İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/430 E. 2025/907 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/430
Karar No
2025/907
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/430 Esas

KARAR NO : 2025/907

DAVA : İtirazın İptali

DAVA TARİHİ : 20/08/2019

KARAR TARİHİ : 19/11/2025

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.

İDDİA VE TALEP:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davalı hakkında 07.06.2018 tarihli 9.741,01 TL tutarlı faturaya dayalı alacağın tahsili için İzmir ....İcra Müdürlüğü'nün ... E.sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalı borca, faize, faiz oranına itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı ile davacı arasında ticari alış veriş olup daha önceki fatura bedellerini ödemesine rağmen 07.06.2018 tarihli ve 9.741,01 TL tutarlı faturaya dayalı borcunu haksız ve hukuka aykırı olarak inkar ettiğini belirterek vaki itirazının iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatına karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.

CEVAP VE SAVUNMA:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;"Müvekkili şirkette bilgi İşlem Teknoloji Müdürü olarak çalışan ancak 31.07.2018 tarihinde iş akdi fesih edilen ... adlı şahıs ile eylem ve fikir birliği içerisinde hareket eden davacı şirket yetkilileri müvekkili şirketten haksız menfaat temin etmek suretiyle müvekkili şirket envanterine hiç girmeyen ürünlerin ve hizmetlerin alınmış gibi göstererek haksız kazanç elde etmeye çalışmakta olup davayı bu kast ile derdest ettiklerini, bu sebeple müvekkili şirketten almadığı bir hizmetten dolayı icra takibine maruz kaldığını, haklı itiraz nedeniyle İzmir ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası durduğunu, dava dışı ...'ın 20.08.2018 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesine Karşıyaka ... Noterliği kanalı ile 04.09.2018 tarihli ... keşide nolu ihtarname ile cevap verildiğini, dava dışı ..., ... Tic.Ltd.Şti. yetkilisi ... ile işbirliği içerisinde hareket ederek kendi yaptığı hukuka aykırı işlemleri perdelemek amacıyla usulsüz ve gerçeğe aykırı faturalar düzenleyerek haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, bu nedenle dava dışı ... hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını, müvekkili şirketin davalı şirketin sunmuş olduğu hizmetleri yerine getiren başkaca firmalar ile sözleşmesi mevcut iken davacı şirket ile yeniden aynı konu üzerinde sözleşme yapması veya hizmetleri alması söz konusu olmayıp ticari hayatın akışına ve teamüllere aykırılık içerdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini" talep etmiştir.

DELİLLER:

-İzmir CBS'nin ... soruşturma sayılı dosya sureti,

-İzmir ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosya sureti,

-İzmir ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosya aslı,

-İzmir Vergi Dairesinin 23/08/2019 tarihli yazısı ve eki,

-Bilirkişi ...'un 10/02/2020 tarihli raporu,

-Bilirkişi ...'ın 31/07/2025 tarihli bilirkişi raporu.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava cari hesap alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacının, davalı aleyhinde İzmir .... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında alacağına istinaden 10.282,24 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 03/10/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 03/10/2018 tarihinde yasal süresi içerisinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin 03/10/2018 tarihinde durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde 20/08/2019 tarihinde ikame ettiği anlaşılmıştır.

Her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari satımdan kaynaklanan-07/06/2018 tarihli ve 9.741,01 TL tutarlı fatura- davanın nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.

Davacının dava açmadan önce 6102 sayılı TTK nın 5/A maddesi gereğince arabuluculuğa başvururak dava şartını yerine getirdiği , 20/05/2019 tarihinde tarafların anlaşamaması üzerine arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği ve 20/08/2019 tarihinde işbu davanın açıldığı görülmüştür.

Davalının cevap dilekçesi dikkate alınarak dava dışı ...- davalı şirket çalışanı- hakkında yapılan suç duyurusu akıbeti İzmir CBS'den sorulduğunda ; müştekiler ... ... Şti'nin yetkilileri ... ve ...'e karşı, şüpheliler dava dışı ...- ....Şti müdürü- ve ... -... Bilgisayar ...Şti yetkilisi - hakkında "dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik, hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma" suçlarından İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasına kayıtlı dava açıldığı, İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının mahkememiz dosyasından bekletici mesele yapıldığı, İzmir .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından 25/04/2024 tarihinde verilen ... Karar sayılı ilamı ile sanıklar Cüneyt Dolar ve Suat Uludağ hakkında üzerilerine atılı suçu işlediklerine dair yeterli ve somut bir delil bulunmadığından beraat kararı verildiği, kararın İzmir BAM .... Ceza Dairesi'nin ... Esas-... Karar numaralı kararı ile 26/05/2025 tarihinde onanarak kesinleştiği görülmüştür.

Tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, buna göre Bilirkişi ...'un 10/02/2020 tarihli raporunda; " ...Davacı tarafından davalı tarafa 2018 yılında tanzim edilmiş olunan 2 adet KDV hariç 39.391,00 TL tutarındaki faturaların davalı şirketin 2018 yılına ait mal ve hizmet alımlarına ilişkin BA Bildirim Formunda 2 adet KDV .hariç 39.391,00 TL tutarında Gelir İdaresi Başkanlığı'na beyan edilmiş olduğu, davacı tarafından davalı tarafa 2018 yılında tanzim edilmiş olunan2 adet KDV hariç 39.391,00 TL tutarındaki faturalarındavacı şirketin 2018 yılına ait mal ve hizmet satışlarına ilişkin BS Bildirim Formunda 2 adet KDV hariç39.391,00 TL tutarında Gelirİdaresi Başkanlığına beyan edilmiş olduğu, davacı tarafın 2018 yılına ait ticari defterlerinin 6102 sayılıTTK. 64/3. maddesine göre Noterden açılış onaylarının süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, 2018 yılına ait yevmiye defterinin Noterden kapanış (Görülmüştür) onayının süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin TTK'na göre usulüne uygun olarak tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, davacı tarafın 2018 yılına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliği taşıdığı, davacı tarafın ticari defterlerinde; icra takip tarihi olan 01.10.2018 tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 9.741,01 TL tutarında alacaklı olduğu şeklinde kayıt bulunduğu, davalı tarafın 2018 yılına ait yevmiye ve defteri kebirin e-defter olarak tutulduğu, 2018 yılına ait yevmiye ve defteri kebirin e- defter beratının süresi içerisinde,Gelir İdaresi Başkanlığına gönderilmiş olduğu, envanter defterinin noterden açılış onayının süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, davalı tarafın ticari defterlerinin TTK'na göre usulüne uygun olarak tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, davalı tarafın 2018 yılına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliği taşıdığı, davalı tarafın ticari defterlerinde; icra takip tarihi olan 01.10.2018 tarihi itibariyle davalı tarafın davacı tarafa 9.741,01 TL tutarında borçlu olduğu şeklinde kayıt bulunduğu, davacı taraf ile davalı tarafın 2018 yılına ait ticari defter kayıtlarının karşılaştırılması sonucunda, davacı tarafın ticari defterlerinde icra takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 9.741,01 TL. tutarında alacaklı olduğuna dair kayıt bulunduğu, davalı tarafın ticari defterlerinde 9.741,01 TL. tutarında davalı tarafın davacı tarafa borçlu olduğuna ilişkin olarak kayıt bulunduğu... " yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.

6100 sayılı yasanın 222. Maddesi aşağıdaki şekildedir.

"Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması

MADDE 222 - Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.

Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.

İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.

Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.

Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır."

Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu süre hak düşürücü süredir, Hakim tarafından resen dikkate alınması gerekir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Davacının haksız ve kötü niyetli olmasından kasıt, bir alacağı olmadığını bildiği halde, icra takibine girişmiş olmasıdır. İcra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. İtirazın iptali davası ancak para alacağına ilişkin ilamsız takiplerde açılabilir. İtirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, davacı alacaklı, davalı borçlu tarafından itiraz edilen takip konusu alacağının varlığını ve miktarını genel hükümlere göre ispatla yükümlüdür. İtirazın iptali davasında; takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olup, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılamaz. Diğer bir deyişle takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılamayan belge, itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılamaz. Takibe etkili olan itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu olan alacak olduğu, bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.İtirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda: takip tarihindeki duruma göre karar verilir.İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibarıyla belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır.İtirazın iptali sonunda, dava konusu alacağın varlığı ve miktarı sabit olursa mahkeme davayı kabul ve itirazı iptal eder. Ayrıca mahkeme, davacının dava dilekçesinde tazminat da talep etmiş olması halinde, davalı borçluyu hüküm altına alınan alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkum eder. Davalı borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine evvelce itiraz ettiği alacağı, ilk duruşmada kabul etmiş olması, icra inkar tazminatına mahkumiyetten kurtulmasını gerektirmez.Dava sonunda hükmedilen alacağın %20’si oranındaki tazminata karar verilebilmesi için davacı alacaklının zararının varlığı ve miktarını ispat etmesi gerekmez. Kanun koyucu, davalı borçlunun itirazının iptali halinde, itiraz sebebiyle davacı alacaklının zarara uğramış olduğunu kabul ederek, davacının dava dilekçesinde sadece talep etmiş olmasını davalı borçlunun hükmedilen meblağın en az %20’ si oranında bir tazminata mahkum edilebilmesi için yeterli görmüştür. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun usulüne uygun bir şekilde borca itiraz etmek suretiyle takibin durmuş olması yeterli olup, borcu itiraz sebebi önemli değildir. Yine davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için 2004 sayılı yasanın 67. Maddesi gereği süresinde itirazın iptali davası açılmış olması, davacı alacaklının dava dilekçesinde talep sonucunda icra inkar tazminatını istemiş olması, davanın alacaklı lehine kabulüne karar verilmiş olması, davalı borçlunun takip tarihi itibarıyla itirazında haksız olması gerekir. İtirazın iptal edilmiş olması, itirazın haksız olduğunu göstermez. İtiraz iptal edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu haklı ise tazminata mahkum edilmez. Hem itiraz iptal edilmiş ve hem de itirazın haksız olduğu sonucuna varılmışsa, diğer yukarıda anılı şartlarında varlığı halinde icra inkar tazminatına hükmedilir. İtirazın haksız sayılabilmesi için, takip konusu alacağın doğduğu anda varlığı ve miktarı itibarıyla taraflar arasında likit olması gerekir. Takip konusu alacağın varlığı, miktarının belirlenmesi hakim kararını gerektirmemeli, muhtacı muhakeme olmamalıdır. Takip konusu alacak yapılacak basit bir hesaplama ile belirli bir hale gelebilecek ise bu alacak da likit sayılır. Dava açıldıktan sonra takibe konu edilen borcun ödenmiş olması hali, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel değildir. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun kötü niyetli olması gerekmez.

YİBBGK 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi takdirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (6102 sayılı yasanın 21/2 maddesi) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karneden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifası ile ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhası ile ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi yukarıda anılan 23/2 madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz karşı tarafın akdi ilişki inkar etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, 6102 sayılı yasada özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Fatura içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme 213 sayılı yasada yer almaktadır. faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır. (213 sayılı yasa madde 230) dolayısıyla faturanın içeriği faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususlara yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.

Ayrıca Yargıtay 3. HD 2014/2171 Esas, 2014/7539 Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi; faturanın davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa ait olup, davacının bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesinde yazılı sekiz günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise davalı tarafa aittir. 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden tacir fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf faturaya dayalı bu alacağının varlığını 6100 sayılı yasanın 222. maddesi uyarınca ispatlamış olur.

Tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; mahkememizce bilirkişi aracılığı ile yapılan tarafların defterlerinin incelemesinde; taraf defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, tarafların ticari defterlerinin birbirini doğruladığı, buna göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 9.741,01 TL alacaklı olduğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, davalının iddialarını ispat edemediği, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, davalı şirket icra takibine konu faturalara ilişkin dosyada davacı yanca davalıya gönderilen herhangi bir ihtarnamenin bulunmadığı ve davalının temerrüde düşürülmediği belirlendiğinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davanın KISMEN KABULÜNE,

2-)İzmir ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın KISMEN İPTALİ ile takibin 9.741.01 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin reddine,

3-)Hüküm altına alınan asıl alacak miktarı olan 9.741.01 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

4-Alınması gerekli 665,40 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 166,36 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 499,04 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,

3-Davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvuru harcı, 166,36 TL peşin harç, 400,00 TL bilirkişi ücreti, 81,70 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 692,46 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi sebebiyle tarafların haklılık oranına göre (9.741,01/10.282,24=0,94) 656,01 TL'nin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,

4-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 9.741,01 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,

5-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 541,23 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,

6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,

7-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,

Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde davanın açıldığı tarih dikkate alınarak istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/11/2025

Katip ...

e-imzalı

Hakim...

e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2019/430, K. 2025/907, T. 19.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-430-e-2025-907-k-3aef5ad7ca54