bu davaya dahil edilmemesi durumunda görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğunu belirtilerek yetkili mahkeme yönünden itirazda bulunduklarını, müvekkillerinin kefil olduğu ...' nin iflas sürecinde olduğunu, ... İflas Müdürlüğü'nde iflas tasfiyesinin devam ettiğini, bu nedenle davanın müflise ihbarını talep ettiklerini, BDDK' nın 17/03/2020 tarihli ve ... sayılı kararına aykırı olarak hesapların kat edildiğini, müvekkillerinin gönderilen ihtarnameye itiraz ettiğini, kesinleşmiş bir hesap katı olmadığını, bankanın tek taraflı olarak yaptığı hesaplamanın yanlış olduğunu, davanın, müflis hariç tutularak kefil olan müvekkillerine yöneltilmesinin iyi niyetli bir davranış olmadığını, banka kayıtlarının tek taraflı delil kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava İİK'nun 67.maddesi gereğince açılan ve genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davası olup deliller bu çerçevede toplanarak değerlendirilmiştir. Davanın, 7155 Sayılı yasanın 20. md. ile 6102 sy. TTK'na eklenen 5/A maddesi kapsamına girdiği ve dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olarak düzenlendiği, davacı vekili tarafından arabuluculuk son tutanağının ibraz edildiği, dava şartının yerine getirildiği görülmüştür. Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu sıfatıyla ..., müteselsil kefil sıfatıyla davalılar ... ve ... arasında 19/04/2017 tarihli 2.000.000.TL. limitli kredi sözleşmesi imzalanmıştır. Davalıların kefalet limiti 3.000.000 TL dir ve TBK'nın 583.maddesindeki şekil şartlarını taşımaktadır. TBK'nın 584/1. Maddesi gereğince; Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. Ancak 28/03/2013 tarihli 6455 S.K. ile eklenen 3. Fıkra ile; Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler için eş rızası aranmayacağı belirtilmiştir. Davalılar karı koca olup birbirlerinin kefaletine rıza göstermişlerdir. Ayrıca davalılar asıl borçlu şirketin ortağıdır. Bu kredi sözlemesi gereğince, kullandırılan kredi borçlarının ödenmemesi üzerine hesaplar 24/03/2021 tarihinde kat edilerek ... Noterliği'nden 24/03/2021 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname gönderilerek borcun 24 saat içinde ödenmesi istenmiştir. İhtarname davalılar ... ve ...'ye 26/03/2021 tarihinde tebliğ edilmiş, süresinde ödeme yapmayan davalılar 30/03/2021 tarihinde temerrüde düşmüştür. Davacı-alacaklı, Adana Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün 2021/... esas sayılı dosyasında 01/06/2021 tarihinde davalı-borçlular hakkında 2.766.570,79 TL asıl alacak, 136.354,02 TL işlemiş faizi, 6.817,70 TL faizin %5'i BSMV, 1.788,05 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 2.911.530,56 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatmış, davalı borçluların süresinde yaptığı itiraz üzerine takip durmuştur. TBK'nın 586. maddesi uyarınca; alacaklının asıl borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefil hakkında takip yapabilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve bu konuda kendisine gönderilmiş ihtarın sonuçsuz kalması gerekir. (Yargıtay 19 HD : 2020/4459 E. 2021/5808 K., 2020/3228 E. 2021/5789 K.) Bu nedenle, asıl borçlunun iflasına karar verilmiş olması davalı kefillerin takibine engel değildir. Alacağın kat tarihi itibariyle kayıtlardan tespit edilmesi, temerrüt tarihine kadar işleyen akdi faiz ile BSMV nin ana paraya ilave edilerek kapitalize edilmesi ve bu şekilde oluşan ana paraya takip tarihine kadar temerrüt faizi uygulanması gerekmektedir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-822 esas 2018/1754 karar , 19 HD. 2016/5391 esas 2017/2354 karar sayılı kararları ) takip talebinde takibe kadar akdi faiz istendiği belirtilmiştir. TBK’nun 589. maddesine göre; kefil, kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumlu olup, sözleşmede gösterilen azami kefalet limiti aşılmamak üzere asıl borç ile asıl borçlunun kusur ve temerrütünden sorumludur. Kefil ayrıca kendi temerrütünün sonuçlarından da sorumludur. Ancak 6102 sayılı TTK’nun 7. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde: “Ancak, kefil ve kefillere, tahahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez.” hükmüne yer verilmiştir. TTK 8/1 maddesine göre; ticari işlerde faiz oranı sözleşme ile serbestçe belirlenebilir. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklı tutulmuş, başkaca bir istisna getirilmemiştir. TTK'nın 9. Maddesinde ise, ticari işlerde; kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu hükümde, mevzuat olarak 3095 sayılı yasa hükümleri amaçlanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 8. ve 9. maddeleri ticari işler bakımından özel hüküm niteliğinde olduğundan ticari işlerde bu hükümlerin uygulanması gerekir. 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümleri ticari işlerde uygulanamaz. (Yargıtay 19. HD 2019/1730 E. 2019/4833 K., 11. HD 2020/3350 E. 2020/5575 K.) Genel Kredi Sözleşmesi'nin 12. maddesinde; müşterinin temerrüdü halinde, bankaca kredilere uygulanan en yüksek faizin %50 si fazlası oranında temerrüt faizi uygulanacağı belirtilmiştir. Mahkememizce görevlendirilen bankacı bilirkişi Prof Dr. ...'ın ibraz ettiği 17/05/2022 havale tarihli raporda özetle; icra takip tarihi itibarı ile davalıların davacı bankaya 2.527.845,81 TL asıl alacak, 132.269,53 TL işlemiş faiz, 6.613,48 TL BSMV ve 1.788,05 TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 2.668.516,87 TL'den sorumlu olduklarını beyan etmiştir. Mahkememizce 07/06/2022 tarihli celsede; son taksitin ödendiği tarih itibariyle kalan ana paranın 2.467.069,64 TL olduğu, ayrıca temerrüt tarihine kadar akdi faiz ve faiz üzerinden BSMV hesaplanarak temerrüt tarihi itibariyle anaparaya eklendikten sonra takip tarihine kadar temerrüt faizi hesaplanması, diğer taraftan taraf vekillerinin itirazlarının değerlendirilmesi için ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 24/06/2022 tarihli ek bilirkişi raporunda; bilirkişi kök rapordaki kanaatte bir değişiklik olmadığını, ilk taksidin ödenmediğini, kalan anapara borcunun 2.500.152,20 TL olduğunu, ilk taksit ödenmiş kabul edilirse kalan anapara borcunun 2.467.069,64 TL olacağını, ödenmeyen ilk taksitin tarihi ile hesap kat tarihi arasındaki sürenin (187 gün) 180 günden fazla olduğunu, bu sebeple, davacı banka alacaklarının 9312 sayılı BDDK kararına göre muaccel olduğunu beyan etmiştir. Süre verilmiş olmasına rağmen ilk taksitin ödendiği konusunda herhangi bir belge ibraz edilmemiştir. Bu nedenle asıl raporda yapılan hesaplama, dosya kapsamına ve yöntemine uygun bulanarak hükme esas alınmıştır. Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinde, krediler risklerine göre gruplandırılmış, ödemesi 30 günden az geciken krediler 1. grup, 30 ile 90 gün arasında gecikenler 2. grup, 90 ile 180 gün arasında gecikenler 3. grup, 180 gün ile 1 yıl arasında gecikenler 4. grup, 1 yıldan fazla gecikenler 5. grup olarak nitelendirilmiştir. (maddede başka kriterler de bulunmaktadır.) BDDK'nın 17/03/2020 tarihli ... sayılı kararı ile; 4. ve 5. maddeler kapsamında kredilerin donuk alacak sınıflandırılması için öngörülen 90 gün gecikme süresinin, bu kurul kararı tarihi itibariyle birinci ve ikinci grupta izlenen krediler için 31.12.2020 tarihine kadar 180 gün olarak uygulanmasına karar verilmiştir. Yönetmeliğin 5. md.de ise; 3,4 ve 5. grupta sınıflandırılan krediler donuk alacak olarak tanımlanmıştır. Bu yönetmeliğin amacı 1. maddesinde belirtildiği üzere; bankaların kredilerinin niteliklerine göre sınıflandırılması ve bunlar için ayrılacak karşılıklara ilişkin usul ve esasları belirlemektir. Takip şartı olarak getirilmiş bir düzenleme değildir. Kaldı ki somut olayda zaten 180 günden fazla süre geçmiştir. Yukarıda belirtilen tüm bu nedenlerle; davacı ile dava dışı asıl borçlu ... arasında imzalanan ve davalıların kefil olarak katıldığı genel kredi sözleşmesi gereğince kullandırılan kredinin ödenmediği, hesabın kat edilerek davalıya gönderilen ihtarnamenin sonuçsuz kalması üzerine icra takibi başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu, davalıların kefaletlerinin TBK.'nın 583 ve 584.maddeleri gereğince geçerli olduğu, kendilerini bağladığı , asıl borçlunun iflasına karar verilmesinin davalı kefillerin takibine engel teşkil etmediği, nakit kredi borçlularının muaccel olduğu, asıl borçlu ve davalı kefillerin temerrüte düştükleri, TBK'nın 589 ve TTK'nın 7.maddesi gereğince davalı kefilin kefalet limitine kadar ve ayrıca kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olduğu anlaşıldığından, davanın kısmen kabulüne, itirazın 2.527.845,81 TL asıl alacak, 132.269,53 TL İşlemiş faiz, 6.613,48 TL BSMV, 1.788,05 TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 2.668.516,87 TL üzerinden iptaline, alacağın likit ve itirazın haksız olduğu gözetilerek %20 oranında inkar tazminatına karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Nedenleri gerekçeli kararda açıklanacağı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, Davalıların ... Banka Alacakları İcra Dairesi'nin .../... E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın; 2.527.845,81 TL asıl alacak, 132.269,53 TL İşlemiş faiz, 6.613,48 TL BSMV, 1.788,05 TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 2.668.516,87 TL üzerinden iptaline. Takibin bu miktar üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren %29.90 oranında temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 BSMV uygulanmak suretiyle devamına, Alacağın hüküm altına alınan kısmının %20'si oranında olmak üzere hesaplanan 533.703,37 TL inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, 2-Davanın kabul edilen kısmı üzerinden karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 182.286,39 TL karar ve ilam harcının, davalılardan tahsil edilerek Hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, kararın verildiği tarihte yürürlükte olan AAÜT'ne göre davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 231.055,51-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, Davalılar kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, kararın verildiği tarihte yürürlükte olan AAÜT'ne göre davanın red edilen kısmı üzerinden hesaplanan 37.021,92-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 1.300,50TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.191,95 TL'sinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, kalan masrafın davacının üzerinde bırakılmasına, 5-T.C. Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenmesine karar verilen 1.360,00 TL Arabuluculuk Ücretinin davanın kabul edilen kısmına göre 1.246,48 TL sinin davalılardan, kalan 113,52 TL sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye irat kaydına, 6-Hüküm kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, Dair, HMK.'nun 341/1 ve 345.maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, aynı yasanın 343.maddesi gereğince mahkememize yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İSTİNAF YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2021/616, K. 2022/985, T. 08.11.2022, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-616-e-2022-985-k-38b4c53b4cf9