İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/621 E. 2026/32 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/621
- Karar No
- 2026/32
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/621 Esas KARAR NO : 2026/32
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/09/2021 KARAR TARİHİ : 16/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait ...’de bulunan fabrikanın tüm panolar, og hücreleri ve iki adet trafo dahil olarak enerji dağıtım sistemi için ...AŞ isimli firmaya ait ürünler, 04/07/2019 tarihli sözleşme ile ...Tic. Ldt Şti isimli firmadan tedarik edildiğini, trafoların yurtdışından ... isimli şirket tarafından getirildiğini ve 30.01.2020 tarihinde devreye alındığını, yaklaşık 10 ay problemsiz çalıştıktan sonra 11.11.2020 tarihinde gece boş yükte çalışırken, yani gece fabrika faal değilken bir adet trafonun arıza yaptığını, arıza oluşunca müvekkili şirketin teknik elemanları tarafından incelendiğini, sahaya intikal edilip duruma müdahale edildiğini, ilgili firmalara haber verildiğini, ikinci trafoda önlem amaçlı olarak devreden çıkartıldığını, fabrika jeneratör ile beslenmesine ve iki trafoda devre dışı olmasına rağmen ilgili firma olaya çok geç müdahale edildiğini, muhatap firma doğrudan kendisi tespit yapmadığını, ... isimli aracı firma ile durum tespiti yapmaya çalıştığını, gelen servis ekibi kabloların trafoya bağlandığı dökümden yapılmış olan tijlerin (saplama) uygun olmadığını, zayıf olduğunu (bu tijler trafonun üzerinde geliyor ... malıdır) raporundada belirtildiğini, ikinci trafonun tijlerini daha sağlam olan çelik tijler ile değiştirerek ikinci trafoyu devreye alındığını, trafolardan fotoğraf çekip rapor tutarak sahadan ayrıldığını, taraflarında yaptırılan bağımsız bir inceleme sonunda "trafodaki arızanın, sargının üst noktasında oluşmuş aylara sari delinme sebebiyle meydana geldiği açıkça belirlendiğini, bununla birlikte trafo çalışırken normal olmayan bir ses geldiği fark edildiğini, bu ses müvekkili şirket yetkilileri tarafından kaydedildiğini, bu sesin de trafodan kaynaklı bir üretim hatası nedeniyle geldiği düşünülmediğini, davalılara durum defaten bildirilmiş olmasına ve garanti sürecinin işletilmesi istenilmesine rağmen, ilgili firmalar herhangi bir girişimde bulunulmadığını, olayın meydana geldiği tarih olan 11.11.2020 tarihinde itibaren, defaatle ilgili firmalarla yazışmalar yapıldığını, duruma müdahale edilmesi ve sorunun garanti kapsamında giderilmesi istenilmiş olmasına rağmen, ne üretici firma ne de tedarik edici firma tarafından müspet hiçbir adım atılmadığını, bunun üzerine ... 1. Sulh Mahkemesi'nin... D. İş sayılı dosyası ile tespit işlemi yaptırıldığını, tespitlerin trafoda meydana gelen arıza trafonun kendisinden kaynaklanan üretim hatası sorunlar nedeniyle ortaya çıktığını, sonunda bahse konu patlama meydana gelerek büyük maddi hasar oluştuğunu, bu durumun müvekkili maddi olarak ciddi bir zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, uzun süre trafonun kullanılmaması ve sonucunda da fabrikada üretim faaliyetlerinin aksamasına neden olduğunu, müvekkili şirketin fabrikayı tam kapasite kullanamadığını, müvekkili şirketin tek trafo ile çalışmak zorunda kaldığını, müvekkili şirket için sürdürülebilir bir durum olmadığını, davalılara ... 18. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile trafoda meydana gelen patlama ve arıza durumu bildirildiğini, trafonun kullanılabilir hale getirilmesi, yenisi ile değiştirilmesi, yenisi konulana kadar kiralama yoluyla mevcut trafo hizmetinin sağlanması, müvekkil şirketin trafonun çalışamaması nedeniyle uğradığı zararların ödenmesi amacıyla ihtarname çekildiğini, davalılardan .... ... 20. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile, taleplerinin muhatabının diğer davalı ... AŞ olduğunu, garanti sürecinin devam ettiğini ve garantinin sorumluluğunun da ... olduğunu bildirdiğini, söz konusu trafo, davalı ... firmasının üretimi olup üretimden kaynaklı tüm sorunlar nedeniyle ... firmasının sorumluluğunda olduğunu, trafo 04/07/2019 tarihli sözleşme ile davalı ... firmasından satın alındığından bu şirketin de sorumluğu bulunduğunu, buna rağmen gönderilen ihtarnamelere ve yapılan arabuluculuk görüşmeleri sonucunda, herhangi bir gelişme yaşanamadığından müvekkilin uğradığı zararın sorumlu davalılar tarafından giderilmesi amacıyla iş bu davayı açtıklarını, müvekkili şirket adına 21/04/2021 tarihinde zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığını, yapılan görüşmeler anlaşamamazlık ile sonuçlandığını, arabuluculuk başvuru no..., arabulucu dosya no ... olduğunu, davanın kabulünü, müvekkili şirketi ait ... fabrikasında, ... Ldt Şti isimli şirket tarafından tedarik edilen ve üreticisi ... AŞ olan, elektrik trafosunda meydana gelen küçük çaplı patlama ve oluşan arızanın ve bu sebeple müvekkilin uğradığı zararların tazmini amacıyla asıl bedel bilirkişi marifetiyle belirlendikten sonra istenilmek üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL bedelin yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ve müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile, tespit işleminde yapılan tüm harcamaların davalılar üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı ... A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin taraf sıfatı bulunmadığını, müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, işbu davanın husumet/taraf sıfatı yokluğundan müvekkili şirket açısından reddedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin üretim hatası-ayıplı olduğu iddia edilen ürünün üreticisi olmadığını, müvekkili şirketin davacıya onarım hizmeti kapsamında sadece onarım hizmeti verildiğini, davacının davasına dayanak olarak gösterdiği özel bilirkişi raporlarının herhangi bir resmi kurum raporuna dayanmayan, eksik ve itibar edilmemesi gerektiğini, dava konusu ürünün üreticisi ... olduğunu, müvekkili şirketin davacıya karşı ne üretici ne de satıcı konumunda olduğunu, dava konusu ürüne ilişkin olarak kurulum davacı tarafından yapıldığını, ürüne ilişkin garanti ise diğer davalı ...ve Üretici... tarafından sağlandığını, bu nedenle, müvekkili şirket açısından husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirket aleyhine karar tesis edilmesi halinde, müvekkili şirketin ihbar olunan şirketeler rücu hakkı doğacağından, 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 61 maddesi uyarınca davanın dava dışı üreticisi ...’ya ihbar edilmesi gerektiğini, davacının haksız ve mesnetsiz taleplerinin müvekkili şirket tarafından kabul edilmediğini, söz konusu olayda müvekkili şirketin hiçbir sorumluluğu/kusuru da bulunmadığını, davacının müvekkili şirketi aleyhindeki sair iddia ve taleplerini kabul etmediklerini, işbu haksız, maddi ve hukuki dayanaktan yoksun davanın tüm talepleri ile birlikte reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretini davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şti Vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili arasında yapılan 04.09.2019 tarihli satış sözleşmesine istinaden müvekkili aracılığı ile ...A.Ş. tarafından davaya konu iki adet trafo eksiksiz ve kusursuz olarak davacı tarafa teslim edildiğini, müvekkilinin satış sözleşmesinden kaynaklı sorumluğunu eksiksiz yerine getirdiğini, trafoların eksiksiz ve kusursuz olarak teslimini sağladığını, ancak özellikle belirtmek gerekir ki davaya konu trafoların kurulum ve montajı davacı firma tarafından yapıldığını, davacının beyan ettiği üzere de davaya konu trafolar 10 ay süresince sorunsuz olarak çalıştığını, davacı tarafından arızanın müvekkiline bildirilmesi üzerine müvekkili tarafından arızanın ivedilikle diğer davalı üretic... A.