İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/490 E. 2025/264 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/490
Karar No
2025/264
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2021/490 Esas KARAR NO :2025/264

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:06/08/2021 KARAR TARİHİ:16/04/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin, hastalara çeşitli sağlık hizmetleri verdiğini, bu sağlık hizmetlerinin verilmesine dair davalı borçlu şirketle anlaşma yapıldığını ve davalı şirkete başvuran hastalara sağlık hizmeti verildiğini, bu doğrultuda iki şirket arasında iş ortaklığı yapıldığını, hastaların, aldıkları tedavilere dair hizmet bedellerini davalı şirkete ödediklerini, müvekkili şirketin verdiği tıbbi hizmete dair, davalı borçluya sağlık hizmetleriyle alakalı çeşitli faturalar tanzim ettiğini, bu faturalara davalı şirket tarafından yasal süresinde itiraz edilmediğini, faturaların kesinleştiğini ancak fatura bedellerinin müvekkili şirkete ödenmediğini, faturaların ödenmemesi sebebiyle .... İcra Müdürlüğü 2021/... Esas sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine icra takibine başlandığını, davalı şirketin takibe haksız olarak itiraz ettiğini, davalı şirketin icra takibine itirazının haksız olduğunu, itiraz evrakı ekinde birtakım mizan defteri kayıtlarının sunulduğunu, bu defter kayıtları ile davalı şirketin faturalara dair borçsuz olduğunu iddia ettiğini, müvekkili şirketin ticari defterlerinde ödeme kaydı olmadığını, herhangi bir ödeme makbuzu, banka kaydının da sunulmaması sebebiyle davalı şirketin ticari defter kayıtlarını kabul etmediklerini beyanla itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafa usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen dosyaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. Mahkememizin 10/05/2023 tarihli celsesinde tarafların yasal ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak; defterlerde gözüken alacak ve borç kayıtları ile hesap bakiyeleri tespit edilip, iddia , savunma ve itirazlar ile dosyaya sunulan belgeler değerlendirilerek varsa takip tarihi itibariyle davacı alacağının saptanmasına ilişkin rapor alınması için dosyanın bir mali müşavir bilirkişiye tevdine karar verilmiş olup 16/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Tüm dava dosyası, iddia, savunma, davacı şirket ticari defterleri ile dava dosyasına sunulan tüm deliller üzerinde, yapılan inceleme, denetim, tahlil ve değerlendirmeler neticesinde; Uyuşmazlığın; davacı tarafından düzenlenen ve davalının kabulünde olan ödeme emri konusu faturaların davalı tarafından ödenip ödenmediği, davalı yanın takibe itirazının haklı olup olmadığı noktalarında toplandığı, Taraflar arasında fatura tebliği yada içeriği, mal/hizmet teslimi hakkında bir ihtilafın bulunmadığı, davalı yanın fatura ödemelerini yaptığını savunduğu, Davacı Şirkete ait Ticari defterlerin; açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, Ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, birbiri ile uyumlu olduğu ve doğruladığı, Davacı şirketin 2015-2016-2017 Takvim yılına ait kanuni defterlerinin; HMK’nun 222/2 maddesi hükümlerine göre delil teşkil ettiği, 10.05.2023 Tarihli duruşma tutanağının 1. bendinde; taraflara inceleme gününde HMK 219 maddesi gereğince inceleme gününde ticari defterlerini ibraz etmesi aksi halde HMK 220/3 maddesi gereği, ibrazdan kaçınmış sayılacağının ihtarının yapıldığı, davacı vekili ile davalı tasfiye memurunun duruşmada hazır bulunduğu, ihtara rağmen davalının defter ve belgelerini inceleme ibraz etmediği süre talep ettiği ancak, tarafıma gönderilen maille defterlerin sunulamayacağının belirtildiği, Davacı şirketin ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davacı şirketin, davalı şirkete 30.12.2017 tarihinden itibaren 180,00.-TL borcu olduğu, Tüm bu nedenlerle; Davalı şirket tarafından .... İcra Dairesi ...Esas Sayılı dosyasına edilen itirazın haklı olduğu, sonucuna ulaşılmıştır." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Mahkememizin 06/03/2024 tarihli celsesinde dosyanın ek rapor için bilirkişiye tevdi ile; dosya arasına celbedilmiş BA-BS formlarına ilişkin kayıtlarda incelenerek öninceleme duruşmasında bildirilen hususlarda değerlendirilerek ek rapor tanzim edilmesinin istenilmesine ayrıca ek raporda davacı vekili tarafından 17/11/2023 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan belgelerin de değerlendirilmesinin istenilmesine karar verilmiş olup 13/03/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle: "Tüm dava dosyası, iddia, savunma, davacı şirket ticari defterleri ile dava dosyasına sunulan tüm deliller üzerinde, yapılan inceleme, denetim, tahlil ve değerlendirmeler neticesinde; Uyuşmazlığın; davacı tarafından düzenlenen ve davalının kabulünde olan ödeme emri konusu faturaların davalı tarafından ödenip ödenmediği, davalı yanın takibe itirazının haklı olup olmadığı noktalarında toplandığı, Vergi Dairelerinden gelen BA-BS formlarında davacının düzenlendiği faturaların davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği, yine taraflar arasında fatura tebliği yada içeriği, mal/hizmet teslimi hakkında bir ihtilafın bulunmadığı, davalı yanın fatura ödemelerini yaptığını savunduğu, Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 17.11.2023 tarihli dilekçe ekinde; davacı şirketin davalı şirkete 2015 yılında toplamda 790.955,33.TL fatura düzenlendiği, 2017 yılının başında davalı şirketten 317.991,89.TL alacağının olduğu, 01.01.2017-30.12.2017 tarihleri arasında davalının günlük nakit 7.000,00.TL altında toplam 318.171,89.TL ödeme yaptığını bildirdiği ve bu ödemelerin davacı şirketin kendi ticari defterlerinde de yer aldığı, Yine HMK’nun 222/2 maddesi hükümlerine göre delil teşkil eden davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre, ödeme emri tarihinde; davacı şirketin, davalı şirkete 180,00.TL borcunun olduğu, Nakit tahsilatlarla ilgili; Maliye Bakanlığı’nın 04.03.2013 tarih ve 25158 sayılı Resmi Gazetede yayımladığı 320 sayılı Vergi Usul Kanunu genel tebliği ile 5.000.-TL’yi aşan tahsilat ve ödemelerin 01/08/2003 tarihinden itibaren banka veya özel finans kurumları aracı kılınarak yapılması ve bu kurumlarca düzenlenen dekont veya hesap bildirim cetvelleri ile tevsiki zorunlu kılındığı .323-324 sayılı Vergi Usul Kanunu genel tebliği ile sınır 10.000.-TL’ye çıkarıldığı, 332 Vergi Usul Kanunu genel tebliği ile 8.000.-TL’ye düşürüldüğü en son yapılan değişiklik kapsamında yasal sınır tutarı, 459 Vergi Usul Kanunu genel tebliği ile 7.000.-TL’ye düşürüldüğü, Yine 476 Sıra Numaralı VUK Genel Tebliği ile 2017 yılında uygulanacak Usulsüzlük ve Özel Usulsüzlük Ceza Tutarları Tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etme zorunluluğuna uymayan mükelleflerden her birine, her bir işlem için yukarıdaki cezalardan az olmamak üzere işleme konu tutarın %5'i nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilir. Ancak bir takvim yılı içinde kesilecek özel usulsüzlük cezasının toplamı 1.100.000 TL'yi geçemez. Hükmü olduğu, bu durumda yapılan işlemin her ne kadar 459 Vergi Usul Kanunu genel tebliğine aykırı olsa da; idarenin bu duruma uymayan mükelleflerin özel usulsüzlük cezası ile karşı karşıya kalacaklarını 2017 yılı için 476 Sıra Numaralı VUK Genel Tebliği ile bildirdiği, bu nedenlerle; davacı şirketin kendi ticari defterlerinde yer alan, davalı ödemelerinin yok hükmünde sayılmasının mümkün olmadığı, Tüm bu nedenlerle; Davalı şirket tarafından .... İcra Dairesi ...Esas Sayılı dosyasına edilen itirazın haklı olduğu, sonucuna ulaşılmıştır." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Mahkememizin 17/07/2024 tarihli celsesinde dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile davacı tarafça dosyaya sunulan uzman mütalaası arasında çelişki bulunduğundan dosyanın, dosya kapsaminda rapor hazırlayanlardan farklı bir bilirkişiye tevdi ile öninceleme duruşmasında bildirilen hususlarda çelişkiyi giderici nitelikte rapor tanzim edilmesinin istenilmesine karar verilmiş olup 02/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Somut olayda davacı kayıtlarında her ne kadar kasa ödeme açıklaması ile 7.000 TL altında 318.171,89.TL ödeme kaydı olsa da davacı vekilinin de Vergi Usul Kanunu'na muhalif bir biçimde kayıt edildiğini ikrar ettiği, Davacı kayıtlarında bulunan ödeme kayıtlarına ilişkin davalı tarafça ödemenin yapıldığına dair her hangi bir ödemeyi tevsik edici dekont, makbuz yada benzeri ödemeyi tevsik edici belge dosyada bulunmamaktadır. Mali açıdan 318.171,89.TL ödeme kaydının doğruluğunun kabulü için öncelikle bu ödemelere ait muhasebe kayıtlarının belgeye dayalı olması gerektiği, Davalı tarafça 49 adet 318.171,89.TL ödemenin makbuz veya dekont ile ispatlanması gerektiği, Aksi durumda davacı tarafın 31.12.2015 tarihi itibariyle 317.991,89 TL alacaklı olduğunun kabulü gerektiği, sonuç ve kanaatine varılmıştır." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE: Dava; sağlık hizmeti verilmesi nedeniyle doğan fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlık takip ve dava tarihi itibariyle davacının alacağının bulunup bulunmadığı ve varsa miktarının tespiti ile alacağın tahsili için davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce davalı şirketin sicilden terkin edildiği anlaşıldığından davacı vekiline davalı şirketin ihyası için dava açmak üzere süre verilmiş, davacı vekili tarafından davalı şirketin ihyası istemi ile İstanbul .. Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyası üzerinden dava açılmış, ilgili mahkemece verilen ihya kararı sonrasında tasfiye memuruna gerekli tebligatlar yapılarak taraf teşkili sağlanmıştır. Davacı vekili mahkememizdeki beyanında ödemelerin yapıldığına ilişkin tahsilat makbuzlarının kanununa aykırı olduğunu, bu nedenle davalı taraf hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, ayrıca davalı tarafça ödemeye ilişkin evrak sunulmasına muvafakatleri olmadığını, davalı şirket hakkında...CBS 2022/... Soruşturma sayılı dosyası üzerinden suç duyurusunda bulunulduğunu bildirmiştir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, taraflara ticari defter ve belgelerini dosyaya sunmaları için süre ve imkan tanınmış, ba-bs formları celbedilmiş, ilgili savcılık dosyası uyap üzerinden dosyamız arasına alınmış ve bilirkişi raporları dosyaya kazandırılmış, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile davacı tarafça dosyaya sunulan uzman mütalaası arasında çelişki bulunduğundan dosyanın, dosya kapsamında rapor hazırlayandan farklı bir bilirkişiye tevdi ile çelişkiyi giderici nitelikte rapor tanzim edilmesinin istenilmiştir. Mahkememiz dosyasına bilirkişi ... tarafından sunulan 19/06/2023 tarihli raporda " Taraflar arasında fatura tebliği yada içeriği, mal/hizmet teslimi hakkında bir ihtilafın bulunmadığı, davalı yanın fatura ödemelerini yaptığını savunduğu, Davacı Şirkete ait Ticari defterlerin; açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, Ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, birbiri ile uyumlu olduğu ve doğruladığı, Davacı şirketin 2015-2016-2017 Takvim yılına ait kanuni defterlerinin; HMK’nun 222/2 maddesi hükümlerine göre delil teşkil ettiği, 10.05.2023 Tarihli duruşma tutanağının 1. bendinde; taraflara inceleme gününde HMK 219 maddesi gereğince inceleme gününde ticari defterlerini ibraz etmesi aksi halde HMK 220/3 maddesi gereği, ibrazdan kaçınmış sayılacağının ihtarının yapıldığı, davacı vekili ile davalı tasfiye memurunun duruşmada hazır bulunduğu, ihtara rağmen davalının defter ve belgelerini inceleme ibraz etmediği süre talep ettiği ancak, tarafıma gönderilen maille defterlerin sunulamayacağının belirtildiği, Davacı şirketin ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davacı şirketin, davalı şirkete 30.12.2017 tarihinden itibaren 180,00.-TL borcu olduğu" şeklinde değerlendirme yapılmış aynı bilirkişiden alınan ek raporda da " Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 17.11.2023 tarihli dilekçe ekinde; davacı şirketin davalı şirkete 2015 yılında toplamda 790.955,33.TL fatura düzenlendiği, 2017 yılının başında davalı şirketten 317.991,89.TL alacağının olduğu, 01.01.2017-30.12.2017 tarihleri arasında davalının günlük nakit 7.000,00.TL altında toplam 318.171,89.TL ödeme yaptığını bildirdiği ve bu ödemelerin davacı şirketin kendi ticari defterlerinde de yer aldığı, Yine HMK’nun 222/2 maddesi hükümlerine göre delil teşkil eden davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre, ödeme emri tarihinde; davacı şirketin, davalı şirkete 180,00.TL borcunun olduğu," şeklinde değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Dosya kapsamında bilirkişi ... tarafından hazırlanan 02/01/2025 tarihli raporda; "Somut olayda davacı kayıtlarında her ne kadar kasa ödeme açıklaması ile 7.000 TL altında 318.171,89.TL ödeme kaydı olsa da davacı vekilinin de Vergi Usul Kanunu'na muhalif bir biçimde kayıt edildiğini ikrar ettiği, Davacı kayıtlarında bulunan ödeme kayıtlarına ilişkin davalı tarafça ödemenin yapıldığına dair her hangi bir ödemeyi tevsik edici dekont, makbuz yada benzeri ödemeyi tevsik edici belge dosyada bulunmamaktadır. Mali açıdan 318.171,89.TL ödeme kaydının doğruluğunun kabulü için öncelikle bu ödemelere ait muhasebe kayıtlarının belgeye dayalı olması gerektiği, Davalı tarafça 49 adet 318.171,89.TL ödemenin makbuz veya dekont ile ispatlanması gerektiği, Aksi durumda davacı tarafın 31.12.2015 tarihi itibariyle 317.991,89 TL alacaklı olduğunun kabulü gerektiği" bildirilmiştir. Somut olay yönünden mahkememizce yapılan değerlendirmede; faturaya dayalı itirazın iptali davasında ispat yükü, alacaklı olduğunu iddia eden davacıdadır. Davacı, alacağa konu mal ve hizmeti davalıya teslim ettiğini ve alacağa hak kazandığını yazılı deliller ile ispatlamak zorundadır. Faturada yazılı mal ve hizmetin teslim edildiğinin ispatı halinde, borcun ödendiğini ispat yükü ise davalıdadır. 6100 Sayılı HMK'nın ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222.maddesinde; (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Ek cümle: 22.07.2020 - 7251 S.K./23. md) Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. sayılacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, davanın, takibe sıkı sıkıya bağlı olan itirazın iptali davası olduğu, davacı tarafından takip dayanağı olan faturadan kaynaklanan bakiye alacağın ödenmediğinin iddia edildiği, faturaya dayalı itirazın iptali davasında ispat yükünün davacıya ait olup, faturada yazılı mal/hizmetin davalıya teslim edildiğinin davacı tarafından ispatlanması gerektiği, dosyamız kapsamında davalının ticari defter ve belgelerini sunmadığı, davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme ile ise Davacı şirketin 2015-2016-2017 Takvim yılına ait kanuni defterlerinin; HMK’nun 222/2 maddesi hükümlerine göre delil teşkil ettiği, 01.01.2017-30.12.2017 tarihleri arasında davalının günlük nakit 7.000,00.TL altında toplam 318.171,89.TL ödeme yaptığını bildirdiği ve bu ödemelerin davacı şirketin kendi ticari defterlerinde de yer aldığının, yine HMK’nun 222/2 maddesi hükümlerine göre delil teşkil eden davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre, ödeme emri tarihinde; davacı şirketin, davalı şirkete 180,00.TL borcunun olduğu hususlarının tespit edildiği, davacı taraf her ne kadar makbuz karşılığında elden ödeme yapılmasının yanlış olduğunu, tahsilatın usulsüz olduğunu iddia etmiş ise de; davacının beyanında geçen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/120638 Soruşturma Sayılı dosyasında davacı tarafça suç duyurusunda bulunulduğu , ilgili savcılık tarafından Vergi Usul Kanununa Muhalefet sucundan yapılan soruşturma neticesinde "soruşturma evrakının bütünüyle incelenip değerlendirilmesi neticesinde; şüpheliler hakkında isnat edilen suçun zamanaşımına uğradığı, bu itibarla şüpheliler hakkında soruşturma yürütme imkanının kalmadığı anlaşılmakla, Şüpheli hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına," ilişkin karar tesis edilmiş olduğu, tarafların tacir olup, kendi ticari defterlerindeki kayıtların yanlış olduğu yönündeki savunmalarına itibar edilemeyeceği, kaldı ki, HMK'nun 222. Maddesi gereğince, usulüne uygun olmasa dahi ticari defterlerin içeriğinin sahibi aleyhine delil teşkil edeceği, davacı defterinde tüm fatura borcunun tahsil edildiğinin belirtilmesi karşısında, davacının, takibe konu olan faturadan dolayı davalıdan alacaklı olduğunu yazılı, yeterli delil ve belgelerle kesin olarak ispatlayamadığı (emsal mahiyette Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi 2021/1436 E., 2024/845 K., ) 6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesi son cümlesine göre defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı ve usulüne uygun tutulsun ya da tutulmasın ticari defterlerin içeriği sahibi aleyhine delil sayılacağından davacı defterlerinde yazılı miktardaki ödeme kaydı, davalı lehine davacı aleyhine delil oluşturacağından (emsal mahiyette Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2016/1258 E., 2016/3155 K. Sayılı kararı) ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davanın REDDİNE, 2- Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın, peşin alınan 5.695,40 TL harçtan mahsubu ile artan 5.080,00 TL harcın davacıya iadesine, 3- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret tarifesi uyarınca 74.735,61 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 4- Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde kendilerine iadesine, 5- Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına. Dair, hazır bulunanların yüzen karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/04/2025

Katip ...

Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2021/490, K. 2025/264, T. 16.04.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-490-e-2025-264-k-22ead6f9a3cd