İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/26 E. 2020/164 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/26
Karar No
2020/164
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/26

KARAR NO : 2020/164

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 04/01/2019

KARAR TARİHİ : 19/02/2020

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili Karşıyaka ilçesi Şemikler semtinde bulunan arsada yapılacak olan inşaatta kalfa olarak çalışmak ve inşaatı kaba olarak tamamlamak üzere müvekkili ile ... İnşaat..şirketi arasında adi yazılı şekilde sözleşme imzalandığını, takip konusu alacağın nedeninin Karşıyaka ve Karaburun Mordoğan'da bulunan inşaatlarda davacı tarafından yapılan inşaat işinin karşılığı olan işçilik bedelinin tam ve eksiksiz olarak verilmemesi olduğu, Karşıyaka'daki inşaat için sözleşme konusu edimin müvekkili tarafından tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesinin ardından hakedilen işçilik ücretinin 31/12/2015 tarihinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, 126.368,00 TL hakedilen işçilik ücretinden 108.000,00 TL'nin ödenip bakiye 18.368,00 TL'nin ödenmediğini, ayrıca Mordoğan'da yapılacak inşaat için yapılan sözleşme gereğince de sözleşme konusu edimin müvekkili tarafından tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesinin ardından hakedilen işçilik ücretinin 31/12/2016 tarihinde ödeneceğinin kararlaştırılmasına rağmen 38.200,00 TL hakedilen işçilik ücretinden 26.555,00 TL'nin ödenip bakiye 11.645,00 TL'nin ödenmediğini, bu alacakların tahsili için İzmir ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan takibi davalı borçluların haksız bir şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek davalı borçluların icra takibine yaptığı itirazının iptaline ve bu itirazlar sebebiyle duran takibin devamına ve davalıların takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili duruşmadaki beyanında, müvekkilinin vergi kaydının bulunmadığını, herhangi bir vergi dairesine bağlı olmadığını, müvekkilinin tacir olmadığını, davalıların inşaat işlerini görmek üzere ustabaşı olarak birlikte çalıştığı kişilerle kendisine verilen inşaat ve tadilat işlerini yapan ve yevmiye hesabı çalışan işçi olduğunu ve SGK kaydının bulunduğunu, davacının davalılara ait işi görmek üzere gösterdikleri inşaatta kalfa olarak çalışmak ve kaba inşaatı tamamlamak üzere taraflarla imzalanan adi yazılı sözleşme ile kendisine verilen işi yaptığının ancak müvekkiline ödeme yapılmadığını beyan etmiştir.

Davalılara dava dilekçesi ve tensip zaptu usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olmasına rağmen davalılar davaya cevap vermemiştir.

İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası celp edilerek dosyaya eklenmiştir.

Dava, İİK nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali istemine ilişkindir.

Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.

Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.

TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesini değiştiren 6335 sayılı Kanun ile asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline getirilmiştir. Görev ilişkisi mahkemece re'sen davanın her aşamasında nazara alınan ve kamu düzeninden sayılan bir dava şartıdır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir.

Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.

Somut olayda, davacının ticaret sicili ile Esnaf ve Sanatkarlar Odasında kaydının bulunmadığı, davacı vekilinin duruşmada davacının vergi kaydının bulunmadığını beyan ettiği, celp edilen SGK kayıtlarının incelenmesinde davacının davalılardan ... ve ... İnşaat....Ltd. Şti. tarafından istihdam edildiği ve davacının sigortalı olarak çalıştığı anlaşılmış; her iki tarafın tacir ve uyuşmazlığın da ticari işletmeleriyle ilgili olmaması nedeniyle davanın ticari dava niteliğinde olmadığı, uyuşmazlığın taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı alacağa ilişkin olduğu anlaşılmıştır.

Dosya kapsamına göre davacının tacir olmadığı ve sigortalı olarak inşaatlarda kalfa olarak çalıştığı, mesleki faaliyetinin sermayeden çok bedeni güce dayandığı; ayrıca taraflar ticari veya mesleki gaye ile hareket ettiğinden taraflardan birinin tüketici de sayılamayacağı ve tarafların faaliyet alanlarına göre davaya konu uyuşmazlıkta tüketici işlemi bulunmadığı; öte yandan taraflar arasındaki uyuşmazlığın konusuna göre de görülmekte olan davanın Türk Ticaret Kanununun yukarıda belirtilen hükümleri gereğince mutlak veya nîspi ticarî dava olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenle TTK'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, Mahkememizin uyuşmazlığın çözümünde görevli bulunmadığı, genel görevli ve yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşıldığından davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM :

Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;

1-Davanın HMK'nun 114/1-c.maddesi gereğince görevsizlik nedeniyle HMK'nun 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE,

Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,

2-Kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde veya kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, yasal süre içerisinde başvuru yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına,

3-HMK 331/2 maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,

4-Mahkememiz görevsizlik kararı sonrasında görevli ve yetkili mahkemede yargılamaya devam edilmemesi halinde bu husus belirtilerek mahkememize başvurulması halinde harç ve yargılama giderleri konusunda mahkememizce karar verilmesine,

Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar, HMK 341 vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer mahkemeye verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yoluna başvurabileceği belirtilerek açıkça okunup usulden anlatıldı.19/02/2020

Katip ...

e-imzalı

Hakim ...

e-imzalı

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2019/26, K. 2020/164, T. 19.02.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-26-e-2020-164-k-6952749073ef