İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/398 E. 2026/495 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/398
Karar No
2026/495
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2021/398 Esas KARAR NO : 2026/495

DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli) DAVA TARİHİ : 02/06/2021 KARAR TARİHİ : 11/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirketin 10/10/1995 tarihinde kurulup tescil edildiğini, şirket kurucuları arasında davacının babası ölen ...'ün de olduğunu, muris ...'ün 29/06/2010 tarihinde öldüğünü, ... ölmeden önce şirketteki hisselerinin önemli bir kısmını ikinci eşi ...'e devrettiğini, davacının da buna karşı dava açıp kazandığını, davacının payının arttığını ve %8,33 olarak ilama bağlandığını, ancak davalı şirketin yargıtay aşamasından geçen bu ilamın gereğini yerine getirmediğini, dava sırasında şirket ortaklarında ... ve ...'nun davacının aleyhine tanıklık yaptığını, bu şekilde bu ortaklar arasında husumet oluştuğunu, yine herhangi bir sebep göstermeksizin 10 yılı aşkın süredir kâr payının dağıtılmadığını, öncelikle şirketin dava dilekçesinde yazılı 9 adet taşınmazın ve iki adet aracın devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararının verilmesini, Yargıtay 11. H.D. 05/11/2019 tarihli ...Esas...Karar sayılı kararı ile davacı adına tesciline karar verilen hisselerin şirket pay defterlerine 636-3 maddesi gereğince haklı sebeplerin (husumet ve kâr payı dağıtılmaması) varlığından ötürü davalı şirketin feshine karar verilmesini, bu mümkün değilse şirketin son bilançosu ve hisse değerleri tespit edilerek davacı ortağa payının gerek değerinin ödenmesine ve şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili cevap dilekçesinde; muris muvazaasına dayalı iptal talebiyle açılan dava sonunda "davalı adına kayıtlı 1.527,75adet payın davalı adına olan kaydının iptali ile davacı adına şirket pay defterine ve Ticaret Siciline kayıt ve tesciline" karar verilmiş olduğunu, davacı taraf Ticaret Siciline ve müvekkili şirkete yazılı olarak başvurarak elde edeceği bir yarar için dava açmış olduğunu, işbu davada hukuki yararı olmadığını, muris muvazaası davasına konu edilen payın şirket pay defterine ve Ticaret Siciline Tesciline Yönelik davasının hukuki yarar yokluğundan reddinin gerektiğini, adı geçen kişilerin tanıklık ifadelerinin davacının menfaatine ters düşmesi şirket yönetiminin davacı ile husumet içerisinde olduğu sonucunu ortaya koymayacağını, davacı ...'nün paydaş olduktan sonra şirket genel kurul toplantılarına davet edilmiş ise de hiçbir toplatıya katılmamış olduğunu, müvvekkili şirkete göndermiş olduğu ... Tarih ve ... Y. sayılı ihtarname ile şirket hakkında bilgi alma ve inceleme talebinde bulunmuş ve bu talebi derhal yerine getirilmiş olduğunu, şirkete ait bilgi ve belgeleirn davacıya gösterilmediği iddiasının da yersiz olduğunu, davacı ...'nün miras intikali yoluyla müvekkili şirkete ortak olmasından önce müvekkili şirkette 2 kez sermaye arttırımı yapılmış olduğunu ve bu sermayeler geçmiş yıllara ait dağıtılmayan karlarından karşılanmış olduğunu, davacının ortak olmasından önce de kar dağıtımı yapılmamış olduğunu, müvekkil şirkete ait akaryakıt istasyonu 2011 yılı Mayıs ayında tamamen yıkılarak tüm istasyon yenilenmiş olduğunu ve 2012/Şubat ayında tekrar faaliyete başlamış olduğunu, şirkete yeni kazanç kaynakları oluşturabilmek için akaryakıt istasyonun içinde ... ve... servis açılmış olduğunu, bu arada şirketin bir kısım alacaklarının tahsil edilebilmesi için alacağa karşılık bazı taşınmazlar devir alınmış olduğunu, ...ile ... servisi açılması gibi yatırımlar nedeniyle şirket devamlı olarak kredi kullanmak zorunda kalmış olduğunu ve büyük oranda bankalara borçlanmış olduğunu, 2018 yılı mali krizi sonrasında kredi faiz oranlarındaki yükselişe bağlı olarak banka borçları daha da artmış olduğunu, şirketin içinde bulunduğu durum nazara alınarak kar payı dağıtımı yapılmamış olduğunu ve hiçbir ortak kar payı almamış olduğunu, sonuç olarak ortaklara kar payı dağıtılmaması şirketin içinde bulunduğu mali zorluktan kaynaklanmış olduğunu, hiçbir ortağa kar payı ödemesi yapılmamış olduğunu, davacının talebi doğrultusunda müvekkili şirkete ait araçlar ve taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulması Ticari faaliyetini kısıtlamak anlamına geleceğini, müvekkil şirketin ticari faaliyetinin engellenmesi ve ekonomik olarak zor duruma girmemesi için davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine davacının TTK 636/3 maddesi uyarınca "şirketin feshi ve davacıya ait payın gerçek değeri üzerinden ödenerek ortaklıktan çıkarılması" talebinin işbu davadan tefrik edilmesine, tefrik edilecek davaya devam edilebilmesi için davacının "Mahkeme kararı ile iktisap ettiği payların tescili ile pay defterine işlenmesi" yönündeki davasının sonucunun beklenmesine;davacı taraf yazılı başvuru ile elde edebileceği bir yarar için dava açmış olduğundan "Mahkeme kararı ile iktisap ettiği payların tescili ile pay defterine işlenmesi"ne dair davasının hukuki yarar yokluğundan reddine; şirketin feshi için ileri sürülen sebepler yerinde olmadığından "şirketin feshi ve davacıya ait payın gerçek değeri üzerinden ödenerek ortaklıktan çıkarılması" na dair davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı tarafından dava dışı kişi aleyhine olmak üzere ve davalı şirket ile ilgili hisse kaydı iptali ve davacı adına pay defterine ve ticaret siciline kayıt ve tesciline ilişkin olarak açılmış olan, şeklen kesinleşen davanın görülmesi aşamasında dava dışı olan iki şirket ortağının davacı ortak aleyhine tanıklık yaptığı iddiasının ve yine davacının davalı şirkete on yılı aşkın süredir kar payı verilmediği iddiasının sübut bulup bulmadığı, kâr payı dağıtımı yapılmadığı iddiasına karşılık davacının şirkete ortak olmasından önce davalı şirketin iki kez sermaye arttırımı yapıp yapmadığı , bu arttırımın 70 yıla ait karlar ile karşılanıp karşılanmadığı, davalı şirkete ait istasyonun 2011 yılı Mayıs ayında yıkılarak 2012 yılında faaliyete geçip geçmediği, şirketin bazı alacaklarının tahsil etmek için bazı taşınmazları rehin alıp almadığı, istasyonun yenilenmesi ve yeni yatırımlar nedeni ile davalı şirketin 2010 yılından sonra ve devamında bankalardan kredi kullanıp kullanmadığı, bankalara borçlanıp borçlanmadığı, 2018 yılında bu borcun artıp artmadığı, davalı şirketin kar payı dağıtmamasının şirketin içinde bulunduğu mali zorluktan ve bu suretle finansal, işletmesel, muhasebesel nedenlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davacının iddia etmiş olduğu vakıaların bu çerçevede şirketin feshini gerektirip gerektirmediği, şirketin feshi mümkün değil ise davacı ortağı payının gerçek değerinin ödenmesi ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasının gerekip gerekmediği, yine ayrıca davacının iddiasına konu olan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ...E.sayılı ilamı ile onanmış ... 1.AHM nin ... E.-sayılı ilamı ile ilgili istinaf incelemesi yapan İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi ...E.-... K.sayılı ilamı soncunda oluşturulan hüküm gereği davacı adına tescile karar verilen hisselerin davalı şirketin pay defterine ve ticaret siciline tescilinin gerekip gerekmediği, bu noktada davacının hukuki yararının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmıştır. Davacının kesinleşen mahkeme ilamının pay defterine ve ticaret sicile tescili ile şirketin feshini ayrıca feshin mümkün olmadığı taktirde hisse değeri tespit olunmak sureti ile gerçek değerin davacıya ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına ilişkin olduğu, davacının davalı şirketteki 1527, 75 adet payın sahibi konumuna eriştiği, bu hususların tartışmasızdır. Davanın konusu haklı nedenlerle Limited Şirketinin feshi ile bu talep kabul görmezse ayrılma akçesinin ödenmesi talebidir. Davalı şirketin ticaret sicil kayıtları celbedilmiştir. Alınan 30/07/2022 tarihli bilirkişi raporunda: "Davalı tarafından düzenlenen faturaların davalı taraf yasal defterlerinde yer aldığı, defterlerin yasaların emrettiği şekilde tutulduğu, faturalarla ilgili mali idareye yapılması gereken bildirimlerin süresinde yapıldığı, açılış ve kapanış kayıtlarının kanun öngördüğü süreler içinde yapıldığı, davalı lehine delil olma kuvvetine sahip olduğu, davalı şirketin mevcut kaydı değerler üzerinden hazırlanan mali bilançolarına göre az da olsa kar elde ettiği, şirketin kar dağıtımını sağlıklı yapabilmesi için mevcut taşınmazları nakde çevirmesi durumunda kar dağıtmasına engel olan finansal sorunlarına çare bulabileceği ve kar dağıtımı yapabileceği, davalı şirketin iflasını getirecek ticari bir süreçten bahsedilemeyeceği, yukarıda yapılan tüm değerlendirmeler ışığında, davacı şirketin uzun süreden beri kâr dağıtmadığı, bu durumun gerekçe olarak 10 yıl evvel davacı murisinin vefatından önce yalnız birisi iç kaynaklardan artırım yapılan sermaye artırımlarına dayandırılamayacağı, şirketin yatırım faaliyet ve öz kaynak sermaye artışlarının ticari kararlar olup bu anlamda finansal muhasebesel zorunluluktan bahsedilemeyeceği, pay sahiplerinin müktesep kâr payı haklarının bu şekilde 10 yılı aşkın süreyle süreklilik arz edecek şekilde kısıtlanamayacağı, uygulamada görüldüğü üzere bu hususun çoğunluğun azınlık üzerinde tahakküm yöntemlerinden başlıcalarından birisi olduğu, bu süreçte şirket varlıkları artarken bundan faydalanamayan ortaklar için bu durumun haklı sebep teşkil edeceği, zira bu süreçte elde edilen gelirlerin kar dağıtımı yapılmasa bile yönetici ortaklara maddi faydalar sağlanmak sureti ile çoğunluk haklarını zedelemezken azınlık pay sahiplerini zor durumda bırakacağı, şirketin kar elde etmek ve bunu paylaşmak temel amacının zedeleneceği, bu manada haklı sebeplerin mevcut olduğu, öte yandan, şirketin faaliyetlerine devam edecek özellikte olması, işletmesel faaliyetlerini sürdürecek kapasitede olması, yeterli mal varlığı bulunması, halihazırda işleyen bir işletmesi ve gelirleri olmasından hareketle yerleşik yargıtay uygulaması ışığında fesihten söz edilemeyeceği, bu durumda fesih yerine ortağın ortaklıktan haklı sebeple çıkmasının uygun çözüm yöntemini teşkil edeceği, davacının bu yönde talebinin uygun görülebileceği, davacının payının gerçek değeri karşılığı ortaklıktan ayrılmasına müsaade edilmesinin değerlendirilebileceği, nihai takdirin sayın mahkemeye ait olduğu, davacı ortağın şirketten ayrılması durumunda 31.12.2021 mali verileri üzerinden sabit kıymetlerin 31.12.2021 tarihli bilançoya en yakın tarihli güncel değerlenmiş tutarı üzerinden hesaplanan rayiç bilanço esasına göre payının 3.642.635.- tl (hata payı göz önün de bulundurursak yaklaşık 3.500.000.- TL) olabileceği, sayın mahkeme raporun hazırlanması dönemine ait yaptırılan ekspertiz raporlarına istinaden değer belirlenmesini talep ederse, dava tarihinden sonraki bir süreç olacağından davaya konu (davalı) firmanın 30.06.2022 tarihli.mali verileri esas alınarak, dava dosyasına sunulan ekspertiz raporlarına göre yeni bir Rayiç değer hesaplaması yapılabileceği, tespit, görüş, kanaat ve değerlendirmelerimizi, bilcümle hukuki tavsif ve değerlendirme münhasıran sayın mahkemenize ait olmak üzere, işbu inceleme ve tespitlerimizi sayın mahkemenizin yüksek takdirlerine sunarız." denilmiştir. Dosyada alınan 30/05/2023 tarihli başka bir bilirkişi raporu ile davalı şirkete ait taşınmazların ve taşıtların değer tespiti yapılmıştır. Yine 20/08/2024 tarihli Gayrimenkul Değerleme Uzmanından ayrı bir taşınmaz değeri raporu alınmıştır. Dosyada birden fazla rapor alınmıştır. En son hükme de esas alınan karara en yakın ayrılma akçesinin hesaplandığı 13/05/2026 tarihli raporunda: "Raporumuz içerisinde açıklanan nedenlerle; a–İncelenen sicil kayıtlarına göre davacı ...’nün sermaye payının 187.925,00 TL sermaye oranının %8,333703 olduğu, b –Davalı şirketin 31.12.2025 tarihli bilançosuna göre rayiç değerlere göre özvarlığının 169.666.606,03 TL olduğu, c– Hesaplanan rayiç değerler göre 31.12.2025 tarihi itibariyle davacının şirketteki hisse payının rayiç değerlere göre karşılığı; 14.139.511,04 TL olarak hesap ve tespit edilmiş olup, nihai takdir Sayın Mahkemenize ait olmak arz ederiz." denilmiştir. Davanın konusu Limited Şirketinin Feshi davasıdır. Limited Şirketlerde haklı nedenle fesih için ortaklık ilişkisinin çekilmez hale gelmesi durumunda başvurulan bir yoldur. Herhangi bir hisse oranı şartı aranmaksızın her ortak bireysel olarak bu davayı açabilir. Dava şirketin merkezinin bulunduğu yerde açılır. Firma sicil kayıtlarına göre şirket merkezi Bayrampaşa olup mahkememiz yetkilidir. Kanunda hangi hallerin haklı sebep olacağı tek tek sayılmıştır. Ancak ortaklık ilişkisinin devamının çekilmez bir hal alması, kâr payı dağıtılmaması ve kârın kaçırılması, bilgi alma ve inceleme hakkının engellenmesi, yönetim ve organ eksiklikleri, şirket amacının gerçekleşememesi, ortaklar arasındaki derin güven sarsıntısı, sürekli hastalık veya engellilik durumu gibi haller yargıtay içtihatları gereği örnek verilebilecek haklı sebeplerdir. Dosyamızda alınan 30/07/2022 tarihli bilirkişi raporu göre uzun süredir şirket kâr dağıtmamaktadır. Şirketin kâr elde etmek ve bunu paylaşmak temel amacının zedelendiği bu şekilde haklı sebebin oluştuğu gibi davacı ile şirketin diğer ortakları arasında güven ilişkisinin sarsıldığı, bunların haklı fesih sebebi olduğu açıktır. Ancak yargıtay içtihatlarında vurgulandığı gibi haklı sebepler var olsa bile şirketin faaliyetine devam edebilecek nitelikte ise şirketin feshi yerine davacının şirketten çıkarılarak davacının payının karar en yakın tarihteki rayiç değeri verilmesine karar verilebilir. Bundan dolayı alınan ek son 13/05/2026 tarihli bilirkişi raporuna göre davalı şirketin değeri 169.666.606,03-TL olup, davacının 31/12/2025 tarihi itibariyle hisse payı rayiç değeri karşılığı 14.139.511,04-TL'dir. Bu miktarın davacıya ödenerek davacının şirketten çıkarılmasına kararı verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile, a)Davacının davasında şirketin haklı nedenle feshi sebepleri var ise de davalı şirketin faaliyetinin devamı mümkün olduğundan şirketin haklı sebeple feshi yerine son alınan (13/05/2026 tarihli) bilirkişi raporu ile tespit edilen 14.139.511,04-TL ayrılma akçesinin davacının şirketteki payının karşılı olarak davalı şirket tarafından davacıya ödenmesi koşulu ile davacı ...'nün ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı davalı .... Şirketi'ndeki ortaklığından çıkarılmasına, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcından peşin olarak yatırılan 118,60-TL harcın mahsubu ile eksik 613,40-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca takdir olunan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacının tarafından yapılan 118,60-TL başvurma harcı, 118,60-TL peşin harç, 12.000,00-TL, 3.030,30-TL keşif harcı, 29.000,00-TL bilirkişi ücreti, 52,00-TL tebligat ve posta masrafın olmak üzere toplam 44.082,30-TL yargılama giderinin davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının taraflara iadesine, Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF YOLU açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 11/06/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2021/398, K. 2026/495, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-398-e-2026-495-k-ed36aedd14c0