İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/383 E. 2020/598 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/383
- Karar No
- 2020/598
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/383 KARAR NO : 2020/598
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 22/08/2019 KARAR TARİHİ : 18/11/2020
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili , dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde ... üzerinde yaya olarak karşıdan karşıya geçmeye çalışırken davalı ... adına kayıtlı, davalı ...'in sevk ve idaresinde olan ... plakalı aracın çarpması neticesinde hayat fonksiyonlarını ağır 4 derecede etkiler şekilde yaralandığını ve bu yaralanma sebebiyle ağır ve uzun soluklu ameliyat ve tedavi süreçlerine düçar kaldığını, davacının bu kaza nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezliğinden ötürü maddi zararı ile manevi zararının olduğunu, davalı sigorta şirketinin ZMMS nı yapan şirket olduğunu, davalılar aleyhine daha önce Antalya ... Asliye Ticaret mahkemesi .../... esas, .../... karar sayılı dosyasında dava açıldığını ancak bu davanın davacının gider avansını yatırmadığı gerekçesi ile usulden reddedildiğini, kararın kesinleştiğini, bu dosyadaki ATK kusur raporuna göre davalı ...'in %50 kusurlu bulunduğunu, aynı dosyada aldırılan maluliyet raporuna göre ise davacının %7,2 oranında sürekli özürlü olduğu, geçici iş göremezlik için de 3 ay sürenin gerektiği bildirildiğini, davalı sürücü ...'in Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesinin .../... esas, .../... karar sayılı kararı ile kazada kusurlu bulunarak cezalandırıldığını, davadan önce sigorta şirketine başvurulduğunu, hasar dosyası açıldığını ancak ödemenin yapılmadığını beyan ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalma üzere, ... TL maddi, ... TL manevi tazminat (sadece davalı gerçek kişilerden) talebinde bulunmuştur. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı ve kesin hüküm itirazlarında bulunduklarını, kazada kusurun tamamen çarpılan ...'da olduğunu, müvekkili ...'in kusursuz olduğunu, davacının daha önceki reddedilen davada ... TL manevi tazminat talep etmiş iken iş bu davada ... TL manevi tazminat talep ettiğini, buna muvafakat etmediklerini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 5.Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının her ne kadar arabuluculuk kurumuna başvurmuş ise de eksik belge nedeni ile sürecin olumsuz sonuçlandığını, dava şartı noksanlığı nedeni ile davanın usulden reddinin gerektiğini, ATK dan kusur raporu alınması gerektiğini, gerekli maluliyet raporunun alınması gerektiğini, zarar hesabının aktüer tarafından yapılması gerektiğini, müvekkil şirketin temerrüdü olmadığını, talep edilen faiz tutarının hatalı olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 6.Dava, trafik kazasından kaynaklanan sürekli ve geçici maluliyete dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 7.Mahkememiz davada yetkili ve görevlidir. TBK m. 50 gereği; haksız fiillerde, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Davada, ispat yükü davacıdadır. 8.Davalı taraf zaman aşımı itirazında bulunmuştur. 9.Özel hukukta teknik bir kavram olan zamanaşımı, bir hakkın kazanılmasında veya kaybedilmesinde kanunun kabul etmiş olduğu sürenin tükenmesi anlamına gelmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 72-73 maddeleri arasında düzenlenen zamanaşımı, hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte olup, alacak hakkı alacaklı tarafından, yasanın öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmediğinde etkin bir hukuki himayeden, başka bir deyişle, dava yoluyla elde edilebilme olanağından yoksun bırakılmaktadır. Zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup; usul hukuku anlamında ise, bir savunma aracıdır (Kuru, Baki:Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt:IV, İstanbul 2001, Cilt:2, s.1761;Von Tuhr. A.:Borçlar Hukuku (C.Edege Çevirisi), Ankara 1983, Cilt:1-2, s.688 vd.;Canbolat, Ferhat:Def’i ve İtiraz Arasındaki Farklar ve İleri Sürülmesinin Hukuki Sonuçları, EÜHF Dergisi, Cilt:III, Sayı:1, Kayseri 2008, s.255 vd.; HGK’nun 06.04.2011 gün ve E:2010/9-629, K:2011/70 sayılı ilamı). 10.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 72. maddeye göre; Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. 2918 sayılı Karayolları trafik kanunu'nun 109 uncu maddesi gereğince de ; Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. 11.Somut olayda, haksız fiil/trafik kazası tarihi ... tarihi olup, iş bu davanın açılma tarihi ise ...'dur. Kaza sonucu yaralanma mevcuttur ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmekle, bu zaman aşımı süresi henüz geçmemiştir ve bu nedenle zaman aşımına ilişkin itiraz yerinde değildir. 12.Davalı taraf kesin hüküm itirazında bulunmuştur. 13.Usul hukukunda, Kesin hüküm, hem bireyler için hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla, hukuki güvenlilik ve yargı erkine güven sağlandığından kamu yararı ile doğrudan ilgilidir. 14.Kesin hüküm şekli anlamda kesin hüküm ve maddi anlamda kesin hüküm olmak üzere ikiye ayrılır. Bir hükmün şekli anlamda kesinleşmiş olması, sözü edilen hükme karşı tüm olağan yasa yollarının kapandığı anlamına gelir. Maddi anlamda kesin hükmün koşulları ise 6100 sayılı HMK'nun 303/1. maddesinde “Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir." şeklinde açıklanmıştır. Madde metninden bir kararın maddi anlamda kesinleşmesi için öncelikle şekli anlamda kesinleşmesi gerektiği anlaşılmaktadır. 15.Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemenin de; (Yargıtay’ın da) davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hükümden (dava şartı yokluğundan) reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi, ilk defa Yargıtay'da (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve dahası bozmadan sonra da ileri sürülebilir. Bu bakımdan usulü kazanılmış hakkın istisnasıdır ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez (Hukuk Genel Kurulu’nun 05.06.1991 gün ve 1991/5-215-342 E., K. sayılı ilamı; Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, yıl: 2001, C. V, s. 4980 vd.). 16.Somut dosyada, kesin hüküm itirazına dayanak olan yine mahkememizin .../... esas, .../... karar sayılı dosyası dosya arasına alınmış ve bakıldığında özetle; aynı gerekçelerle/aynı vakıaya dayanılarak, iş bu davanın davacısı ile ile birlikte anne ve babasının da davacı olduğu, davalıların ise her iki dosyada aynı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememizin .../... esas, .../... karar sayılı dosyasında, aşamalarda, davacı vekiline aldırılan ATK rapor bedelini ve tebligat giderini yatırması için verilen kesin süreye rağmen masraf yatırılmadığından, usulden ret kararı verildiği anlaşılmaktadır. 17.Mahkememizin .../... esas, .../... karar sayılı dosyasında esastan bir karar verilmediğinden, verilen (mahkememizin kesinleşen iş bu hükümle ilgili yorum yapma görev ve yetkisi yoktur/gider avansı-delil avansı ayrımı konusunda) usulden ret kararı (dava şartı yokluğundan) iş bu dosyada maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz. Davalı tarafın bu yöne ilişkin itirazları da hukuken yerinde değlidir. 18.Davalı tarafın usulüne uygun arabuculuk yapılmadığı itirazları da davacı tarafça bir başvurunun yapılmış olması, bunun sigorta şirketince de esasen kabul edilmiş olması, hak arama hürriyeti, mahkeme erişim hakkının gerektiğinden fazla kısıtlanmamasının gerekmesi karşısında yerinde bulunmamıştır.(Emsal olarak, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi., 2017/645 E., 2017/464 K.) 19.Somut dosyanın niteliği gereği, kusur durumunun tespiti gerekmektedir. 20.Dosyamız arasında bulunan Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesinin .../... esas, .../... karar sayılı dosyasında aldırılan ... tarihli ATK kusur raporuna göre, sürücü tali kusurlu, yaya ise asli kusurlu bulunmuş, sanık olarak yargılanan ... ... TL sonuç adli para cezası ile cezalandırılmıştır. Kaza tespit tutanağı da aynı yöndedir. Antalya ... Asliye Ticaret mahkemesi .../... esas, .../... karar sayılı dosyasında aldırılan ... havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; tarafların yarı yarıya kusurlu oldukları belirtilmiştir. Aynı dosyada aldırılan ... tarihli ATK bilirkişi heyet raporunda da tarafların yar yarıya kusurlu oldukları belirtilmiştir. Mahkemece çelişkilerin giderilmesi amacıyla İTÜ den rapor alınması için ara karar kurulmuş ancak masraf yatırılmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. 21.Tazminat yargılaması hususunun ceza yargılaması ile ilişkisi de 6098 sayılı "Türk Borçlar Kanunu"nda düzenlenmiştir. Buna göre; "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." 22. T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2011/17-50 esas , 2011/231 karar nolu 27/04/2011 karar tarihli mahkememizce de emsal görülen kararından özetle belirtildiği üzere, ceza mahkemesince verilen beraat kararı , kusur ve derecesi , zarar tutarı, temyiz gücü ve isnat yeterliliği , illiyet gibi esaslar hukuk hakimini bağlamaz. 23.Bilirkişi raporları arasında çelişki var ise mahkemece çelişki giderilmeden karar verilemez. 24.Mahkememizce çelişkilerin giderilmesi için heyet oluşturulmuş ve 3 kişilik heyet tarafından düzenlenen ... havale tarihli raporda özetle; sürücünün KTK nun 52/b, trafik yönetmeliğinin 95 ve 101 maddelerine aykırı davranışı nedeniyle kusurlu olduğu, yayanın ise KTK nın 68/b, trafik yönetmeliğinin 138 inci maddesine aykırı davranışı nedeni ile kusurlu olduğu, ATK heyetinin raporunda belirtilen kusur oranlarının yerinde olduğu belirtilmiştir. Heyetçe verilen ek raporda da netleştirme yapılmış olup, mahkememizin .../... esas, .../... karar sayılı dosyasında aldırılan ... tarihli ATK raporundaki oranların yerinde olduğu söylenmiştir. 25.Yargıtay güncel kararında, kusur oranlarının tespitinin teknik değil, hukuki bir sorun olduğunu beyan etmektedir. (Yargıtay 17. HD., 2018/6414 E., 2020/4591 K.) 26.Mahkememizce aldırılan heyet raporu doğrultusunda, atıf yapılan ... tarihli ATK kusur raporu da oluşa uygun görülerek, tarafların eşit oranda kusurlu oldukları kabul edilmiştir. 27.Aşamalarda, davacı vekili, ... tarihli duruşmada ve verdiği dilekçede maddi tazminat konusunda sulh olunması nedeni ile davanın konusuz kaldığını, manevi tazminat taleplerinin ise kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili de ... tarihinde uyaptan gönderdiği, mazeret dilekçesi içeriğinde aynı zamanda ödeme yaptıklarını ve davanın konusuz kaldığını beyan etmiştir. 28.Bu beyanlar karşısında, davacının maddi tazminat talebi konusuz kaldığından, maddi tazminat konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. 29.Davacı manevi tazminat talebinde de bulunmuştur. 30.6098 Sayılı TBK'nun 49. Maddesi gereğince sürücüye, 2918 Sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince motorlu araç işletenine karşı ve sorumluluk sigortacısına karşı dava açabilir. İşleten ve sürücü zarar görenlere karşı müteselsilen sorumludur. Aynı Kanunun, 56 ıncı maddesi (mülga 818 Sayılı BK un 47 md) uyarınca bedensel zarar gören ve yakınları kendisine uygun bir paranın manevi tazminat olarak ödenmesini isteyebilir. 31.Mahkememizce aşamalarda, tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmaları yaptırılmıştır. Tarafların asgari ücret düzeyinde gelir sahibi oldukları kabul edilmiştir. 32.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.04.1982 gün ve E:1981/4-56, K:1982/348 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, kişilik hakları, kişinin kendi hür ve bağımsız varlığının bütünlüğünü sağlayan, herkese karşı ileri sürülebilen ve kaynağını Anayasa’dan alan; yani Anayasa’nın teminatı altında bulunan mutlak bir haktır. Manevi tazminat sade bir ifade ile, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmenin (manevi zararın) giderilmesi, tazmin ve telafi edilmesidir(EREN, Fikret., Borçlar Hukuku-genel hükümler-, 8. Bası, Ekim 2003, s. 745, KILIÇOĞLU,Ahmet, Borçlar Hukuku, Ankara 2004, s. 311, ERTAŞ, Şeref., Manevi Tazminatın Hukuki Niteliği ve Miktarının Tespiti, Postacıoğlu'na Armağan, Ankara 1990, s. 83 vd.)Manevi tazminatta zarar, kişinin iç huzuru ve manevi bütünlüğüne yapılan saldırının mecazi ifadesidir(KILIÇOĞLU,Mustafa, Tazminat Hukuku,3. Baskı, Şubat 2010, s.1031.,HATEMİ, Hüseyin, Sözleşme Dışı Sorumluluk, C.II,İstanbul 1993, s.102) Manevi tazminata hükmedilirken uygulamaya 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilkeler ışık tutmaktadır. Manevi tazminat uygulamadaki yerleşen ilkeler ve tarafların sosyal ve ekonimik durumları da gözetilerek, hakimin takdirinde bir husustur. Mahkemeler kanunen kendilerine tanınan takdir haklarını dikkatlı kullanmalıdırlar. Takdir yetkisi, kanun koyucunun bilerek ve isteyerek, yani bilinçli olarak bıraktığı kural-içi (intra legem) boşlukların; hukuk kurallarını uygulamakla yükümlü olanlarca, olaylardaki özelliklerle toplumdaki ahlâkî düşünceler, hukukun birliği, takdir yetkisini tanıyan kuralın amacı, sosyal adalet gibi hususlar göz önünde tutularak ferdîleştirilip doldurulması yetkisidir. Hukukî niteliği bakımından, MK. m. 4'de tanınmış olan bu yetki, kural-içi boşluğu doldurup doldurmamak bakımından yargıca bir « s e r b e s t i » (ihtiyar) vermemiş; tersine, bir ödev yüklemiştir. Gerçekten, MK. m. 4'e göre, «hâkim ... hükmeder». Bu ibareden ödev niteliği kolaylıkla anlaşılmaktadır. Şu halde, hakim, takdirle ilgili şartların gerçekleşmesi halinde, takdir yetkisini kullanmakla yükümlüdür. Aksi takdirde, hakkın dağıtımından kaçınmış olur(EDİŞ, Seyfullah; Hukukun Uygulanmasında Yargıca Tanınmış Takdir Yetkisi). 33.Somut olayda, yukarıda da belirtildiği üzere, kazada tarafların kusuru kabule göre yarı yarıyadır. 34.Mahkememizce ayrıca maluliyet raporu aldırılmamasına karar verilmiştir. Çünkü, mahkememizin .../... esas, .../... karar sayılı usulden reddedilen dosyasında aynı/iş bu davaya ilişkin maluliyet raporu aldırılmıştır. "Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" gereği düzenlenen maluliyet raporu, ilgili dosyada ... tarihli celsesinde, davacı taraf vekili ile davalı gerçek kişiler vekiline (aynı vekillerdir) elden tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Bir hak kaybına yer vermemek için aynı rapor iş bu dosyada da davalı gerçek kişilerin aynı vekiline ... tarihli celsede elden tebliğ edilmiştir. Mahkememiz kanaatine göre, tekrar maluliyet raporu almaya gerek yoktur. Taraflar her iki dosyada da aynıdır ve burada sadece manevi tazminata ilişkin talep devam etmektedir. Sigorta şirketi bu talepte hasım değildir. Maluliyet raporu kabule göre yerindedir. Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.(T.C. Anayasa m. 141/son, HMK m. 30) Hem davanın artık sadece manevi tazminat miktarı bakımından davalı gerçek kişilere karşı devam etmesi hem de Anayasa Mahkemesi'nin 09.10.2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 17.07.2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı ilamı ile 2918 sayılı Yasanın 90.maddesinin 1.cümlesindeki "...ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlara..." ve ikinci cümlesindeki "...ve genel şartlara..." ile 92.maddesinin (i) fıkrasının Anayasaya aykırı olduğunu ve iptaline oy çokluğuyla karar verilmesi karşısında, "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre maluliyet raporu alınmasına gerek görülmemiştir. Mahkememizin .../... esas, .../... karar sayılı usulden reddedilen dosyasında aldırılan iş bu rapor "güçlü delil" değil tam bir delildir. Çünkü, o dosyada da her iki taraf, davacı ve davalı olarak yer almaktadır. Birinin taraf olmadığı, birinin olduğu bir dava söz konusu değildir. 35.Somut olayda, gerçekleşen haksız fiil/trafik kazası nedeni ile davacının manevi zarara uğraması mutlaktır. Tarafların sosyal ekonomik durumları, olaydaki kusur oranının kabule göer yarı yarıya olması, olayın oluşu, davacının maluliyet oranı, dava dilekçesindeki talep miktarı, yaş durumları, 22/06/1966 gün 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararındaki ilkeler göz önünde tutarak, hükümde belirtildiği şekilde ... TL manevi tazminata hükmetmek, manevi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. 36.Burada şu hususa da değinmek gerekir ki; davalı gerçek kişiler vekili, davacının daha önceki reddedilen davada ... TL manevi tazminat talep etmiş iken iş bu davada ... TL manevi tazminat talep ettiğini, buna muvafakat etmediklerini beyan etmiştir. Yargıtay kararlarında da açıkça belirtildiği üzere; Manevi tazminat isteği, niteliği itibariyle tekdir ve bölünemez; bölümler halinde istenemez. Sonradan gelişen bir durumun varlığı iddia edilip kanıtlanmadığı sürece başlangıçta talep edilen manevi tazminat miktarı, ıslahla da olsa artırılamaz.(Manevi tazminatın bölünmezliği/tekliği; Bkz; Yargıtay 17. HD., 2018/2260 E.,2020/286 K.) 37.Bu nedenlerle mahkemece manevi tazminata hükmedilirken önceden açılan ve yukarıda belirtilen dava da talep edilen miktarı geçmemek üzere tazminatın taktir edilmesi gerekir ve mahkememiz bu yönde takdir hakkını kullanmıştır. (Yargıtay 21. HD'nin 2008/7273 E, 2009/1707 K., 2008/15454 E., 2008/18337 K., 2007/2493 E., 2007/6783 K. Sayılı ilamlarında da aynı gerekçelere dayanılmıştır. Her ne kadar kararlarda önceki açılan davaların açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılsa da kıyasen iş bu dosyada da önceki dosya usulden retle sonuçlanmıştır. Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılan bir halde dahi önceki davadaki manevi tazminat talebini geçmemek üzerine karar verilmesi gerekir şeklindeki yargı uygulaması göz önüne alındığında, usulden reddedilen bir davada da aynı içtihadın geçerli olması evleviyetle gereklidir. Yine, atıf yapılan kararlarda muhalefet şerhi mevcut olsa da mahkememiz yukarıdaki açıklamalar ışığında, çoğunluk görüşünün uygun olduğu kanaatindedir. Mahkememiz kabulleri bu yöndedir) 38.Üst yargı denetimine elverişlilik açısından, yargılama giderleri hakkında da kısa bir açıklama yapmak gerekmektedir. Genel kural olarak, kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD nin, 2019/555 esas, 2020/91 karar sayılı güncel emsal ilamında da belirtildiği üzere; Davacılar maddi ve manevi tazminat isteklerini birlikte ileri sürmüşlerdir. Niteliği icabı "sadece maddi tazminata özgü" olan gider dışındaki tüm giderler ortaktır. Sadece maddi tazminata özgü yargılama gideri ise "hesap raporu" alınması için sarf edilen giderdir. Somut dosyada hesap raporu alınmamıştır. Ayrıca, somut olayda maddi tazminat bakımından, talep/dava, ödeme nedeni ile konusuz kalmıştır. Davalı, verdiği dilekçe ile maddi tazminat yönünden davacı ile haricen anlaşıldığını beyan etmiştir. Davacı taraf da duruşmada aynı yönde beyanda bulunmuştur. Sigorta şirketi tarafından maddi tazminata ilişkin bir ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı sigorta şirketi ve diğer davalılar kendilerine karşı dava açılmasına yine kendileri sebebiyet vermişlerdir. Bu nedenle, mahkemece konusuz kalma nedeniyle vekalet ücretine/yargılama giderine hükmedilmemesi gerekmektedir(Yargıtay 17. HD'nin 13/10/2016 tarih ve 2014/9955 Esas, 2016/8876 Karar) Davalı sigorta şirketi vekili, dilekçesinde, davacılar vekiline asıl alacak, faiz ve ferileri, vekalet ücreti ödendiğini beyan etmiş, davacı tarafça bu hususa bir itiraz gelmemiştir. Bu nedenlere, maddi tazminat talebi bakımından, taraflar lehine/aleyhine yargılama giderine hükmedilmemiştir.(Feragat konusunda verilen emsal ilam için bkz; Antalya Bölge Adliyesi Mahkemesi 11. HD 18/09/2017 tarihli 2017/721 esas, 2017/840 sayılı kararı) 39.Son olarak belirtmek gerekir ki; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. Bakanlık bütçesinden ödenen arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır. Bu nedenle zorunlu arabuluculuk ücretinin devlet tarafından ödenen kısmının davada haksız çıkan taraftan re'sen alınmasına karar verilmesi gerekir. Dosyamızda arabuluculuğa, ... TL ücret sarf olarak ödendiği anlaşılmaktadır. Dava, davacı ve davalı sigorta şirketi arasında ticari davadır. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi., 2020/1716 E., 2020/901 K.) İhtiyari dava arkadaşlığı da düşünülerek, diğer davalılarla birlikte mahkememizde açılmıştır. Davalı sigorta şirketine karşı ileri sürülen maddi tazminat istemi, zorunlu arabuluculuk kapsamında olduğundan, bu yola başvurulduğundan ve bu talep ödeme nedeni ile konusuz kaldığından, konusuz kalan dava hakkında mahkemenin yargılama yaparak dava tarihindeki haklılık durumu gereği değerlendirme yapması gerekeceğinden, ödeme olgusu karşısında, davacının davalı sigorta şirketine karşı dava açmakta haklı olduğu göz önüne alınarak, hazinece karşılanan zorunlu arabuluculuk ücretinin davalı sigorta şirketinden alınması gerekmiştir. Burada önemle belirtmek gerekir ki, dava dilekçesi ekindeki arabuluculuk tutanağındaki numaraların taraflarla uyum içinde olmadığı uyap sisteminden anlaşılmış, mahkememizce arabulucu ile iletişime geçilmiş, doğru numaralar alınmış, denetime elverişlilik açısından uyap sistemine eklenmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davacının maddi tazminat talebi konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜ İLE, ... TL manevi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan ... TL nispi peşin harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye ... TL'nin davalılar ... ve ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 6-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplam ... TL harç toplam bedelinin davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL'nin haklılık durumu gereği, ... TL sinin davalılar ... ve ...'dan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan bedelin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı, manevi tazminat talebinde kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalılar ... ve ..., davacının manevi tazminat talebi yönünden kendilerini tek bir/ortak vekil ile temsil ettirdiklerinden; AAÜT m. 10 hükmü de dikkate alınarak; ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve ...'a verilmesine, 10-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 11-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, 12- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL nin davalı sigorta şirketinden alınarak hazineye gelir kaydına, Dair, davacı vekili ... ve davalı ... vekili ...'nun yüzüne karşı diğer davalı tarafın yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/11/2020
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır