İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2019/313 E. 2020/236 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2019/313
- Karar No
- 2020/236
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/313 Esas KARAR NO : 2020/236 DAVA : İtirazın İptali (Müşterek Ve Müteselsil Sorumluluğa Dayalı Rücu Talebinden Kaynaklanan ) DAVA TARİHİ : 20/10/2015 KARAR TARİHİ : 03/07/2020 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Müşterek Ve Müteselsil Sorumluluğa Dayalı Rücu Talebinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait ... ünvanlı işyeri işçilerinden ...'in 11/06/2014 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat etmesi nedeniyle iş kazasında ölen sigortalının hak sahiplerine SGK tarafından peşin değerli gelir tahsis edilip cenaze yardımı ödendiğini, sonrasında SGK tarafından ödenen tazminatların tahsili talebiyle İzmir... İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında açılan davada yapılan yargılama sonunda 58.454,73 TL- gelir ile 154,78 TL- cenaze gideri ve yargılama giderlerine hükmedildiğini, temyiz edilmesi sonrasında verilen onama kararı ile kesinleşen ilamın İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... Sayılı takip dosyasına konu edildiğini, ilamda müvekkili şirketin %15, davalının%35,...Şti'nin %15, ...Şti'nin %10 ve ölenin %15 oranında kusurunun bulunduğunun tespit edildiğini, icra takibi sırasında...Şti ile ... Şti.'nin farklı tarihlerde bir kısım ödemelerde bulunduğunu, müvekkili kurumun müşterek ve müteselsil sorumluluk gereği 24/12/2012 tarihinde 57.286,63 TL- ödeme yaptığını, 20/12/2012 tarihinde yapılan hesaplamada toplam borç miktarının 114,105,21 TL- olarak belirlendiğini, davalının sorumluluğuna 46.984,50 TL- düşmesine rağmen ve davalıya gönderilen ödeme yazısına rağmen davalı tarafından hiçbir ödeme yapılmadığını, bakiye karar harcının davacı tarafından ödendiğini, davalı payına düşen bakiye karar harcı ile beraber davalının 47.114,62 TL- asıl alacaktan sorumlu olup takip tarihine kadar işlemiş faizi ile birlikte davalıdan tahsili için icra takibi yaptıklarını davalının 24.559,17 TL- asıl alacaktan sorumlu olduğunu iddia ederek bu miktarı aşan kısma ve ferilerine yönelik itirazda bulunduğunu, itirazın haksız, dayanaksız, alacağın likit ve belirli olup iptalinin gerektiğini bildirmiş, davanın kabulü ile davalı tarafça davaya konu icra dosyasında 22.555,45 TL'lik asıl alacak ile ferilerine yönelik olarak yapılan kısmi itirazın iptali ile takibin devamına icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin şahıs şirketinin sahibi ve işletmecisi olup tacir olması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri değil, Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davacı tarafın rücuen tazminat davası açmak yerine icraen alacak davası yönelttiğini, davacının ödeme tarihi itibariyle fiili, faili ve zararı tam olarak bildiğini, zamanaşımı başlangıç tarihinin ödeme tarihi olup 1 yıl olduğunu, davanın bir yıllık süreden sonra açılması nedeniyle zamanaşımının dolduğunu, asıl alacağın yargılamayı gerektirir nitelikte olup müvekkilinin yapılan takip ile doğrudan haciz baskısı ve icra tehditi altına alındığını, müvekkilinin hangi tarihte, kim tarafından, ne miktarda ödeme yapıldığını bilebilecek durumda olmadığını, bilmek zorunluluğunun da bulunmadığını, alacak davası yerine takip yapılarak itirazın iptali davası açılmış olması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, takibe konu edilen asıl alacağın fahiş olup müvekkilinin sorumluluğunun 24.559,17 TL- ile sınırlı olduğunu, ölenin kusur oranı ile müvekkilinin kusur oranına göre müvekkilinin meydana gelen kazada kusurunun %40,25 oranında olabileceğini, icra takibinden önce müvekkilinin herhangi bir yazı ya da ihtarla haberdar edilmediğini ve temerrüde düşürülmediğini, bu nedenle ancak ödeme emrinin tebliğ tarihi olan 14/10/2013 tarihinden itibaren faiz istenebileceğini, alacağın likit olmayıp müvekkilinin ödeme ile ilgili bilgisinin bulunmaması ve sorumluluğuna düşen miktarın yargılamaya muhtaç olup teknik hesapları gerektirmesi nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, davacının müvekkilinin icra baskısı ve haciz tehditi altına sokması nedeniyle davacının kötüniyetli olup tazminatla sorumlu tutulması gerektiğini, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu bildirmiş, davanın reddi ile takibin iptaline ve davacının kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, davalıya ait iş yeri çalışanı işçinin iş kazası nedeniyle hayatını kaybetmesi sonrasında SGK tarafından yakınlarına ödenen tazminatların icra takibine konu edilmesiyle birlikte dava dışı iki şirketin ve tarafların da borçlu olduğu takip dosyasında dava dışı şirketlerin yaptığı ödemelerden başkaca davacı tarafın müteselsil sorumluluk sebebiyle davalının payını da kapsar şekilde yaptığı ödemenin davalının payına düşen bölümünün tahsili amacıyla davacı tarafın davalı taraf hakkında yaptığı icra takibinde davalının borca ve ferilerine ilişkin yaptığı kısmi itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava; Asliye Hukuk Mahkemesinde 20/10/2015 tarihinde açılmış, esastan incelenerek yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile itirazın 534,19 TL asıl alacak ve 2.807,98 TL işlemiş faiz üzerinden devamına karar verilmiş kararın istinaf edilmesi sonrasında İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi tarafından 22/11/2018 tarihli karar ile davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesi ile davanın esası incelenmeksizin karar kaldırılmış, bu karardan sonra bu kez Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilerek kesinleşen karar sonrasında dosya mahkememize tevzi edilmiştir. Davacı tarafın ticaret şirketi olup dosyada toplanan deliller itibariyle davalının da tacir olduğu ve ticari işletmesinin bulunduğu her iki yanın tacir olup uyuşmazlığın ticari işletmeleri ile ilgili olması nedeniyle nispi ticari dava niteliği dikkate alınarak mahkememizin görevli olduğu ve davanın usulden reddini gerektirir bir neden bulunmadığı anlaşılmakla uyuşmazlık esastan incelenmiştir. Her ne kadar davalı vekili cevap dilekçesinde davacı tarafın ancak rücuen tazminata dayalı bir eda davası açabileceğini, takip yapamayacağını ve itirazın iptali davası açılamayacağını iddia etmiş ise de davacının doğrudan dava açması ya da icra takibi yapması konusunda yasal bir engel bulunmadığı açık olmakla bu yöndeki iddia haklı ve yasal görülmemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde ve yasal süre içerisinde zamanaşımı itirazında bulunmuşsa da davacı tarafça SGK nın yaptığı icra takip dosyasına davacı tarafça yapılan ödemelerin 07/11/2012 ve 25/12/2012 tarihinde yapıldığı, dosyanın ödemeler nedeniyle 14/05/2013 tarihinde infaz edilebildiği, davacı tarafın davaya konu icra takibine 20/12/2013 tarihinde geçtiği, böylece zamanaşımına ilişkin sürenin dolmadığı anlaşılmakla zamanaşımı iddiası haklı görülmemiş, zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir. Uyuşmazlık; SGK tarafından yapılan icra takibinde, dava dışı şirketlerin yaptığı ödemeler dışında müteselsil sorumluluk nedeniyle kalan borcu ödeyen davacı şirketin davalının sorumluluğuna düşen tazminat miktarının kısmen ya da tamamen ödeyip ödemediği, kusuru oranında davalının sorumlu olduğu kısmı hangi miktarda talep edebileceği noktasında toplanmaktadır. Davacı taraf davalının 47.114,67 TL asıl alacak ile takip tarihine kadar 4.193,85 TL işlemiş faizden sorumlu olduğunu iddia ederek takip yapmasına karşın davalı taraf kısmi itiraz dilekçesinde ve cevap dilekçesinde talep edilen alacağın 24.559,17 TL- asıl alacak ve bu alacağın ferileri dışındaki dava konusu alacaktan sorumlu olmadığını iddia etmiştir. Davaya dayanak İş Mahkemesi ilamının kesinleşip icra takibine konulmasından sonra dosyada yapılan ödemelerin belirli olması, taraflar ve dava dışı borçlular tarafından kapak hesabına yönelik olarak şikayet yoluna gidilmemesi karşısında uyuşmazlığın çözümü yalnız bir matematik hesabı ile davacının kusur oranına göre sorumlu olduğu miktarı belirlemek ve ayrıca işlemiş faizin hesabı ile alacağın ferilerinin yasal hükümlere uygun olarak talep edilip edilmediğini belirlemek suretiyle uyuşmazlık çözülecektir. H.M.K.' nun 266. vd. maddelerinde; çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, mahkemenin talep üzerine veya resen bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verebileceği düzenlenmiştir. Buna göre; kanunun zorunlu bilirkişi atanmasını öngördüğü haller dışında, özel veya teknik bilginin gerekli olup olmadığı hakim tarafından takdir edilecek olup uyuşmazlığı gören hakim özel ve teknik bilgiye gerek bulunup bulunmadığını, gerekli ise kendi özel ve teknik bilgisinin o davada yeterli olup olmadığını değerlendirerek bir karar verecektir. Alacak miktarının hesaplanması ve özellikle işlemiş faiz hesabı yönünden hakimin kendisinin hesap yapması yerine bilirkişiden rapor alınması, denetim ve tarafların rapora beyan ve itirazları yönünden Yargıtay Kararlarına konu olmaktadır. Somut dava yönünden; her ne kadar uyuşmazlığa ilişkin asıl alacak ile işlemiş faiz hesabının karmaşık olmaması nedeniyle hesaplanabilir olduğu gerçeği karşısında bilirkişi raporu alınması yoluna gidilmesi gerekli olmasa da, görevsiz mahkeme tarafından hesap bilirkişisi olmayan hukukçu bilirkişi tarafından rapor ve iki ek rapor alınmış her üç raporda da dosya kapsamına usul ve yasaya uygun olmayan tespit ve sonuçlara ulaşılmış, uzman bilirkişiden alınmamış bir raporla ve ayrıca alınan rapor ve ek raporların hatalı tespitler ve sonuçlar içermesi nedeniyle hükme esas alınmasının mümkün bulunmadığı, davacı tarafın yeni bir uzman bilirkişiden rapor alınması talebi ile Bölge Adliye Mahkemesi Kararı davalı tarafça yanlış yorumlanarak görevsiz mahkemece alınan bilirkişi raporunun esas alınarak hüküm verilmesi zorunluluğunun doğduğuna ilişkin yapılan ısrarlı açıklamalar nedeniyle hesap konusunda uzman olan mali müşavir nitelikli bir bilirkişiden taraflara beyan ve itiraz hakkı tanımak suretiyle denetime ve hükme elverişli nitelikte rapor alınarak uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiş, mali müşavir bilirkişi de hatalı tespitler sonucunda hatalı sonuçlara ulaşmış, her iki taraf vekili tarafından rapora itiraz edilmesi, yeniden ek rapor alınmasının uyuşmazlığın çözümündeki hesaplama mantığının anlaşılamaması nedeniyle yararının bulunmadığı ve dosyanın sürüncemede kalmasına neden olacağı, bir kaç duruşmada tamamlanabilecek davanın beş yıla yakın bir süre devam ettiği, ek rapor alınması halinde hesaplamanın nasıl yapılacağının mahkememizce izah edilmesi durumunda bu kez davalı vekilinin önceki raporların hükme elverişli olmadığına, hatalar içerdiğine dair mahkememizin ara kararına yönelik olarak yaptığı ihsası rey yönündeki haksız eleştirilerinin artarak devam edebileceği, bu durumunda dosyanın daha fazla sürüncemede kalmasına ve gereksiz yargılama gideri yapılmasına neden olacağı dikkate alınarak ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi raporu alınması yoluna gidilmemiş, H.M.K'nun 266. vd. maddeleri hükümleri gereği gerek davaya konu asıl alacağın gerekse işlemiş faizin hesabının mahkememizce yapılabileceği, bunun dışındaki uyuşmazlık konularının hukuki konular olup mahkememizce çözümlenmesi gerektiği, uyuşmazlığın tamamının bilirkişi raporu alınmasını gerektirir düzeyde özel ve teknik bir hesaplama bilgisini gerektirmediği dikkate alınarak asıl alacak ve işlemiş faiz hesabı mahkememizce yapılmış ve bilirkişi raporunun takdiri delil olduğu gerçeği göz önünde tutularak, dosyada alınan her iki bilirkişi rapor ve ek raporları dikkate alınmadan bilirkişi raporları dışında usul, yasa ve dosya kapsamına göre hüküm oluşturulmuştur. SGK tarafından iş kazasında kusuru olduğu iddia edilen taraflar ile dava dışı şirketlere karşı açılan İzmir ...İş Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasında müteselsil sorumluluğa karar verilerek davalıların sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi yanında kusur oranları da belirlenmiş karar onanarak kesinleşmiştir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için bu ilam, gerek toplam alacak miktarının belirlenmesinde gerekse kusur oranlarına göre sorumluluk miktarlarının belirlenmesinde dikkate alınacaktır. İzmir ... İş Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyasında davacı tarafın %15, davalı tarafın %35, dava dışı ...Şti'nin %10, dava dışı... Şti'nin %25 ve ölen işçinin %15 kusurlu olduğu belirlenmiştir. SGK tarafından ödenen tazminattan ölen işçi dışındaki İzmir.. İş Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasındaki davalıların sorumlu bulunduğu dikkate alındığında ölen işçinin %15'lik kusur oranı da kusurları oranında bu dosyadaki davalılar arasında paylaştırılarak sorumluluk miktarı ve oranları belirlenecektir. Davalı tarafın iddia ettiği gibi ölen işçinin %15 oranında ki kusurunun eşit olarak diğer davalılara paylaştırılması kusur oranına göre sorumluluk ilkesine uygun düşen bir çözüm değildir. Buna göre örneğin davalının sorumluluk oranı, davacının iddia ettiği gibi %40,25 değil %41,17'dir. SGK tarafından kesinleşen İzmir...İş Mahkemesi'nin ... Esas sayılı ilamda hükmedilen alacakların tahsili için yapılan İzmir... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında icra takibi ilamlı takip yolu ile 22/10/2012 tarihinde başlatılmış taraflar ile dava dışı borçlu şirketlere icra emirleri tebliğ edilmiş taraflarca ve diğer borçlu şirketler tarafından talep edilen alacak ve ferilerine ilişkin şikayet yoluna gidilmediği gibi icra müdürlüğünce 23/11/2012, 14/02/2013, 20/12/2012 ve son olarak 14/03/2013 tarihlerinde yapılan kapak hesaplarına yönelik olarak da şikayet yoluna gidilmemiş, önce davacı şirket tarafından ilk ödeme yapıldıktan sonra ardından dava dışı şirketler tarafından ödemeler yapılmış, sonrasında yine davacı tarafça ödeme yapıldıktan sonra en son dava dışı... Şti. tarafından 14/03/2013 tarihinde yapılan kapak hesabından kalan küçük miktardaki bakiye borç 25/03/2013 tarihinde ödenerek dosya borcu bütünüyle ödenmiştir. İzmir ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında; Dava dışı ... Şti. Tarafından 23/11/2012 tarihinde 33.470,23 TL, Dava dışı ... Şti. Tarafından 23/11/2012 tarihinde 13.388,08 TL ve 25/03/2013 tarihinde 405 TL, Davacı tarafça 07/11/2012 tarihinde 11.101,45 TL ve 25/12/2012 tarihinde 57.286,63 TL ödemeler yapılmasına karşın davalı tarafça hiçbir ödeme yapılmamıştır. Dava dışı .... Şti. ile ... Şti'nin 23/11/2012 tarihinde icra müdürlüğünce yapılan kapak hesabına göre bu tarihte yaptıkları ödemeler kendi sorumluluk miktarlarını karşılar nitelikte ödemelerdir. Bu tarihteki kapak hesabında 113.798,75 TL dosya alacağı belirlenmiş olup bu miktara göre dava dışı ... Şti. kusur oranlarına göre; 113,798,75 TL ÷ %85 x %25 = 33.470,22 TL Dava dışı ... Şti. ise 113,798,75 TL ÷ %15 x %10 = 13.388,08 TL sorumlu olup her iki dava dışı şirketin sorumluluğuna düşen miktarları 23/11/2012 tarihinde tamamı ile ödedikleri anlaşılmaktadır. Dolayısıyla dava dışı.... tarafından 25/03/2013 tarihinde yapılan 405 TL'lik ödeme kendi sorumluluğunu aşan miktarda yapılan bir ödemedir. Davalı tarafça hiç bir ödeme yapılmadığı, buna karşın davacı tarafın icra dosyasına yukarıda açıklanan iki ödemeyi yapması yanında bakiye karar harcını da ödediği, bu ödemelerin tamamı üzerinden gerek davalıya gerekse ödemelerinde eksiklik olması halinde dava dışı şirketlere rücu etme hakkının bulunduğu aralarındaki müteselsil sorumluluk gereği tartışmasızdır. Davacı tarafça ödenen bakiye karar harcı bir yana İzmir... İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı dosyasında 07/11/2012 tarihinde 11.101,45 TL ve 25/12/2012 tarihinde 57.286,63 TL olmak üzere toplam 68.388,08 TL ödeme yapıldığı dosya içindeki tahsilat makbuzları ile bellidir. Davalının hiçbir ödeme yapmadığı tartışmasız olup, dosyanın dava dışı şirket tarafından yapılan 25/03/2013 tarihindeki son ödeme nedeniyle infaz olduğu göz önünde tutularak icra müdürlüğünce bu ödemenin esas alınarak yapıldığı 14/03/2013 tarihindeki son kapak hesabı dikkate alınarak davacı ve davalının sorumlu olduğu miktarlar belirlenecektir. Dosya borcu bütünüyle 25/03/2013 tarihli ödeme ile kapatıldığından bu ödemeye esas icra müdürlüğünce yapılan 14/03/2013 tarihli son ve itiraz görmeyen kapak hesabında dosya borcunun 114.508,57 TL olduğu belirlenmiştir. Buna göre davacının bu miktar üzerinden sorumluluğu yalnız: 114.508,57 TL ÷ %85 x %15 = 20.207,39 TL'dir. Davalının son kapak hesabı hesap tarihindeki sorumluluğu ise; 114.508,57 TL ÷ %85 x %35 = 47.150,58 TL'dir. Davalı 47.150,58 TL asıl alacaktan sorumlu olmasına karşın davacı taraf davalıdan 47.114,62 TL asıl alacak talebinde bulunmuştur. Bu nedenle takip talebinde tahsili talep edilen asıl alacak davacının davalıdan talep edebileceği alacaktan daha düşük olup davalı taraf borca itiraz ve cevap dilekçelerinde her ne kadar yalnız 24.559,17 TL- asıl alacaktan sorumlu olduğunu iddia etmiş ise de bu iddianın tüm dosya kapsamı ve açıklanan gerekçeler karşısında doğru ve haklı olmadığı anlaşılmakla itiraza konu asıl alacağın tamamı üzerinden itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. İşlemiş faize gelince; takip talebinde ve ödeme emrinde 4.193,85 TL işlemiş faiz talep edilmiştir. Davacı tarafın ödemelerini SGK nın alacaklı olduğu icra dosyasına yapması karşısında ödemenin ve davanın niteliği gereği davacı tarafça davalının ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekmediğinden davalı tarafın, kendilerinin temerrüde düşürülmemesi nedeniyle işlemiş faiz talep edilemeyeceğine ilişkin itiraz ve beyanları haklı görülmemiştir. Davacı taraf kendi sorumluluğuna düşen 20.207,39 TL'lik borcunu 11.101,45 TL'lik bölümünü 07/11/2012 tarihinde yapmış olmakla kendi sorumluluğuna düşen miktarın bir bölümü ile davacının sorumluluğuna düşen miktarın tamamını müteselsil sorumluluk gereği 25/12/2012 tarihinde ödemiş olduğundan bu tarihten takip tarihine kadar davacıdan işlemiş faiz talep etme hakkına sahiptir. Talep edebileceği faiz türü yasal faiz olup bu konuda taraflar arasında uyuşmazlıkta yoktur. Buna göre ödeme tarihi olan 25/12/2012 ile takip tarihi olan 20/12/2013 tarihi arasındaki geçen sürenin 362 gün olduğu dikkate alınarak; 47.114,62 TL asıl alacak x %9 yasal faiz x 362 gün ÷ 365 = 4.205,46 TL'dir. Davacı tarafça takip talebi ve buna bağlı olarak düzenlenen ödeme emrinde 4.193,85 TL talep edilmiş olduğundan işlemiş faizin somut olaya ve yasal norma uygun olarak talep edildiği anlaşılmakla işlemiş faize yönelik yapılan itirazın da haklı olmadığı anlaşılmış ve işlemiş faizin tamamı üzerinden itirazın iptaline ve takibin devamına karar vermek gerekmiştir. Takip talebinde ve ödeme emrinde işleyecek faiz yasal norma uygun olarak talep edilip takip konusu edilen alacak yönünden icra harç ve masrafları, icra vekalet ücreti gibi ferilerinin de talep edilmesinin davacı tarafın yasal hakkı olduğu göz önünde tutularak borcun ferileri ile işleyecek faiz yönünden de sınırlayıcı bir hüküm kurulmamıştır. Davalı vekili tarafından alacağın yargılamayı gerektirip dört bilirkişi raporu ile dahi alacağın hesaplanamadığı, alacağın likit olmayıp müvekkilinin ödeme ile ilgili bilgisinin bulunmadığı ve sorumluluğuna düşen miktarın yargılamaya muhtaç teknik hesapları gerektirdiği iddia edilerek icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği dile getirilmiş ise de bilirkişilerin hesaplama yapmadaki eksik ve hatalarının alacağın likit alacak olduğu gerçeğini değiştirmediği gibi icra müdürlüğünce yapılan kapak hesabına uygun olarak dava dışı şirketlerin kendilerine düşen sorumluluk miktarlarını tereddütsüz ödedikleri, davalının da icra dosyasının borçlusu olarak talebi halinde yapılacak kapak hesabına karşı gerekirse yapacağı şikayet sonrasında mahkemece belirlenecek sorumluluk miktarını ödeme yapmasa dahi belirlemesinin mümkün olduğu gibi doğrudan kendisinin hesap yaparak sorumluluk miktarını belirlemesinin mümkün bulunduğu, alacak miktarının ve kusur oranlarının belirli ve kesin olması nedeniyle herkes tarafından yapılacak bir hesaplama ile sorumlu olunan borcun kolaylıkla belirlenebilir olması nedeniyle alacağın likit olmadığının iddia edilmesinin mümkün bulunmadığı göz önünde tutularak davalının haksız itirazı nedeniyle itiraz ettiği bölüm yönünden %20 oranında icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafça kötüniyet tazminatı talep edilmiş ise de davanın bütünüyle kabul edilmesine bağlı olarak reddedilen bir alacak bölümü bulunmadığından kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle; 1-Davanın kabulü ile, davalı tarafın davaya konu İzmir.... İcra Müdürlüğü'nün... sayılı dosyasında 22.555,45-tl asıl alacak ile ferilerine yaptığı kısmi itirazın iptali ile; takibin 22.555,45-TL asıl alacak ile bu alacağa ilişkin işlemiş faiz ve ferilerin tamamı yönünden devamına, 2-Asıl alacağın %20'si oranındaki 4.511,09-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalı tarafın kötü niyet tazminatı isteminin reddine, 4-Harçlar Kanunu gereğince; dava değeri olan 24.563,19 TL üzerinden alınması gereken 1.672,91 TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 385,20-TL + 35,00 TL tamamlama harcı= 420,20 TL harcın indirilmesiyle geriye kalan 1.252,71-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı yararına A.A.Ü.T.' nin 13 (1) md. uyarınca takdir edilen 3.400,00- TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yapılan 176,60 TL- tebligat masrafı, 130,00-TL elektronik posta ücreti, 114,30-TL posta masrafı, 0,35TL kep ücreti, 875 TL bilirkişi ücreti, 385,20-TL peşin harç, 27,70-TL başvurma harcı, 35 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 1.744,15-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı ve davalı taraflarca peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, HMK'nun 343 ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/07/2020
Katip... e-imza
Hakim ... e-imza