İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/611 E. 2026/185 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/611
Karar No
2026/185
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/611 Esas KARAR NO : 2026/185 DAVA : Alacak (İhracat Kredi Sigortası Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/09/2021 KARAR TARİHİ : 04/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (İhracat Kredi Sigortası Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde : Müvekkili şirketin --------menşeli dava dışı ---------- şirketine 52.464,40 EUR, 37.645,92 EUR ve 23.284,96 EUR olmak üzere toplam 113.395,28 EUR tutarında içecek ürünleri ihraç ettiğini, ihracata konu ürünlerin -------- limanından --------- limanına-------- şirketi aracılığıyla sevk edildiğini, nakliyat şirketi kanalıyla 20.08.2019-25.08.2019 ve 15.09.2019 tarihlerinde malların eksiksiz ve kusursuz olarak teslim edildiğine ilişkin tutanakların sunulduğunu, müvekkilinin 10.07.2019, 17.07.2019 ve 07.08.2019 tarihli faturalarla üstlenmiş olduğu edimini yerine getirmiş olsa da dava dışı --------- şirketinin yalnızca 16.626,75 EUR tutarında peşin ödeme yaptığını, bakiye alacağın ödenmediğini, bunun üzerine müvekkilinin ---------Ş. ile 22.10.2018 tarihinde akdedilen kısa vadeli kredi ihracat sigorta poliçesine istinaden alacağın tahsili amacıyla girişimde bulunduğunu, müvekkilinin tüm prosedürleri ikmal etmiş olmasına rağmen, 23 ay boyunca sigorta kapsamında bir tahsilatın sağlanamadığını, ara buluculuk dava şartının yerine getirildiğini, anlaşmama ile sonuçlandığını, davalı nezdinde 22.10.2018 tarih ve ------- no.lu poliçenin düzenlendiğini, müvekkilinin alıcı analiz ücreti ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiğini, bu ödemenin 02.07.2019 tarihli -------- dekontu ile sabit olduğunu, müvekkilinin malları sevk etmeden önce davalıya 01.07.2019 tarihinde 100.000,00 EUR tutarlı alıcı limit bildiriminde bulunduğunu, müvekkilinin, davalıya 02.04.2020 tarihli SK09 no.lu tazminat talep formu ile müracaat ederek ticari rizikonun gerçekleşmiş olması nedeniyle tazminat talebinde bulunduğunu, müvekkilinin sigorta prim borcunu --------- Bankası kanalıyla 04.09.2019 tarihinde 2.795,13 TL olarak ödediğini, yine beyanda bulunma, bilgi verme, zararı önleme ve azaltma yükümlülüklerinin de yerine getirildiğini, vadesi geçmiş alacak bildiriminde bulunulduğunu, 08/10/2019-15/10/2019-05/11/2019 ödeme tarihlerinde her tür ihtara kayıtsız kalan ve ödeme yapmayan dava dışı şirketin temerrüde düşmesiyle poliçenin 1A.b maddesi uyarınca ticari riskin gerçekleştiğini, başvurunun üzerinden 45 gün geçmesiyle de alacağın muaccel hale geldiğini, 02/04/2020 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu, davalının işi sürüncemede bırakarak tazminat ödeme borcunu yerine getirmediğini, davalının ---------- şirketinin imza sirkülerinin ibraz edilmesini talep ettiğini, öyle bir belgenin ibrazının halefiyet açısından hiçbir ehemmiyet taşımamakta olup Kısa Vadeli Kredi İhracat Sigortası Poliçesi m. 15 "Zarar kesinleşme süreleri sona erse dahi, ----------- bahse konu olan incelemeler tamamlanmaksızın tazminat ödemesi yapılamaz" hükmünde yer alan inceleme faaliyetinın kötüye kullanıldığını, yaklaşık 2 sene boyunca yapılan yazışmalar ile işin sekteye uğratıldığını, TTK 1427 maddesinde yer alan araştırma ve tahkikatın tazminat istemini doğuran olayın teyit edilmesi amacını taşıdığını, bu kapsamda her tür bildirim ve beyan yükümlülüğünü yerine getirdiklerini, ancak davalının sigorta poliçesi 15.maddeden doğan inceleme hakkını kötüye kullanarak kendisini zarara uğrattığını, alacak miktarının sözleşmeye göre belirlenmesi gerektiğini, taraflar arasında imzalanan Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Genel Poliçe Sözleşmesi m. 13 uyarınca sigortalanan riskten kaynaklanan toplam zararın %90'ının karşılanacağı, m. 16.b uyarınca tazminatın USD cinsinden ileri sürülmesi ve m, 15.g uyarınca LIBOR faizi tatbik edileceği hesaba katılarak; 15.07.2019 sevkiyat için 28.06.2019 tarihindeki EUR/ USD çapraz kur oranı olan 1.1383 esas alınırsa 44.569,50 EUR 50.733,46 USD'ye tekabül ettiğini ve tazminat talebinin muaccel hâle geldiği 15.12.2019 tarihinden itibaren 1.73738 LIBOR faizi uygulanması gerekeceğini (13.12.2019 oranı), 23.07.2019 sevkiyat için 28.06.2019 tarihindeki EUR/ USD çapraz kur oranı olan 111383 esas alınırsa 31.999,04 EUR 36.424,50 USD'ye tekabül etmekte olup tazminat talebinin muaccel hâle geldiği 16.12.2019 tarihinden itibaren 1.744488 LIBOR faizi uygulanması gerekeceğini (16.12.2019 oranı),12.08.2019 sevkiyat için 31.07.2019 tarihindeki EUR/USD çapraz kur oranı 1.1149 esas alınırsa 20.795,89 EUR 23.185,33 USD'ye tekabül ettiğini ve tazminat talebinin muaccel hâle geldiği 15.12.2019 tarihinden itibaren 1.79938 LIBOR faizi uygulanması gerekeceğini (27.12.2019 oranı) davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 99.308,961$'ın m. 15.g doğrultusunda muacceliyet tarihi olan 15.12.2019'dan itibaren işletilecek LIBOR faizi tatbik edilerek fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının tazmin edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde : davacı tarafından müvekkili bankaya gönderilen 01.11.2019, 02.11.2019 ve 14.11.2019 tarihli Vadesi Geçmiş Alacaklar Aylık Bildirim Formları ile tazminat başvurusunda bulunularak sevkiyatlara ilişkin bedellerin vade tarihlerinde --------- yerleşik ---------- firmasından tahsil edilemediğinin beyan edildiğini, dava dışı alıcı şirket ile irtibata geçilemediğini gerek müvekkili, gerek --------- Büyükelçiliği Ticaret Müşavirliği ve gerekse ilgili ülkede görevli avukat tarafından herhangi bir iletişim sağlanamadığını, alıcı firmadan herhangi bir yanıt alınmaması üzerine, tazminat sürecine geçilebilmesini teminen davacı sigortalıya 25.03.2020 tarihli yazı ile Tazminat Talep Formu gönderilip form ekinde iletilmesi gereken belgelerin bildirildiğini, davacı sigortalı tarafından Tazminat Talep Formları doldurularak ekli belgelerle birlikte 02.04.2020 tarihinde müvekkiline iletidiğini, inceleme sırasında; 15.07.2019 tarihinde gerçekleştirilen 16.626,75 EUR tutarlı peşinat ödemesinin “---------” açıklamasıyla yapıldığı, ancak doğrudan -------- firması tarafından gönderilmediği, ödemeye ilişkin swift mesajının gönderici kısmında--------- yerleşik --------- isminin yer aldığının görüldüğünü, şeklen alıcı firma tarafından kaşe ve imza ile onaylandığı görülen teslim tutanakları dahilinde, sevkiyatlara konu malların eksiksiz ve kusursuz olarak teslim alındığının beyan edildiği, sevkiyatlara aracılık eden ---------- Şti. tarafından da, söz konusu sevkiyatlara konu malların alıcı firma tarafından teslim alındığının belirtildiğinin görüldüğünü ancak sevkiyatlara ilişkin düzenlenen proforma faturalarda da alıcı firmanın kaşe ve imzası yer almakla birlikte faturalar ile teslim tutanakları üzerinde yer alan imzaların birbirinden farklı olduğunun tespit edildiğini, davacıdan alıcı firmadan malların teslim alındığına dair temin edilen yazıların iletildiği e-posta mesajları ile alıcı onaylı proforma faturaların iletildiği e-posta mesajlarının orijinal hallerinin talep edildiğini, davacı tarafından alıcı firmanın --------- yerleşik --------- aracılığıyla kendileri ile temasa geçtiği ve söz konusu belgelerin adı geçen firma vasıtasıyla temin edildiği, proforma faturalar ile teslim tutanaklarının e-posta mesajı ile temin edilmediği, alıcı tarafından -------- firması ile yüz yüze yapılan görüşmede elden teslim alındığının bildirildiğini bunun üzerine davacıya gönderilen 30.10.2020 tarihli e-posta'da, söz konusu sevkiyatlara aracılılık eden ---------- firmasından, alıcı firma ile doğrudan yaptıkları yazışmaların, varsa alıcı firma ile imzalanan sözleşme vb. resmi belgelerin, alıcı firmaya ait imza sirkülerinin talep edilerek müvekkiline iletilmesi gerektiğinin davacı sigortalıya bildirildiğini, davacı sigortalı firmadan alınan 06.11.2020 tarihli cevabi e-postada, ---------- firması ile yapılan görüşme neticesinde; --------, ---------, ---------- satışların e-posta ile değil, müşteri ziyaretlerinde sıcak satış yöntemi ile yapıldığı, müvekkil banka ile paylaşılan e-posta mesajları dışında herhangi bir yazışmanın olmadığı, aradan çok uzun bir süre geçtiği ve çok fazla yazışma olmadığının belirtildiğini, öte yandan, alıcı firma --------- yerleşik olmasına ve konşimento üzerinde alıcı firmanın ---------- resmi adresi yer almasına rağmen, malların-------- bulunan --------- limanına sevk edildiğini, malların taşınmasına aracılık eden ve malların alıcı firmaya teslim edilmiş olduğuna dair beyan veren ----------. Şti firmasına, malların ---------- limanında boşaltılmasından sonra alıcı firmanın adresine sevk edildiğini gösteren ve alıcı firmanın kaşe ve imzasını içeren CMR belgelerinin temin edilmesi amacıyla, 13.10.2020 tarihinde yazı gönderildiğini, herhangi bir yanıt alınamadığını, davacı sigortalıya gönderilen 14.01.2021 tarihli yazı dahilinde, belgelerin iletilmesi aksi takdirde, söz konusu sevkiyatlara ilişkin zarar kesinleşmemiş sayılacağından, Poliçe’nin 8/c, 15. ve 18. Maddeleri çerçevesinde söz konusu sevkiyatlara ilişkin olarak herhangi bir işlem yapılamayacağının bildirildiğini, cevap alınamaması nedeniyle, Poliçe’nin 8/c, 15. ve 18. Maddeleri uyarınca sevkiyatlara ilişkin olarak herhangi bir işlem yapamayacağı hususunun, 24.02.2021 tarihli yazı ile davacı sigortalıya bildirildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, TTK'nın 1420'nci maddesine göre "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." hükmü gereği davacının ihracattan doğan alacaklarının vadesi dikkate alındığında alacağın zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin banka'nın riskin gerçekleştiğini tespite dair bilgi ve belge talep etme hakkı bulunduğunu, TTK "Bilgi verme ve araştırma yapılmasına izin verme yükümlülüğü" başlıklı 1447 nci maddesinin birinci fıkrasında ve Poliçe'nin 8/c Maddesi’nde “--------- sevkiyatlarla ilgili olarak talep edeceği bilgi, belge, görüş ve değerlendirmelerin, sigortalı tarafından ---------- yazılı olarak bildirilen süre içerisinde --------- bildirileceği”, “--------- Sorumluluğunun Sınırları” başlığı altında düzenlenen 18. Maddesi’nde ise; bu Poliçe’nin diğer hükümlerine bakılmaksızın 8. Madde gereğince bildirilmesi gereken hususların süresinde beyan edilmemesi halinde ------- bu Poliçe kapsamındaki her türlü yükümlülüğünün ortadan kalkacağı” hükme bağlanmıştır. Yine, Poliçe’nin “Zararın Kesinleşmesi” başlığı altında düzenlenen 15. Madde’de “Sigortalı’nın zararı ispatlamaya yeterli delillerle birlikte tazminat talebinde bulunması üzerine -------- zararın sebebinin tetkik edileceği, tetkik sonucu kesinleştiği kabul edilen zararın Sigortalı’ya sigorta kapsamına alınan oranda ödeneceği, ödemenin, zararın kesinleşmesinden, delillerin eksiksiz olarak ibraz edilmesinden, zararın sebebinin incelenmesinden ve Poliçe kapsamı içinde olduğunun tespitinden sonra yapılacağı, zarar kesinleşme süreleri sona erse dahi, --------- bahse konu incelemeler tamamlanmaksızın tazminat ödemesinin yapılamayacağı" hükme bağlandığını, müvekkili tarafından dosya incelemesinin tamamlanmadığı durumlarda Poliçenin 15. Maddesi gereğince, zararın kesinleşmiş sayılmadığını, davacının müvekkili tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri ibrazdan kaçındığını, --------- mukim alıcının malların --------- -------- teslimini talep etmesi ve -------- sonra malların -------- alıcı veya alıcının vekili tarafından teslim alındığını gösteren CMR, konşimento, ordino ya da herhangi bir taşıma belgesinin bulunmaması, Alıcı firmaya; gerek doğrudan müvekkil banka tarafından, gerekse Ticaret Müşavirliği, müvekkil banka avukatları veya enformasyon kuruluşları tarafından ulaşılamazken, sigortalı firmanın gerek duyulduğu anda alıcı firmaya ulaşıp söz konusu beyanları, temin edebilmesi, buna rağmen alıcı firmanın resmi e-posta adresinden ne sigortalıya ne de sigortalı firmanın aracısına gönderilen hiç bir e-posta iletisinin bulunmaması gibi durumların, müvekkilinde şüphe uyandırdığını, müvekkilinin kötü niyetli olduğunu iddia etmenin haksız olduğunu, davacının prim ödemiş olması, alıcı analiz ücretinin ödenmiş olması, limit talep edilmiş ve kendisine limit tahsis edilmiş olması vb. hususların kendisine tazminat ödenmesi için yeterli olmadığını, primin ödenmiş olmasının tazminat hakkının doğması için yeterli olmadığının, Poliçe’nin 24. Maddesinde açıkça düzenlendiğini, dava dilekçesinde sigortalı firmanın tazminat tutarına ilişkin olarak yapmış olduğu hesaplamanın hatalı olduğunu, Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Genel Poliçesi'nin “Zararın Kesinleşmesi” başlığı altında düzenlenen 15. Maddesi gereğince; zararın kesinleşme süresiyle uyumlu olarak -------- Sigortalı’ya vade tarihinde geçerli olan --------- sayfasında yer alan dört aylık veya bir aylık ortalama libor üzerinden faiz ödemesini yapacağı, “Döviz Kuru” başlığı altında düzenlenen 16. Maddesi gereğince; “bütün ödemelerin Türk lirası olarak yapılacağı, prim ödemeleri ve zarar tazminleri için, sevkiyatın brüt fatura tutarının ABD Doları dışındaki herhangi bir yabancı para cinsinden ifade edildiğinde, sevkiyata ilişkin bildirimin yapıldığı aydan bir önceki ayın son işgünü geçerli olan -------- Bankası çapraz kuru üzerinden hesaplanacak ABD Doları karşılığı, sevkiyatın brüt fatura tutarı ABD Doları cinsinden ifade edildiğinde ise brüt fatura tutarının baz alınacağı” hususlarının belirtildiğini,davacı sigortalı tarafından söz konusu sevkiyatların faturaları %15 peşin ödemeli olarak düzenlenmiş ve müvekkiline de %85’lik kısımları mal mukabili olarak bildirilerek sigorta kapsamında primlendirilmiş olduğunu, Primlendirmede, “Faturalar Bakiyesi (USD)” rakamlarının esas alındığını, kabul anlamına gelmemek üzere, müvekkili banka tarafından tazminata konu olabilecek kısmın 97.364,43 EUR’nun USD karşılığının %90’ı olduğunu, ayrıca Poliçe'nin 16 ncı maddesi dikkate alındığında, dava dilekçesinde EUR tutarların USD karşılıklarının bulunması esnasında kullanılan hesaplama yönteminin de, Poliçe’ye uygun olmadığını, sevkiyatların yapıldığı aydan bir önceki ay geçerli olan kurların kullanıldığını, sevkiyatın yapıldığı tarih ile sevkiyat bildiriminin yapıldığı tarihin birbirinden farklı olduğunu, LIBOR faizi hesaplamasının Poliçe maddesi gereği vade tarihinde geçerli olan faiz oranı üzerinden yapılması gerekirken, davacı tarafından haksız şekilde VGAB (vadesi geçmiş alacak bildirimi) tarihlerinden 45 gün sonraki faiz oranlarının kullanıldığını, Poliçe şartları gereğince sadece zarar kesinleşme süresi olan 4 aylık döneme istinaden faiz ödemesi söz konusu olabilirken davacının ödeme gününe kadar faiz talebinin de Poliçe hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini belirterek haksız davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME ve GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle taraflar arasında imzalanan kısa vadeli ihracat kredi sigortası poliçesi kapsamında oluşan zararın tahsili istemiyle açılan tazminat davasıdır. Davacı kısa vadeli ihracat kredi sigortası poliçesi kapsamında oluşan zararının davalı tarafça tazminini talep etmiş, davalı yan öncelikle zaman aşımı itirazında bulunmuş bunun yanı sıra poliçe kapsamında tazminat ödenmesi koşullarının oluşmadığını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla 16/02/2022 tarihli ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktaları tespit edilmiştir.HMK 142 maddesinde ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra tahkikata başlanmadan önce hak düşürücü süre ve zaman aşımı itiraz ve def'inin incelenip karar bağlanması gerektiği kabul edilmiştir. Davalı taraf süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile zaman aşımı def'ini ileri sürmüş, 16/02/2022 tarihli duruşmada zaman aşımı itirazı yönünden TTK 1420 maddesine dayalı olarak davacının düzenlediği faturalardan 03/07/2019 tarihli olan yönünden vade tarihi olan 08/10/2019 tarihi itibariyle alacağın muaccel olduğu ve davanın bu nedenle zaman aşımına uğradığı yönünde iddiaları olduğunu, davacının düzenlediği faturaların vade tarihlerinin yasanın aradığı alacağın muaccel olduğu tarihler olduğunu beyan etmiştir. Taraflar arasında düzenlenen kısa vadeli ihracat kredi sigortası poliçesinin 37 maddesinde "ZAMAN AŞIMI " başlığı altında Türk Ticaret Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmiştir. Sigorta poliçesinin düzenlenme tarihi ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK nun 1420. maddesinde zamanaşımı düzenlenmiştir. “ MADDE 1420- (1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.(2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır.”ifadelerine yer verilmiştir. Alacağın muacceliyet tarihi ise , “ MADDE 1427- (1) Aynen tazmine ilişkin sözleşme yoksa sigorta tazminatı nakden ödenir. (2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez. (3) Araştırmalar, 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan başlayarak üç ay içinde tamamlanamamışsa; sigortacı, tazminattan veya bedelden mahsup edilmek üzere, tarafların mutabakatı veya anlaşmazlık hâlinde mahkemece yaptırılacak ön ekspertiz sonucuna göre süratle tespit edilecek hasar miktarının veya bedelin en az yüzde ellisini avans olarak öder. (4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.(5) Sigortacının temerrüt faizi ödeme borcundan kurtulmasını öngören sözleşme hükümleri geçersizdir.” şeklinde düzenlenmiştir.TTK'nın 1427/1. madde hükmü yollaması ile TTK 1446. maddesi hükmü uyarınca yapılacak ihbar borcun doğduğu tarihten itibaren olacaktır. TTK 1446. maddesinde , sigorta ettirenin rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildireceği, TTK 1427/2. fıkrada ise sigorta tazminatı ve bedelinin, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve riziko ile ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmalar bitince ve herhalde TTK 1446 ‘ncı maddeye göre yapılacak ihbardan 45 gün sonra muaccel olacağı belirtilmiştir.Somut olayda davacı sigortalının, davalı sigorta şirketine 01.11.2019, 02.11.2019 ve 14.11.2019 tarihli Vadesi Geçmiş Alacaklar Aylık Bildirim Formları ile tazminat başvurusunda bulunduğu, bu tarihlerden itibaren 45 gün sonra alacak taleplerinin muaccel hale geldiği, davalının talebi ile 02/04/2020 tarihinde davalı yana evrak iletildiği davalının 14/01/2021 tarihinde tekrar evrak talebinde bulunup 24/02/2021 tarihinde tazmin talebini reddettiği, bunun üzerine davacının 05/03/2021 de arabulucuya gittiği ve 29/03/2021 tarihli anlaşmama son tutanağının düzenlendiği, davanın tazmin talebine konu her bir fatura yönünden muacceliyet tarihinden itibaren 2 yıllık zaman aşımı süresi dolmadan açıldığı anlaşılmakla davalı yanın zaman aşımı itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuş, deliller toplanıp bilirkişi raporları alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir. Taraflar arasında imzalanan kısa vadeli kredi ihracat sigorta poliçesi kapsamında davalının davacıya karşı sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ve varsa poliçe hükümleri uyarınca hesabının yapılarak davacının talep edebileceği tutarın belirlenmesi yönünden bilirkişiler --------, --------- Ve ---------- rapor alınmasına karar verilmiş bilirkişi heyeti tarafından bir kök ve 2 adet ek rapor sunulmuştur. Bilirkişi heyetinin kök raporunda, davacı tarafından ihraç edilen içecek emtiası, alıcısı tarafından teslim alınmış olmasına rağmen bedeli ödenmediğinden davalı ve davacı arasındaki “Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Genel Poliçesi'nin 1. maddesinde teminat kapsamındaki riskleri belirten “ticari risk”in gerçekleştiği, Sigorta tazminatının ödenmesi talebine karşı davalı tarafın poliçenin 8/c, 15 ve 18. Maddeleri çerçevesinde herhangi bir işlem yapmayacağını beyan ettiği, dosya içeriğinde “alıcı limit bildirim formu” bulunmakta olup limit tutarının 100.000 EURO olduğu, davalı tarafın red gerekçelerini poliçenin 8/c, 15 ve 18. Maddelerinin teşkil ettiği, Poliçenin 8/c hükmünde sevkiyatlarla ilgili bilgi ve belgelerin sigortalı (davacı) tarafından süresinde kendilerine iletilmesi gerektiği , 15. maddesinde zarar kesinleşme süresi sona erse dahi davalı tarafından gerekli incelemeler tamamlanmaksızın tazminatın ödenmeyeceği ve zararın kesinleşmesine ilişkin ihtimallere binaen açıklamalar yapıldığı, 18. maddesinde ise poliçenin 8, 9, 10 ve 20'de belirtilen yükümlülüklerinin sigortalı ve/veya satıcı tarafından yerine getirilmemesi halinde davalının poliçe kapsamındaki her türlü yükümlülüğünün kalkacağının hükme bağlandığı, Kısa vadeli ihracat kredi sigortası sözleşmesi ---------- ile akdedilmiş olmakla birlikte, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinde TTK' nın 6. Kitabının uygulanacağı, taraflar arasında geçerli olan sözleşme koşullarının TTK' nın sigorta sözleşmelerine ilişkin emredici hükümlerine uygun olması gerektiği, taraflar arasında uyuşmazlığa yol açan hükümlerin, esasen TTK'da yer alan ve sigorta ettiren (ve sigortalı) lehine nispi emredici nitelik taşıyan (TTK m.1452/3) görevlerin uygulama alanına girdiği, Sigorta tazminatının muacceliyetine ilişkin TTK m.1427/2 hükmüne göre “Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez.” huzurdaki davada da poliçedeki muacceliyete ilişkin m.15'in değil, TTK m.1427 hükmünün uygulanmasının gerekli olduğu, dolayısıyla sigorta tazminatının zararın ihbarından itibaren 45 gün sonra muaccel hale geleceği, belgelerin geç verilmesi bakımından da TTK m.1147 hükmünün uygulanması gerektiği, TTK m.1447/1 uyarınca “Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sözleşme uyarınca veya sigortacının istemi üzerine, rizikonun veya tazminatın kapsamının belirlenmesinde gerekli ve sigorta ettirenden beklenebilecek olan her türlü bilgi ile belgeyi sigortacıya makul bir süre içinde sağlamak zorundadır. Ayrıca, sigorta ettiren, aldığı bilgi ve belgenin niteliğine göre, rizikonun gerçekleştiği veya diğer ilgili yerlerde sigortacının inceleme yapmasına izin vermekle ve kendisinden beklenen uygun önlemleri almakla yükümlüdür.” bu hükme aykırılık söz konusu olduğunda ise bu yükümlülüğün ihlal edilmesi sebebiyle ödenecek tutar artarsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır (TTK m.1447/2). Bu hüküm de TTK m.1452/3 uyarınca sigorta ettiren (ve sigortalı) lehine Nispi emredici nitelik taşıdığından poliçede ödeme yükümlülüğünün kalkacağını öngören m.18 hükmünün , belgelerin verilmemesi/geç verilmesi bakımından geçersiz olduğu, belgelerin verilmemesi/ geç verilmesi ödenen tazminatta artışa sebebiyet vermişse ancak bu artan kısmın kusur oranında indirilmesinin söz konusu olacağı somut olayda tazminatın miktarında bir artış meydana geldiğine ilişkin bir veri olmadığından indirim yapılmasının da mümkün olmadığı, poliçenin 13. maddesinde öngörülen tenzili muafiyet gereğince, (ticari risk sonucu) ortaya çıkan zararın %90'ı davalı tarafından ödeneceği ,dolayısıyla davacıya alıcı tarafından yapılan peşin ödeme düşülerek, % 90 oranında ödeme yapılması gerektiği, defter incelemesi neticesinde davacının, dava konusu ettiği 3 adet ihracat bedeli faturasına ilişkin --------- hesabı muavin kaydında 623.170,29 TL ithalatçı --------- firmasından alacaklı olduğunun tespit edildiği açıklanmış, itirazlar üzerine alınan 1. Ek raporda kök rapordaki görüşlerin korunduğu ifade edilerek davacının kendi ticari defter ve kayıtlarında gözüken alacağı 623.170,29 TL iken , ihracat faturalarındaki EUR cinsi alacağın çapraz kurdan USD'ye dönüşüm bedelleri tutarı 110.343,29 USD üzerinden tazminat talep edip edemeyeceğinin mahkemenin takdirinde olduğu ifade edilmiştir.Bilirkişilerce düzenlenen kök ve ek raporlara yönelik itirazlar nedeniyle bu kez -------- ve--------- oluşan bilirkişi heyetine dosya tevdi edilmiş bu bilirkişiler tarafından 29/05/2025 tarihli kök rapor sunulmuştur.Bilirkişi heyeti kök raporunda; Davacı ---------Ş tarafından, dava dışı ------- yerleşik -------- firmasına 10.07.2019 tarih, --------- numaralı e-fatura ile, muhtelif miktar ve cinslerde, toplam 8.994 kap, brüt 115.756,08kg ağırlığında aromalı içecek cinsi emtianın, navlun dahil, 52.434,70 Euro bedel ile, 17.07.2019 tarih, --------- numaralı e-fatura ile, muhtelif miktar ve cinslerde, toplam 11.760 kap, brüt 62.163,48kg ağırlığında muhtelif içecek cinsi emtianın, navlun dahil, 37.645,92 Euro bedel ile ve 07.08.2019 tarih, --------- numaralı e-fatura ile, muhtelif miktar ve cinslerde, toplam 5.128 kap, brüt 6244.111,34kg ağırlığında muhtelif içecek cinsi emtianın, navlun dahil, 24.465,76 Euro bedel ile %15'i peşin, %85'i 90 gün vadeli mal mukabili (veresiye) satış şekliyle satılmış olduğunu, faturalar muhtevası emtialar için , --------- Gümrük Müdürlüğü tarafından Gümrük Çıkış Beyannamelerinin düzenlendiğini, gümrük beyannameleri üzerinde yer alan bilgilerin faturalar üzerindeki bilgileri teyit ettiğini, emtiaların --------- gümrük sahasını terk ederek, ihracının gerçekleştiğinin tespit edildiğini, her üç fatura muhtevasının alıcı --------- firması tarafından kaşe üzeri imza ile teslim alındığını, davacının, fatura muhtevası emtianın sevk edildiğini ve detaylarını davalıya, 09/08/2019 ve10.09.2019 tarihli Aylık Sevkiyat Bildirim Formu ile bildirdiğini, davalı tarafından dosyaya sunulan,swift mesajı incelendiğinde davacının hesabına, --------Ş. kanalıyla,-------- açıklamasıyla,15.07.2019 tarihinde valör kazanacak şekilde, 16.626,75 Euro tutarında ödeme yapıldığının tespit edilmiş olup davalının söz konusu ödemenin alıcı tarafından değil bir başkası tarafından yapıldığını ve bunun şüpheli bir işlem olduğunu ileri sürdüğünü, gerek yurtiçinde gerek dış ticaret işlemlerinde, ödemenin kime ve neden yapıldığı bilgisi belirtildikten sonra, ödeme yapanın bilgisinin önem arz etmediğini, borçlu adına borçlunun alacaklı olduğu bir kişi veya ona kredi temin eden bir kurum tarafından yapılan bir ödemede, ödemeyi yapanın bilgisi, ödemeyi yapan ile kendisi adına ödeme yapılan (burada alıcı) kişi arasındaki ilişki açısından önem arz etmekte olup, borçlu ile kendisine ödeme yapılan alacaklının ilişkisine bir etkisi olmadığını, bu nedenle davalının bu yöndeki itirazlarının hem mali hem de sektörel açıdan yerinde görülmediğini, davacının %15 peşinat ödemesi sonucu bakiye alacağının 97.919,63 Euro olduğunu, davacının alacağı yabancı para cinsinden olduğundan alacak hesabının TL değil yabancı para cinsinden yapılması gerektiğini, hesaplamanın ne şekilde yapılacağının poliçede de düzenlenmiş olması karşısında daha önce alınan bilirkişi raporundaki TL cinsinden hesaplama yönündeki görüşe katılmadıklarını, taraflar arasında 22.10.2018 tanzim tarihli, --------- numaralı Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Poliçesi düzenlenmiş olup teminatın geçerliliği için sigortalının satış yapacağı her bir alıcı için, sevkiyat öncesinde bildirim yapma ve alıcı bazında limit onayı alınma şartı getirildiğini, davacının edimlerini yerine getirdiğini, vadesinde ödenmeyen tutarın davalının tahsis ettiği teminat limiti içinde kaldığını, davacının, poliçenin 9'uncu maddesi (a) fıkrası gereğince, yapmış olduğu sevkiyatları, takip eden ayın 10'una kadar davalıya 09.08.2019 ve 10.09.2019 tarihli Aylık Sevkiyat Bildirim Formu (ASBF) ile bildirdiğinin davalı tarafından sunulan -------- Ön Değerlendirme Detay Ekranı görüntülerinden tespit edilmiş olup davalının da sevkiyatların kendisine bildirilmediği yönünde bir itirazı bulunmadığını, davacının davalı kayıtlarına da geçen alıcı --------- firmasından toplam bakiye alacak tutarı 97.919,63 Euro olmasına rağmen, davalı tarafından bu tutar brüt fatura tutarlarından%15 peşinat düşüldükten sonra kalan bakiye 97.364,43Ero olarak hesaplanmış olup davalının kendi kayıtlarındaki ekran görüntüleri ve gerçekle bağdaşmadığını, Sevkiyatın toplam tutarının, 114.546,388 Euro olduğu sunulan faturalar, gümrük beyannameleri ile sabit ve davacının tahsilat yaptığı tutarın da 16.626,75 Euro olduğu davalının poliçe ile 100.000,00 Euro tutarına kadar tahsil edilemeyen alacağa sigorta teminatı verdiği tespitleri sonrası davacının sigortalı olan bakiye alacak tutarının 97.364,43 Euro değil, 97.919,63 Euro olarak kabulünün gerekeceğini, davalının temel itirazının, -------- firmasınca teslim edilen eşyaya ait düzenlenen teslim tutanakları üzerindeki alıcı --------- kaşesi üzerindeki imzanın denetimi için, alıcıya ait imza sirkülerinin sunulmadığı bu nedenle de davacı alacağının teminat dışı kaldığı yönünde olduğunu, davacı Alıcı Limit başvurusunda bulunduğunda, alıcı için onay öncesi davalının analiz ücreti talep etmiş ve yapmış olduğu analiz sonrası alıcıya limit onayını gerçekleştirmiş olduğunu, davalının başvuru esnasında gerek duyduğunda bu sirküleri talep edebilecek iken bunu talep etmediğini ,davalının analiz yapabilmesi için de alıcıya ait tüm (yerleşik olduğu ülkedeki ticaret sicil kayıtları vb.) detay bilgilerin verildiğinin anlaşıldığını, davacının zaten alacağını tahsil etmek için alıcıya ulaşamadığını, davalının da alıcıya ulaşamamış ve -------- Büyükelçiliğinden yardım talep etmiş olduğunu, böyle bir durumda imza sirkülerine davacının ulaşmasını beklemenin anlamlı olmadığını davalının ise --------- Ticaret Müşavirliği kanalıyla bu sirküleri temin edebilme imkanı var iken bu yönde bir girişimde bulunduğuna dair de bir veri dosyada bulunmadığını dolayısıyla davalının, alıcının imza sirkülerinin yokluğunu belirterek, davacının bakiye alacağını sigorta teminat dışı bırakmasının söz konusu olamayacağını poliçe de bu yönde açıkça bir özel şart da bulunmadığını,davalının poliçenin 8'inci maddesi (c) bendine dayanmasının anlamlı olamayacağını, davalının cevap dilekçesinde; “alıcı firma -------- yerleşik olmasına ve konşimento üzerinde alıcı firmanın --------- resmi adresi yer almasına rağmen, mallar -------- bulunan --------- limanına sevk edilmiştir. Bu nedenle, malların taşınmasına aracılık eden ve malların alıcı firmaya teslim edilmiş olduğuna dair beyan veren-------- Şti firmasına, malların --------- limanında boşaltılmasından sonra alıcı firmanın adresine sevk edildiğini gösteren ve alıcı firmanın kaşe ve imzasını içeren CMR belgelerinin temin edilmesi amacıyla, müvekkil banka tarafından 13.10.2020 tarihinde yazı gönderilmiştir. Söz konusu yazı kapsamında; düzenlenen konşimentolarda boşaltma limanının ------- limanı olduğunun görüldüğü, bu itibarla, malların nihai tesliminin --------- Limanı olup olmadığı, malların nihai tesliminin -------- firmasına yapılıp yapılmadığı konularında bilgi verilmesi talep edilmiş, ayrıca nihai teslim yeri --------- değilse malların ---------- sevk edildiğine ilişkin düzenlenen alıcı firma tarafından imzalanmış CMR belgesine ihtiyaç duyulduğu belirtilerek belgelerin iletilmesi talep edilmiş; ancak herhangi bir yanıt alınamamıştır” şeklinde beyanda bulunarak, bu işlemi şüpheli olarak nitelediğini, dış ticarette alım satıma konu olan emtianın satıcının/göndericinin adresinden, alıcıya gönderilmesinde farklı taşıma kanalları (karayolu, denizyolu, havayolu, demiryolu, karayolu+ denizyolu, demiryolu+ karayolu vb.) kullanıldığını,bu kanalları tercihte, “en kısa mesafe+ en kısa süre+ en ucuz navlun ücreti”nin optimum taşıma şeklini belirleme açısından en önemli faktör olduğunu, alıcının --------- yerleşik olması, her zaman taşınan emtianın kendi adresine teslimini gerektirmeyip alıcının farklı bir adrese teslimi de talep edebileceğini, davacı satıcının emtiayı --------- limanında teslim şartı ile sattığını, taşıyıcının da alıcıya emtiayı --------- limanında teslim ettiğinin sunulan belgelerle sabit olduğunu, emtia tesliminden sonra, satıcının bunu takip etmek gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, davalının aksi itirazlarının yerinde olmadığını, davalının tazminat talebini ret gerekçesi olarak poliçenin 15'inci maddesine dayandığını, 15'inci maddenin (b) bendinde; “Zararın Alıcıya teslim edilen ve alıcı tarafından kabul olunan malların brüt fatura tutarının vade tarihinde ödenememesinden ileri gelmesi halinde, aksi kararlaştırılmadıkça söz konusu vade tarihini takip eden 4 ayın bitiminde zarar kesinleşmiştir” şartı bulunduğunu, Maddenin tümü incelendiğinde davalının bu madde kapsamındaki sigorta tazminatı ödemeyi ret kararının poliçe şartları ile bağdaşmadığı görüşüne ulaşıldığını, davalının son ret gerekçesi olarak poliçenin 18'inci maddesine dayandığını, bu maddede sigortalının poliçedeki 8., 9., 10.ve 20.maddelerdeki yükümlülüklerine atıf olduğunu, davacının bu maddelerde yer alan yükümlülüklerini yerine getirmiş olması karşısında davalının 18 maddeye dayanarak tazminat talebini reddedemeyeceğini açıklamışlar, poliçenin 13,14,15,16 maddelerindeki düzenlemeler uyarınca tazminat hesaplaması yapıldığında 10.07.2019 fatura tarihli, 52.434,70 Euro tutarındaki sevkiyatta, vadesinde ödenmeyen 44.569,50 Euro bakiye alacaktan dolayı zararının oluştuğu, poliçe şartlarına göre bu tutarın ABD doları cinsinden karşılığının 49.672,71 ABD doları olarak hesaplanacağı, davacının, davalının verdiği limit onayı altında kalan ve gerçekleşen riziko için, davalının poliçe ile teminat verdiği %90'lık kadar kısmı olan 44.705,44 ABD doları tazminat tutarını davalıdan talep edebileceği, davacının ayrıca toplam tazminat alacağına 08.10.2019 alacak vade tarihinde geçerli olan REUTERS ekranı LIBORO1 sayfasında yer alan dört aylık veya bir aylık ortalama LIBOR üzerinden faiz oranında tahakkuk edecek faizi talep edebileceği, poliçe şartları gereği TL cinsinden yapılması gereken ödeme için, davalı --------- ödeme gününde geçerli olacak döviz alış kurunun dönüşüm için uygulanması gerektiği, 17.07.2019 fatura tarihli, 37.645,92 Euro tutarındaki sevkiyatta, vadesinde ödenmeyen 31.999,04 Euro bakiye alacaktan dolayı zararının oluştuğu, poliçe şartlarına göre bu tutarın ABD doları cinsinden karşılığının 35.662,93 ABD doları olarak hesaplanacağı, davacının, davalının verdiği limit onayı altında kalan ve gerçekleşen riziko için, davalının poliçe ile teminat verdiği %90'lık kadar kısmı olan 32.096,64 ABD Doları tazminat tutarını davalıdan talep edebileceği, davacının ayrıca toplam tazminat alacağına 15.10.2019 alacak vade tarihinde geçerli olan REUTERS ekranı LIBORO1 sayfasında yer alan dört aylık veya bir aylık ortalama LIBOR üzerinden faiz oranında tahakkuk edecek faizi talep edebileceği, poliçe şartları gereği TL cinsinden yapılması gereken ödeme için, davalı ---------- ödeme gününde geçerli olacak döviz alış kurunun dönüşüm için uygulanması gerektiği, 07.08.2019 fatura tarihli, 24.465,76 Euro tutarındaki sevkiyatta, vadesinde ödenmeyen 21.351,09 Euro bakiye alacaktan dolayı zararının oluştuğu, poliçe şartlarına göre bu tutarın ABD doları cinsinden karşılığının 23.678,6 ABD doları olarak hesaplanacağı, davacının davalının verdiği limit onayı altında kalan ve gercekleşen riziko için, davalının poliçe ile teminat verdiği %90'lık kadar kısmı olan 21.310,52 ABD doları tazminat tutarını davalıdan talep edebileceği, davacının ayrıca toplam tazminat alacağına 05.11.2019 alacak vade tarihinde geçerli olan REUTERS ekranı LIBORO1 sayfasında yer alan dört aylık veya bir aylık ortalama LIBOR üzerinden faiz oranında tahakkuk edecek faizi talep edebileceği, poliçe şartları gereği TL cinsinden yapılması gereken ödeme için davalı -------- ödeme gününde geçerli olacak döviz alış kurunun dönüşüm için uygulanması gerektiği, davacının poliçe şartları gereği davalıdan talep edebileceği toplam tazminat tutarının 98.112,60 ABD doları olacağı yönünde görüş belirttikleri anlaşılmıştır. Davalı vekilince bilirkişi raporuna itiraz edilmiş, diğer itirazları yanı sıra sevkiyatlara ilişkin yabancı fatura tutarlarının 52.434,70 Euro, 37.645,92 Euro ve 24.465,76 Euro olup, toplam fatura tutarının 114.546,38 Euro olduğu, Sigortalı firma tarafından söz konusu sevkiyatlara ait faturaların %15 peşin ödemeli olarak düzenlenip %85’lik kısımlarının mal mukabili olarak müvekkili bankaya bildirilerek sigorta kapsamında primlendirildiğini, sigortalı firma tarafından müvekkili bankaya bildirilen ve prim ödenen bakiye sevkiyat tutarının 97.364,43 Euro olduğunu, tazminata konu olabilecek tutarın ise 97.364,43 EUR’nun USD karşılığının (108.398,28 USD ) %90’ı olabileceğini, bilirkişi raporunda bakiye tutarın 97.919, 63 EUR olduğu beyan etmekte ise de bilirkişinin hesaplamasının yanlış olup müvekkilinin sorumluluğunun prim ödenen tutarla sınırlı olduğunu, davacının 24.465,76 Euro tutarındaki sevkiyatına ilişkin faturanın, %15 peşin ödemeli olarak düzenlenip %85’lik kısmının, mal mukabili olarak 20.795,89 EUR tutarında bildiridiğini, bu tutarın sigorta kapsamında primlendirildiğini, 12.08.2019 tarihli söz konusu sevkiyatın 20.795,89 EUR tutarındaki kısmının 10.09.2019 tarihli Aylık Sevkiyat Bildirim Formu ile bildirildiğini, 2019 yılı Ağustos ayının son iş günü olan 29.08.2019 tarihinde geçerli olan -------- çapraz kuru (1 Euro= 1.1090 USD) dikkate alındığında, 20.795,89 Euro’nun ABD Doları cinsinden karşılığı 23.062,64 ABD Doları, %90’lık kısmının ise 20.756,38 ABD Doları olup diğer sevkiyatlar için yapılan hesaplamalarda herhangi bir sorun bulunmadığını ileri sürmüştür. Takdiri mahkememize ait olmak kaydıyla, davalı vekilinin poliçe hükümleri uyarınca, (15/G maddesi) "Vade tarihinde geçerli olan ---------- Sayfasında yer alan 4 aylık ve 1 aylık ortalama libor üzerinden faiz ödemesi yapar " maddesi bakımından 2019 yılı 10-11-12. Aylarına ait Libor faiz oranlarını gösteren tabloyu mahkememize sunmasına karar verilmiş, ve yine davalı tarafın itirazlarının karşılanması takdiri mahkememize ait olmak üzere, bilirkişinin hesaplamayı davalı yanın rapora itiraz dilekçesi 3 ve 4. Nolu bendinde belirtilen rakamları esas alarak yapması ( 24.465,76 euro bedelli fatura'nın %85 karşılığı 20.795,89 Euro olarak alınarak karşılığı 23.062,64 usd ve %90'ı 20.756,38 usd kabul edilerek) raporun 13. Maddesinde ".... 9. Madde de tespit edilen vade tarihlerinden itibaren faiz talep edilebileceği" ifade edilmiş olup, davacının dava dilekçesinde 15/12/2019 tarihinden itibaren Libor faizi uygulanması talep ettiği gözetilerek hesap yapılması ve yine davacı tarafından dosyaya sunulan uzman görüşünde 16-17-18. Sayfalarında " Sigorta tazminatının muacceliyeti başlıklı " kısımda belirttiği hususlara göre muacceliyet hususunun değerlendirilmesi, Libor faizinin her bir fatura yönünden başlangıç tarihlerinin belirlenmesi hususularının değerlendirilerek rapor düzenlenmesi istenmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 03/02/2026 tarihli ek raporda ; Davacının dava dışı alıcıdan tahsil edemediği tutar 97.919.63 Euro olmakla birlikte, davalının sigorta teminatının toplam fatura tutarının değil, %85’lik (veresiye) vadeli kısmına isabet eden tutar olduğu yönündeki davalı savının sayın mahkeme tarafından kabul görmesi üzerine sayın mahkemenin talebi doğrultusunda her bir fatura bazında, fatura tutarının %85’ine tekabül eden tutar ve bu tutarın poliçe gereği USD cinsinden karşılığının 108.398,27 USD olduğunu, davalının 13.06.2025 tarihli dilekçesinin 2.sayfasında yer alan tabloda; 17.07.2019 tarihli fatura tutarının %85’lik kısmı 31.999,03 olarak hesaplanması gerekirken, 0,01 Euro fazla olacak şekilde 31.999,04 Euro, 07.08.2019 tarihli fatura tutarının ise %85’lik kısmı 20.795,90 Euro olarak hesaplanması gerekirken, 0,01 Euro eksik olacak şekilde 20.795,89 Euro olarak hesaplandığının tespit edildiği, genel toplam değişmemekle birlikte, fatura bazında hesaplama yapılacağından, doğru hesaplamanın önem arz ettiğini, davalı tarafından düzenlenen poliçenin 13’üncü maddesine göre, davalının poliçe kapsamına aldığı ticari ve politik risklerden kaynaklanan zararın %90’ını ödemeyi taahhüt ettiğini, her bir fatura bazında davacının talep edebileceği USD cinsinden tazminat tutarının; FATURA | FATURA Zarar Tazminat TARİHİ NO Tutarı Tutarı (USD) (%90)

10.07.2019 --------- 49.672,70 | 44.705,43 17.07.2019 -------- 35.662,92 32.096,63 7.08.2019 --------- 23.062,65 20.756,38

TOPLAM 108.398,27 97.558,44 olduğunu, davalı tarafından, 26.09.2025 tarihli beyan dilekçesi ile --------- ekran görüntülerinin sunulduğu, Poliçede, LIBOR için 4 aylık veya 1 aylık oranlardan hangisinin kullanılacağı açık olarak ifade edilmemiş olup davalının “dört aylık veya bir aylık ortalama LIBOR bakımından ise; dosyasın ödenme sebebine göre bir ayrım olmaktadır. Eğer dosya, ödeme güçlüğünden ödenecek ise 4 aylık ortalama Libor bilgisi esas alınır, ancak dosyanın ödenme sebebi iflas, konkordato vs. İse 1 aylık ortalama Libor bilgisi esas alınmaktadır” şeklinde beyanda bulunduğunu, bu beyan doğrultusunda, davacının dava dışı alıcıdan tahsilatı yapamamasının sebebi, alıcının ödeme güçlüğü olduğu anlaşıldığından, 4 aylık ortalama libor oranının baz alınacağı belirtilerek 6 aylık vadeli işlemler için uygulanan libor oranına ait ekran görüntülerinin verildiğini, davalının beyan dilekçesinin açıklama kısmında “6 aylık LIBOR faiz oranından 4 aylık döneme ilişkin olarak hesaplanan faiz tutarını göstermektedir” şeklinde bir açıklama yaptığını, LIBOR hesaplamalarında vadelerin gecelik, 1 günlük, 1, 2, 3, 6 ve 2 aylık vadeler baz alınarak belirlendiği dolayısı ile 4 aylık vadeli LIBOR oranı belirlemesinin temelde bulunmadığını, davalının sunması gereken 6 değil, 1 aylık vadeli LIBOR oranı olması gerektiğini, ancak 1 aylık ve 6 aylık vadelerde LIBOR oranında fark ancak virgülden sonraki ikinci hanede bazen de 3.hanede görüldüğünden davalının sunduğu 6 aylık oranlara ait LIBOR tablolarının faiz oranını belirlemede baz alınabileceği görüşüne ulaşıldığını, davaya cevap dilekçesinin son sayfasında; poliçe şartları gereği sigortacının sadece zarar kesinleşme süresi olan 4 aylık döneme istinaden faiz ödemesi ile yükümlü olacağının beyan edildiğini, yani tazminat borcuna ancak 4 aylık süre ile faiz işletilebileceği, sonrasında faiz işletmenin söz konusu olamayacağının belirtildiğini, tazminat alacaklısının ödeme tarihine kadar değil de sadece belli bir süre için faiz talep edebileceği yönündeki görüşe katılmadıklarını, davacının üç faturadan dolayı tazminat alacaklarına uygulanması gereken LIBOR Oranlarının; 10.07.2019 düzenleme, 08.10.2019 vade tarihli 44.705,43 USD tazminat alacağına uygulanması gereken LIBOR faiz oranı 1,95063, 17.07.2019 düzenleme, 15.10.2019 vade tarihli 32.096,63 USD tazminat alacağına uygulanması gereken LIBOR faiz oranı 1,9355, 07.08.2019 düzenleme, 05.11.2019 vade tarihli 20.756,38 USD tazminat alacağına uygulanması gereken LIBOR faiz oranı 1,90238 olarak tespit edildiğini, 19.06.2023 tarihinde sunulan Bilirkişi Heyet Raporunda da belirtildiği gibi dayanak Poliçenin bir sigorta poliçesi olup 6102 sayılı TTK’nın 6.kitabı hükümlerine tabi olacağını , bir diğer ifadeyle, taraflar arasında düzenlenen sigorta sözleşmesinin, TTK’nın sigorta sözleşmelerine ilişkin emredici hükümlerine uygun olması, olmadığı takdirde, emredici nitelikteki kanun hükümlerinin geçerli olacağının açık olduğunu, Raporda yer verildiği gibi taraflar arasında uyuşmazlığa yol açan hükümlerin, esasen TTK’da yer alan ve sigorta ettiren (ve sigortalı) lehine nispi emredici nitelik taşıyan (TTK m.1452/3) görevlerin uygulama alanına girmekte olduğunu, Sigorta tazminatının muacceliyetine ilişkin TTK m.1427/2 hükmüne göre “Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez.” Huzurdaki davada da poliçedeki muacceliyete ilişkin m.15’in değil, TTK m.1427 hükmünün uygulanmasının gerekmekte olup sigorta tazminatının zararın ihbarından itibaren 45 gün sonra muaccel hale geleceğini, belgelerin geç verilmesi bakımından da TTK m.1147 hükmünün uygulanması gerektiğini, TTK m.1447/1 uyarınca “Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sözleşme uyarınca veya sigortacının istemi üzerine, rizikonun veya tazminatın kapsamının belirlenmesinde gerekli ve sigorta ettirenden beklenebilecek olan her türlü bilgi ile belgeyi sigortacıya makul bir süre içinde sağlamak zorundadır. Ayrıca, sigorta ettiren, aldığı bilgi ve belgenin niteliğine göre, rizikonun gerçekleştiği veya diğer ilgili yerlerde sigortacının inceleme yapmasına izin vermekle ve kendisinden beklenen uygun önlemleri almakla yükümlüdür.” Bu hükme aykırılık söz konusu olduğunda ise bu yükümlülüğün ihlal edilmesi sebebiyle ödenecek tutar artarsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılır (TTK m.1447/2). Bu hüküm de TTK m.1452/3 uyarınca sigorta ettiren (ve sigortalı) lehine nispi emredici nitelik taşıdığından poliçede ödeme yükümlülüğünün kalkacağını öngören m.18 hükmünün, belgelerin verilmemesi/geç verilmesi bakımından geçersiz olduğunu, bu durumda belgelerin verilmemesi/ geç verilmesi ödenen tazminatta artışa sebebiyet vermişse ancak bu artan kısmın kusur oranında indirilmesinin söz konusu olacağını, davada bu sebeple tazminatın miktarında bir artış meydana geldiğine ilişkin bir veri olmadığından indirim yapılmasının da mümkün olmadığını, davalı vekilinin 20.05.2024 UYAP kayıt tarihli, ek bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinin 5.maddesinde; “Davacı yan, bildirim görevini süresi içerisinde yerine getirmiş olsa, bildirimden hemen sonra, davacı yanın da dahil aynı alıcıya sevkiyat yapan tüm sigortalıların alıcı limitleri iptal edilerek, sigortalıların, borcunu ödeyemeyeceği bariz olan, "temerrüt halindeki" alıcıya sevkiyat yaparak "bile bile lades" demesinin önüne geçilmiş olur. Huzurdaki davada, davacı yan sigortalı, bu yükümlülüğe aykırı davranarak, sigortacının, bilgisi ve onayı olmaksızın geç bildirim süresine kadar "temerrüt halindeki" alıcıya sevkiyat yapılmasına sebep olmuştur. Sigortalının ağır kusuruna rağmen sigortacının tazminat ödemesi gerektiği düşünülürse sigortacı, ödeme gücü iyice zayıflamış (belki de geç bildirim gününe kadar iflas etmiş ve tasfiyesi gerçekleşmiş), rücu edilmesi neredeyse olanaksız ve en önemlisi --------- mukim olmayan bir alıcıyla baş başa kalmış olur” şeklinde beyanı ile, rizikonun gerçekleştiğinin geç bildirimi nedeniyle, zararın arttığını beyan ettiğini, oysa davacının düzenlediği son fatura tarihi, 08.08.2019 tarihi olup, davacı bu sevkiyatı gerçekleştirdiğinde, 10.07.2019 tarihli ilk faturanın ödeme vadesi henüz gelmemiş olup, rizikonun gerçekleşme ihtimalinin belirsizliğini koruduğunu, dolayısı ile davalının, davacının temerrüt halindeki dava dışı alıcıya sevkiyat yaptığı iddiasının dosya kapsamındaki belgelerde uyumlu olmadığını, davalının zararının arttığı yönündeki iddiasının yerinde olmadığını, davacının dava dilekçesinin sonuç kısmı 2.maddesinde; “muacceliyet tarihi olan 15.12.2029 tarihinden itibaren işletilecek LIBOR faizi tatbik edilerek, fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının tazmin edilmesini” talep ettiğini, davacının talebinde vade tarihleri farklı olan toplam 3 alacağı için, 10.07.2019 tarihli ilk fatura için bildirimde bulunduğu 01.11.2019 tarihinden 45 gün sonrası için hesapladığı tarih olan 15.12.2019 tarihini diğer fatura alacakları için de aynı olacak şekilde belirlediğini ancak davacının davalıdan her bir fatura bazında talep edebileceği sigorta tazminatı tutarları, alacağın muaccel hale geldiği tarih ve her bir alacak tutarına uygulanması gereken LIBOR faiz oranlarının ,Olabileceğini açıkladıkları anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan deliller alınan bilirkişi heyeti raporları neticesinde davacı ve davalı arasında “Kısa Vadeli İhracat Kredi Sigortası Genel Poliçesi" düzenlendiği, davacının 3 adet fatura karşılığı emtiayı yurt dışında yerleşik --------- firmasına teslim ettiği, emtianın sevk edildiğini ve detaylarını davalıya, 09/08/2019 ve10.09.2019 tarihli Aylık Sevkiyat Bildirim Formu ile bildirdiği, emtia bedelinin %15 oranına denk gelen 16.626,75 Euro tutarında ödemenin davacı tarafından alıcıdan tahsil edildiği, bakiye %85 lik kısmın ödenmemesi üzerine davacı sigortalının, davalı sigorta şirketine 01.11.2019, 02.11.2019 ve 14.11.2019 tarihli Vadesi Geçmiş Alacaklar Aylık Bildirim Formları ile tazminat başvurusunda bulunduğu, poliçenin 1. maddesinde teminat kapsamındaki riskleri belirten “ticari risk”in gerçekleştiği, sigorta tazminatının ödenmesi talebine karşı davalı tarafın poliçenin 8/c, 15 ve 18. Maddeleri çerçevesinde herhangi bir işlem yapmayacağını beyan ettiği bunun üzerine mahkememizdeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı yanın ödeme talebini red sebepleri mahkememizce alınan her iki bilirkişi heyetince değerlendirilmiş red gerekçelerinin yerinde olmadığı bilirkişilerce açıklanmıştır. Bilirkişilerce tespit edilen hususlar mahkememizce de yerinde görülerek davalının poliçenin TTK'nun emredici hükümlerine aykırı düzenlemelerine dayanarak talebi reddetmesi yerinde görülmemiştir. 2.bilirkişi heyeti tarafından kök raporda yapılan hesaplamaya davalı vekilince itiraz edilmiş olup özellikle davalının sorumluluğunun prim ödenen tutarla sınırlı olduğu, davacının 24.465,76 Euro tutarındaki sevkiyatına ilişkin faturasının, %15 peşin ödemeli olarak düzenlenip %85’lik kısmının, mal mukabili olarak 20.795,89 EUR tutarında bildirildiği, bu tutarın sigorta kapsamında primlendirildiği, 12.08.2019 tarihli söz konusu sevkiyatın 20.795,89 EUR tutarındaki kısmının 10.09.2019 tarihli Aylık Sevkiyat Bildirim Formu ile bildirildiği, 2019 yılı Ağustos ayının son iş günü olan 29.08.2019 tarihinde geçerli olan -------- çapraz kuru (1 Euro= 1.1090 USD) dikkate alındığında, 20.795,89 Euro’nun ABD Doları cinsinden karşılığı 23.062,64 ABD Doları, %90’lık kısmının ise 20.756,38 ABD Doları olduğu ileri sürülmüş olup bu itiraz doğrultusunda dosyaya sunulan prim bildirim formları incelenmiş fatura bedellerinin %85 'lik kısmı için prim ödendiği,28/08/2019 tarihli prim bildirim formu ve 04/09/2019 tarihli ödeme formundan anlaşılmakla bilirkişi heyetinden hesaplamanın bu hususa dikkat edilerek yapılması istenmiştir. Alınan 03/02/2026 tarihli ek raporda davalının itirazları gerekçeleriyle karşılandığından mahkememizce gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte kabul edilerek hükme esas alınmış davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, -10/07/2019 tarihli fatura yönünden, 44.705,43 USD alacağı, 16/12/2019 muaceliyet tarihinden itibaren 1.95063 oranında LİBOR faizi işletilmek suretiyle fiili ödeme günündeki -------- Usd alış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, -17/07/2019 tarihli fatura yönünden, 32.096,63 USD alacağı, 17/12/2019 muaceliyet tarihinden itibaren 1.93550 oranında LİBOR faizi işletilmek suretiyle fiili ödeme günündeki ---------- Usd alış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, -07/08/2019 tarihli fatura yönünden, 20.756,38 USD alacağı, 29/12/2019 muaceliyet tarihinden itibaren 1.90238 oranında LİBOR faizi işletilmek suretiyle fiili ödeme günündeki --------- Usd alış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2-Karar harcı 69.107.93 TL 'den(97.558,44 USD*10.370=1.011.681,02 TL üzerinden) davacı tarafça peşin olarak yatırılan 14.984,56TL harcın mahsubu ile bakiye 54.123,37 TL harcın davalıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 14.984,56 TL harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 4-Davacı tarafından yapılan67,80 TL ilk masraf, 27.500,00TL bilirkişi ücreti, 725,60 TL müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 28.293,40 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre(% 98) 27.727,53 TL 'nin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalanın davacı üz erinde bırakılmasına 5-Davalı tarafından yapılan 150,00 TL yargılama giderinin miktarı az olduğundan takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen157.752,15 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen18.152,89 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul oranına göre(%98)taktiren tamamının davalıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 9-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekillerinin yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/03/2026

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2021/611, K. 2026/185, T. 04.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-611-e-2026-185-k-ac5fd5b7296d