İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/363 E. 2025/787 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/363
- Karar No
- 2025/787
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2021/363 KARAR NO : 2025/787
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ (Taşımacılık Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/05/2021 (Asıl Dava) KARAR TARİHİ : 24/11/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ ve ALACAK davalarının mahkememizde birleştirilerek yapılan yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı ... Kargo vekili asıl dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında kargo sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin taşıma taahhüdünü yerine getirmiş olup yapılan taşıma işlemleri neticesinde faturalar kesildiğini, buna karşılık davalının faturalardan kaynaklı olarak ödenmesi gereken 8.360,87.-TL ücreti ödemediğini, düzenlenen faturalar nedeniyle ... 33. İcra Müdürlüğü (Doğrusu ...İcra) ... sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, takibe haksız ve alacağı sürüncemede bırakmak amacıyla kötü niyetli olarak itiraz edildiğini (Emsal; Yargıtay 19. HD.nin 06.11.2018 tarih ve ... E. ...K.) belirterek, icra takibine yapılan itirazın iptali ile kötü niyetli olarak takibe itiraz eden borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı ... A.Ş. vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; asıl davaya verdiği cevap dilekçesini genel olarak tekrarlayarak Müvekkil ile davalı arasında yapılan sözleşme gereğince taşınması gereken malzemelerin önemli bir kısmına taşıma sırasında davalı tarafından hasar verildiğini ve hasarlı olarak alıcıya teslim edilmeye çalışıldığını ve alıcı tarafından kabul edilmediğini, bir kısmının da taşıma sırasında yine davacı tarafından kaybedildiğini ve müvekkilin müşterisi olan alıcıya ulaştırılmadığını, davalı tarafından hasar verilen ve kayıp edilen malzemelere ilişkin müvekkil tarafından 13 adet e-fatura kesildiğini davacıya gönderildiğini, davalının bu tazmin ödemelerini kabul etmeye yanaşmadığını, davalının hizmeti kusurlu ve eksik yerine getirdiğini ve davacının zararına sebep olduğunu, sözleşmenin gereğini yerine getirmediğini ve ağır kusurlu olduğu halde taşıma sözleşmesini tam ve eksiksiz yapılmış gibi haksız ve mesnetsiz olarak bedelini tazmin amacıyla haksız olarak ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile dava ikame ettiğini, müvekkilin zararının malzemelerin sevki tarihleri nazara alındığında zarar faizleri hariç 12.588,53 TL olduğunu, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden iş bu davanın birleştirilmesine, davanın kabulü ile alacaklarının en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile yargılama masrafı ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... A.Ş. Vekili asıl davaya cevabında özetle; yapılan sözleşme gereğince taşınması gereken malzemelerin önemli bir kısmına taşıma sırasında hasar verildiğini, bir kısmının da kaybedildiğini, hasarlı ve kayıp malzemelerle ilgili olarak hazırlanan tutanakların davacı firmaya gönderildiğini, 13 adet e-fatura kesilerek davacıya gönderildiğini, davacının bu bedelleri ödemeye yanaşmadığını, verilen zararın faizleri hariç 12.588,53.