İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2016/11629 E. 2001/311 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2016/11629
Karar No
2001/311
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/416 Esas KARAR NO : 2021/233 DAVA : İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/09/2020 KARAR TARİHİ : 18/03/2021 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka ile dava dışı ... . Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, davalıların iş bu Genel Kredi Sözleşmesine müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarını, dava dışı ... . Ltd. Şti.'ye GKS bünyesinde krediler kullandırıldığını, ayrıca çek taahhüdünden kaynaklanan, takipte alacak kalemlerinde de belirtilen davacı bankanın alacağı olduğunu, iş bu kredi borçlarının vadesinde ödenmemesi üzerine dava dışı ... . Ltd. Şti. ile davalılara Isparta .... Noterliği’nin ... tarihli ... Yevmiye No’ lu ihtarnamesi keşide olunmak suretiyle hesap kat edildiğini, keşide edilen ihtara rağmen, borcun ödememesi üzerine Antalya ... . İcra Müdürlüğü .../... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takibe başlandığını, davalı borçluların itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, borçlular tarafından borca, takibe, faiz ve ferilerine itiraz edildiğini, ayrıca davalılar tarafından imzaların kendilerine ait olmadığı da iddia edildiğini, davalıların borca itirazları haksız ve kötü niyetli olduğunu, hesap hareketleri incelendiğinde borcun varlığı açıkça görüleceğini, itirazların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı borçluların kefil olduğu ...-... numaralı işletme kredileri KGF (Kredi Garanti Fonu) güvencesinde krediler olduğunu takip edilen alacak eğer tahsilat sağlanması durumda kamu kurumu niteliğindeki KGF’ye aktarılacağını, belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkili yer mahkemesinde açılmadığını, davalıların yerleşim yerinin ... ili olduğunu, ayrıca davacı bankanın ... ilinde de şubesi bulunduğunu, bu nedenler ile dosyanın yetkili ... Asliye Hukuk(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, itirazın iptali davalarında genel yetki kuralı geçerli olup kesin yetki kuralı bulunmadığını, bu nedenle itirazın iptali davalarında icra dairesinin bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili olacağına dair kesin bir hüküm bulunmadığını, Antalya Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkisiz olduğunu, davacı bankanın belirttiği ihtarnamelerin usulüne uygun tebligat yapılmadığını, ayrıca kat edilme işlemi de usulüne uygun olmadığını, davacı bankanın belirttiği kredi sözleşmelerindeki şartlar davalılar aleyhine olup Borçlar Kanunu hükümleri gereğince genel işlem şartları kapsamında olduğunu, geçersiz olduğunu, davacı tarafın belirttiği kredi sözleşmelerinde davalıların imza ve kaşeleri bulunmadığını, icra dosyası davalılara yapılan ödeme emri tebligatlarının usulüne uygun olmadığını ve eklerinde evrakların gönderilmediğini veya eksik gönderildiğini, belirterek davanın reddine, kötü niyetli alacaklının takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesine dayanan itirazın iptali istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesinde belirtilen 1 yıllık süre içerisinde Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Antalya ... . İcra Müdürlüğü'nün .../.... sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklının davacı, borçlunun davalılar, ... TL asıl alacak, ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... BSMV, ... TL toplam alacak için ilamsız takiplere mahsus icra takibinin yapıldığı davalıların itirazı üzerine takibin durduğu görülmüştür. İcra takibine dayanak genel kredi sözleşmesinin 3. maddesinde "uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı ancak bu yetkinin genel mahkemelerin yetkisini bertaraf etmeyeceği, banka tarafından müşterinin veya müteselsil kefillerin ikametgahının veya mal varlığının bulunduğu veya kredinin nakledildiği şube ikametgahındaki mahkeme ve icra dairelerine başvurmasına ve adli kovuşturma yapılmasına engel teşkil etmeyeceği, müşterinin Türkiye sınırları içinde veya dışında mal varlığının bulunduğu veya bulunabileceği her yerde bankanın kanuni yollara başvurabileceği" düzenlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada belirlenecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığıdır. İcra takiplerinde yetki hususu, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 50. maddesi yollaması ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 50. maddesi “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir. Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur. İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25' inci maddesi hükmü tatbik olunur” düzenlemesini içermektedir. Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkeme, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyebilir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, sonuca etkili değildir. Başka bir ifadeyle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle tetkik merciinin (icra hukuk mahkemesinin) yerine geçerek, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır (Üstündağ S., İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 1995, 6. Bası, s. 101-102 ). Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2001 gün ve 2001/19-267 E., 2001/311 K.; 20.03.2002 gün ve 2002/13-241 E., 2002/208 K.; 20.11.2002 gün ve 2002/19-900 E., 2002/994 K. sayılı kararlarında da aynı ilkelere işaret edilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25/10/2018 tarih 2017/13-534E. 2018/1567K. sayılı kararı). Kural olarak davalının birden fazla olması halinde dava (takip) bunlardan birinin ikametgâhı mahkemesinde (icra dairesinde) açılır. Şayet alacaklı, takibe borçlulardan birinin ikametgâhı icra dairesinde girişmiş ve bu borçlu takibe de itiraz etmemişse diğeri yönünden de icra dairesinin yetkisi kesinleşecektir. Ne var ki, bu kuralın uygulanabilmesi için alacaklının borçlulardan en az birinin doğru ikametgâh adresinde takip yapması gerekir. Aksi halde yetki konusunda tercih hakkını doğru kullanmayan alacaklının bu hakkı karşı tarafa geçecek ve onun yetki itirazının göz önünde tutulması gerekecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2008 tarih 2008/12-543E. 2008/522K. sayılı kararı). Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 13/10/2016 tarih 2016/11629E.2016/8883K. sayılı kararında; "...İİK'nda itirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinin yetkili olduğu hususunda bir düzenleme mevcut değildir..." denilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin... tarih ... E. .../... K. sayılı kararında; "... Davalı borçlu, ilk başlatılan Beyoğlu ... . İcra Müdürlüğünün .../... sayılı dosyasında sadece borca itiraz etmiş, yetkiye itiraz etmemiştir. Dolayısıyla, bu borçlu yönünden yetki hususu kesinleşmiş olup Beyoğlu İcra Dairesinin yetkisi kabul edilmiştir. İtirazın iptali davası yönünden özel bir yetki kuralı getirilmediğinden genel hükümlere göre yetkili mahkeme belirlenecektir. İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmemesi o yerdeki mahkemeyi itirazın iptali yönünden yetkili hale getirmez. Dolayısıyla davalı borçlu açılan itiazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz edebilir..." denilmiştir. 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetki ile ilgili 6. maddesinde; "genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı yerdeki yerleşim yeri mahkemesidir." "Sözleşmeden doğan davalarda yetki" başlıklı 10. maddesi "Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir" hükmünü, "yetki sözleşmesi" başlıklı 17. maddesi ise "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmünü ihtiva etmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 17. maddesinin ikinci cümlesine göre, "taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır". Bu hükme göre, yetki sözleşmesi (veya yetki şartı) yapan taraflar, aksine bir düzenleme yapmamışlarsa, dava sadece yetki sözleşmesinde kararlaştırılmış olan mahkemede açılabilir. Diğer bir deyişle, aksi belirtilmediği sürece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin münhasır yetkili mahkeme olacağını kabul etmiştir. Bu şekilde yapılmış olan, yetki sözleşmesinin münhasır yetkili olacağı madde gerekçesinde de açıkça belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, taraflar, salt bir münhasır yetki sözleşmesiyle, kanunun öngörmüş olduğu genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırmış olmaktadırlar. Taraflar, bu sonucun ortaya çıkmasını istemiyorsa, yani genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa yetki sözleşmesinde bunu ayrıca belirtmek zorundadırlar. Buna göre, münhasır yetki sözleşmesinden kasıt, tarafların yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemeden başka bir mahkemede dava açılamaması üzerinde anlaşmalarıdır (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 13/10/2017 tarih 2017/786E. 2017/863K. sayılı kararı). Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 30/10/2018 tarih 2018/464E. 2018/1653K. sayılı kararında; "...İcra takibine dayanak genel kredi sözleşmesinin 3. maddesinde "uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı ancak bu yetkinin genel mahkemelerin yetkisini bertaraf etmeyeceği, banka tarafından müşterinin veya müteselsil kefillerin ikametgahının veya mal varlığının bulunduğu veya kredinin nakledildiği şube ikametgahındaki mahkeme ve icra dairelerine başvurmasına ve adli kovuşturma yapılmasına engel teşkil etmeyeceği, müşterinin Türkiye sınırları içinde veya dışında mal varlığının bulunduğu veya bulunabileceği her yerde bankanın kanuni yollara başvurabileceği" düzenlenmiştir... icra takibinde tüm borçluların adreslerinin Manavgat olması ve kredi sözleşmesinde düzenlenen yetki şartına göre İstanbul Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı bunun dışında genel mahkemelerinin yetkilerinin bertaraf edilmediği dikkate alındığında HMK'nın 10. maddesince davalının ikametgahının bulunduğu Manavgat İcra Daireleri takipte yetkili olup, davalı Mustafa Arslan'ın Antalya İcra Müdürlüğünün yetkisine itirazı yerindedir..." denilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2019 tarih 2019/565E. 2019/4744K. sayılı kararında; "... vekalet ücreti, görevli mahkemece yapılan yargılama sonunda oluşacak sonuca göre hükmedilecek vekalet ücretidir. Görevsizlik kararı için ayrı, yapılan yargılama sonucu ayrı vekalet ücreti verilmesi kanuna aykırıdır. Birleştirilen davanın görevsiz mahkemede açılması üzerine verilen görevsizlik kararı yönünden mahkemece ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacı genel kredi sözleşmesine tutunarak ilamsız takiplere mahsus icra takibi yapmış itiraz üzerine itirazın iptali istemi ile dava açmıştır. Davalılar, icra takibine itirazı sırasında yetki itirazında bulunmayarak Antalya İcra Dairesinin yetkisini kabul etmiş sayılmakta ise de; bu husus, itirazın iptali davasının görüleceği genel mahkemenin yetkisini de kabul ettiği anlamına gelmez. İcra dairesinin yetkisine itiraz etmeyen davalı borçluların, itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz etmeye hakkı bulunmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun'da itirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinin yetkili olduğu hususunda bir düzenleme mevcut değildir, başka bir ifade ile mahkemenin yetkisi ise ayrı değerlendirilmelidir. Davalılar süresi içinde yetki itirazında bulunarak yetkili mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) olduğunu belirtmişlerdir. İcra takibine dayanak genel kredi sözleşmesinin 3. maddesinde "uyuşmazlıklarda İstanbul Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı ancak bu yetkinin genel mahkemelerin yetkisini bertaraf etmeyeceği, banka tarafından müşterinin veya müteselsil kefillerin ikametgahının veya mal varlığının bulunduğu veya kredinin nakledildiği şube ikametgahındaki mahkeme ve icra dairelerine başvurmasına ve adli kovuşturma yapılmasına engel teşkil etmeyeceği, müşterinin Türkiye sınırları içinde veya dışında mal varlığının bulunduğu veya bulunabileceği her yerde bankanın kanuni yollara başvurabileceği" düzenlenmiştir. İcra takibinde tüm borçluların adreslerinin ... olması ve kredi sözleşmesinde düzenlenen yetki şartına göre İstanbul Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı bunun dışında genel mahkemelerinin yetkilerinin bertaraf edilmediği dikkate alındığında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 10. maddesince davalıların ikametgahının bulunduğu ... Mahkemeleri yetkili olup yetki itirazı yerindedir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek yetkili mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1.Yetki itirazının KABULÜNE, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 2. Davacı ve/veya davalılardan herhangi birinin talebi halinde dava dosyasının yetkili ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) gönderilmesine, 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin yetkisizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet yetkisizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine, 5. Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde yetkili mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının yetkili mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacıya iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.18/03/2021 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2016/11629, K. 2001/311, T. 20.11.2002, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2016-11629-e-2001-311-k-39193d37029f