Ş.'ne bildirildiğini, diğer davalı ... firması tarafından 12.09.2021 tarihinde servis incelemesi yapıldığını, bu inceleme ile gerekli onarım ve incelemeler ... firması tarafından yapıldığını, trafolar sorunsuz olarak çalıştırıldığını, davacının trafoda patlama meydana geldiğini bildirmesi üzerine ... firmasıın yönlendirmesi ile yetkili ..., dava konusu trafolar üzerinde gerekli testleri yaparak meydana gelen arızanın sebebini araştırıldığını, yapılan testler sonucunda meydana gelen arızanın üretici hatası olmadığı kullanım ve montaj hatalarından kaynaklandığının tespit edildiğini, davacı tarafından olayın meydana geldiği tarihten sonra yapılan eksik ve hatalı inceleme ile yazılmış bilirkişi raporlarının kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporlarında trafondaki patlamanın öncesi ve sonrasının değerlendirilmesi gerektiğini, davacının arızadan doğan zararının kabul edilebilir olmadığını, zararı en aza indirmenin davacı tarafın sorumluluğunda olduğunu, davacının faaliyetlerini sürdüremediğinden bahisle tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını, müvekkili firmanın davaya konu trafoların üreticisi olmadığını, davacının ... 18. Noterliği ...tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile trafoda arıza meydana geldiğini, meydana gelen arızanın giderilmesini, yenisi ile değiştirilmesini ve uğranılan zararların ödenmesini talep ettiğini, müvekkili tarafından ... 20. Noterliği ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarı ile trafoların üreticisi olmadığını bu nedenle garanti kapmasında müvekkilinin bir takdir yetkisinin olmadığını, ... tarafında müvekkiline bildirildiği şekilde ancak ücretli onarım yapılabileceğinin davacı yana keşide edildiğini, diğer davalı ... firması ile müvekkili arasında davacının trafoları için alınan teklif formu ile garanti hizmetinin ... firması tarafından sağlanacağı açık olarak belirtildiğini, yapılan sözleşme ile garanti hizmetinin diğer davalı ... firması tarafından sağlanacağının açıkça belirtildiğini, diğer davalı ... firması ile meydana gelen arıza üzerinde trafo servis aracılığı ile gerekli incelemelerini yaptırdığını, meydana gelen arızanın garanti kapsamında olmadığına karar verildiğini, müvekkilinin hiçbir sorumluluğu bulunmadığı davacı taleplerinin muhatabının diğer davalı şirket olduğunu bu nedenle davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini, müvekkilinin meydana geldiği iddia edilen zararlara ilişkin bir sorumluluğu bulunmadığından tazminat taleplerinin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Davanın, tazminat davası olduğu anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın, Davalı ....Ltd.Şti.'nden satın alınan ve diğer davalı ...A.Ş. tarafından yurt dışından tedarik edilen veya üretilen elektrik trafosunun arızalanması sonucu trafoda meydana gelen patlama sonucu davacı trafo alıcısı şirketin uğramış olduğu zarar kapsamında hasarın üretim hatasından mı yoksa montaj/kullanım hatasından mı kaynaklandığı, arızanın garanti kapsamında olup olmadığı, meydana gelen hasar nedeniyle oluşan zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen yasal faizi ile birlikte tahsili talebinin yerinde olup olmadığı hususundan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Mahkememizin 21.10.2022 tarihli duruşmasının ara kararı gereği ... Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak dava konusu uyuşmazlık hakkında bilirkişi heyetinden rapor tanzim edilmesi istenildiği, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Talimat sayılı dosyasından mahkememiz dosyasına bilirkişi heyetinin rapor tanzim ettiği anlaşılmıştır. Bilirkişi heyetinin 15.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; elektrik bilirkişinin tarafından 20.12.2022 tarihinde keşif icra ettiği ve kendi alanı ile ilgili olarak elektrik mühendisi, ... bağlantı çubuk nüve saplamaları/kablo başlıklarındaki gevşeklikler, malzeme cinsleri teknik olarak bir elektrik arkına ve bunun sonucunda bir arızaya neden olabileceği, ... kablolarının uygun radius,yarıçap,kavis verilerek yapılması ve bağlantı yerine ağırlık verilmemesi gerekmektedir. Fotoğraflardan anlaşıldığı kadarıyla, montajın uygun olduğu görülmekte fakat net bir tespit için bir ölçü krokisinin dosyada mevcut olmadığı görüldüğü, oluşan arıza ... tarafında aşırı gerilim nedeniyle meydana gelebileceği, fakat bu aşırı gerilimin oluştuğunu belirlenebilmesi için olay tarihindeki verilerin bilinmesi ve aynı zamanda bu baraya bağlı olan diğer ekipmanlarda da arıza durumunun oluşup oluşmadığının tespiti gerektiği, bu konu ile ilgili dosyada herhangi bir bilgi görülmediği, oluşan arızanın trafo içinden yada trafonun ... çıkışlarından kaynaklı olma ihtimalinin belirlenebilmesi için ... ve ... tarafındaki röle (contrate data ) verilerine ihtiyaç bulunduğu, belirtilen verilere ait dosya kapsamında herhangi bir bilgi görülmediği, arızayı oluşturabilecek başka bir neden olarak, kuru tip trafolarda yıllara sâri olarak izolasyon delinmesi yaşanabileceği bununda üretim kaynaklı olacağı, kullanım sonucu zamanla ortaya çıkabileceği, daha önceki bilirkişilerin de belirttiği üzere mümkündür. Bu sebepten kaynaklı arızaya, net bir karar verebilmek için arıza nedenini oluşturan izolasyon delinmesi ve arıza açma dayanımının net tespitinin yapılabilmesi için trafonun fabrika ortamında testlere tabii tutulması, alınacak neticelere göre olayın değerlendirilmesinin doğru olacağı, trafo.l içinde oluşabilecek bir arıza, aşırı ısınmaya yol açacağından dolayı arızanın trafo kaynaklı olup/olmadığının anlaşılabilmesi için termal kamera ile ölçülen ısı değerleri bir parametre olduğu, bu ısı değerlerini gösteren herhangi bir belgenin dosyada bulunmadığı, davacı/müşteri ...A.Ş.ile davalı ...Sanayi arasında imzalanan 04.07.2019 tarihli Fiyat teklifine istinaden, dava konusu... Trafo siparişi, davalı ... firması tarafından diğer davalı ... firması ile sözleşme imzalanarak sipariş/tedarik edildiği, gerek fiyat teklifi gerekse sözleşmede trafo montajının müşteri tarafından yapılması /yaptırılması ya da üretici firmadan süpervizör talep edilmemesi durumunda garanti sorumluluğunun kalkacağı şeklinde dosya içeriğindeki belgede madde bulunduğu, dava konusu ...Trafosunun kurulum/montaj ve işletmeye alınmasının davacı/müşteri tarafından yapıldığı, arıza yapan trafonun ... tarafından yurt dışından ... firmasından temin edildiğinin görüldüğü, belirtilen arızanın farklı nedenlerden biri ya da birkaçından kaynaklanması mümkün olabileceği, kesin hükmün ancak arızalı trafonun fabrika ortamında üçüncü bir kişi ya da kurum nezaretinde yapılacak testler sonrası verilebileceği yönünde görüş bildirdiği, İtfaiyecilik ve Yangın Güvenlik Uzmanı bilirkişinin; arıza nedenini oluşturan izolasyon delinmesi ve arıza açma dayanımının net tespitinin, üretim ortamına alınarak inceleme ve fabrika testlerinden sonra yangın nedeninin belirlenebileceği yönünde görüş bildirdiği, Makime Mühendisi bilirkişisinin; trafonun kuru tipi trafo olduğu, trafonun yanan sargılarının tamiri mümkün olmasa bile kısmi sargı değişikliği yapılarak yani yerine yenisi konularak trafonun tekrar kullanılabilmesi mümkün olabildiği, trafonun imal eden firmaya geri gönderilmesi gerektiği, yapılan araştırma sonucuna göre 2500 kVA'lık kuru tip trafolar özel imalat olması nedeni ile sipariş verilip yenisinin yapılıp yerine montajı için gerekli sürenin 3 aya kadar olabileceği kanaatine varıldığı yönünde görüş bildirdiği, mali müşavir/ bağımsız denetçi bilirkişinin; davacı şirketin yasal ticari defterlerini GİB karşı e-defter olarak yerine getirmiş olduğu defter beratlarının süresinde yerine getirmiş bulunduğu defterlerin mevcut haliyle kendisi yönünden delil teşkil edebileceği değerlendirildiği, dava konusu arızalı trafonun 2500/3500 kva kuru tip Transformatör ün...tarafından düzenlendiği, 28.11.2019 tarihli ... nolu e fatura ile 2 adet olarak birim fiyatları olarak 185.000,00 TL + 33,300,00 TL KDV ve faturada mal hizmet kodu olarak... açıklaması mevcut olup söz konusu fatura muhteviyatında spa panel 1 adet satışı da ilave edildiği ve faturanın total alt yükünün 553.420,00 TL düzenlendiği teyit edildiği, faturanın davacı şirket yasal ticari yevmiye defteri 531140 nolu kaydında Duran Varlık Hesabına kayıt edildiği, trafoda meydana gelen hasar nedeniyle oluşan zarar yönünden hesap ve değerlendirmede ise raporun ilgili paragrafında sabit kalmak şartıyla hesap ve değerlendirme yapılamadığı yönünde görüş bildirdiği anlaşılmıştır. Mahkememizin 20.10.2023 tarihli duruşmasının 4 nolu ara kararı gereği dosyasının elektrik mühendisi, makine mühendisi ve metalurji uzmanından oluşan bir bilirkişi heyetine tevdi edilmesine karar verildiği anlaşılmakla, bilirkişi heyetinin 04.10.2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava dosyasında bulunan teknik inceleme ve raporlar ile fotoğraflardan patlamanın transformatörün V (B) fazının yüksek gerilim sargısının üst tarafında olduğu, röle kayıtlarına göre patlamanın nedeni aşırı akım ve faz-toprak kısa devresi olduğu, fotoğraflardan patlama sonucunda sargıyı çevreleyen yalıtkan maddenin parçalandığı görüldüğü, bunun yanısıra tüm incelemelerde W (C) fazının yüksek gerilim tarafında bulunan izolatör çevresinde kararmalar görüldüğü, servis için gelen yetkili elemanlar transformatörlerde yüksek gerilim sargı pabuçlarının kablo ağırlıklarını taşıyamayacaklarını belirterek değiştirdiği, transformatörün sargısının toprak kısa devresi vererek zarar görebilmesi için, enerji taşıyan sargı iletkeninin toprak potansiyelindeki bir iletkene temas etmesi gerektiği, bu durum doğrudan çıplak iletkenin teması ile olabileceği gibi, sargının üzerinde bulunan yalıtkanın delinerek, yani yalıtkanın içerisinde akımın iletiletilebileceği bir kanal oluşarak da olabildiği, kuru tip transformatörlerde yalıtım genellikle epoksi reçine, polyester reçine veya diğer katı yalıtkan malzemelerle sağlandığı, dava konusu olan olayda sözü edilen kısadevre; yalıtkan malzemenin delinmesi ile oluştuğu, yalıtkan malzemenin delinebilmesi için; Trafoyu besleyen şebeke tarafından, yalıtkan malzemenin delinme dayanım geriliminden daha büyük gerilim gelmesi; Yalıtkan malzemenin içerisinde hava boşluğu kalması ve/veya yaltkan malzeme içerisinde bulunan iletkenlerde bir kötü temas olması nedeniyle malzeme içerisinde oluşan küçük arkların zaman içerisinde yalıtkan malzemeyi bozarak akımın geçebileceği bir yol oluşturması; ... yalıtkan malzeme üzerinde bulunan gerilim altındaki gövde bağlantılarında zaman içerisinde oluşan kötü temaslar nedeniyle çıkan kılcal arkların yalıtkan malzemeyi bozması sonucu malzemenin delinme dayanım gerilimim zayıflaması; durumlarından bir veya birkaç tanesinin oluşması gerektiği, nemin tüm durumlarda arızayı kolaylaştırdığı, bu durumların ayrıntılı biçimde incelendiğinde; Transformatör sargılarında en yüksek gerilime sargı başları maruz kaldığı, patlamanın sargının başında olması, dışarıdan ani bir aşırı gerilim gelmiş olabileceğini gösterdiği, şebekede ani aşırı gerilimler, çoğunlukla şebeke aktif yükünün az olduğu gece saatlerinde oluştuğu, bu tür ani gerilim yükselmeleri ancak şebeke analizörleri ile saptanabileceği, dava dosyasında bu konuda herhangi bir bilgi ve belge olmadığı, dava dosyası içerisinde bulunan teknik incelemelerde ve servis dokümanlarında yüksek gerilim sargı pabuşlarının trafo üzerinde bulunan izalatörlere bağlandığı saplamaların döküm olduğu, kablo yükünü kaldıramadığı, bağlantının gevşediği ve kırıldığı, bu nedenle çelik saplamalar ile değiştirilmesi gerektiği yazıldığı, sözedilen bu bağlantılar, patlama olan sargı bölümünün biraz aşağısında ve ön tarafta kaldığı, gevşeyen bir yüksek gerilim bağlantısında oluşan arklar yalıtkan malzemenin üzerine saçılarak malzemeyi zayıflatabilir, delinme dayanım gerilimini düşürebileceği, bu varsayım altında davacı ve davalı taraflar karşı tarafın kusurlu olduğunu söylenebileceği, davacı tarafın, bu bağlantı elemanlarının zayıf olduğu noktasından hareketle olayı bütüne genişleterek patlamanın ayıplı imalat nedeniyle olduğunu, davalı taraf ise bu bağlamaları kendilerinin yapmadıklarını, kablo yükünü taşıyacak biçimde bağlantı yapılmadığı için kötü temas nedeniyle ark oluştuğunu ve yüzey saçılımı ile yalıtkan malzemenin zayıflaması sonucu patlamanın meydana geldiğini söylediği, ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı tespit davası için hazırlanan 04.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda, trafonun W yüksek gerilim sargı izolatörünün çevresinde kararmalar olduğu yazmaktadır. Ancak patlama V faz sargısında oluştuğunu, bu durumda kararma olan faz sargısı ile patlama olan sargı arasında doğrudan bir neden sonuç ilişkisi kurulamadığını, öte yandan 12.09.2020 tarihli servis raporunda ...fazları arasında bir ark oluştuğundan söz edildiğini, patlama anında da aynı etki oluşmuş olabileceği, kuru tip transformatörler yüksek teknoloji ile üretildiği, buna rağmen transformatörün imalatı sırasında, yalıtkan ömrünü kısaltacak bir üretim hatası yapılmış olabileceği, bu konuda kesin bir yargıya varılabilmesi için; patlama öncesi transformatörün yüksek gerilim sargılarına şebekeden ani bir geçici yüksek gerilimin gelip gelmediğinin tespit edilmesi, patlama olan bölümden alınan yalıtım örneklerinin bir kimya laboratuarında incelenmesi ve sahada patlayan sargının kesilerek inceleme yapılması gerektiği, dava dosyasında bulunan bir kaç dilekçede transformatörden arıza öncesi bir ses geldiği belirtildiği, bilirkişi heyetine böyle bir ses kaydı verilmediği için bu konuda değerlendirme yapılamadığı, trafonun montaj ve kurulumunun usulüne uygun olup olmadığı, transformatörlerin kurulumu ve montajı konusunda belirli bir standart olmadığı, ancak transformatörlerin kurulumunda üretici firmaların önerileri, can ve işletme güvenliği ilkeleri dikkate alındığı, bu bağlamda; kuru tip transformatörlerin titreşimini alacak sönümlendiriciler üzerine konulması, kablo bağlantılarının trafo üzerinde bulunan saplamalara doğrudan yapılmaması, transformatör üzerindeki çıkışların bir karkas üzerine yerleştirilen mesnet izalatörlerinin üzerine alınması ve kablo bağlantılarının esnek biçimde buralara yapılması önerildiği, bu şekilde transformatör salınımının azaltılması ve transformatör üzerinde yapılan kablo bağlantılarında oluşabilecek bir arızanın transformatöre olabilecek etkisinin önlenmesi hedeflendiği, davaya konu olan transformatörde yüksek gerilim kabloları kablo tavasında getirilerek, havada bir yay çizecek biçimde saplamalara bağlandığı, saplamalara gelen gerilme kuvveti, saplamanın gerilme kuvvet değerinden küçük olduğu sürece bağlama güvenli olduğu, tüm bağlama elemanları belirli bir yük ve kuvvet dayanımına göre