İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2015/2 E. 2017/1 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2015/2
- Karar No
- 2017/1
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/212 KARAR NO : 2019/703 DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/04/2018 KARAR TARİHİ : 06/11/2019 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ekteki sözleşmeler gereğince son meşru hamil olarak elinde bulunan keşidecisi ... olan ... Şubesi, ... numaralı hesaba ait, ... seri numaralı ... TL bedelli, ... keşide tarihli; keşidecisi ... olan ... Şubesi,... numaralı hesaba ait, ... seri numaralı ... TL bedelli, ... keşide tarihli; keşidecisi ... olan ... Şubesi, ... numaralı hesaba ait, ... seri numaralı ... TL bedelli, ... keşide tarihli, 3 adet çekin rızası hilafına elinden çıktığını, akabinde, müvekkilinin tazmini zor mağduriyetler yaşamaması adına taraflarınca Antalya ... Asliye Ticaret mahkemesinin .../... esas sayılı dosyası dahilinde, zayi nedeni ile çeklerin iptali ve tedbir talep edildiğini, Antalya CBS ye de kayıp çek nedeni ile şikayette bulunulduğunu, süreç devam ederken Antalya ... Asliye Ticaret mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasına yukarıda adı geçen üç adet çekin hamili olduklarını beyan eden davalıların müdahil olduklarını, müvekkilinin, davalılarla bir tanışıklığının olmadığını beyan ederek; çeklerin istirdatı talebinde bulunmuştur. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin dava konusu çeklerin son hamilleri olduklarını, aralarında başka cirantalar da bulunduğundan bu kişilerin davacı şirket ile bağlantısını bilebilmelerinin mümkün olmadığını, cirantalardan ... ile müvekkilleri arasında hukuki ilişki olduğunu, ... ile müvekkillerinin birbirlerini uzun yıllardır tanıdıklarını, adı geçen maddi sıkıntıda iken müvekkillerden yardım istediğini ve 2016 yılından itibaren dönem dönem ... hesabına gerek elden ödemeler yaparak gerekse de müvekkile ait kredi kartını kullanarak borçlandığını, bu borçlarını ödemek için elinde nakit parası da olmadığından elinde bulunan çekleri müvekkile ciroladığını, bu olaydan müvekkillerinin zarar gördüğünü beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, çekin istirdatı istemine ilişkindir. 6.Çek, 6102 sayılı TTK 780-823 maddelerinde düzenlenmiş olup, Yasa'nın 4/a maddesi gereğince çekten kaynaklanan uyuşmazlıklar ticari dava niteliğinde, Yasa'nın 5/a maddesi gereğince uyuşmazlık asliye ticaret mahkemesinin görev alanında bulunmaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi., 2016/9217 Esas, 2016/7676 Karar) 7.Öncelikle söylemek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). Taraf kendisi tarafından ispat edilmesi gereken vakıayı ispat edemezse, karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulu, İstanbul 1990, C. 2, s. 1356 vd.) Türk Medeni Kanunu m. 6 usul hukukunda ispata ilişkin genel kuralı koymuştur. Buna göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. 8.İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 9.İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; Kıymetli evrakın yetkili hamili olduğunu ve istem dışı elinden çıktığını ileri süren davacı, halen kıymetli evrakın hamili konumunda olan kişilere karşı istirdat isteminde bulunabilir. Böyle bir iddiada bulunan davacının söz konusu davadaki kanıt yükü, kendisinin davaya konu ettiği kıymetli evrakın son yetkili hamili olduğu ve hali hazırda hamil konumunda olan davalının kıymetli evrakı iktisabında kötüniyetli yahut ağır kusurlu olduğunu ortaya koymak olmalıdır. Buna göre hali hazırda hamil durumunda olan davalının kötüniyet ya da ağır kusurunu ispat zımmında, ciro zincirindeki bir kopukluk, çalıntı olduğu bilinmesine rağmen kıymetli evrakın devralınması gibi unsurlar belirleyici olabilecektir. (Yargıtay 11 HD., 2014/13735 esas, 2014/19653 karar; 2014/14045 esas, 2015/511 karar) 10.TTK’nın 702. maddesi “ Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kimse son ciro beyaz ciro olsa bile kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde salahiyetli hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro takibederse bu son ciroyu imzalıyan kimse çeki beyaz ciro ile iktisabetmiş sayılır.” düzenlemesine yer vermiş iken; 704. madde ile de “Çek, her hangi bir suretle hamilinin elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı bir çek bahis mevzuu olsun, ister ciro suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702 nci maddeye göre ispat etsin çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisabetmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle mükelleftir.” hükmü getirilmiştir. Türk Ticaret Kanunu m. 792 gereği de; Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. 11.Bu açıklamalar ve madde hükmüne göre; davalının çeki edinme nedenini kanıtlama yükümlülüğü yoktur. Davalının çekin rıza dışında elden çıktığını bilmesi veya bilebilecek durumda olması gerekir. Çekin rıza dışı elden çıkması halinde ispat yükü, çekin yetkili hamili olduğunu ve rızası hilafına elinden çıktığını ileri süren davacıya ait olup, davacının iddiasını kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlaması gerekmektedir.(Yargıtay 11 HD., 2014/10768 esas, 2014/20288 karar) 12.Antalya CBS nin .../... soruşturma sayılı dosyasına bakıldığında özetle; soruşturmanın derdest olduğu, davacı tarafından verilen ve şüphelisi belirtilmeyen (soruşturma şikayet dilekçesi için şüpheli belirtilmesine gerek yoktur) iş bu dava konusu çeklerin kaybolduğu veya çalındığı iddiasıyla şikayet dilekçesi nedeni ile, soruşturmanın başlatıldığı, şüpheli olarak ...'ın da yer aldığı anlaşılmaktadır. 13.Belirtmek gerekir ki; Çek, Türk Ticaret Kanununun üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. Türk Ticaret Kanununun 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. Türk Ticaret Kanununun üçüncü kitabında 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, A /Göle, C: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s:221, 6102 sayılı TTK' nın 778 ve 6762 sayılı eTTK.’nın 690, 730. maddeleri) 14.Çek, Türk Ticaret Kanunu’nda tanımlanmamıştır. 15.Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, kanunun öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna., E/ Göç Gürbüz, D: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s:268). 16.Çek bir kıymetli evraktır. Her kıymetli evrak gibi çek te bir hak içerir ve bu hak çeklerde bir alacak hakkıdır. Çeke bağlanmış olan alacak hakkının istenebilmesi için çekin ibrazı şarttır. Başka bir kişiye devri de ancak çekin devri yoluyla sağlanabilir (6762 sayılı TTK’nın 557., 6102 sayılı TTK’nın 645. maddesi). 17.Dosyaya dönüldüğünde; davalıların çeki/çekleri kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduklarının davacı tarafça ispat edilememiş, bu yönde bir delil dosyaya sunulamamıştır. Çek bir kıymekli evraktır ve illetten mücerretir. CBS dosyasında şüpheli olarak ismi geçen ... ile davalıların hukuki ilişkisi olduğu davalılar vekilince ikrar edilmiştir. Cevap dilekçesine göre, çekin tedavül kabiliyeti de düşünülerek, çekin davalılara geçmesi mümkündür. Yukarıda da değinildiği üzere davalıların çeki/çekleri kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduklarının davacı tarafça ispat edilememiş, bu yönde bir delil dosyaya sunulamamıştır. 18.Davacı taraf, bu haliyle, dosya kapsamına göre iddiasını ispat edememiştir. Ancak, dava dilekçesinde, "yemin" deliline de dayanmıştır. 19.İspat yükü altında bulunan tarafın başvurabileceği delillerden biri de yemin delilidir. Yemin, taraflardan birinin davanın çözümlenmesine etkili olan bir vakıanın doğru olup olmadığı hakkında kanunun belirlediği şekilde mahkeme (hakim) önünde beyanda bulunmasıdır. Bir başka deyişle; Yemin, taraflardan birinin davanın çözümünü ilgilendiren bir olayın doğru olup olmadığı konusunu, kanunda belirtilen usule uyarak, mahkeme önünde, kutsal sayılan değerlerle teyit eden ve kesin delil vasfı yüklenmiş sözlü açıklamalardır (03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı YİBK). Medeni Usul Hukukumuzda yemin delili kesin delil niteliğindedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2015/22-2376 esas, 2019/370 karar) Bir ispat vasıtası olan yeminin konusu HMK'nın 225. maddesine göre, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Görüleceği üzere yemin, tarafın kendisinden kaynaklanan (ondan sadır olan) vakıalar hakkında verilebilir. 20.Davacı taraf, yemin teklif etme hakkını kullanmıştır. 21.Davalı ... duruşmada yeminli olarak aynen; "Benim ...'dan alacağım vardır, ... bizim komşumuz ve yakınımız olur. Biz ...'a borç para verdik, hem elden hemde bankadan havale yolu ile bu paraları verdik, bunun karşılığında ... bize çek verdi, ben ...'ın maddi durumunun neden kötü olduğunu ve bu çeki hangi ticari ilişki sonucu elinde bulundurduğunu bilmiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur. 22.Davalı ... duruşmada yeminli olarak aynen; "Benim ...'dan alacağım vardır, ... bizim komşumuz ve yakınımız olur. Biz ...'a borç para verdik, hem elden hemde bankadan havale yolu ile bu paraları verdik, bunun karşılığında ... bize çek verdi, ben ...'ın maddi durumunun neden kötü olduğunu ve bu çeki hangi ticari ilişki sonucu elinde bulundurduğunu bilmiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur. 23.Tüm dosya kapsamı, yukarıda da geniş olarak anlatılan "çek" in hukuki niteliği, ödeme aracı olması, davalıların çeki/çekleri kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduklarının davacı tarafça ispat edilememesi, dosyada bu yöne ilişkin bir delilin olmaması hususları göz önüne alınarak; davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Hükmün niteliği ve tarihi dikkate alınarak; alınması gerekli maktu ret harcı olan ... TL nin, davacı tarafça yatırılan ... TL den mahsubu ile hazineye gelir kaydına, arta kalan harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça yapılan bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden; AAÜT m. 3/2 hükmü de dikkate alınarak; ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" nin, "Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir. Davacı tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilir." düzenlemesi göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 8-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından temyiz yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'in yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.06/11/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır