İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2015/8319 E. 2019/458 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2015/8319
Karar No
2019/458
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/221 Esas KARAR NO : 2019/613 DAVA : Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/12/2017 KARAR TARİHİ : 04/10/2019 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Taşınmaz Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; müvekkilinin ... yaşında olduğunu, davalı ile tanışmadıklarını, ticaretle uğraşmadğını, davalıya hiçbir ticari iş yaptırmadığını, TTK na göre tacir sıfatına haiz olmadığını, davalı ile aralarında hiç bir ticari ilişki olmadığını, davalının müvekkilinden hiçbir alacağı olmadığı halde müvekkili aleyhine Antalya ...İcra Dairesinin .../... sayılı dosyasında takibe geçildiğini, takibe konu ... düzenleme tarihli ... vade tarihli ...TL bedelli nakten yazılı bonodan dolayı müvekkiline karşı takibe başlandığını, müvekkilinin böyle bir senet vermediğini, senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin takibi öğrendiğinde ilk etapta Antalya ...İcra Hukuk Mahkemesinin .../... Esas .../... Karar sayılı dosyası üzerinden dava açtığını bu dava dosyasında yalnızca tek bir bilirkişi raporu alındığını, rapora itiraz eden müvekkilinin yeni bir bilirkişiden rapor alınmasını talep ettiğini talebinin kabul görmediğini müvekkili aleyhine karara çıktığını , müvekkilinin bu dava dosyasından verilen kararı istinaf ettiğini, müvekkilinin bonodaki imzasının sahte olduğuna dair Antalya Cumhuriylet Başsavcılığının .../... soruşturma numaralı dosyası ile davalı ... den şikayetçi olduğunu, Savcılığın bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırdığını, takibe konu senede ilişkin olarak davalının müvekkiline hiç bir ihtarname göndermediğini, bu da böyle bir alacak olmadığını ve böyle bir alacağın vadesinin gelmediğini ispatladığını, farklı bir deyimle müvekkilinin aleyline dava konusu bono nedeni ile icra takibinin açıldığı tarihte müvekkilinin vadesi geçmiş muaccel hale gelmiş bir borcu bulunmadığını, muaccel bir alacak olmadan davalının henüz bir riski bulunmadan, ihtarname çekmeksizin müvekkili aleyhine icra takibi başlatmasının müvekkilini maddi ve manevi yöndün bitirdiğini, davalının kötü niyetli olduğunun açık olduğunu, haksız olarak icra işlemlerinin başlatıldığını, bu nedenle müvekkilinin sağlık sorunlarını, psikilojik durumu, içinden çıklamaz bir hal aldığını beyan ederek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile kötü niyetle açılan takibin durdurulmasına ve akabinde iptaline, Antalya ... İcra Dairesinin .../... numaralı İcra Dosyana konu senette müvekilinin imzası olmadığının tespiti ve takibin iptaline, takibe konu senetten dolayı müvekkiline takip tarihi itibari ile muacael bir borcunun da bulunmaması dikkate alınarak müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, kötüniyetle hareket ederek, müvekilinin hayatına onarılmaz zararlar veren davalının %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davacının dürüst davranmadığını, HMK nun 29. Maddesinde "taraflar dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar " 2. Fırkada ise Taraflar davanın dayanağı olan vakıalara ilişkin açıklamalarını gerçeğe uygun bir biçimde yapmakla yükümlüdürler," düzenlemesinin bulunduğunu, madde gerekçesinde ise doğruyu söyleme ödevi tarafların yargılamadaki yükümlülüklerinden biri olduğunu, davacının kötü niyetli davrandığını, gerek kendilerinin gerek karşı tarafa ilişkin hususlarda yaptıkları açıklamalarda mahkemeyi yanıltmamalarının gerektiğini, doğruyu söyleme ödevi, hem yazılı hemde sözlü beyan ve açıklamalar için geçerli olduğunu, davacının müvekkilinin tanımadığını müvekkili ile ticari ilişkilerinin olmadığını idda ettiğini, bunu davacının ispatlamasının gerektiğini, icra takibine ve buna bağlı ... İHM de açılan imzaya itiraz davası incelendiğine davacının yetkilisi olduğu, ... nin müvekkiline ait daireyi eşyalı olarak kiraladığını, İlk kira bedelinin bizzat davacının ... Şubesi hesabından yapıldığını, davacının imza örneklerinin alındığını, emniyet Genel Müdürlğü Kriminal dairesi Başkanlığı Graoloji ve Sahtecilik uzmanı tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda da söz konusu senetteki imzasının davacıya ait olduğunun tespit edildiğini, davacının istinaf yoluna başvurduğunu ancak istinaf başvurusunn da ret edilerek davanın kesinleştiğini, davacı ... olarak ticari faaliyetini sürdürdüğünü, söz konusu şirketin tek yetkilisi ve tek ortağı davacı olduğunu şirkete ait tircari sicil çıktısında da bu durumun görüldüğünü, ayrıca göreve ilişkin itirazlarının olduğunu, 6102 sayılı TTK nun 4(1) maddesinde ticari davalar tanımlandığını ve sayıldığını davanın ticari olup ticari işlemler için ticari faaliyet gösterdiği yeri kiralamış olup yapılan işin ticari iş olduğunu davaya konu evrakın bono olduğunu ve ticari nitelikte bir iş olduğunu, ticari dava olarak nitelindirildiğinde davaya bakmaya Asliye Hukuk mahkemesinin görevli olmadığını Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu beyan ederek, davanın kötü niyetle açıldığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini davacı tarafa alacağın %20 sinden az olmamak üzere Kötü Niyet Tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmişir. DAVA : Dava, taraflar arasındaki kira ilişkisi nedeniyle, düzenlenen bono nedeni ile borçlu olmadığının tespiti istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, ... tarihinde Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış, anılan mahkemenin ... tarih .../... E. .../... K. Sayılı kararı ile Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş, davacı vekilinin dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep etmiş ve dosya mahkememize tevzii olunmuştur. Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde alacaklısının ... olduğu borçluların ..., ... ve ... olduğu, ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL komisyon olmak üzere toplam ... TL alacak için kambiyo senetlerine mahsusu icra takibinin yapıldığı görülmüştür. Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesinin .../... E. Sayılı dava dosyasının incelenmesinde; davacının ..., davalının ..., davanın borca ve imzaya itiraza ilişkin olduğu, davalı vekilinin ... tarihli celsede kira sözleşmesinden kaynaklı takip yapıldığını belirttiği görülmüştür. Tarafların dava dosyasına sundukları deliller arasında yer alan kira sözleşmesinin incelenmesinde; kiraya verenin ..., kiracının ..., müşterek borçlunun ... olduğu, özel şartların arasında kira sözleşmesine teminat olarak ... TL bedelli senedin düzenleneceği belirtilmiştir. Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yeterli görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/04/2019 tarih 2017/17-1097E. 2019/458K. sayılı kararı). Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 09/11/2015 tarih 2015/8319E. 2015/10836K. sayılı kararında; "...Somut olayda; davacı ile davalı arasında, davacının restoran olarak işlettiği taşınmaza ilişkin yapılan kira sözleşmesi nedeniyle karşı tarafa bono verildiği, kiraya veren davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle, kira sözleşmesinin feshi, ödenen 6 aylık kira bedelinin geri verilmesi ve ödenmeyen 6 adet bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitinin istendiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık kira sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. 6100 sayılı Kanunun 4/1-a maddesi uyarınca kira ilişkisinden kaynaklanan tüm uyuşmazlıklarda görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Bu nedenlerle, davanın sulh hukuk mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir..." denilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 26/01/2017 tarih 2016/3083E. 2017/535K. sayılı kararında; "...Dava, taraflar arasında düzenlenen araç kiralama sözleşmelerinden kaynaklanmaktadır. Her ne kadar dava konusu kambiyo senetlerinden dolayı menfi tespit isteminde bulunulmuş ise de, her iki taraf da bu senetlerin kira sözleşmelerinin teminatı olarak verildiğini kabul etmektedirler. Hal böyle olunca somut olayda uyuşmazlık TTK’da düzenlenen kambiyo senetleri ile ilgili hükümlerden değil, taraflar arasındaki kira sözleşmelerinde yer alan hükümler çerçevesinde tarafların birbirlerine karşı olan edimlerini yerine getirip getirmedikleri konusunda toplanmaktadır. Bu sebeple uyuşmazlığın çözümünde 6100 sayılı HMK’nun 4/1-a maddesi uyarınca görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir..." denilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 04/04/2018 tarih 2017/2850E. 2018/3436K. sayılı kararında; "...01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Somut olayda uyuşmazlık; taraflar arasındaki kira ilişkisi nedeniyle, ödenmeyen kira alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan takip sonrası uygulanan haciz işleminden kaynaklanmaktadır. Bu haliyle dava, ... tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır..." denilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 08/11/2017 tarih 2017/4856E. 2017/15494K. sayılı kararında; "...Davacı ile davalılardan ...’ın murisi ... arasında ... başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli yazılı kira sözleşmesi mevcut olup, davacının talebi kira sözleşmesine dayanarak kullanmakta olduğu taşınmazın, davalı ... ile diğer davalı müteahhit ... arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği yıkılması sonucu oluşan tazminat istemine ilişkindir. Dava, ... tarihinde 6100 sayılı HMK'nun yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir..." denilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 04/05/2017 tarih 2017/1760E. 2017/6605K. sayılı kararında; "...Uyuşmazlık, kira sözleşmesinin haklı fesih nedeniyle kiralanana yapılan masraf ve yoksun kalınan kar kaybına ilişkin maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava, ... tarihinde 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir..." denilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2019 tarih 2019/565E. 2019/4744K. sayılı kararında; "... vekalet ücreti, görevli mahkemece yapılan yargılama sonunda oluşacak sonuca göre hükmedilecek vekalet ücretidir. Görevsizlik kararı için ayrı, yapılan yargılama sonucu ayrı vekalet ücreti verilmesi kanuna aykırıdır. Birleştirilen davanın görevsiz mahkemede açılması üzerine verilen görevsizlik kararı yönünden mahkemece ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacı icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemli dava açmıştır. Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi ve Antalya İcra Hukuk Mahkemesindeki ve mahkememizdeki beyanlar ile dosyaya sunulan savcılık soruşturma dosyalarındaki beyanlar ve belgeler ile kira sözleşmesinin bir bütün halinde değerlendirilmesinde, davacının esasen kira sözleşmesi nedeniyle düzenlenen bono nedeni ile borçlu olmadığının tespitini talep ettiği anlaşılmaktadır, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Davamızda taraflar arasındaki kira ilişkisi nedeniyle, düzenlenen bono nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti isteminden kaynaklanmaktadır. Bu haliyle dava, ... tarihinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Dava dilekçesinin görev yönünden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2. Davacı ve/veya davalıdan herhangi birinin talebi halinde dava dosyasının görevli ve yetkili Antalya Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili Antalya Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine, 5. Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde görevli mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının görevli mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacıya iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı asil ve vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.04/10/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2015/8319, K. 2019/458, T. 09.06.1932, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2015-8319-e-2019-458-k-b98e775d1bc7