İlk Derece Mahkemesi · Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/408 E. 2025/61 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/408
Karar No
2025/61
Karar Tarihi

T.C. GAZİANTEP 2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : ...Esas KARAR NO : ...

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - [...] UETS DAVALILAR : 1- ... - ... ... 2- ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - [...- DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/06/2023 KARAR TARİHİ : 21/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; "19/08/2022 tarihinde müvekkilimizin davalılardan almış olduğu 30/08/2020 vadeli40.000TL bedelli bono ...İcra Dairesi ...E. Takip dosyasına konu olmuş akabinde borçluların itirazı neticesinde ... Hukuk Mahkemesi ...E. İle dava açılmış ve akabinde 15/06/2023 tarihinde görülen duruşmada kısa karar ile itiraz reddedilmiştir. Ek-1 Bono Görseli Ek-2 Kısa Karar Aradan geçen 2 yıl 9 ay 17 gün zaman içerisinde davalı borçlu herhangi bir ödeme yapmadığı gibi müvekkilimiz alacaklıyı sırf zarara uğratmak için takibin her aşamasında itiraz ve istinaf etmektedir. Geçen bunca zaman içinde davalılar ,alacaklı müvekkilimize herhangi bir ödeme yapmamış olup sürekli haksız itirazlarla oyalamak ve alacağı ödemekten kaçma derdindedir. Müvekkilimiz bu süreçte ekonomik olarak zor günler geçirmekte ve alacağı 30/08/2020 tarihinde 40.000TL olmasına rağmen ve borçlu temerrüte düşmesine rağmen halen ödeme yapmamaktadır ve ödeme yapmaya da yanaşmamaktadır. Sadece dolar kuru üzerinden basit bir hesaplama yapılacak olursa 11/08/2018 tarihinde 8.34TL olan kur günümüzde 24TL seviyesindedir. Yani ortalama 3 kat artan kurun karşılığında müvekkilimizin alacağı faiz ile karşılanmamakta olup en azından 40.000TL'nin dolar kuru artışındaki karşılığının en az günümüz miktarı ile 120.000TL civarında olması gerekmektedir. Ancak şu an ...İcra Dairesi ...E. Dosya hesabı ise takipte kesinleşen miktar 51.584,00TL artı işlemiş faiz 4.292,05TL toplamda 55.876,05TL'dir. Yukarıda sunulu nedenlerle, haksız olarak sürekli itiraz eden ve müvekkilimizin ekonomik olarak mahvolmasına sebep olan davalılardan borcun vadesi olan ve dolayısıyla temerrüt tarihi olan 30/08/2020 tarihi ile dava tarihimiz olan 16/06/2023 tarihi arasındaki ( 16/06/2023 tarihi ile fiili ödeme tarihine kadar olan süre ve oluşabilecek aşkın zarar tazminat hakkımız saklı kalmak kaydıyla )müvekkilimizin aşkın zararının şimdilik 1.000TL ve yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacak değer üzerinde miktar artırım hakkımız saklı kalmak kaydıyla işleyecek en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ederiz." şeklinde beyanda bulunmuştur. SAVUNMA: Davalı taraf usulüne uygun yapılan tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLER VE DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava, TBK'nın 122. maddesi uyarınca aşkın(munzam) zarar istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 122. maddesi "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklinde düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru sonucunda vermiş olduğu 21.12.2017 gün ve 2014/2267 sayılı başvuru nolu kararına konu uyuşmazlıkta, “Enflasyon ve buna bağlı olarak oluşan döviz kuru, mevduat faizi, Hazine bonosu ve devlet tahvili faiz oranlarının sabit yasal ve temerrüt faiz oranlarının çok üstünde gerçekleşmesi, borçlunun yararlanması, alacaklının ise zarara uğraması sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle borçlu borcunu süresinde ödememekte, yargı yoluna başvurulduğunda da yargı süresini uzatma gayreti göstermekte; böylece yargı mercilerindeki dava ve takipler çoğalmakta, yargıya güven azalmakta, kendiliğinden hak alma düşüncesi yaygınlaşarak kamu düzeni bozulmakta, kişi ve toplum güvenliği sarsılmaktadır (AYM 1997/34 Esas, 19898/79 Karar, 15.12.1998). Mülkiyet hakkı kapsamında alacağın geç ödenmesi durumunda arada geçen sürede enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanmak imkanı da bulunmamaktadır. Bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğramaktadır (AYM 2008/58 Esas, 2011/37 Karar, 10.2.2011). " sonucuna varmıştır. Yargıtay 15. H. D 25.04.2018 tarih 2017/2736 E ve 2018/1742 K sayılı kararıyla Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı da gözönüne alındığında, genel ispat kuralından ayrılarak, enflasyon baskısı sürdüğü sürece maruf ve meşhur vakıa niteliğinde kabul edilerek alacaklının BK'nın 105/1. maddesi anlatımda munzam zararının varlığını kanıtlama zorunluluğundan vazgeçilmek zorunda kalındığını, ülkemizde yaşanan ve herkesçe bilinen enflasyon olgusu nedeniyle alacaklıların zararının temerrüt faiziyle karşılanabilmesi Anayasa Mahkemesi'nin son ihlal kararına göre mümkün olamayacağı ve bu karinenin aksi borçlu tarafça ispatlanamadığından, her yıl gerçekleşen enflasyon oranı, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, döviz kurları ve diğer yatırım araçları ile ilgili belgeler resmi kurumlardan getirtilerek, uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle, gerçek zararın belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir. Yargıtay 11. H.D. 06.12.2016 tarih 2015/15144 E 2016/9357 K sayılı munzam zarara ilişkin kararında aynı belirlemelerde bulunduktan sonra borçlunun temerrüde düştüğü tarihten, ödemenin gerçekleştirildiği güne kadar geçen süre içerisinde, her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranını, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvil'lerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurları ve altın ile paranın değerine etki eden diğer tüm enstrümanlara ilişkin değişiklik listeleri davacıdan istenmek, gerektiğinde bunları ilgili resmi kurum veya kuruluşlardan araştırmak ve bu suretle bir ekonomi yatırım sepeti oluşturmak suretiyle sahasında uzman bilirkişi görüşünden de yararlanılarak, anılan süre içerisindeki para değerinin düşmesi, alım gücünün azalması nedeniyle alacaklının maruz kaldığı zarar miktarını yukarıda değinilen unsurların toplanıp, ortalamaları bulunarak belirlenen bu zarar miktarından davacının alacağını tahsil ederken alması gereken temerrüt faizi miktarı düşülerek, hasıl olacak sonuç çerçevesinde hüküm kurulması gerektiği açıklanmıştır.

Eldeki davada davacı taraf alacağına ulaşamadığını, bu nedenle munzam zarara uğradığını, zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispatladığı, davacı tarafça ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı, davalıların borca itiraz ettiği, ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas- ... Karar sayılı kararı ile davalı borçluların itirazının reddine karar verildiği, kararın istinaf edildiği, ödenmeyen borçla ilgili olarak her yıl itibarı ile gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranını, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet Tahvil'lerine verilen faiz oranları, Türk Lirası karşısında döviz kurları ve altın ile paranın değerine etki eden diğer tüm enstrümanlara gerçekleşen yıllık enflasyon artış oranı, bu oranların eşya fiyatlarına yansıması, mevduat ve devlet tahvillerine verilen faiz oranları, döviz kurlarına ilişkin rakamların tespit edilerek bu süre içinde paranın değerinin düşmesi, alım gücünün azalması gibi hususlar dikkate alınarak munzam zarar hususunda bilirkişi raporu alınmış, raporda dava dosyasına konu olan bononun 30.08.2020 vade tarihindeki 40.000,00 TL tutarın dava tarihi olan 16.06.2023 tarihindeki değerinin ortalama 135.359,71 TL olacağını mahkememize bildirilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar ve toplanan deliller, denetime elverişli aldırılmış bilirkişi raporu ve taraf beyanları ışığında; davalılarca yapılmayan ödeme sebebiyle geçen süreçte davacının munzam zararının doğduğu kabul edilerek davacı vekilinin ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile 135.359,71 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 135.359,71 TL üzerinden alınması gereken 9.246,42 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 269,80 TL peşin harç ile 2.320,00 TL ıslah harcın mahsubu ile bakiye 6.656,62 TL'nin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen 269,80 TL başvurma harcı, 269,80 TL peşin harç, 2.320,00 TL ıslah harcı ve 2.764,50 TL yargılama giderinin toplamından oluşan 5.624,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/01/2025

Atıf: Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/408, K. 2025/61, T. 22.01.2025, www.arakarar.com/karar/gaziantep-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-408-e-2025-61-k-7b28c8d40a74