seçildiği, kurulum yapılırken, el kitabında verilen sınır değerlere uyulması gereken yönergelerin izlenmesi gerektiği, bu konuda dava dosyası içerisinde kurulum yönergesi olmadığı için daha değerlendirme yapılamadığı, ancak tüm raporlarda kablo ağırlıklarının doğrudan saplamalara geldiği belirtildiği, patlamanın sebebinin ne olduğu hususunda İTÜ bünyesinde inceleme ve test işlemlerinin yapılıp yapılamayacağı, patlamanın sebebinin ne olduğu konusunda yalıtkan malzemeden örnekler alınarak Kimya Fakültesi Laboratuarında incelenebileceği, bu şekilde yalıtkan malzemenin bozulmasının durumuna bağlı olarak olay yorumlanabileceği, ayrıca trafo üniversiteye getirilmeden, yerinde, patlayan sargının yalıtım malzemesi kesilerek ark izleri üzerinden görsel incelemeler yapılabileceği, ancak öncelikle olay öncesinde şebeke tarafından tranformatöre gelen ani bir gerilim olup olmadığının araştırılmasının daha isabetli olacağı, bu konuda davacı işletmenin şebeke analizörü varsa ve kayıtlar hala mevcut ise bilgi alınabileceği, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerle trafoda oluşan patlamanın nedeninin açık ve net olarak belirlenemeyeceği, patlamanın kesin nedeninin belirlenebilmesi için patlama öncesinde trafoya gelen geçici bir ani gerilim olup olmadığının araştırılması gerektiği, transformatörde üretim aşamasında oluşan bir yalıtım hatasının olup olmadığının belirlenebilmesi için, trafodan alınacak yalıtkan malzeme örneklerinin ... Kimya Fakültesi Laboratuarlarında test edilmesi gerektiği, patlama olan sargının sahada kesilerek yalıtım malzemesinin ve iletkenlerin durumunun incelenmesi gerektiği yönünde görüş beyan ettiği anlaşılmıştır. Mahkememiz dosyasından yeniden ... Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak dava konusu panonun bulunduğu ...adresinde 11/11/2020 tarihinde meydana gelen patlamada hasar gören elektrik panosunda laboratuar ortamında gerekli test işlemine yeter miktarda sargı yalıtım malzemesinin bir elektrik mühendisi aracılığı ile sökülerek, söküm işleminin başından itibaren video kaydına alınmak suretiyle tespiti ile kesilen sargı yalıtım malzemesinin mühürlü muhafaza içinde, alınan video kaydının bulunduğu CD ile birlikte Mahkememize gönderilmesinin istenmiş ancak atanan bilirkişi 08.07.2025 tarihli raporunda sargı yalıtım malzemesinin fiziki olarak kesilerek alınmasının hem malzemeye aşırı derecede zarar verilme durumu ve hem de bu şekilde herhangi bir laboratuvardaki incelemede üretim hatasının tespitinin imkansız olduğunu belirtmiş ve Mahkememizce yazılan talimat yazısında talep edilmemesine rağmen uyuşmazlığa ilişkin görüşlerini bildirmiştir. Davacı vekili, 08.07.2025 tarihli bilirkişi raporuna karşı dosyaya sunduğu 23.07.2025 tarihli beyan dilekçesinde davanın esasına ilişkin taleplerini tekrar etmiş ve 04.10.2024 tarihli bilirkişi raporunda yapılması gerektiği bildirilen işlemlerinin yerine getirilmesi için bir talepte bulunmamıştır. 19.09.2025 tarihli celsede davacı vekiline davaya dayanak patlamanın meydana geldiği iş yerinde şebeke analizörü olup olmadığı hususunda beyanda bulunmak, var ise 11/11/2020 tarihli kayıtları dosyaya ibraz etmek üzere kesin süre verilerek kesin sürenin sonuçları usulüne uygun olarak davacı vekiline ihtar edilmiş, davacı taraf bir beyanda bulunmadığı gibi 16.01.2026 tarihli celsede davacı vekili söz alarak patlamanın meydana geldiği davacının iş yerinde şebeke analizörü bulunmadığından beyanda bulunulmadığını bildirmiştir. Tarafların tacir olduğu, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklandığı hususu tartışmasızdır. Tarafların tacir olup, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya dava tarihi itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 23/1, a-c). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Türk Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/1, a-c hükmü de uygulanacaktır. Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karşı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır: Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir. TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır. Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar: a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir. b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır. Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz. c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır. Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir . Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir. Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz. d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır e) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır f) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır . Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir. TBK. 223’e göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür. Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır. TBK. m. 225’e göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir. Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer. Bir sözleşmede ayıbın şartları mevcut ise ve alıcı da kendisinden beklenen külfetleri yerine getirmişse, bu durumda alıcı TBK. m. 227’de kendisine tanınan haklardan birini kullanabilir. Bu haklar; -Sözleşmeden dönme, bedelde indirim talebi, satılanın ücretsiz onarımı talebi, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebi (Kaynakça: ARAL, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara, 2009- AVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel H, 9. Baskı, İstanbul, 2011) Satım sözleşmesine konu trafonun teslimi ile ayıplı, hasarlı olup olmadığı ve ayıp ihbarının yasal sürede yapılıp yapılmadığını kimin kanıtlaması gerektiğini bulabilmek için hukukumuzda “ispat yükü”nün nasıl düzenlendiğine bakmak gerekmektedir. İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre “(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve...E.,...K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.( ... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi...Esas ... Karar) Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporlarına göre davalılardan ...A.Ş. Tarafından Türkiye'ye ithal edilen, diğer davalı ...Ltd.Şti tarafından davacıya satılan elektrik panosunda meydana gelen patlamanın tam olarak hangi nedenle meydana geldiği, dava konusu elektrik panosunda hasara neden olan patlamanın panonun üretimindeki kusurdan, eş deyişle panodaki ayıptan meydana geldiğinin davacı tarafından usulüne uygun olarak ispatlanamaması sebebiyle davacının sübut bulmayan davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle Davacının davasının REDDİNE, Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davalı ... Şirketi lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000- TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...Şirketi'ne verilmesine, Davalı ....Şirketi lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı .... Şirketi'ne verilmesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı ... Şirketi tarafından yapılan 200,00-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile ... Şirketi'ne verilmesine, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, Taraflarca yatırılan bakiye gider ve delil avanslarının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı MİKTAR İTİBARI İLE KESİN OLMAK ÜZERE verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 16/01/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır