İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/242 E. 2026/493 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/242
- Karar No
- 2026/493
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/242 KARAR NO : 2026/493
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 06/04/2021 KARAR TARİHİ : 19/06/2026
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA VE İSTEM : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin uluslararası hava taşıma hizmeti vermekte olduğunu, davalı tarafa aralarındaki cari hesap ilişkisine istinaden vermiş olduğu taşıma hizmeti sonucu keşide edilen faturalardan 06/01/2020 tarihli 4.795,17 TL tutarında fatura, 15/06/2020 tarihli 10.011.97 TL tutarında fatura, 30/06/2020 tarihli 264,70 TL tutarında fatura olmak üzere toplam 3 adet fatura bedelinin ödenmediğini, davalı tarafın cari hesapta yer alan fatura bedellerini ödememesi sebebiyle faturalardaki son ödeme tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmak suretiyle davalı hakkında ... 28. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (Eski dosya nosu: ... 5. İcra Müdürülüğü'nün ...Esas) sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, müvekkil şirketin davalı yan ile aralarında oluşan cari hesap ilişkisine istinaden davalı yana yasa ve uluslararası kurallar çerçevesinde hizmet vermiş ve haklı olarak da verilen hizmetle ilgili olarak oluşan bedelin ödenmesini talep ettiğini, yasal süresi içerisinde itiraz edilen/iade edilen fatura söz konusu olmadığından yerleşik Yargıtay kararları ve TTK 21/2 uyarınca davalı tarafça fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağını, müvekkil şirketçe takibe konu faturaların ödenmesi için ihtarname gönderildiğini, davalı tarafa verilen hizmet neticesinde, fatura bedeline ilişkin 30.03.2021 tarihinde arabuluculuk süreci içerisinde iken 10.011,97 TL ödeme yapıldığını, davalı taraf kısmi tutarda ödeme yaparak borcu da kabul etmiş olduğundan, davalının alacak tutarına ve ferilerine olan haksız itirazının iptali ile, icra takip tarihi itibaren asıl alacağa işleyen avans faizi ile icra harç masraf ve icra vekalet ücreti yönüyle takibe devam edilmesi gerektiğini belirterek, açıklanan nedenlerle; itirazının iptali ile ödemeye kadar geçen süreçteki icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyen avans faizi ile icra harç masraf ve icra vekalet ücreti yönüyle takibe devam edilmesine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirketin ... 28.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine icra takibinde bulunduğunu, takibe konulan 11.011,97,-TL' lik fatura bedeli, 30.03.2021 tarihinde, davacının hesabına gönderildiğini, davacı şirkete...tarihinde ... no lu konşimento ile ...'da bulunan alıcı ...'ye teslim edilmek üzere 9.948,36 USD bedelli beşeri ilaç teslim edildiğimi, en geç yedi gün içerinde alıcıya teslim edilmesi geren ürün bu güne kadar henüz teslim edilmediğini, davacı şirketin 17.02.2019 tarihinde davalı şirkete göndermiş olduğu yazısında ürünün 26.12.2019 tarihinde ...'daki Şubesine ulaştığını teyit ettiğini, gümrükteki aksamalar nedeniyle teslimatı yapamadığı beyan ettiğini, alıcıya teslim edilmek üzere 24.12.2019 tarihinde ürünü teslim alan ve teslim yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının teslim tarihinden 15 gün sonra 06.01.2020 tarihli takip konusu 4.795,17,-TL lik faturayı gönderdiğini, yani yerine getirmediği bir hizmetin bedelini talep ettiğini, iki yıl önce davacı şirketin ilaçlar halen alıcıya ulaşmadığı gibi ne olduğunun da bilinmediğini, gecikmeden dolayı ilacın son kullanım tarihi de dolduğunu, davacı şirketin edimini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkili şirket zararının ve ilaç bedelinin ödenmesi için davacı aleyhine ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosya ile dava açtığını, davacı şirket hakketmediği halde kesmiş bulunduğu ve haksız olarak takip konusu yaptığı 4.795,17 TL' lik faturanın bedelini talep ettiğini, müvekkili şirketin davacıdan alacaklı olduğu ve onun kusurundan dolayı zarara uğradığı için takibe itiraz ettiklerini, amaçlarının takibi uzatmak olmadığını, herhangi bir kötü niyetin bulunmadığını belirterek; açılan davanın reddine, takibin iptaline, masraf ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, cevap dilekçesi ve ekleri, cari hesap ekstresi , konşimento evrakları, ihtarname, yurtdışı çıkış abone fiyat listesi, faturalar, davalı BA/BS formları, ... 28.İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyası, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyası, arabuluculuk tutanağı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı... Dava konusu ... 28.İcra Müdürlüğü'nün... (... eski ... esas) esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; Taraflar arasındaki taşıma hizmetinden kaynaklanan 3 adet fatura alacağının tahsili amacıyla davacı alacaklı tarafından davalı borçluya karşı 15.071,84-TL asıl alacak ve 465,35-TL işlemiş faiz olmak üzere 15.537,19-TL toplam alacak üzerinden 16/07/2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı - borçluya 23/07/2020 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu - davalının da 28/07/2020 tarihinde yetkiye, borca , faize ve tüm ferilerine itirazı üzerine icra takibinin durduğu anlaşılmıştır. Taraf delilleri toplanmış, dava konusu icra dosyası uyap kayıtları dosyamız arasına alınmış, dava konusu faturalar , BA ve BS kayıtları sözleşmeler celp edilmiş, Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Dava konusu edilen alacağın hesaplanmasının yapılması için dosya alanında uzman bilirkişisine tevdi edilmiş ve mali müşavir bilirkişi ...tarafından 23/12/2022 tarihinde Mahkememize ibraz edilen raporunda özetle; "1) Davacı firma ile Davalı firma tic: lefterinin elektronik defter olarak usulüne uygun tutulduğu ve defter beratlarının zamanında alındığı, 2)Davacı firmanın mal veya hizmet satışı ile ilgili Form Bs bildirimlerinden davalı tarafa yaptığı mal/hizmet satışlarına ait icra takibine konu faturalardan ihtilaflı olan ve ... Gümrük İdaresi tarafından alıkonulması sebebiyle teslimatı gerçekleşmeyen ... no'lu konşimentoya ait 06/01/2020 tarih ve ... no'lu 4.795,17 TL tutarındaki faturanın ticari defter kayıtlarında olmasına rağmen Form Bs Bildirimi ile bildirimde bulunmadığı,3)Davalı firmanın mal/hizmet alışlarına ilişkin Form Ba Bildirimlerinden davacı taraftan mal/hizmet alışlarına ait icra takibine konu faturalardan ihtilaflı olan ve ... Gümrük İdaresi tarafından — alıkonulması sebebiyle teslimatı gerçekleşmeyen ... no'lu konşimentoya ait 06/01/2020 tarih ve ... no'lu 4.795,17 TL tutarındaki faturanın ticari defter kayıtlarında olmasına rağmen Form Ba Bildirimi ile bildirimde bulunmadığı,4 Davacı firmanın ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalı firmadan 15.071,84 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın icra takibine konu borca itirazından sonra 30/03/2021 tarihinde yaptığı 10.011,97 TL ödemesine istinaden davacı firmanın ticari defter kayıtlarına göre alacak bakiyesinin 5.059,87 TL olduğu, 5) Davalı firmanın ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacı firmanın 14.186,09 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın icra takibine konu borca itirazından sonra 30/03/2021 tarihinde yaptığı 10.011,97 TL ödemesine istinaden davalı firmanın firmanın ticari defter kayıtlarına göre alacak bakiyesinin 4.174,12 TL olduğu,6) Davacı ... Anonim Şirketi'nin takip tarihi itibari ile Davalı ... Şirketi'den 5.059,87 TL asıl alacak, 321,33 TL işlenmiş faizi ile birlikte toplam 5.381,20 TL alacaklı olduğu" şeklinde rapor ibraz edilmiştir. Mahkememizce verilen 30/09/2024 tarihli celse ara kararı gereğince; icra dosyasına yapılan ödeme düşülerek hesaplanan güncel kapak hesabı ile kesinleşen ... 2.ATM'nin... esas sayılı dosyası birlikte değerlendirilmek suretiyle bilirkişiden ek rapor alınmıştır. Bilirkişiden alınan 05/02/2025 tarihli bilirkişi 1.ek raporunda özetle; "a) Davacı firma tarafından ... 28. İcra Dairesi' nde takibi başlatılan ... Esas sayılı icra dosyasının 16/07/2020 tarihli Takip Talebi ve Ödeme Emrindeki 15.071,84 TL Asıl alacak ile ferrilerine karşılık Davalı firma tarafından Davacı banka hesabına yapılan 30/03/2021 tarihindeki 10.011,97 TL tutarındaki ödemenin cari hesap alacağından mahsubu ile Bakiye Alacağın hesaplanması olasılığına göre ; « 2020 yılı sonu itibari ile Davacı firma nezdindeki Davalı firma cari hesabının 15.071,84 TL borç bal ererek 2021 yılına devrettiği, 2020 yılı içerisinde icra taki konu faturaların Davacı firma ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, icra takibine konu işbu faturalardan ... tarih ve ... no'lu 11.011,97 TL tutarındaki fatura bedelinin Davalı firma tarafından 30/03/2021 tarihinde ödemesinin yapıldığı, e Davacı firmanın ticari defter kayıtlarına göre kısmi ödeme sonrasında Davalı firmadan takip tarihi itibari ile 5.059,87 TL Alacaklı olduğu, Sayın Mahkemenin TTK Md. 1530 gereği takip öncesi faiz hesaplanması gerektiği kanaatine varması halinde, Davacı firmanın Davalı firmadan cari hesap alacağının, takip tarihi itibari ile 5.059,87 TL asıl alacak, 321,33 TL işlenmiş faizi ile birlikte toplam 5.381,20 TL olduğu, b) Davacı firma tarafından ... 28. İcra Dairesi” nde başlatılan ...esas sayılı icra dosyasının 16/07/2020 tarihli Takip Talebi ve Ödeme Emrindeki 15.071,84 TL Asıl alacak ile ferrilerine karşılık Davalı firma tarafından takip tarihinden sonra yapılan 30/03/2021 tarihli 10.011,97 TL tutarlı ödemenin TBK madde 100 gereği bakiye alacağın hesaplanması olasılığına göre ; Davacı firma tarafından ... 28. İcra Dairesi” nde başlatılan ... Esas sayılı icra dosyasının 16/07/2020 tarihli Takip Talebinde toplam 15.071,84 TL 3 adet fatura Alacağından oluşan Asıl Alacak toplamı ve 465,35 TL Asıl Alacağa takip tarihine kadar işlemiş faiz ile birlikte toplamda 15.537,19 TL olan Takip Talebinde toplam alacağın, Davalı firma tarafından 30/03/2021 tarihinde yapılan 10.011,97 TL kısmi ödemenin TBK Md.100 gereğince öncelikle işlemiş faiz, masraf ve ferilere mahsup edilmesi ile Bakiye Alacak hesabının aşağıda hesaplandığı üzere 5.441,54 TL olduğu" şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Mahkememizce verilen 16/06/2025 tarihli ara karar ile, icra dosyasından yapılan tahsilatlara göre dava tarihi itibariyle TBK 100.madde hükümleri de göz önünde tutularak hesaplanan güncel kapak hesabı ile takip dosyasının mevcut durumu birlikte değerlendirilmek üzere bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişiden alınan 23/09/2025 tarihli bilirkişi 2.ek raporunda özetle; "Gerek Davacı firma gerekse Davalı firma tarafından 05/02/2025 tarihli Ek Rapora itirazı ve beyanları doğrultusunda, Sayın Mahkeme' nin 30/09/2024 tarihli celsesinin ara kararı ile 30/03/2021 tarihinde yapılan ancak icra dosyasına beyan edilmediği bildirilen 10.011,97 TL haricen tahsil ödemesi de dikkate alınarak dava tarihi itibariyle kapak hesabının gönderilmesinin istenilmesine karar vermesi üzerine ... 28. İcra Dairesi nin dava tarihi olan ... tarihi itibari ile hesaplayıp dosyaya sunduğu ... Esas sayılı Dosya Hesabına göre 15.537,19 TL Takipte Kesinleşen Asıl Alacak ile birlikte 860,97 TL Dosya Masrafının yanı sıra 2.330,58 TL Vekalet Ücreti ile 1.593,67 TL ödeme tarihine kadar işlemiş Faiz miktarı birlikte 20.322,41 TL Toplam Alacak tutarının olduğu, buna göre Davacı firma tarafından 31/03/2021 tarihinde yapılan ödeme sonrasında Bakiye Alacak Tutarının TBK Madde 100' ün gözetilerek aşağıda yapılan hesaplamaya göre 10.310,44 TL olduğu, Sayın Mahkeme” nin Bakiye Alacağa TBK madde 1530 gereği faiz hesaplanmasına kararı vermesi durumunda, Bakiye Alacağın ödeme tarihinden itibaren dava tarihine kadar işlemiş faiz miktarının 27,19 TL olduğu, şeklinde tespitler yapılmıştır. GEREKÇE : Dava, taraflar arasında hava taşıma hizmetinden kaynaklanan fatura alacağına dayalı olarak ... 28.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir. Davacının davadaki iddiasının, davalı yana verilen hava taşıma hizmeti kapsamında düzenlenen fatura bedelinin kısmi olarak ödendiği ve bakiye alacaklarının ödenmediği şeklinde olduğu, Davalı yanın savunmasının ise, Umman'da bulunan dava dışı müşterisine teslim edilmek üzere davacı tarafa teslim edilen ilaçların süresinde alıcısına teslim edilmediği, teslim yükümlülüğü yerine getirilmeyen hizmet bedelinin tahsilinin istenildiğini, ürünün teslim işleminin gerçekleşmemesinin davacının kusurundan kaynaklandığı, gecikmeden dolayı ilacın son kullanım tarihinin dolduğu ve zarara uğradıkları şeklinde olmakla; Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Hususunun; Davacının aralarındaki taşıma sözleşmesi uyarınca dava konusu emtiaları taşıyıp taşımadığı, taşıma nedeni ile alacağının ödenip ödenmediği, taşımaların mevzuata uygun gerçekleşip gerçekleşmediği, davalının ayıplı taşıma iddiasının yerinde olup olmadığı ve davacının alacaklı olması halinde alacak miktarının ne kadar olduğu icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır. Öncelikli olarak, dava şartları, ilk itirazlar ve süreler yönünden değerlendirme yapılmıştır. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67/1 hükmü "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Davacı tarafından 06.04.2021 tarihinde itirazın iptali davası açılmıştır. Davalı tarafından icra takibine yapılan itiraz neticesinde takibin durduğuna ilişkin kararın davacıya tebliğ edilmemesi nedeni ile hak düşürücü sürenin işlemeye başlamadığı anlaşılmış olup davacı tarafından açılan davanın anılan düzenleme karşısında yasal süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır. Dava itirazın iptali davası olup, itirazın iptali davalarında kural olarak ispat külfeti öncelikli olarak davacı alacaklı tarafa ait olup, taraflar arasındaki ilişkinin ve alacağın varlığının ispatlanması gerekmektedir. Bu ispat yerine getirildiği takdirde ispat külfeti davalı borçlu tarafa geçecek ve borcun istenebilir olmadığını, ödendiği hususlarını ispat etmesi gerekecektir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2. Fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz (HMK 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). TTK'nun 21/2 maddesine göre, bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeri kabul etmiş sayılır. Yargıtay içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. ... (...) Uluslararası karayolu taşımacılığında koşulları standardize ederek taşıyıcının sorumluluklarını belirleyen bir sözleşmedir. Bu sözleşme 1978 yılında Cenevre'de yazılmış ve 1979 yılında Birleşmiş Milletler tarafından imzalanması için Dünya devletlerine gönderilmiştir. Ülkemiz 1995 yılında bu sözleşmeyi imzalayarak Uluslararası Karayolu nakliyesini bu sözleşmenin yükümlülükleri altında gerçekleştirmeye başlamıştır. Bu Sözleşme, Sözleşmede belirtildiği gibi yükleme yeri ve teslim için belirlenen yerin en az biri akit ülke olan iki ayrı ülkede olması halinde, tarafların ikametgahı ve milliyetine bakılmaksızın ücret karşılığında yüklerin taşıt ile karadan taşınmasına ait her mukaveleye uygulanacaktır. ... Konvansiyonuna göre taşıyıcının sorumluluğu, "Bu Sözleşmenin uygulanması bakımından taşımacı, çalıştırdığı kişilerin ve taşımanın yapılması için hizmetlerinden yararlandığı diğer kimselerin görevleri sırasında hareket ve ihmallerinden sanki bu hareket ve ihmalleri kendisi yapmış gibi sorumlu olacaktır." şeklinde kabul edilmiştir. Taşıma mukavelesi bir sevk mektubunun düzenlenmesi ile gerçekleştirilir. Bu mektubun yokluğu usule aykırı oluşu veya kaybolması, bu Sözleşme hükümlerine tabi olacak olan taşıma mukavelesinin varlığı ve geçerliliğini etkilemez. Sevk mektubu üç nüsha halinde düzenlenerek gönderici ve taşımacı tarafından imzalanır. Sevk mektubunun düzenlendiği ülkedeki yasaları izin verdiği takdirde, bu imzalar matbaada basılabilir veya onların yerine gönderici ve taşımacının mühürleri kullanılabilir. Birinci suret göndericiye verilir. Ikinci yükle beraber gider. Üçüncüsü ise taşımacı tarafından saklanır. Taşınacak yüklerin başka taşıtlara yüklenmesi gerektiği, bunların ayrı çeşit yükler olduğu veya ayrı partilere bölünmesi durumunda gönderici veya taşımacı her çeşit ve parti yük için ayrı bir sevk mektubu isteme hakkına sahiptir. ... Konvansiyonu 8. Maddesi "1.Yükü teslim aldığı sırada taşımacı şunları kontrol edecektir: a) Parça sayısı ve bunların üzerindeki marka ve numaralar bakımından sevk mektubundaki beyanların doğruluğu, b) Yükün ve bunların ambalajının görünürdeki durumu. 2. Taşımacı bu maddenin 1 inci paragrafında belirtilen beyanları kontrol etmek için gerekli makul araçlardan yoksun ise, sevk mektubuna çekincesini gerekçesi ile birlikte yazacaktır. Aynı şekilde yükün ve ambalajların görünürdeki durumu ile ilgili yazacağı çekincenin gerekçelerini de belirtecektir. Çekinceler, gönderici sevk mektubunda bu çekincelere bağlı kalacağını açıkça kabul etmiş olmadıkça göndericiyi bağlayıcı olmayacaktır. 3. Gönderici, yükün brüt ağırlığını veya bunların başka türlü ifade edilmiş miktarlarını, kontrol etmesini taşımacıdan isteme hakkına sahiptir. Ayrıca parçaların kontrol edilmesini de isteyebilir. Taşımacı kontrol giderlerini isteme hakkına sahiptir. Kontrollerin sonuçları sevk mektubuna yazılır." şeklinde kabul edilmiştir. Yine aynı konvansiyonun 9. Maddesinin "1.Sevk mektubu, taşıma mukavelesinin akdine, mukavelenin koşullarına ve yüklerin taşımacı tarafından kabulüne, karine teşkil eder. 2. Sevk mektubunda, taşımacı tarafından beyan edilmiş çekince yok ise aksi kanıtlanmadıkça tesellümde yükün ve ambalajların iyi durumda olduğu, sayılarının, marka ve numaralarının sevk mektubunda yazılı olanlara uyduğu varsayılır." şeklinde kabul edildiği görülmektedir. Gönderici, kişilere malzemeye ve diğer yüklere gelecek zarar ziyan ve hasardan, yükün kusurlu olarak ambalajlanmasından kaynaklanan masraflardan taşımacıya karşı sorumludur. Ancak, yükün kabulünde kusur açık seçik ise ve taşımacı tarafından biliniyor ise bu hususta bir çekince beyanında bulunmamış ise bu hüküm geçersizdir. Taşımacı ise, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur. Yine aynı konvansiyonun 23. Maddesinin "Bu Sözleşmenin hükümleri gereğince bir taşıyıcı, yükün kısmen veya tamamen kaybından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğundan, bu tazminat yükün taşınmak üzere kabul edildiği yer ve zamandaki kıymetine göre hesaplanır. 2. Malın kıymeti, ticaret borsası fiyatına göre saptanır. Eğer böyle bir fiyat yoksa, geçerli piyasa fiyatlarına göre bir tespit yapılır. Eğer ne ticaret borsası fiyatı ne de geçerli piyasa fiyatı mevcutsa tespit, aynı cins ve kalitedeki malların normal kıymetine göre yapılır. 3. Bununla beraber, tazminat, eksik brüt ağırlığın kilogramı başına 8.33 hesap birimini aşmayacaktır." şeklinde kabul edilmiştir. Tüm bu açıklamalar neticesinde taraflarca sunulan dilekçe ve belgeler ile getirtilen kayıtlar incelenmiş, var ise takip tarihi itibariyle davacının davalılardan alacak miktarının saptanması bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde kök ve ek raporların dosyamız arasına sunulduğu anlaşılmış ve söz konusu raporların dosya kapsamına uygun, teknik ve ayrıntılı olarak hazırlanmış olması nedeniyle rapor Mahkememizce de benimsenmiş ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kabul edilmiştir. Davalının davacının ayıplı taşıması neticesinde ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyası ile dava açtığını beyan etmekle söz konusu dosya incelendiğinde, Davalı tarafından taşımacılığın ayıplı olarak yerine getirilmesi nedeni ile uğradığı zararın tahsilini talep ettiği ve Mahkemece yapılan yargılama neticesinde 13.02.2024 tarihinde "Montreal Konvansiyonu'nun 18.maddesine göre dosya arasında yer alan istinabe evrakı, taşınan emtianın cinsi dikkate alındığında, taşınan emtiaya dopingle mücadele kapsamında ... Gümrük İdaresince el konulduğu, gönderinin alıcısı ve göndericisi hakkında cezai işlem başlatılmış olduğu anlaşılmakla davalı taşıyıcının Montreal Konvansiyonu'nun 18/2-d hükmü uyarınca davalı taşıyıcının sorumlu olmadığı, dosya kapsamına uygun gerekçeli bilirkişi raporu ile de bu hususun sabit olduğu anlaşılmakla açılan davanın reddine" gerekçesi ile davanın reddine karar verdiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek 12.06.2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Yapılan Yargılama Neticesinde Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde; Davacı ile davalı arasında uluslararası taşıma anlaşmasının bulunduğu, bu kapsamda davacının davalıya ait ürünleri davalının bildirdiği adrese taşıdığı, taşıma neticesinde davacının davalı adına 06.01.2020 tarihinde 4.795,17 TL bedelli, 15.06.2020 tarihinde 10.011,97 TL bedelli ve 30.06.2020 tarihinde 15.071,84 TL bedelli faturaları düzenlenildiği, davalının 06.01.2020 tarihli faturaya ayıplı taşıma nedeni ile itiraz ettiği, itirazının ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında görüldüğü ve Mahkemece davalının iddialarını yerinde görmeyerek taşınan eşyanın içeriğinin davalıya ait olması nedeni ile reddine karar verdiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, davalının 15.06.2020 tarihli faturayı ise icra takibinden sonra fakat dava açılmadan önce 30.03.2021 tarihinde ödendiği anlaşılmıştır. Davacının iddiaları ve davalının savunmaları kapsamında tarafların ticari defterleri üzerinde gerekli incelemenin yapılması için taraflara ticari defterlerini sunmak üzere kesin sürenin verildiği, taraflarca ticari defterlerinin yerinin bildirildiği, bu kapsamda bu kapsamda bilirkişi tarafından tarafların ticari defterlerinin incelendiği ve raporların dosyamıza sunulduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi raporu uyarınca davacı firmanın ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının davalı firmadan 15.071,84 TL alacaklı olduğu, davalı tarafın icra takibine konu borca itirazından sonra 30/03/2021 tarihinde 10.011,97 TL ödeme yaptığı anlaşılmıştır. TBK'nın 100. maddesinde; "Borçlu faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz." hükmü düzenlenmiştir. Davaya konu takip talebinde de kısmi ödemelerin TBK'nın 100. maddesine göre öncelikle varsa işlemiş faiz ve masraf ve fer'ilere mahsup edileceği belirtilmiştir. Bir başka anlatımla TBK'nun 100. maddesi gereğince ödemelerin öncelikle asıl alacaktan düşülebilmesi için, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmemiş olması zorunludur. Buna göre, borçlu, faiz ve masrafları ödemedikçe kısmi ödemeler ana paradan mahsup edilemez. Anılan maddenin uygulanması için takip talebinde bu yönde ayrıca talepte bulunulması gerekli olmayıp, istek olmasa da memurlukça bu husus re'sen dikkate alınmalıdır. (Hukuk Genel Kurulu'nun 09/10/2002 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararı). Şu halde, TBK'nun 100. maddesi uyarınca, borçlunun faiz ve masrafları ödemede gecikmiş olması durumunda ödemelerin öncelikle faiz ve masraflardan mahsup edilmesi, geriye kalan paranın ise asıl alacaktan indirilmesi ve her ödeme yapıldıkça bakiye alacağın bu suretle saptanması gerekir. (Yargıtay 12 HD.nin ... Esas,... Karar sayılı içtihadı) bu doğrultuda dava konusu icra dosyasının güncel kapak hesabı dosyamız arasına alınmış ve bilirkişi tarafından yapılan hesaplama uyarınca davacının dava tarihi itibari ile davalıdan 10.310,44 TL alacağının bulunduğu tespit edilmekle bu miktar bakımından davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline karar verilmiştir. Her ne kadar davacı taraf icra takibine konu edilen 15.537,19-TL alacak gösterilmek suretiyle Mahkememiz nezdinde itirazın iptali davası açmış ve bu miktar üzerinden harç yatırılmış ise de; icra takibinden sonra davadan önce yapılan ödeme kapsamında davacı tarafın dava tarihi itibariyle alacak miktarının 10.310,44-TL olduğu, bu miktar yönünden itirazın iptalinin istenebileceği, dava açılmadan önce icra aşamasında yapılan ödemelere ilişkin itirazın iptalini istemekte davacı tarafın hukuki yararı bulunmadığı (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ....EK sayılı ilamında da belirtildiği üzere) dikkate alınarak, bu kısım yönünden istemin usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. İcra İnkar Tazminatı Bakımından Yapılan Değerlendirmede; Yargıtay HGK, ... E., ...K.,13.6.2001 T. Sayılı ilamında ise icra inkar tazminatı şu şekilde tanımlanmaktadır : "...İİK.nun 67. maddesi ile konulmuş olan icra inkâr ödencesi, alacaklının genel mahkemede açtığı itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda alacaklı yararına hükmolunan ödencedir..." Bu minvalde söz konusu tazminatın getirilme amacı borçlunun borçlu olduğu miktarı bilebilecek veya bu miktarı tayin edebilecek durumda olması halinde, icra takibine konu olan alacağa haksız itiraz etmesini önlemek olarak tarif edilmiştir. İcra inkar tazminatının oluşabilmesi için alacağın likit ve muayyen olması gerekli ve yeterli olup ayrıca kusur ve zarar araştırılması yapılmamaktadır. Bu kapsamda somut olay bakımından davacının ödemiş olduğu bedelin makul olup olmadığı ve kusur ve sorumluluğun olup olmadığı hususlarında bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğinden alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine hükmedilmiştir. Yukarıdaki açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Davanın KISMEN KABULÜNE, 1-... 28. İcra Müdürlüğü'nün... sayılı icra takibine davalının yaptığı İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE, Takibin 10.310,44 TL alacak üzerinden DEVAMINA, Takibin devamına karar verilen asıl alacak miktarı olan 10.310,44 TL üzerinden takip tarihinden itibaren %13,75 oranında temerrüt faizi UYGULANMASINA, Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca, hükmedilen alacak miktarlarının %20'si oranına isabet eden 2.062,08 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 2-Dava açılmadan önce yapılan ödemeye ilişkin itirazın iptaline ilişkin talebin ise hukuki yarar bulunmadığından USULDEN REDDİNE, Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 704,30-TL karar ve ilam harcının peşin alınan 265,34-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 438,96-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına Davacı tarafından ilk dava açılırken yatırılan 438,96-TL harç parasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan başvurma harcı, 59,30-TL, posta ve bilirkişi ücreti gideri 4.738-00-TL olmak üzere toplam 4.797,30- TL yargılama giderinin davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 3.183,00-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlasının davacı üzerinde bırakılmasına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 10.310,44- TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine , Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir edilen 5.226,75 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk giderinin davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 875,82-TL'sinin davalıdan, 444,18-TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına, 6100 sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca hüküm kesinleştikten sonra artan gider avansının yatırına iadesine, HMK Yönetmeliğinin 58/1. Maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın ve hükmün taraflara tebliğe çıkartılmasına, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen kararda reddedilen miktar bakımından HMK'nun 341. Maddesi uyarınca miktar bakımından istinaf sınırının altında bulunması nedeni ile kesin, kabul edilen miktar bakımından ise gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19.06.2026
KATİP e-imzalıdır
HAKİM e-imzalıdır