-TL olduğunu, 6102 sayılı TTK’nın “Zıya veya hasar ile gecikmeden doğan zarardan sorumluluk” başlıklı 875.maddesine göre taşıyıcının hasardan kusursuz sorumlu olduğunu, taşıyıcının bu sorumluluktan kurtulabilmesi için ancak kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği bir somut olgunun varlığını ispat etmesi gerektiğini, hasarlanan ve ziya uğrayan malzemelerinin tazminine yönelik her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak üzere haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın öncelikle yetki yönünden ve nihai olarak esas yönden reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili birleşen davaya cevabında özetle; taleplerin zamanaşımına uğradığını, mezkur taşımaya ilişkin müvekkilinin kast veya pervasız davranış kusuru bulunmadığını dolayısıyla zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber, bir an için müvekkil şirketin kayıp ve hasarı iddia edilen kargoların tazmininden sorumlu olduğu düşünülecek olsa dahi; müvekkil şirketin fatura alacağı ile davacının kargo gönderileri tutarının birbiri ile takas edilmesinin kabul edilemeyeceğini (Emsal; Yargıtay 15. HD.nin E. .... K. ..., T. 10.2.2014), gönderen tarafından müvekkili şirkete teslimi anında kargonun içeriğinin TTK.nun 64 ve KTK.nun 8.maddesine uygun beyan edilmediğini, kargoya ilişkin olarak herhangi bir değer gösterilmediğini, taraflar arasında imzalanan kargo sözleşmesi uyarınca müvekkili şirketin hasardan sorumlu tutulabilmesi için davacı tarafça yürütülmesi gereken bir süreç bulunduğunu, davacı tarafça bu sürece uyulmadığı gibi sözde iade faturalarına dayalı olarak yapılan bildirimlerin kabul edilemeyeceğini, TTK. 889 maddesine uygun bir bildirim yapılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Asıl Dava; ticari hizmet (Kargo taşımacılık) satım ilişkisi nedeniyle düzenlenen faturalara dayalı borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Birleşen Dava: Asıl davya konu davalı ... tarafından verilen hizmetin kusurlu olduğu, taşıma sırasında hasar verilen ve kayıp edilen malzemelere ilişkin düzenlenen 13 adet e-fatura bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İtirazın iptali davalarının 2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Davacının ... 31. İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyası ile 17/12/2020 tarihinde, davalı aleyhine, 8.360,87.-TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, (Örnek No:7) ödeme emrinin borçlu/davalıya 28/12/2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 30/12//2020 tarihinde hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına, faize ve İstanbul Anadolu icra dairesinin yetkili olduğunu, icra dairesinin yetkisine itiraz ettiğini belirterek takibi durdurduğu, davacının da 21/05/2021 tarihinde 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde 8.360,87.-TL asıl alacak üzerinden huzurdaki itirazın iptali davasını açtığı kabul edilmiştir. Davalı taraf icra müdürlüğüne verdiği itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz etmiştir. TTK.nun 890.maddesinde belirtilen yetkili mahkemenin kesin yetki olmadığı, maddede "...mahkemesi de yetkilidir..." denilmekle seçimlik yetkinin söz konusu olduğu, bu nedenle TBK.nun ifa yeri başlıklı 89.maddesi gereğince; Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir, hükmü gereğince, davacının ikamet adresi Sarıyer/İSTANBUL olması karşısında mahkememizin yetkili olduğu kabul edilmiş, itiraz yerinde görülmemiştir. Taraflar arasında ticari ilişkinin varlığı tartışma konusu değildir. Çözümlenmesi gereken sorun, asıl davada davacı ...'nin alacağının bulunup bulunmadığı, var ise miktarının ne olduğu, birleşen davada da davacı ... A.