İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/582 E. 2025/19 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/582
- Karar No
- 2025/19
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/582 KARAR NO : 2025/19
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/01/2018 KARAR TARİHİ : 16/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi özetle; davacının davaya konu aracı 44.858,60 EURO karşılığında satın almıştır. Ekte sunulan -----Fiyat Bilgi Formundan da görüleceği üzere davaya konu aracın bedeli euro üzerinden TL na çevrilerek fatura edilmiştir. Dolayısıyla araç yerine euro olarak parası kalsa idi (bugünkü kurdan 1 euronun “28,91 TL'dir) 44.858 Euro karşılığında müvekkilin 1.296.844 TL si olacaktı. davacı ----- şubesinden 18/10/2016 tarihli ekteki ödeme planı belgesinde de görüleceği üzere 120.000,00 TL bedelli kredi çekmiş ve bu kredi için toplam 28.254,24 TL faiz ödemiştir. Dolayısıyla ödenen bu faiz, mahkemelerce uygulanan faizin çok üzerinde kalmaktadır. Nakit kredi kullanım dekontu da ektedir. Ayrıca ekte sunduğumuz 08/12/2016 tarihli Proforma Faturada görüleceği üzere müvekkil proforma faturaya konu işi bu arabayı alması nedeniyle yapamamış parasını davaya konu araca bağlamıştır. Dolayısıyla müvekkil proforma faturaya konu malları alsa ve bunlardan gelir elde etse idi bu zarara maruz kalmayacaktı. Zira 152.102 TL bedelli araç için 120.000 TL kredi çeken müvekkil,32.102 TL'yi de nakit olarak davalı firmaya ödemiştir. Kendisi bu nakit ödemeyi yapmayıp ekte sunduğumuz proforma faturaya ilişkin mal alabilse idi ve kredi çekmektense bu mala parasını yönlendirse idi çok daha fazla kar elde edecekti. Davaya konu araç her yönden müvekkilimi zarara sokmuştur. Sayın mahkemeden talebimiz misli ile değişimdir. Aynı cins, aynı model, aynı marka ve aynı vasıflı bir araç değişim talebimizi tekrar ederiz. Gerekirse bilirkişilerce tespit edilecek araç kullanma bedelini depo etmeye hazırız. Gizli ayıplı şekilde müvekkile sıfır olarak satılan aracın yerine misli ile araç verilmesini talep ederiz. Sonradan ortaya çıkacak munzam zarara ilişkin talep hakkımızı da saklı tutarı: Davalıların müşterek ve müteselsil sorumlu olduklarına karar verilerek, Hileyle gizlenmiş ayıplı malın fabrika çıkışlı sıfır km ayıpsız olarak dava karar tarihindeki en son model -----ile değişimine veya dava karar tarihindeki en son model ----- rayiç bedelinin en yüksek ticari faizi ile iadesini, ayıplı ürünün piyasadan kalkmış olması halinde dava karar tarihindeki en son model muadilinin taraflarına verilmesini veya dava karar tarihindeki en son model muadilinin rayiç bedelinin en yüksek ticari faizi ile iadesini, 2. 10,000,00 TL manevi tazminata en yüksek ticari faiz ile hükmedilmesine, Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla munzam zararla birlikte tüm maddi zararın şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminata zararın doğduğu an olan aracın satışından itibaren en yüksek ticari faiz işletilerek hükmedilmesine, Dava harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine kar verilmesi, Arz ve talep edilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi özetle; Davalıların müşterek ve müteselsil sorumlu olduklarına karar verilerek, Hileyle gizlenmiş ayıplı malın fabrika çıkışlı sıfır km ayıpsız olarak dava karar tarihindeki en son model ----ile değişimine veya dava karar tarihindeki en son model ---- rayiç bedelinin en yüksek ticari faizi ile iadesini, ayıplı ürünün piyasadan kalkmış olması halinde dava karar tarihindeki en son model muadilinin taraflarına verilmesini veya dava karar tarihindeki en son model muadilinin rayiç bedelinin en yüksek ticari faizi ile iadesini, 2. 