İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/171 E. 2024/141 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/171
Karar No
2024/141
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2021/171 KARAR NO : 2024/141 DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan), Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) DAVA TARİHİ : 17/03/2021 KARAR TARİHİ: 13/03/2024 DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) DAVA TARİHİ : 24/06/2022 KARAR TARİHİ: 13/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan), Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: MAHKEMEMİZ ------- SAYILI DOSYASINDA:

DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalı -------tekabül eden %26 oranında pay sahibi olduğu, şirketin aile şirketi olduğu, ortaklarının baba-- oğulları ve en son katılan iki torundan ibaret olduğu, davalılardan baba -------- 81 yaşında olup, yaşı ve sağlık durumu itibariyle malvarlığını yönetme konusunda zorluklar yaşadığı, davalı şirkette de %12 oranında hisse sahibi olduğu, müvekkilinin babasına vasi olarak atanması için -------- dosyası ile vasi tayini davası açıldığı, davada henüz yetki sorununun çözülmediğini, müvekkili vasi olarak atandığında,---- da ortaklıktan ayrılma iradesi ile dava açılacağını, davalı ----, şirket müdürü olan büyük kardeş olduğu ve şirket üzerinde tek hak sahibinin kendisiymiş gibi hareket ettiğini, diğer kardeşlerini ve babasını dışladığını, davalı ---- dava dışı eski ortaklar ---- ve merhum ------tarihinde satın alarak şirkette hakim hissedar haline geldiği, hisse devir bedeli ödemelerini şirketin kasasından yaptırdığının bilindiğini, davalı------, kardeşinin zor durumundan yararlanarak düşük bir bedel ile hisselerini devraldığını, devir şartı olarak diğer kardeşi -----da hisselerini devretmesini istediği ve ---- bu şartı kabul etmek zorunda kalıp hisselerini devrettiğini, son ortaklar kurul kararı ile davalı ---- oğulları------hisse devirleri yaptığı ve şirkete ortak ettiğini, şirketin ilk tescilli adresinin ----- adresine taşındığı, şirketin bu adreste kendisine ait fabrikada üretim yaptığı, davalı ---- tarihinde,-------şirketini kurduğu, şirketin tek başına temsile yetkili olduğu, %60 oranında hissedar olduğu, diğer ortağın da %40 hisse ile ----- olduğunun tespit edildiğini, şirketlerin varlığının başlı başına güven ilişkisinin suiistimal edildiğinin, ana şirketin içinin boşaltıldığının, zaman içerisinde davalı ----- şahsi malvarlığında çok ciddi artışlar olduğu, şirketlerin dışında şahsi bir geliri ve mal varlığının bulunmadığını, davalı ----- tarafından müvekkilinin bilgisi ve onayı olmaksızın, davalı şirket ile aynı adreste bir anonim şirket kurulmuş olması, eski adreste de kurulu başka bir limitet şirket kurulmuş olması, şirket işlerinden müvekkiline hiçbir bilgi verilmemesi, bu süreçte şahsi malvarlığındaki, diğer ortaklara nazara fahiş artışlar olması, müvekkilinin ortağı olduğu şirketin içinin boşaltılarak yeni kurulan şirket üzerinden ticarete devam edildiği konusunda ciddi tereddütler oluşması, davalı ----------hisselerinin yok pahasına devralınması, davalının şirketin tek sahibiymiş gibi hareket ederek şeffaflığı kaldırması gibi birçok sebeple müvekkili yönünden haklı nedenle ayrılma koşullarının oluştuğunu, müvekkilinin limited şirket ortaklığından haklı nedenle ayrılarak ayrılma payının tahsilini isteme hakkı olduğu,----temel ilkeleri belirlenen ---- değeri, muvazaalı olarak kurulan ve ---- aktiflerinin hukuka aykırı olarak aktarıldığı ----- şirketin de öz sermaye değerlemesinin yapılması ile mümkün olduğu, ------arasında organik bağ bulunmadığını, davalının yukarıda izah edilen eylemlerinden haberdar olunması ve tarafların ciddi anlamda ihtilaf yaşamaya başladığı dönemde, davalının, şirketlerin içini boşaltarak, aktiflerini başkaca şirketlere veya şahıslara aktarma, demirbaş ve stoklarını nakletme, yeni şirketler kurma, şirketlerin aktiflerini ayni haklarla sınırlama, temlik etme, banka hesaplarını boşaltma konularında tasarruflarda bulunma ihtimalinin çok yüksek olduğu, davalı şirketlerin yetkili temsilcisi------temsil yetkilerinin kaldırılarak şirketlere kayyum atanmasına karar verilmesini talep ettiklerini, kayyum atanması yönündeki talepleri ile birlikte davalı ---- bulunan fabrika arsa ve binası ile yine davalı ------- apartmanın oldukça kıymetli olduğu, şirket adına tüm tasarruflar konusunda tek başına yetkili olan ------ tarafından yönetim yetkisinin kötüye kullanıldığı ve müvekkilinin ayrılma payının hesabında şirketin en değerli varlıklarının elden çıkarılması halinde telafisi imkansız zararlara uğranılacağı gözetilerek, işbu taşınmazlar hakkında, üçüncü şahıslara devir ve temlikinin veya ayni bir hakla sınırlanmasının önlenmesi bakımından ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, izah edildiği üzere -------- kullanılan stoklara ve demirbaşlara, cihazlara ve makinelere, şirkete ait araçlara ve banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini, davanın kabulüne, yargılama harç ve giderleri ile avukatlık ücretlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı -----vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, şirketin son derece güçlü bir şirket ve iş hayatında önemli bir yere sahip olduğunu, bir ortak olarak şirketin işleyişinden hiçbir sıkıntı duymadığını, istediği her bilgi ve belgenin kendisiyle paylaşıldığını, şirkette şeffaf bir düzenin işlediğini, bu davada taraf olmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının bu davayı sadece şirkete karşı açabileceğini, bu nedenle davada husumet yokluğunun dikkate alınmasını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı ------ cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin alanında bilinen bir şirket olup İyi yönetildiğini, tüm bilgi ve belgelerin paylaşıldığını, ana şirketin mali tablosunun sürekli olarak artıda olduğunu, şirketin içinin boşaltıldığı, kötü yönetildiği şeklindeki iddiaların tamamen gerçek dışı olduğunu, davacı dışındaki diğer paydaşlarla herhangi bir problem bulunmadığını, davacının şirketin işleyişine olumlu hiçbir katkıda bulunmadığını, davacının bu duruma rağmen şirketten yüklü miktarda gelir elde ettiğini, şirket araçlarını kullandığını, şirket imkanlarından faydalandığını, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı ----- dilekçesinde özetle, Bu davanın şirkete karşı açılması gerektiğini, husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, paydaşı olduğu şirketin ----sektöründe ---- şirketlerinden biri olduğunu, davacının çalışmayı sevmediğini, şirkete gelmediğini, şirketle ilgili sorular sormadığını, tüm bunları yapmamasına rağmen şirketten yüklü miktarda gelir elde ettiğini, şirket arabasını kullandığını, benzin parasının şirket tarafından karşılandığını, hukuka aykırı ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı -------cevap dilekçesinde özetle; -------- yılında kurulan müvekkili şirketin ilk yıllarda yerli firmaların ürettiği vida, cıvata ve sair bağlantı ürünlerinin satışını gerçekleştirdiğini, ------- başında imalata başladığını, müvekkili şirketin bir aile şirketi olduğunu, müvekkili şirketin kurucularının ----- olduğunu, davacı --------müvekkili şirketin kurucularından olmadığını, davacının daha sonradan sadece şeklen ortak olması amacıyla yapılan hisse devriyle ortak edildiği, halihazırda müvekkili şirkette ortalama 60 kişinin çalıştığını, mal varlığında azalma olmadığı ve kredibilitesinin yüksek olduğu, müvekkili şirketin her geçen gün öz sermayesini artırdığı ve büyümesini sürdürdüğünü, dava tarihi itibariyle davacının müvekkili şirkete toplam ---- sermaye taahhüt borcu ---- bulunduğu, şirkete ait ----- marka aracın yıllardır davacının şahsi kullanımında olduğu, bu aracın tüm masraflarının tamamının müvekkili şirket tarafından karşılandığı, telefon hattının aylık faturalarının müvekkili şirket tarafından ödendiği, bunların toplamının 101.320,19 TL civarında olduğu, bunun yanı sıra davacıya uzun yıllardan bu yana müvekkili şirket tarafından her ay 10.000 TL ödeme yapıldığı, 2015 yılından bugüne kadar 551.750 TL ödeme yapıldığı, müvekkili şirketin vida, cıvata ve sair bağlantı ürünlerini imal eden bir şirket olduğu, --- ithalatçı ve ihracatçı bir şirket olduğu, ------ müvekkilinin gayrimenkulünde kira akdi ile bulunduğu, kira ve ortak giderlerden kendisine düşen kısmı ödediği, şirketlerin bu bağ dışında aralarında muhasebesel ve ekonomik anlamda başka hiçbir ilişkisi olmadığı, --------- kuruluşundan itibaren gayrifaal bir şirket olduğu, bu şirketin gayrifaal olmasının ortaklar arasındaki uyuşmazlıklardan kaynaklandığını ve aynı nedenle tasfiyesinin yapılamadığı, bu şirketin kuruluşundan bu yana adresinin davacının maliki bulunduğu gayrimenkul olduğu, müvekkilinin şirketin ortaklarına bilgi ve belge paylaşımına her zaman açık olduğunu ancak bu paylaşım için öncelikle hisse sahiplerinin talebinin olması gerektiği, davacının bugüne kadar müvekkili şirketten bilgi ve belge paylaşımı talebinde bulunmadığı, müvekkili şirketin -----yapmayıp bu meblağları yatırıma harcadığı, --------- alanda kurulan yeni üretim ve depolama tesisinin faaliyete geçirildiği, bu tesiste 100'ün üzerinde yeni makine alımı yapıldığı ve davacının en son 2020 yılında ortaklar kurulu toplantısına çağrıldığını ancak icabet etmediğini, bu toplantıdan sonra pandemi nedeni ile toplantı yapılmadığını, iddiasının aksine tüm belgelerdeki imzaların kendisine ait olduğunu, TTK m. 614'ün tanıdığı bilgi alma hakkını kullanmayan, hatta olağan genel kurul toplantıları öncesinde ortaklığın finansal tabloları ve faaliyet raporunu dahi inceleme gereği duymayan, olumlu azınlık pay sahipliği haklarından yararlanmayan davacının bilgi alma hakkının kullandırılmadığı ve şirketten dışlandığı şeklindeki gerçek dışı iddialarını ispatlayamadığını, 6102 sayılı TTK'nın 638/2 maddesinin ortaklıktan çıkmak için haklı sebeplerin varlığını şart koştuğunu, huzurdaki davada davacının haklı bir sebebi olmadığından davanın hukuki dayanağı olmadığını, haklı nedenle çıkma davasının son çare olarak görülmesi gerektiği ve öncelikle ortaklık ilişkisi içinde çözüm aranması gerektiğinin doktrin ve Yargıtay tarafından kabul edildiğini, müvekkili şirketin içinin boşaltıldığı iddiasının asılsız olduğu, bütün defter ve kayıtların bu iddiayı çürüttüğünü, bu nedenle, davacının, tüzel kişiliğin kaldırılması suretiyle diğer davalı ---- dava dışı-----ayrılma payı hesabına katılması talebinin tamamen hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili şirketten bu kişilere hukuka aykırı bir devir olmadığı gibi herhangi bir kazandırma da olmadığını, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması hallerinden yetersiz sermaye durumunun davalı ortaklık için söz konusu olmadığını, davalı ortaklığın mali yapısının sağlam, öz sermaye ve kaynaklarının yeterlinin ötesinde olduğunu, şirketin güçlü mali yapısı ve herhangi bir borcunu ödemekte temerrüde düşmemesi ve zorluk yaşamaması nedeniyle şirketin tüzel kişiliğinin kötüye kullanılmasının ileri sürülmesinin gerçek dışı olacağını, -----paylarını kendi serbest iradeleri doğrultusunda ve bedelini -------- devrettiklerini, bu hisse devrinin ortaklar kurulunda görüşülmesi ve onaylanması işlemine davacının da bizzat katıldığını, devire karşı olumlu oy kullandığını, şerh düşmediğini ve bu devri imzasıyla onayladığını, Haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli davanın reddine, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davacıya yapılan tüm ödemelerin mahsubunun yapılması suretiyle ayrılma akçesinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:Davalı------- cevap dilekçesinde özetle, Huzurdaki davanın hukuken şirkete açılabilecek bir dava olduğu, bu nedenle davada müvekkilinin davalı olarak taraf olamayacağından davanın reddi gerektiği, müvekkilinin şirketin kurucularından ve şirketi yöneten kişi olduğu, şirketin kuruluşundaki pay oranlarının; --------- müvekkilinin ilk on yıl için şirket müdürü olarak belirlendiğini ve 9. maddesi ile de münferit imzası ile şirketi her hususta temsil ve iİlzamı için yetkili kılındığı, bu durumun günümüze kadar aynı şekli ile devam ettiği, müvekkilin, şirketi sektöründeki en büyük şirketlerinden biri haline getirdiği, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açılabileceğini, haklı nedenle çıkma davasının son çare olarak görülmesi ve öncelikle ortaklık ilişkisi içinde çözüm aranması gerektiğinin doktrin ve------ tarafından kabul edildiğini, davacının iddialarının gerçek olmadığını, kötü niyetli iddialar olduğunu, hiçbirinin somut delile dayanmadığını, davalı şirketin içinin boşaltıldığı iddiasının asılsız olduğu, davalı şirketin bütün defter ve kayıtlarının bu iddiayı çürüttüğünü, bu nedenle davacının, tüzel kişiliğin kaldırılması suretiyle müvekkilinin ve dava dışı ---- şirketinin ayrılma payı hesabına katılması talebinin tamamen hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava dışı ------davalı şirket arasında piyasa koşullarına uygun akdedilen kira sözleşmesi kapsamında davalı şirketin kira geliri elde ettiğinin açık olduğunu, davalı ortaklık ile dava dışı ----- faaliyet konularının farklı olduğunu, davalı ortaklık ile dava dışı iki ortaklık arasında bir şirketler topluluğu ilişkisinin ve yabancı yönetim halinin bulunmadığını, herhangi bir alacaklının zarara uğratılması, muvazaalı işlemler yapılması, şirketlerin borca batırılması, yetersiz sermaye gibi durumlar söz konusu değil iken tüzel kişilik perdesinin kaldırılması talebinin isabetsiz olduğu, şirketin güçlü mali yapısı ve herhangi bir borcunu ödemekte temerrüde düşmemesi ve zorluk yaşamaması nedeniyle şirketin tüzel kişiliğinin kötüye kullanılmasının ileri sürülmesinin gerçek dışı olacağını, davalı şirketin bir aile şirketi olarak kurulduğunu, bugüne kadar da bu vasfını koruduğunu, davacının, son ortaklar kurulu kararı ile müvekkil tarafından oğulları --------hisse devirleri yapılarak şirketi kendi aile şirketi haline getirme maksadı ile hareket ettiğini iddia ettiğini, müvekkilinin kendi paylarının dokuz yüzde birini hukuka uygun olarak oğullarına devrettiğini, davacının iki çocuğunun davalı şirkette yönetici olduğunu, sadece bu durumun dahi davacının iddialarının gerçek olmadığını göstermeye yeteceğini, davacının, müvekkilinin dava dışı eski ortakları ------ hisselerini 01.03.2019 tarihinde satın alarak şirkette hâkim hissedar olduğunu, hisse devir bedellerinin ödemelerinin şirket kasasından yapıldığını iddia ettiğini, davalı şirket kasasından yapılmış bir hisse devir ödemesi bulunmadığını, davalı şirket defterleri ve kayıtları ile ------ banka hesap dökümleri incelendiğinde bu durumun açıkça ortaya çıkacağını, bu hisse devrinin ortaklar kurulunda görüşülmesi ve onaylanması işlemine davacının da bizzat katıldığını ve devre karşı olumlu oy kullandığını, faal durumda olan------ ödemek suretiyle davalı ortaklığa gelir sağladığını, bu şartlar altında rekabet yasağına aykırılıktan söz edilmesinin hukuki ve fiili durumla bağdaşmadığını, davacının, ----kendisinin vasi tayin edilmesi talepli olarak-------- dava açtığını, ancak ilgili mahkemeden verilen yetkisizlik kararı ile dosyanın ----- gönderildiğini, şu an itibariyle dosyanın ---- olduğunu, öncelikle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, haksız ve kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ---- mahkememiz dosyasına cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.

BİRLEŞEN ------- KARAR SAYILI DOSYASINDA DAVA :Davacı --------dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ---- vida, cıvata ve sair bağlantı ürünlerinin satışını gerçekleştirmek üzere kurulduğunu, 2000'li yılların başında imalata başladığını, müvekkili şirketin bugünlere gelmesinde göz ardı edilemeyecek emekleri olan şirket ortağı ---- hakkında şirket şeffaflığını ortadan kaldırmak, şirketin içini boşaltmak gibi asılsız, itibar zedeleyici ithamlarda bulunduğunu, adı geçen davanın -----sayılı dosyasında yargılamasının devam ettiğini, davalının, müvekkili şirket ortaklığından çıkarılması amacıyla dava açılması için davalı dışındaki tüm ortakların oybirliği ile karar alındığını, işbu davanın----- birleştirilmesine, her halükârda davalının müvekkil şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP :Davalı ----- cevap dilekçesinde özetle; Davacının huzurdaki davada hukuki yararının olmadığını, şirket ortaklarından ------ dosyası ile vesayet davasının derdest olduğunu, baba----- ortaklar kurulu toplantısında temsilinin sağlanmadığını, müvekkilin, kendisinin ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin ortaklar kuruluna davet edilmediğini, dolayısı ile ortaklıktan çıkarılmaya ilişkin ortaklar kurulu kararının usulsüz olduğu gibi kararın müvekkile tebliğ edilmeyerek karara karşı dava açma hakkının engellendiğini, ortaklıktan çıkarılmaya ilişkin ortaklar kurulu kararının dava şartı olduğunu, huzurdaki davanın dava şartı noksanlığı nedeni ile ret edilmesi gerektiğini, davanın öncelikle davacının hukuki yarar yokluğu ve usulsüz ortaklar kurulu kararı nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine, yargılama neticesinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dosyada davacı talebi limited şirket ortaklığından haklı nedenle çıkma, ayrılma akçesinin tahsiline ilişkin olup birleşen dava ise haklı nedenle asıl dosya davacının limited şirket ortaklığından çıkartılmasına ilişkindir. Asıl dosya davacı yanın talebi limited şirket ortaklığından haklı nedenle çıkma istemine ilişkin olup davacı davasını aynı zamanda limited şirketin diğer ortaklarına da yöneltmiştir.------ ilamında "... Dava, limited şirket ortaklığından çıkmaya izin istemine ilişkindir. Davanın davacının ortağı olduğu şirkete yöneltilmesi yeterli olup, diğer ortaklara husumet düşmez. Bu nedenle davalı -------yönelik davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken.." gerekçesi ile verdiği kararda açıkça belirttiği üzere bu tür istemli bir davada husumet sadece şirket tüzel kişiliğine düşmektedir.Şirket tüzel kişiliğinin ortaklardan ayrı bir tüzel kişiliğinin olduğu izahtan vareste olup çıkma istemi şirkete yöneltilmelidir. Bu nedenle asıl dosyada davalı gerçek şahıslar yönünden pasif husumet yokluğu nedeni ile red kararı verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 638. Maddesi " (1) Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. (2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir." hükmüne haizdir. TTK'nın 640. Maddesi " (1) Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir. (2) Çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir. (3) Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır." hükmüne haizdir. TTK'nın 641/1. Maddesi " (1) Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir." hükmüne haizdir. ---------- sayılı içtihadına göre esas olan tanığın gerçeği söylemesidir. 6100 Sayılı HMK'nın 255. Maddesi uyarınca da aksine ciddi ve inandırıcı deliller bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır.Başlı başına yakın akrabalık veya başka bir durum tanıkların gerçeği söylemedikleri şeklinde yorumlanamaz. Mahkememizce tanıklar dinlenmiş dinlen tanık beyanlarından davalı şirketin faaliyet gösterdiği aynı adreste ---- firmanın daha faaliyet gösterdiği, uzun süre davacının kar payı alamadığı, davacıya huzurdaki dava açılıncaya dek aylık 10.000 TL para verildiği ancak bu dava açıldıktan sonra bunun da kesildiği, ortaklar arasında şiddetli geçimsizlik ve uyumsuzluk bulunduğu, aynı adreste faaliyet gösteren şirket üzerinden ihracat işlemi yapıldığını, bu ürünlerin davalı şirket imalathanesinde üretildiği halde asıl para getiren işin bahsi geçen bu 2. Şirket üzerinden yapıldığı, asıl dosya davacının da ---- isimli bir şirket kurduğu, davalıdan geçen müşterilerinin de olduğu anlaşılmıştır. Haklı sebeplerin varlığında çıkma yasal çıkma halidir. Dolayısı ile şirket sözleşmesinde bu yolda bir hükmün bulunmasına gerek yoktur. Haklı sebeplerle çıkma ortağın kişiliğinin korunması gereği mutlak sözleşme ile bertaraf edilemeyen bir hak niteliğindedir. Haklı sebep kavramı hem 6098 sayılı Borçlar kanununda hem de TTK da farklı hükümlerde açıklanmıştır. TBK'nın 629. Maddesi TTK'nın 219/son cümlesi ve TTK'nın 245. Maddesi örnek olarak gösterilebilir ise de yasada sayılan bu haller örnek kabilinden sayılmış olup yargıca ışık tutacak niteliktedir. Yargıç somut olayın şartlarını dikkate alarak çıkma sebebinin haklı sebep teşkil edip etmediğini bizzat değerlendirecektir. Haklı sebep doktrinde ortaklık ilişkisinin ve akdinin dürüstlük kuralı uyarınca devamını olanaksız kılan bir hukuki olay olarak tanımlanmıştır. -----TTK'nın 640/3. Maddesi şirkete haklı sebebin varlığında ortağı şirketten çıkarma davası açma hakkı tanımıştır. Şirketin devamı ve ortaklar arasındaki barışın sağlanması bir ortağın davranışı veya kişiliği nedeni ile imkansızlaşmakta veya ciddi biçimde tehlikeye düşmekte ise diğer ortakların bu duruma yol açan ortağı şirketten çıkarmak sureti ile huzur içinde davam edebilmeleri mümkündür.Haklı sebep ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren ve dürüstlük kurallarına göre ortak açısından bu ilişkinin sürdürülmesinin kendisinden istenemeyeceği nedenlerdir. Bu nedenler ortaklık dışı nesnel ( örneğin oluşan rekabet ortamında yada kabul edilen yeni vergiler yüzünden şirketin yaşama şansının kalmaması ; devamlı zarar ve verimsiz çalışma , şirketin faaliyetlerinin temeli olan lisans iptali vb.) ve öznel sebepler ( örneğin şirketin lider ortağının çalışma gücünü yitirmesi, ortaklar arasında şiddetli geçimsizlik,güven temelinin çökmesi vb.) -------sayılı kararında aile şirketi nitelikli bir --------------ortağının şirkette çalışan kızının işten çıkartılmasını güven ortamının çökmesi olarak saymıştır. ) olarak anılabilir. Limited ortaklık kural olarak az ortaklı ve karma nitelikli bir ortaklıktır. Ayrıca az ortaklı limited ortaklıklarda ortaklararası iletişim ve iş birliğine ihtiyaç vardır. Bu nedenle az ortaklı limited ortaklıklarda kişi ortaklıklarında geçerli olan örnekseme yolu ile uygulanması mümkündür. -------ilamında davacının diğer ortak hakkında salt suç duyurusunda bulunmuş olmasını çıkmaya hak veren haklı sebep olarak saymamıştır. Yine objektif( nesnel ) açıdan fesih nedenlerine örnek olarak şirketin işleyişinden kaynaklı olarak şirketin kötü yönetilmesi, sürekli zarar etmesi, uzun zamandan beri kar dağıtmaması, ortaklık amacının değiştirilmesi veya amacın gerçekleştirilmesinin imkansızlaşması da örnek olarak sayılabilir. -------Haklı sebebin kusura dayanması gerekli değildir. Ancak kusuru ile haklı sebebi yaratan ortak bu nedene dayanarak fesih veya çıkma talebinde bulunamaz. --------- Sayılı kararında karşılıklı kusur halinde kusur oranı yarıya geçmeyen ortağın haklı sebebe dayalı çıkma davası açabileceğini kabul etmiştir. Rekabet yasağını düzenleyen TTK'nın 613/3 ve 626. Hükümleri incelendiğinde limited şirketlerde rekabet yasağının yönetim yetkisine sahip ortaklar için bir kuralken yönetim yetkisine sahip olmayan ortaklar açısından bir istisna olduğu görülmektedir. Gerçekten TTK m. 626/2 uyarınca " şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklara yazılı olarak izin vermemişse " müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Görüldüğü üzere limited şirkette müdürler bakımından esas olan bunların rekabet yasağına tabi olmalarıdır. Oysa müdür sıfatına sahip olmayan ortaklar bakımından esas olan ortağın şirketle rekabet olarak nitelendirilebilecek işlem ve davranışları yapabilmesidir. Eğer şirket sözleşmesinde ön görülmemişse bu ortaklar rekabet yasağına tabi değildir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, tanıklar dinlenmiş, şirketin sahip olduğu menkul gayrımenkul mal varlıklarının karar tarihine yakın dönemdeki rayiç değerlerine dair denetime uygun bilirkişi raporları alınmış ve en son şirket ticari defter ve dayanakları da incelenmek sureti ile sonuca gidilmiştir. Denetime uygun bulunan makina mühendisi ek bilirkişi raporlarından ve --- gayrımenkul değerleme bilirkişi raporundan sonra dosya alanında uzman mali müşavir ve hukukçu bilirkişiye tevdii edilmiştir. Bilirkişi heyeti ---- tarihli bilirkişi raporunda özetle; "... 1- Asıl Dosya Yönünden 1- Uyuşmazlık Konusu Uyuşmazlığın; “Davalı şirkette hissedar ortak olan davacının dava dilekçesinde belirttiği nedenlerden ötürü 6102 sayılı TTK'nın 638. maddesi gereği ortaklıktan ayrılmasına karar verilmesinin mümkün olup olmadığı, mümkün ise karar tarihine en yakın dönemdeki şirket mal varlığının rayiç değeri üzerinden 6102 sayılı TTK'nın 641. maddesi gereği hak ettiği ayrılma akçesinin ne kadar olduğu, davalı gerçek şahısların pasif husumet ehliyetleri olup olmadığı” noktasında toplandığı, 2- Davalı Şirketin ticari defterlerinin tasdiklerinin süresinde yapıldığı, usul ve yasaya uygun olduğu, kendi leh ve aleyhine delil olma özelliği taşıdığı, 3- Davalı Şirketin 2004 yılından bu yana kâr dağıtımı yapmadığı, ---- tarihli bilanço tablosuna göre Dağıtılmayan Kârların 54.850.904,64 TL olduğu, yerinde yapılan incelemede ---bulunduğu------dağıtımı yapılıp yapılmaması yönünde --- tarihine kadar herhangi bir ----kararına rastlanılmadığı, Dava tarihinden sonra ---- tutarındaki kârın dağıtılmamasına karar verildiği, bu kararın davacı----- haricindeki diğer 4 ortak tarafından alındığı, 4- Yukarıda inceleme başlığı altında (11/20 A,B) sayılı bentlerde, taşınmazlar ile araçlar, makine teçhizat ve demirbaşların rayiç değerlerinin bilirkişi raporları ile tespit edildiği, buna göre şirketin maliki olduğu taşınmazların rayiç değerlerinin 221.750.000,00 TL, araçlar, makine teçhizat ve demirbaşların rayiç değerlerinin 13.578.273,27 TL olduğu, 5- Şirketin, rapor tarihine en yakın 30.09.2023 tarihli RAYİÇ DEĞER bilançosuna göre, Öz Kaynaklarının 299.164.808,08 TL olduğu, 6- Davacı ------- şirketten çıkartılmasına karar verilmesi ihtimalinde 30.09.2023 tarihli RAYİÇ DEĞER BİLANÇOSUNA göre ayrılma akçesinin 77.669.250,10 TL olarak hesaplandığı, 7. Yukarıda inceleme başlığı altında ---sayılı bentlerde tanıtılan ---- yazılarında; ---- adresinde ---- %60 oranında hissedarının davalı -------, %40 oranında hissedarının -----, şirketin iştişal konusunun “Her türlü somun, cıvata ve bağlantı elemanlarının imalatı,ithalatı ve ihracatı” olduğu, aynı adreste faaliyet gösteren davalı ----- iştigal konusunun “Her türlü somun, cıvata ve hırdavat alınması, satılması, imalatı, ithalatı ve ihracatı” olduğu, 8- Davalı şirket defterlerinde dava dışı -------tarihli cari hesap muavin defterlerine ait Özet tabloların yukarıda---- sayılı bentte verildiği, davalı şirketin dava dışı --- civata somun vb satışı yaptığı, dava dışı ---- de davalı şirkete cıvata, somun vb mamul satışının yanında ithal ettiği hammadde (tel vb) satışı yaptığı, ----- her iki firmanın da iştigal konularının aynı olduğu, davalı şirket defterlerine göre -------- tarihli cari hesap muavin defterlerinde her iki şirketin birbirlerine karşılıklı faturalar tanzim ettikleri, söz konusu faturalar içeriğinin somun, Cıvata, tel vb olduğu, hal böyle olunca her iki şirketin iştigal konularının aynı olduğu kanaatine varıldığı,Şeklindeki tanık beyanları birlikte dikkate alındığında şirketlerin iştigal konularının ortak ve yapılan faaliyetin de iç içe geçmiş durumda olduğu değerlendirilmektedir. 2. Özen ve bağlılık yükümü, rekabet yasağıMADDE 626- (1) Müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler. 202 ilâ 205 inci madde hükümleri saklıdır. (2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Şirket sözleşmesi ortakların onayı yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir. (3) Müdürler de ortaklar için öngörülmüş bulunan bağlılık borcuna tabidir. Somut olay bakımından şirket sözleşmesi veya diğer tüm ortakların yazılı olarak rekabet yasağına izin verdiklerine dair dosya kapsamında herhangi bir bilgiye rastlanılmamıştır. Dolayısıyla Türk Ticaret Kanunu m. 626, ll'de öngörülmüş olan rekabet yasağı aynen geçerlidir. Buna göre, ------ müdürü olan ----rekabet yasağı mevcuttur. Özellikle, ------ yazılarında her iki firmanın da İştigal konularının aynı olması, davalı şirket defterlerine göre ------- cari hesap muavin defterlerinde her iki şirketin birbirlerine karşılıklı faturalar tanzim etmiş olmaları, söz konusu faturalar içeriğinin somun, cıvata, tel vb olması dolayısıyla her iki şirketin faaliyet konularının aynı olması; bundan başka dosyada mevcut tanık beyanları birlikte dikkate alındığında, davalılardan müdür ----- bakımından rekabet yasağının ihlal edilmiş olduğu sonucuna varılmıştır.Diğer bir husus ise, davacı --- davalı şirket ------şirketinden ayrılması konusunda haklı koşulların oluşup oluşmadığıdır. Dava dosyasına yansıyan veri ve donelerden, davacı ----------- şirketinde hissedar olarak kalmaya devam etmesinin kendisi ve davalar bakımından artık faydadan ziyade zarar meydana getirecek duruma gelmiş olduğu, bu şekliyle devam etmenin tüm taraflar bakımından giderek artan zararlar meydana getireceği, bu sebeple davacının davalı ------ ayrılmasının doğru ve yerinde olacağı, dolayısıyla davacının bu yöndeki talebinin haklı sebebinin olduğu sonucuna varılmıştır. Davacı ------ davalı şirketten ayrılma talebini haklı kılan bir diğer sebep de, davalı şirketin 2004 yılından bu yana hiçbir şekilde kar dağıtımı yapmamış olmasıdır, Oysa ki, ticari şirketlerin kurulması ve devam ettirilmesindeki esas amaç kar elde edilip bunun ortaklarına dağıtılmasıdır.------

SONUÇ VE KANAAT : Yukarıda ayrıntılı olarak ortaya konulduğu üzere; Asıl Dava Yönünden; 1- Davalı -------- faaliyet alanlarının aynı olduğu, 2- Davacı ---- davalı şirket ---------ayrılması konusunda haklı koşulların meydana geldiği, 3- ---- Tarihi İtibariyle Hesaplanan, Davacı -------olduğu, Karşılık Dava Yönünden; Birleşen dava yönünden, -------- çıkarılmasına ilişkin olup ------katılmadığı genel kurul kararının kendisine tebliğ edildiğine ilişkin bir belgeye dosya kapsamında rastlanılmadığı, Yönündeki görüş ve kanaatimizi içerir işbu raporumuzu, takdiri yüce mahkemeye ait olmak Üzere saygı ile arz ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur. Yukarıda limited şirketlerde nesnel ve öznel çıkma ve çıkarılma nedenlerinden bazılarına atıf yapılmıştır. Somut olaya dönecek olursak davalı şirketin 2004 yılından beri kar payı dağıtmadığı ve bu durumun bir mutlak çıkma nedeni olduğu sabittir. Zira ortaklar kar elde etmek amacı ile şirketlere ortak olurlar ve bu durumun uzun süre gerçekleşmemesi hem çıkma ve aynı zamanda mutlak bir fesih nedenidir. Öte yandan davalı şirket müdürünün aynı adreste davalı şirket ile rekabet halinde bir şirket kurduğu, her iki şirketin de iştigal konusunun aynı olduğu, tanık beyanlarına göre asıl para kazandıran ihracat işlemlerinin bu şirket üzerinde yapıldığı, aynı adreste şirket kurulmasının rekabet yasağı hükümlerine de aykırılık teşkil ettiği, davacıya kar payı ödenmediği gibi aylık ödenen belli miktardaki paranın da dava açılması nedeni ile ödenmemeye başlandığı, şirketin bir aile şirketi olduğu, davacının çocuklarının da şirkette çalıştığı ve oluşan kötü ortam nedeni ile işten ayrılmak durumunda kaldıkları, ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmadığı haklı nedenin asıl dosya davacı yanca ispat edildiği sonucuna varılmış denetime uygun bulunan teknik bilirkişilerin ek raporları ve şirketin güncel mali tablolarına göre hesaplanan ayrılma akçesinin karar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ödenmek sureti ile şirketten çıkartılmasına karar verilmiştir. Birleşen davada bakımından ise birleşen davacı asıl dosyada varılan sonuç ile de illiyetli olarak iddialarını ispat edememiştir. Birleşen davacı bu davasında davacının uzun yıllar şirkete gelmediğini, ilgilenmediğini, asıl dosyada açtığı dava ile güven ilişkisi kalmadığını ileri sürmüşse de asıl dosyada varılan sonuç kapsamında birleşen davalı açısından zaten rekabet yasağı söz konusu değildir. Şirket müdürü rekabet yasağına aykırı davranmış,aynı adreste aynı faaliyet konusunda iştigal eden şirket kurmak ve müşterilerle iş yapmak sureti ile güven ilişkisi kalmamasına neden olmuştur. Kaldı ki kar elde etmek amaçlı şirket ortağı olan davacı açısından bakılınca 2004 yılından beri şirket kar da dağıtmamıştır. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü asıl davanın kabulüne,aşağıdaki gerekçe nedeni asıl dosyada davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesine, birleşen davanın reddine, birleşen davadaki istem ortaklıktan çıkarma olduğundan ve maktu harç ve vekalet ücretine tabi olduğundan davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. ----------- ilamında "...Davalılar vekilinin temyizine gelince; dava, limited şirket ortaklığından çıkmaya izin verilmesi, ortaklık payı ile --- yıllarına ait kar payının ödenmesi istemine ilişkindir. Davacılar vekili 23/05/2012 tarihli dilekçesiyle davacıların ayrılma payı (ortaklıktan çıkma payı) olan 2.713.836,39 TL'nin davalı şirket tarafından ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece harcın ikmali için süre verilmesinin ardından 23/11/2012 tarihinde talep edilen değer üzerinden harç tahsil edilmiştir. Davalılar yargılamada vekille temsil edilmiş, hakkındaki dava reddedilmiş olmasına rağmen, davalılar yararına harcı tamamlanan değer üzerinden hesaplanacak nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalılar yararına maktu vekalet ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de.." gerekçesi ile verdiği kararlarda çıkma istemli davalarda nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. ------Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiğine göre, çıkmaya izin ve 146.637,87 TL çıkma payının tahsili davasında nispi vekalet ücreti takdiri doğru ise de...." belirtmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; Mahkememizin ---- dosyası yönünden; 1- Davalılar --------yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, 2- Davalı şirket yönünden; Davanın kabulü İLE; A- Davacının ---- numarasında kayıtlı davalı -------- isimli şirket ortaklığından 6102 sayılı TTK'nın 638/2. Maddesi uyarınca ÇIKMASINA, 77.669.250,10 TL ayrılma akçesinin karar tarihi 13.03.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz oranı ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine, B-) Karar kesinleştiğinde tescil ve ilanı için ------- müzekkere yazılmasına, C-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.305.586,47 TL nispi harçtan, peşin alınan 1.707,75TL, tamamlama harcı olarak alınan 1.324,688,86 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 3.979.189,86 TL harcın davalı ------- alınarak hazineye gelir kaydına, D-Davacı tarafından 59,30 TL başvurma harcı, 1.707,75 TL peşin harç, 1.324.688,86 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.326.445,91 TL yargılama gideri mahiyetindeki harcın davalı---------alınarak davacıya ödenmesine, E-Davacı yanca yapılan 10.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.664,30 TL tebligat, posta gideri ve diğer yargılama giderleri toplamı 11.664,30 TL yargılama giderinin davalı -------- tahsili ile davacıya verilmesine, F-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Ücr. Trf.'ne göre, 1.080.692,50 TL nispi vekalet ücretinin davalı --------tahsiliyle davacıya verilmesine, G-Davalı ------ vekille temsil edildiğinden ve bu davalı yönünden red sebebi farklı olduğundan yürürlükte olan avukatlık asgari ücret tarifesi gereği 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya ödenmesine, H-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise kalan gider/delil avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, I------- Bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı----- tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Birleşen --------- sayılı dosyası yönünden ; A-Davanın REDDİNE, B-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu harcın peşin alınan 80,70 TL'den mahsubu ile bakiye kalan 346,69 TL harcın davacıdan tahsiliyle hazineye gelir kaydedilmesine C-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine, D-Yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, E-Taraflarca yatırılan gider/delil avansından arta kalan kısmın taraflara veya ahzu kabza yetkili vekillerine iadesine, Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, -------- Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, davacı vekili ile davalı şirket ve davalılardan ---------- vekilinin ve kısıtlı vekilinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/03/2024

Atıf: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/171, K. 2024/141, T. 13.03.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-171-e-2024-141-k-36fed61f305c