İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/689 E. 2026/173 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/689
Karar No
2026/173
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/689 Esas KARAR NO : 2026/173

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan), DAVA TARİHİ : 30/07/2018

Birleşen İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi ... esas ...Karar sayılı dosyasında: . DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/12/2019

ASIL VE BİRLEŞEN DOSYA KARAR TARİHİ : 26/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan asıl ve birleşen dosyalar yönünden yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ASIL DOSYA: Asıl dosya dava dilekçesinde: Davalı yönetim kurulu üyelerinin, yönetimini üstlendikleri şirketin kaynaklarını müvekkili ...nin sürekli ve haklı itirazlarına rağmen çeyrek asırdır kâr elde etmeyen ve elde etmesi de mümkün olmayan bağlı bir şirkete aktarmak suretiyle yönetimini üstlendikleri şirketin zararına sebep olmaları (ve dolayısıyla müvekkilimiz şirketin temettü haklarına zarar vermeleri) nedeniyle basiretsiz, özensiz ve dürüstlük kuralına aykırı bu eylemleri neticesinde sorumluluklarının tespit edilerek şirket zararının giderilmesi talebine ilişkin olduğu, ... Holding A.Ş.’nin yönetim kurulu üyeleri olduğunu, ... Holding 1979 yılında .... tarafından kurulduğunu, ...'ün 1994 yılında vefat ettiğini, müteveffanın mirasçıları olan 3 kardeş olan ..., ... ve ... eşit (1/3'er oranında) pay sahipleri olarak...ortaklığına devam ettiklerini, ...hisselerini dolaylı olarak, kendilerinin ve alt soylarının sahip olduktan holding şirketleri vasıtasıyla ellerinde tuttuklarını,..., çoğunluk pay sahibi olduğu müvekkilimiz Atlantik Holding A.Ş, ... çoğunluk pay sahibi olduğu... Holding A.Ş. ...’ de, çoğunluk pay sahibi olduğu ARD Holding A.Ş vasıtasıyla...Holding hisselerinin sahibi olduklarını, hissedar grupları eşit oranda (%33.3) hisse sahibi olduklarını, diğer iki grubun birlikte hareket etmesi neticesinde, müvekkili şirket azınlık durumunda kalarak yönetimden dışlandığını, davalı yönetim kurulu üyeleri, hakim durumdaki diğer iki grup tarafından müvekkili şirketin muhalefetine rağmen seçildiklerini, davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları...Holding, ...Havacılık ve Ulaştırma Hizmetleri A.Ş.'nin ("...Havacılık") %100 hissesine sahibi olduklarını, ...Havacılık, kurulduğu 1995 yılından beri, yani neredeyse çeyrek asırdır hiçbir zaman kâr elde etmediğini, müvekkili şirket pay sahiplerinin...Holdingin yönetiminden uzaklaştırılması sonrasında, hâkim ortakların yönetimine geçen...Holding tarafından sürekli zarar eden ...Havacılık'a, müvekkili şirketin (ve pay sahiplerinin) genel kurullardaki tüm itirazlarına rağmen, tam tamına 129.000.001 TL sermaye enjekte edildiğini, ...Holding bunu, ...Havacılık'ın ne zaman kâra geçeceğine yönelik hiçbir somut çalışma ve projeksiyon bulunmadan ve finansal planlama yapmadan, tamamen basiretsiz bir biçimde yaptığını, ...Havacılık'ı tasfiyeye sokmak yerine, sözü geçen şirkete sermaye koyarak...Holdingin zararına sebep olduğunu, davanın konusunun ...Havacılık'ın 23 Mart 2018 tarihli Genel Kurul kararıyla onaylanan ve 30 Mart 2018 tarihinde tescili gerçekleşen sermaye artışı çerçevesinde...Holdingin ...Havacılık'a 28.000.000 TL sermaye koyması suretiyle ...Holdingin uğramış olduğu zararın davalılar tarafından...Holding'e ödenmesi olduğunu, müvekkilimiz şirket pay sahipleri, 2011 yılından itibaren...Holdingin yönetiminden uzaklaştırıldığını, müvekkili şirket çoğunluk pay sahibi olan ..., ...Holdingi, 1994 yılında ...'ün vefatından itibaren 2012 yılına kadar, kardeşi ... ile birlikte yönettiğini, bu süreçte yönetim kurulu kararlarının tamamı oybirliği ile alındığını, 2011 yılı ortalarından itibaren ise...Holding genel kurul toplantılarında, müvekkili Atlantik Holdingin teklifleri, birlikte hareket ederek hâkim duruma geçen diğer kardeşleri tarafından reddedilmeye başlandığını, müvekkili şirket pay sahipleri ... ve ailesi sistematik olarak grup şirketlerinin yönetimden dışladıklarını, ... ailesinin...icra kurulundaki temsilcisi ...'ün kızı A...'ün iş akdi, ... ve ...nin talimatıyla 5 Ekim 2011 tarihinde feshedildiğini, ... şirketin tecrübeli yöneticilerinden olmasına rağmen...icra kurulu üyeliğinden çıkarıldığını, imza yetkilerinin alındığını,...'ün iş akdini fesheden ... ve ... grubu, bunu müteakip 15 Kasım 2011 tarihli yönetim kurulu toplantısında, ...Holding A.Ş. icra kumluna ...'ün ailesinden hiçbir üye almadığını, ...'ün diğer kızı ...'nun da...icra kuruluna seçilmesini reddettiklerini, 27 Haziran 2012 tarihli genel kurul toplantısında ..., ...Holding yönetim kurulu üyeliğine seçilmediğini, holding yönetiminden tamamen uzaklaştırıldığını, bu dönemde 3 kardeşin eskisi gibi birbirlerinin haklarına saygılı ve kendiliğinden uyumlu bir yönetim sağlayamayacağı ortaya çıktığını, müvekkili şirket tarafından, ...Holdingin diğer ortaklarına, tüm ortaklara eşit haklar tanıyan imtiyazlı hisselere dayalı bir ana sözleşme değişikliği ile tüm grupların eşit söz sahibi olabileceği bir yönetim anlayışının benimsenmesi ve bu kapsamda 3'e bölünebilecek bir sayıda teşkil edecek bir yönetim kurulu önerildiğini, ana sözleşme tadili önerisinin yönetim kurulunda görüşülüp genel kurul gündemine alınmasına karar verildiğini, 27 Haziran 2012 tarihli olağan genel kurul toplantı gündeminin 8. maddesi olarak görüşüldüğünü,... ve... Gruplarının itirazı nedeniyle oy çokluğu ile reddedildiğini, ...Holding’in eşit hissedarı konumundaki üç kardeşten ikisi olan ... ve ... birlikte hareket ederek hâkim hissedar konumuna ve müvekkili şirket pay sahipleri ...ile ailesi de azınlık durumuna geldiklerini, ...Holding yönetimini birlikte elinde bulunduran ... ve ... ile bu şahısların kontrolünde olan diğer yönetim kurulu üyelerinin, ...Holding kaynaklarını basiretsiz biçimde çarçur etmeleri...Holding yönetiminden uzaklaştırıldığını, müvekkili şirket ve pay sahiplerinin davalıların bu eylemlerini engelleyememesi ve böylelikle...Holdingin milyonlarca TL tutarında zarara uğratılmış olduğunu, davalılar, ...Holding’in % 100 bağlı şirketi ...Havacılık’ı tasfiyeye sokmak yerine daime zarar eden bu şirkete basiretsiz bir biçimde ve sürekli sermaye enjekte etmek suretiyle...Holding’i zarara uğrattıklarını, ...Holding, ...Havacılık’ın %100 hissedarı konumunda olduğunu, ...Havacılık 1995 yılında kurulduğunu, kurulduğu tarihte bir adet özel jet satın alarak bu jeti işletmeye başladığını, daha sonra 2013 yılında yeni bir özel jet uçağım satın aldığını, ...Havacılık'ın faaliyet sahası, özel jet işletmeciliği olduğunu, ... ve ..., söz konusu jeti (ve dolayısıyla ...Havacılık'ı), sosyal statüye sahip olmak amacıyla kullanmakta ısrar ettiklerini, jet sadece boşta durmasın diye 3. kişilere kiraladıklarını, ...Havacılık esasen, kâr elde etmesi için hayatta tutulan bir şirket değil, sürekli zarar etmesine rağmen hâkim ortakların özel jete sahip olabilmeleri için hayatta tutulan ancak aynı zamanda, nispeten az zarar etmesi amacıyla 3. kişilere de sınırlı hizmet satışı jet kiralaması yapan bir şirket olduğunu, hakim ortak olan ... ve ...'ün kontrollerindeki diğer yönetim kurulu üyeleri de, hukuka aykırı eyleme iştirak ettiklerini, ...Havacılık, kurulduğu 1995 yılından beri bir kez dahi olsun kâr ekle etmediğini, hissedarı...Holding’ herhangi bir temettü dağıtmadığını, tam aksine sürekli sermaye artış talebinde bulunduklarını, kuruluşundan itibaren neredeyse çeyrek asırdır bir kez bile kâr elde etmemesine rağmen, özellikte aynı zamanda müvekkili şirket pay sahipleri olan ... ve ailesinin...Holdingin yönetiminden uzaklaştırılmasından itibaren ...Havacılıkta beş kez sermaye artışı yapıldığını, ...Holding tarafından ...Havacılıkla tam tamına 129.000.001 TL sermaye aktarıldığını, ...Havacılık'ın sermayesi son 6 yılda tam tamına % 709 arttığını, 23 yıllık tarihinde tek sefer dahi kâr elde etmediğini, ...Havacılık'a, müvekkili şirketin pay sahibi olduğu...Holding tarafından son 6 yılda müvekkili şirketin her...Holding genel kurulunda bu duruma şiddetle karşı çıktıklarını, servet olarak nitelendirilebilecek kadar yüksek bir meblağda bir para aktarıldığını, ...Holding tarafından bu para ...Havacılık’a müvekkili şirket pay sahipleri ... ve ailesinin...Holding yönetiminden zorla uzaklaştırılmasından sonra aktarıldığını, bu para...Holding tarafından ...Havacılık'a aktarılmasaydı müvekkili şirkete ve diğer pay sahiplerine, kendi hisseleri oranlarında temettü olarak dağıtılabileceğini, bu para ...Havacılık'a aktarılmayıp kâr getiren yatırımlarda kullanılmış olsaydı...bu parayı nemalandırabilecek ve müvekkilini beklenen temettü tutarından çok daha yüksek olabileceğini, davanın davalıları olan hâkim ortaklar tarafından seçilen...Holding yönetim kurulu üyeleri belirtilen tutarı ...Havacılık'a basiretsiz bir biçimde aktararak...Holdingi zarara uğrattıklarını, müvekkili şirketin hak ettiği temettüye ulaşmasını engellediklerini, ...Holding yönetim kurulu tarafından dipsiz bir kuyuya basiretsiz bir biçimde atılmasına katlanmak zorunda bırakıldıklarını, müvekkili şirket pay sahipleri...Holdingin yönetiminden uzaklaştırılmış olduklarından bu duruma müdahale edemez hale geldiklerini, ...Holdingin yıllık olağan genel kurullarında müvekkili şirket ve pay sahipleri tarafından davalı yöneticilerden, TTK md. 516 ve 200 çerçevesinde bağlı ortaklık durumunda olan ...Havacılığın finansal/mal varlığı ile ilgili bilgi, hesap sonuçları ve ...Havacılık'ın diğer grup şirketleri ile bunların yöneticileri ve sahipleri arasındaki ilişkiler konusunda özenli, gerçeği aynen ve dürüstçe yansıtan, hesap verme ilkelerine uygun ve doyurucu bilgi verilmesi istenilmişse de bu bilgiler genel kurul esnasında müvekkiline verilmediğini, davalılar, bu bilgileri genel kurul sırasında müvekkiline vermek yerine, genel kurul sonrası müvekkiline bir cevap yazısı göndererek müvekkili şirket ve pay sahiplerinin sorularına cevap verdikleri izlenimini yaratmaya çalıştıklarını, yazılarda sadece ...Havacılık'ın faaliyet konusu hakkında 4 satırlık bir not, diğer kısa ve uzun vadeli yükümlülükler, öz kaynakların tutarı, dönem kâr/zararı gibi yetersiz bilgilere yer verdiklerini, müvekkili şirket ve pay sahiplerinin sorularına, gerçeği aynen ve dürüstçe yansıtan, hesap verme ilkelerine uygun ve doyurucu nitelikte cevap verilmediği ve muğlak ifadelerle konunun geçiştirilmeye çalışıldığının açık olduğunu, verilen bilgiler son derece kısıtlı ve dar kapsamlı olduğunu, ...Havacılığın 2017 yılında elde ettiği gelirin bilinmediğini, malvarlığının en önemli unsuru olan sermaye tutarına ilişkin bilgi esirgendiğini, davalıların amacının, genel kurulda müzakere edilmesi gereken bu bilgileri hazırlamayarak bu konulan müzakereden kaçınmak, ortaklardan bilgi saklamak ve müzakere haklarını kasıtlı olarak ortakların ellerinden almak olduğu görüldüğünü, genel kurul sırasında TTK md. 200'ün yürürlükte olduğu, genel kurulun zamanının belli olduğu, dolayısıyla yöneticilerin bu tarihe kadar ...Havacılıkla ilgili bilgilen hazır etmeleri gerektiği, kaldı ki müvekkili şirket ve pay sahiplerinin geçmiş senelerdeki genel kurullarda da bu yöndeki sorulan...Holdingin yönetimine iletmiş oldukları, bu nedenle aynı yöndeki soruların yeni genel kurulda da sorulacağının davalı yöneticilerle bilinebileceği/bilinmesi gerektiğinin açık olduğunu, müvekkili ..., 5 Temmuz 2018 tarihinde davalılara, Beşiktaş ... Noterliği kanalıyla bir ihtarname gönderdiklerini, davalılar, müvekkilinin talebini cevapsız bıraktıklarını, müvekkili söz konusu ihtarnamesine dava dışı...Holding tarafından cevap verildiğini, verilen cevapta, müvekkilinin bilgi ve belge talebi karşılanmadığını, soyut ifadelerle konu geçiştirilmeye çalışıldığını, yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğu TTK m. 549 ve devamı hükümlerinde düzenlendiğini, 553. maddede de üyelerin, kusurlu ihlalleri neticesinde şirketin, pay sahiplerinin ve/veya şirket alacaklarının uhdesinde meydana gelecek zararlardan sorumlu olacakları düzenlendiğini, TTK'nın 369. maddesinin 1, bendinde ise yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu açsından özen ve bağlılık yükümlülüğü kriteri belirlendiğini, yönetim kurulu üyeleri görevlerini yerine getirirken gerçekleştirdikleri her türlü fiil ve işlemlerinde tedbirli bir yöneticinin özeni ile hareket etmek, her daim şirketin menfaatlerini gözetmek ve karar ile eylemlerinde dürüstlük kuralına uygun davranmak zorunda olduklarını, ...Holding, kurulduğu 1995 yılından beri hiçbir zaman kâr elde etmemiş olan ...Havacılık'a son 6 yılda toplam 129.000.001 TL sermaye aktardığını, davalı...Holding yönetimi, ...Havacılık'ın ne zaman kâra geçeceğini bilmediğini, bir finansal planlama yapmadığını, çalışma ya da eylem planı da hazırlamadığını, Genel Kurul sırasında müvekkili şirket ve pay sahiplerinin sorularına verilen cevaplar bunun en açık göstergesi olduğunu, davalıların, yönetim kurulu üyesi oldukları...Holding'e karşı özen ve bağlılık yükümlülüklerine aykırı hareket ettiklerinin açık olduğunu, davalıların almış olduğu (kurulduğu günden bu yana sürekli olarak zarar eden bağlı şirketin tasfiyesinin istenmesi yerine öncekilere ilaveten yeniden sermaye enjekte edilmesi yönünde) kararın, yöneticisi olduktan...Holdingin kâr elde etmesini engellediği ve böylelikle müvekkilinin pay sahipliğine bağlanan haklarını (temettü alma hakkın/) ihlal ettiği açık olduğunu, davalıların aldığı kararların, normal şartlarda anonim şirketi yönetebilecek özellikleri haiz tedbirli bir yönetici tarafından alınması hiçbir şekilde mümkün olmadığını, kararların rasyonel bir yönü kesinlikle bulunmadığını, 23 yıldır zarar etmekte olan bir bağlı şirkete düzenli olarak sermaye aktarılmasının şirkete kazandırdığı herhangi bir menfaat olmadığını, tam aksine, aktarılan sermaye nedeniyle pay sahiplerinin kâr payı elde etme imkânları ellerinden alındığını, şirket (ve dolayısıyla pay sahipleri) zarar gördüğünü, ...Holdingin 2015 ve 2016 yıllarına ait genel kurul kararları üzerinde gerçekleştirilen finansal inceleme neticesinde hazırlanan ekli tespit raporundaki değerlendirmeler son derece dikkat çekici olduğunu, 14.01.2016 tarihli Genel Kurul Kararında Alınan Sermaye Artırımı Kararının Türk Ticaret Kanunu ve ilgili Mevzuata Uygunluğuna Yönelik Olarak Alınan Tespit Raporu'nda Yeminli Mali Müşavir Sn. ...tarafından; ".... örneğin, ...Havacılık şirketi sürekli zarar etmekte iken, şirketin tasfiye edilmesi gerektiği defaten yönetim kurulu toplantılarında gündeme getirilmekte iken şirketin zararını azaltıcı tedbirlerin alınması yerine, ikinci bir uçak alınması yoluna gidilmesi izaha muhtaçtır. Alman ikinci uçağın şirket bilançosuna, gelirlerine nasıl etki ettiğinin değerlendirilmesi gerekmektedir,.." tespitlerinde bulunulduğunu, 23.12.2015 tarihli Genel Kurul Kararında Alınan Sermaye Artırımı Kararının Türk Ticaret Kanunu ve İlgili Mevzuata Uygunluğuna Yönelik Olarak Alınan Tespit Raporu'nda ise Sn. ...: "... Ayrıca, zarar etmekte olan şirketlerde tasarruf tedbirleri alınması yerine, verimsiz ve/veya kârsız olan yatırımlarda ısrar edilmiş olması ve yeni yatırımlarda bulunulması yoluyla...Holding A.Ş.'de sermaye artırımı ihtiyacı yaratılması da sorgulanması gereken bir diğer unsur olarak dikkat çekmektedir. 23.12.2015 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı tutanağı tarafımdan İncelendiğinde, örneğin...Holding A.$'n!n sermayesinin tamamına sahip olduğu ...Havacılık Şirketi sürekli zarar etmekte İken, şirketin tasfiye edilmesi gerektiği defaten...Holding A.Ş'nin genel kurul toplantısında dile getirilmekte iken, şirketin zararını azaltıcı tedbirlerin alınması yerine, ikinci bir uçak alınması yoluna gidilmesi, dolaylı olarak...Holding A. Ş'nin pay sahiplerini zarara uğrattığı izahtan varestedir. Nitekim alınan ikinci uçağın şirket bilançosuna, gelirlerine nasıl etki ettiğinin, .. A.Ş'ye nasıl yansıdığı İç denetim yolu ile incelenmelidir..." şeklinde tespitte bulunulduğunu, yönetim kurulu üyeleri, şirket değerinin artmasıyla da mükellef olsa somut olayda, ...Havacılık'ın değerinde meydana gelen düşüşler sebebiyle...Holding tarafından 2015 yılı sonu itibariyle 54.928.929 71 Değer Düşüklüğü Karşılığı tutarı ayrıldığını, ...Holding yönetim kurulu da bu tutarı ...Havacılık’ın...mali tablosunda yer atan yatırım bedelini karşılayacak kadar nakit yaratma potansiyeli olmadığı İçin ayrıldığını beyan ettiğini, ...Havacılık, kâr elde etmek şöyle dursun, tam aksine, ...Holding bilançosunda değer düşüş karşılığına yol açmak suretiyle...Holding bakımından zarar yaratan ve yaratmaya devam eden bir şirket olduğunu, değer düşüş karşılığı ayrılmasının neden ve sonuçlarını burada kısaca açıklamak gerekirse/ davalı yönetim kurulu üyeleri, bir taraftan...Holdingin kaynaklarını önce borç veya sermaye avansı olarak vermek, sonra da sermaye artırımlarında bulunmak suretiyle ...Havacılık'a kullandırırken öte yandan, yapılan yatırımın...Holding'e geri dönüşünün olmadığını bilmekte, sermaye olarak aktarılan tutarların ticari ve ekonomik bir yarar sağlamasının söz konusu olmadığını, hazırlamış olduktan kendi bilançolarında ...Havacılık bünyesinde yatırılmış bulunan sermaye bedellerini karşılayacak kadar nakit yaratma potansiyeli olmadığın» itiraf ederek sermaye olarak yatırılan tutarlara karşılık değer düşüş karşılığı ayırmakta ve bu değer düşüş karşılıklarını...Holding'de zarar olarak kaydettiklerini, ...Holdingin hâkim ortakları olan ... ve ...'nin ...Havacıık'ı tasfiye etmekten kaçınmalarının altında yatan asıl neden, adı geçen bu iki şahsın, şirketin (yani...Holding'in) menfaati yerine şahsi menfaatlerini gözetiyor olmaları olduğunu, menfaatin mutlak surette maddi olması şart olmadığını, yöneticinin şahsi çıkarlarına herhangi bir şekilde hizmet edilmesinin yeterli olduğunu, ... ve ... özel Jet uçağa sahip olarak kendi şahsi sosyal statülerini artırma çabaları içerisinde olduklarını, ... Holding'in menfaatleri doğrultusunda hareket etmek yerine kendi menfaatleri doğrultusunda hareket etmekte, kontrollerinde olan diğer yönetim kurulu üyeleri de bu iki şahsın hukuka aykırı eylemlerine iştirak ettiklerini, bu süreçte azınlık hissedar olan müvekkili haklarını hiçe saydıklarını, İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı özel denetçi tayini davası kapsamında mahkeme'nin 22.01.2015 tarih ve ... Karar sayılı kararı ile İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası üzerinden...Holding’in iştiraklerinden ...A.Ş. kayıtlarında gerçekleştirilen özel denetim çerçevesinde hazırlanan denetim raporunda ...Havacılık'ın uçaklarının şahsi amaçlarla kullanıldığı, bu giderlerin muhasebe işlemleri sonucu vergi mevzuatına aykırı biçimde gerçekleştirildiği, bu durumun örtülü kâr dağıtımı teşkil ettiği şu şekilde tespit edildiğini, şirket, önemli bir kısmı dünyanın ünlü tatil bölgelerinde gerçekleştirilen seyahat harcamalarının tamamını ...olarak kayıtlara attığını, 02.03.2015 tarihli inceleme tutanağı ile bu harcamaların neden ... olarak kaydedildiği şirket yetkililerine sorulduğunu, cevap alınamadığını, şirketin yevmiye defteri incelendiğinde birçok yurtiçi ne yurtdışı seyahatin gider olarak kayıtlara alındığının görüldüğünü, bu tutarların... olarak kaydedilmesi söz konusu harcamaların ticari kazanan ekte edilmesi veya idame ettirilmesi ile ilgili olmadığını, kayden itirafı niteliğinde olduğunu, ticari kazanç ile ilgili olmayan ve şirket ortaklarının şahsi harcaması niteliğindeki giderlerin şirket yasal defterlerine ... olarak kaydedilmesi örtülü kâr dağıtımı anlamına geldiğini, bu seyahat harcamalarının gider olarak kaydedilmesiyle şirket zarara uğratıldığını, vergi kanunlarının gereklerini yerine getirmek amacıyla kanunen kabul edilmeyen gider kaydedilen bu harcamaların vergi matrahına eklenmesi suretiyle zarar artırıldığını, şahsi harcamalarının karşılamak suretiyle bu harcamaları yapan ortaklara örtülü kâr dağıtımı gerçekleştirdiğini, davalılar, müvekkiline karşı müteselsilen sorumlu olduklarını sürekli zarar eden ve ne zaman kara geçeceği konusunda hiçbir öngörü, hedef, çalışmaya da projeksiyonun bulunmadığı anlaşılan ...Havacılık'a, müvekkili ... Holding AŞ. nezdinde de pay sahibi olan... ve ailesinin...Holding yönetiminden uzaklaştırılmasından sonra son 6 yılda toplam 129.000.001 TL sermaye aktarıldığını, ...Havacılık’ın tasfiyeye sokulması yerine andan şirkete sermaye enjekte edilmeye devam edilmesi, dipsiz bir kuyuya taş atmaktan başka bir şey olmayıp bu vesileyle...Holdingin malvarlığı çarçur edildiğini, ...Havacılık’ın 23/03/2018 tarihli Genel Kurul kararıyla onaylanan ve 30/03/2018 tarihinde tescili gerçekleşen sermaye artışı çerçevesinde...Holding’in ...Havacılık'a 28.000.000 TL sermaye koyması hukuka aykırı olduğunu, ...Holding bu sermaye artırımı sebebiyle davalılar tarafından aynı tutarda (28.000.000 TL) zarara uğratıldığını,28.000.000 TL'nin ...Havacılık'a sermaye olarak enjekte edilmesi yerine bu paranın kâr getirecek bir yatırımda kullanılması durumunda...Holdingin ilaveten bir gelir elde edeceği ve davalıların eylemleri nedeniyle bu gelirden de mahrum kalmış olduğunun açık olduğunu, ...'ün mahrum kaldığı kârın ne kadar olduğu, ...Holding’in ticari defterleri incelenmek suretiyle ancak bilirkişi marifetiyle tespit edilebileceğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalıların tedbirsiz ve yöneticileri oldukları şirketin menfaatleri ile dürüstlük kuralına ay kın eylemleri nedeniyle...Holdingin uğramış olduğu 28.000.000 TL’lik zararının avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek şirkete ödenmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl dosya davalılar cevap dilekçesinde: Davacı iddia ettiği sözde zarara ilişkin tutarı, yani sözde alacağın miktarını tam ve kesin olarak belirleyebilir durumda olduğunu, HMK’nın 107.maddesine aykırı bir şekilde alacak davası olarak ikame edilen davanın emsal Yargıtay Kararları uyarınca hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesini, davacı sorumluluk iddiasını esasen tek bir olguya dayandırdığını, ...'ün uğradığını iddia ettiği zarar ise...'ün ...Havacılık'a koyduğu 28.000.000 TL tutarındaki sermayeden ibaret olduğunu, davacı yan arıca sözde zarar iddiasına ilave olarak ve adeta...yönetiminin yerine geçerek bu para (28.000.000 TL) sermaye olarak ...Havacılık'a enjekte edilmeyip kar getirecek bir yatırımda kullanılsa idi ...'ün ilave gelir elde etmiş olabileceğini iddia ettiğini, bu kar getirecek yatırımın ne olabileceği hususunda somut tek bir örnek dahi verememiş, herhangi bir karşılaştırma yapamadığını, kendisi sözde zarar miktarı bakımından hesaplama yapmak ve somut örnekler vermek yerine bu konunun yapılacak inceleme esnasında tespit edilebileceği iddiası ile belirsiz alacak davası kurumunu açıkça kötüye kullandığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının iddiaları doğru kabul edilse dahi, ...'ün zararına sebep olduğu öne sürülen sermaye miktarı yatırımlarda kullanılsa idi elde edilebilecek olan karın, Yönetim Kurulu üyeleri olan müvekkillerinin davaya konu eylemleri ile uygun illiyet bağlantısı içinde olmadığı, bu bakımdan yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayalı olarak ikame edilen işbu davada gerçek zarar kisvesi altında mahrum kalındığı iddia edilen kar tutarının da talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, her yatırımın şirkete olumlu etki etmeyeceği, bazı yatırımların etkilerinin olumsuz olabileceği de nazara alınır ise, davacının maddi zarara ek olarak kesin bir kar varmışcasına kar maliyetini de talep etmesinin hiç bir anlamı bulunmadığını, bir an için davacının mantığı ile hareket edildiğinde, anonim şirket yönetim kurulu üyelerine karşı ikame edilen istisnasız her davada, şirketin uğradığı ileri sürülen maddi zarara ek olarak, söz konusu miktarın farklı yatırımlarda kullanılması halinde elde edilebilecek olan karın da davaya konu olması gerekeceğini, böyle bir hesaplama ise ticari hayatın gerçekleri karşısında imkansız olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin eylemleri ile uygun illiyet bağı içerisinde dahi olmayan ve tek bir somut örneğe dahi isnat etmeyen afaki zarar iddiasına istinaden tazminat talep edilmesinin sorumluluk hukukunun genel ilkelerine de aykırı olduğu izahtan vareste olduğunu, davacının ileri sürdüğü; sözde zarar için açtığı dava kadar, bu sözde zarar bakımından davasını belirsiz alacak davası hükümlerine dayandırması HMK'nun 107. maddesine açıkça aykırı olduğunu, hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğini, davanın usulden reddine karar verilmesini, ispat yükü üzerinde olan davacı, zarar iddiasını yaklaşık olarak dahi ispat eden hiçbir somut delili sunmadığın, dava dilekçesinin 2. sayfasından 4. sayfasına kadar yer verilen iddialar gerçeklerle bağdaşmadığını, söz konusu iddiaların işbu davanın konusu ile de uzaktan yakından ilgisi olmadığını, ...Havacılık’ın ihtiyacı olan sermaye artırımı sebebiyle ...'ün hissedarı olduğu ...Havacılık Şirketi'ne sermaye koyması olduğunu, dava dışı beyan ve iddiaların davaya mesnet olmasının mümkün olmadığını, dava dışı ...'ün ...'te azınlık diğer iki ortağın ise hâkim konumda olduğu şeklindeki iddia dava konusu ile ilgili olmadığını, tümüyle gerçek dışı olduğunu, ... ile ... ve ... kardeş olduğunu, ...e miras yoluyla ortak olduklarını, ...'te %33,33'er paya sahip olduklarını, ...nezdinde azınlık-çoğunluk veya hâkimiyet statüsü olmadığını, ...Esas Sözleşmesi uyarınca da kararlar kanun ve Esas Sözleşme'de öngörülen asgari nisaplar ile alındığını, davanın konusu ile tamamen alakasız bir şekilde, dava dışı ...'ün pay sahiplerince...Yönetim Kuruluna üye seçilmediği ifade edilmiş ise de, bu durum ticari hayatın olağan akışına son derece uygun olduğunu, yönetim kurulu üyeliği seçimi bakımından da devredilemez yetkiyi haiz en üst organ konumundaki genel kurulun takdir yetkisi tartışma konusu yapılamayacağını, bu hususun Yönetim Kurulu üyeleri olan müvekkillerine karşı ikame edilen sorumluluk davasına konu edilmesi hiçbir şekilde mümkün olmadığını, ...davada taraf sıfatını haiz olmadığını,...'ün ...'te Yönetim Kurulu üyeliğine seçilip seçilmemesinin ve ...'ün kızının iş akdinin dava ile uzaktan yakından ilgisinin bulunmadığını, ...Yönetim Kurulu üyeleri olan müvekkillerine karşı ikame edilen davada söz konusu iddiaların ileri sürülmesi, sözde zarar iddiasını hiçbir somut delile isnat ettiremeyen davacının davayı konusundan saptırmaya ve kendisine yönelik genel bir mağduriyet algısı yaratmaya yönelik kötü niyetli çabasının ve işbu davanın hukuki gerekçelerle değil şahsi husumetten kaynaklanan nedenlerle ikame edildiğinin göstergesi olduğunu, ...'ün 31 Ekim 2013 tarihli Genel Kurul Toplantısı'nda, davaya konu ...Havacılık'ın genel kurul toplantısından beş sene önce gerçekleştirilen sermaye artırımının ve söz konusu sermaye artırımı kararına karşı ikame edilerek sonuçlanmış bir davanın da bu davada ileri sürülen iddialar ile hiçbir bağlantısının bulunmadığını, uğradığını iddia ettiği zararı hiçbir somut delile isnat ettiremeyen davacının yıllar önce...tüzel kişiliğine karşı ikame edilen bir davada verilen Mahkeme kararını bu davadaki iddialarına ilişkin bir delilmiş gibi göstermeye çalıştığı ortada olduğunu, İstanbul .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce (Dosya No. ... E.) ...'ün sermaye artırımına ihtiyacı olmadığı için değil, öncelikle iç kaynakların tümümün nakde çevrilmesi akabinde nakdi sermaye artırımı yapılması gerektiği gerekçesiyle, tamamıyla şekli nedenlerle iptal edildiğini, mahkemeye ibraz edilen 01 Haziran 2015 tarihli bilirkişi raporunda ...'ün gerçekleştirilmesi planlanan yatırımlar bakımından nakdi sermaye artışına ihtiyacı olduğu, şirketin nakdi toplamının, diğer bir deyimle, finansal durumunun yeterli olmadığı, pay sahiplerince alınan sermaye artırım kararının mali ve finansal bakımdan yerinde ve doğru olduğunun teyit edildiğini,...’de mahkeme kararma uygun olarak 23 Aralık 2015 tarihinde önce iç kaynaklardan sermaye artırım kararı aldığını, 14 Ocak 2016 tarihinde nakdi sermaye artırımı yaptığını, davacı bu sermaye artırım kararlarına iştirak ettiğini, davacının 14 Ocak 2016 tarihli sermaye artırım kararının iptali talebi ise İstanbul Asliye ... Ticaret Mahkemesi'nin (Dosya No.... E.) 24 Mayıs 2018 tarihli kararı ile reddedildiğini, sermaye artırımı kararının...'ün yönetim kurulu üyelerince değil pay sahiplerince alındığı göz önünde bulundurulduğunda dahi tüm bu hususların bu davada gündeme getirilmesinin abesle iştigal olduğunun tartışmasız olduğunu, davacının dava dışındaki ve dava ile ilgisiz beyan ve iddialarının dinlenilmesine olanak olmadığını, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu iddiasıyla ikame edilen bu davada davacı, müvekkillerinin kanundan ve esas sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ederek ...'e veya pay sahiplerine zarar verdiklerini ispatlayan hiçbir somut delil ibraz etmediğini, davayı müvekkilleri ile ilgisiz ve gerçek dışı iddialara dayalı olarak ikame ettiğini, mesnetsiz davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, müvekkillerinin tüm iş ve işlemleri...sözleşmesine ve kanuna uygun olduğunu, müvekkillerinin görevlerini özen ve bağlılık yükümlülüğü çerçevesinde ve tedbirli bir yöneticinin özeniyle eksiksiz ifa ettiklerini, müekkillerinin sorumluluğunu gerektirecek hiçbir neden olmadığını, ...Yönetim Kurulu üyeleri müvekkiline ikame edilen davada tüzel kişi olan ...Havacılık’ın sermaye artırıma ilişkin genel kurul kararının hukuka uygun olup olmadığı, sermaye artırımının yerinde bir karar olup olmadığının tartışılması mümkün olmadığını, davacı taraf kanunun kendisine tanıdığı bir hakkı açıkça kötüye kullandığını, pay sahibi olmadığı bir şirkette alınan genel kurul kararının hukuka uygunluğunu sorumluluk davası kisvesi altında dava konusu yapmaya çalışmakta olduğunu, Genel Kurul Kararının ...Havacılık’ın esas sözleşmesine ve Türk Ticaret Kanununa uygun olduğunu, ...Havacılık'ın sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararı sebebiyle müvekkillerinin sorumluluklarının söz konusu olamayacağını, TTK'nın Kurucuların, Yönetim Kurulu Üyelerinin, Yöneticilerin ve Tasfiye Memurlarının Sorumluluğu başlıklı 553/1. maddesi Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar hükmünü amir olduğunu, yönetim kurutu üyelerinin hukuki sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için, bu kişilerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmeleri ve ileri sürülen kusurun bunu iddia eden tarafça ispat edilmesinin gerektiğini, ...'ün ve...pay sahiplerinin müvekkillerinin kusurundan ya da ihmalinden kaynaklanan hiçbir zararı söz konusu olmadığını, davacı da sözde zarar iddiasını ve müvekkillerinin görevlerini kusurlu bir şekilde ihlal ettiklerini ispatlayan hiçbir somut delil ibraz etmediklerini, davacının bu davada...Yönetim Kurulu üyeleri olan müvekkilleri hukuki sorumluluklarını doğurduğunu ileri sürdüğü tek husus, dava dilekçesinin 3. ve 20. sayfalarında da belirtildiği üzere, ...Havacılık'ın 23 Mart 2018 tarihli genel kurul toplantısında alman sermaye artırım kararı ve bu artırım kararı uyarınca ...'ün ...Havacılık'a 28.000.000 TL sermaye koyması sebebiyle ...'ün zarara uğradığı iddiası olduğunu, dava dışı bir tüzel kişi konumunda olan ...Havacılık'ın Genel Kurul Toplantısında alınan bir kararın hukuka uygun olup olmadığı, ...Yönetim Kurulu üyeleri olan müvekkillerine karşı ikame edilen işbu sorumluluk davasında tartışılmasının mümkün olmadığı, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, söz konusu genel kurul kararının hukuka aykırı bir karar olduğu varsayımında dahi bu hususun ancak ...Havacılık'a karşı ikame edilecek bir davada incelenebileceği izahtan vareste olduğunu, davacı yan, ...Havacılık nezdinde pay sahibi olmadığı için, iptal davası açarak ...Havacılık'a karşı ileri süremediği mesnetsiz iddialarını sorumluluk kisvesi altında...Yönetim Kurulu üyelerine karşı açtığı bu davada dile getirdiğini, ...Yönetim Kurulu üyeleri olan müvekkilleri ...'ün hissedar olduğu başka bir şirkette sahip olduğu oy hakkını kullanması neticesinde alınan karar nedeniyle hukuken sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığını, yönetim kurulu üyelerinin hukuken sorumlu tutulabilmeleri için kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmeleri ve neticede şirkete ya da pay sahiplerine bir zarar vermiş olmaları gerektiğini, müvekkillerinin, ...'ün ...Havacılık genel kurulunda sahip olduğu oy hakkını belirli bir yönde kullanmasına yönelik irade açıklamasından ibaret olan eylemlerinin ise kendilerine kanun ya da şirket esas sözleşmesi ile yüklenen görevleri kusurlarıyla ihlal etmeleri olarak değerlendirilemeyeceği açıkça ortada olduğunu, davacı tarafından, ...'ün ...Havacılık genel kurulunda sermaye artırımı yönünde olumlu oy kullanmasına ilişkin 16 Mart 2018 tarihli Yönetim Kurulu Kararı da haklı, hukuka uygun ve geçerli bir karar olduğunu, bir an için ...Havacılık'ın davaya konu 23 Mart 2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan sermaye artırım kararının hukuka aykırı olduğu varsayıldığında dahi, bu iddianın ancak ...Havacılık'a karşı ikame edilecek bir davada ileri sürülebileceği, bu halde dahi müvekkillerinin ...'ün oy hakkının belirli bir yönde kullanılmasına ilişkin takdir yetkilerinin tartışma konusu edilemeyeceği ve müvekkillerine sorumluluk yüklenemeyeceği tartışmasız olduğunu, davacı yan, kanunun kendisine tanıdığı bir hakla açıkça kötüye kullanmak suretiyle pay sahibi olmadığı bir şirkette alınan genel kurul kararının hukuka uygunluğunu sorumluluk davası kisvesi altında dava konusu yapmaya çalıştığını, davacının bu kötü niyetli tutumu hukuken himaye edilemeyeceğini, davacı tarafından bu dava ...Havacılık'a karşı genel kurul kararının iptali talebiyle ikame edilen bir davaymış gibi dava konusu yapılmaya çalışıldığını, ...Havacılık'ın 23 Mart 2018 tarihinde yapılan 2017 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantısında gündemin 8.maddesi uyarınca alınan sermaye artırımına ilişkin karar da ...Havacılık Esas Sözleşmesine ve TTK'ya uygun olarak alınan bir karar olduğunu, ...Havacılık Esas Sözleşmesinde, sermaye artırımına ilişkin özel bir madde bulunmadığını, Esas Sözleşme'nin 32. maddesinde İş bu ana sözleşme ile düzenlenmemiş hususlar hakkında Türk Ticaret Kanunu’nun hükümleri ile diğer ilgili mevzuat uygulanacaktır şeklinde, sermaye artırımına ilişkin esas sözleşme tadilleri bakımından TTK hükümlerinin tatbik edileceği ifade edildiğini, anonim şirketlerde esas sermayenin artırılması TTK ile tanınmış bir hak olduğunu, ana sözleşmede bu hususta ayrıca bir madde öngörülmesine gerek olmadığını, Kanunda belirtilen şartları yerine getirmek kaydıyla ortaklık her zaman sermaye artırımına gidebilir ki artırım hususu da esas sermaye sisteminde münhasıran pay sahiplerinin (genel kurulun) takdirinde olan bir husustur ve genel kurulun devredilemez yetkilerinden olduğunu, yeni paylar çıkarılması suretiyle dış kaynaklardan sermaye artırımında, ortaklığa konulan veya konulması taahhüt edilen yeni sermaye karşılığında iştirak taahhüdünde bulunanlara yeni paylar verilmesi ve böylece ortaklıkta mevul pay sayısının artırılması söz konusu olduğunu, TTK'nun 456. vd. maddelerinde ise bu tür sermaye artırımı düzenlendiğini, ...Havacılık'ın tek pay sahibi...tarafından 23 Mart 2018 tarihli genel kurul toplantısında gündemin 8.maddesi uyarınca alınan şirket sermayesinin 142.787.325 TL'ndan 170.787,325 TL'na artırılmasına ilişkin karar da TTK hükümlerine uygun olduğunu, TTK'nun genel kurula verdiği yetkiye istinaden yapılan sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının ve bu genel kurulda pay sahipliğinden kaynaklanan oy hakkını kullanan ...'ün verdiği oyun yerindeliğinin değerlendirilmeye tabi tutulması yerindelik denetimi sonucunu doğurur ki, kanunun böyle bir denetime cevaz vermediği açık olduğunu, davacı yan ttk'nın 553/1. maddesi uyarınca ispat külfetini yerine getiremediğini, müvekkillerinin kanundan ve esas sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ederek şirkete ya da pay sahiplerine zarar verdiklerini ortaya koyamadığını, davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, TTK'nın 369. maddesinde Yönetim Kurulu Üyeleri'ne görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü getirildiğini, müvekkilleri görevlerini hem şirket Esas Sözleşmesi'nin hem de kanunun kendilerine yüklediği tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirdiklerini, TTK'nın kurucuların, Yönetim Kurulu Üyelerinin, Yöneticilerin ve Tasfiye Memurlarının Sorumluluğu" başlıklı 553/1. maddesi uyarınca Yönetim Kurulu Üyeleri'nin hukuki sorumluluğundan bahsedilebilmesi için bu kişilerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmeleri ve ileri sürülen kusurun bunu iddia eden tarafça ispat edilmesi gerektiğini, TTK'nın 553. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişiklikle yönetim kurulu üyelerine karşı ikame edilen sorumluluk davasında kusur karinesi kaldırıldığını, bu davada müvekkillerinin kusursuz olduklarını isnat etmeleri değil, aksine davacının müvekkillerinin kusurlu bir şekilde görevlerini ihlal ederek şirketi zarara uğrattıklarını ispat etmeleri gerektiğini, davalıların kusurlu olduklarını iddia eden davacının, zarar görenin, davalının kusurlu olduğunu kanıtlaması gerektiğini, zararın tutarı da yine davacılar tarafından ayrıca kanıtlanmasının gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olduğu, davacının hem yönetim kurulu üyelerinin kusurlu olduklarını hem de zararı ispatlamaları gerektiği açıkça vurgulandığını, TTK'nın 553. maddesinde yer alan kusur karinesi kaldırıldığını, davacının müvekkillerinin sorumlulukları bulunmadığını ispatlamaları gerektiği iddiasının da kabulü mümkün olmadığını, mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini, dava dışı ...Havacılık şirketinin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ve ...Havacılık şirketinden finansal içerikli bilgi ve belge temin edilmesi yönündeki talebinin hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, kötünîyetli davacının iddialarının aksine ...Havacılık Şirketi ticari faaliyeti olmayan ve tasfiyesi gerekli bir şirket değil, ticari faaliyetleri kapsamında uçuşlar ve kiralamalar gerçekleştiren aktif bir ticaret şirketi olup, ...'ün hissedarı olduğu bir şirkete o şirketin finansman ve nakit ihtiyacı dolayısıyla sermaye koyması ...'ün bir holding şirket olmasının en doğal sonucu olduğunu, dava dışı ...Havacılık'ın tasfiyesinin gerektiği yönündeki iddiası...yönetim kurulu üyeleri aleyhindeki sorumluluk davasının konusu olmadığını, ...şirketler topluluğunun bu denli köklü bir şirketin tasfiyesi...grubu için bir sektörden çıkmak anlamına geldiğini, tasfiye kurumu da, tasfiye edilecek şirketin genel kurulu tarafından müzakere edilecek bir husus olup, ...havacılık nezdinde pay sahibi veya yönetim kurulu üyesi olmayan davacının ...Havacılık'ın tasfiyesinin gerekip gerekmediği hususundaki beyanları bu davada dinlenemeyeceğini, davanın reddini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DOSYA Davacı vekili tarafından sunulan 25/12/2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri şirketin yönetim kurulu üyeleri olduğu...Holding ünvanlı şirketin %33.33 sermaye oranına sahip olduğunu, dava dışı şirketin yönetim kurulu üyeleri tarafından müvekkilleri şirketin tüm uyarılarına rağmen dava dışı şirketin %100 hissesine sahip olduğu ...Havacılık A.Ş.'ye çeyrek asırdır kar etmemesine karşın 158.000.001,00 TL sermaye aktarıldığını, 2011 yılı ortalarından itibaren müvekkilleri şirket pay sahipleri ...ve ailesinin ...Havacılık A.Ş.'ye aktarılan paraları sorgulamaları sonucunda yönetimden uzaklaştırıldığını, davalılardan ... ve ...'nin şirketin menfaati yerine şahsi menfaatlerini düşünerek hareket ettiklerini dolayısıyla ...Havacılık A.Ş.'yi tasfiye etmek istememelerini, diğer yönetim kurulu üyelerinin de bu iki şahsın hukuka aykırı eylemlerine iştirakte bulunduklarını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalıların tedbirsiz ve yöneticileri oldukları şirketin menfaatleri ile dürüstlük kuralına aykırı eylemleri nedeniyle 26 Eylül 2018 tarihinde tescili gerçekleşen sermaye artışı çerçevesinde...Holding tarafından ...Havacılık'a koyulan sermaye nedeniyle ...Holding A.Ş.'nin uğramış olduğu 29.000.000,00 TL'lik zararının avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek şirkete ödenmesini, yargılama giderleri ve kanuni vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili tarafından sunulan 03/02/2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddia ettiği zararı belirleyebilir durumda olmasına rağmen hukuka aykırı olarak belirsiz alacak davası açtığını, müvekkillerinin ...'ün nakit sermaye ihtiyacını karşılamak ve likidite rasyolarını tutturmasını temin etmek amacıyla ...Havacılık'a sermaye artırımı gerçekleştirdiklerini, davacının da içinde bulunduğu genel kurul tarafından alınan sermaye artırımı kararının ...Havacılık Esas Sözleşmesi'ne ve TTK'ya uygun olduğunu, İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülmekte olan ... E. sayılı dosya kapsamında davacı tarafından dosyaya sunulan taraf delili niteliğindeki ... tarafından beyan edilen uzman görüşünün hatalı ve yanlış değerlendirmeler içerdiğini, ...Havacılık'ın zarar ettiğine dair geçerli bir delil bulunmadığını, tasfiyesi gerekli bir şirket olmayıp ticari faaliyetlerine devam eden bir şirket olduğunu ve kimsenin şahsi menfaatine de hizmet etmediğini, davacı yanın ...Havacılık'ın tasfiyesinin gerektiği yönündeki iddiasının müvekkillerinin sorumluluk davasının konusu olmadığını, HMK'nın 107. maddesinde düzenlenen “belirsiz alacak davası” şeklinde ikame edilen davanın davacıya ek süre verilmeksizin hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddini, davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğine ilişkin usuli itirazımızın Mahkemenizce kabul edilmeyerek davanın esasına girilmesi halinde, salt kişisel husumete dayalı olarak kötü niyetle ve yerindelik denetimi saikiyle ikame edildiği açık olan ve herhangi bir somut belge ve delile de dayanmayan haksız ve hukuka aykırı davanın reddini, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Asıl ve birleşen dosyalar, davacı şirket tarafından davalı aleyhine açılan Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan tazminat davasıdır. Birleşen dosya 25/12/2019 tarihinde açılmakla davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür. Mahkememizin ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip, deliller toplanmıştır. Birleşen İstanbul 20.Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/1331 esas 2023/9 Karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında: Bilirkişiler ..., ...ve... tarafından hazırlanan 07.12.2020 tarihli raporda: "Mahkeme 18.06.2020 tarihli ön inceleme duruşma tutanağı ile davalı şirket ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmasını istemiş ise de, davalılar arasında bir "tüzel kişilik" bulunmadığı anlaşılmaktadır; dava, dava ikame eden yanca dava dilekçesinde izhar edilen sebeple gerçek kişi konumunda olan eşhasa tevcih olunmuştur. Bu itibarla öncelikle dava konusu ihtilafta taraf iddia ve savunmalarının değerlendirilebilmesi için dava dışı (davalıların yöneticisi olduğu)...Holding A.Ş. ile yine dava dışı ...Havacılık A.Ş.'ne ait birtakım mali tabloların incelenmesi gerekmektedir kanısındayız. Zira; ihtilaf konusu olaym, bahse konu dava dışı ...Havacılık A.Ş. genel kurul toplantısında alman kararlarm iptaline yönelik olmamakla birlikte, davalıların yöneticisi konumunda oldukları dava dışı...Holding ile davacı ... arasmda ortaklık ilişkisinin mevcut olduğu dikkate almarak, dava dışı ...Havacılık A.Ş. nezdinde yapılan sermaye artırımlarının, davacı ... aleyhine sonuç doğuracak nitelikte olup olmadığı hususunda toplandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, takdiri mahkemeye ait olmak üzere; aşağıda her bir dava dışı şirket için, mali ve işletmesel yorum bakımından, ayrı ayrı belirtilmiş mali tablo ve bir takım kayıtların ilgili dava yanınca sunulması halinde, dava konusu ihtilafa yönelik olarak Bilirkişi Kurulumuzca değerlendirme yapılması mümkün olabilecektir. Bu noktaya tamamen taraf anlatımlarından çıkılarak varılmış olup, takdir tamamen sayın Mahkemeye aittir. Bu metin tekemmül etmig bir rapor değildir ve bu halivle hüküm kurmaya salih olmayıp ÖN RAPOR mahiyetindedir Buna göre, aşağıda, SONUÇ kısmında yazılı evrakın dosyaya fcvrakı muktezidir. (Taraflara dosyaya da sunduğumuz üzere, 12.11.2020 tarihinde e-mail gönderilmiş, e-maile aynı tarihte geri bildirim yapılmış, ancak, bu güne kadar (rapor tarihine kadar) talep edilen belgeler tarafımıza gönderilmemiş ve sunulmamıştır. Diğer taraftan tarafların talep edilen belgeleri HMK.219/2. madde mucibi dilekçe ekinde sunmalarının da takdiri sayın Mahkemeye aittir.)) " şeklinde rapor sunulmuştur. Bilirkişiler tarafından hazırlanan 07.04.2021 tarihli raporda: "Tüm inceleme, tespit ve değerlendirmeler ile rapor içerisinde yer verilen gerekçelere binaen; Asli takdir delillerle doğrudan temas eden mahkemeye ait olmak kaydı ile, yukarıda ifade edilen esaslara dayalı inceleme ve değerlendirmelere bağlı olarak, dava dışı...holdingin, yine dava dışı ...Havacılık A.Ş.'ne 29.000.000,00 TL sermaye koyması nedeni ile zarara uğradığından bahsedilemeyeceği, Bununla birlikte, davaya konu sermaye artırımı yapılmasının, dava dışı ...Havacılık mali tabloları dikkate alınarak, rapor İçerisinde detaylarına yer verilen nedenlerle elzem olmadığı değerlendirilmiş olmakla, takdirin bu zaviyeden de tamamen mahkemeye ait olduğu, mahkemece, dava dışı...Holdingin, yine dava dışı ...Havacılıkta 29.000.000,00 TL tutarında sermaye artırımı yapılması yönündeki kararının yerinde olmadığı kanaatine ulaşılması halinde, o seçenekte, şirketin 4.019.400,00 TL zarara uğramış olabileceği, Yönündeki tespit ve değerlendirmelerimizi muhterem Mahkemenin takdirlerine saygı ile ara ederiz." şeklinde rapor sunulmuştur. Bilirkişiler Prof. Dr. ...,...,...,...,...,...ve ... tarafından hazırlanan 28.05.2022 tarihli raporda: "Fiili olarak önemli bir ticari faaliyeti bulunmayan, tamamen yatırım amaçlı olarak faaliyette bulunan, kar payı dağıtmayan dolayısıyla da kısa vadede faaliyet konusunun imkansız hale geldiği dahi ileri sürülebilen, sürekli zarar eden bir şirkete sürekli sermaye aktarılmasının, basiretli davranma yükümlülüğüyle bağdaşamayacağı, her ne kadar zikredildiği üzere uzun vadede şirket prestiji ve gelecekte kar elde etme gayesi ile bu yatırımın yapıldığı anlaşılsa da, kısa ve orta vadede aktarılan sermaye getirisi oranında hak mahrumiyetine sebep olabileceği, bu bakımdan davalıların, dava dışı...Holdingcin Eylül 2018 döneminde iştirakine sağlamış olduğu 29.000.000,00 TL tutarındaki sermaye yatırımından kaynaklı olarak detayları yukarıda izah edilen metodoloji kapsamında hesaplanan mahrum kaldığı 4.019.400,00 TL tutarındaki net kar kaybından sorumlu olmaları gerektiği, sonuç ve kanaatine varılmış bulunmaktadır." şeklinde rapor sunulmuştur. Bilirkişiler tarafından hazırlanan 29.12.2022 tarihli raporda: Bilirkişi kurullarının kök rapordaki görüş ve kanaatinde herhangi bir değişiklik oluşmamıştır. "şeklinde ek raporlarını sunmuşlardır. Mahkememiz asıl dosyasında bilirkişilerden alınan raporlar: Bilirkişiler Dr. ..., ..., ... ve ... tarafından hazırlanan 19.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda: "...Havacılık Ulaştırma Hizmetleri A.Ş.' nin 23.03.2013 tarihli Genel Kurul Kararı ile onaylanan ve 30.03.2013 tarihinde tescili gerçekleşen sermaye artışı çerçevesinde...Holding A. Ş.' nin ...Havacılık Ulaştırma Hizmetleri A.Ş.' ne 28.000.000,00 TL sermaye koyması suretiyle...Holding A. Ş.' nin uğramış olduğu zararın avans faizi birlikte davalılar tarafından...Holding A. Ş.' ye ödenmesi konulu... E. Sayılı davada tarafların iddia - savunma ve talepleri, dava dosyasına sunulu mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesi, işletme ve muhasebe bazlı incelemeler ve değerlendirmeler neticesinde oluşan kanaat aşağıda arz edilmiştir. Meselenin bilcümle hukuki takdiri ve tavsifi ise 6100 sayılı HMK' nın md. 266/c.2 ve 279/4 ahkamı ile 6754 sayılı yasanın md. 3/(3) hükmü gereği münhasıran Yüce Mahkemeye ait olmak kaydıyla: Dava dosyasında mevcut belgelerden anlaşıldığı üzere dava dışı...Holding A. Ş.' nin yine dava dışı ...Havacılık Ulaştırma Hizmetleri A. Ş.' nin %100 hissesine sahip tek ortağı konumunda olduğu, dava dosyasında mevcut yeni uçak alımına ilişkin fizibilite çalışmasında 2013-2019 dönemi için, geçmiş 2007-2012 dönemine nazaran aşırı iyimser karlılık tahmini yapıldığı, birim uçuş ücretleri ile yıllık uçuş süreleri için beklenen büyüme oranlarının önceki dönemlerde gerçekleşen fiili duruma göre aşırı iyimser olarak projelendirildiği, genel olarak geçmişte sürekli zarar eden uçak kiralama operasyonunun, fizibilite çalışmasının yapıldığı 2013 yılından itibaren karlı hale dönüşeceği ve karlılığın projeksiyon dönemi boyunca artarak devam edeceği varsayım ile yeni uçak alımı operasyonu gerçekleştirilerek 31.05.2013 tarihinde 75.863.200,00 TL tutarındaki ... uçak yatırımının yapılmış olduğu, dava dışı... Holding A: Ş.' nin 1.003.450.000,00 TL olan ödenmiş sermayesinin 2017 yılı sonu itibariyle 1.179.596.177,93 TL ve 2018 yılı sonu itibariyle 1.341.368.602,91 TL olarak öz kaynaklar içerisinde varlığını koruduğu, yıllar içinde yapılan 7 adet sermaye artırım işlemlerinin...Holding A.Ş.'nin öz varlık tutarlarında olumsuz herhangi bir etkisinin olmadığı, ... Holding A. Ş.' nin hazır değerlerinin sermaye taahhütlerini yerine getirebilecek seviyede olduğu ve bu sebeple yapılan 28.000.000,00 TL tutarındaki sermaye artırımı neticesinde...Holding A. Ş. ' de maddi bir zarar oluşmadığı, yapılan bu sermaye artışlarının hem faaliyetlerden oluşan zararların hem de 31.05.2013 tarihinde yapılan yeni uçak yatırımının finanse edilmesi amacıyla gerçekleştirilmiş olduğu, yeni uçak alımı operasyonu gerçekleştirilerek 31.05.2013 tarihinde 75.863.200,00 TL bedelle alınan uçağın tamamıyla...Holding A.Ş.' nin sermaye artırımları vasıtasıyla finanse edildiği kanaatine ulaşılması halinde, mahrum kalınan bu tutarın Bankalarca Mevduata Uygulanan Azami Faiz Oranları listesinden 1 yıla kadar vadeli TL mevduata uygulanan oranlar ile yıllar itibariyle hesaplanan faiz tutarı 73.761.685,44 TL olup bu tutardan ortalama % 12 oranında olmak üzere 8.851.402,26 TL stopaj kesintisi uygulanması sonucu şirketin net (73.761.685,44 TL - 8.851.402,26 TL=) 64.910.283,19 TL tutarında NET faiz gelirinden mahrum kalmış olabileceği, ancak anapara ile birlikte elde edilebilecek faiz geliri toplamının ise (75.863.200,00 TL + 64.910.283,19 TL=) 140.773.483,19 TL olabileceği, F. Ancak 21 Temmuz 2022 tarihinde dava dosyasına sunulan ve...Holding A.Ş'nin ...Havacılık Ulaştırma Hizmetleri A.Ş. nezdindeki paylarının tamamını 226.658.736,00 TL (21.10.2021 Tarih ve ... Seri numaralı e-arşiv fatura) bedel ile satmış olduğu, yeni uçak alımının yatırım amaçlı olduğunu gösterdiği, "Katma Değer Vergisi Kanunu m. 17/4-f ye göre, kurumun aktifinde iki yıl süreyle bulunan taşınmazların satılması halinde, bu satış işlemi katma değer vergisinden istisnadır" hükmü uyarınca yapılan bu satıştan 34.575.061,42 TL KDV avantajı sağlamış olduğu, kanaatine varılmıştır. İşbu Bilirkişi Kurulu Raporundaki tespit ve görüşlerimiz takdir ve değerlendirmelerinize saygıyla arz olunur. " şeklinde rapor sunulmuştur. Bilirkişiler Dr..., ..., Prof.Dr. ..., ... ,...m tarafından hazırlanan 09.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda: "18.02.2019 tarih, 1 nolu celsede Sayın Mahkeme Heyeti, taraflar arasındaki uyuşmazlık konularını; " Taraflar arasındaki ihtilafın davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararının olup olmadığı, davacının iddiasını ispatının kime ait olduğu ve bunun ne şekilde yapılması gerektiği, davacının iddiasının yerindelik denetimini içerip içermediği, bu şekilde olduğu kabul edilmesi halinde mahkemece yerindelik yargılamasının yapılıp yapılamayacağı, zararın olup olmadığı varsa ne olduğu, varsa bu zararın yöneticilerin hangi kusur eylemlerinden kaynaklı olduğu, yöneticilerin yönetici sorumluluğu kuralları çerçevesinde göstermeleri gereken özen, tedbirli yönetici hareketi ve şirket menfaatlerini gözeten dürüstlük kuralına uygun davranıp davranmadıkları, yöneticilerin sorumluluklarının doğup doğmadığı noktalarında toplandığı şeklinde belirlemiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu ("HMK") madde 107/1'e göre, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Görüldüğü üzere, belirsiz alacak davasının ikame edilebilmesi için, iddia edilen alacağın miktarının belirsiz olması veya belirlenmesinin imkansız olması veyahut belirlenmesinin alacaklıdan beklenemeyecek derece zor olması gerekir. Daha açık bir anlatımla, varlığı iddia edilen alacağın miktarı belli ise veya alacaklı tarafından belirlenebiliyor ise belirsiz alacak davası açılamaz. "Ne var ki, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesi belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir. Bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz" (11 HD, 26.02.2016, 7518/2097)"Alacağın miktarının açıkça belirli olduğu, taraflarca kolayca belirlenebilir olduğu durumda belirsiz alacak veya tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğundan söz edilemez" (10 HD, 01.03.2012, 9799/3613) "Sadece alacak miktarı bakımından taraflar arasında uyuşmazlık bulunması ya da (alacak miktarının) tartışmalı olmasının belirsiz alacak davası için yeterli sayılması halinde, neredeyse tüm davaların belirsiz alacak olarak kabulü gerekir ki, bu da kanunun amacıya aykırıdır. Önemli olan davacının talebini belirli kılacak imkana sahip olup olmadığıdır. Bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak ve tespit davası açılamaz"(22 HD, 18.11.2014, 21949/32355) "6100 Sayılı HMK 107 maddesi '(1)...alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde...hükmünü getirmiştir. O halde alacağın belirlenebilir olduğu hallerde davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı yoktur...davanın dava şartı yokluğundan reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli bulunmamıştır" (17 HD, 09.05.2014, 8860/8728) Tacir olan bir davacının elinde bulundurduğu sözleşme, ticari defter ve kayıtlar çerçevesinde iddia ettiği alacağını belirlemesi mümkün ise, böyle bir durumda da belirsiz alacak davası açılamaz. Yargıtay'ın içtihatları da bu doğrultudadır. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26.02.2016 tarih ve 2015/7518 E., 2016/2097 K. sayılı içtihadında aynen: "...Somut olaya dönüldüğünde; tacir olan davacının, elinde bulundurduğu ticari defter ve kayıtlar ile ve sözleşme çerçevesinde alacağını belirlemesi mümkün olup, dava açmazdan önce şirket alacağının 36.261,85 TL olduğu kuruşlu şekilde hesaplanmış ve icra takibine konu edilmiş ve hatta dava dilekçesinde de davalıdan bu miktar alacaklı olduklarının net bir şekilde ifade etmiş olmalarına göre, ... bu davada, şimdilik kaydıyla 5.000 TL alacağın tahsili istemiyle belirsiz alacak davası açması HMK'nun 107. maddesindeki düzenlemelerle bağdaşmayacaktır. Hukuki yarar dava şartı olup, bu şartın gerçekleşip gerçekleşmediğinin mahkemelerce her aşamada re'sen gözetilmesi gerekmektedir... Bu itibarla, mahkemece davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının bulunmadığının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken... " ifadelerine yer verilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.02.2016 tarih ve 2015/4934 E., 2016/1360 K. sayılı içtihadında aynen: "Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; tacir olan davacının, elinde bulundurduğu ticari defter ve kayıtlar ve sözleşme çerçevesinde alacağını belirlemesi mümkün olup böyle bir durumda belirsiz alacak davası açılabileceğinin kabulü mümkün 2 değildir " ifadelerine yer verilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03.11.2015 tarih ve 2014/16651 E., 2015/11486 K. sayılı içtihadında aynen: "Davaya dayanak teşkil eden sigorta poliçesinde, rizikonun gerçekleşmesi halinde ödenecek tazminatın, sigortalı mahalde sadece faturalı olarak bulunan kıymetleri kapsayacağı, ayrıca hasar günündeki envanterin de bu kıymetleri tutmasının esas olduğu hüküm altına alınmıştır. Nitekim zarar miktarına ilişkin dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında da, davacının ticari kayıtları ve deposunda mevcut olan mal miktarı gözetilerek değerlendirme yapılmıştır. Bu durumda, davacının dava konusu ettiği sigorta tazminatının tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı ya da alacağın miktar veya değerinin belirlenebilmesi için davacının elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olmadığı söylenemez. Diğer bir deyişle davacının, elinde bulundurduğu ticari defter ve kayıtlar çerçevesinde alacağını belirlemesi mümkün olup böyle bir durumda belirsiz alacak davası açılabileceğinin kabulü mümkün değildir. "ifadelerine yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, belirsiz alacak davasının ikame edilebilmesinin temel şartları, iddia edilen alacağın gerçekten belirsiz olması veyahut belirlenebilmesinin davacıdan beklenemeyecek derecede zor olması gerekir. Tacir olan davacı kendi elinde bulunan sözleşme, belge, bilgi, ticari kayıt veyahut ticari defterleri ile iddia ettiği alacağını hesaplama yani belirleme imkanına sahip ise, belirsiz alacak davası açamaz. Ancak somut olayda davacının dava ettiği zarar doğrudan dava dışı şirketin uğradığı zarardır. Tüm ticari kayıtlar dava dışı şirketin elinde olduğundan şirketin uğradığı zararı tam olarak tespit ve dava etmesi mümkündür. Oysa pay sahibi davacının ikame ettiği dava esasen bir türev dava niteliğindedir. Dolayısıyla doğrudan zarara uğrayan dava dışı şirketin aksine pay sahibi davacının elinde zararı tam olarak tespit edebilmesi için kullanacağı ispat malzemesi yoktur. Bu bağlamda kısmî dava açıldığında ise yargılamanın uzun sürdüğü ülkemizde-derdest davanın esası 2018 yılıdır- zamanaşımının bakiye için geçmesi riski söz konusudur -ki 2023 yılında 5 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olacaktır- bu davacılar bakımından hak aramada bir engeldir. Dolayısıyla AŞ'lerde yönetim kurulu üyelerinin aleyhine açılacak sorumluluk davalarının belirsiz alacak davası olarak ikame edilmeleri mümkündür. Mahkemece ikinci olarak tespit edilmesi istenilen husus davacının ikame ettiği davayla mahkemeden bir yerindelik denetimi yapmasını talep edip etmediğidir. Anonim şirketler hukukunda mahkemeler yerindelik denetimi yapmazlar. Diğer bir deyimle mahkemeler dava konusu yapılan işlemin ticari olarak o şirketiçin uygun olup olmadığını incelemek suretiyle bir karar tesis etmezler. Mahkemeler derdest dava gibi sorumluluk davalarında işlem/ler sebebiyle bir zarar söz konusu olup olmadığını ve bu zararın YK üyelerinin kusurlu davranışları ile ortaya çıkıp çıkmadığını inceler, zarar ve kusur varsa YK üyelerinin sorumluluğuna karar verirler. Mahkemeler bu değerlendirmeyi yaparken tazminat/sorumluluk davalarının genel yapısından tevlit eden ilkelerin yanı sıra, yabancı hukuk çevrelerinde ve bilhassa mehaz kanun çevresinde geliştirilen "iş insanı kararı" (businessjugdementrule) gibi yeni anlayışlardan beslenirler. Davacı,dava dışı şirketin iştirakine kaynak aktarımının hukuka aykırı olduğunu ve bu sebeple zarara uğradığını iddia etmiştir. Davalılar ise buna itiraz etmişlerdir. Mahkemeden talep edilen husus ise yerindelik denetimi değil, hukuka aykırı şekilde uğranıldığı iddia edilen zararın varsa tazminidir. Derdest dava/lar, dava dışı...AŞ'nin YK üyelerine karşı ikame edilmiş sorumluluk davalarıdır. Davacı taraf dava dışı ...Havacılık şirketine asıl davada, 28.000.000 TL sermaye, birleşen davada ise 29.000.000 TL sermaye getirilmesinin dava dışı...AŞ'nin YK üyelerinin sorumluluğunu mucip olduğu iddiasıyla davaları ikame etmiştir. Dolayısıyla 3 heyetin inceleme konusu yapabileceği hususlar sadece bu iki sermaye artışıdır. Bunun dışında geçmiş dönemde yaşanan ve davacılara göre olumsuz sonuçları olan meselelerin bu davanın konusu yapılması mümkün değildir. Davacının dilekçelerindeki bu iki sermaye artışı dışında uğranıldığı iddia olunan zararlara ilişkin bir değerlendirme yapılmamış olması ve bunun incelenmemesi iddia olunduğu üzere Anayasal hak ihlali teşkil edemez, zira heyetin bu hususta bir inceleme yapma vazifesi yoktur. Heyete verilen görev bu iki sermaye artışının dava dışı...AŞ'nin YK üyelerinin sorumluluğunu mucip olup olmadığı yolunda bir rapor hazırlamaktır. Davacının geçmişe yönelik olarak ortaya koyduğu iddialar davalıların davranış örüntüsünü ortaya koymak amacıyla yapılmış ve bundan ileri gidemeyecek olduğunu düşündüğümüz beyanlardır. Dolayısıyla raporun evsafı mezkûr sermaye artışlarıyla sınırlı olmak durumundadır. Anonim şirketlerde YK üyesi aleyhine hukuki sorumluluk davası açılmasının şartlarını dört başlık altında toplamak mümkündür. Kanuna veya Sözleşmeye Aykırılık:Şirket ile yönetim kurulu üyeleri arasında bir sözleşme ilişkisi mevcut olduğundan, bu da genellikle "vekâlet" olarak nitelendirildiğinden (Çamoğlu, Anonim Ortaklık Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu, İstanbul 2007, 104; Mimaroğlu, Anonim Şirketlerde İdare Meclisi Azalarının Hukuki Mes'uliyeti, Ankara 1967, s. 102; Ansay, Anonim Şirketler Hukuku, Ankara 1982, s. 104; Kaplan, Banka İdare Meclisi üyelerinin hukuki sorumluluğu, Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu XI, Ankara 1994, s. 136) sorumluluk hallerinde, yönetim kurulu üyeleri şirkete karşı bu sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle sorumludurlar. Somut olarak bu sorumluluğun kaynağı da vekâlet akdindeki vekilin özen borcunun gereği gibi yerine getirilmemesinden, yani özen borcuna aykırı davranıştan doğan sorumluluktur (TTK m. 369). Sözleşmeden doğan sorumlulukta sözleşmeyi ihlal eden fiilin, borçlunun veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir davranışı olması gerekir. Bu davranış, müspet bir davranış, bir yapma fiili olabileceği gibi, pasif bir davranış, yapmama fiili de olabilir. Zarar:Her ne sebepten kaynaklanırsa kaynaklansın sorumluluk davalarının vazgeçilmez şartı ortada bir "zararın" olmasıdır. Zarar (dommage) kişinin iradesi dışında malvarlığında meydana gelen azalma olarak nitelendirilebilir. Zarar kavramı öğretide dar ve geniş olmak üzere iki anlamda kullanılır. Dar anlamda zarar kişinin ekonomik değeri olacak ya da olabilecek olan malların bütünündeki azalmadır. Geniş anlamda zarar kavramı ise, maddi zararın yanında manevi zararı da kapsar (Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku, Ankara 1961, s. 63; Kılıçoğlu, M., Sorumluluk Hukuku, C.I, Ankara 2002, 23 vd.). Zarar olmayan yerde sorumluluk da olmaz. Zira, ancak bir zararın varlığı, onun tazmini ile ilgili talebin doğumuna neden olur. Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu için açılan davalar, sözleşmeye veya haksız fiile dayanan davalardan sorumluluğun şartı olan zarar bakımından bir fark göstermezler. Zarar, kişinin malvarlığında onun iradesi dışında meydana gelen azalmayı ifade eder (BGE 127 III 76). Zarar görenin zarar verici olaydan sonra malvarlığının gösterdiği durum ile bu olay meydana gelmeseydi göstereceği durum arasındaki fark, zarar olarak nitelendirilir. Şirketin, ortakların ve alacaklıların zararı, malvarlığının mevcut durumunda "fiili bir azalma" diğer adıyla "pozitif zarar" olarak ortaya çıkabileceği gibi, olayların normal akışına, genel hayat tecrübelerine göre malvarlığında meydana gelebilecek artışın zarar verici davranış nedeniyle kısmen veya tamamen önlenmesi suretiyle "kârdan yoksunluk" Yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak sorumluluk davalarında da sadece pozitif zarar değil, yoksun kalınan kâr da talep edilebilir. Zararın giderilmesinde kullanılacak ölçü ise statusquoante'dir. Davranışlarıyla negatif değişiklikler meydana getiren kimse, eski durumu yerine getirmekle yükümlüdür. Yönetim kurulu üyesinin şirkete, ortaklara ve alacaklılara verdiği zarar, kanuna veya sözleşmeye aykırı bir davranışın sonucu olabilir. Bu bağlamda zarar veren yöneticinin, kendisine bir çıkar sağlayıp sağlamaması veya çıkar sağlamak istemesinin bir önemi yoktur. Ortada bir zarar yoksa yönetim kurulu üyesi hukuka aykırı davranmış olsa dahi, aleyhine sorumluluk davası açılması söz konusu olamaz (BGE 99 II 182; Forstmoser/Sprecher/Töndury, Anm. 78; Forstmoser, Verantwortlichkeit, Anm. 155; Bürgi/Nordmann, Kommentar zum SchweizerischenZivilgesetzbuch, DasObligationenrecht, Bd. V, Art. 739-771, Zürich 1979, Art. 753/754 Anm. 109. Karşıgörüş, Funk, KommentardesObligationenrechts, Bd. II, Aarau 1951, Art. 753 Anm. 2). Zararın varlığını ispat külfeti davacıdadır. İlliyet Bağı:İlliyet bağı, sorumluluğun temel ögelerinden birisidir ve sorumluluk, ister akit dışı sorumluluğa, ister akdî sorumluluğa, ister kusur sorumluluğuna ister kusursuz sorumluluğa dayansın, illiyet bağının varlığı mutlaka aranır. İsviçre ve Türk Hukuk Doktrininde ve uygulamada "hukuki illiyete" ilişkin olarak "uygun illiyet teorisi" benimsenmiştir (Feyzioğlu, 506, 509; Safa Reisoğlu, 136; Oğuzman/Öz, 519; Tandoğan, Mesuliyet, 76; Karahasan, 509 vd.). Şirket yönetim kurulu üyelerinin sözleşmeye aykırı davranışlarından doğan zararın tazmini için, zarar ile sözleşmedeki özen borcuna aykırılık veya kanun, esas sözleşme ve ilgili yönetmeliklerle üstlenilen görevlerin gereği gibi yerine getirilmemesi arasında uygun illiyet bağı bulunmalı; böylece sözleşmenin ihlali, olayların normal akışına, genel hayat tecrübelerine göre somut olayda gerçekleşen türden bir zararı meydana getirmeye mahiyeti itibarıyla elverişli olmalıdır. Kusur:Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, bir kusur sorumluluğudur. Zarardan sorumlu tutulan şirket yönetim kurulu üyeleri, şirket ile aralarındaki hukuki ilişkinin sözleşmesel karakterine binaen kusursuzluklarını ispatlamak suretiyle sorumluluktan kurtulabilirler, ancak bu son husus üzerinde tartışma mevcuttur. TTK m. 553'teki değişikliği referans alan bazı yazarlar ispat külfetinin yer değiştirdiğini ve davacının (somut olayda pay sahipleri) davalı tarafın (somut olayda yönetim kurulu üyeleri) kusurlu davrandığını ispat etmesi gerektiğini ifade etmektedir. YK üyesi ile şirket arasındaki hukuki ilişkinin sözleşmesel karakteri sebebiyle bu görüşe iştirak etmek mümkün değildir. Kaldı ki, TTK m. 553/1'in 30.06.2012 tarihinde değişen metninden de bu yönde bir sonuç çıkarmanın imkanı olmadığı kanaatindeyiz. TTK m. 553/1'e göre "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (...) hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar." Metnin içinden çıkartılan ifadeden sonra ispat külfetinin yer değiştirdiği (ve artık davalı YK üyesine değil de davacıya terettüp edeceği) şeklinde bir yorum yapılması kanaatimizce mümkün değildir, zira yukarıda da ifade edildiği üzere taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sözleşmesel karakteri değişmiş değildir, maddenin lafzında kusurun ispatının davacı tarafından yerine getirilmesi gerektiği ifade olunmamıştır, dolayısıyla TBK'da sözleşmelere yönelik genel ilkeden sapmayı gerektirir bir durum olmadığı kanaatindeyiz, ancak takdir mahkemenindir. Farklılaştırılmış Teselsül: Yeni TTK'nın "Birden çokkişinin aynı zararı tazminle yükümlü olmaları hâlinde, bunlardan her biri, kusuruna ve durumun gereklerine göre, zarar şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde, bu zarardan diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olur." şeklindeki 557/1 maddesi TTK'daki alacaklı ve borçlu arasındaki menfaat dengesini alacaklı lehine bozan mutlak teselsül kuralını terk etmiş, bunun yerine sorumluluk hukukunun temel ilkelerine, dolayısıyla da adalet düşüncesine daha uygun olan farklılaştırılmış teselsül kuralını getirmiştir. Farklılaştırılmış teselsül ilkesi her üyenin kusurlu davranışları ile diğer sorumlularla birlikte verdikleri zararın oluşumundaki katkısı oranında sorumlu tutulmasını ifade eder. Diğer bir anlatımla, bu sistemde müteselsil sorumlular zararın bütünü içinde kendilerine isnat edilebilen kısmından (oranından) sorumlu olurlar. Davacı mahkemeden, her bir davacının kusur (sorumluluk) oranlarına göre tazminat tutarının belirlemesini isteyebilir. Farklılaştırılmış teselsül sorumlular arasındaki rücu ilişkilerini düzenleyen bir hüküm değildir; dış ilişkideki sorumluluk miktarını belirler. Alacaklılar müteselsil sorumlulara ancak o kişinin sorumluluk tavanına kadar başvurabilirler (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu Ortaklıklar Hukuku I, İstanbul 2021, N 591a). Zamanaşımı: TTK m. 560/1 gereğince "Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve herhâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş, yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." İki yıllık süre davacının sorumluyu ve zararı öğrenmesinden başlayacağına göre, sürenin başlangıcını sorumluluk davası açmaya yetkililer açısından incelenmesi gerekir. YK üyelerine karşı aslî dava hakkının sahibi şirkettir. Şu halde iki yıllık sürenin şirketin dava açmaya yetkili organının sorumluyu ve zararı öğrenmesinden itibaren başlayacağı söylenebilir ki, eTTK döneminde yargı uygulaması da bu yöndeydi.Ancak derdest dava/lar bakımından zamanaşımı süresinin geçmediği görülmektedir. Dava dışı holdingin neden havacılık sektörüne girdiği (davacının iddia ettiği gibi prestij için mi, yoksa ticari olarak kâr elde etmek için mi, yoksa tamamlayıcı bir sektör olduğu için mi gibi) sorgulanması mümkün olmayan bir ticari karardır.Zira tam olarak da bu ticari işlemin yerindeliği denetimine girecek bir husus olup, mahkemelerin böyle bir yetkisi söz konusu değildir. Girilmiş olan sektörden hiç kâr edilememesine rağmen bu iştirake (...Havacılık)sürekli kaynak aktartılmasınınticari hayata uygunluğuhususundaki takdir mahkemenindir.Dava dışı şirket...Holding'in muhtelif genel kurul tutanaklarında, tevcih edilen sorulara verilen cevaplarda ve hazırlanmış raporlarda iştiraki olan dava dışı ...Havacılık şirketinin ne zaman kâr edeceği konusunda net bir iş planına sahip olmadığı görülmektedir.BununTTK m. 369'da yer alan özenborcuna aykırıolupolmadığının takdiri mahkemenindir. Sorumluluk davalarında tazminatın ön şartı zarar olgusudur. Diğer bir deyimle, zarar olmadan tazminat ödenmez. Ancak bu hesaplama yapılırken de davacının ortaya koyduğu gibi retrospektif bir şekilde bakılarak kümülatif zarara uğrama olgusundan hareketle bir hesaplama yapılması mümkün değildir. Her bir kaynak aktarımının (sermaye artışı) bireysel biçimde incelenerek bir zarar doğurup doğurmadığı ilgili davada (asıl ve birleşen olarak ayrı ayrı veya geçmişte açılmış ve akıbeti [ne yönde karar çıktığı, kesinleşip kesinleşmediği] heyetimizce bilinmeyen diğer davalar) değerlendirilmelidir. Yukarıda tablolar halinde verilmiş olan hesaplamalardan dava dışı şirketin 28.000.000 TL ve 29.000.000 TL tutarındaki sermaye artışlarına katılmakla zarara uğramadığı anlaşılmaktadır. Bu hesaplamaları 6 yaparken, örneğin kripto paraya yatırım yapılsaydı ne gelir elde edilebilirdi gibi değerlendirme ve hesaplamalar veya arazi alınsaydı ne elde edilebilirdi veya davacının iddia ettiği gibi dövize endeksli borçlanma senetlerine yatırım yapılsaydı ne gelir elde edilebilirdi gibi varsayımsal bir bakış ortaya konulmamış, yatırım aracının likiditesi ön planda tutulmuş ve konvansiyonel olan yatırım araçlarına yönelik hesaplama yapılmıştır. Bunun ötesinde tüm kaynağın (28.000.000 TL veya 29.000.000 TL) tek bir yatırım aracında değerlendirilmesi yerine yatırım sepeti yöntemi seçilmiş olması ticari hayatın gereklerine daha uygundur. Tüm bunların sonucunda ise her bir dava için ayrı ayrı yapılan değerlendirmeye göre elde edilmiş olan satış geliri davacının uğradığını ileri sürdüğü zarardan daha fazla olup, teknik manada zarara işaret bir durum olmadığı gözükmektedir. Daha önce de değinildiği üzere zarar olmadan tazminat da (bu davada sorumluluk) söz konusu olmaz. Sonuç ve kanaat: Hukuki tavsifi ve nihai takdiri mahkemeye ait olmakla birlikte, rapor içerisinde detaylı biçimde arz ve izah olunduğu üzere, asıl ve birleşen davalarda dava dışı...Holding'in bir zarara uğramadığı yolundaki kanaatimizi saygı ile bilgilerinize sunarız." şeklinde rapor sunulmuştur. Bilirkişiler Prof. Dr. ..., Prof.Dr. ..., Dr. ..., ..., ... tarafından hazırlanan 07.07.2025 tarihli bilirkişi raporunda: "Şirketin yatırımlarının ticari karar niteliğinde olduğu, ticari kararlarda yönetim kurulu üyelerinin özenli davranması gerektiği, özen ölçüsünün TTK md. 369'da tedbirli bir yöneticinin özeni olarak ortaya konulduğu, tedbirli yöneticinin aldığı ticari kararlar öncesi analiz gerçekleştirmesi ve ilgililerden bilgi alması gerektiği, dosya kapsamında sirmaye artırımı kararlarına yönelik bu yönde bir bilgiye rastlanmadığı, şirketin artırım kararlarından önce sürekli zarar ettiği ve sermaye artırımlarından sonra da zararının sürdüğü, dava konusu talep edilen zararın yukarıda değinildiği gibi aktarılan tutarın...Holding A.Ş. mali bünyesinde karşılayamayacağı bir tutar olmadığından mali tablolarda negatif bir etkiye yol açmadığı, zaten bu zarar tespitinin...Holding bünyesinde farklı alanlarda değerlendirilmesi halinde olası kar kayıplarının tespit edilemeyeceği görüşünde olmakla beraber, Sayın Mahkeme tarafından ...Havacılık'a aktarılan tutarın öncesi ve sonrasının değerlendirilmesi görüşü olması halinde ...Havacılık Şirketi'nin; 2012-2013-2014-2015-2016-2017-2018 yıllarına ait yevmiye defteri ile muhasebe kayıtlarından alınan tüm muavin hesapların en fazla kırılım ile dosyaya ... ortamında ibrazının sağlanması, bu dönemlerin e-defter olması halinde Gelir İdaresi'ne yüklenen XML kayıtları ile ve aynı zamanda muavin hesapların en fazla kırılım ile sunulması gerekmektedir. " şeklinde rapor sunulmuştur. Yapılan yargılama sonucunda: Asıl ve birleşen dava şirket yönetici sorumluluk davası olup; Asıl dava konusunun ...Havacılık’ın 23/03/2018 tarihli Genel Kurul kararıyla onaylanan ve 30/03/2018 tarihinde tescili gerçekleşen sermaye artışı çerçevesinde...Holding’in ...Havacılık'a 28.000.000 TL sermaye koymasının hukuka aykırı olduğu, ...Holding bu sermaye artırımı sebebiyle davalılar tarafından aynı tutarda (28.000.000 TL) zarara uğratıldığı, 28.000.000 TL'nin ...Havacılık'a sermaye olarak enjekte edilmesi yerine bu paranın kâr getirecek bir yatırımda kullanılması durumunda...Holdingin ilaveten bir gelir elde edeceği ve davalıların eylemleri nedeniyle bu gelirden de mahrum kalmış olduğu iddiasına dayandığı görülmüştür. Birleşen dava konusunun 26 Eylül 2018 tarihinde tescili gerçekleşen sermaye artışı çerçevesinde...Holding tarafından ...Havacılık'a koyulan sermaye nedeniyle ...Holding A.Ş.'nin uğramış olduğu 29.000.000,00 TL'lik zararının avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek şirkete ödenmesine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Gerek mahkememizce gerek birleşen dosyada alınmış olan bilirkişi raporları ile birlikte dosyalar bir bütün halinde değerlendirildiğjnde; Davacı tarafın dava dışı ...Havacılık şirketine asıl davada 28.000.000 TL sermaye, birleşen davada ise 29.000.000 TL sermaye getirilmesinin dava dışı...AŞ'nin YK üyelerinin sorumluluğunu doğurduğu iddiasında bulunduğu, bu iki sermaye artışının inceleme konusu olduğu, bunun dışında geçmiş dönemde yaşanan ve davacılara göre olumsuz sonuçları olan hususların bu davanın konusu olmayacağı görülmüştür. Anonim şirketlerde YK üyesi aleyhine hukuki sorumluluk davası açılmasının şartları yönünden yapılan incelemeye göre Kanuna veya Sözleşmeye Aykırılık:Şirket ile yönetim kurulu üyeleri arasında bir sözleşme ilişkisi mevcuttur. Sözleşmeden doğan sorumlulukta sözleşmeyi ihlal eden fiilin, borçlunun veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir davranışı olması gerekir. Bu davranış, müspet bir davranış, bir yapma fiili olabileceği gibi, pasif bir davranış, yapmama fiili de olabilir. Zarar:Her ne sebepten kaynaklanırsa kaynaklansın sorumluluk davalarının vazgeçilmez şartı ortada bir "zararın" olmasıdır. Kusur:Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, bir kusur sorumluluğudur. Zarardan sorumlu tutulan şirket yönetim kurulu üyeleri, şirket ile aralarındaki hukuki ilişkinin sözleşmesel karakterine binaen kusursuzluklarını ispatlamak suretiyle sorumluluktan kurtulabilirler. Zamanaşımı: TTK m. 560/1 gereğince "Sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve herhâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş, yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." İki yıllık süre davacının sorumluyu ve zararı öğrenmesinden başlayacağına göre, sürenin başlangıcını sorumluluk davası açmaya yetkililer açısından incelenmesi gerekir. YK üyelerine karşı aslî dava hakkının sahibi şirkettir, derdest dava/lar bakımından zamanaşımı süresinin geçmediği anlaşılmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporlarında da değinildiği üzere dava dışı holdingin neden havacılık sektörüne girdiği hususu bir ticari karardır. Ayrıca bu husus bu ticari işlemin yerindeliği denetimine girecek bir husus olup, mahkemelerin böyle bir yetkisi söz konusu değildir. Sorumluluk davalarında tazminatın ön şartı zararın olmasıdır, zarar olmadan tazminat ödenmeyecektir. Davacı taraf kümülatif zarara uğrama olgusundan hareketle bir hesaplama yapılması yönünde talepte bulunmuştur. Bilirkişilerce de belirtildiği üzere her bir kaynak aktarımının (sermaye artışı) bireysel biçimde incelenerek bir zarar doğurup doğurmadığı ilgili davada (asıl ve birleşen olarak ayrı ayrı veya geçmişte açılmış ve akıbeti [ne yönde karar çıktığı, kesinleşip kesinleşmediği] bilinmeyen diğer davalar) değerlendirilmelidir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda yapılan tespit ve hesaplamalara göre...Holding A.Ş'nin ...A.Ş. nezdindeki paylarının tamamını 226.658.736,00 TL (21.10.2021 Tarih ve ...Seri numaralı e-arşiv fatura) bedel ile satmış olduğu, yeni uçak alımının yatırım amaçlı olduğunu gösterdiği, "Katma Değer Vergisi Kanunu m. 17/4-f ye göre, kurumun aktifinde iki yıl süreyle bulunan taşınmazların satılması halinde, bu satış işlemi katma değer vergisinden istisnadır" hükmü uyarınca yapılan bu satıştan 34.575.061,42 TL KDV avantajı sağlamış olduğu belirlenmiş olmakla bilirkişi hesaplamalardan dava dışı şirketin 28.000.000 TL ve 29.000.000 TL tutarındaki sermaye artışlarına katılmakla zarara uğramadığı anlaşılmakta olup netice olarak asıl ve birleşen davalarda dava dışı...Holding'in bir zarara uğramadığı kanaati ile asıl ve birleşen davanın ayrı arı reddine karar verilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/4 maddesine göre; maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. Bu maddede tazminat davasının niteliği ayrıca belirtilmeyip "maddi tazminat" ifadesi kullanıldığından ve mahkememizde görülen asıl ve birleşen davalar da yönetici sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davası da maddi tazminat olduğundan tarifenin bu maddesi uyarınca maktu davalılar lehine tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu vekalet ücretlerine hükmolunmşutur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine, 2-Asıl dosya yönünden: a)Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00 TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 478.170,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 477.438,00 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, b)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, c)Davalı muris ... tarafından yapılan 170,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı mirasçılarına (..., ... ve ...'e) ödenmesine, d)Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara (madde 13/4) göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 3-Birleşen İstanbul 20.Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/1331 esas 2023/9 Karar sayılı dosya yönünden: a)Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 732,00 TL'den davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 495.247,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 494.515,50 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, b)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, c)Davalılar tarafından yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, d)Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara (madde 13/4) göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, e)Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca hazine tarafından karşılanan 1.400,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına, 4-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak taraf vekillerinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 26/02/2026

Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2018/689, K. 2026/173, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-689-e-2026-173-k-b8b3bec31f43