İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2016/4405 E. 2016/15076 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2016/4405
- Karar No
- 2016/15076
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/430 KARAR NO : 2019/859 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/09/2019 KARAR TARİHİ : 17/12/2019 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, ... TL cari alacağın bulunduğunu, alacağın tahsili için Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı takip dosyası ile icra takibi yapıldığını, borçlunun yetkiye, borca ve faize itirazı ile takibin durdurulmasına karar verildiğini, alacaklının ikametgahında 6098 saylı TBK 89. maddesi gereğince para alacakları için icra takibinin yapılmasının mümkün olduğunu, cari hesaba göre alacaklı olunduğunu, talep edilen faiz oranlarının yerinde olduğunu belirterek, itirazın iptali ve davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yersiz ve haksız olduğunu, yetkili mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesine dayanan itirazın iptali istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, ... tarihinde Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının davacı, borçlunun davalı, ... TL cari hesap alacağı için ilamsız takiplere mahsus icra takibinin yapıldığı, borçlunun itiraz ettiği görülmüştür. Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... tarihli cevabi yazılarına göre, davacının şirket merkezi; "... - ... Mevkii ... Mahallesi No: ... .../..."dır. İtirazın iptali davası 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 67. maddesinde “(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik: 9/11/1988 - 3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/11 md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. Borçlunun itirazı üzerine takibin durması ile birlikte alacaklı açtığı itirazın iptali davasında takip talebinde talep ettiği alacağının bulunduğunu ispat külfeti bizzat kendisindedir. Ancak davalı borçlunun icra dairesinde vermiş olduğu itiraz dilekçesinin içeriği yada cevap dilekçesinin içeriğine göre ispat külfeti yer değiştirebilecektir. İtirazın iptali davasında icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için; geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olması, süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olması, icra inkar tazminatı talep edilmiş olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacak belgeye ise alacak likit (muayyen, belirlenebilir) nitelikte bulunduğundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67/2. maddesi uyarınca davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 24/11/2016 tarih 2016/4405E. 2016/15076K. sayılı kararı). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetkiye ilişkin hükümleri “yetki” başlıklı birinci bölünün ikinci kısmında düzenlenmiş olup çok genel bir açıklamayla bunlar; davalının ikamet mahkemesi, sözleşmenin ifa olunacağı yer mahkemesi, gayrimenkulün bulunduğu yer mahkemesi ve diğer yetki belirlemeleridir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 6. maddesinin ilk fıkrası aynen; “Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.” şeklindedir. Davalının ikametgahı mahkemesinin yanında, başka yer mahkemeleri de yetkili kılınmıştır. Özel yetki kuralları olarak adlandırılan ve bazı dava çeşitleri için kabul edilen bu istisnai nitelikteki yetki kuralları, ilke olarak kamu düzenine ilişkin değildir. Böylece, kamu düzenine ilişkin olmayan özel yetki kuralları, genel mahkemenin yetkisini kaldırmadığından, eş söyleyişle onunla birlikte uygulandığından, davacı davasını genel veya özel yetkili mahkemede açmak hususunda bir seçim hakkına sahiptir. Zira özel yetki genel yetkiyi ortadan kaldırmaz, onun yanında varlığını sürdürür; dolayısıyla dava veya icra takibi, davacının/alacaklının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili icra dairesinde veya mahkemede açılabilir. Bunun istisnası anılan kanunun 17. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; "(1) Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yeri ile ilgili düzenlemeyi içeren ve kamu düzenine ilişkin olmayan özel yetki kuralı niteliğinde bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 10. maddesinde; “(1) Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.” düzenlemesi bulunmaktadır. Sözleşmenin ifa edileceği yerin taraflarca açık veya zımni olarak belirlenmediği durumlarda, şayet borç bir para borcu ise, sözleşmenin ifa edileceği yer 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 89. maddesine göre belirlenecektir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 89. maddesine göre; "Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, 3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir. Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir." 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 89. maddesine göre aksi kararlaştırılmadıkça, para borcunun, alacaklının ödeme zamanında ikamet ettiği yerde ödenmesi gerekir. Bu durumda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 89. maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 10. maddesi uyarınca bir para borcunun alacaklısının, kendi ikamet adresinde dava açmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 19/03/2014 tarih 2013/11-630 E. 2014/332K. sayılı kararı). Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 11/04/2019 tarih 2019/412E. 2019/647K. sayılı kararında; "...Türk Borçlar Kanun'un 89.maddesi uyarınca, para borçları götürülecek borçlardan olduğundan alacaklının ikametgahında ifası mümkün olmakla HMK'nun 10.maddesi uyarınca akdin ifa edileceği yer mahkemesi, alacaklının ikametgahındaki yer mahkemesi olacaktır. Dava dilekçesi incelendiğinde, davacı alacaklının ikametgahı olarak .../... ilçesinin gösterildiği, davacı tarafından düzenlettirilen vekaletnamede de aynı adrese yer verildiği, davacı tarafın dayandığı sözleşmede davacının ikametgahının .../... olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Buna göre akdin ifa edileceği yer davanın açıldığı tarih itibariyle davacı alacaklının ikametgahı yer mahkemesi olacağından ... Mahkemeleri belirtilen özel yetki kuralı gereğince ayrıca yetkili olacaktır. Davacı tarafça davanın,genel yetkili mahkeme olan ... Mahkemeleri ile özel yetkili mahkeme olan ... Mahkemeleri haricinde ...'da açılmış olması sebebiyle yetkiye ilişkin seçim hakkı usulüne uygun süresi içinde yetki itirazında bulunan davalıya geçmiştir..." denilmiştir. Davamıza gelince, davacı faturalı alacağın tahsili istemi ile icra takibi başlatmış, itiraz üzerine itirazın iptali istemi ile dava açmıştır. Davacı şirketin merkezi "... - ... Mevkii ... Mahallesi No: ... .../..." olup, farklı yerlerde şubeleri de bulunmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 89. maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 10. maddesi uyarınca bir para borcunun alacaklısı, kendi ikamet adresinde dava açabilir ise de, davacı para borcunun ödeme tarihinde ... ikamet etmemektedir, davacının şubeleri içerisinde ... Mahkemelerinin yetki alanında bulunan şubeler var ise de, davaya konu işin bu şubelerin işlemlerinden kaynaklandığına dair bir belge bulunmadığı gibi bu yönde bir iddianın da bulunmaması ve esasen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 14/1. maddesinin "Bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir." hükmünün şubesi bulunan tüzel kişinin davalı olduğu hallerde uygulanacak olması, süresi içinde yetki itirazında bulunması nedeniyle, yetkiye ilişkin seçim hakkının davalıya geçmesi nedeniyle yetki itirazının kabulüne ... Asliye Hukuk Mahkemesinin (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) yetkili olduğuna karar verilmesi gerekmiştir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Yetki itirazının KABULÜNE, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 2. Davacı ve/veya davalılardan herhangi birinin talebi halinde dava dosyasının görevli ve yetkili ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) gönderilmesine, 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin yetkisizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet yetkisizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine, 5. Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde yetkili mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının yetkili mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile veya zabıt katibine yapılacak sözlü beyanın tutanağa geçirilmek suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.17/12/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır