İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/486 E. 2026/230 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/486
Karar No
2026/230
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/486 KARAR NO : 2026/230

DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Kaynaklanan Davalar (Alacak) DAVA TARİHİ : 13/06/2025 KARAR TARİHİ : 26/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Kaynaklanan Davalar (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin borçlu ... A.Ş.'ye ait tüm hak ve alacakları...'ndan devir ve temlik aldığını, davalı ...'nın borçlu firmaya kullandırılan kredilerde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, davalının 13/07/1995 tarih, 275.000 USD, 23/02/1996 tarih 165.000 DEM meblağlı genel kredi sözleşmelerinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunduğunu, borcun ödenmemesi üzerine ... 30. Noterliğinin... tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesabın kat edildiğini, takip eden dönemde borçlu firma ile alacaklı bankalar konsorsiyumu arasında ... tarihli ... imzalandığını, geçen süreçte borcun yine ödenmemesi üzerine alacaklı bankalar konsorsiyumu lider bankası tarafından keşide edilen ... 25. Noterliğinin ...tarih ... yevmiye numaralı fesih ihtarnamesi ile ...'nin feshedildiğini, işbu davaya konu edilen alacaklarının fon alacağı olmakla birlikte fon alacaklarında zamanaşımı süresinin kanunla özel olarak düzenlenerek 20 yıl olarak belirlendiğini, bu nedenlerle haklı davalarının kabulü ile fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 280.689,22 USD anapara alacaklarının davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, alacaklı banka olan ...Şubesi ile sözleşme imzalandığını, müvekkili adresinin de Ankara olması nedeniyle yetkili mahkemenin ... Mahkemeleri olduğunu, dosyanın .. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini gerektiğini, müvekkilinin kefil olduğu ...A.Ş. ile ... Şubesi arasında 23.02.1996 tarihinde imza altına alındığını ve müvekkilinin kefil olduğu dava dışı ...A.Ş.'nin ekonomik kiriz nedeniyle borçlarını ödeyemez duruma düştüğünü, bunun üzerine ... Şubesi tarafından ... 30. Noterliğinin... tarihi ve ... yevmiye ile dava dışı şirket ve müvekkiline gönderdiği ihtarname ile alacakların tahsili için ödeme yapılması istendiğini, görüldüğü üzere müvekkili ve kefil olduğu şirkete 07.02.2001 tarihinden ihtarname gönderildiğini, 10 yıllık zamanaşımı süresinin bu ihtarname ile başladığını yani alacak 10 yıllık zamanaşımına uğradığını, hatta davacının belirtiği 20 yıllık zamanaşımına da uğradığını, böyle bir alacak için dava açılamayacağını, alacaklı tarafın ... 23.İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasından müvekkili aleyhine 09.05.2022 tarihinde icra takibi başlattığını ve müvekkilinin itirazı sonucunda ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından itirazın iptali davası açtığını ve bu davasının reddedildiğini, alacaklı tarafın yapmış olduğu takibin de ödeme emrinden belirtilen yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının gösterilmediği gerekçesi ile davanın usulden reddedildiğini, davacı alacaklının bu takiple birlikte alacağının zaman aşımında uğradığını, davacı alacaklının dava dışı asıl borçlu ...A.Ş. hakkında ... 21.İcra Müdürlüğünün ... İflas dosyasında alacak kaydı yaparak alacağının tahsili yönünde hareket etmeyerek müvekkili hakkında Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesini 23.10.2012 tarihinde feshedilmesini gerekçe göstererek takip ve dava açtığını, müvekkilinin ... de imzasının bulunmadığını, 23.10.2012 tarihi baz alınsa dahi alacağın zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin kefilliği bulunan genel kredi sözleşmesinin kefalet başlığı altında belirtilen maddelerinde kefilin sorumluluğunun belirlendiğini ve Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesinden doğan alacaklar için de kefilliği bulunmadığının açık olduğunu, yani ... sözleşmesinin müvekkilini bağlamayacağının açık olduğunu beyanla tüm bu nedenlerden ve mahkemece resen gözetilecek nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini savunmuştur. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde Dava , genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın sözleşmede kefil sıfatı bulunan davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Alacağı temlik eden ...Şirketi ... Şubesi ile ...Şirketi arasında 13/07/1995 tarihli, 275.000 USD tutarlı , 23/02/1996 tarihli 165.000 DEM tutarlı genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davalının anılan sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, asıl borçlu şirketin borcunu ödememesi üzerine ... 30. Noterliği'nin ... tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesabın katedildiği, asıl borçlu şirket ve davalı müteselsil kefil ile aralarında ... Şirketi'nin de yer aldığı alacaklı bankalar arasında 08/03/2004 tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesinin ; son olarak 05.10.2011 tarihli 6. Ek Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesinin imzalandığı, borcun ödenmemesi üzerine ... 25. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesinin feshedildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, alacağı temlik eden dava dışı ...Şirketi ile dava dışı ...Şirketi arasında imzalanan... ve ... tarihli genel kredi sözleşmeleri uyarınca kullandırılan krediler nedeniyle hesap kat ihtarından itibaren 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı, borcun ikrarına dair 08/03/2004 tarihli finansal yapılandırma sözleşmesi ile 05.10.2011 tarihli 6. Ek Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesinin imzalanmasından itibaren TBK 156, BK 135 maddeleri uyarınca 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı ve var ise davacının davalıdan talep edebileceği alacak miktarının ne kadar olduğu konularında toplanmıştır. 6100 sayılı HMK 142.maddesi uyarınca zamanaşımı itirazının değerlendirilmesi gerekmiştir. Kredinin tahsis edildiği ve alacağın muaccel hale geldiği tarihte yürürlükte bulunan Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)'nun 125-140. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 146-161.) maddelerinde düzenlenmiş bulunan zamanaşımı, alacak hakkının, belli bir süre kullanıl¬maması yüzünden “dava edilebilme” niteliğinden yoksun kalmasını ifade etmektedir. Zamanaşımını kesen sebepler 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)'nun 133. maddesinde düzenlenmiş, aynı kanunun 135. maddesinde ise zamanaşımı kesilince, kesilmeden itibaren yeni bir sürenin işlemeye başlayacağı hükme bağlanmıştır. BK’nun 125.maddesi: “Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde, her dava on senelik müruru zamana tabidir.” hükmünü içermektedir. Dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 153. ve 154. maddelerinde zamanaşımının durması ve kesilmesi hüküm altına alınmıştır. Zamanaşımını durduran sebeplerin varlığı hâlinde zamanaşımı hiç işlemeye başlamaz, daha önce işlemeye başlamışsa, işlemesi durur. Zamanaşımının kesilmesinde kural olarak yeni bir süre işlemeye başlarken zamanaşımının durmasında eksik kalan sürenin tamamlanması söz konusu olur (Uygur, s. 978). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda zamanaşımını kesen sebepler 154. maddede düzenlenmiş olup anılı maddeye göre; “…Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir: 1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa”. Maddenin 1. fıkrasında borçlunun fiili ile; 2. fıkrasında ise alacaklının fiili nedeniyle zamanaşımının kesilmesi düzenlenmiştir. Borçlunun maddede belirtilen eylemlerinin alacaklısına veya temsilcisine yöneltilmesi ve ayırt etme gücü bulunan borçlu tarafından bizzat veya yetkili temsilcisi tarafından yapılması gerekir. Ayrıca borcu ikrar eden borçlunun bu durumunun zamanaşımını keseceğini bilip bilmemesi önemli değildir (Eren, s.1293). Borçlu üçüncü bir şahsa da ikrarda bulunurken, bu ikrarın alacaklının bilgisine sunulacağını ciddi olarak öngörmüş sayılırsa zamanaşımı yine kesilmiş olur (Akman, Sermet/Burcuoğlu, Halûk/Altop, Atillâ/ Tekinay, Selâhattin Sulhi: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler,7. Bası, İstanbul 1993, s. 1053). Maddedeki “borcu ikrar” deyimi, “borcu tanıma” şeklinde değerlendirilmelidir. Bu tanıma açık ve zımni olabileceği gibi tanımanın mahkeme dışında yapılması da mümkündür. Ancak sonuç doğurabilmesi, alacaklıya yöneltilmiş bulunmasına ve borçlunun temyiz kudretine sahip olmasına bağlıdır (Uygur, s. 984). Kanun zamanaşımının kesilmesini bu şekilde düzenledikten sonra yeni sürenin başlamasına ilişkin olarak 156. maddesinde “Borcun ikrar edilmesi veya karara bağlanması hâlinde” başlığı altında; “Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar. Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır.” düzenlemesine yer vermiştir. Alacağın muaccel olduğu tarihte yürürlükte bulunan (mülga) Borçlar Kanunu'nun 135.maddesinde de aynı yönde düzenleme yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda, dava konusu alacağın hesabın katedilmesi ile muaccel hale geldiği, hesabın katedildiği 07/02/2001 tarihinden itibaren dava tarihi olan 13.06.2025 tarihine kadar 20 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davalı müteselsil kefil tarafından 08/03/2004 tarihli finansal yapılandırma sözleşmesi ve son olarak 05.10.2011 tarihli 6. Ek Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi ile borcun miktar belirtilerek ikrar edildiği, borcun yeniden yapılandırma sözleşmesinin yasanın 133.maddesinde belirtilen, “borcun ikrarı” anlamına geleceğinden, son sözleşme tarihi 05.10.2011 itibariyle zamanaşımı süresi kesilmiş olup Borçlar Kanunu 135. maddeye göre 05.10.2011 tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi 13.06.2025 itibari ile dolduğu anlaşılmakla davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 732,00 TL olduğundan peşin alınan 188.431,16 TL'den peşin harcın mahsubu ile bakiye 187.699,16 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından posta ve tebligat gideri olarak yapılan 555,00 TL yargılama giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesap ve takdir edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 6-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 26/03/2026

BAŞKAN

ÜYE

ÜYE

KATİP

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/486, K. 2026/230, T. 26.03.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-486-e-2026-230-k-3f3fe7099f21