İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2020/200 E. 2026/43 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2020/200
- Karar No
- 2026/43
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR ESAS NO : 2020/200 Esas KARAR NO : 2026/43
. .... DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 14/07/2015 KARAR TARİHİ : 20/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2026 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalıdan fatura karşılığı mal aldığını, satın alınan mallar nedeniyle davalıya 29.11.2008 tarihli 20.000 TL, 31.01.2009 tarihli 25.000 TL ve 14.02.2009 tarihli 25.000 TL olmak üzere toplam: 70.000 TL bedelli üç adet çek verdiklerini, 29.11.2008 keşide tarihli çeki vadesinde ödeyemediklerini, bu nedenle müvekkilinin hem karşılıksız çıkmış olan bu çek, daha sonra tarihleri gelecek olan diğer iki çek hem de açık hesaptan kaynaklanan borcuna karşılık olmak üzere davalıya 04.12.2008 tarihinde 103.025 TL ve 13.12.2008 tarihinde 11.875,52 TL olmak üzere toplam 109.008,63 TL tutarında ürün iadesi yaptıklarını, müvekkilinin mal iadesinin gerçekleştiği 04.12.2008 tarihi itibariyle davalıya hiçbir borcunun kalmadığı gibi bu tarih itibariyle açık hesaptan 17.800 TL alacaklı hale geçtiğini, bu durumun 05.01.2009 tarihli noter ihtarı ile davalıya bildirildiğini ve çeklerin iadesinin istendiğini, ancak davalının buna yanaşmadığını, iade edilen ürünlerin davalı tarafından teslim alınmış olmasına karşın, karşılıksız çıkan 29.11.2008 tarihli çekin davalı tarafından ....sayılı dosyası nedeniyle davalıya borçlu olunmadığının tespiti ile %40 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline, 04.12.2008 ve 13.12.2008 tarihli irsaliyeler ile davalıya teslim edilen ürünlerin borcu aşan kısmının bedelinden şimdilik, 5.000 TL'sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firma tarafından davalı şirketten faturalı mal alım satımı yapıldığını, karşılık olarak da 29.01.2008 keşide tarihli 20.000,00 TL bedelli, 14.02.2009 keşide tarihli 25.000,00 TL bedelli, 31.01.2009 keşide tarihli 25.000,00 TL bedelli olmak üzere toplam: 70.000,00 TL'lik 3 adet çek verildiğini, bu çeklerin her iki tarafın ticari kayıtlarında yer aldığını, 29.11.2008 keşide tarihli 20.000,00 TL bedelli çek ödenmediğinden davalının talebi doğrultusunda hem karşılıksız çıkan bu çek, hem de diğer iki çek ile açık hesap borcuna karşılık 04.12.2008 tarihinde 103.025,00 TL'lik, 13.12.2008 tarihinde ise 11.875,52 TL'lik malın irsaliyeler ile birlikte davalıya teslim edildiğini, hal böyle iken davalının 29.11.2008 tarihli 20.000,00 TL bedelli çeki.... sayılı dosyasında takibe koyduğunu, daha sonra ise 14.02.2009 tarihli 25.000,00 TL bedelli ve 31.01.2009 tarihli 25.000,00 TL bedelli çekler ile davalıya ciro yolu ile geçen 31.01.2009 tarihli 11.000,00 TL bedelli çekin davalı tarafından .... sayılı dosyada takibe konulduğunu, 11.000,00 TL'lik çekin 04.12.2008 tarihinde ciro eden şirkete mal teslimi yapılarak ödendiğini, 29.01.2008 keşide tarihli çek ile ilgili açılan menfi tespit davasının.... sayılı dosyasında takibe konulan 14.02.2009 tarihli 25.000,00 TL bedelli ve 31.01.2009 tarihli 25.000,00 TL bedelli çeklerin karşılığı fazlasıyla mal olarak ödendiğinden, bu çekler ile ilgili borçlu olunmadığının tespiti ile davalının %40'dan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, irtibat nedeniyle bu dava dosyasının.... ait dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili davaya cevap dilekçesinde; Davacının müvekkilinden elektrik malzemeleri satın aldığını, satın aldığı malzemelerin bir bölümü için çek verildiğini, ödeme tarihleri gelen çeklerin karşılığının çıkmaması nedeniyle icra takibine geçildiğini, takip aşamasında davacının borcunu nakit olarak ödemek yerine aydınlatma malzemelerini borcundan düşülmek üzere müvekkiline teklif ettiğini, müvekkilinin peşin satışlarda uygulanan iskonto bedeli üzerinden malzemeleri kabul edebileceğini davacıya bildirdiğini, bunu kabul eden borçlunun bir kısım malzemeleri müvekkili şirket çalışanlarına emanet olarak bıraktığını, malzemeleri teslimden sonra düzenlenen faturaların anlaşmaya aykırı olarak iskontosuz fiyatlar üzerinden düzenlenmiş olduğunun görüldüğünü, öte yandan faturalarda marka, cins, birim fiyat gibi unsurların belirtilmediğini, bu nedenle malzemenin nasıl fiyatlandırıldığının da anlaşılamadığını, usulüne uygun olarak düzenlenmemiş faturaların kabul edilmeyerek 09.01.2009 tarihli noter ihtarnamesi ile davacıya iade edildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl ve birleşen davalar; Davalı şirket tarafından davacı aleyhine çeklere dayalı olarak başlatılan iki ayrı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve mal iadesi suretiyle fazladan ödenen 5.000 TL’nin tahsili istemine ilişkindir. İncelenen tüm dosya ve evrak kapsamı itibari ile; Mahkememizce ... Esas sayılı dosya üzerinden asıl ve birleşen davalara ilişkin olarak yapılan yargılama sonucu 09.02.2016 tarihinde karar verilmiş olduğu, verilen kararda özetle; "Davaya konu her iki takip yönünden davacının davalıya borçlu olmadığı, asıl dava yönünden fazla ödeme tutarı olan 4.131,90 TL’nin davalıdan tahsilinin gerektiği, davacı tarafça asıl ve birleşen davada menfi tespit istemi yanında, müvekkili yararına kötü niyet tazminatına karar verilmesinin de istendiği, ancak davalı alacaklının icra takiplerinde haksız ise de kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, kötü niyet tazminatı talebinin reddi ile asıl davada; davanın kısmen kabulü ile, ....sayılı icra takibine ilişkin olarak davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile, fazla ödenen 4.131,90 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline, koşulları oluşmadığından davacı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine, birleşen davada; davanın kabulü ile, .... sayılı icra takibine ilişkin olarak davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmadığından davacı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine" şeklinde karar verildiği, verilen kararın asıl ve birleşen davada davalı .... Vekili tarafından temyiz edildiği, yapılan temyiz sonucu Mahkememizce verilen kararın ... 17.10.2018 Tarihli Bozma Kararında Özetle;"Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için, mahkemece 21/11/2011 tarihli bilirkişi raporu alındıktan sonra, itirazlar üzerine 10/04/2013 ve 30/10/2013 tarihli ek raporlar alınmış, kök rapor ve ek raporlar birbirini doğrulayarak davacının alacak isteminin yerinde olmadığı bildirilmiştir. Yine itiraz üzerine daha sonra alınan 23/06/2015 tarihli bilirkişi raporunda ise, davalıya yapılan fazla ödeme nedeniyle davacı tarafın alacak isteminin yerinde olduğu belirtilmiş ve bu rapor doğrultusunda hüküm kurulmuştur. Mahkemece hükme esas alınan 2. bilirkişi raporunda, önceki kök rapor ve ek raporlardaki farklılık nedenleri gerekçeleriyle belirtilmemiştir. Şu durumda her iki kök raporun çelişkili olduğu anlaşıldığından, davalının bilirkişi raporlarına itirazlarını da karşılayacak şekilde çelişkiyi giderici yeni bir rapor alınarak karar verilmesi gerekir. Ayrıca asıl ve birleşen dava davacısı ....’nin yargılama sırasında iflas ettiği bildirilmiş olup, mahkemece davacının iflas edip etmediği hususunun araştırılarak, İİK’nın 194. maddesi uyarınca işlem yapılması gerektiğinin gözetilmemesi de doğru görülmemiş, kararın bu yönlerden bozulması gerekmiştir." şeklindeki gerekçe uyarınca kararın temyiz eden davalı taraf yararına bozulduğu, bozma ilamına karşı asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuş ise de anılan Dairece, 11.02.2020 tarihinde karar düzeltme isteminin reddine karar verilmesi sonucu Mahkememizce dosyanın yeniden esasa kaydının yapılarak, asıl ve birleşen davalara ilişkin yargılamanın yürütüldüğü, bozma sonrası yapılan 20.10.2020 tarihli taraf vekillerinin hazır bulunduğu celsede bozma ilamı okunarak, taraf vekillerinin beyanları alınmış ve Mahkememizce .... Dairesinin bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, bozma ilamı doğrultusunda yargılamaya devam olunmuş, bu kapsamda; "Bozma ilamında belirtildiği şekilde asıl ve birleşen dava davacısının, yargılama sırasında iflas ettiği bildirildiği anlaşılmakla, .... esas sayılı dosyasının kesinleşip kesinleşmediği hususunun sorulmasına" ilişkin ara kararların verildiği görülmüştür. Mahkememizce, usul ve yasaya uygun bulunarak uyulmasına karar verilen Yargıtay Bozma İlamının, "dosyaya sunulan kök raporlar arasında mevcut bulunan çelişkiyi giderici yeni bir rapor alınması" yönündeki kısmının uyuşmazlığın esasına yönelik bir bozma nedeni olduğu, ancak aynı bozma ilamı içerisinde geçen, asıl ve birleşen dava davacısı...’nin yargılama sırasında iflas ettiği bildirilmiş olup, mahkemece davacının iflas edip etmediği hususunun araştırılarak, İİK’nın 194. maddesi uyarınca işlem yapılması gerektiğinin gözetilmemesinin doğru olmadığına ilişkin kısmın ise usule yönelik bir bozma nedeni olduğu, bu nedenle öncelikle usule ve taraf teşkiline ilişkin bu yön üzerinde durularak davacının iflas edip etmediği, iflas etmiş ise kararın kesinleşip kesinleşmediği ve İİK'nun 194. Maddesi uyarınca ikinci alacaklılar toplantısının yapılıp yapılmadığı hususları Mahkememizce araştırılarak, iflasına karar verilen asıl ve birleşen davalarda davacı şirket hakkındaki İİK 194. Maddesinde düzenlenen sürecin tamamlanması beklenmiş ve nihayetinde 22.04.2025 tarihli celsede; Taraflara ait ticari defter ve kayıtların yerlerinin bildirilmesi ile Müflis şirketi temsilen asıl ve birleşen davalara İflas Dairesince devam edilmesi halinde; .... 20.000,00-TL bilirkişi ücretinin yatırılmasına, ara karar gerekleri yerine getirildiğinde; Dosyanın bozma ilamı öncesinde yapılan yargılama sırasında dosyaya raporlar sunan bilirkişilerden farklı bir SMMM bilirkişi ile Elektrik Mühendisi bilirkişi ve Nitelikli Hesap Uzmanı (Borçlar Hukuku ile ticari satım, menfi tespit alanında uzman) oluşacak 3 kişilik yeni bir bilirkişi heyetine tevdi ile; taraf iddia ve savunmaları, uyuşmazlık konusu, takip dosyaları, mahkememizce verilen ilk karar ve .... Bozma İlamı ile tüm dosya kapsamı dikkate alınmak ve taraflara ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yapılarak, asıl ve birleşen davalara ilişkin olarak rapor düzenlenmesinin istenilmesine dair ara kararların tesis edildiği, verilen ara karar gereklerinin yerine getirilmesi sonucu dosyanın oluşturulan bilirkişi heyetine tevdi edildiği, bilirkişiler .... tarafından düzenlenen 01.12.2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunun dosyaya sunulduğu, taraflara tebliğ edildiği, taraf vekillerince rapora karşı beyan ve itirazlarda bulunulduğu, ancak sunulan bilirkişi raporunun gerekçeli ve denetime elverişli olup, hükme esas almaya medar olduğu görülmekle ve dosya kapsamına sunulanların dışında toplanması gereken başkaca bir delil ve araştırılacak başkaca bir hususun da kalmadığı anlaşılmakla, tahkikata son verilmiştir. Bu durumda; yapılan yargılamaya, toplanan delillere, takip dosyalarına, Mahkememizce verilen ilk karara, ilk karara karşı asıl ve birleşen davalarda davalı vekili tarafından yapılan temyiz başvurusu sonucu verilen Yargıtay Bozma İlamına ve bozma sonrası yapılan yargılama süreci ile oluşturulan yeni bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporu ile taraf vekillerinin beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davaların başlatılan icra takiplerine karşı açılan menfi tespit istemi ile asıl davada, mal iadesi suretiyle fazladan ödenen bedelin de iadesi istemine ilişkin olup, davacı ile davalı arasında davaya konu mallar için yazılı bir sözleşme bulunmadığı, ancak ticari satım niteliğindeki akdi ilişkinin tarafların kabulünde olduğu, davaya konu faturaların (114.884,97-TL toplam tutar) davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı defter kayıtlarında kayıtlı olmadığı, davacı kayıtlarında ödenmeyen 3 adet çekin (70.000,00-TL toplam tutarlı) davalının hesabına borç olarak yazıldığı, yani davalıya borcundan düşüldüğü, davalı kayıtlarında davacının borcu olarak ödenmediğinden dolayı gözüktüğü, davaya konu fatura içeriklerinin davalı tarafından teslim alındığının kabul edildiği, sadece birim fiyatlar konusunda anlaşmazlık olduğu, davacının kayıtlarına göre, davaya konu fatura ve ödenmediği halde davalıya olan borçtan düşülen 3 adet çek düşüldüğünde davalı ile borç alacak durumunun yaklaşık aynı olduğu, davacı kayıtlarına göre (-87.815,35+70.000,00 + 114.884,97) = 97.069,62-TL davalıya borçlu olacağı, davalı kayıtlarına göre; 27.446,55+70.000)=97.446,55-TL davacıdan alacaklı olduğu, bu durumda davacı ve davalı taraf kayıtları arasındaki Cari Hesap Farkının 114.884,97-TL toplam tutarlı faturalar hariç olmak üzere, 97.446,55- 97.069,62 =376,93-TL olup, sonuç olarak uyumlu sayılabileceği, dava konusu 855 kalem muhtelif cins elektrik malzemesinin toplam bedelinin KDV dahil 108.492,21-TL olarak hesaplandığı, Yargıtay bozması öncesinde davacının ticari kayıtları üzerinde önceki bilirkişi heyetleri tarafından yapılan inceleme neticesinde, davacının asıl ve birleşen dava konusu çeklerin haricinde, davalıya 27.069,62 TL borçlu olduğu, davalı ticari kayıtlarına göre ise asıl ve birleşen dava konusu çeklerin haricinde davacının davalıya 27.446,55 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, incelenmesi yapılan davalı kayıtlarına itibar edilecek olup, asıl ve birleşen dava konusu çeklerin haricinde davacının davalıya 27.446,55 TL borçlu olduğunun kabul edileceği, davacının ticari satım sözleşmesi gereği davalı ile olan cari hesap kapsamında asıl davanın konusu olan 20.000,00 TL bedelli çek ile birleşen davanın konusu olan iki adet 25.000,00 TL bedelli çek toplamı 70.000,00 TL bedelli üç adet çeki sunduğu, ancak çek bedelleri ödenmediği için davacının davalıya gerçek borcunun (27.446,55 + 70.000,00)= 97.446,55 TL olduğunun tespit edildiği, bilahare davacının 53 adet irsaliyeye konu elektrik malzemesini ödeme yerine geçmek üzere davalıya teslim ettiği, ancak tarafların teslime konu elektrik malzemelerinin bedeli konusunda mutabık olmadıkları, bilirkişi heyetince yapılan fiyat tespiti ve hesabına göre, davacının davalıya teslim ettiği elektrik malzemelerinin bedelinin 108.492,21 TL olarak belirlendiği, bu durumda; davacının, davalıya borçlu olduğu gerçek tutar teslim ettiği malzeme bedelinden mahsup edildiğinde davacının, davalıya (108.492,21-97.446,55)= 11.045,66 TL fazla ödeme yaptığı, bu bedeli asıl davada davalıdan talep edebileceği, bununla birlikte davacının asıl davadaki istirdat talebinin 5.000,00 TL olduğu, bozmadan evvel rapor sunan ilk bilirkişi heyetinin çek bedellerini ödenmiş kabul ederek toplam ödeme addettiği tutarı davalı alacağından mahsubu ile hatalı yapılan bu hesaplama sonucu çıkan 74.508,83 TL tutarın ise gerçekliğe uygun olmayan şekilde ve duruma uygunluk içermeyen bir ifadeyle fazla kesilen fatura olarak adlandırıldığı, akabinde tekrar hatalı bir hesapla davalının çek bedelleri haricindeki cari hesap alacağı olan 27.446,55 TL tutarı fazla kesilen fatura tutarı olarak isimlendirdiği bedelden mahsup etmiş, bu mükerrer mahsupla zaten hatalı olan kendi hesabı içinde de hata yaptığı, devamında ise rapor tarihinde birleşen dava olmamasına rağmen, birleşen dava konusu çeklerin bedellerini de gözeterek borç-alacak hesabı yaptığı, üç ayrı aşamada hata yapılan bu hesap ve değerlendirmeye Heyetlerince itibar edilmesinin mümkün görülmediği, buna karşılık, ikinci bilirkişi heyetinin hem verileri tespitte hem hesaplamada doğru yöntemi izlediği, ikinci bilirkişi heyeti ile Heyetlerinin görüşü arasındaki farkın, davacının ödeme yerine geçmek üzere davalıya teslim ettiği elektrik malzemeleri bedeline yönelik tespitten kaynaklandığı, ikinci bilirkişi heyetinin elektrik malzemeleri için detaylı hesap yapmadan ilk bilirkişi raporuna itibar ederek 101.578,45 TL bedel belirlemişken, Heyetlerince dökümü rapor ekinde sunulduğu üzere 108.492,21 TL bedelin belirlendiği, böylelikle ikinci bilirkişi heyetince davacının istirdadını talep edebileceği tutar 4.131,90 TL olarak hesap edilmişken, Heyetlerince 11.045,66 TL olarak hesaplandığı, davalı defterlerinin; Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’na uygun olarak tutulduğu, defter açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yapıldığı, bu nedenle sahibi lehine delil olma özelliğini taşıdığı, davacı defterlerinin ise incelenemediği, önceki bilirkişi raporuna göre, defter açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, ancak yevmiye defteri kapanış tasdikinin olmadığının tespit edildiği, bu nedenle sahibi lehine delil olma özelliğini taşıyıp taşımadığının Mahkemenin takdirinde olduğu, davacı ve davalı arasında davaya konu malzemeler için yazılı bir sözleşme olmadığı, ancak ticari satım mahiyetli akdi bir ilişkinin bulunduğunun tarafların kabulünde olduğu, asıl dava yönünden davacının .... Esas sayılı takibine dayanak 29.11.2008 keşide tarihli 20.000,00 TL bedelli çekten dolayı davalıya borçlu olmadığı, davacının davalıdan istirdadını talep edebileceği tutarın 11.045,66 TL olmakla birlikte, dava dilekçesinde talep edilen tutarın 5.000,00 TL olduğu, birleşen dava yönünden ise davacının ....Esas sayılı takibine dayanak 31.01.2009 keşide tarihli 25.000,00 TL bedelli çekten ve 14.02.2009 keşide tarihli 25.000,00 TL bedelli çekten dolayı davalıya borçlu olmadığı hususlarının, Mahkememizce bozma sonrasında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu sunulan bilirkişi kurulu raporunda tüm dosya kapsamı, sunulan deliller ve bozma öncesi alınan raporlar da irdelenmek suretiyle belirlenmiş olduğu, bilirkişi kurulu tarafından yapılan incelemelerin ve tespit edilen hususların dosyaya, usul ve yasa ile bozma ilamına uygun olduğu, buna göre; aralarındaki ticari alım-satıma dayalı hukuki ilişki kapsamında davalıya borçlu olan müflis davacının yaptığı mal iadesi sonucu davalıdan 11.045,66 TL tutarında alacaklı duruma geçtiği, bu nedenle müflis bulunan davacının menfi tespit ve istirdada ilişkin asıl ve birleşen davalardaki taleplerinin yerinde olduğu, ancak asıl davada iadesi talep edilen tutarın 5.000,00 TL olup, mahkememizce verilen ilk kararda asıl davanın kısmen kabulüne karar verilerek, 4.131,90 TL'nin davalıdan tahsiline karar verildiği, mahkememizce verilen ilk karara karşı davacı tarafça temyiz yoluna başvurulmayıp, kararın davalı tarafın yaptığı temyiz istemi sonucu davalı taraf yararına bozulduğu, bu nedenle davalı taraf yararına doğan usuli kazanılmış hak ilkesi gereğince, davalı tarafın durumunu ağırlaştırıcı yeni bir karar verilmesi mümkün olmadığından asıl dava yönünden ilk kararda verilen hüküm gibi karar verilmesine, birleşen davada ise yapılan incelemeler sonucu davacının .... Esas sayılı takibine dayanak 31.01.2009 keşide tarihli 25.000,00 TL bedelli çekten ve 14.02.2009 keşide tarihli 25.000,00 TL bedelli çekten dolayı davalıya borçlu olmadığı anlaşıldığından birleşen davanın kabulü ile davacının birleşen davaya konu icra takibinden dolayı davalıya borçlu olmadığı, davalı tarafça davacı hakkında icra takiplerine geçilmesi haksız ise de davalının takiplere geçmekte kötü niyetli olduğu kanaatine varılamadığından, asıl ve birleşen dava konusu her iki takip yönünden de davacının koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatına ilişkin isteminin reddine karar vermek gerekmekle, açıklanan esaslara, usuli kazanılmış hak ilkesine ve varılan hukuki sonuca uygun olarak, asıl ve birleşen davalar yönünden aşağıdaki şekilde hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Asıl Davada; 1-Davanın kısmen kabulü ile, .... Esas sayılı icra takibine ilişkin olarak davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazla ödenen 4.131,90 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline, 2-Koşulları oluşmadığından davacı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
Birleşen Davada; 3-Davanın kabulü ile, .... Esas sayılı icra takibine ilişkin olarak davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 4-Koşulları oluşmadığından davacı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
ASIL DAVADA : 5-Harçlar Kanunu gereğince 24.131,90-TL üzerinden hesaplanan 1.648,45-TL harçtan, davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan 337,50-TL harcın mahsubu sonucu kalan 1.310,95-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan 15,60-TL başvuru harcı, 337,50-TL peşin harç, 14,00-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 367,10- TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 7-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan 492,38-TL posta ve tebligat gideri ve 23.450,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 23.942,38-TL yargılama giderinden, tarafların davadaki haklılık oranına göre hesaplanan 23.111,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı davasını bir vekil vasıtası ile takip ettiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca belirlenen 24.131,90-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile birleşen davada davacı tarafa ödenmesine, 9-Davalı davasını bir vekil vasıtası ile takip ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca davanın reddedilen kısmına göre belirlenen 868,10-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine, 10-Davanın açılış tarihi itibariyle ticari uyuşmazlıklarda dava şartı niteliğindeki zorunlu arabuluculuk yolunun henüz yürürlükte olmaması nedeniyle, bu konuda yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına, 11-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine, BİRLEŞEN DAVADA; 12-Harçlar Kanunu gereğince dava değeri olan 50.000,00-TL üzerinden hesaplanan 3.415,50-TL harçtan, davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan 853,88-TL harcın mahsubu sonucu kalan 2.561,62-TL harcın birleşen davada davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 13-Davacı tarafından yapılan 27,70-TL başvuru harcı, 853,88-TL peşin harç, 4,10-TL vekalet harcı olmak üzere toplam 885,68- TL harç giderinin birleşen davada davalıdan tahsili ile birleşen davada davacıya ödenmesine, 14-Davacı davasını bir vekil vasıtası ile takip ettiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin birleşen davada davalıdan tahsili ile birleşen davada davacı tarafa ödenmesine, 15-Davanın açılış tarihi itibariyle ticari uyuşmazlıklarda dava şartı niteliğindeki zorunlu arabuluculuk yolunun henüz yürürlükte olmaması nedeniyle, bu konuda yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına, 16-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine, Dair, asıl ve birleşen davalarda taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....'da temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/01/2026 Katip ... ¸e-imzalıdır.
Hakim ... ¸e-imzalıdır.