İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/3173 E. 2020/2190 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/3173
Karar No
2020/2190
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO:2024/396 Esas KARAR NO :2024/782 DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ:17/03/2015 KARAR TARİHİ:17/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 07/07/2014 tarihinde ... plakalı aracın kaza yapması sonucu yaralandığını ve iş göremez hale geldiğini, kazada davacının bir kusuru bulunmadığını, yolcu konumunda olduğunu, davadan önce davalıya başvurulduğunu ve kısmi bir ödeme alındığını, davacının kaza sonrası tedavi gördüğünü, 500-TL. geçici iş göremezlik maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi oranları ile 1000-TL. kalıcı iş göremezlik maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi oranları ile, tedavi ve bakım giderleri olarak 500-TL. maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi oranları ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile dava ettiği görüldü. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın davalı tarafından sigortalı olduğunu, davacıya 62.727-TL. ödeme yapıldığını, davayı kabul anlamına gelmemekle kaza tarihinden itibaren avans faiz talebinin reddini, haksız ve mesnetsiz davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ile cevap verdiği görüldü. DELİLLER VE GEREKÇE; Mahkememizin 23/10/2019 tarih, ... sayılı kararıyla; "...Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava davacı tarafından davalı aleyhine açılan trafik kazası sonucunda oluşan TBK'nın 54. maddesinde yer alan bedensel zarardan dolayı açılan maddi tazminat davasından ibarettir. Buna göre bedensel zarara ilişkin tazminat TBK 55. maddesindeki ; "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz." şeklindeki düzenlemeye göre belirlenecektir. ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... Talimat sayılı dosyasından alınan ... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 13/07/2016 tarihli maluliyet raporuna göre; Sol el 2.ve 3.parmak metakarpofalangial eklemden amputasyonu için arıza ağırlık ölçüsü 20 olduğu, sol kol için yönetmelik gereği 1/5'i düşürülerek hesaplandığından 24x4/5:19 olduğu, şahsın mesleği (düz işçi kabul edilerek) ve olay tarihli yaşa (35) göre hesaplandığında genel beden gücünden kaybı oranının %18(onsekiz) ve kalıcı olduğu, geçici iş göremezlik için öngörülen sürenin 135(yüzotuşbeş) gün olduğunu, ancak her olguda tedavi süresinin değişkenlik gösterebileceği, bu nedenle şahsın beyanı ile sunduğu belgeler ve tedavisini yapan hekimlerin daha kesin bilgi verebileceği kanatine varıldığı tespit edilmiştir. Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 06/11/2017 tarihli raporuna göre; davacının meslekte kazanma gücünden %32,2 oranında malul olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 1,5 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir. Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 11/02/2019 tarihli kusur raporuna göre; 1.durumda Sürücü ...'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, 2.durumda Sürücü ...'ın %20 kusurlu olduğu, kimliği belirsiz Sürücü'nün %80 (yüzde seksen) oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen 25/04/2019 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; Davacı ... plakalı araçta yolcu konumunda olmakla olayda kusuru bulunmadığından müşterek ve müteselsil sorumluluk ilkesi gereğince %100 kusurlu oranı alınarak hesaplama yapıldığı, kaza tarihinden günümüze kadar olan kazançlarının net asgari ücretler esas alınarak belirlendiği, davacının meslekte kazanma gücünden %32,2 oranında malul olduğu, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 1,5 aya kadar uzayabileceği kabulü ile hesaplama yapıldığı, peşin sermaye değeri tenzili yapılamadığı, ...'ın alkollü olmadığı hususu kaza zaptının incelemesinde anlaşıldığından mütefarik kusur indirimi şartlarının oluşmadığı, davacı için hesaplanan iş gücü kaybı tazminatından indirim yapılamadığı, davacı ...'in meslekte kazanma gücü/efor kaybına ait bakiye maddi zararının 156.698,21 TL. olduğunun bildirildiği görülmüştür. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının trafik kazası sonucu meydana gelen kaza sebebiyle E cetvelinde %32,2 oranında sürekli sakatlığının bulunduğu, iyileşme süresinin 1,5 ay olduğu , davacının zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında davalı sigorta şirketinden poliçe limiti dahilinde sürekli ve geçici işgöremezlik maddi tazminatı talep hakkı mevcut olup, TBK ve KTK'da yer alan yasal düzenlemeler gereği sigorta şirketlerinin sigorta poliçesindeki limite kadar meydana gelen trafik kazalarından dolayı sorumlu oldukları açıktır. Mahkememizce maluliyet durumu ve oranı, kusur durumuna ve tazminat hesabına ilişkin bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunması nedeniyle, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davacının sürekli ve geçici iş göremezlik sebebiyle talep edebileceği maddi tazminat tutarının kısmi ödemenin güncellenen bedelinin tenzili sonucu 156.698,21-TL olduğu, dosyamızda alınan kusur durumuna ilişkin bilirkişi raporu ile kazanın meydana gelmesinde davalı şirket tarafından sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu, zorunlu mali mesuliyet sigortası; işletenin ve kusurundan sorumlu olduğu sürücünün 3. kişilere karşı sorumluluğunu üstlenmekte olan bir sigorta türü olup, davalı şirket hesap edilen tazminat tutarından sigorta poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Davalı sigorta şirketi tarafından yapılan kısmi ödeme tarihi 20/01/2015 olup, sigorta şirketinin bu tarihte temerrüde düştüğü kabul edilmiştir. Davacının kaza yapılan araçta hatır taşıması nedeniyle bulunduğu, bu nedenle Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları gereği hatır taşıması nedeniyle tazminattan %20 indirim yapılması gerektiği anlaşıldığından belirlenen tazminat miktarının %20 si olan 31.333,642TL indirim yapılmış ve belirlenen 125.358,568TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihi olan 20/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacı tarafa verilmesine dair oluşan vicdani kanıya göre aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın kısmen kabulü ile; 125.358,56TL’nin 20/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,..." karar verildiği, Kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin 15/03/2022 tarih, 2020/312 Esas, 2022/450 Karar Sayılı ilamıyla; "...Dosya kapsamından; 07.07.2014 tarihinde davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı dava dışı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonetin direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesi sağ taraftan takla atarak yol dışı kalmasıyla meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı ve bu yaralanması nedeni ile maddi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 11/02/2019 tarihli kusur raporunda, 1. durumda (Kazanın, sürücü ...'ın sevk ve idare hatası sonucu direksiyon hakimiyetini kaybetmesiyle meydana gelmesi halinde) dava dışı sürücü ...'ın % 100 oranında kusurlu, 2. durumda (Kazanın, sürücü ...'ın idaresindeki araç ile istikametine göre sol tarafından yola giren plakası belirsiz bir araca çarpmamak için manevra yaptığında direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesi meydana gelmesi halinde) dava dışı sürücü ...'ın % 20 oranında kusurlu olduğu görüşü açıklanmış olup, kaza tespit tutanağının 1. duruma uygun olduğu, her iki durumda da davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu da anlaşılmakla, kusur oranlarının tespiti de yolcu olan davacı için sonuca etkili de olmadığından, bu hususa yönelik davalı vekilinin istinaf talebi yerinde değildir. Kaza 07/07/2014 tarihinde meydana gelmiş, davalı sigorta şirketince ödeme 20/01/2015 tarihinde yapılmış ve dava 17/03/2015 tarihinde açılmış olup, Aktüer raporda ödeme tarihi itibarıyla zarar ve ödemenin birbirini karşılayıp karşılamadığı değerlendirilmemiş ise de, kaza tarihinde asgari ücret 891,03 TL, ödeme ve dava tarihinde 949,07 TL olup, hesaplamanın asgari ücret üzerinden (katsayı kullanılmadan) yapılmış olması, tarihler arasında uzun zaman farkı bulunmaması, hesaplanan toplam zararın 243.496,70 TL (% 20 hatır indiriminde dahi 194.797,36 TL) oluşu ve ödemenin 62.727,00 TL oluşuyla değerlendirildiğinde, mukayeseye ilişkin bu eksikliğin sonuca etkisi bulunmadığı, zarar ile ödeme arasında fahiş fark bulunduğu anlaşıldığından, bu hususa yönelik davalı vekilinin istinaf talebi yerinde değildir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 26/02/2020 tarih, 2018/3173 E. ve 2020/2190 K. sayılı kararında açıklandığı üzere "... Borçlar kanunu hükümlerine göre tazminatın saptanması için öncelikle zararın belirlenmesi gerekir. Bu nedenle ilk olarak zararla ilgili indirim sebepleri uygulanarak gerçek zarar belirlenecek (önce kusur indirimi, sonra yapılan ödemeler), sonra da tazminattan indirim nedenleri olan 6098 sayılı TBK’nın 51. maddesinde (mülga 818 sayılı BK'nun 43. maddesi) düzenlenen hatır taşıması indirimi ve 6098 sayılı TBK’nın 52. maddesinde (mülga 818 sayılı BK'nun 44. maddesi) düzenlenen müterafik kusur indirimi uygulanacaktır. ... Yukarıda ifade olunan hususlar karşısında, davacının uğradığı zararın hesaplanmasından sonra; hesaplanan bu bedel üzerinden, davalı borçluya ait indirim sebebi olan hatır taşıması ve müterafik kusur nedeniyle yapılacak indirimlerin uygulanması ve bu surette sonuç tazminatın belirlenmesi gerektiği açıktır. Oysa mahkeme tarafından hatır taşıması ve müterafik kusur indiriminin davalı ödemesinin tenzilinden sonra yapılması gerekirken önce yapıldığı, yine hatır taşıması ve müterafik kusur indirimlerinin ilgili bozma ilamında belirtildiği şekilde ayrı ayrı yapılması gerekirken, toplam olarak %40 oranı üzerinden yapılarak davacılar aleyhine durum yaratıldığı anlaşılmaktadır" (Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 23/06/2020 tarih, 2018/3903 E. ve 2020/3867 K. sayılı kararı). Somut olayda yukarıda yapılan açıklama ışığında; İlk Derece Mahkemesince aktüerya raporunda hesaplanan tazminattan, yapılan ödemenin güncelenmiş tutarı düşülerek bulunan 156.698,21 TL'den, % 20 hatır taşıması indirimi yapılması sonucu hesaplanan 125.358,56 TL tazmunata hükmedilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,..." karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekilinin temyiz isteminde bulunduğu görülmüştür. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 18/09/2023 tarih, 2023/496 Esas ve 2023/9369 Karar sayılı ilamıyla; "... C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 07.07.2014 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun maddi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 50, 55, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 28 inci maddesinin birinci fıkrası. 3. Değerlendirme Davacı ...'nun 07.10.2021 tarihinde UYAP sistemi üzerinden alınan nüfus kaydına göre yargılama devam ederken vefat ettiği, buna karşın Bölge Adliye Mahkemesince davacının mirasçılarının usulüne uygun şekilde tespiti ile davaya katılımları sağlanmadan, yani taraf teşkili gerçekleştirilmeden yargılamaya devam edilerek ölü kişi esasa ilişkin hüküm tesis edildiği, Bölge Adliye Mahkemesi karar verdikten sonra davacı vekili tarafından bildirilmiş olup bunun üzerine karar başlığı mirasçılarını gösterir şekilde düzeltilmiştir. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde 4721 sayılı Kanun'un 28 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölü kişi adına hüküm kurulamaz. Yalnız öleni ilgilendiren yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, tüm mirasçılar tarafından mecburi dava arkadaşı olarak devam edilir. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup, re’sen yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gerekir. Hal böyle olunca, davacı vekiline yargılama esnasında vefat eden davacı ...'nun tüm mirasçılarının davaya katılımı sağlanarak taraf teşkilinin tamamlanması için süre verilmesi ve davaya bu şekilde devam edilmesi lazımken yukarıda yazıldığı şekilde sonuca gidilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. Ayrıca tazminat hesabı yapılırken varsayımsal olarak mütevaffa davacının tüm yaşam süresi esas alınmış olup dolayısıyla davacının yargılama devam ederken ölmesi sebebiyle, hesaplamanın ölüm tarihine kadar yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,..." karar verildiği, bozma kararı sonrası, mahkememize gelen dosyanın 2024/396 Esas sayıya kaydının yapılarak yargılamaya devam olunduğu, 01.10.2024 tarihli duruşmada Mahkememizce bozmaya uyulmaya karar verildiği görülmüştür. Davacı ...'nun dosya istinaftayken 07.10.2021 tarihinde vefat ettiği, davacı vekilinin UYAP sistemi üzerinden 23.05.2022 tarihinde mirasçılık belgesi ve mirasçılara ait vekaletname sunduğu taraf teşkilinin sağlandığı görülmüştür. Hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir. Aktüer bilirkişi ... tarafından hazırlanan 27/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "...4.1)Yargıtay 4. Hukuk Dairesi' nin 18.09.2023 tarihli 2023/496 Esas ve 2023/9369 Karar nolu ilamı incelendiğinde; -Davacı ...' nun 07.10.2021 tarihinde nüfus kaydına göre yargılama devam ederken vefat ettiği, buna karşın Bölge Adliye Mahkemesince davacının mirasçılarının usulüne uygun şekilde tespiti ile davaya katılımları sağlanmadan, yani taraf teşkili gerçekleştirilmeden yargılamaya devam edilerek ölü kişi esasa ilişkin hüküm tesis edildiği, -Davacı vekiline yargılama esnasında vefat eden davacı ...' nun tüm mirasçılarının davaya katılımı sağlanarak taraf teşkilinin tamamlanması için süre verilmesi ve davaya bu şekilde devam edilmesi lazımken yukarıda yazıldığı şekilde sonuca gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, bu sebeple kararın bozulması gerektiği, -Tazminat hesabı yapılırken varsayımsal olarak mütevaffa davacının tüm yaşam süresi esas alınmış olup dolayısıyla davacının yargılama devam ederken ölmesi sebebiyle, hesaplamanın ölüm tarihine kadar yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu, belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA karar verildiği, 4.2)Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’ nin belirttiği ve Sayın Mahkemenin de 01/10/2024 günlü celsesi ile tarafıma verdiği görev kapsamında işbu ek raporda davacı ... için kaza tarihinden ölüm tarihine kadar işgücü kaybı tazminat hesaplaması yapıldığı, 4.3)Sayın Mahkemenizin bozma öncesi .... Saylı gerekçeli kararında; …Davacının kaza yapılan araçta hatır taşıması nedeniyle bulunduğu, bu nedenle Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları gereği hatır taşıması nedeniyle tazminattan %20 indirim yapılması gerektiği.. yönünde karar verilmiş olup işbu ek raporda da %20 oranında hatır taşıması indirimi yapıldığı, 4.4)Müteveffa ...’ in ölüm tarihine kadar olan maddi zararı 48.136,97 TL olup, işbu tutardan önce %20 oranında hatır taşıması indirimi, daha sonra davalı tarafından yapılan ödemenin tenzilinin yapıldığı, buna göre kalan tutarın - 62.120,21 TL olması nedeniyle meslekte kazanma gücü/efor kaybına ait bakiye maddi zararın bulunmadığı,..." sonuç ve mütalaa edildiği görüldü. Dava, trafik kazası nedeniyle açılan maddi tazminat davasıdır. Davacı, 07.07.2014 tarihinde davalı tarafından ZMSS (Trafik Sigortası) ile sigortalanan ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın kaza yapması neticesinde yaralandığını ve bedensel zarara uğradığını, iddia ederek tespit edilecek maddi tazminatın davalıdan talep etmiştir. Trafik kazalarından kaynaklanan bedensel zararın tazmini davalarında, işleten ile sigortacının sorumluluğu paralel olup 2918 sayılı KTK'nın 85 v.d. maddelerinde düzenlenen tehlike sorumluluğu, sürücünün sorumluluğu ise 6098 sayılı TBK'nun 49 v.d. maddelerinde düzenlenen haksız fiilden kaynaklı kusur sorumluluğu olup işleten, sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. 2918 sayılı yasanın 86. maddesi kapsamında işleten ve sigortacı, zarara sebep kazanın ''mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri gelmiş'' olduğunu ispat etmediği sürece meydana gelen zarardan sorumludurlar. Bu nedenle zarara sebep kazanın mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan meydana geldiğini ispat yükü davalı işleten ve sigortacıda olmasına karşılık TBK m.50 kapsamında meydana gelen zararın miktarını ispat külfeti zarar görenin kendisindedir. İhtilaf, tarafların vaki kazadaki tazminata esas kusur oranı, davacının tazminata esas maluliyet oranı itibariyle bedensel zararının tespiti ve davalının sorumluluğunun olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Kusur oranı, maluliyet oranı ve iyileşme süresi ile zarar miktarının tespiti konuları hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren haller olduğundan 6100 sayılı HMK m.266 gereği mahkemenin tarafların talebi yahut kendiliğinden vereceği karar ile bu hususları bilirkişiye tespit ettirmesi gerekmektedir. Davalı sigorta şirketi davacıya 20.01.2015 tarihinde 62.727,00TL ödendiği, davacının bu bedel karşılığında 14.01.2015 tarihinde ibraname imzaladığı anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) “sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, “Karayolları Trafik Kanunu ile öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir”. Bu madde hükmü gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebilirler. Davacının bakiye maddi tazminat için açtığı davanın yasada ön görülen süre içinde açıldığı, davalının zamanaşımı itirazının haksız olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamı ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; Mahkememizce bozma ilamına uygun alınan 27/11/2024 tarihli bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli denetime elverişli görülmüştür. Bilirkişi raporu ile müteveffa ...'nun ölüm tarihine kadar olan maddi zararının 48.136,97TL olduğu, bu tutardan %20 oranında hatır taşıması indirimi uygulanması ile 38.509,58TL bulunduğu, davalı sigorta şirketince davadan önce davacıya ödenen 62.727TL'nin güncelleme miktarı olan 37.902,79TL ile birlikte mahsup edilmesiyle kalan tutarın -62.120,21TL olduğu, davacıların bakiye maddi zarar talep edemeyeceği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre hesap edilen 427,60-TL. maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 27,70-TL. peşin harç ile 528,38-TL. ıslah harcının toplamı olan 556,08-TL.'ndan mahsubu ile fazla alınan 128,48-TL.'nın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000-TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan 400-TL. yargılama masraflarının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere mahkememize hitaben yazılmış, mahkememize ya da en yakın Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile gidilebilecek İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/12/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2018/3173, K. 2020/2190, T. 14.01.2015, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-3173-e-2020-2190-k-2e553476893c