Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/221 E. 2024/241 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/221
- Karar No
- 2024/241
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/304 Esas KARAR NO: 2025/468 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) NUMARASI: 2024/221 Esas- 2024/241 Karar TARİH: 31/05/2024 DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 20/03/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... beldesi, ... mevkiinde bulunan ve yat bağlama, bakım ve onarım alanları ile destek tesislerinin içinde bulunduğunu, Türkiye'nin ilk yüksek kapasiteli süper yat marinası olan ...'nın ("...") işletmecisi olduğunu, ... bünyesinde 620 tekne kapasiteli bağlama alanı, 140 tekne kapasiteli kara park alanı, yakıt istasyonu, tekne bakım ve tamiri için servis tesisleri bulunduğunu, ...'da 24 saat bağlama yardım servisi hizmeti de verildiğini, davalı/borçlunun ise, müvekkili şirketten hizmet alan ... isimli teknenin son maliki olduğunu, teknenin önceki sahibinin, dava dışı ... oluğunu, dava dışı ...'nun, hem davalı/borçlu ...'nun babası, hem de teknenin şimdiki kaptanı olduğunu, teknenin, dava dışı ... tarafından dava dışı ... Tic. Ltd. Şti.'ye devredildiğini, akabinde tekneyi, en son 04.09.2014 tarihinde davalı/borçlu ...'nun devraldığını, teknenin marina hizmetlerinden yararlanabilmesi için, müvekkili şirket ile ilk sözleşmesel ilişkiyi 2007 yılında dava dışı ... ile kurulduğunu, bu sözleşmesel ilişki uyarınca müvekkili şirketin 14.06.2007 tarihi itibariyle tekneye hizmet vermeye başladığını, davalı/borçlunun, en son 25.06.2020 tarihinde yaptığı ödeme ile 01.07.2020 tarihine kadar olan tüm borçlarını ödediğini, sonrasında davalı/borçlunun, 01.07.2020 tarihinden avara etmek suretiyle marinadan ayrıldığı 12.03.2023 tarihine kadar da müvekkili şirketten atık alım, bağlama, servis kutusu kullanım hizmetleri aldığını, davalı/borçlunun 01.07.2020 - 12.03.2023 tarihleri arasında aldığı toplam hizmet bedelinin 15.907,08 Euro olduğunu, bunun üzerine müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla ve 10.10.2023 tarihinde, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile davalı/borçlu aleyhine ilamsız icra takibi başlattığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyanla davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle davalı/borçlu aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet davalı/borçlu üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 31/05/2024 tarih 2024/221 Esas- 2024/241 Karar sayılı kararında; "Dava; özel tekne bağlama ücreti alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK 'nun 114.maddesi gereğince görev kamu düzeni ile ilgili bir dava şartı olup, HMK'nun 115.maddesine göre yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekmektedir.Somut olayda taraflar arasındaki ilişkinin marina bağlama hizmet sözleşmesine dayandığı, teknenin davalı adına kayıtlı olduğunun anlaşıldığı, buna göre davalının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, kendisine ait özel tekne nedeniyle davaya konu sözleşmeye taraf olan hukuken tüketici niteliğini haiz gerçek kişi olduğu anlaşılmıştır. 6502 sayılı Yasa'nın 3/k bendinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilerek, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasının engelleyemeyeceğine değinilmiştir. Mahkememiz 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 5.maddesi uyarınca Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 1.Dairesinin 10/07/2012 tarih ve 1888 sayılı kararıyla Türk Ticaret Kanunundan ve diğer kanunlardan doğan Deniz Ticaretine ve Deniz Sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilmiş olup açıklanan nedenlerle taraflar arasındaki ilişkinin tüketici işleminden kaynaklandığı, buna göre uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerektiği anlaşıldığından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (11.04.2019 tarih 2017/15-2141 Esas 2019/442 Karar sayılı) dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik kararı verilmesinin 6100 sayılı HMK’nın 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkün olduğu yönündeki ilamı da gözününde bulundurularak dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir..."gerekçesi ile, ''1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, İstanbul Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunun TESPİTİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'nun, ... isimli teknenin son maliki olup; müvekkilinin babası ve teknenin kaptanı ... ile davacı arasındaki sözleşmenin deniz ticareti kapsamına girdiğinden dolayı iş bu uyuşmazlıkta denizcilik ihtisas mahkemelerinin görevli olduğunu, bu sebeple Yerel Mahkeme kararının yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep ettiklerini, Diğer yandan müvekkilinin adresi "... Mah. ... Sok. No:... Kadıköy/İstanbul" olup; görevli ve yetkili mahkemelerin İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemeleri olduğunu, bu sebeple yetkiye de itiraz ettiklerini beyanla istinaf başvurusunun kabulü ile İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31.05.2024 tarihli ve 2024/221 E. - 2024/241 K. sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi ile; Taraflar arasındaki uyuşmazlıkta HMK'nın 10 ve TBK'nın 89/1 uyarınca, yetkili mahkemenin İstanbul Çağlayan Mahkemeleri olduğunu, davalı borçlunun aksi yöndeki iddiasının ve yetki itirazının tamamen haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, bu nedenle, davalının istinaf itirazının reddi gerektiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 10. maddesine göre sözleşmeden doğan alacaklar bakımından, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesinde de icra takibi başlatılabildiğini, davalı ile müvekkili şirket arasında sözleşmesel ilişki bulunduğunu, işbu sözleşmesel ilişki kapsamında davalının asli borcunun, para ödeme borcu olduğunu, para borçları "götürülecek borç" niteliğinde olup Türk Borçlar Kanunu'nun ("TBK") 89/1. maddesi uyarınca, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edildiğini, HMK m. 10 ve TBK m. 89/1 hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, sözleşmesel ilişkiden doğan dava konusu para alacağının/borcunun ifa yerinin de, müvekkili şirketin merkezinin bulunduğu adres olduğunu, müvekkili şirketin merkez adresinin Şişli/ İstanbul olduğunu, bu adresin, İstanbul (Çağlayan) Adliyesi yetki sınırları içerisinde kaldığını, dava konusu uyuşmazlıkta İstanbul Çağlayan mahkemeleri yetkili olup davalı/ borçlunun yetki itirazının tamamen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu;Taraflar arasındaki uyuşmazlık deniz ticareti kapsamına girdiğinden görevli mahkemenin Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla ticaret mahkemeleri olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen istinafa konu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu bakımdan, davalının göreve ilişkin istinaf başvurusuna itirazları olmadığını beyanla davalı tarafça yapılan istinafın yetki itirazı yönüyle reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı/borçlu üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalıya ait tekneye verilen marina hizmetlerinden doğan alacağın tahsili talebi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.Mahkemece uyuşmazlığın tüketici mahkemelerinin görevi dahilinde bulunduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuş, davacı vekilinin istinafa cevap dilekçesinde Mahkemenin kararının usul ve yasaya aykırı ve görevli mahkemenin Denizcilik İhtisas Mahkemesi olduğunu beyan etmesi nedeniyle Dairemizce bu beyanının katılma yolu ile istinaf başvurusu olduğu kabul edilmiştir.Davacı vekili, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalının maliki olduğu ... isimli tekneye bağlama ve çeşitli marina hizmetleri verildiğini, ancak davalının sözleşmeden doğan bağlama vs ücretlerden doğan alacağını ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürmüş olup, dava dilekçesine ekli 12/06/2020 tarihli sözleşmenin taraflar arasında imzalandığı, dosyada mübrez tekne ruhsatnamesinden "..." isimli teknenin sözleşme tarihi itibariyle davalı gerçek kişiye ait olduğu ve "özel tekne" niteliğinde bulunduğu anlaşılmıştır. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK)’un 3’üncü maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi”; sağlayıcının, “Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi”; satıcının, “Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi” tüketici işleminin ise; "mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tanımlandığı, aynı Kanunun 73/1 bendinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğan uyuşmazlıklarda da tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş olup, Kanunun 83/2. fıkrasında taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engelleyemeyeceğinin açıklandığı, dosyaya mübrez bağlanma kütüğü ruhsatnamesine göre, dava konusu teknenin malikinin davalı, teknenin de özel kullanım amacına tahsis edilmiş "özel tekne" niteliğinde olduğu, buna göre gerçek kişi davalının tüketici, dava konusu bağlama hizmeti sözleşmesinin ise tüketici işlemi mahiyetinde bulunduğu, uyuşmazlığa bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olduğu, Mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, taraf vekillerinin göreve yönelik istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkilinin adresi itibariyle İlk Derece Mahkemesinin yetkisiz, İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürmüş ise de, gerek istinaf incelemesine konu kararı veren İlk Derece Mahkemesince, gerekse davanın ilk açıldığı ve İstanbul Deniz Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı veren İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesince, henüz dava dilekçesi davalı tarafa, cevap dilekçesi sunulmasına ilişkin yasal ihtaratları içerir şekilde tebliğ edilerek, dilekçeler teatisi tamamlanmadan karar verildiği, görevli mahkemece dava dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine yasal süre içerisinde sunulacak cevap dilekçesinde yetki ilk itirazının ileri sürülmesi halinde Mahkemece bu ilk itiraz hakkında bir karar verileceği, henüz İlk Derece Mahkemesindeki yargılamada ileri sürülmemiş ve hakkında bir karar verilmemiş bir konuda istinaf incelemesi yapılamayacağından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine daie aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.