İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2020/220 E. 2017/17010 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2020/220
Karar No
2017/17010
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/222 Esas KARAR NO : 2024/291 Karar DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/03/2024 KARAR TARİHİ : 20/03/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/03/2024 Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin faturalardan ve cari hesaptan doğan 59.168,17 TL alacağını tahsil edebilmek için davalı aleyhinde Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü ..... Esas sayılı dosyası ile İlamsız İcra takibi başlatıldığı ve ödeme emri davalı/borçlu şirkete tebliğ edildiği, davalı, ödeme emrinin tebliği üzerine borca ve ferilerine hiçbir sebep göstermeksizin haksız olarak itiraz ettiğini ve kötü niyetli olarak takibin durmasına sebebiyet verdiğini, müvekkili şirket tarafından başlatılan icra takibine haksız bir şekilde davalı tarafın itiraz etmesi ve dosyanın durması neticesinde Ticari Uyuşmazlık Dava şartı olan "Arabuluculuk" süreci tarafımızca başlatıldığını, 30/01/2023 tarihinde “Arabuluculuk” başvurusu yapıldığını ve 15/03/2023 tarihinde gerçekleştirilen bir oturumdan ibaret arabuluculuk toplantısında, davalı taraf vekili ve ya temsilcisi katılmamış ve görüşme yapılamadan anlaşma sağlanamadığını, 17/03/2022 tarihli cari hesaptan da açıkça görüldüğü üzere müvekkilinin kesmiş olduğu faturalardan kaynaklı kalan bakiye borcunu müvekkili şirkete ödemediğini, davalı tarafından, takip konusu edilen 94.303,67 TL borç bakiyesi müvekkili şirkete halen ödenmediğini, dolayısıyla davalı tarafından haksız ve gerekçesiz olarak yapılan bu itirazın hiçbir dayanağının bulunmadığını, icra dairesine yapılan itiraz dilekçesinde, cari hesapta belirtilen faturalara ilişkin ürünlerin satın alınmadığına ve ya söz konusu ürünlerin teslim alınmadığına ve ya verilen hizmete ilişkin bir itiraz da yer almamakta olup, tek itiraz konusu borcun olmadığına ilişkin olduğunu, dolayısıyla borcun ödendiğine ilişkin ispat külfeti davalı tarafa ait olduğunu, davalının itirazı tamamıyla haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu yüzden İİK 67.maddesi uyarınca davalı şirketin – fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması ile - haksız ve mesnetsiz itirazının iptali ile haklı davanın kabulüne, davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi ve takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, arz ve izah edilen ve mahkemece resen tespit edilecek sebeplerden dolayı haklı davanın kabulü ile davalı tarafından Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü ..... Esas sayılı dosyasına yapılan haksız ve dayanaksız itirazın iptaline ve takibin devamına, alacak tutarı likit olduğundan ve davalının haksız ve kötüniyetli itirazı nedeniyle borçlunun %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali isteminden ibarettir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve 2016/9128 E- 2017/17010 K. sayılı kararı) Dosya içerisine celp edilen ticaret odası, vergi dairesi ve esnaf odası kayıtlarından anlaşıldığı üzere; davalı ...... 'un tacir olmadığı, işletme hesabına dayalı defter tuttuğu, esnaf olduğu, İTO kaydının bulunmadığı ve geçmiş tüm dönem beyanlarının Vergi Usul Kanunu' nun 177. maddesindeki hadleri aşmadığı görülmüştür. Bu nedenle uyuşmazlığın TTK da düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi özel bir düzenleme ile uyuşmazlığın ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğu belirtilmediği için davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde(Yargıtay 3. H.D.sinin 03.06.2020 gün ve 2020/220 E. - 2020/525 K. sayılı kararı) görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. 6100 sayılı HMK'nın 115/2.maddesi gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine ve görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın, dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine, 4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına) 5-6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine, 6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okundu. 20/03/2024 Katip ....... ¸e-imzalıdır Hakim ......

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2020/220, K. 2017/17010, T. 03.06.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2020-220-e-2017-17010-k-4273553aae3a