İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2016/1070 E. 2020/506 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2016/1070
- Karar No
- 2020/506
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2016/1070 Esas KARAR NO : 2020/506 DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 01/09/2016 KARAR TARİHİ : 08/10/2020 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize verdiği 01/09/2016 tarihli dilekçesinde; davacının, davalı şirketin A grubu imtiyazlı paya sahip kurucu ortaklarından olduğunu, nama yazılı pay sahiplerine iadeli taahhütlü mektupla toplantı gün ve gündeminin belirtildiği toplantı çağrısının yapılmadığını, şirket genel kurulundan en az 2 hafta önce gerekli toplantı çağrılarının ilan edilmediğini, TTK' nın 514. Maddesi uyarınca şirket bilançolarının hesap dönemi bitiminden itibaren 3 ay içerisinde genel kurulun onayına sunulmasının zorunlu olduğunu, 2014 yılına ait şirket bilançosunun 2 yıl sonra genel kurulun onayına sunulduğunu, kanuna aykırı bilanço onayının hükümsüz olup yok hükmünde olduğunu, genel kurulda yetkisiz ve vekaleti olmayan bir kısım kişilerin yetkisiz şekilde oy kullandığının söylendiğini, 28/11/2012 tarihli Resmi Gazete' de yayımlanan A.Ş Genel Kurul Toplantılarına İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre toplantı çağrısının yapılmadığını, toplantı çağrısı usul ve yasaya uygun olmadığından yapılan genel kurulunun hükümsüz olduğunu, şirketin 31/12/2014 tarihli bağımsız denetim raporunda; şirket bilançosu hakkında şartlı görüş verildiğini, şartlı görüşte şirketin 31/12/2014 tarihi itibariyle öz kaynak açığının 36.087.023,00-TL olduğu, aynı tarihte sona eren dönemde geçmiş yıl zararlarının 93.972.927,00-TL olduğu, grubun 31/12/2014 tarihi itibariyle cari dönem varlıklarının cari dönem yükümlülüklerinden 67.999.313,00-TL daha yüksek olduğu, Seri 11 Nolu Genel Tebliğe göre şirketin bandrol talepleri için vadesi geçmiş borcunun bulunmaması gerektiği bu durumun şirketin sürekliliğini devam ettirme kabiliyeti üzerinde önemli bir belirsizliğin varlığını gösterdiğinin yer aldığını, şirket hakkında bandrolsüz ve usulsüz bandrol ile işlem yaptığı için pek çok vergi cezası kesildiğini, şirkete kesilen vergi ceza ihbarnamelerinde; grup şirket ortaklarından ve şirketin yönetimindeki kişilere ait ...çecek Grubu' nun sattığı yabancı içkilerde... A.Ş' ye ait bandrollerin kullanıldığı tespit edilerek şirkete bandrol yönetmeliğine aykırı işlemlerden pek çok cezanın kesildiğinin sabit olduğunu ancak bu hususların hiç birinin şirket bilanço ve kayıtlarında gösterilmediğini, şirket genel kurulunda söz alan bazı kişilerin bandrolsüz olarak kaçak satışın yapıldığına dair iddiaların cevaplanması isteminin yönetim ve denetim kurulunca yerine getirilmediğini, şirketin Tütün ve Alkol Piyasası Denetleme Kurumu' na Bandrollü Ürün İzleme Sistemi Tebliği uyarınca hiç bir borcu olmaması gerekirken borç ve cezalarının bulunduğunun şirket bilançosunda açıklanmayarak şirket ortaklarından gizlendiğini, bilançoya şartlı görüş verilmesi halinde TTK uyarınca yönetim kurulunun görevini bırakması gerektiğini, şirket bilançosunun doğruyu yansıtmadığını, şirket bilançosunda vadesi geçmiş ve kesinleşmiş vergi borçlarına karşılık ayrılmadığını, şirketin yapılandırılan ve ödenmediği için yapılandırılması bozulan vergi borçlarına karşılık ayrılmadığı için gerçeği yansıtmayan şirket bilançosunun geçersiz olduğunu, 6102 sayılı TTK ile bir çok şirkete bağımsız denetime tabi olma şartı getirildiği ve bu doğrultuda şirketlerin çeşitli düzenlemelere uymasının zorunlu hale getirildiğini, bu düzenleme kapsamında 2014 yılı için denetçi seçimi ve denetim sözleşmesi için 31/03/2016 tarihli şirket genel kurulunda şirket yönetim kuruluna yetki verildiğini, yetkinin faaliyet dönemi bittikten 2 yıl sonra yapılmış olması sebebiyle hükümsüz ve geçersiz olduğunu, TTK ile bağımsız denetim kapsamında bulunan şirketlerin " Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu " tarafından yayınlanan standartlar kapsamında münferit ve konsolide finansal tablolarını Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olarak hazırlama zorunda olduğunu, TTK' nın bağımsız denetim kapsamındaki şirketlerin yönetim kurullarına 401. Maddeye göre ibraz zorunluluğu getirdiği bu kapsamda yönetim kurullarının yönetim kurulu yıllık faaliyet raporlarını ve finansal tablolarını vakit geçirmeksizin denetçiye teslim etmek, şirketi varlıklarının, defterlerinin, belgelerinin, yazışmalarının, kıymetli evraklarının envanterinin incelenerek denetlenebilmesi için denetçiye uygun imkan sağlamak ile yükümlü olduğu ancak yönetim kurulunca bu yükümlülük yerine getirilmediğinden hazırlanan konsolide bilanço, gelir tablosu, öz kaynak raporu, konsolide finansal tabloların gerçeği yansıtmadığından hükümsüz olduğunu, yıllık faaliyet raporunun da denetim kapsamı içinde tutulduğunu, buna göre yıllık faaliyet raporundaki bilgilerin finansal tablolardaki bilgilere uygun olmadığından yıllık faaliyet raporunun düzenlenmemiş sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, şirketin sermaye kaybının şirket sermayesinin 2/3' nü aştığı ve şirketin infisah noktasına geldiğini, hakimiyetin bağlı şirketi zarara uğratacak şekilde kullanılmasının yasak olduğunu, onu zarara uğratacak yada onun çalışma yada rekabet gücünü azaltacak her eylemde en geç o faaliyet yılı sonuna kadar mutlaka kaybı telafi edecek denk değerde istem tanınması gerektiğini, TTK' nın 202. Maddesi hükmü gereği ... San. Tic. A.Ş' nin bağlı ortaklığına karşı yerine getirmediği sermaye taahhüdü ve cari borçları sebebiyle oluşan kaybın finansal tablolarda gösterilmesi gerekirken gösterilmediğini, bu konuda zararın genel kurulda açıklanması gerekirken açıklanmadığını, şirketin yalnızca vadesi geçmiş borçları toplamının 124.216.101,00-TL, şirketin kısa vadeli ödemesi gereken borç toplamının 1 yıl öncesi bilançoya göre 130.481.377,00-TL iken 2014 yılında 170.330.224,00-TL' ye yükselerek zararın bir önceki yıla göre 40.000.000,00-TL arttığını, 31/12/2013 tarihinde 25.717.945,00-TL olan geçmiş yıl zararının 31/12/2014 tarihi itibariyle 6.000.000,00-TL arttığını, öz kaynak açığının 36.087.023,00-TL olduğunu, aynı tarihte sona eren geçmiş yıl zararlarının 93.973.927,00-TL olduğunu, grubun 31/12/2014 tarihi itibariyle cari dönem varlıklarının cari dönem yükümlülüklerinden 67.999.313,00-TL fazla olduğunun bağımsız denetçi raporlarından tespit edildiğini, gerçek zararların bu rakamların çok üzerinde olduğunu, şirketin tüm aktif ve pasifleri ile marka değerinin Türk Patent Enstitüsi marka uzmanları tarafından hazırlanacak rapor ile tespitinin talep edildiğini, borca batıklık iddiasının mahkemece araştırılmasının zorunlu olduğunu, yönetim kurulunun hazırladığı ana bilançoya göre şirketin acizden kurtulduğunun yazıldığını, murakıp raporunun hazırlandığı tarihte şirketin aciz halinde olduğunu, sermaye payı ödemelerinin gerçek olmadığını, fiili olarak sermaye ödenmediği halde kaydi olarak sermaye artışı yapıldığını, şirket sermayesinin borca batık olduğunun şirket denetim kurulu tarafından murakıp raporunda açıkça beli olduğu ancak genel kurulda azaların bilgi edinme hakkına dayalı olarak yönetim kurulu faaliyet raporu ve bilançonun açıklanmasının istenildiğini, şirket tarafından bilançonun şirket merkezinde ortakların incelemesine açık tutulmadığı gibi genel kurulda da şirket sermayesinin yitirilmesi konusunda bilgi verilmesi talebinin yönetim kurulunca geçiştirildiğini, alınan kararlarda hiç bir konunun genel kurula açıklanmadığı ve genel kurul bilgisine sunulmadığının genel kurul toplantı tutanağı ile sabit olduğunu, ortaklığın borca batık olması halinde mal varlığı bilançosunun hazırlanarak sermayenin ne kadarın karşılıksız kaldığının belirlenmesi, TTK' nın 324. Maddesi uyarınca hangi önlemlerin uygulanacağının kararlaştırılmasının gerekmesine rağmen bunların yapılmayıp yerine sermaye arttırımı kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu kararın şirketi iflastan kurtarmaya değil, yönetim kurulunun şirket iflas edene kadar yönetimi devam ettirmesine, davalı şirketle ticaret yaparak şirket üstünden ticari menfaat sağlama amacını gerçekleştirmeye yönelik olduğunu, şirket yönetim kurulunun fiilen hiç bir ödeme olmadan sadece kaydi olarak sermaye artışı kararı aldığını, pay sahiplerinin haklarını ihlal eden ve batıl olan yönetim kurulu kararları aleyhine her zaman hükümsüzlüğün tespiti davası açılabileceğini, şirket bilançosunda pek çok hususun gösterilmediğini, bilançonun gizli, karmaşık ve anlaşılmaz olduğunu, şirketin geçmiş yıllara ait faturalarının usulsüz olarak işlenmediğini, bilançonun gerçeği gösteren değil ayarlanmış bir bilanço olduğunu, bilanço ve bütçenin usulsüz olması ve gerçeği yansıtmaması halinde verilen ibra kararlarının hükümsüz olması gerektiğini, şirket yönetim kurulu üyelerinin ibrasına yönelik kararın hükümsüz olduğunu, şirket yöneticilerine kişisel olarak şirket işlemlerinde yaptıkları hatalar sebebiyle Sermaye Piyasası Kurulu ve vergi dairesi tarafından cezalar kesildiğini, şirket yöneticilerin bu paraları şirket kasasından ödediklerini, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından şirket tarafından ödenen para cezalarının genel kurulda şirket ortaklarına açıklanması ve genel kurul gündemine alınması talimatı verilmiş olmasına rağmen şirket yönetiminin bu konuları genel kurul gündemine getirmeyerek usulsüz davrandığını, yönetim kurulu üyelerinin kendi faaliyet ve ibralarında oy kullanmalarının yönetim kurulunun şirket işlerinin görülmesinde acziyet halinde olduklarının açık kanıtı olduğunu, iflas noktasına gelmiş davalı şirkette sermaye kaybı ve ara bilanço hakkında yönetim kurulu tarafından genel kurulda pay sahiplerine hiç bir açıklama yapılmazken yönetim kurulu üyelerinin ve şirketin büyük çoğunluğuna sahip iştiraklerin şirket ile rekabet yapabilmesine izin verilmesinin oylandığını, şirket yönetim kurulu üyelerinin kendi faaliyet ve ibralarında oy kullandığını, şirketin % 91 gibi hissesine sahip bağlı şirketler ve yönetim kurulu üyelerinin şirketle rekabet etmeleri konusunda izin verilmesi için oy kullandıklarını, alınan ibranın geçersiz ve hükümsüz olduğunu belirtmiş genel kurulda oylanan bilanço gerçeği yansıtmadığından yönetim ve denetim kurulu üyeleri TTK gereği yasanın kendilerine yüklediği şirketi idare, temsil ve yönetim görevini gereği gibi yerine getirmediklerinden ve pay ihraçları ve ödemeleri gerçeği yansıtmadığından genel kurulda yönetim ve denetim kurullarının ibrasına yönelik alınan tüm kararların geçersizliğine, şirket bilançosu usulüne uygun olmadığından bilançonun onaylanmasına ilişkin kararın geçersizliğine, 2014 ve 2015 yılı için bağımsız denetçi olarak HSY Bağımsız Denetim Firmasının seçilmesine ve 2015 yılı hizmet sözleşmesinin imzalanması ve onaylanması hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesine ilişkin kararın hükümsüzlüğüne karar verilmesi, şirketin mali tablo ve raporları gerçeği yansıtmadığından murakıp raporu, bilançolar, gelir gider hesaplarının şirketin gerçek durumunu göstermekten uzak olduğundan; bilanço, gelir gider tablolarının iptal edilerek SPK tebliğlerine ve mali tablo krıterlerine göre şirket bilançosunun yeniden hazırlanmasını, şirket ortakları... Gıd. Ltd. Şti,...Alkollü İçecekler arasındaki mali ilişkilerin incelenmesini talep ettiklerini, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmaları sebebiyle yönetim kuruluna şirket ile mukavele yapma konusunda izin verilmesi hakkında ve yönetim kurulunun ibrası hakkında alınan kararların geçersizliğinin tespitine, şirket bilançosunun onaylanmasına ve şirket yönetim ve denetim kurullarının ibrasına ilişkin alınan kararlar ana sözleşme ve yasaya aykırı bulunduğundan alınan kararların hükümsüzlüğünün tespitine, genel kurulda alınan tüm ibralar geçersiz olduğundan yeni yönetim ve denetim kurullarının seçimine ilişkin alınan kararların yoklukla malül olduğunun tespitine, bilanço davacılara verilmediğinden şirket merkezinde ilan edilmediğinden, ortaklara açıklanmadığından, hazırlanan konsolide bütçede TTK uyarınca şirketin esas sermayesinin 2/3' nün karşılıklık kaldığı tespit edildiğinden, TTK uyarınca şirketin insifah etmiş sayılacağının tespitine, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı' nın denetim yetkisini kullanması için durumun TTK uyarınca ilgili Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile SPK' ya bildirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili mahkememize verdiği 24/10/2016 tarihli dilekçesinde; TTK' nın 448/3. Maddesi gereğince teminat gösterilmesi ve teminat miktarının en az 100.000,00-TL olarak takdir edilmesi gerektiğini, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, öncelikle süre yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça; davanın, hak düşürücü süre dolduktan sonra açılmasını bertaraf etmek amacıyla davanın genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü talebi ile açıldığı ancak davanın TTK' nın 445. Maddesi uyarınca genel kurul kararlarının iptali davası olduğunu, usul hukukunun temel ilkelerinden olan hakimin hukuku resen uygulaması gereği hakimin tarafların yaptığı hukuki nitelendirme ile bağlı olmadığını, davanın iptal davası olduğunun kabulü ve süresinden sonra açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının davada taraf sıfatının bulunmadığını, davacının genel kurul toplantısına katılmadığını, davanın hükümsüzlük iddiası ile açılmış olmasının bir başka nedeninin de davacının TTK' nın 446. Maddesi uyarınca iptal davası açma hakkına sahip olmaması olduğunu, davacı tarafça; davalı şirketin borca batık olduğunun iddia edildiği ve mahkemece şirketin infisah etmiş sayılacağının tespitine karar verilmesinin talep olunduğunu, davacının bu iddiasının gerçek dışı ve haksız olduğunu, davalı şirketin borca batık olması, aktiflerinin pasiflerini karşılayamaz durumda olması gibi bir hususun kesinlikle söz konusu olmadığını, dava dilekçesinde şirket bilançosunda vadesi geçmiş ve kesinleşmiş vergi borçlarına karşılık ayrılmadığı belirtilerek şirket bilançosunun gerçeği yansıtmadığının ileri sürüldüğünü, şirket bilançosunda vergi borçları için karşılık ayrılması gibi bir kural yada usul bulunmadığını, dava dilekçesinde bağımsız denetim raporunda; şirket bilançosu hakkında şartlı görüş verildiğini, denetim raporunda; bandrollü ürün izleme sistemine ilişkin Seri 11 Nolu Genel Tebliğe göre şirketin bandrol talepleri için vadesi geçmiş borcunun bulunmaması gerektiği bu durumun şirketin sürekliliği devam ettirme kabiliyeti üzerinde önemli bir belirsizliğin varlığını gösterdiği şekilde ibare yer aldığının belirtildiğini, Maliye Bakanlığı' nın " Tütün Mamülleri ve Alkollü İçkiler Bandrollü Ürün İzleme Sistemi Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ " in 2.1 maddesi ile Gelir İdaresi Başkanlığı' nın bandrol, pul, barkot, hologram, küpür, damga, sembol gibi özel etiket ve işaretlerin verilmesinde mükelleflerin Maliye Bakanlığı' na bağlı vergi dairelerine vadesi geçmiş borcu bulunmadığına ilişkin belge arama zorunluluğunu getirmeye yetkili kılındığını, söz konusu hüküm gereği şirketlerin cari döneme ilişkin vergi borçlarının olması halinde Gelir İdaresi Başkanlığı' ndan bandrol almalarının mümkün olmadığını, davalı şirketin cari döneme ilişkin hiç bir vergi borcunun bulunmadığını, bandrol alması konusunda mali yada hukuki engeli olmadığını, bu hususun Gelir İdaresi Başkanlığı' ndan sorulabileceğini, dava dilekçesinde; yıllık faaliyet raporundaki bilgilerin finansal tablolardaki bilgilere uygun olmadığı ileri sürülerek faaliyet raporunun düzenlenmemiş sayılmasına karar verilmesi gerektiğinin belirtildiğini, faaliyet raporu ile mali tablolar arasında hiç bir uyumsuzluk olmadığını, dava dilekçesinde genel kurul toplantısının TTK' nın 514 gereği hesap dönemi bitiminden itibaren 3 ay içinde yapılmamış olması nedeniyle hükümsüz olduğunun ileri sürüldüğünü, TTK' nın 514. Maddesindeki hükmün mutlak emredici bir hüküm olmadığı ve kanunda her hangi bir yaptırımın bulunmadığını, davacı tarafın genel kurul toplantısının usulüne uygun olarak yapılmadığını, genel kurula çağrı, ilan ve sair işlemlerin usulüne uygun olarak yerine getirilmediğini ileri sürdüğünü, davalı tarafından gündem, çağrı, ilan, internet sitesinde yayınlama ve ticaret sicil müdürlüğü nezdinde yapılması gereken işlemler başta olmak üzere her türlü toplantıya hazırlık işleminin titizlikle eksiksiz olarak yerine getirildiğini, davacıya toplantı gündeminin ve toplantı yerinin zamanın bildirilmesine ilişkin olarak çıkarılmış iadesi taahhütlü tebligatla ilgili PTT çıktısı ve toplantının ilanına ilişkin ticaret sicil gazetesi örneği ve ticaret sicil müdürlüğündeki dosya celbedildiğinde görüleceği üzere davacı da dahil olmak üzere tüm ortaklara toplantı ile ilgili gerekli çağrı ve tüm usul işlemlerinin usulüne uygun olarak yapıldığını, davacının bilançonun ortaklara açıklanmadığını, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullandığını, genel kurulda yetkisiz kişilerin oy kullandığını, sermaye payı ödemelerin gerçek olmadığı iddialarının asılsız olduğunu, dava dilekçesinde; davalı şirketin bağlı şirketi olan ... İçecekler A.Ş' nin kayıpları hakkında TTK' nın 202. Maddesi gereği denkleştirme yapmadığının ileri sürüldüğünü, davalı şirketin bağlı şirkete ilişkin olarak denkleştirme yapmasını gerektirir bir durumun söz konusu olmadığını, bağlı şirket ... İçecekler A.Ş' nin her yıl faaliyet karı elde eden mali yapısı düzgün işleyen ve sermaye kaybının söz konusu olmadığı bir şirket olduğunu belirtmiş , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... San ve Tic AŞ 'nin 31/03/2016 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların hükümsüzlük sebebiyle yoklukla malul olup olmadığı veya genel kurul toplantısında alınan kararların iptali koşullarının oluşup oluşmadığı ile davalı şirketin sermayesinin 2/3 ününün karşılıksız kalıp kalmadığı ve şirketin münfesih sayılıp sayılmayacağının belirlenmesine yönelik olarak dosya ve davalı şirket kayıt ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan 25/06/2019 tarihli bilirkişi raporunda; pay sahiplerinin şirket işlerine ilişkin haklarını genel kurulda kullanacakları, 24/02/2016 tarihli genel kurul toplantı çağrısı yazısında toplantının İTOB Organize Sanayi Bölgesi Tekeli Menderes İzmir adresindeki İTOB İdari Bina Toplantı Salonunda yapılacağı, 2014 yılı mali tabloların ve raporların ortakların incelemesi için hazır bulundurulacağının ifade edildiği, toplantıya çağrıya ilişkin PTT Barkod Listesinin dosya içerisinde yer aldığı bu listenin 3. Sırasında davacı ...un Mithatpaşa Cad. No: ... Göztepe İzmir adresi ve... nolu telefonun yazıldığı, gönderi etiket numarasının ... olduğunun dava dosyası ekinde yer aldığı, genel kurul bildirisinin göndericiye ulaşıp ulaşmadığı konusunda dosyada herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, 1 Mart 2016 tarih ve 9022 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde usulüne uygun toplantı çağrısının yapıldığının tespit edildiği, davalının 2014 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısının 31/03/2016 tarihinde yapıldığı, şirketin 2014 yılı finansal tablolarının ve yönetim kurulu üyelerinin oy çokluğu ile ibra edildiğinin tespit edildiği, genel kurul toplantı gündeminin 6. Maddesinde başkan...n 31/12/2014 tarihli bilançoda görülen sermaye kaybı hakkında genel kurulu bilgilendirdiğinin toplantı tutanağında bildirildiği ancak sermaye kaybı nedeniyle alınacak tedbirler ve bu tür tedbirlerin alınmasına ilişkin oylama yada açıklayıcı bilgilerle alınacak önlemlere ilişkin kararlara rastlanılmadığı oysa ki yönetim kurulunun genel kurula sunacağı iyileştirme önlemlerinin hangisinin uygulanacağına genel kurulun karar vereceği, iyileştirme önlemleri olarak ortaklığın gelir elde etme gücünü yeniden tesis eden sermaye kaybını kısa ve orta sürede ortadan kaldıran ve dolayısıyla ortaklığın devam etmesini güvence altına alan tedbirlerin anlaşılacağı, bu tedbirlerin finansman veya organizasyon yapısında olabileceği davalı... San ve Tic AŞ'nin 31/03/2016 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların hükümsüzlüğü sebebiyle yoklukla malul olup olmadığı konusunun hukuki değerlendirmesinin mahkemenin takdirine bırakıldığı, davalı şirketin 31/12/2014 tarihli Kurumlar Vergisi Beyannamesinde yer alan bilançosundan alınan veriler doğrultusunda öz kaynak tespiti yapılmış olup bu tespitlere ilişkin olarak sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının 2/3 ünün karşılıksız kaldığı, öz kaynak toplamının -3.751.287,30 TL olduğu ve davalı firmanın sermayesinin tamamını kaybettiğinin tespit edildiği sonuç ve kanaatine varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Taraflarca rapora itiraz edildiğinden şirket kayıt ve belgeleri de incelenerek itirazlar doğrultusunda ek rapor düzenlenmesi için dosya yeniden bilirkişiye tevdii edilmiş, alınan 24/08/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda; sermaye kaybına esas konu hariç diğer konularda kök raporda belirtilen hususların tekrar edildiği, borca batıklık ve sermaye kaybına ilişkin olarak ise TTK'nın 376. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca SPK Finansal Raporlama Standartlarına uygun olarak hazırlanan periyodik finansal tablolardan bağımsız olarak ve SPK Finansal Raporlama Standartlarına tabi olmaksızın aktiflerin satış fiyatları üzerinden değerlenmesi esasına dayanan bir bilanço düzenlenmesi gerektiği aksi takdirde şirketin feshedilmiş sayılacağı ancak SPK Finansal Raporlama Standartlarına göre hazırlanan bilançosu 2/3 ü oranında sermaye kaybını gösterirken TTK'nun 376. Maddesi kapsamında düzenlenen bilançosunda bu oranda bir sermaye kaybı ve borca batıklık görülmemesi halinde TTK'nun 376. Maddesinde ön görülen tedbirlerin alınmasına gerek bulunmadığının belirtildiği, davalı şirketin kurumlar vergisi beyannamesi ve konsolide bilançosunun incelendiği, bu incelemeler sonucunda davalı şirketin 31/12/2014 tarihli Kurumlar Vergisi Beyannamesinde yer alan bilançosundan alınan veriler doğrultusunda öz kaynak tespiti yapıldığı, bu tespite ilişkin olarak sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının 2/3 ünün karşılıksız kaldığı, öz kaynak toplamının -3.751.287,30 TL olduğu, davalı firmanın sermayesinin tamamını kaybettiğinin tespit edildiği ayrıca davalı şirketin SPK 'ya tabi bir şirket olması nedeniyle Konsolide bilançolarının incelendiği ve SPK 10 Nisan 2014 tarihli 11/352 sayılı kararında TTK 376. Maddesi kapsamında şirket sermayesinin karşılıksız kaldığına ilişkin tespitin SPK Finansal Raporlama Standartlarına göre hazırlanan konsolide finansal tablolar üzerinden yapılması gerektiği nedeniyle grubun 31/12/2014 tarihli konsolide bilançosunda da öz kaynaklarının negatif olduğu ve dolayısıyla sermayesinin 2/3 ünden fazlasını kaybetmiş olduğunun görüldüğü, bağımsız denetim raporu ile de bu durumun ayrıca tespit edildiği, yönetim kurulunun tüm bu sebepler nedeniyle her ne kadar aktifleri değerlemeye tabi tutup borca batık olmadığını iç denetim ile teyit etmiş olmasına rağmen konuya ilişkin rayiç bilançonun düzenlenmediği, bu bilançonun kendisine sunulmadığı gibi yönetim kurulu üyelerine de sunulmadığı itirazı yerinde olmakla birlikte dava konusu genel kurul kararının iptali açısından hukuki değerlendirme gerektirmesi nedeniyle bu durumun takdirinin mahkemeye ait olduğu, sonuç olarak davacı şirketin konsolide kaydi bilançosuna göre borca batık olduğu ancak yönetimin düzenlettirmiş olduğu iç denetim raporunun 14. Sayfasında yer alan yönetim kurulunun almış olduğu önlemler kapsamında şirket değerlemesinin yaptırılması ve yaptırılan bu değerleme sonucu oluşan değerleme farklarını alarak rayiç bilanço düzenlendiğinde şirketin öz sermayesinin pozitife döndüğü bu hali ile davalı şirketin TTK 376 çerçevesinde rayiç değer bilançosuna göre sermaye kaybı ve borca batıklığının olmadığı kanaatine varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir. Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda davacı tarafça daval... San ve Tic AŞ'nin 31/03/2016 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan kararların hükümsüzlük sebebiyle yoklukla malul olduğu ve davalı şirketin sermayesinin 2/3 ünün karşılıksız kalıp şirketin münfesih hale geldiğinden bahisle alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespitine ve davalı şirketin sermayesinin 2/3 ünün karşılıksız kaldığı ve şirketin münfesih hale geldiğinin tespitine karar verilmesine yönelik olarak davalı hakkında mahkememize dava açıldığı, davacı tarafça genel kurul toplantısına ilişkin çağrının usulüne uygun olarak yapılmadığının belirtildiği, davacıya toplantıya çağrıya ilişkin bildirinin gönderildiği ancak gönderinin davacıya ulaşıp ulaşmadığı konusunda dosyada herhangi bir belge bulunmadığı, davacının toplantıya iştirak edemediği, TTK 446/1-b maddesinde " Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun yada olmasın, çağrının usulüne uygun olarak yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin " iptal davası açabileceğinin belirtildiği, çağrının usulüne uygun olarak yapılmamasının davacıya ancak iptal davası açma hakkı vereceği, tek başına bu aykırılığın genel kurul toplantısının iptali sonucunu doğurmayacağı, çağrıdaki usulsüzlüğün bir butlan sebebi olmadığı, genel kurul iptali davası için TTK 445. Maddesinde belirtildiği üzere karar tarihinden itibaren 3 ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açılabileceği, dava konusu genel kurul toplantısının 31/03/2016 tarihinde yapıldığı, davacı tarafça eldeki davanın 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 01/09/2016 tarihinde açıldığı, davanın TTK 445. Maddesindeki 3 aylık yasal süre içerisinde açılmamış olması sebebiyle davacının iptal talebin reddinin gerektiği, davalı şirketin 31/03/2016 tarihli genel kurul toplantısının 5. Maddesinde 2014 yılına ait finansal tabloların okunup kabul edildiği, 19.213,50 TL ret oyuna karşılık 22.796.560,33 TL kabul oyu ile 2014 yılına ait finansal tabloların oy çokluğu ile kabul edildiği, ortaklardan 19.213,50 TL ve 1.921.350 adet hisse sahibi ...n gündemin 5. Maddesine ilişkin kararın tamamına muhalefet ettiği muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesinin istediği, genel kurul toplantısının 6. Maddesinde 31/12/2014 tarihli bilançoda görülen sermaye kaybı hakkında Başkan ...n genel kurulu bilgilendirdiği, genel kurul toplantısının 7. Maddesinde yönetim kurulu üyelerinin 2014 yılı faaliyetleri, finansal tabloları ve başkaca her türlü faaliyetlerinden dolayı ibrasının oylamaya sunulduğu, yapılan oylama sonucunda 19.213,50 TL ve 1.921.350 adet hisseye sahip ...In ret oyu verdiği 22.777.346,83 TL ve 2.277.734,683 adet hisseye sahip ortakların kabul oyu verdiği, yönetim kurulunun oy çokluğu ile ibra edildiği, yönetim kurulunun kendi ibrasında oy kulanmadığı, ortaklardan 19.213,50 TL ve 1.921.350 adet hisse sahibi ...n yönetim kurulu ibrasında ve onaylanması hakkındaki oyunun olumsuz olduğunu ve gündemin 7. Maddesine ilişkin kararın tamamına muhalefet ettiği ve muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesini istediği, genel kurul toplantısının 8. Maddesinde yönetim kurulu üyelerinin seçimi ve görev süresinin belirlenmesi işleminin yapıldığı, genel kurul toplantısının 9. Maddesinde yönetim kurulu üyelerine 1 Lira huzur hakkı ödenmesine karar verildiği, genel kurul toplantısının 10. Maddesinde TTK ilgili maddeleri gereği 2014 ve 2015 yılı için bağımsız denetçi olarak HSY Bağımsız Denetim ve Danışmanlık AŞ 'nin seçilmesi ve 2015 yılı hizmet sözleşmelerinin imzalanması ve onaylanması hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesinin oy birliğiyle kabul edildiği, genel kurul toplantısının 11. Maddesinde 3568 sayılı SMMM Kanunu gereği ... Yeminli Mali Müşavirlik Ltd Şti ile 2014 ve 2015 yılı hizmet sözleşmesinin imzalanması ve onaylanması hususunda yönetim kuruluna yetki verilmesinin oy birliğiyle kabul edildiği ,genel kurul toplantısının 12. Maddesinde yönetim kurulu üyelerine TTK 395 - 396 maddelerine göre yetki verilmesinin oy birliğiyle kabul edildiği, alınan genel kurul kararların butlanı bakımından TTK 447. Maddesinde belirtildiği üzere pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran ,pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunen izin verilen ölçüde sınırlandıran ,anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan bir karar bulunmadığı ve davacının kararların butlan ile batıl olduğu iddiasının da yerinde olmadığı , davacı tarafça yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullandığını belirterek yönetim kurulu ibrasının geçersizliğinin iddia edildiği ancak genel kurul toplantı tutanağında da belirtildiği üzere yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadığı, TTK'nun 436/2 . Maddesindeki "... şirket yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli imza yetkisine haiz kişiler yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz " düzenlemesine aykırı bir işlemin gerçekleşmediği, bu sebeple bu madde yönünden alınan kararın yoklukla malul olduğu iddiasının yerinde olmadığı, davacı tarafça ayrıca şirketin borca batık olduğuna ilişkin tespit talebinde de bulunulduğu ancak alınan bilirkişi ek raporunda da belirtildiği üzere davalı şirketin TTK 376 çerçevesinde rayiç değer bilançosuna göre sermaye kaybı ve borca batıklığının olmadığı incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış, davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Eksik kalan 25,20 TL harcın davacı tarafça tamamlanmasına, 3-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan 3.400,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, Dair; tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar davacı vekili Av. ...ile davalı vekili Av. ...ın yüzlerine karşı açıkça okunup anlatıldı. 08/10/2020
Başkan ... E imza Üye ... E imza Üye... E imza Katip... E imza