İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/112 E. 2024/553 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/112
- Karar No
- 2024/553
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/112 Esas - 2024/553
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/112 KARAR NO : 2024/553
DAVA : FSEK / Tecavüzün Tespiti, Men'i, Maddi ve Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 09/04/2021 KARAR TARİHİ : 17/12/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan FSEK / Tecavüzün Tespiti, Men'i, Maddi ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin ... alanından akademik çalışmalarını yürüttüğünü, bu alanda yaptığı kapsamlı ve uzun süreli çalışmaların bir ürünü olan “4-6 Yaş Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocukların Oyun Beceri ve Davranışlarının İncelenmesi” isimli yüksek lisans tezini tamamladığını, anılan tezin 01/06/2018 tarihinde Hacettepe Üniversitesi’nde 5 kişilik bir jüri tarafından uygun bulunarak 2018 yılı içerisinde ... resmî sitesinde yayınlanarak umuma arz edildiğini, söz konusu tezin müvekkilinin öz çıkarımlarını içerdiğini, ilim ve edebiyat eseri olduğunu, eser sahibinin müvekkili olduğunu, müvekkiline ait tezin yaklaşık 20 sayfasının, alıntılama kurallarına riayet edilmeksizin aynen kopyalanarak 10/03/2019 tarihinde ve .... numarası ile davalı ... İth. İhr. Tic. A.Ş. tarafından basılan ve editörleri davalılardan ... ve ... olan “Spor Bilimlerinde Güncel Çalışmalar” adlı kitabın 43. sayfasında bulunan “Engelli Çocuklarda Ergoterapide Oyun” adlı bölümde yayınlandığını, yazarların ...,.... ve ... olduğunu, müvekkili tarafından 05/03/2020 tarihinde ....’ne başvurulduğunu, bu başvurunun 29/03/2020 tarihinde .... sayılı dilekçe ile ... Üniversitesi’ne yazılı olarak bildirildiğini, ... tarafından 03/07/2020 tarihinde düzenlenen inceleme raporunda, davalıların basımın hatalı olduğunun, yanlış olduğunun fark edilmesi üzerine yayınevi ile iletişimi geçilerek 26/03/2019 tarihinde kitabın tekrar basıldığının savunulduğu belirtilerek varılan kanaatle birlikte ... Üniversitesi ve ... tarafından müvekkiline bildirildiğini, kitabın eski basımlarının yayınevlerinden toplatılmadığını, 02/06/2020 tarihinde satın alınan kitapta tecavüz unsurlarının aynen devam ettiğini, kitabın tekrar basıldığı iddia edilmişse de içeriği değiştirilen kitabın aynı ... ile basılamayacağını, müvekkili tarafından ....'na yapılan başvuru sonucunda verilen 17/08/2020 tarihli cevapta eser içeriğinde yanlışların düzeltilmesi yahut bölüm başlıklarındaki çok küçük değişiklikler dışındaki metin değişikliklerinin farklı bir ... atanmasının gerektiğinin bildirildiğini, davaya konu kitabın hala ... Katalog’da yer aldığını, 29/01/2021 tarihinde ... ve ... ’nden gelen kitapların intihal bölümlerinin halen var olduğunu, davalılardan ..., .... ve ...'a ait “Engelli Çocuklarda Ergoterapide Oyun” adlı bölüm ile müvekkile ait “4- 6 Yaş Otizm Spektrum Bozukluğu Olan Çocukların Oyun Beceri ve Davranışlarının İncelenmesi” adı yüksek lisans tezi arasındaki benzerliklerin: tezin 2. sayfasında yer alan 3. paragraf aynen kopyalanarak kitabın 44. sayfasının son iki paragrafına yerleştirildiğini, tezin 4. sayfasında yer alan 1, 6 ve 8. paragrafların aynen kopyalanarak kitabın 49. ve 50. sayfalarına yerleştirildiğini, tezin 5,6,7,8 ve 9. sayfalarının neredeyse tamamı aynen kopyalanarak kitabın 50, 51,52, 53, 54 ve 55. sayfalarına aynen yerleştirildiğini, tezin 11. sayfasındaki 3. ve 5. paragraflarının aynen kopyalanarak kitabın 55. sayfasına aynen yerleştirildiğini, tezin 12,..., 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24 ve 25. sayfalarının neredeyse tamamı kullanılan tablolar da dahil olmak üzere kitabın 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69 sayfalarına aynen kopyalanarak yerleştirildiğini, intihal yapıldığını, davalı ... İth. İhr. Tic. A.Ş.’nin sorumluluğunun ise kitabın değiştirilerek sunulan baskısında yeni bir ... numarası alınmaması ve kitabın basım aşamasından önce gerekli ve yeterli incelemelerin yapılmamış olması noktasında olduğunu, davalılardan ... ve ...’ın editör olduğunu ve eserlerin özgün olmasına dikkat etmelerinin gerektiğini, davalıların eyleminin, müvekkilinin FSEK 22. maddede düzenlenen çoğaltma hakkının ihlali anlamına geldiğini, bu sebeple tazminatın, FSEK 68/1. madde uyarınca müvekkili ve davalılar arasında sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedel veya FSEK hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedel üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmak sureti ile belirlenmesini, FSEK 68/1. madde kapsamında eserin rayiç bedelinin 3 katına hükmedilmesini, şimdilik 1000 TL talep ettiklerini, haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline verilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin adı kullanılması ve kitabın adının değiştirilerek yayınlanması sebebiyle FSEK 70/1. madde uyarınca 15.000 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline verilmesini talep ettiklerini, ifade ederek “5846 sayılı FSEK uyarınca mali ve manevi haklara tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i ile hükmün en az üç gazetede ilanına, 15.000 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline verilmesine, FSEK 68/1. kapsamında eserin rayiç bedelinin 3 katına hükmedilmesini, miktar belli hale geldiğinde rayiç bedelin 3 katı tutarında olmak üzere şimdilik 1.000 TL’nin haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline verilmesi yönünde karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar .... vekili tarafından 05/05/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinden üçünün (....) .... olarak görev yapmakta olduğunu, davacının 05/03/2020 tarihinde ... (...)’na yapmış olduğu başvuru aracılığıyla ...’nin 10/03/2020 tarih ve ... sayılı inceleme onay yazısı ile müvekkilleri hakkında bahse konu yayınla ilgili ... tarafından inceleme başlatıldığını, 23/06/2020 tarihinde müvekkilleri tarafından verilen ikinci savunma sonrası ... 03/07/2020 tarihli toplantısında ...’ın huzurdaki dava konusu şikâyeti ile ilgili “Yayın Etiği İhlali İçermediği” kanaatine “Oy Birliği” ile karar verildiğini, Kitap bölümünün yazarlarından müvekkili ...’in yazarlar adına ... İth. İhr. Tic. A.Ş.’ye verdiği dilekçesine istinaden huzurdaki dava konusu olan kitap bölümünün yer aldığı “Spor Bilimlerinde Güncel Çalışmalar” isimli kitabın, yazarlar tarafından sehven gönderilen hatalı bölümünün basıldığı tarihin 10/03/2019; yazarlar tarafından yayınevine durumun bildirilip bölümün düzeltilmesi için yayınevine gönderilerek yayınevi tarafından düzeltilmiş olarak aynı ... numarası ile basıldığı tarihin ise 26/03/2019 olduğunu, hatanın düzeltilme sürecinin yaklaşık 15 gün olduğunu, hatanın farkına varılması sonucu düzeltme yoluna gidilerek mağduriyetin ortadan kaldırıldığını, umuma arz edilmesini kabul eden yazarın, akademik ve bilimsel kurallara uygun olarak atıfta bulunulmak suretiyle eserin kullanılmasına da izin vermiş olduğunu, davacının, umuma arz ettiği huzurdaki dava konusu ile ilgili yüksek lisans tezinin de birçok yazarın alıntı eserlerinden meydana getirilen bir çalışma olduğunu, mali ve manevi hakların ihlal edilmediğini, müvekkili yayınevinin, çok kısa bir süre içerisinde eserin hatalı versiyonunu toplatıp hatasız versiyonunun basımını sağlamak suretiyle meydana gelen hatayı giderdiğinden ortada herhangi bir tecavüzün olduğundan söz edilemeyeceğini, hal böyleyken, davanın açıldığı tarihte ve sonrasında mevcut bir tecavüz bulunmadığından, FSEK m. 66-68 arasında düzenlenmiş olan tecavüzün ref'i talebinin reddedilmesinin gerektiğini, tecavüzün ref’i davası açılamamasının, talep edilen tazminat miktarı üzerinde çok önemli bir etkisinin olduğunu, FSEK 68/1. maddedeki tazminatın, ref’in bir sonucu olduğunu, bahsedilen özel tazminat türünün ancak tecavüzün ref'i durumunda talep edilebileceğini, davanın açıldığı tarihte mevcut bir tecavüzün bulunmadığını, bu nedenle tecavüzün ref'i ve tecavüzün ref'ine bağlı bir sonuç olan “eserin rayiç bedelinin üç katı kadar tazminat” talebinin yerinde olmadığını, FSEK 69. maddede yer alan tecavüzün meni davasının, devam eden yahut gerçekleşmesi muhtemel ihlaller için verilebileceğini, gerçekleşmesi ya da tekrar etmesi muhtemel olan herhangi bir tecavüz söz konusu olmadığından tecavüzün men’i davasının açılabilmesinin şartlarının mevcut olmadığını, 15 gün kadar kısa bir süre için, hali hazırda umuma arz edilmiş bir esere ilişkin, tamamen maddi hatadan kaynaklanan bir olayın 15.000,00 TL gibi fahiş bir manevi zarara neden olduğunun davacı tarafından ispatlanmasının gerektiğini, davacının, yanılgılı olarak, yalnızca tecavüzün ref'i bakımından uygulanabilecek olan, FSEK m. 68/1'de düzenlenmiş olan özel bir tazminat türüne karar verilmesini talep ettiğini, oysa kanun metni açıkça haksız fiillere ilişkin hükümlerin uygulanacağının belirtildiğini, FSEK m. 68/1'de düzenlenen “rayiç bedelin en çok üç kat fazlası”nın işbu tazminat davasında talep edilebilmesinin mümkün olmadığını, FSEK m. 68/1’in özel bir hüküm olduğunu ve münhasır olarak tecavüzün ref’i davası için öngörüldüğünü, müvekkilinin, meydana gelen hatayı, işbu davanın açılmasından çok öncesinde, kendiliğinden düzeltmesi nedeniyle orada ref edilecek bir tecavüz kalmadığını, haliyle davacının taleplerinden tecavüzün men’i ve ref'i taleplerinin reddedilmesinin gerektiğini, tazminat talebinin ise FSEK m. 70/2 nedeniyle haksız fiillere ilişkin hükümlere göre değerlendirilmesinin gerektiğini, müvekkilleri tarafından 2020 akademik teşvik başvurularının, 2020 yılının Ocak Ayı içerisinde yapıldığını, ...’ın huzurdaki dava konusu ile ilgili daha önce ...’ne yaptığı başvuru neticesinde müvekkiller hakkındaki incelemenin başlatıldığı tarihin ise 10/03/2020 olduğunu, kabul manasına gelmemek kaydı ile, hatalı basılan kitap sayısının 50 adet, bunun o tarih itibariyle piyasaya sunulan satış fiyatının 30 TL, kitabın içerisinde davacının tezinden yapıldığını iddia ettiği atıfların kitabın sadece 8 bölümünden birisi olan “Engelli Çocuklarda Ergoterapide Oyun” bölümünde olması göz önüne alındığında, bir an davacının bütün iddialarının doğru olduğu kabul edilse dahi, davacının zararının 30x50=1500 TL (basılan kitapları TOPLAM değeri), kitapta alıntı yapıldığı iddia edilen bölüm başına düşen değer 1.500TL/8=187,5 TL’yi geçmeyeceğini, bu bölüm çıkartılsa da eserin bütünlüğünün bozulmayacağını, bahse konu olayın özce; yazışmaları yazarlar adına ... tarafından yürütülen ve 8 bölümden oluşan “Spor Bilimlerinde Güncel Çalışmalar” isimli kitapta yer alan “Engelli Çocuklarda Ergoterapide Oyun” başlıklı kitap bölümünün, ...’in yüksek lisans öğrencisi tarafından kendisine gönderilen aynı başlıktaki bir ödevle karıştırılması neticesinde sehven kitap editörlerine gönderilmesi ve kendisine editörler tarafından gönderilen basılmamış ham metne sehven olur vererek kitabın basılmasına neden olmasının akabinde basılıp gönderilen nüshada yanlışlığın farkına varılarak 15 günlük bir zaman diliminde yayınevi ile irtibata geçilerek asıl basılması gereken bölümün tekrar basılmasının sağlanması suretiyle hatanın düzeltilmesinden ibaret olduğunu, matufiyetin varlığını kabul için bahse konu eserde bilerek, isteyerek, kasıtlı olarak davacının maddi-manevi zararının meydana getirilmiş olmasının gerektiğini, bu durumda davacının maddi ve manevi zarara uğradığından bahsedilemeyaceğini, kaldı ki müvekkilleri tarafından davaya konu yayının herhangi bir şekilde akademik atama ve yükselme kriterlerinde kullanımının da söz konusu olmayacağını, intihal bulunmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili tarafından sunulan 06/05/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının davaya konu ettiği vakıalar üzerinde müvekkili yayın evinin hiçbir kusuru bulunmadığını, diğer davalılardan ...’in yapılan yanlışlığı yayın evine bildirmesi ile basılıp gönderilen nüshadaki yanlışlığın farkına varıldığını, 15 günlük bir zaman diliminde asıl basılması gereken bölümün tekrar basıldığını, müvekkil yayın evinin, basmış olduğu bütün eserleri satır satır inceleyip bunların başka yazarlara ait alıntılar içerip içermediğini, yapılmış atıfların doğru olup olmadığını denetleme imkânı bulunmadığını, bu konuda bir yetkinliği ve akademik eğitiminin de olmadığını, eser içeriğindeki yanlışların düzeltilmesi için yeni bir ... alınması gerekmediğini, kısa bir süre içerisinde hatalı basılan eserlerin (Toplam 50 kitap olduğunu ve sadece müvekkili kitapevinin ....’ta bulunan şubesine verildiğini) toplatılması ve yerine hatasız halinin basılmasının herkesin menfaatine olduğunu, bu durumda davacının ileri sürdüğü gibi yeniden ... alınması prosedürünün işletilmesi halinde daha uzun süre boyunca eserdeki hata düzeltilemeyeceğini, kaldı ki bir an için davacının iddialarının doğru olduğu düşünülse dahi müvekkilinin yeni bir ... alması gerekirken almamasının ancak idari bir yaptırıma neden olabileceğini, idari bir düzenlemenin işbu davanın davacısı ile ne tür bir ilişkisi olduğunun anlaşılamadığını, davacının, dava dilekçesinin .... no.lu bölümünde ... Katalogda yer alan, davaya konu kitabı ... Üniversitesinden talep ettiğini belirttiğini, ancak hemen akabinde ilintisiz bir biçimde ... Üniversitesinden gelen kitaptan ve bu kitabın hatalı basım olduğundan bahsettiğini, dilekçesinde, bu hususun ispatı olarak ... no.lu eki gösterdiğini, ilgili ek incelendiğinde ise yalnızca eserin ... Katalog sorgusunun göründüğünü, bahsi geçen üniversiteden gelen eser ve bu eserin hatalı basım olduğu ilgili ekten kesinlikle anlaşılamadığını, bu üniversite kütüphanelerinin tümünde yeni ve düzeltilmiş baskı bulunduğunu, bir yayın evinin, teknik bir alanda basılmış bir esere ilişkin inceleme yapabilmesi, bu inceleme kapsamında eser içeriğinde intihal kabul edilebilecek hususların bulunup bulunmadığını saptayabilmesinin fiilen mümkün olmadığını, hiçbir yayın evinden bu denli kapsamlı bir inceleme ve araştırma yapmasının beklenemeyeceğini, eserin içeriğine ilişkin bir yanlışlığın var olduğu ihtimalinde dahi bu konudaki sorumluluğun yayın evinin değil eser sahibinin olduğunu, kabul manasına gelmemek şartıyla bir an davacının iddialarının doğru olduğu kabul edilse dahi; kitabın yazarları ile müvekkili yayınevi arasında yapılan “Yayın Sözleşmesi”nin Hak ve Sorumluluklar başlığı altında düzenlenmiş bulunan 2.a maddesinde “... eserin orjinal olduğu, ... alıntı yapılmadığı, ... bu husustaki tüm sorumluluğun yazara ait olduğu ...” hüküm altına alındığını, dolayısı ile müvekkili yayınevinin bu davada davalı sıfatıyla yer almasının doğru olmayıp, müvekkili yayın evi açısından husumet ve hukuki yarar yokluğundan davanın reddinin gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı yayınevi tarafından diğer davalılar olan yazarlar eliyle yazılmış ve dağıtılmış olan "Spor Bilimlerinde Güncel Çalışmalar" isimli kitabın davacının dava dilekçesinde geçen tezini Fikir ve Sanat Eserleri ihlalini oluşturacak şekilde içerip içermediği tecavüzün devam edip etmediği tecavüz iddiasına konu kitabın dağıtıma girip girmediği, girdiyse tecavüzün devam edip etmediği maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen raporda özetle: 1. Dava konusu taraflara ait tez ve kitabın 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 2. Maddesi bağlamında ayrı ayrı ilim ve edebiyat eseri olduğu, 2. Davaya konu yüksek lisans tezi üzerinde davacının isminin yer alması karşısında davacının eser sahibi olduğu; davaya konu “Spor Bilimlerinde Güncel Çalışmalar” isimli kitabın 43 ila 73. sayfalarında yer alan “Engelli Çocuklarda Ergoterapide Oyun” isimli bölümünde ise, davalılardan .... ve ... isimlerinin yer alması, kitabın ilgili bölümünün, diğer bölümlerden ayrılmasının mümkün olduğu; ancak ismi geçen kişilerin hangi kısmı yazdığının net olarak ayrılamadığı görülmekle, ilgili bölümün eser sahibinin ....ve ... olduğu; editörler olan ... ve ...’ın ise FSEK’in 10/3. maddesinde yer alan “Bir eserin vücuda getirilmesinde yapılan teknik hizmetler veya teferruata ait yardımlar, iştirake esas teşkil etmez.” düzenlemesi gereği eser sahipliği sıfatının bulunmadığı, 3. Davaya konu tez ve kitap bölümü üzerindeki hakların davacı ve davalılar .... ve ... üzerinde olduğu, 4. Davaya konu kitabın hatalı olduğu belirtilen 10/03/2019 tarihli ilk baskısında yer alan ve davalılardan .... ve ... tarafından kaleme alınan “Engelli Çocuklarda Ergoterapide Oyun” bölümün toplamda 30 sayfa olduğu ve bu 30 sayfanın 20 sayfasının, davacıya ait yüksek lisans tezinin raporumuz içeriğinde tablo olarak gösterilen kısımları ile aynı olduğu, davaya konu bölümde davacıya herhangi bir atfın bulunmadığı, bu kısımlar çıkarıldıktan sonra kalan kısmın bütünlük arz edemeyeceği, nihayeten iktibas serbestisinin şartlarının oluşmadığı, işbu halde, davalıların, çoğaltılan nüshaların davalı yayınevinin satış noktasına konulduğu yönündeki beyanları da göz önüne alındığında eser/hak sahibinin umuma arz salahiyeti (FSEK md.14), adın belirtilmesi salahiyeti (FSEK md.15), eserde değişiklik yapılmasını menetme salahiyeti (FSEK md.16), çoğaltma hakkı (FSEK md.22), yayma hakkı (FSEK md.23) ihlâl edilmiş olacağı, 5. Davalılar tarafından her ne kadar hatalı kitabın 50 adet basıldığının ve bunların tamamının imha edildiğinin iddia edildiği görülmüşse de, dosyada ....’ne yazılmış bir müzekkere bulunmadığı, bu doğrultuda bandrol talep formalarının ve matbaa yazısının dosya münderecatında yer almadığı görülmekle, hatalı olduğu iddia olunan kitabın kesin olarak kaç adet basıldığının bu aşamada kesin olarak tespit edilemediği, 6. Her ne kadar davalılar tarafından kitabın tüm nüshalarının imha edildiği iddia olunmuşsa da, dosyada kitaplara hangi bandrollerin yapıştırıldığı ve imhaya dair herhangi bir belge bulunmaması karşısında, davalılardan editör olan ... ve ... haricindeki davalıların vaki eylemlerinin, bandrol talep formu ve matbaa yazısı sonrasında kesin olarak tespit edilecek olmakla birlikte bir an için yayımının gerçekleştirilmediği düşünülse dahi davacının her halde 5846 sayılı FSEK’ten kaynaklanan çoğaltma hakkının ihlali anlamına geldiği, yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında bir an için kitapların imha edildiği kabul edilse dahi, davacının FSEK 68. maddedeki seçimlik haklarından “3 kat bedel” talebinde bulunması karşısında, takdiri mahkemeye ait olmak üzere tazminat hesabı yapılabilmesi için yeterli donenin dosyada bulunmaması sebebiyle tazminat hesabının işbu aşamada yapılabilmesinin mümkün olmadığı, 7. Davacının FSEK’ten doğan manevi haklarının ihlâl edildiği kanaatine varılmış olup manevi tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği, hükmedilecekse miktarının ne olacağı konusunda ve tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemenin takdirinin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen EK raporda özetle: 1- Kök rapordaki tespitleri değiştirmeyi gerektirir bir hususun bulunmadığı, 2- Davacı tarafın FSEK 68. madde gereği 3 kat olarak talep edebileceği tazminat miktarının 37,98 TL olduğu, 3- Davacının FSEK’ten doğan manevi haklarının ihlâl edildiği kanaatine varılmış olup, manevi tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği, hükmedilecekse miktarının ne olacağı konusunda nihai takdir yetkisinin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Dosya kapsamında bilirkişi raporlarının aksi yönünde hukuki mütalaa bulunduğu görülmüş, inceleme tüm dosya kapsamına göre yapılmıştır. Bilirkişi raporlarının / hukuki mütalaanın her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporların ve mütalaanın usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Bilindiği gibi 5846 sayılı FSEK’nun 1/B maddesinin ‘a’ bendinde eser, “sahibinin hususiyetini taşıyan ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini” ifade eder. Buna göre bir fikri ürünün eser sayılabilmesi için iki koşulu birlikte gerçekleştirmesi gereklidir. İlk olarak fikri ürünün sahibinin hususiyetini taşıması, bir başka deyişle kendinden önce ortaya konmuş benzerlerine göre özgün bir niteliğe sahip olması gerekir. İkinci olarak bu fikri ürünün FSEK’nun ikinci ve devamı maddelerinde belirlenen eser kategorilerinden birine dahil edilebilmesi aranmalıdır. Yasada fikir ve sanat eserlerinin çeşitleri ikinci maddede düzenlenen ilim ve edebiyat eserleri, üçüncü maddede yer verilen musiki eserleri, dördüncü maddede tanımlanan güzel sanat eserleri, beşinci maddede düzenleme bulan sinema eserleri ve son olarak altıncı maddedeki işleme ve derlemeler olarak sayma yöntemiyle belirlenmiş bulunmaktadır. Yasa eser sahibini bir eseri meydana getiren kişi olarak belirlemiştir. (FSEK md. 8/1) Yasanın 9. maddesinde eser sahiplerinin birden fazla oluşu hallerine yer verilmiştir. Buna göre birden fazla kimsenin birlikte vücuda getirdiği eserin kısımlara ayrılması mümkünse, bunlardan her biri meydana getirdiği bölümün sahibi sayılır. Ancak birden fazla kimsenin iştirakiyle vücuda getirilen eser ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa, bu takdirde eserin sahibi onu meydana getirenlerin oluşturduğu birliktir. (FSEK md. 10/1) Bu ikinci hale yasa eser sahipleri arasındaki birlik adını vermiştir. Yine eser sahipliği yönünden belirlenen karineler yasanın 11 ve 12. maddelerinde yer almaktadır. Buna göre FSEK 11 uyarınca yayınlanmış eser nüshalarında veya güzel sanat eserlerinin aslında eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse aksi kanıtlanıncaya kadar bu eserin sahibi sayılır. Yayımlanmış olan bir eserin sahibi, eser nüshalarında veya aslında mutat olduğu şekilde belirtilmemiş ise bu takdirde eseri yayımlayan, o da belli değilse çoğaltan eser sahibine ait hak ve yetkileri kendi adına kullanabilir. Diğer taraftan memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki mali hakları, kullanma yetkisi aralarındaki sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça, bunları çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılır. Tüzel kişilerin organları hakkında da bu kural uygulanır. (FSEK 18/1). Eser sahibinin kullanabileceği mali haklar, FSEK 21 ve devamında düzenlenmiştir. Buna göre, mali haklar, FSEK’nun, 21. maddesindeki işleme hakkı, 22. maddesinde düzenlemesini bulan eserin aslı veya kopyalarının herhangi bir şekil veya yöntemle tamamen veya kısmen, doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli çoğaltma hakkı; 23. maddede belirlenen eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını kiralama, ödünç verme, satışa çıkarma veya diğer yollarla yayma hakkı; 24. maddede doğrudan veya dolaylı olarak bir eserden ses veya resim nakline yarayan aletlerle umumi mahallerde okumak, çalmak, oynatmak, göstermek gibi temsil suretiyle faydalanma hakkı; 25. maddedeki işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı olarak belirlenmiş bulunmaktadır. FSEK'nun 48. maddesi uyarınca mali haklar süre, yer ve içerik itibariyle sınırlı veya sınırsız; karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredilebilir. Mali hakların sadece kullanma yetkisi de bir başkasına bırakılabilir. Manevi haklar ise Yasa'nın 14-17.maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre, eser sahibi, eserinin umuma arz ve yayımlanma zamanı ve tarzını belirleme (FSEK md.14); adın belirtilmesi (FSEK md 15); eserde değişiklik yapılmasını men (FSEK md. 16) ve bir kısım eserler yönünden geçerli bulunan zilyed ve malike karşı ileri sürülebilecek eserin aslına ulaşma haklarına sahiptir. Manevi haklar mali hakların aksine, bir başkasına devredilemez ve vazgeçilemez haklardır. Ancak bu hakların kullanılması yetkisi bir başkasına bırakılabilir. FSEK 'nun 34. Maddesine göre, (...) Yayımlanmış musiki, ilim ve edebiyat eserlerinden ve alenileşmiş güzel sanat eserlerinden, maksadın haklı göstereceği bir nispet dahilinde iktisablar yapılmak suretiyle, hal ve vaziyetinden eğitim ve öğretim gayesine tahsis edildiği anlaşılan seçme ve toplama eserler vücuda getirilmesi serbesttir. 2 nci maddenin üçüncü bendinde ve 4 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci ve beşinci bentlerinde gösterilen neviden eserler, ancak seçme ve toplama eserin münderecatını aydınlatmak üzere iktibas edilebilir. Ancak bu serbestlik, hak sahibinin meşru menfaatlerine haklı bir sebep olmadan zarar verir veya eserden normal yararlanma ile çelişir şekilde kullanılamaz. Münhasıran okullara mahsus olarak hazırlanan ve ... tarafından onanan (okulradyo) yayımları için de birinci fıkra hükümleri uygulanır. (....) Yayımlanmış musiki, ilim ve edebiyat eserlerinden ve alenileşmiş güzel sanat eserlerinden, iktibaslar yapılmak suretiyle eğitim ve öğretim gayesi dışında seçme ve toplama eserler vücuda getirilmesi ancak eser sahibinin izniyle mümkündür. Bütün bu hallerde eser ve eser sahibinin adı mütat şekilde zikredilmek icap eder. Esasen bir eserin yaratılmasında, eser sahibinin başkalarına ait önceki eserlerden yararlanması olağan ve çoğu zaman bir zorunluluktur. Zira, eser sahibi içinde bulunduğu bilimsel, kültürel ortamı oluşturan önceki araştırma ve eserlerden etkilenmemesi beklenemez. Aksine bir eserin bilimsel niteliği, kendisinden önce aynı alanda ortaya konulmuş çalışma ve eserlerin yeterince araştırılıp değerlendirilmesi düzeyi ile doğru orantılıdır. Ancak bu yapılırken belirli koşullara uyulması gerektiği açıktır. Bu nedenle FSEK’nun 35. maddesi uyarınca bir eserden belirli kurallara uyulması koşuluyla iktibas yapılması caizdir. Buna göre, alenileşmiş bir eserin bazı cümle ve fıkralarının müstakil bir ilim ve edebiyat eserine alınması mümkündür. Maddenin son fıkrasında iktibasın nasıl yapılacağına dair genel ilkeler ortaya konulmuştur. Bilimsel eserler iktibas yapılırken önceki eserin ve eser sahibinin adı ile ayrıca alıntı yapılan kısmın bulunduğu yer belirtilmelidir. FSEK 'nun 38. Maddesine göre, Bütün fikir ve sanat eserlerinin, (...) kar amacı güdülmeksizin şahsen kullanmaya mahsus çoğaltılması mümkündür. Ancak, bu çoğaltma hak sahibinin meşru menfaatlerine haklı bir sebep olmadan zarar veremez ya da eserden normal yararlanmaya aykırı olamaz. FSEK 'nun 52. Maddesine göre, Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır. Eser üzerindeki mali ve manevi hakları ihlal edilen kişi, FSEK’nun 66. maddesi uyarınca, tecavüz edene karşı tecavüzün ref’ini (ortadan kaldırılmasını), 69. madde uyarınca muhtemel devam eden tecavüzlerin men’ini (önlenmesini), 68. madde uyarınca, sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya rayiç bedel itibariyle uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını isteyebilir. FSEK 70/1 maddesine göre, manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir. Mahkeme, bu para yerine veya bunlara ek olarak başka bir manevi tazminat şekline de hükmedebilir. Eser, kendi yaratıcısının bilimsel ve sanatsal özelliğini, hususiyetini yansıtan fikri bir emeğin ürünüdür. Eser niteliğinde subjektif şartı oluşturan hususiyet kavramı, yenilik unsuruyla ifade olunmaktadır. Öte yandan FSEK belli zamanlarda eserlerden faydalanılmasına sınırlar koyarak izin vermiştir. FSEK 35. Maddede yazılı sınırlar içinde iktibas serbestisi tanınmıştır. İktibasın “aynen” veya “mealen” yapılmasının mümkün olduğuna işaret etmekte yarar görülmektedir. Aynen iktibasta, eser sahibinin kelime ve cümleleri hiçbir değişiklik yapılmadan, birebir alınır ve bunu belirtmek için de alıntıya konu bölüm örneğin tırnak içinde veya farklı yazı karakteriyle gösterilebilir. Buna karşılık mealen iktibasta, alıntıyı yapan, alıntıya konu ifadeleri, anlamda (mealde) herhangi bir değişikliğe meydan vermeden, bozmadan, kendi kelime ve cümleleriyle ifade eder. Telif korumasına konu olan, soyut fikirler değil, bunların ifade ediliş biçimidir. Bunun yanı sıra, herkesin malumu olan anonim nitelikteki bilgiler; mevzuat; hususiyeti olmayan ifadeler; tarihi olaylar; isimler; doğum ve ölüm tarihleri, günleri için kaynak belirtme zorunluluğu söz konusu değildir. Aynı şekilde, fikirler gibi, telif koruması dışında bırakılan usuller, iş yöntemleri veya salt matematiksel kavramların kullanılmasında, iktibas serbestisinin varlığına ihtiyaç olmadığı gibi, atıf yapılması vb. şekli koşulların yerine getirilmesi de zorunlu değildir. Bu kapsamda örnek olarak, topluma mal olmuş fikirler, bir eserin oluşturulmasında kullanılan üslup, tarz, teknik, metot gibi herkesin kullanımına açık unsurlar sayılabilir. Tüm dosya kapsamına göre; Davalılar ... VE ... YÖNÜNDEN: Editörler olan ... ve ...’ın ise FSEK’in 10/3. maddesinde yer alan “Bir eserin vücuda getirilmesinde yapılan teknik hizmetler veya teferruata ait yardımlar, iştirake esas teşkil etmez.” düzenlemesi gereği eser sahipliği sıfatının bulunmadığı anlaşıldığından bu davalılar yönünden davanın PASİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİYLE reddine karar vermek gerekmiştir. DİĞER DAVALILAR YÖNÜNDEN; Eldeki davada, davalı yayınevi tarafından diğer davalılar olan yazarlar eliyle yazılmış ve dağıtılmış olan "Spor Bilimlerinde Güncel Çalışmalar" isimli kitabın davacının dava dilekçesinde geçen tezini Fikir ve Sanat Eserleri ihlalini oluşturacak şekilde içerip içermediği tecavüzün devam edip etmediği tecavüz iddiasına konu kitabın dağıtıma girip girmediği, girdiyse tecavüzün devam edip etmediği maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarında yapılan incelemeler neticesinde; dava konusu taraflara ait tez ve kitabın 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 2. Maddesi bağlamında ayrı ayrı ilim ve edebiyat eseri olduğu, davaya konu yüksek lisans tezi üzerinde davacının isminin yer alması karşısında davacının eser sahibi olduğu; davaya konu “Spor Bilimlerinde Güncel Çalışmalar” isimli kitabın 43 ila 73. sayfalarında yer alan “Engelli Çocuklarda Ergoterapide Oyun” isimli bölümünde ise, davalılardan .... ve ... isimlerinin yer alması, kitabın ilgili bölümünün, diğer bölümlerden ayrılmasının mümkün olduğu; ancak ismi geçen kişilerin hangi kısmı yazdığının net olarak ayrılamadığı görülmekle, ilgili bölümün eser sahibinin .... ve ... olduğu; davaya konu tez ve kitap bölümü üzerindeki hakların davacı ve davalılar .... ve ... üzerinde olduğu, somut olay açısından davalı öğretim üyelerine ait olan "Spor Bilimlerinde Güncel Çalışmalar” adlı kitapta bulunan "Engelli Çocuklarda Ergoterapide Oyun” adlı bölümün davalı yayınevi tarafından hatalı bir şekilde basıldığı, bu durumun baskıyı müteakip hemen fark edildiği, hatalı basım nüshaların dağıtıma sunulmadığı, hemen toplatılarak imha edildiği, davacının talebi ile ... Kütüphanesinden mahkemece getirtilen nüshasında hatanın giderilmiş olmasının bu hususu doğruladığı, bununla birlikte davacının (çeşitli kütüphanelerde dava konusu eserin ilk basımının yer aldığı iddiasıyla) bir şekilde elde ettiği bir nüsha ile gerçeği yansıtmadığı anlaşılan bazı iddialara dayanarak dava açtığı, taraflar arasında düzeltilmiş nüshaya ilişkin herhangi bir çekişmenin bulunmadığı, taraflar arasındaki bandrole ilişkin tartışmanın bu uyuşmazlığın konusu olmadığı, davacı tarafın alınan 500 bandrole göre basım yapıldığına dair iddiasına yönelik ek bilirkişi incelemesi yapılması talebinden vazgeçtiği, sonuç itibariyle davacının ihlal edilen herhangi bir hakkının bulunmadığı kabul edilmiş, aksi yöndeki beyan ve bilirkişi görüşlerine itibar edilmemiş, açıklanan nedenlerle diğer davalılar yönünden de davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-Davanın ... ve ... bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 2-Diğer davalılar bakımından davanın REDDİNE, 3-Harçlar Yasasına göre hesaplanan 427,60-TL karar harcından peşin alınan 273,24-TL harcın mahsubu ile bakiye 154,36-TL’nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Tecavüzün men'i, ref'i taleplerinin reddi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre hesaplanan 1.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, 6-Davanın reddedilen manevi tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre hesaplanan 15.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, 7--Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2024
Katip .... Hakim .... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır