İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2016/19744 E. 2018/5005 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2016/19744
Karar No
2018/5005
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/835 Esas KARAR NO : 2025/77 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/12/2021 KARAR TARİHİ : 06/02/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket, uzun yıllardır ‘’... Çözümler’’ alanında köklü ve itibarlı bir ...firması olarak faaliyet gösterdiğini, davacı ile davalı arasında, 16.12.2016 tarihli,10 yıl süreli akdedilen sözleşme uyarınca; özetle davalı şirkete ait moleküler ... alanındaki tüm faaliyetlerin, sözleşmenin eki olan Ek 1 de belirtilen hastanelerde, müvekkili şirket tarafından sürdürülmesi ile davalı tarafından distribütörlüğü yapılan ve müvekkil tarafından sipariş edilen (kit, yardımcı malzeme, cihaz, vb. tibbi tanı alanında kullanılan) ürünlerin teslimi, davalı tarafından teknik servis hizmetinin verilmesi, ... tarafından, projelerin (ihalelerin) ...ye devredilmesi ve bu suretle bir iş ortaklığı yapılması gibi bir takım edimlere havi hususları kararlaştırıldığını, bu kapsamda sözleşme yürürlükte kaldığı süreç boyunca karşılıklı edimlerde bir takım değişiklikler ve revizyonlar geçirse de fesih edildiği döneme kadar devam ettiğini, Sözleşmenin 7.maddesi uyarınca,uyarınca, davalı tarafından sözleşme konusu demirbaşlara ilişkin teknik servisin davalı tarafından verileceği kararlaştırılmış ise de, davalıya hitaben Beyoğlu ...Noterliği aracılığı ile 03 Haziran 2020 tarihli, ...yevmiye no.lu ihtarnameyi keşide ederek, sözleşmeyi, tamamen değil, kısmen sadece “teknik servis hizmetleri” bakımından hususlar içeren kısmını sona erdirmek zorunda kaldığını, ancak davalı, zaman içinde, bahsi geçen teknik servis hizmetleri dışında, diğer yükümlülüklerini (ürün teslimatı, vs.) de yerine getirmemiş, ayrıca müvekkil şirkete taahhüt ettiği ödemeleri süresi içerisinde gerçekleştirmediğini, sözleşme yürürlükte iken davalı, birkaç defa uyarılmış, kendisine borç ve yükümlülüklerini sözleşmeye uygun şekilde ifa etmesi için birkaç defa mehil verilmiş, bu suretle müvekkil şirket sözleşmeyi ayakta tutabilmek için elinden gelen azami gayreti gösterdiğini, bu protokolün 3.2.1.maddesi, davalının müvekkile karşı işbu dava konusu borçlarını açıkladığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E.sayılı dosyasından başlatılan icra takibine istinaden vaki itirazın iptaline, icra takibinin devamına ve davalı aleyhine %20’den az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretini davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından sözleşme ve ek protokol gereği gibi ifa edilmediğini, Sözleşmenin 3.5. maddesinde davacının son kullanıcıya yapacağı satışlar ile alt yüklenicilere yapacağı satışlara göre 5 yıllık hedef satış ciroları belirlenerek 2018 yılından itibaren tüm projeler için yıllık %10’luk büyüme hedefi planlandığını, davacıya sözleşmede kararlaştırılan hedeflere ulaşmak için birtakım yükümlülükler yüklenmiş fakat davacı hiçbir projede bu madde hükmünün uygulanması doğrultusunda girişimde bulunmadığını, Davacı, sözleşmede kararlaştırıldığı gibi sözleşmenin süresi boyunca satışlar ve gerekli durumda satış sonrası ve aplikasyon hizmetleri için gereken bir organizasyonu tüm Türkiye’de gerekli seviyede sağlamadığı gibi yatırımını, faaliyetlerini ve hizmetlerini gerekli hizmet politikasını karşılayacak şekilde organize etmediğini, müvekkili tarafından davacıdan m.8.14 ve m.11.11 gereği test çalışma çeşitliliğinin arttırılması ve bu kapsamda ürün tanıtımına yönelik olarak her yıl ülke genelinde katılımcılara hitap eden en az bir kongrede stant kurulumu ve en az 2 workshop yapılması beklenilse de davacı tarafından hiçbir özel çalışma yapılmamış, dolayısıyla müvekkilin, geliştirdiği ve ...A.Ş.’ye devrettiği tüm işlerde piyasa etkinliği azaldığından müvekkil piyasa pazar payında büyük kayıplar yaşadığını, sözleşme haksız bir şekilde feshedildiğini, görüşmelerden davacının sözleşmeyi karşılıklı anlaşma ile geçersiz kılarak yükümlülüklerini yerine getirmeme niyetinde olduğu anlaşıldığını, Davacının dava dilekçesinde beyanda bulunup dayanak olarak ekte sunduğu ve "Fesih protokolü (taslak)" olarak adlandırdığı belgede müvekkilin imzası bulunmadığından davacının söz konusu niyeti açıkça anlaşıldığını, Davacı, hedeflediği sonuca ulaşamadığı için müvekkilinin distribütörlüğünü yapan ThermoFisher firması ile müvekkil arasında yaşanan ve sözleşmenin feshi ile sonuçlanan durumu ve teknik servis hizmeti verilmediğini bahane ederek sözleşmeyi haksız bir şekilde feshetmiş olup davacının fesih nedeni olarak ileri sürdüğü iddialar gerçek dışı olduğunu, Müvekkil ile ThermoFisher firması arasında akdedilen sözleşmenin bir örneği davacıda bulunmakta olup ThermoFisher firmasının sözleşmeden kaynaklı tek taraflı fesih hakkının bulunduğu kaydı davacı tarafından önceden de bilindiğini, kaldı ki müvekkil tarafından bahsi geçen firmanın sözleşmeyi feshettiği bilgisi verildiğinde davacı tarafça müvekkil ile akdedilen sözleşmenin yürürlükten kaldırılması yönünde bir irade sunulmadığını, Davacı sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirmeyip yeterli performansı göstermeyerek hedeflenen ciro bedellerine ulaşamamasının sonuçlarını haksız yere müvekkile yüklemeye çalıştığını, davacı tarafından know-how bedelleri ödenmediğini, davacının 16.12.2016 tarihli sözleşmenin 6.maddesinde ve 01.06.2017 tarihinde imza altına alınan Sözleşme Ek Protokolünün 4.2. maddesinde belirlenen koşullarda müvekkile Know-How ödemesi yapması gerekirken bu zamana kadar hiçbir ödeme yapılmadığını, rekabet etmeme yükümlülüğü ihlal edildiğini, uzun süreli ticari ilişki kapsamında, geçen süre içinde taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi ve bakiye tutarlar dönem dönem değişikliğe uğramış olmakla, son olarak 2020 yılında takip konusu tutara ulaşıldığını, taraflar arasındaki sözleşme çok kapsamlı olsa da, işbu dava konusu alacağın “cari hesap ekstresine” dayanmakta olup, iddialarının taraf ticari defter ve kayıtları ile doğrulanacağını, davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Tefrik: Mahkememizin 22.04.2024 tarihli ara kararı ile mahkememiz dosyasına birleştirilen İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyasının tefrikine karar verildiği, tefrik edilen birleşen dosyanın 2024/285 Esasını aldığı, tefrik edilen dosyanın miktar itibari ile üye hakime tevdi edildiği görülmüştür. İcra takip dosyasının incelenmesinde, davacının İstanbul ...İcra Dairesinin ...esas sayılı takip dosyasında faturadan kaynaklanan 837.553,58-TL asıl alacak. 2.307,63-TL temerrüt faizi, 38.034,11-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 877.895,32-TL takip yapıldığı, ödeme emrinin 17.02.2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun da süresi içerisinde 19.02.2021 tarihinde borca itiraz ettiği, borca itirazla birlikte takibin durduğu, durdurma kararının alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, dava İİK'nın 67. maddesi düzenlenen bir yıllık hakdüşürücü süre içinde açıldığı görülmüştür. Mali ve konu uzmanı bilirkişinin 05/05/2023 tarihli 33 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davacı ...'nin feshinin haklı olduğu ve onun sözleşme yürürlükte iken sorumlu olduğu sözleşme ihlallerinin tazminat hesabında fark teorisi uyarınca mahsup edileceğini, Davalı ... A.Ş.'nin davacı ... A.Ş.'ne düzenlemiş olduğu 19.01.2021 tarihli...Nolu “Sözleşmeniz Gereği Know How Bedeli” Açıklamalı, Hizmet Tutarı 1.500.000,00 TL + Hesaplanan Kdv 270.000,00 TL= Ödenecek Tutarı 1.770.000,00 TL olan e-FATURA, Davacı ... A.Ş. tarafından Beyoğlu ... Noterliği ....Yevmiye Numaralı ihtarname ile 22.01.2021 tarihinde Davalı ...A.Ş.'ne iade edilmiş olup, işbu faturanın davacı şirketin incelenen ticari defterlerinde kayıtlı bulunmadığının tespit edildiğini, davalı şirketin ticari defterleri inceleme için ibraz edilemediğinden işbu faturanın davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı bulunup bulunmadığının tespit edilemediğini, işbu fatura ekinde know how hesaplamasına ilişkin dayanak doküman bulunmadığından know how bedelinin hangi işlerle ilgili düzenlediğinin tespit edilemediğini, davaya konu İstanbul 9. İcra Dairesi 2021/3730 Esas dosyasına ilişkin icra takip tarihi itibariyle, davacı... Sistemleri San. Ve Tic. A.Ş.'nin Davalı ...A.Ş.'inden Toplam 872.520,06 TL Alacaklı olduğunun hesap edildiğini belirtmiştir. Mali ve konu uzmanı bilirkişinin 09/02/2024 tarihli 15 sayfadan ibaret ek raporunda özetle; Davalı...A.Ş.’ nin incelenen ticari defterlerinde davaya konu İstanbul ... İcra Dairesi ...Esas 11/02/2021 tarihli icra takip dosyası icra takip tarihi itibariyle ve birleşen dosya dava tarihi itibariyle Davalı...A.Ş.’ nin Davacı... A.Ş. firmasına 846.852,58 TL borç bakiyesi olduğunun kayıtlı olarak yer aldığını, taraflar arasındaki hesaplarda 1,03 TL (846.853,61 (Davacı Şirket Bakiyesi) -846.852,58 (Davalı Şirket Bakiyesi) = 1,03) küsurat farkı bulunduğunu, Davalı..A.Ş. ticari defter kayıtlarında yer alan Davalı şirketin Davacı...Sistemleri San. ve Tic. A.Ş. firmasına 846.852,58 TL borç bakiyesine ilişkin, Kamu İhale Kurumu işlerine ilişkin taraflar arasında oluşan borç ve alacak tutarlarından belirli oranlarda feragat edildiği davalı şirketçe eksik tahsilat yapıldığı davalı tarafça iddia edildiğini, Davaya konu İstanbul ... İcra Dairesi...Esas dosyasına istinaden icra takip tarihi itibariyle davacı ... Ve Tic. A.Ş.’nin Davalı... Hizmetleri A.Ş.’inden Toplam 872.520,06 TL Alacaklı olduğunun kök raporda hesap edildiğini, Davalı ...A.Ş.’nin Davacı ... A.Ş.’ne düzenlemiş olduğu 19.01.2021 tarihli ...Nolu “Sözleşmeniz Gereği Know How Bedeli” Açıklamalı, Hizmet Tutarı 1.500.000,00 TL + Hesaplanan Kdv 270.000,00 TL= Ödenecek Tutarı 1.770.000,00 TL olan e-Fatura davacı şirketçe ticari defterlerine kaydedilmemiş olup, Davacı ... Sistemleri San. Ve Tic. A.Ş. tarafından 22.01.2021 tarihinde Beyoğlu ... Noterliği ...Yevmiye Numaralı ihtarnamesi ile Davalı ...A.Ş.’ne iade edilmiş, Davalı...A.Ş. işbu ... Nolu 1.770.000,00 TL tutarlı faturayı 25/01/2021 tarihinde ticari defterlerine fatura iadesi olarak kaydedildiğini, Davalı ...A.Ş. tarafından Davacı ...A.Ş.’ ne düzenlenmiş olan 19.01.2021 tarihli...Nolu “ Sözleşme Geregi ... Bedeli” Açıklamalı, Hizmet Tutarı 1.500.000,00 TL + Hesaplanan Kdv 270.000,00 TL = 1.770.000,00 TL tutarlı faturanın, davalı tarafça, taraflar arasındaki sözleşme gereği dava dosyası içerisinde delil listesinde yer alan, taraflar arasındaki Kamu İhale Kurumu İşlerine ilişkin sözleşme değeri toplam 148.292.897,50 TL olan listede yer alan işlerin bir kısmına istinaden sözleşme değerinin %10 olarak davalı tarafça düzenlendiği iddia edildiğini, Davacı tarafça, sözleşme gereği taraflar arasındaki işlerde davalı şirketin %10 know-how bedeline hak kazanabilmesi için davacı şirkette işbu işlerden karlılık oluşması gerektiği, ancak işbu işlere ilişkin davacı şirkette karlılık oluşmadığı iddiasında bulunulduğunu, Davacının, “taraflar arasındaki sözleşeme hükümlerince öngörülen rekabet yasağının işbu davada ileri sürülemeyeceği” ne ilişkin itirazının yerinde olmadığı, Davacının, “sözleşme yürürlükte iken davacının sorumlu olduğu sözleşme ihlallerinin tazminat hesabında fark teorisi uyarınca mahsup edilmesinin itirazın iptali davası niteliğindeki işbu davanın konusu olamayacağı” na ilişkin itirazının yerinde olmadığı belirtilmiştir. Mali bilirkişinin 18/11/2024 tarihli 17 sayfadan ibaret 2.ek raporunda özetle; Davaya konu İstanbul ... İcra Dairesi ...Esas 11/02/2021 tarihli icra takip dosyasına ilişkin, davalı şirketin iflas tarihi 14/06/2023 tarihine kadarlık süre için TTK. 1530 madde uyarınca davacı şirketin davalı şirketten 839.861,21 TL (837.553,58 + 2.307,63 = 839.861,21) Asıl Alacak ile 356.695,71 TL (32.658,85 + 324.036,86 =356.695,71) İşlemiş Faiz olmak üzere Toplam 1.196.556,92 TL (839.861,21 + 356.695,71 = 1.196.556,92) Alacaklı olduğu hesap edildiğini, işbu hesaplanan alacak tutarına icra takip masraflarının dahil olmadığını belirtmiştir. Dava, feshedilen 16.12.2016 tarihli sözleşme ve ekleri gereğince cari hesaba dayalı fatura alacağına ilişkin yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca , faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır. Fatura tek başına alacağın kanıtı değildir. Faturanın dayanağı olan temel ilişkinin ispatı gerekir. Tek yanlı düzenlenen faturanın, düzenleyen tarafın kendi ticari defterlerine kayıt edilmiş olması alacağın varlığını ispatlamaz (Yargıtay 19 H.D. 2009/8074 E- 2010/5025 K sayılı içtihadı). Faturalarda belirtilen malların davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki malların davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir.(Y.19.H.D. 2016/19744E. 2018/5005K.) Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; Uyap'tan yapılan kontrolde Bakırköy ...ATM ...esas sayılı dosyada verilen iflas kararının İstanbul BAM 45. HD'nin kaldırma ilamı doğrultusunda yeni esas kaydedildiği, yenin esas numarasının 2024/1090 olduğu, duruşma tarihinin 2025 3 ay olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş. ile davalı ...A.Ş. arasında 16.12.2016 tarihli sözleşme kapsamında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin bu ilişkiden kaynaklanan 837.553,58 TL alacağı için İstanbul... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip başlattığını, davalının hem yetkiye hem de borca itiraz ettiğini, takip konusu alacağın faturalara ve cari hesap kayıtlarına dayandığını, taraf ticari defterlerinin de küsürat dışında uyuştuğunu, sözleşmenin 13.8. maddesi uyarınca İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu belirterek, itirazın iptalini, takibin devamını ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; şirket merkezinin Mersis kayıtlarına göre Bahçelievler'de olduğunu ve yetkili mahkemenin Bakırköy olduğunu, davacıya hiçbir borçlarının bulunmadığını, 02.12.2019 tarihli 258.732,34 TL'lik dekont mahsubu ile bakiyelerin kapandığını, davacının sözleşme kapsamındaki ciro hedeflerini tutturmadığını, teknik servis yükümlülüklerini yerine getirmediğini, know-how bedelini ödemediğini ve rekabet yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Yetkiye İlişkin İncelemede: Davalı tarafın yetkisizlik itirazı Mersis kayıtlarına göre şirket merkezinin Bahçelievler'de olduğu ve Bakırköy İcra Dairelerinin yetkili olduğu iddiasına dayanmaktadır. Dosyada mevcut 16.12.2016 tarihli sözleşmenin 13.8. maddesi incelendiğinde, "Bu sözleşmeden doğacak her türlü ihtilafın çözümünde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir" şeklinde açık bir hüküm bulunduğu görülmektedir. HMK'nın 17. maddesi uyarınca tacirler veya kamu tüzel kişileri arasındaki sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda, belirli bir mahkemenin yetkili kılınması mümkündür. Bu belirleme, aksi açıkça kararlaştırılmadıkça, münhasır yetki sözleşmesi niteliğindedir. Dosya kapsamındaki tarafların her ikisi de tacir olup, aralarındaki sözleşmede yer alan yetki şartı yazılı şekilde düzenlenmiştir. Davalının yetkisizlik itirazına dayanak gösterdiği şirket merkezi, genel yetki kurallarını ilgilendiren bir husus olup, taraflar arasındaki açık yetki sözleşmesi ve buna uyarak yetkili icra daireisinde açılan iş bu takipte HMK m.17 hükmü gereğince dikkate alınamaz. Bu nedenle, davalının yetkisizlik itirazı yerinde görülmemiştir. Dava, İİK m.67 kapsamında bir itirazın iptali davası olup, takip konusu alacağın varlığı ve miktarının incelenmesi gerekmektedir. İtirazın iptali davalarında inceleme, takip konusu alacak kapsamında kalmak şartıyla itirazın iptali davasında -davalının iddiasının aksine- yeni deliller ileri sürülebilir. Somut olaydaki uyuşmazlık, taraflar arasında 16.12.2016 tarihli sözleşme hükümlerinden kaynaklanan karşılıklı edim yükümlülüklerinin ifası noktasında ortaya çıkmış olup, özellikle davalı ...'in, davacı...'nin sözleşmenin 3.5., 5.7., 8.14. ve 11.11. maddelerindeki büyüme hedefi, organizasyon, kongre düzenleme gibi yükümlülüklerini gereği gibi ifa etmediği iddiasıyla ileri sürdüğü ödemezlik def'inin geçerli olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmekte olup, bahse konu defi incelendiğinde, karşılıklı borç doğuran bir sözleşme bulunması ve def'i ileri süren davalının borcunun muaccel olması şartları sağlanmış ise de, karşı tarafın edimini ifa etmemesi, edimler arasında karşılıklılık ilişkisi bulunması, ifa sırasının belirlenmemiş olması, dürüstlük kuralına uygunluk ve zamanında ileri sürülmesi şartlarının sağlanmadığı görülmekte olup, zira bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davalının öncelikle kendi yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiği, özellikle davalı tarafından ürün tedariki yapılmadan davacı...'nin satış yapması ve sözleşmede belirlenen ciro hedeflerini yakalamasının fiilen mümkün olmadığı, bu durumda öncelikle ifa edilmesi gereken asli edim niteliğindeki ürün tedariki borcunun davalı tarafından yerine getirilmeden, davacının yan edim yükümlülüklerinin ifasını ödemezlik def'ine dayanak olarak ileri sürmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki davalının davacının ciro hedeflerini uzun süredir tutturamadığını bildiği halde zamanında itiraz etmeyerek zımnen bu durumu kabul ettiği en nihayetinde davacının yükümlülük ihlallerinin ancak davacının fesih ihbarında bulunması üzerine, 28.08.2020 tarihli ihtarname ile ileri sürülmüş olduğu, ki bu durum dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği gibi, aynı zamanda def'inin zamanında ileri sürülmesi şartının da karşılanmadığını gösterdiği, ayrıca davacının yükümlülük ihlallerinin davalı tarafından uzun süre itiraz edilmeksizin kabul edildiği, ayrıca davacının ciro hedeflerini tutturma, organizasyon yapma ve kongre düzenleme gibi yan edim ve yan yükümlülüklerinin davalının ürün tedariki sağlama ve teknik destek verme şeklindeki asli edim yükümlülükleriyle karşılıklılık ilişkisi içinde bulunmadığı ve dolayısıyla ödemezlik def'inin şartlarının somut olayda oluşmadığı anlaşılmakla, davalının bu yöndeki itirazı yerinde görülmemiştir. Somut uyuşmazlıkta, davalı ...'in davacı ...'ye karşı ileri sürdüğü know-how bedeli alacağı ve rekabet etmeme yükümlülüğünün ihlali iddialarının takas teşkil edip etmediği hususlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, öncelikle know-how bedeli iddiası incelendiğinde, davalının cevap dilekçesinde 16.12.2016 tarihli sözleşmenin 6. maddesi ve 01.06.2017 tarihli Sözleşme Ek Protokolü'nün 4.2. maddesine dayanarak davacının know-how ödemesi yapması gerektiğini iddia ettiği ve bu bedelin 14.509.307,00 TL olduğunu belirttiği, ayrıca davacıya 19.01.2021 tarihli ... fatura no ile KDV dahil 1.770.000,00 TL bedelli fatura tanzim ettiğini ileri sürdüğü, söz konusu faturanın davacı tarafından Beyoğlu ... Noterliği ...Yevmiye Numaralı ihtarname ile 22.01.2021 tarihinde iade edildiği ve davacının ticari defterlerinde bu faturanın kaydının bulunmadığının bilirkişi raporuyla tespit edildiği, ayrıca fatura ekinde know-how hesaplamasına ilişkin dayanak doküman bulunmadığından know-how bedelinin hangi işlerle ilgili düzenlendiğinin belirlenemediği, öte yandan davalının know-how bedeli alacağına ilişkin olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyası üzerinden ayrı bir icra takibi başlattığı ve bu takibe yönelik itirazın iptali davası açtığı, ki bu durumun takas hakkından vazgeçildiği şeklinde yorumlanabileceği, zira takas hakkının kullanılması ile ayrı bir dava açılması, alacağın tahsili bakımından birbirini dışlayan hukuki yollar olduğu, davalının ayrı bir icra takibi ve dava yolunu tercih etmesinin, takas iradesinden vazgeçtiği anlamına geldiği, bu nedenlerle know-how bedeli alacağı bakımından takas şartlarının somut olayda gerçekleşmediği, rekabet etmeme yükümlülüğünün ihlali iddiasına gelince, davalının sözleşmenin 8.12. maddesine aykırı olarak davacının rekabet etmeme yükümlülüğünü ihlal ettiğini, ...A.Ş. ile ortak girişimlerde bulunarak çeşitli ihalelere girdiğini iddia ettiği, ancak davalının dilekçelerinde bu iddia bakımından açık bir takas beyanında bulunmadığı, Türk Borçlar Kanunu'nun 139. maddesi uyarınca takasın gerçekleşmesi için karşılıklı, aynı cinsten alacakların varlığı yanında, takas iradesinin karşı tarafa yöneltilmiş, açık bir beyan ile ortaya konulması gerektiği, somut olayda davalının bu iddiayı ileri sürmüş olmasına rağmen davacının alacağından takas edilmesi yönünde açık bir takas beyanında bulunmadığı, ayrıca dosya kapsamında bu iddianın ispatlanamadığı, davalının davacının hangi ihalelerde rekabet etmeme yükümlülüğünü ihlal ettiğini somut olarak ortaya koyamadığı, bilirkişi raporunda da bu konuda kesin bir tespitte bulunulamadığı ve şartlı bir değerlendirme yapıldığı, dolayısıyla rekabet yasağı ihlalinden kaynaklanan zarar miktarının belirsiz olması nedeniyle takasın şartlarından olan "aynı cinsten ve muaccel alacaklar" şartının tam olarak sağlanamadığı, sonuç olarak hem know-how bedeli alacağı hem de rekabet etmeme yükümlülüğünün ihlali iddiaları bakımından takas şartlarının somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla, davalının bu yöndeki itirazlarının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Taraflar arasında 16.12.2016 tarihinde akdedilen distribütörlük sözleşmesi kapsamında cari hesap ilişkisi bulunduğu dosya kapsamında belgelenmiştir. Dava konusu faturalara bakıldığında; - ... no.lu, 126.224,95 TL - ... no.lu, 33.234,35 TL -...no.lu, 33.234,35 TL -... no.lu, 53.281,72 TL - ... no.lu, 224.160,71 TL - ... no.lu, 68.250,60 TL - ... no.lu, 61.568,10 TL - ... no.lu, 237.598,90 TL olmak üzere toplam 837.553,58 TL tutarında fatura bulunduğu ve bu faturalara özel bir içerik itirazı yapılmadığı görülmektedir. Bilirkişi raporunda, davacı şirketin 2017-2022 yılları ticari defterlerinin usulüne uygun tasdikli olduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin tam olduğu, icra takip tarihi olan 11.02.2021 itibariyle 846.853,61 TL alacak kaydı bulunduğu belirlenmiştir. Ayrıca, 1. Ek rapor ile taraf defterlerinin alacak miktarına ilişkin küsürat 1,03 TL dışında uyuştuğu tespit edilmiştir. Davalının 258.732,34 TL'lik dekontu mahsup ettiği iddiası, bunu destekleyen defter ve kayıtların bulunmaması nedeniyle ispatlanamamıştır. Bu tespitler doğrultusunda, takip konusu 837.553,58 TL ve 2.307,63 TL asıl alacak toplamları aşar şekilde 846,852,58 TL ana alacağın varlığı kanıtlanmış olup, davalının asıl alacaklara itirazı yerinde görülmemiştir. İşleyecek faiz oranı konusunda, taraflar arasındaki ilişki incelendiğinde; sözleşmenin distribütörlük ilişkisi içerdiği, karma nitelikli olduğu ve basit bir mal/hizmet tedariki olmadığı görülmektedir. Bu durumda TTK 1530. maddesindeki özel temerrüt faizi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Dolayısıyla 3095 Sayılı Kanun'un 2/f-2. maddesi gereğince ticari işlerde Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı avans faizi oranında faiz uygulanması gerekmektedir. Takibe konulan işlemiş faiz miktarı için bilirkişi raporunda 16.11.2020 - 11.02.2021 arası için 32.658,85 TL olarak hesaplama yapılmış ise de temerrüt faiz oranı yukarıda açıklandığı gibi avans faizi olmakla mahkememizce yapılan değerlendirmede 12.184,68 TL işlemiş temerrüt faizine hükmedilmiştir. Faiz hesaplamasında esas alınacak başlangıç tarihi, davacı tarafından gönderilen 12.11.2020 tarihli ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 13.11.2020 ve 3 günlük süre sonu olan 16.11.2020 tarihi olarak belirlenmiştir. İşlemiş faiz hesaplaması aşağıdaki şekilde yapılmıştır: **Toplam Faiz: 12.184,68 TL** **FAİZ DETAYI:** | Başlama Tarihi | Bitiş Tarihi | Gün Sayısı | Oran (%) | Tutar (TL) | |------------- ---|------------ --|--------- ---|----- ----|------------| | 16.11.2020 | 18.12.2020 | 33 | 10 | 7.572,40 | | 19.12.2020 | 31.12.2020 | 12 | 16,75 | 4.612,28 | İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, takibin haksız ve kötüniyetli olarak yapıldığı veya itirazın haksız ve kötüniyetli olarak yapıldığı anlaşılırsa, haksız ve kötüniyetli olan taraf, diğer tarafın talebi üzerine, asgari yüzde yirmi tazminata mahkum edilir. Somut olayda, takip konusu alacak ticari defterlere dayalı ve miktar bakımından likit nitelikte olup davalının itirazın haksız olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, takip konusu asıl alacak olan 837.553,58 TL'nin %20'si oranında, 167.510,71 TL icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir. Matraha 2.307,63 TL asıl alacağın eklenmesi sehven unutulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında Yetkiye itirazın, 837.553,58-TL asıl alacağa, 12.184,68-TL işlemiş temerrüt faizi, 2.307,63-TL asıl alacaklara itirazlarının iptaline, İşleyecek faiz oranına itirazın ise "3095 S.K.nun 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı avans faizi oranında" şeklinde iptaline, -Bunların dışında takibin ödeme emrindeki kayıt ve şartlarda devamına, -Fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-837.553,58-TL'nin %20'si olan 167.510,71-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacının 852.045,89-TL üzerinden ihtiyati haciz talebinin kabulüne, davacının üzerinden teminat alınmasına yer olmadığına, bu hususta gerekçeli ara karar kurulmasına, 4-Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 58.203,25-TL ilam harcından peşin alınan 10.602,78-TL'nin mahsubu ile bakiye 47.600,47-TL ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 10.602,78-TL peşin harç ve 59,30-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 10.662,08-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 131.286,42-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 10.172,75-TL yargılama gideri davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/02/2025 Başkan . ¸e-imzalıdır Üye . ¸e-imzalıdır Üye. ¸e-imzalıdır Katip . ¸e-imzalıdır Bu belge elektronik imza ile imzalanmış olup ayrıca ıslak imza uygulanmayacaktır.“5070 sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur.”

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2016/19744, K. 2018/5005, T. 31.12.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2016-19744-e-2018-5005-k-337a652cc209