İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2012/336 E. 2026/58 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2012/336
- Karar No
- 2026/58
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2012/336 Esas KARAR NO : 2026/58
DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 15/06/2012 KARAR TARİHİ : 20/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili olduğu şirket gerek yurt içinde gerekse yurt dışından tekstil alanında faaliyet gösteren ve ülkemizin önde gelen firmalarından olduğunu, firma üretimini yapmış olduğu yurt dışı firmasının bir kısım mallarının dikimini yaptırmak üzere fason iş yapan ... ile anlaştığını, dikimi yapılan 544 adet ceketin onarım ve tadilatını yapmaları için ...'ın dahilinde akşam saatlerinde mallar fasoncu davalılar bırakıldığını, ... çalışanları ...'i korkutmak kastı ile seni biraz misafir edeceğiz 3-4 adet çayımızı içeceksin diyerek iş yerinde tuttuklarını, ilgili hakkında şikayette bulunduklarını, yapılan şikayet üzerine polis gerekli tahkikatı yaptığını, ele konulan bahse konu mal dışından davalının toplam ürettiği malın ayıplı kısmı malın müşteriye geç telim edilmesi müşteri tarafından tarafımıza fatura edilen iskonto bedelleri müşterinin taraflarına ayıptan dolayı iade ettiğini ürünler navlun gideri gümrük gideri 20.000,00-TL alacaklarının taraflarına ödenmesini talep etmişlerdir. Davanın kabulüne davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı el konulan toplam 544 adet ceketin bedeli için şimdilik 10.000,00-TL'nin davalının toplam ürettiği malın ayıplı olan kısmı malın müşteriye geç teslim edilmesi müşteri tarafından tarafımıza fatura edilen iskonto bedellerinin müşterinin taraflarına ayıptan dolayı iade etmişi odluğu ürünler navlun gideri gümrük gideri için şimdilik 20.000,00-TL ile birlikte toplam 30.000,00-TL 10.01.2012 tarihinden itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte taraflarına ödetilmesine, müvekkili lehine %40 tazminata hüküm kurulmasına, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şahıs şirketi ... ile fason tekstil üretimi konusunda anlaşma yaptıklarını, müvekkilce yapılan malların ÇOĞUNUN AYIPLI olduğunu bu ayıplı mallara ilişkin ayıp ihbarını mail yazışması, sözlü beyan ve noter ihtarnamesi ile müvekkile bildirdiklerini, yine dikimi yapılan 544 adet ceketin tadilatının yapılması için müvekkile bırakıldığını sonrasında ise müvekkilini şirket elemanının hürriyetini tahdit ederek malları teşlim etmediğini ve sonrasında müvekkilin para istemesi üzerine malları müvekkilde bırakarak şirket yetkilisinin elemanlarını geri çektiğini ve yaşanan bu olayla ilgili Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduklarını ve nihayeten teşlim edilmeyen 544 adet ceket için toplam 10.000 TL. Ve malların geri kalan kısmındaki ayıp ve geç teslimden kaynaklı olarak fazlaya ifişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000 TL. Bedel talebinde bulunmuşlardır. Davacının iddiaları ve davası haksız ve mesnetsizdir. arz ve izaha çalıştığımız nedenlerle, Haksız ve mesnetsiz açılan davanın ayıp ihbarının süresinde ve yasal unsurlara havi olarak yapılmaması nedeniyle ve davacının talebinde haksız olması nedeniyle reddine, ücreti vekalet ve yargılama giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: a-Küçükçekmece ... Asliye Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazılmıştır. 3-Mahkememize sunulan 04/12/2025 tarihli bilirkişi raporunda Davacının davalıya 37.850,46-TL borçlu olduğu görülmekle ise de inceleme de bu tutarın 25.000,00-TL ' sini aldığını bunun da belgesini sunacağını beyan etmiştir. Dolayısıyla 12.850,46 TL borçlu olduğu orta çıkmaktadır. Toplam 54.447,53-TL fatura düzenlendiği davacı şirketin 10/01/2012 keşide tarihli 15.000,00-TL bedelli ve 23/01/2012 keşide tarihli 27.500,00-TL çek ile yaptığı ödemeler sonucu davalının 11.947,53-TL alacaklı kaldığı anlaşılmıştır. 4-Mahkememize sunulan 30/09/2014 tarihli bilirkişi raporunda 595,40 Euro + 1.985,35 Euro + 239,18-TL olarak hesaplandığını, Davacı vekili dava dilekçesinde Türk Lirası ile alacağın ödenmesine istemiş olmakla, istek tarihi olan 10.01.2012 ' de TMB verilerine göre 1 Euro ' nun kuru 2.3816-TL üzerinden istem olmadığı için dava dilekçesinde yer alan haksız el konulduğu ileri sürülen 544 adet üründen kaynaklanan 10.000,00-TL alacak ile ilgili ayrı bir değerlendirme yapılmamıştır, şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 5-Mahkememize sunulan 16/12/2014 tarihli bilirkişi raporunda Somut olaydaki iddia, savunma, vakıa, sunulan belgeler ve keşifte yapılan incelemeler, Mahkemenin tarafımıza tevdi ettiği görev kapsamında değerlendirildiğinde, 1. Tekstil sektöründe ihraç mamullerindeki uygulama dikkate alındığında, taraflar arasında imzalanmış eser sözleşmelerindeki “depo" sözcüğünden, mamullerin Türkiye'de yükleme öncesi inspection (kalite kontrol) işleminin yapıldığı deponun anlaşıldığı, 2. Davalının yurt dışı müşterisi tarafından iade edilen ürünlerdeki ayıpların, çıplak gözle görülebilen, basit bir muayene ile anlaşılabilir nitelikte açık ayıplar olduğu, Davalının ... model no'lu ürünleri dikerek davacıya teslim tarihleri, ürünlerin tamamının davacı tarafından kabul edilerek yurt dışı müşterisine gönderilmiş olduğu, davacının yurt dışına gönderme tarihleri ve iade edilen mamullerdeki ayıbın açık ayıp olduğu dikkate alındığında, taraflar arasında imzalanmış sözleşme ve mülga Borçlar Kanununun 359.maddesi hükümleri gereği, davacı tarafından davalıya ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı ve davalının ayıptan sorumlu tutulup tutulamayacağı konusunda ve önceki raporlarımızda dile getirilen görüşlerimiz hakkında nihai taktirin mahkemeye ait olduğu, şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 6-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile; davalı ile aralarında fason dikim işi yönünden eser sözleşmesi bulunduğunu, davalının yaptığı işi ayıplı olarak yaptığını bu konunun davalıya ihbar edildiğini, davalı tarafından ayıp giderilmediği gibi bundan kaynaklanan zararların da ödenmediği, ayrıca davalı tarafından dikimi yapılan 544 ceketin onarım ve tadilat için davalıya teslim edildiğini, davacının çalışanı tarafından ürünler teslim alınmaya gidildiğinde davacı çalışanının hürriyetinden yoksun bırakıldığını ve ürünlerin davalılar tarafından alınarak el konulduğunu, davalı hakkında soruşturma başlatıldığını, davalının el koyduğu malların bedelleri ve yapılan işin ayıplı olmasından kaynaklı zararların davalıdan tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; üretilen malların davacıya taraflar arasındaki sözleşmeye göre tarihinden önce, eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim edildiğini, davacının kendi kusuru ile ürünleri zamanında teslim etmediğini, davacının ayıp nedeniyle sorumluluğa gidemeyeceğini yasal süresi içerisinde yapılmış bir ihtar olmadığını, davacı tarafından süresinden sonra gönderilen ihtarların ise usul ve yasaya uygun olmadığı gibi gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce davacı nezdinde bulunan yurt dışından iade edildiği iddia edilen ürünler üzerinde uzman bilirkişiye inceleme yaptırılmış olup, tekstil mühendisi uzman bilirkişi yaptığı incelemede; davacının incelemeye sunduğu ürünlerdeki ayıpların çıplak gözle görülebilen basit bir muayene ile anlaşılır nitelikte ayıplar olduğunu teslim tarihinden itibaren 1-2 gün içerisinde muayenelerinin yapılarak tespit edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Buna karşılık bilirkişi davacı tarafından incelemeye sunulan söz konusu ürünlere ilişkin olarak davacının ilk ayıp ihbarını son teslimat ve sevk tarihinden 1 ay 15 gün sonra 17.01.2012 tarihinde yaptığını tespit etmiştir. Bu bağlamda davacının 2 günlük süre içerisinde ayıp yönünden muayene ve ihbar külfetini yerine getirmediği dolayısıyla davacı tarafından davalıya karşı ayıba yönelik tekeffül hükümlerine başvurulamayacağı anlaşılmıştır. Bu doğrultuda davacının davalıdan talep ettiği ayıba bağlı olarak ürünlerin ayıp nedeniyle yurt dışından geri gönderilmesinden kaynaklı olarak davacının talep ettiği bedelleri davalıdan isteyemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. 24.09.2014 tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davacı ve ürünleri yurt dışına gönderdiği üçüncü kişi tarafından üçüncü kişinin bir kısım talebinden feragat ettiğinin davacı tarafından bizzat sunulan evraklarda yer aldığı gibi yukarıda belirtildiği üzere davacı tarafından yasal süresi içerisinde ayıba yönelik muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmediği bu sebeple davacının müşterisi üçüncü kişi tarafından davacıya yansıtılan reklamasyon bedellerinin ayıba karşı tekeffül hükümleri kapsamında davalıdan talep edilemeyeceği anlaşılmıştır. Nitekim davacının talebine konu ettiği üçüncü kişi tarafından feragat edildiği belirtilmeyen 3.908,70-Euro kontrol bedelinin davacının dava müşterisi ile arasındaki ilişkiye yönelik olduğu, davacının müşterisi tarafından yapılan ayıp muayenesine yönelik kontrol bedellerinin davalıya yansıtılamayacağı da değerlendirilmiştir. Dolayısıyla davacının ayıptan kaynaklı olarak talepte bulunduğu zarar kalemlerine yönelik 24.09.2014 tarihli bilirkişi raporunda incelenen alacak kalemlerinin davacının ayıba yönelik muayene ve ihbar külfetlerini hak düşürücü süresi içerisinde yerine getirmemesi ve söz konusu giderlerin bir kısmında davacının müşterisi üçüncü kişinin feragat ederek bu kalemleri davacıya yansıtmaması ve davacının söz konusu bedelleri üçüncü kişiye ödememesi sebebiyle ödemelere yönelik talep edebileceği zararının olmaması nedeniyle davacıdan talep edemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Ayrıca, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23/1-c maddesinde "malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223. maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenleme bulunmaktadır. TTK'nın 18/3. maddesine göre tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerekmekte olup, bu düzenleme bir geçerlilik şartı getirmemekle birlikte bir ispat kuralı getirmektedir. Buna göre ayıp ihbarının yapıldığı hususunun tanıkla ispatı mümkün değildir. Dosya kapsamındaki deliller ile ayıp ihbarının usule uygun olarak yapıldığı yani süresi içerisinde muayene ve ihbar külfetinin yerine getirildiği hususunun ispatlanmamasına göre davalı vekilinin bu yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davacı tarafından teslim edilen bir kısım ürünlerin ayıplı olduğu iddiasıyla 12/11/2014 tarihinde düzenlenen 3.917,60 TLlik iade faturasının de bu haliyle dayanağının kanıtlanmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan bu iade faturasının alacak hesabında dikkate alınmaması isabetli görülmüştür." Ankara Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ise ... E., .. K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "davacının TTK'nun 23/son maddesi uyarınca 8 günlük süre içinde muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi, bu mallara ilişkin şikayetlerin alınmasına müteakip BK'nun 223/2 maddesi uyarınca da "derhal ihbar" şartını da yerine getirmediği, bu nedenlerle süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davacının ayıplı olduğunu iddia ettiği malı ayıbı ile kabul etmiş sayılacağından davalıdan talepte bulunamayacağı anlaşılmıştır (Yargıtay 19.HD'sinin 2015/11922-2016/9422 EK sayılı kararı, Yargıtay 19.HD'sinin 2014/12045-20151541 EK sayılı kararları bu yöndedir)." Yargıtay .... Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, TTK 23/son, TBK 223/2 maddesi hükümlerine göre davalı alıcının ihbar mükellefiyetini TTK 18/3 maddesi hükümlerine göre yerine getirdiğini ispatlayamaması nedeniyle satılanı kabul etmiş sayılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanabilmesi için muayene ve ihbar külfetini yerine getirmesi gerekir. TTK'nın 18/3. Maddesine göre, tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılmalıdır. Elbetteki bu düzenleme bir geçerlilik şartı getirmemekle birlikte bir ispat kuralı getirmektedir. Buna göre ayıp ihbarının yapıldığı hususunun tanıkla ispatı mümkün değildir.
Bu ispat kuralları gereği ispat yükü kendisine düşen davacı tarafça; kendisine teslim edilen makinenin kurulumunun yapıldığı, 2 ay süresince çalıştığı, bu süreden sonra yağ kaçırma şikayetinden ve başkaca ayıplardan bahsedildiği, ancak davacı tarafça davalıya makinenin ayıbı hakkında herhangi bir bildirimde bulunulduğunun ispatlanmadığı anlaşılmakla, satıma konu makineyi bu haliyle kabul etmiş sayılır. Bu durumda mahkemece ayıbın ispatlanmadığına yönelik kabulde bir isabetsizlik yoktur." Davacının bir diğer talebi ise davalı tarafından haksız olarak el koyulduğu belirtilen 544 adet ürüne ilişkindir. Davacının suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturma sonucunda bu konuda davalıya Küçükçekmece .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E., ... K. Sayılı dosyasında yargılama yapıldığı ve "iddiaya konu 544 parça bayan ceketinin sanıkların işi bitirmesine rağmen müştekilere iade edilmediği yönünde dosyada herhangi bir mevcut delilin bulunmadığı bu nedenlerle sanıkların savunmalarının aksine her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeni ile CMK nın 223/2-e maddesi uyarınca sanıkların ayrı ayrı beraatine karar verilmesinin gerektiği," şeklinde gerekçe ile davalının beraatine karar verildiği, söz konusu kararın Yargıtay ... Ceza Dairesi'nin ... E., ... K. Sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu bağlamda ceza mahkemesinin kararının maddi vakıanın tespiti yönünden Mahkememiz açısından bağlayıcı olduğu değerlendirilmiş, davacının bu yöndeki iddiasını da ispatlayamadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 445,50-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 286,50-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan 287,20-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/01/2026
Katip ... e-imza
Hakim ... e-imza