10,000,00 TL manevi tazminata en yüksek ticari faiz ile hükmedilmesine, Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla munzam zararla birlikte tüm maddi zararın şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminata zararın doğduğu an olan aracın satışından itibaren en yüksek ticari faiz işletilerek hükmedilmesine, Dava harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine kar verilmesi, arz ve talep edilmiştir. Davalı ---- vekilinin cevap dilekçesindeki özetle; davacı ... açısından aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini, Esas yönünden haksız ve mesnetsiz olan davanın reddini, Haksız ve hukuki mesnetten yoksun maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, Haksız ve hukuka aykırı faiz talebinin reddini, Yargılama giderleri ile yasal vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE; Dava, satım sözleşmesinin ayıp nedeni ile feshi ile malın ayıpsız misli ile değişimi mümkün bulunmaması halinde aracın rayiç bedelinin iadesi ve maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İş bu dava açıldığında Mahkememizin ---- Esasına kayıt edilmiştir. Dava davacılar tarafından davanın satım sözleşmesinin tarafı bulunan satıcıya ve garanti belgesi gereğince ithalatçı firmaya karşı ikame edilmiştir. Mahkememize davacılar tarafından satıcı ve ithalatcı firma yanında üretici firmaya karşı da aynı hukuki nedenlere dayalı ve aynı istemlere ilişkin aynı ticari satımdan kaynaklı mahkememizin ---- Esasında kayıtlı davanın ikame edilmiş olduğu anlaşıldığından, mahkememizin ----- Esasında kayıtlı dava dosyası Mahkememizin --- esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilerek -----Esas sayılı dosyanın esası kapatılmıştır. Yargılama aşamasında üretici firmaya karşı açılan davada (----Esasta görülen) taraf teşkili sağlanamadığından red kararı verilmiş birleşen --- Esas sayılı dosya tefrik edilerek ----- Esas numarası almış ve yargılamaya devam olunmuştur.
Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporları; 07.10.2019 tarihli araç üzerinde keşif yapılarak alınan raporda neticeten; Aracın servis kayıtlarının incelenmesinden aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir: 19.10,2016 tarihinde araca cruise control takılması, araca kış lastiklerinin takılması talimatlarının verildiği, ayrıca araca direksiyon adlı parçanın takıldığı anlaşılmaktadır. 20.10.2016 tarihli İş Emrinde araca ---- montajı yapıldığı belirlenmiştir. 23.03.2016 tarihli faturada, aracın vites koluyla ilgili işlemlerin yapıldığı belirlenmiştir. 25.03.2016 tarihli faturada aracın 5 Km'de olduğu, vites kolundaki göstergelerin çalışmadığı, kontrol edildiği belirtilmiştir 23.04.2016 tarihli Anahtar Bilgiler başlıklı belgede aracın 7 Km'de olduğu, araçta motor yağı, fren hidroliği konulduğu belirlenmiştir, 25.03.2016 tarihli faturada, aracın 5 Km'de olduğu, araçta direksiyon kutusunun (----) değiştirildiği, bedelinin 10,492,31 TL olduğu belirlenmiştir. 25.03.2016 tarihli faturada, aracın 5 Km'de olduğu, araçta direksiyon kutusunun (pinion) dişlisinin değiştirildiği, bedelinin 28.669,06 TL olduğu belirlenmiştir. 22.04.2016 tarihinde araçta direksiyon kutusu için kontrol ünitelerinin tekrar programlandığı, vites mekanizmalarının denenmesinin gerektiği, vites kolunun mesnedinin söküldüğü, ARIZA HALİNÎN DEVAM ETTİĞİ, vites ışıklarının yanmadığı belirlenmiştir, 30.03,2016 tarihinde aracın 1 Km de odluğu, arka tamponun sökülüp boyandığı belirlenmiştir, 19.10.2016 tarihli faturaya göre dava konusu araç davalı ----- tarafından davacı şirkete 146.726,53 TL bedelle satıldığı belirlenmiştir. 22.03.2016 tarihinde aracın ----- servisine giriş yaptığı, 24,03,2016 tarihine kadar işlem gördüğü tespit edilmiştir. 21.10.2016 tarihinde 130 KM'deyken araçta direksiyon kutusunun değiştirildiği, 130 Km test sürüşü yapıldığı, davacıya teslim edilirken ise Km' sinin sıfırlandığı belirlenmiştir. İncelemeler neticesinde; a- araç arızasının (ayıbın) neden kaynaklandığı hususunda; Araçtaki arızanın (ayıbın) imalat hatasından kaynaklandığı belirlenmiştir. b- bunun üretim hatası (satıcı ayıbı olup olmadığı hususunda: Araçta üretim hatası (satıcı ayıbı) mevcuttr. c- araçtaki arızanın araçtan faydalanmayı ortadan kaldıran bir arıza olup olmadığı hususunda: Araçtaki arızanın araçtan faydalanmayı ortadan kaldırmadığı belirlenmiştir. d- kullanıcı hatası olup olmadığı hususunda: Araçtaki ayıp imalat hatası olup kullanıcı hatası değildir. e- acık/gizli ayıplı olup olmadığı hususunda: Araçtaki imalat hatası gizli ayıp niteliğindedir, f- aracın halihazırda onanlmış olup olmadığı hususunda: Aracın halihazırda onarılmış olduğu belirlenmiştir. g- davacının onarılmış haliyle aracı kabul edip edemeyeceği hususunda: Araçtaki ayıbın ücretsiz onarım yoluyla davalı -----. tarafından tamamen giderildiği ve giderildikten sonra davacı tarafından 102.667 Km kullanıldığı dikkate alındığında, davacının onarılmış haliyle aracı kabul edebileceği belirlenmiştir. h- aracın kullanımına engel teşkil edip etmeyeceği hususunda: Araçtaki imalat hatasının tamamen giderildiği ve kullanımına engel oluşturmadığı belirlenmiştir î- arızanın onarımla giderilebilecek arızalardan olup olmadığı hususunda: Araçtaki arızanın onarımla giderilebilecek arızalardan olduğu belirlenmiştir. j- aracın garantisi kapsamında uyuşmazlığın TTK ve TBK hükümlerine tabi bulunuşu nedeni ile davalıların ayrı ayrı sorumluluk durumunun ne olduğu hususunda: Dosya kapsamına sunulan "Garanti Belgesi" gerekince davalılardan ---- satıcı diğer davalı ---- ise "ithalatçı firma" olduğu, bu konudaki Yargıtay -----. Hukuk Dairesinin E. ---- sayılı kararı gereğince davalılardan satıcı ve de ithalatçının müteselsilin sorumlu olduğu, bunun dayanağının TBK m. 61 hükmü olduğu, hükmün "Birden çok kişi ...avnı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olduktan takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" şeklinde düzenlendiği, dolayısıyla uyuşmazlıkta davalıların zarardan müteselsİlen sorumlu oldukları, k- Avrıca davacının tüm taleplerinin değerlendirilmesi hususunda: Davacının aracın misliyle değiştirilmesi taleplerinin yerinde olmadığı, zira aracın imalat hatasından kaynaklı herhangi bir arıza hali olmadan 3 yıl boyunca 102.667km kullanıldığı belirlenmiştir. 1- aracın onarılmış haliyle davacı tarafından kabul edilmesinin uygun olduğu durumda ödenen satıs bedelinden indirim yapılması gerekip gerekmediği hususunda: Ödenen satış bedelinden» araçtaki direksiyon değişim işlemi ve arka tampon boyama işlemleri nedeniyle satış bedelinden indirim yapılması gerekir. m- gerekiyorsa indirim miktarı hususunda: Toplam hasar miktarı ile aracın satış fiyatı kıyaslandığında davalılar tarafından 10,000,00 TL indirim yapılması gerektiğine ilişkin kanaat belirtilmiştir. Rapora itiraz neticesinde aldırılan 17.10.2021 tarihli ek raporda; Dava konusu araç, ---- Adliye Sarayı’na araç sahibi tarafından getirilmiştir. Davalı ----vekilinin de hazır bulunduğu incelemede, araç üzerinde kusur incelemesi yapılmış, ve araç ile Adliye otoparkı içerisinde test sürüşü yapılmıştır. İnceleme sonucu araçta tespit edilen kusurlar: - Arka tampon sol kısmında boyada şişmeler mevcuttur - Araç direksiyonu, düşük süratte dahi sola çekmektedir. Bu durum kullanım konforunu etkileyen bir kusur olarak değerlendirilmiştir. Her ne kadar davalı vekilleri araçta km değişikliği olmadığı yönünde kök rapora itiraz etmiş olsalar dahi, araçta km değişikliğinin yapılmış olduğu, servis kayıtlarında sabit olduğundan, bu yönde kök rapora yapılmış olan itirazlar heyetimizce mesnetsiz bulunmuştur. Davalının keşif sırasındaki beyanında da, 2018 yılında, başka bir araç ile takas yapmak üzere aracı ---- distribütörüne satmaya götürdüğünde, ilgili servisin, aracın hasar geçmişi ve km düşürülmesi geçmişi sebebi ile rayiç bedelinin çok daha altında alabileceğini beyan etmiş olduğunu ifade etmiştir. Araçtaki sola çekme probleminin nedenleri, tekerlekten, lastikten, janttan kaynaklanabileceği gibi tekerlek aksındaki bir eğrilik, düzensizlikten de meydana gelebilir. Bu hususlar, aracın sol taraftaki tekerleğinin aldığı bir darbe nedeniyle jantının eğrilmesinden de kaynaklanabileceği gibi, bir trafik kazasından da ileri gelebilir. Aracın TRAMER kaydının incelenmesinden ---- tipi aracın 03.02.2019 tarihinde 3.643,00 TL’lik hasarın oluştuğu bir tamirat geçirmiş olup değişen parçalardan aracın ön camının kırıldığı anlaşılmaktadır. Ancak aracın 5 yıl boyunca 102.667 Km seviyesinde yoğun şekilde kullanılabilmiş olması, araçtan faydalanamama halinin süreklilik kazanmadığını, davacının aracı düzenli ve verimli şekilde kullanılabildiğini göstermektedir. Ayrıca araçta dava konusu edilen ve satış aşamasında davalı şirketlerce gizlendiği anlaşılan ayıplar dışında 5 yıllık kullanım süresi boyunca başka herhangi bir teknik sorun gözlenmemesi de, araçta başka gizli bir ayıp olmadığını, davacının aracı güvenle ve verimli şekilde kullandığını göstermektedir.Diğer hususlar, kök raporda cevaplanmış olup yeniden yapılan incelemede kök raporda yapılan değerlendirmelerin doğru ve geçerli olduğu tekrar teyit edilmiştir. Davacı ve davalı şirket vekilleri itiraz dilekçesinde, değer kaybının arızalı parçalar dikkate alınarak hesaplanması gerektiğini belirtmişse de kök raporda zaten bu işlem yapılmıştır. Aracın servis kayıtlarında yapılan işlemler detaylı şekilde kaydedilmiş olup aracı 2. El olarak satın alacak kişiler bu kayıtlara ulaşıp aracın ilk satışı sırasında yapılan ayıp gizleme işleminin detaylarına ulaşabilir ve aracın ayıplı olarak satıldığını öğrenebilirler. Dolayısıyla araçta yapılan işlemler nedeniyle bir değer kaybı oluşması kaçınılmazdır. Aracın servis kayıtlarına göre 130 Km seviyesinde kullanıldığı, bu seviyede bir direksiyon mili tamir işlemi ve arka tampon tamir işlemi gördüğü tartışmasızdır. Dolayısıyla bu işlemler nedeniyle ve aracın 0 Km olduğu, henüz trafiğe çıkmamış olması gerektiği dikkate alındığında kullanılmış bir araca göre daha yüksek bir değer kaybı oluşacağı açıktır. Kök raporda bu değerlendirme yapılmış ve piyasa rayiçlerine, aracın marka ve modeline, satış değerine göre 10.000,00 TL’lik makul bir değer kaybı tespit ve takdir edilmiştir. Araç toplam 102.667 Km kullanıldığı ve bu süre boyunca başka bir gizli ayıp ortaya çıkmadığına göre bu aşamadan sonra başka bir gizli ayıbın ortaya çıkma ihtimali de mevcut değildir. Araçta ilk satış aşamasında gizlenen ayıplar tamir yoluyla giderildiğinden ve 102.667 Km boyunca ayıpsız şekilde kullanıldığından, ayrıca araçtaki ayıpların giderim maliyetinin aracın değerine kıyasla çok cüz’i bir meblağ tutması da dikkate alındığında, aracın misliyle değiştirilmesinin uygun olmayacağı, davalı aleyhine orantısız bir ekonomik kayba neden olacağı kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak 1. AracınA gizli ayıpları davacıya satılmadan önce tamir edilerek giderilmiş olarak satıldığı, 2. Araçta üretimden kaynaklanan başka bir gizli ayıbın olmadığı ve 5 yıldır 102.667 Km seviyesinde kullanılması sürecinde de ortaya yeni bir gizli ayıbın çıkmadığı 3. Araçtan faydalanamama halinin süreklilik kazandığının söylenemeyeceği, 4. Araçtaki ayıbın ücretsiz onarım yoluyla davalı ---- tarafından giderildiği ve giderildikten sonra davacı tarafından (kök rapor tarihi itibarı ile) 102.667 Km kullanıldığı dikkate alındığında, davacının mevcut haliyle aracı kabul edebileceği; 5. Araçtaki imalat hatasının tamamen giderildiği ve kullanımına engel oluşturmadığı, direksiyon sola çekmesinin davalı şirketlerce birkaç günlük bir işlemle giderilebileceği, 6. Aracın mevcut haliyle 102.667 Km kullanıldığı dikkate alındığında, mevcut haliyle aracın kullanılmasına bir engel olmadığı, 7. Toplam hasar miktarı ile aracın satış fiyatı kıyaslandığında davalılar tarafından, araç satış tarihi itibarı ile 10.000,00 TL indirim yapılması gerektiği kanatine varılmıştır. Bilirkişi heyeti 20.06.2023 tarihli 2. Ek raporunda; Teknik açıdan bilirkişilerin önceki kanaatlerini koruduğu, Davacı munzam zararda talep ettiğinden yapılan değerlendirmede; Borçlar mevzuatı uyarınca değerlendirme yapıldığında: Alacaklının para borçlarında borçlunun temerrüdü nedeniyle uğradığı zararın, almış olduğu gecikme (temerrüt) faizinden daha fazla olabileceği ihtimali karşısında hukukumuzda aşkın (munzam) zararın TBK m. 122 hükmünde düzenlendiği; hükmün "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklinde olduğu; özellikle borçlunun yaptığı geç ödeme nedeniyle mali sıkıntı içine düştüğünü, bu sıkıntı yüzünden bankadan yüksek faiz ile kredi kullanmak zorunda kaldığının ve bu alınan kredinin bu işte kullanıldığının ispatlanmasının gerektiği, Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 23.02.1994 gün ve --- Esas, ----Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır." şeklinde olduğu); Teknik açıdan değerlendirme yapıldığında: Raporlarda yer alan teknik açıklamalar gereğince dosya kapsamından davacının (varsa) uğradığı munzam zararının ne olduğunun anlaşılamadığı; bu yönde hesaplama yapılamadığı, bu yönde hesaplama yapılacak ise mali yönden inceleme gerekip gerekmediğini takdirin Mahkeme'ye ait olduğu, yönünde kanaat belirtilmiştir. Dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilerek varsa munzam zarara ilişkin rapor düzenlenmesi istenilmiştir. Mali Müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 06.03.2024 tarihli raporda; Yapılan incelemeler neticesinde davacının davaya konu --- plakalı---- aracı 19.10.2016 tarihinde ----- numaralı fatura ile KDV dahil 146.726,53 TL bedele davalı--- satın alındığı, ilgili aracı 19.10.2016 tarih ve ----- numaralı yevmiye kaydı ile ticari defterlerine kaydettiği, davacı şirketin dava konusu aracın finansmanı için ilk taksit ödemesi 18.11.2016 tarihinde başlamak üzere son taksit ödemesi 18.10.2019 tarihi olan 36 ay vadeli 120.000 TL kredi kullandığı, bu kredinin geri ödemesinin 149.666,77 TL olduğu davacının dava konusu aracın finansmanı için 28.254,24 TL faiz maliyetine katlandığı , davacının katlandığı faiz maliyetinin dönemler itibariyle ---- Finansman Giderleri hesabı aracılığıyla ticari defterlerine gider olarak kaydettiği tespit edilmiştir. Davacı vekilinin munzam zarar talebine ilişkin öne sürmüş olduğu gerekçeler incelendiğinde; aracın satın alma tarihinde 44.858 Euro olduğu, müvekkilinin o gün araç almak yerine 44.858 euro alsaydı ve o parayı elinde tutsaydı (beyan tarihindeki kurdan 1 euronun =28,91 TL’dir) 1.296.844 TL si olacağı, ayrıca katlanılan faiz giderinin mahkemelerce uygulanan faizin çok üstünde kaldığı, müvekkilinin aracı almak için tutara o tarihte mal alsaydı daha fazla kar elde edeceğinden dava konusu aracın müvekkilini zarar soktuğu gerekçesiyle “ Sayın mahkemeden talebimiz misli ile değişimdir. Aynı cins, aynı model, aynı marka ve aynı vasıflı bir araç değişim talebimizi tekrar ederiz. Gerekirse bilirkişilerce tespit edilecek araç kullanma bedelini depo etmeye hazırız. Gizli ayıplı şekilde müvekkile sıfır olarak satılan aracın yerine misli ile araç verilmesini talep ederiz. Sonradan ortaya çıkacak munzam zarara ilişkin talep hakkımızı da saklı tutarız.” Şeklinde talebi olduğu görülmüştür. Davacının az yukarıda gösterilen taleplerine ilişkin dava dosyasına kazandırılan Bilirkişi heyeti raporlarında teknik yönden yapılan değerlendirmelerde; “..araçta üretimden kaynaklanan başka bir gizli ayıbın olmadığı ve 5 yıldır 102.667km. seviyesinde kullanılması sürecinde de ortaya yeni bir gizli ayıbın çıkmadığı, araçtan faydalanamama halinin süreklilik kazandığının söylenemeyeceği, araçtaki ayıbın ücretsiz onarım yoluyla davalı----. tarafından giderildiği ve giderildikten sonra davacı tarafından (kök rapor tarihi itibarı ile) 102.667 Km kullanıldığı ve TRAMER kaydına göre aracın 03.02.2019 tarihinde bir trafik kazası geçirdiği ve 3.643,00 TL hasar oluştuğu dikkate alındığında, davacının mevcut haliyle aracı kabul edebileceği; araçtaki imalat hatasının tamamen giderildiği ve kullanımına engel oluşturmadığı, direksiyonun sola çekmesinin davalı şirketlerce birkaç günlük bir işlemle giderilebileceği,..” şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Yine aynı raporlarında; “…munzam zararla ilgili dosya kapsamından davacının (varsa) uğradığı munzam zararının ne olduğunun anlaşılamadığı; bu yönde hesaplama yapılamadığı, bu yönde hesaplama yapılacak ise mali yönden inceleme gerekip gerekmediğini takdirin Sayın Mahkeme'ye ait olduğu,” şeklinde değerlendirme yaptıkları görülmüştür. Yapılan açıklamalar doğrultusunda, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında alacaklının, munzam zararını somut verilerle ispatlaması gerektiğine ilişkin görüş birliği bulunduğu, davacı vekilinin munzam zararının ispatı konusunda öne sürdüğü araç yerine mal alınsaydı, döviz alınsaydı daha karlı olunacağı yönündeki beyanlarına ilişkin davacının dava konusu aracı kendi iradesi, tercihi, kararı ile satın almış olduğu, davacının satın aldığı sıfır araçta oluşan ayıbın davalı bayi tarafından giderildiği yönünde teknik bilirkişi tarafından tespitlerin yapıldığı, sözleşme uzmanı bilirkişi tarafından da munzam zararın ne şekilde oluştuğunun somut olarak ortaya konmadığından bahisle hesaplamanın yapılamadığı görülmüştür. Sonuç olarak; Tüm delillerin değerlendirilmesi ve her türlü hukuki tavsif ve nihai karar tamamıyla Yüce Mahkeme`ye ait olmak üzere, dava dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile Sayın Mahkemece tarafıma verilen görev kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Davacı şirketin 2016 dönemi ticari defterleri usul yönünden incelenmiş olup; davacının 2016 dönemi Yevmiye , Defteri Kebir ve Envanter defterinin açılış tasdiklerinin Vergi Usul Kanunu’nun “Tasdik Zamanı” başlıklı 221 maddesine göre; süresinde yaptırdığı, 2016 dönemi Yevmiye defterinin kapanış tasdikinin TTK’nu 64/3 maddesi gereğince süresinde yaptırıldığı, davacı şirketin ticari defterlerinin V.U.K’nu ve TTK’nuna uygun tutulduğu, davacı şirketin ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Davacının davaya konu ---- plakalı ---- aracı 19.10.2016 tarihinde ----- numaralı fatura ile KDV dahil 146.726,53 TL bedele davalı ---- satın aldığı, ilgili aracı 19.10.2016 tarih ve ----- numaralı yevmiye kaydı ile ticari defterlerine kaydettiği, davacı şirketin dava konusu aracın finansmanı için ilk taksit ödemesi 18.11.2016 tarihinde başlamak üzere son taksit ödemesi 18.10.2019 tarihi olan 36 ay vadeli 120.000 TL kredi kullandığı, bu kredinin geri ödemesinin 149.666,77 TL olduğu davacının dava konusu aracın finansmanı için 28.254,24 TL faiz maliyetine katlandığı , davacının katlandığı faiz maliyetinin dönemler itibariyle ---- Finansman Giderleri hesabı aracılığıyla ticari defterlerine gider olarak kaydettiği tespit edilmiştir. Huzurdaki davada davacının müspet zarar talebinin yerinde olup olmadığına ilişkin hukuki değerlendirme münhasıran Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, mezkûr zararı hesaplama görevi mali bilirkişi olarak tarafıma verilmiş olduğu kabul edilse de dosya kapmasında teknik bilirkişi tarafından dava konusu aracın satın alındığı tarihteki değerinden sonra dava tarihi ya da güncel rayiç değerinin dosya kapsamında hesaplanmadığından, bu yönde bir veri olmadığından davacının munzam zarar talebine ilişkin hesaplama yapılamadığı, kanaati belirtilmiştir. Son olarak dosyaya kazandırılan 19.06.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Davacı vekilinin munzam zarar talebine ilişkin öne sürmüş olduğu gerekçeler incelendiğinde; aracın satın alma tarihinde 44.858 Euro olduğu, müvekkilinin o gün araç almak yerine 44.858 Euro’ya alsaydı ve o parayı elinde tutsaydı (beyan tarihindeki kurdan 1 euronun =28,91 TL’dir) 1.296.844 TL.sinin olacağı yönünde talepleri olduğu, Heyetimizde bulunan Teknik Bilirkişi tarafından dava konusu aracın ---- kayıtlarına göre dava tarihi itibariyle Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenen Kasko Değeri ile geçmiş hasar kayıtlarının (03.02.2019 tarihli geçmiş hasar kaydı mevcuttur.) birlikte dikkate alınması ile 2. El piyasa rayiç değerinin yaklaşık 256.000,00 TL civarında rapor tanzim tarihi itibariyle (Ağustos 2024) Güncel Kasko Değerinin 963.046,00 TL olduğunun tespit edildiği, - Dava konusu aracın alış tarihindeki (19.10.2016) değerinin 44.858,60 Euro olduğu, - Dava konusu aracın dava tarihindeki 44.858,60 Euro karşılığının 405.822,30 TL olarak, kasko değerinin 256.000,00 TL olarak hesaplandığı, dava tarihi itibariyle (405.822,30-256.000,00) = 149.822,30 TL, - Dava konusu aracın rapor tarihindeki 44.858,60 Euro karşılığının 1.695.511,53 TL olarak hesaplandığı, kasko değerinin 963.046,00 TL olduğu, dava tarihi itibariyle (1.695.511,53-963.046,00) = 732.465,53 TL fark hesaplanmıştır. 1. Davacı, dava dilekçesinde aşkın (munzam) zararlarıyla birlikte maddi zararının giderilmesini talep etmiş olup borçlar mevzuatı uyarınca değerlendirme yapıldığında: a. Alacaklının para borçlarında borçlunun temerrüdü nedeniyle uğradığı zararın, almış olduğu gecikme (temerrüt) faizinden daha fazla olabileceği ihtimali karşısında hukukumuzda aşkın (munzam) zararın TBK m. 122 hükmünde düzenlendiği; hükmün "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklinde olduğu; b. Özellikle borçlunun yaptığı geç ödeme nedeniyle mali sıkıntı içine düştüğünü, bu sıkıntı yüzünden bankadan yüksek faiz ile kredi kullanmak zorunda kaldığının ve bu alınan kredinin bu işte kullanıldığının ispatlanmasının gerektiği (bkz. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 2014, s. 1108)1; hal böyle olmakla TMK m. 6 ve HMK m. 194(1) hükmü uyarınca aşkın (munzam) zararın oluştuğunun somutlaştırılıp somutlaştırılmadığını takdirin, TMK m. 4 hükmünce münhasıran Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, 2. Teknik inceleme neticesinde aracın dava tarihi itibariyle rayiç değerinin yaklaşık 256.000,00 TL. civarında olduğu; rapor tanzim tarihi itibariyle (Ağustos 2024) ise güncel kasko değerinin 963.046,00 TL olduğuna ilişkin kanaat belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı vekilince dava dilekçesinde Davalıların müşterek ve müteselsil sorumlu olduklarına karar verilerek ayıplı malın fabrika çıkışlı sıfır km ayıpsız olarak dava karar tarihindeki en son model-----ile değişimine veya dava karar tarihindeki en son model ------rayiç bedelinin en yüksek ticari faizi ile iadesini, ayıplı ürünün piyasadan kalkmış olması halinde dava karar tarihindeki en son model muadilinin taraflarına verilmesini veya dava karar tarihindeki en son model muadilinin rayiç bedelinin en yüksek ticari faizi ile iadesini, 10.000,00 TL manevi tazminata en yüksek ticari faiz ile hükmedilmesine, Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla munzam zararla birlikte tüm maddi zararın şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın tahsili talep edilmiştir. Dosyaya kazandırılan ve denetlenebilir teknik bilirkişi raporlarında neticeten; Araçta imalat hatası bulunduğu ve bunun gizli ayıp niteliğinde olduğu, aracın gizli ayıplarının davacıya satılmadan önce tamir edilerek giderilmiş olarak satıldığı, araçta üretimden kaynaklanan başka bir gizli ayıbın olmadığı ve 5 yıldır 102.667 Km seviyesinde kullanılması sürecinde de ortaya yeni bir gizli ayıbın çıkmadığı, araçtan faydalanamama halinin süreklilik kazandığının söylenemeyeceği, Araçtaki imalat hatasının tamamen giderildiği ve kullanımına engel oluşturmadığı, direksiyonun sola çekmesinin davalı şirketlerce birkaç günlük bir işlemle giderilebileceği, aracın mevcut haliyle kullanıldığı dikkate alındığında, kullanılmasına bir engel olmadığı, Davacının munzam zararı ve maddi zararının oluştuğunu ispat edemediği, Davacının manevi zararın tazmini talebine yönelik değerlendirme yapıldığında; Manevi zarar talebinin şartlarının bir kimsenin kişilik hakkına hukuka aykırı tecavüz ve saldırının olması ve bunun sonucunda manevi zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerektiği ancak uyuşmazlık konusu olayda dosya kapsamındaki deliller uyarınca davacının manevi zarara uğradığım ve bunun miktarına ilişkin dayandığı vakıayı ispat edemediği değerlendirilmiştir. Neticeten; Teknik bilirkişi raporunda da hesaplandığı üzere toplam hasar miktarı ile aracın satış fiyatı kıyaslandığında davalılar tarafından, araç satış tarihi itibarı ile 10.000,00 TL bedelde indirim yapılması mahkememizce de benimsenerek 10.000 TL'nin dava tarihi olan 24.10.2016 tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacının Munzam zarar ve Manevi tazminat talebinin ispatlanamadığından reddine, Dava konusu aracın davacı şirket adına satın alındığı görülmekle davacı ... tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1-Davacı ... tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle Reddine 2-10.000 TL'nin dava tarihin olan 24.10.2016 tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine 3-Davacının Munzam zarar ve Manevi tazminat talebinin reddine 4-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 683,10 TL harcın, dava açılırken peşin olarak yatırılan 855,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 171,90 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 5-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan 855,00 TL peşin harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yargılama esnasında yapılan 13.550,00 TL yargılama giderinin davanın kabul-red oranına göre hesaplanan 6.868,30 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafça yargılama esnasında yapılan 186,60 TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre hesaplanan 93,30 TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, arta kalan kısmın davalılar üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 10,000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 10-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca, artan gider avansının re'sen ilgili tarafa iadesine,Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.