İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/711 E. 2019/188 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/711
Karar No
2019/188
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/711 Esas KARAR NO : 2019/188 DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/10/2019 KARAR TARİHİ : 26/12/2019 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan 26/12/2019 tarihli açık yargılaması sonunda, DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından .. İml. İnş. Mak. Tek. İ. Ve D. T Ltd Şti'ne ait işyerine poliçe düzenlendiğini, düzenlenen poliçenin 16/01/2017 ile 16/01/2018 tarihleri arasını kapsadığını, 17/12/2018 tarihinde... ait işyerinden sızan sular nedeniyle müvekkilinin sigortaladığı işyerinde hasar meydana geldiğini, meydana gelen hasar nedeniyle müvekkilinin sigortaladığı işyerinde içeriye yoğun şekilde su sirayet ettiğini, muhasebe - mutfak - koridor bölümlerinin parkelerinin kabardığını, duvar yüzeylerinde lekenlenmeler oluştuğunu, kapı kanadı - kapı kasası - dolap - bilgisayar masasının kaplamalarında atma ve şişme oluştuğunu, sızan suyun kullanılmamış faturalara sirayet etmesi sonucu 572 adet faturanın zayi olduğunu, zararın müvekkili şirket tarafından karşılandığını, zararın ...e ait işyerinde bulunan şofbenin iç haznesinin kırılması sonucu su sızması nedeniyle oluştuğu ekspertiz raporu ile belirlendiğini, zararın giderilmesinden sonra davalı tarafa rücu edilerek ödenmesinin istendiğini, olumsuz cevap alındığını, İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası ile takibe başlandığını, müvekkili şirketin asıl alacağının 3.865,00-TL olduğunu, takip tarihine kadar işlemiş faizin 232,54-TL olduğunu, başlatılan takibin çıkış rakamının 4.097,54-TL olduğunu, ödeme emrinin tebliğinden sonra borçlu tarafça itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, bu nedenle İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, haksız ve kötüniyetli şekilde yapılan itiraz nedeniyle %20 oranında icra inkar tazminatının davalı taraftan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talep ettiği alacaların zamanaşımınıa uğramış olduğundan haksız ve mesnetsiz olduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça zamanında sunulmayan arabuluculuk son tutanağını nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiğini, tek taraflı olarak hazırlanan ekspertiz raporunun delil olarak değerlendirilemeyeceğini, sigorta poliçesi kapsamına girmediği halde üçüncü kişide meydana gelen zararın ödenmesi sonucunda ödenen bedelin müvekkiline rücu edilmesinin mümkün olmayacağını, bu nedenlerle davanın reddine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 'nun 329. maddesi gereğince hiçbir hakkı olmadığı halde dava açan davacının, yargılama giderlerinden başka, müvekkili ile aralarında kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamının ödemeye, Beş Bin Türk Lirasına kadar disiplin para cezası ile mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1-İzmir... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası 2-... Anonim Şirketi'nce sigortalısı tarafından yapılan başvuru sonucunda açılan... numaralı hasar dosyası ve ekspertiz raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalıya ait iş yerinden sızan suların davacı şirketin sigortalısı dava dışı ... Teknik İhracat ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ne ait iş yerine akması sonucunda 17/12/2018 tarihinde meydana gelen haksız fiil sebebiyle davacı şirket sigortalısına ait iş yerinde meydana gelen hasar sebebiyle oluşan zarar bedelini düzenlenen sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödeyen davacı ... Anonim Şirketi tarafından, ödendiği hasar bedeli tazminatının 17/12/2018 tarihli su sızması olayında sorumluluğu bulunduğu iddia edilen davalı...en rücuen tazmini amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafıdan süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili talebi noktasında toplanmaktadır. Sigortacının rücu hakkı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesinde ; ''Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda, 22/03/1944 tarih ve 1944/37 Esas 1944/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında aynen; "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle halefiyet davası ticari dava sayılamaz. Bu dava aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir. Ticaret mahkemelerinin görevi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01/11/2011 tarihinden sonra 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. İstisnai olarak 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/4. maddesi gereğince, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez. Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup, bu maddeye göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962. ilâ 969. maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202. ve 203., rekabet yasağına ilişkin 444. ve 447., yayın sözleşmesine dair 487. ilâ 501., kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515. ilâ 519., komisyon sözleşmesine ilişkin 532. ilâ 545., ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547. ilâ 554., havale hakkındaki 555. ilâ 560., saklama sözleşmelerini düzenleyen 561. ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu düzenlemeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmeler neticesinde, davacı... Sigorta Anonim Şirketi'nin sigortalısı ...Teknik İhracat ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ne ait iş yerinde meydana gelen hasarın ve ...Teknik İhracat ve Dış Ticaret Limited Şirketi ile davalı... arasındaki hukuki ilişkinin de haksız fiilden kaynaklandığı, iş bu davanın davacı sigorta şirketinin dava konusu haksız fiilden kaynaklı olarak sigortalısına ödediği hasar bedelini halefiyet ilkesi gereğince kusurlu olduğunu iddia ettiği davalıya rücu talebine ilişkin olduğu, bu çerçevede taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari ilişkiden kaynaklandığından bahsetmenin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 11/12/2017 tarih ve 2016/20289 Esas 2017/11469 Karar sayılı ilamında aynen; ''...davacı...Sigorta A.Ş'nin sigortalısı ... Şirketi ile davalı arasındaki hukuki ilişki de haksız fiilden doğmuştur. Bu durum karşısında, haksız fiilden doğan davada genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğu, davacının halefiyete dayalı olarak açtığı rücuen tazminat davasında da Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu gözetilerek; mahkemece davaya Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla bakılması doğru görülmemiştir. ...'' denilerek sigorta şirketi tarafından haksız fiilden kaynaklı olarak kusuru bulunan üçüncü kişiye yöneltilen rücuen tazminat talepleri açısından görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu belirtilmiştir. Yine Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 20/09/2016 tarih 2016/6253 Esas 2016/7989 Karar sayılı ilamında da aynen; ''...Davacı...A.Ş. Türk Ticaret Kanunu anlamında tacir olmasına karşın sigortalısı ...i isimli gerçek kişidir. Bu durumda uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmakta olup genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir...'' ibarelerine yer verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde; ''Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.'' hükmü düzenlenmiştir. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. maddesinde; ''Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.'' hükmüne yer verilmiş olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesinde düzenlenen arabulucuya başvuru dava şartı bu madde kapsamına girmektedir. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir... İcra Dairesi'nin... Esas sayılı dosyası, ... Anonim Şirketi'nce sigortalısı tarafından yapılan başvuru sonucunda açılan ... numaralı hasar dosyası, ekspertiz raporu ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalıya ait iş yerinden sızan suların davacı şirketin sigortalısı dava dışı ... İmalat İnşaat Makine Teknik İhracat ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ne ait iş yerine akması neticesinde 17/12/2018 tarihinde meydana gelen haksız fiil sebebiyle dava dışı... Teknik İhracat ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ne ait iş yerinde meydana gelen hasar bedelini düzenlenen sigorta poliçesi kapsamında ödeyen davacı ... Anonim Şirketi tarafından, ödediği hasar bedeli tazminatının 17/12/2018 tarihli su sızması olayında sorumluluğu bulunduğu iddia edilen davalı ...'ten rücuen tazmini amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafıdan süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili talebine ilişkin olduğu, 22/03/1944 tarihli ve 1944/37 Esas 1944/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da belirtildiği üzere sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı davanın sigorta poliçesinden doğan bir dava olmadığı, bu nedenle halefiyet davasının ticari dava sayılamayacağı, halefiyet davasının aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibi olduğu, buna göre sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekeceği, davacı sigorta şirketi tacir olsa dahi davalının gerçek kişi olduğu, davacı ...Sigorta Anonim Şirketi'nin sigortalısı... Teknik İhracat ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ne ait iş yerinde meydana gelen hasarın ve ... Teknik İhracat ve Dış Ticaret Limited Şirketi ile davalı...arasındaki hukuki ilişkinin de haksız fiilden kaynaklandığı, bu çerçevede ticari bir davadan söz edilemeyeceği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlendiği üzere dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunması durumunda asliye hukuk mahkemesi olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu ve neticeten mahkememizin görevsiz olduğu anlaşılmakla, usul ekonomisi ve yargılamanın süratle bitirilmesi ilkeleri nazara alınarak ve takdiren dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın USULDEN REDDİ İLE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20.maddesi gereğince, tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, 4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 26/12/2019

Katip ... E- imzalıdır

Hakim ... E- imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2019/711, K. 2019/188, T. 26.12.2019, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-711-e-2019-188-k-43a5871f3e5b