Ş.nin taleplerinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davalı ... tarafından verilen hizmetten doğduğu iddia edilen zararın taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, öyle ise talep edilebilecek alacak miktarı noktalarında toplanmaktadır. Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda; Asıl Davada; Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmış, verilen 25.07.2023 tarihli bilirkişi raporunda; Davalı defter ve belgelerini ibraz etmemiştir. Davacının ibraz ettiği defter ve belgeler incelendiğinde, ibraz edilen 2021-2020 yılı envanter defterlerinin açılış-kapanış onaylarının, TTK Madde 64, 66 (Eski TTK. Madde 69,70/son 72/3) ve VUK madde 220-226 uyarınca yasal sürelerde ve usule uygun şekilde yaptırıldığı, şirketin defter-i kebir ve yevmiye defterleri elektronik ortamda tutulduğu, 2021 -2020 yılı, elektronik ortamda tutulan defterlerin açılış ve kapanış e-defter beratlarının yasal süreleri içinde GİB bilgi sistemine yüklendiği, e-beratların alındığı bilirkişi tarafından tespit edilmiş, bu nedenle defterlerin sahibi lehine delil oluşturma vasfına sahip olduğu kabul edilmiştir. Taraflara arasındaki ticari ilişki nedeniyle açık hesap tutulduğu, buna göre davacının defter kayıtlarına göre davalıdan takip tarihi itibariyle 8.360,87.-TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı taraf cevabında hasarlı ve kayıp malzemelerle ilgili olarak 13 adet e-fatura kesilerek davacıya gönderildiğini, davacının bu bedelleri ödemeye yanaşmadığını, verilen zararın faizleri hariç 12.588,53.-TL olduğunu savunarak, takibe konu borcun ödenmemesinin bir nedeni olarak ileri sürülmektedir. Bilirkişi bu savunmayı takas mahsup talebi olarak yorumlamış ise de davalının Takas-Mahsup talebi yoktur. Zaten cevap dilekçesinin 2.sayfasının son paragrafında kargoların kayıp ve hasarı ile ilgile olarak davacının kusur ve sorumluluğu açıklandıktan sonra "...Yukarıda arz ve izah edilen hususlar nedeniyle hasarlanan ve ziya uğrayan malzemelerimizin tazminine yönelik her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmak üzere..." demek suretiyle bu iddialarını ayrı bir dava konusu yapacağını belirtmiş, bu iddialarla ilgili olarak da ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde ...tarihinde alacak davası açılmış, açılan dava mahkemenin 07.11.2023 tarih ve ... E. ... K.sayılı kararı ile mahkememiz davasıyla birleştirilmiştir. Bu nedenle bilirkişi raporundaki SMM bilirkişinin bu yöndeki tespit ve değerlendirmeleri dikkate alınmamıştır. Davalı defter ve belgelerini ibraz etmemiştir. 6100 sayılı HMK.nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222.maddesi gereğince; Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın usulüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Davacı kayıtlarına göre taraflar arasında ticari ilişki olduğu, davacının usulüne uygun defter kayıtlarına göre davalıdan toplamda 8.360,87.-TL faturalardan kaynaklı bakiye alacağı bulunduğu, davalının defter ve belgelerini ibraz etmediği anlaşıldığından davacının davalıdan bu miktarda alacaklı olduğu kabul edilmiştir. Davacı kargo şirketinin TTK.nun 856.vd maddelerine dayanan sorumluluğuna ilişkin iddiaların bu davanın konusu olmadığından, birleşen davaya konu edildiğinden burada tartışılmamış olup, davacının talebine konu alacak likit (belirlenebilir) olduğu anlaşılan faturalara dayalı açık hesaptan kaynaklandığından, asıl alacak üzerinden davalının haksız itirazı nedeniyle takdiren % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar vermek gerekmiştir. Birleşen Davada; Birleşen davacı vekilinin ısrarı üzerine yeniden başka bir SMM bilirkişiden rapor aldırılmış olup 17.07.2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Tarafların fiziki olarak tuttuğu 2020 ve 2021 yılları envanter defterinin açılış tasdiklerine ilişkin noter onaylarının yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak yaptırıldığı, elektronik olarak tutulan yevmiye ve kebir defterlerinin açılış ve kapanış onayları yerine geçen e-defter beratlarının yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak oluşturulduğu, bu kapsamda tarafların 2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defterlerin delil niteliği taşıması konusunda takdir Mahkemeye ait olmak üzere, bu defterlerin HMK md. 222 uyarınca kendi lehlerine ve aleyhlerine delil teşkil eder nitelikte oldukları, Davalı/Karşı Davacı tarafından Davacı/Karşı Davalı adına “KARGO HASAR TAZMİN FATURASI” açıklamasıyla 21.10.2020 tarihinde düzenlenen ve toplam tutarı 11.466,79 TL olan 13 adet faturanın “... İade Kokpit Ft” açıklamasıyla öncelikle Davacı/Karşı Davalının ticari defterlerine kaydedildiği, Davacı/Karşı Davalı tarafından 23.11.2020, 24.11.2020, 25.11.2020 ve 26.11.2020 tarihlerinde Davalı/Karşı Davacı adına düzenlenen 4 adet iade faturası (toplam tutarı 11.466,79 TL) ile “KARGO HASAR TAZMİN FATURASI” açıklamasıyla Davacı/Karşı Davalı adına düzenlenmiş olan 13 adet fatura bedelinin (toplam tutarı 11.466,79 TL) şirketin ticari defterlerinden çıkarıldığı, Davacı/Karşı Davalının ticari defterlerine göre; Takip tarihi 17.12.2020 itibariyle Davacı/Karşı Davalının Davalı/Karşı Davacıdan 8.392,63 TL alacağının bulunduğu, Dava tarihi 21.05.2021 itibariyle Davacı/Karşı Davalının Davalı/Karşı Davacıdan 8.360,87 TL alacağının bulunduğu, Davalı/Karşı Davacının ticari defterlerine göre; Takip tarihi 17.12.2020 itibariyle Davalı/Karşı Davacının, Davacı/Karşı Davalıdan 1.520,27 TL alacağının bulunduğu, Dava tarihi 21.05.2021 itibariyle Davalı/Karşı Davacının, Davacı/Karşı Davalıdan 3.755,23 TL alacağının bulunduğu, Tarafların birbirlerinden olan alacak ve borçların takip edildiği hesapların muavin kayıtları incelendiğinde ticari defterler arasında uyumsuzluk olduğu, kayıtların birbirlerini doğrulamadığı, dolayısıyla tarafların ticari defterleri arasında bir mutabakatın bulunmadığı, Davacı/Karşı Davalı tarafın ticari defterlerine göre Davacı/Karşı Davalının 2019 yılı ve öncesi işlemlerinden kaynaklı olarak Davalı/Karşı Davacıdan 5.081,95 TL alacağı görülmesine rağmen, Davalı/Karşı Davacının ticari defterlerine göre ise 2019 yılı ve öncesi işlemlerinden kaynaklı olarak Davacı/Karşı Davalının 2.723,43 TL alacağının bulunduğu, dolayısıyla, tarafların ticari defterleri arasında 2019 yılından gelen 2.358,52 TL’lik farkın bulunduğu, açıklamasıyla Davacı/Karşı Davalının ticari defterlerine kaydedildiği, 23.11.2020, 24.11.2020, 25.11.2020 ve 26.11.2020 tarihlerinde “...” açıklamasıyla düzenlenen 4 adet fatura ile 11.466,79 TL’nin ticari defterlerinden çıkarıldığı, Tarafların ticari defterlerinin birbirleri ile mutabık olmaması ve kayıtların birbirlerini doğrulamaması nedeniyle Takip tarihi ve Dava tarihi itibariyle Davacı/Karşı Davalının ticari defterlerine göre Davacı/Karşı Davalının alacaklı olduğu, Davalı/Karşı Davacının ticari defterlerine göre ise Davalı/Karşı Davacının alacaklı olduğunun görüldüğü, e-Fatura uygulamasında itiraz işlemlerinin, Ticari fatura senaryosunda düzenlenen faturalara, faturanın alıcıya iletildiği tarihten itibaren 8 günlük süre içinde e-Fatura sistemi içinden red uygulama yanıtı ile ya da harici yöntemlerle (TTK 18/3 te belirtilen noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile) yapılmakta olduğu, temel ve diğer fatura senaryolarında düzenlenen faturalara, faturanın alıcıya iletildiği tarihten itibaren 8 günlük süre içinde sadece harici yöntemlerle (TTK 18/3 te belirtilen noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile) itiraz işleminin gerçekleştirildiği, ancak ihtar ve itiraz bildirimlerinin sistem içinden yapılabilmesi için öncelikle TTK Madde 18’de belirtilen yöntem ve süreler dâhilinde söz konusu e-Faturaya itiraz edilmesinin gerektiği, somut olayda; Davacı/Karşı Davalı tarafından Davalı/Karşı Davacı adına düzenlenen 4 adet iade faturasının Davalı/Karşı Davacı tarafından KEP üzerinden geri gönderilerek söz konusu faturalara itiraz edildiği, ancak Davalı/Karşı Davacının düzenlemiş olduğu “KARGO HASAR TAZMİN FATURASI” açıklamalı 13 adet faturaya ilişkin olarak Davacı/Karşı Davalı tarafından yapılan bir itirazın bulunmadığı yönünde görüş bildirmiştir. Buna göre birleşen davacının 21.10.2025 tarihinde "Kargo Hasar Tazmin Faturası" başlığı altında 13 adet fatura kestiği ve birleşen davalı ...A.Ş.nin bu faturalara 8 gün içerisinde itiraz etmesi gerekirken etmediği, böylece faturaları ve içeriklerini kabul etmiş olduğu ancak 8 günlük süre geçtikten sonra 23.11.2020 - 24.11.2020 - 25.11.2020 ve 26.11.2020 tarihlerinde 4 adet iade faturası düzenleyerek kabul ettiği faturaları defter kayıtlarından çıkardığı anlaşılmaktadır. Birleşen davalı ... bu faturalara karşı 8 gün içerisinde itiraz etmediğinden dava konusu faturalara ilişkin borcu kabullenmiş durumdadır. Birleşen davacı da davalı ... aleyhine 25/10/2023 tarihinde alacak davası açmıştır. Bu davada davalı ... A.Ş. Zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Bilindiği üzere zamanaşımı; alacak hakkının kanunda açıkça belirlenmiş süreler içerisinde kullanılmaması nedeniyle, borçlunun borcunu ödemekten kaçınabilmesini sağlayan bir müessesedir. Yani alacaklı taraf açacağı dava ile hakkına kavuşabilecekken borçlu tarafın ileri sürdüğü zamanaşımı defi ile bu hakkından yoksun kalabilmektedir. Zira zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeden, onu “eksik bir borç” haline dönüştürmekte ve alacağın dava yoluyla edinilmesinin önüne geçmektedir. Bu nedenle şayet borçlu tarafından zamanaşımı defi ileri sürülmüş ve şartları da oluşmuşsa hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkmakta, ona bağlı faiz ve diğer alacaklar da zamanaşımına uğramaktadır. Kısaca zamanaşımı def'i var olan ve kabul edilen bir borcun borçlu tarafından ödemekten kaçınmasını sağlayan bir müessesedir. Birleşen dava dosyasında dava dilekçesi tebliğ edilmeden karar verildiğinden, mahkememizce dava dilekçesi davalıya 13.11.2023 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı taraf 08.11.2023 tarihinde süre uzatım talebinde bulunmuş, mahkememizin 08.11.2023 tarihli ara kararıyla talep kabul edilerek 2 hafta ek süre tanınmış, sürenin bitim tarihi olan 11.12.2023 tarihinden önce 04.12.2023 tarihinde cevap dilekçesi verilerek zamanaşımı def'i ileri sürülmüştür. O halde bu itirazın incelenmesi gerekir. 6102 sayılı TTK.nun "Zamanaşımı" başlıklı 855.maddesi gereğince "(1) Bu Kitap hükümlerine tabi taşımalarda, yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması hâlinde istem hakları on yılda; diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımına uğrar. (2) Bu süre, eşya taşımasında, eşyanın gönderilene teslimi; yolcu taşımasında, yolcunun varma yerine ulaşma tarihinden başlar. Eşya tamamen zayi olmuş veya yolcu gideceği yere ulaşamamış ise, zamanaşımı süresi, eşyanın teslimi ve yolcunun ulaşması gereken tarihten itibaren işlemeye başlar. (3) Rücu haklarına ilişkin zamanaşımı, rücu alacaklısının, zararı ve rücu borçlusunu öğrendiği tarihten itibaren, üç ay içinde zarar hakkında rücu borçlusuna bildirimde bulunmuş olması şartıyla; rücu alacaklısına karşı mahkeme kararının kesinleştiği günden, kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmayan hâllerde ise, rücu alacaklısının borcu ifa ettiği tarihten itibaren işlemeye başlar. (4) Gönderen veya gönderilen, taşıyıcıya karşı olan haklarını, bir yıl içinde 18 inci maddenin üçüncü fıkrasına uygun şekilde istemiş olmaları şartıyla, def’i olarak her zamançileri sürebilirler. (5) Taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı; a) Eşya zıyaa, hasara uğramış veya geç teslim edilmişse, b) Yolcu geç ulaşmışsa, taşıyıcının sorumluluğu üç yılda zamanaşımına uğrar. (6) 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunundaki zamanaşımı hükümleri saklıdır." Davaya konu gönderilerin ve dolayısıyla birleşen davanın davacısının (Asıl davada davalı) alacak talebine dayanak gönderilerin tarihlerinin 10.11.2015 - 04.04.2017 - 04.10.2017 - 27.06.2018 - 20.03.2020 - 11.05.2020 - 16.07.2020 - 20.06.2020 - 06.07.2020 - 21.07.2020 - 21.08.2020 - 10.09.2020 tarihleri olduğu, davaya konu söz konusu kayıt ve hasarlar için 21.10.2020 tarihinde asıl davacının 17.12.2020 tarihinde başlattığı icra takibinden 1,5-2 ay kadar önce faturalar kesildiği, birleşen dava tarihinin 25.10.2023 olduğu, 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gibi, ispata muhtaç durumda olsa dahi bir an için taşıyıcının kastı veya pervasızca davranışı bulunsa dahi 3 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra dava açıldığı, birleşen davadaki talebin zamanaşımına uğradığı kabul edilmiştir. Kaldı ki bilirkişi raporunda da işaret edildiği üzere; birleşen davadaki hasar/kayıp iddiasına konu eşyaların ...'nin zilyetliğindeyken, yani taşıma süreci içinde hasara konu olup olmadığı veya kaybolup kaybolmadığı tartışmalıdır. Bu durum, taşıyıcıya karşı hasar veya zıya bildirimleriyle ispat edilmelidir. Hasarın açıkça belli olması halinde teslim anında alıcı tarafından (alıcı tarafından hasar nedeniyle kabul edilmemişse iade taşıma sonucu gönderen yani birleşen davanın davalısı tarafından) derhal bildirim yapılması gerekmektedir (TTK m.889/1). Bu bildirim uygulama ya taşıyıcının katılımı ile tutanak tutulması veya teslimat evrakına hasar şerhi düşülmesi şeklinde yerine getirilmektedir. Hasarın açıkça belli olmadığı durumlarda ise yazılı hasar ve zıya bildiriminin en geç eşyanın tesliminden itibaren yedi gün içinde yazılı olarak yapılması gerekmektedir (TTK m.889/2). Bir kayıp eşyalar bakımından ise zıya karinesi söz konusudur. Buna göre eşyanın taşıma süresini izleyen yirmi gün içinde alıcısına teslim edilmemesi halinde gönderen (somut olayda ... Şirketi) eşyayı zayi olmuş sayabilir (TTK m.874/1). Bu durumda eşya ilgilisi taşıma süresinin bitiminden itibaren yirmi gün bekleyecek ardından zayi karinesine dayanan talep ve tazmin haklarının bildirimi söz konusu olacağı için gönderinin taşımak amacıyla taşıyıcıya tesliminden itibaren 20 gün ve bunu takip eden yedi (7) gün bildirim süresi içinde, yaklaşık bir ay içinde TTK m.889 gereği bildirimi yapabilecektir. Birleşen davanın davacısı ... şirketinin ... şirketine hitaben hazırladığı HASAR-Kayıp başvurularında herhangi bir tarih bulunmamaktadır. Bu bildirimlerin gerçekten her bir münferit taşımayı takiben ve her bir somut olay bakımından tam ve gereği gibi yalılıp yapıldığı anlaşılamamaktadır. Ayrıca iddia edilen bildirimlerin birleşen davalı ...şirketine iletilip iletilmediği de belirli değildir. Birleşen dava davacısı ... şirketinin faturaları incelendiğinde faturalarda taşıma, emtia ve hasar bilgileri olmasına rağmen bu faturaların taşımalardan zayi-hasar-gecikme için öngörülen bildirim sürelerinden çok sonra düzenlenmesinden dolayı yine yazılı bildirim olarak da değerlendirilmesi imkânı bulunmamaktadır. Sonuç olarak birleşen davacı ... şirketinin dava konusu hasar ve iddia edildiği gibi kaybolmak suretiyle zıya olgularının birleşen davalı ...’nin taşıma süreci içinde meydana geldiğini de ispat edememektedir. Bu delillerle taşıma şirketi ... kargonun kasıtla veya pervasızca hareket ettiğinin kabulü de mümkün görünmemektedir. Bu husus esasen ispatlanabilmiş değildir. Bu nedenle 1 yıllık zamanaşımı süresinin dikkate alınması gerektiği kabul edilerek, her ne kadar ... söz konusu borca ilişkin faturaları defterine kaydederek süresinde itiraz etmemiş veya iade faturası kesmemiş (süresinden sonra kesmiştir) ve borcu kabullenmiş ise de, alacak zamanaşımına uğradığından birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; A-Asıl Davada; Davanın KABULÜNE, Davacının ... 31. İcra Müdürlügünün... sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine başlattığı icra takibine İTİRAZIN İPTALİNE, Takibin takip tarihindeki koşullarla aynen DEVAMINA, İcra takibine yapılan itiraz haksız olduğundan ve likit (belirlenebilir) hüküm altına alınan alacak (8.360,87.-TL) üzerinden % 20 hesabıyla 1.672,17.-TL İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, B-Birleşen Davada; Davanın zamanaşımı nedeniyle esastan REDDİNE, A-Asıl Dava Yönünden; 1-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 571,13.TL nispi karar ve ilam harcının peşin alınan 269,85.TL harçtan mahsubu ile eksik 301,28.TL harcın DAVALIDAN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 8.360,87.TL nispi vekalet ücretinin DAVALIDAN ALINARAK, DAVACIYA VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan toplam 539,70.TL (269,85 TL BVH, 269,85 TL Peşin Harç) harcın DAVALIDAN ALINARAK, DAVACIYA VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 8.750,00 (8.500,00 TL Bilirkişi ücreti, 250,00TL tebliğler ve posta) yargılama giderinin DAVALIDAN ALINARAK, DAVACIYA VERİLMESİNE, 5-Arabuluculuk ücreti 1.320,00 TL'nin DAVALIDAN ALINARAK HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 6-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, B-Birleşen Dava Yönünden; 1-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesap olunan 615,40.TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 269,85.TL harçtan mahsubu ile eksik 345,55.TL harcın DAVACIDAN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 12.588,53TL nispi vekalet ücretinin DAVACIDAN ALINARAK, DAVALIYA VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Arabuluculuk ücreti 3.120,00L'nin DAVACIDAN ALINARAK HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 5-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK.nun 345.maddesi gereğince, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/11/2025
KATİP - HAKİM - ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır