İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2009/10114 E. 2011/2872 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2009/10114
Karar No
2011/2872
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/240 KARAR NO : 2024/677 DAVA : Alacak (Simsarlık Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 18/03/2022 KARAR TARİHİ : 03/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan asıl ve birleştirilen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/613 Esas sayılı dosyasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; ... desteğinde fuar düzenlenmesi amacıyla davalı ile aralarında 06/12/2005 tarihli sözleşme düzenlendiğini, sözleşmenin 6.maddesinde sözleşme süresinin 5 yıl olarak kararlaştırıldığını, sözleşmenin bitiminden 30 gün önce bildirilmemesi halinde sözleşmenin birer yıllık süre ile uzatılacağının kararlaştırıldığını, sözleşme konusu fuar tarihlerinin ise her yıl mayıs ayının 3. Haftası ve çarşamba gününden başlayarak 5 gün olarak belirlendiğini, sözleşmede taraf olarak geçen derneklerin davalı dernek adı altında birleşmeleri sebebiyle 2007 yılından itibaren davalının dava konusu sözleşme ve ek protokollerin tarafı haline geldiğini, 2019 yılına gelindiğinde taraflar arasında 2020 yılında yapılması planlanan fuar için 25/04/2019 tarihi itibariyle ek protokol düzenlendiğini, bu ek protokolün 06/12/2015 tarihli protokole ek 8 nolu protokol olduğunu, bu ek protokolde 2020 için planlanan fuarın 21-25 Nisan tarihleri arasında yapılmasının planlandığını, protokolün 9.maddesinde bu protokolde yer almayan hususlarda ana protokol hükümlerinin geçerli olacağının, ana protokol süresinin 2020 fuarını kapsayacak şekilde uzamış olduğunu, protokolün 2021 yılı içinde uzatılması halinde 06/12/2015 tarihli protokolün geçerli olacağının kararlaştırıldığını, 21-25 Nisan 2020 tarihlerinde yapılması planlanan 26. Ev tekstili fuarının Covid - 19 pandemisi nedeniyle ortak alınan karar neticesinde 25-28 Ağustos 2022 tarihine ertelendiğini, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunun 12/03/2020 tarihli kararı gereği fuarın 01/09/2020 tarihinden sonraki döneme ertelenmesi üzerine, fuarın ortak alınan karar neticesinde bu kez 18-22 Mayıs 2021 tarihine, ilerleyen süreçte de gereklilik nedeniyle 20-24 Eylül 2021 tarihine ertelenmesi konusunda karar alındığını ancak, 20-24 Eylül 2021 tarihine ertelenen fuarın pandemi nedeniyle Mayıs 2022 ertelemek durumunda kalındığını, bunun üzerine davalının müvekkiline ... 27. Noterliğinin ... tarihi ... yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide ederek 25/04/2019 tarihli ek protokolün 3/2 maddesi gereği fuarın ancak karşılıklı mutabakatı ertelenebileceğinin ve müvekkili şirketin fuar tarihinde değişiklik yapmasının sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğinin iddia edildiğini, davalı tarafından keşide edilen .. 6. Noterliğinin ... tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, müvekkili şirket ile davalı arasında akdedilen 06/12/2005 tarihli sözleşme ve 25/04/2019 tarihli ek protokol konusu 26. İstanbul Uluslararası Ev Tekstili Fuarına ilişkin sözleşmesel ilişki kapsamında müvekkili tarafından davalıya yapılan toplam 6.867.955,34 TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan tahsili için bu davanın ikame edilmesi zorunluluğunun doğduğunu, davalıya müvekkili tarafından keşide edilen Beyoğlu 9. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile ödemelerin yapılmasının ihtar edildiğini ancak ödemelerin yapılmadığı, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmama ile sonuçlandığını, sözleşmenin haklı neden olmadan sona erdirildiğini, davalı tarafın sözleşmeyi haksız olarak feshetmesinin nedeninin müvekkilinin hak sahibi olduğu ortak markaların kullanmasını engellemek olduğunu, fuar tarihinin Mayıs 2022 dönemine ertelenmesinin müvekkiline yüklenebilecek kusurdan kaynaklanmadığı, mücbir sebepten kaynaklandığı, müvekkili tarafından alınan erteleme kararının fuar organizasyonunun tüm paydaşlarının çıkarları için en makul yol olduğu, benzer şekilde farklı konulardaki konuların aynı gerekçelerle ertelendiği, erteleme kararının alınması için davalıdan onay alınması gerektiğine yönelik iddiaların gerçek dışı olduğu, taraflar arasında akdedilen ek protokolün 3.2 maddesinde mücbir sebebe yer verildiği, sözleşmenin 6.1.4 maddesinde ise organizasyon bozukluğu ya da ihmali söz konusu olan bir fuar varsa iptal hakkının sonraki yıllar için söz konusu olabileceği sözleşmenin 6.1.4 maddesi çerçevesinde yapılan feshin 2020 yılı fuarı için( mayıs 2022 dönemine ertelenen ) haksız olacağı, davalının ancak Mayıs 2022 sonrası için fesih sebebi sayılabilecek iddialar ile sözleşmeyi sona erdirdiği ve başka bir fuar organizasyonunun Mayıs 2022 sonrası döneminde düzenleme yoluna giderek, müvekkilinin ertelenen fuarı gerçekleştirme imkanının haksız şekilde elinden alındığını, sözleşmenin feshinden kaynaklı zararların tazminine ilişkin talep ve dava haklı kalmak üzere sözleşme kapsamında ifa edilen edimlerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalı tarafından iadesinin gerektiği, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve ek protokole konu fuarın fuar sahibi olarak ancak davalının verdiği yetki ile düzenlenebilen bir fuar olduğunu, dava konusu fesih sonrasında Mayıs 2022 döneminde yapılması planlanan fuarın müvekkili şirket tarafından düzenlenme imkanının ortadan kalktığını, taraflar arasında katılımcı sözleşmelerinden elde edilen fuar gelirlerine ilişkin davalıya 31/05/2019 - 15-09-2020 tarihleri arasında yapılan 6.867.955,34 TL tutarındaki katkı payı ödemesinin, ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Asıl dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; taraflar arasında akdedilen protokolün 1.maddesinde dernekleri temsilen fuar komitesi oluşturulacağının ve sözleşmenin 6.1.2 maddesinde fuar tarihlerinin her yılın mayıs ayının 3.haftası ve çarşamba günü olarak tespit edildiği davacının fuarın tek taraflı ertelenmesine sebep olarak gösterdiği Covid 19 salgınının 2021 Eylül itibariyle mücbir sebep olarak nitelendirilemeyeceği 2021 yılı Eylül ayının her türlü sosyal ve toplu etkinliklerin yapıldığı bir zaman dilimi olduğu, sözleşmeye aykırı kararın pandemi gerekçesi ile mahkemeye sunulmasının kabul edilemez olduğu davacının ... fuarının 2022 tarihine ertelediğini bildirmesine rağmen 01-04 Eylül 2021 tarihlerinde ve gıda fuarlarında ve 08-12 Eylül tarihlerinde Hostech by tusid fuarlarını gerçekleştirdiğini, bu fuarların gerçekleştirildiğine dair ... 25. Noterliğinin ... tarihli ... yevmiye sayılı ve ... tarihli ... yevmiye sayılı tespitlerin yapıldığını, davacının yalnız pandemiyi bahane olarak kullandığının açık olduğunu, davacının belirlenen tarihten önce fuar için herhangi bir hazırlığa başlamadığını, ... 14. Sulh Hukuk Mahkemesi tespiti ile ortaya konulduğunu, taraflar arasında her yıl için ayrı ayrı akdedilen 8 ayrı protokol bulunduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin niteliği itibariyle simsarlık ilişkisi olduğunu, bu sebeple müvekkilinin sözleşmeden doğan borcunun yerine getirdiğini, kurulan sözleşmeler neticesinde ücrete hak kazandığına, ücretin kazanılması için sözleşmenin icra edilmesinin şart olmadığını, bu sebeple davacının sebepsiz zenginleşmeye dayanarak iade talep edemeyeceğini davacı ile akdedilen sözleşmenin 1.4 maddesine göre davacının fuar için elde ettiği gelirlerden KDV ve harçlar düşüldükten sonra kalan bölümün %15inin derneklere katkı payı olarak verileceğinin bu gelirin dışında kalan ve fuarın yapılmasından kaynaklanan tüm kazançların 1/3 oranında davacı ile dernekler arasında eşti olarak bölüşüleceğini, fatura verilmemesinde doğacak yükümlülüklerin dernekler tarafından karşılanacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin ticari defterlerini usulüne uygun olarak tutulduğunu, davacıya gönderilen faturaların davalı tarafından defterlerine alacak olarak kaydedildiğini, davanın reddine karar verilmesini gerektiğini iddia ve talep etmiştir. Birleştirilen 12. İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçinde özetle ; Müvekkil şirket ile davalı arasında yılın belirli zamanlarında fuar düzenlenmesi konusunda 6 Aralık 2005 tarihinde "protokol" isimli sözleşme imzalandığını, bu sözleşme ile 2006-2007-2008-2009-2010 yıllarında, her yılın Mayıs ayının 3. haftası ve Çarşamba gününden başlamak koşulu ile beş gün boyunca...’de ev tekstili fuarı düzenlenmesi konusunda anlaşmaya varıldığını, her ne kadar 06.12.2005 tarihli Protokol'un taraflarının ... ve ... olsa da ilgili dernekler 20.11.2007 tarihinde birleşme protokolü imzalayarak ... adı altında birleştiklerini ve işbu birleşme protokolünden itibaren ana protokolün tarafı müvekkil ... olduğunu, İşbu protokol ek protokoller aracılığı ile yenilendiğini, ek protokol 06.12.2005 tarihli Protokol'e Ek Protokol No:8'in 9. maddesi ile ile ... A.Ş. ve müvekkil dernek ana protokolün hükümlerini 2020 tarihli fuarı kapsayacak şekilde uzatmışlardır. Ancak 2020 yılında protokol konusu fuar pandemi koşulları sebebiyle gerçekleştirilemediğinden 2020 yılı fuarının aynı koşullarda başka bir sözleşme akdetmeye gerek olmaksızın Protokol'ün 3. maddesine uygun olarak komitenin karşılıklı mutabakatı ile 20-24 Eylül 2021 tarihine ertelenmesine karar verildiğini, fakat sonrasında....A.Ş. Müvekkil dernek ile arasındaki Protokole aykırı olarak ilgili fuarı pandemi sebebiyle TEK BAŞINA 2022 tarihine erteleme kararı almış olup, 2021 tarihli ... fuarını Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin fuar listesinden çıkarılması talep ettiğini, müvekkil tarafından ... 27. Noterliği ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile ... A.Ş. 'nin 06.12.2005 tarihli Protokol'e ve sonraki ek protokollerin tarafı olmadığından fuar tarihinin değiştirilmesi hususunda herhangi bir karar alma hakkına sahip olmadığı ve ...'nin de fuar tarihini tek taraflı biçimde değiştirmesinin 06.12.2005 tarihli protokole aykırı olduğu belirtilmiş olup fuar tarihinin 20-24 Eylül 2021 tarihinde gerçekleştirilmesini, gerçekleştirilmemesi durumunda yasal yollara başvurulacağı ... 27. Noterliği ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirildiğini, 2004-18291 tescil numaralı ‘‘...’’ markası üzerindeki mülkiyet hakkının %66,6’sı müvekkil ...’a, %33,3’ü ise müflis ... Tic. A.Ş. ’ye ait olduğunu, 25.04.2003 tarihinde ... Tic A.Ş. ("...") ile davacı müvekkil (...("...") ve ... tarihinde ticaret unvanını değiştirerek ... "..." olmuştur) arasında Ortak Markaların Kullanım Sözleşmesi-Teknik Yönetmeliği imzalandığını, ortak markaların kullanım sözleşmesi 6. Maddesi markanın kullanım amacını düzenlediğini, bu madde kapsamında "..." markası davalı müvekkil ile dava dışı ...şirketinin sadece BİRLİKTE düzenleyecekleri fuar ve sergi organizasyonlarında kullanılabilir şeklinde olduğunu, ... 6. Noterliği ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname gereğince 2022 yılı ve devam eden yıllar için davacılardan ... A.Ş. İle fuar organizasyonu düzenlenmeyeceği bildirildiğini, dava dışı ... A.Ş. hakkında ise ... 1. İcra Dairesi ...E sayılı sayılı dosya ile tasfiye işlemleri devam etmekte olduğunu, dolayısıyla gerek sözleşme olmaması gerekse iflas dosyası nedeniyle birlikte fuar düzenlenmesi mümkün olmayacağını, müvekkil derneğin muhtelif ihtarlarında ... markasının ... ve ... tarafından kullanılamayacağını, ... ve ...'nin tek taraflı düzenlediği fuarda ... markasının kullanımına izni olmadığını da belirtmiş olsa da davalıların bu markanın haksız ve hukuka aykırı biçimde kullanımına devam ettiğini, ,müvekkil derneğin sayısız ihtarlarına rağmen hem protokole aykırı davranarak tek taraflı irade beyanıyla fuar tarihini ertelemiş olup aynı zamanda müvekkil derneğin %66 oranında hak sahibi olduğu ... markasını haksız ve hukuka aykırı biçimde kullanmakta olduğunu, tüm bu nedenlerle ve resen ele alınacak nedenlerle davanın kabulü ile fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla ... A.Ş. 2019 yılı cari föyünde cari bakiyesi olan 908.122,09-TL'nin 100.000-TL lik kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkil davacılara ödenmesine, 2012 ve 2013 yılları için Ana Protokol madde 4.1.4'e istinaden hak edilen ... (Derneğe) ödenmesi gereken ancak eksik ödenen toplam 382.234,90-TL nin (2012 yılı alacağı yönünden 31.12.2012) , (2013 alacağı yönünden 31.12.2013) tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkil davacıya ödenmesine, 2012 ve 2013 yılları için Ana Protokol madde 2.2.9'a istinaden hak edilen ... (...) ödenmesi gereken ancak eksik ödenen toplam 91.654,75-TL nin (2012 yılı alacağı yönünden 31.12.2012) , (2013 alacağı yönünden 31.12.2013) tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkil davacıya ödenmesine, ... markasının (15 yıl) Yıpranma Vergi Usul Kanununda yapılan düzenlemeler esas alınarak amortisman değeri üzerinden bir yıllık derneğimizin maddi kaybı olan (En az) 1.225.166,66-TL nin -(Fazlaya İlişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla ) 100.000-TL lik kısım için dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkil davacılara ödenmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleştirilen dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; İddia Ve Dava Konusu davacı tarafın tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini, Davanın taraf tüzel kişiliği sivil toplum kuruluşu olan Dernek statüsünde olduğunu, Derneklerin taleplerinin Yönetim kurulu kararına bağlı olmak ile huzurdaki davanın açılması için alındığını, bu noktada bir karar bulunmadığı için davanın dava ehliyeti nedeni ile dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, ... fuarının 2022 yılına ertelenmesinde müvekkil şirketin bir kusuru bulunmadığını. fuarın pandemi nedeni ile mücbir sebep, sektör temsilcileri ve dernekten gelen talepler üzerine ertelendiğini, Ek Protokolün 3. maddesi incelendiğinde fuar tarihinin değiştirilmesi noktasında mücbir sebepler ayrık tutulduğunu, Taraftar arasında akdedilen 06.12.2005 tarihli sözleşmenin 6.1.4. hükmünün mefhumu muhalifi ile 6.1.5. ve 7 numaralı madde içeriklerinden ve yine taraflar arasında akdedilen 25.04.2019 tarihli ek protokolün 3/2 maddesi kapsamından da açık bir şekilde anlaşıldığı üzere, fuarın yapılmasını engelleyen herhangi bir mücbir sebebin varlığı durumunda fuarın gerçekleştirilememesi dolayısıyla müvekkil şirkete herhangi bir sorumluluk yükletilemeyeceği ve yine bu halde müvekkil şirketin davacı taraf onayını almaksızın fuarı erteleme yoluna gidebileceğini, dolayısıyla temerrüde düşmede herhangi bir kusuru bulunmayan ve gerek ana sözleşmenin 6.1.4. hükmünün son cümlesi ve 6.1.5. hükmü gerekse 25.04.2019 tarihli ek protokolün 3/2 maddesi uyarınca mücbir sebebe dayalı olarak tek taraflı olarak fuar tarihini erteleme imkânına sahip olan müvekkil şirket bakımından davacı tarafın sözleşme feshinin haksız olduğu aşikâr olduğunu, tüm bunların yanında, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, 06.12.2005 tarihli sözleşmenin sözleşmesel ilişkinin feshine gerekçe gösterilen 6.1.4. hükmü incelendiğinde ise bu hükmün organizasyon bozukluğu ya da ihmali söz konusu olan fuar için değil sonraki yıllarda düzenlenecek fuarlar için iptal hakkı vereceği ve bu hükme dayanılarak ancak ve ancak takip eden yıllar için sözleşmenin iptali yoluna gidilebileceği açıkça anlaşıldığını, ... markasının kullanımına ilişkin davacı tarafın ileri sürmüş olduğu iddiaların mesnetsiz olduğunu, davacı aleyhine ... 1 Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı dosyası ile ikame edilen dosya ile iş bu dosya arasında iddialar benzer nitelikte olduğundan usul ekonomisi ilkesi gereği davaların birleştirilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın usulden ve esastan reddine, davacı aleyhine ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, tüm yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dosyada davalı tarafından davacıya ve dava dışı ... A.Ş'ye keşide edilen ... tarihli ... yevmiye sayılı ihtarname ile taraflar arasında akdedilen protokolün 3.2 maddesi uyarınca fuar tarihinin ertelenmesinin tarafların karşılıklı mutabakatına tabi kılınmasına rağmen fuar tarihinin tek taraflı bildirimle Mayıs 2022 tarihinde gerçekleştirileceğinin 02/09/2021 tarihli yazıda bildirildiği, fuar tarihlerinin tek taraflı değiştirilmesinin protokole aykırı olduğu, ihtarnamenin tebliğ tarihi itibariyle ... ile birlikte bildirimin geri alınması, fuar tarihinin 20-24 Eylül 2021 tarihlerinde gerçekleştirileceğine dair teyit beyanında bulunulması gerektiği aksi halde yasal hakların kullanılacağının ihtar edildiği görülmüştür. Asıl dosyada davacı tarafından davalıya keşide edilen 28/09/2021 tarihli ... 6. Noterliğinin ihtarnamesi ile taraflar arasında akdedilen protokolde kararlaştırılan fuarın, belirtilen tarihte gerçekleştirilmemesi, 2021 yılı fuarının düzenlenmemiş olması sebebiyle gelecek yıllar için ek protokol düzenlenmeyeceğinin, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sona erdiğinin, marka hakkına tecavüz niteliğindeki fiillerin sona erdirilmesinin ihtar edildiği görülmüştür. Taraflar arasında akdedilen protokol başlıklı 06/12/2005 tarihli sözleşmenin konusunun, davacı tarafından ...ev tekstili konulu fuar düzenlenmesine ilişkin olduğu, "06/12/2005 TARİHLİ PROTOKOLE EK PROTOKOL NO 8 " başlıklı sözleşmede ise sözleşmenin taraflarından ... birleşerek ... 'ı feshetmesi sebebiyle sözleşmedeki tarafın ... Derneği olarak değiştirilmesinin kararlaştırıldığı, ek protokol no 7'nin yürürlükten kaldırıldığı, 21-25 Nisan 2020 tarihleri arasında düzenlenecek fuara katılım bedellerinin yeniden belirlendiği, bu ek protokol ile davalının kendisine üye olan ve diğer firmalar için fuarın birim metre kare fiyatlarının belirlendiği, fuar için davalıya üye firmalar ve üye olmayan firmalar için alan birim fiyat tablosunun sözleşmede belirlendiği, sözleşmede davacının söz konusu tarihte fuarın açılmasını sağlamakla yükümlü olduğu, karşılıklı mutabakat ile fuar tarihinin değiştirilmesi ve mücbir sebepler dışında fuarın belirlenen tarihlerde gerçekleştirilmemesi halinde katılım belgesi imzalayan firmalara katılım bedellerinin iade edilmesi ve fuarı gerçekleştirememesi sebebiyle uğradığı zararın tazmin edileceğinin kararlaştırıldığı, yine protokolün 3.2 maddesinde fuar tarihinin değiştirilmesi, fuar sayısının artırılması, yerleşim planlarının davacı ve davalı görüşmeleri ve komitenin yazılı onayı ile mümkün olacağının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak açık alanda düzenlenmesi planlanan fuarlara ilişkin kurallarla ilgili tebliğ bulunup bulunmadığı sorulmuş, müzekkere cevabında 01/06/2021 tarihinden itibaren normalleşme sürecine geçilmesiyle açık alanlarda düzenlenecek fuarlarla ilgili 01/07/2020 tarihli; kapalı alanlarda düzenlenecek fuarlarla ilgili kuralların, 01/09/2020 tarihli düzenlemelerle uygulandığı, kuralların 06/04/2022 tarihli karar ile yürürlükten kaldırıldığı bildirilmiştir. Birleştirilen dosyada, davacı taleplerinden biri olan "..." markasının haksız kullanımından kaynaklı maddi zarar istemi, tefrik edilmiş ve Mahkememizin 2023/726 Esasına kaydedilmiş;talep konusunda görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle davanın usul-görev yönünden reddine karar verilmiştir. Asıl dosyada davacı tarafından davalıya ödenen katkı payı bedelleri ile varsa davacının sebepsiz zenginleşme gereği iadesini talep edebileceği ödemelerin miktarları konusunda, birleştirilen dosyada ise davacının cari hesap ve ana protokollerden kaynaklı alacağı bulunup bulunmadığı, alacağın taraf defterlerine kayıtlı olup olmadığı, varsa taraf defterlerindeki mutabakatsızlık sebepleri konusunda taraf defterleri incelenmek suretiyle rapor tanzim edilmesi amacıyla dosya bir yeminli mali müşavir, bir sektör bilirkişisi ve bir borçlar hukukunda uzman bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler ... (yeminli mali müşavir bilirkişi ), ... (sektör bilirkişisi), ... (nitelikli hesaplama ve borçlar hukuku alanında bilirkişi) tarafından sunulan 31.08.2024 tarihli raporda özetle " ...Taraflar arasındaki 06.12.2005 tarihli sözleşmenin 6.1.4. ve 6.1 5. hükümlerinin “614. 2. Fuarın yapılmasını engelleyen herhangi bir mücbir sebep yokken fuarın yapılması ... tarafından engellenir ya da ertelenirse, ... katılımcıların fuara katılamamaktan kaynaklanan maddi ve manevi zararlarını tazmin eder. 6.1.5. Yasalarca kabul edilen zorunlu haller ve/veya Derneklerle varılacak mutabakat gereği, bu anlaşmanın kısmen veya tamamen uygulanmaması veya farklı uygulanması halinde ...'e karşı herhangi bir yaptırım uygulanmayacaktır.” Sözleşmenin 7. maddesinin “Kanunlarımızın kabul ettiği mücbir sebepler işbu sözleşmenin hükümleri gereğince geçerlidir. şeklinde olduğu, Yine taraflar arasındaki ek protokolde, “..., söz konusu fuarın belirlenecek tarihlerde açılmasını sağlamakla yükümlüdür. Karşılıklı mutabakat ile fuar tarihinin değiştirilmesi durumu ve mücbir sebepler dışında, ... fuarı belirtilen tarihte gerçekleştiremez ise, işbu fuar katılım koşulları gereğince, katılım belgesi imzalayan firmalara o güne kadar gerçekleştirmiş oldukları ödemeleri aynen iade etmekle ve ...'ın fuarın gerçekleştirilememesi nedeniyle uğradığı zararları tazmin ile yükümlüdür. ..., bu hususu peşinen kabul etmiştir.” düzenlemesinin yer aldığı,Öğretide de ifade edildiği üzere, her olağanüstü olayın mücbir sebep olarak değerlendirilmeyeceği, kaldı ki, mücbir sebep olarak tanımlanan/bilinen her olgunun, sözleşmeden doğan borcun ifasına engel olmayabileceği, mücbir sebebin, genel olarak, borcun ifasını olumsuz etkileyen ve önlenemeyen objektif bir olay olarak tanımlandığı, mücbir sebebin nispi bir kavram olduğu; bir olayın gerçekleştiği yerin, şartların ve zamanın özelliklerine göre mücbir sebep niteliğini alabileceği veya almayabileceği,Heyetimiz sektör bilirkişisinin “Fuarla ilgili yapılan ikinci erteleme tarihinde pandemi koşullarının sona erdiği ve ... A.Ş.'nin ilgili tarihlerde başka fuar organizasyonları düzenlediği görülmektedir. Katılım ve ziyaretçi sayısının tüm fuarlar için ortak hedef olduğu düşünüldüğünde sektörel olarak 17-21 Mayıs 2022 tarihine yapılan ertelemede dış etkenlerin (pandemi vs.) bir dahli bulunmadığı değerlendirilmektedir.” şeklindeki açıklamalarındandan hareketle ihtilafa “konu ertelemenin mücbir sebepten kaynaklanmadığı şeklinde bir değerlendirme yapılabileceği, zira, ilgili zaman diliminde, pandeminin artık organizasyon düzenlenmesine engel oluşturan bir durum olmadığı şeklinde bir değerlendirme yapılabileceği, yine taraflar arasında ertelemeye ilişkin bir mutabakat sağlanmadığı, bu itibarla, nihai takdiri sayım Mahkemeye ait olmak üzere, dolayısıyla derneğin sözleşmeye aykırı bir davranış içinde bulunmadığı şeklinde bir sonuca varılabileceği,Davacı ve davalı tarafların fiziki olarak tuttukları 2019, 2020, 2021 ve 2022 yılları envanter defterlerinin açılış tasdiklerine ilişkin noter onaylarının yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak yaptırıldığı, elektronik olarak tutulan yevmiye ve kebir defterlerinin de açılış ve kapanış onayları yerine geçen e-defter beratlarının yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak oluşturulduğu, bu kapsamda, tarafların 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defterlerin delil niteliği taşıması konusunda takdir Mahkemeye ait olmak üzere, bu defterlerin HMK md. 222 uyarınca kendi lehlerine ve aleyhlerine delil teşkil eder nitelikte oldukları, Asıl dosyada davacı ... A.Ş. tarafından katkı payı ödemesi olarak derneğe yapıldığı ifade edilen ve dernekten tahsili istenen toplam 6.867.955,34 TL'nin hem davacının hem de davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, Asıl dosyada davacı ve davalı tarafların ticari ticari defterlerinde hem davacı tarafından yapılan ödemelerin hem de davalı dernek tarafından davacıya düzenlenen fatura bedellerinin kaydedilmesi nedeniyle davacı tarafından derneğe 6.867.955,34 TL ödeme yapılmış olmasına rağmen, davacının ticari defterlerine göre davacı ... A.Ş.'nin davalı dernekten 780.076.66 TL alacaklı bulunduğu, davalı ...ticari defterlerine göre de davacının davalı dernekten 779.928.27 TL alacaklı bulunduğu, Tarafların ticari defterleri arasında 148,39 TL fark bulunmakta olduğu ve söz konusu farklılığın da önceki yılların muhasebe kayıtlarından kaynaklandığı, Birleştirilen dosyada davacı tarafından talep edilen alacak kalemlerinin dava dilekçesi ekinde sunulan Özel Amaçlı Uygunluk Denetim Raporuna dayandırıldığı, talep konusu yapılan bu alacak tutarlarının derneğin ticari defterlerinde de kayıtlı olmadığı, bu alacak kalemlerini teyid edebilecek herhangi bir ticari bilgi ve belge herhangi bir ekstrenin dava dosyasına sunulmadığı, bu kapsamda birleştirilen dosyada davacının cari hesap ve ana protokollerden kaynaklı alacağının bulunmadığı ... " yönünde görüş ve kanaat belirtildiği görülmüştür. Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde Asıl dosyada talep, davalı tarafından haksız olarak feshedildiği belirtilen sözleşme ve protokol kapsamında davalıya ödenen sözleşme bedelinin sebepsiz zenginleşme nedeni ile iadesi istemine ilişkin olup birleştirilen dosyada davacı, cari hesaptan ve ana protokolden kaynaklı alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun...Esas ...K. Sayılı ilamında belirtildiği üzere (... hukuki işlemin borç doğurmasının nedeni irade açıklamasıdır. Sebepsiz zenginleşmenin borç doğurmasının nedeni ise, tam aksine, kişinin iradesi dışında malvarlığında bir eksilmenin meydana gelmesidir. Bunun sonucu olarak, taraflar arasında malvarlıkları arasındaki değişim bir sözleşmeye, yani tarafların açıkladıkları iradeye dayanırsa, sebepsizlikten ve dolayısıyla sebepsiz zenginleşmeden söz edilemez. Hukuki işlemlerden ve bunun en yaygın türü olan sözleşmeden doğan borçlarda, borçlunun borcunu anlaşmaya uygun olarak yerine getirmesi gerekir. Borçlu anlaşmaya uygun hareket etmezse, alacaklı borca aykırılık hükümlerini işletir ve mümkün ise borcun aynen ifasını, değilse doğan zararının giderilmesini talep eder. Sebepsiz zenginleşmede ise, sadece mal varlığındaki eksilmenin giderilmesinin talep edilmesi söz konusudur. Bütün bu açıklamalara göre, sebepsiz zenginleşme alacaklıya, ikinci derecede (tali nitelikte) bir dava hakkı temin eder. Malvarlığındaki azalmanın başka asli nitelikteki davalarla önlenmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez. Aynı ilkenin bir sonucu olarak, sözleşmeden doğan bir hukuki ilişkinin bulunduğu hallerde tarafların sebepsiz zenginleşmeye dayanan bir talepte bulunması olanaklı değildir. Yukarıda değinilen ilkeler, Hukuk Genel Kurulu'nun 13.6.2007 gün ve ... E.-350 K. sayılı kararında da benimsenmiş olup, sözleşme niteliğindeki yüklenme senedinden kaynaklanan uyuşmazlıkta, fazla ödenen paranın geri alınmasının sözleşme hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Nitekim, Hukuk Genel Kurulu'nun 6.1.1968 gün ve ... sayılı kararında da, feshedildiği ileri sürülen bir sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın, sözleşme hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi ve zamanaşımının da buna göre belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir. Somut olayda; kefalet, taraflar arasında imzalanan ve feshedildiği ileri sürülen kredi kartı sözleşmesine dayalı olup, uyuşmazlık sözleşme ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Bu itibarla, taraflar arasında imzalanan sözleşmeden sonra, sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın; sebepsiz zenginleşme kurallarına göre değil, sözleşme hukuku çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği kuşkusuzdur...) taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunması halinde tarafların sebepsiz zenginleşmeye dayanan bir talepte bulunması olanaklı değildir. Taraflar arasında 06/12/2005 tarihli sözleşme ile 25/04/2019 tarihli ek sözleşmenin akdedildiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. O halde asıl dosyada davacı tarafından ödenip iadesi istenilen bedeller yönünden sözleşme çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekmektedir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle simsarlık sözleşmelerine kısaca değinilmesi yerinde olacaktır. Sözleşme ilişkisine girmek isteyen tarafların birbirlerini bulmaları, çeşitli sebeplerden dolayı güçlük arz eder. Bu güçlüğü ortadan kaldırmak, sözleşme yapmak isteyen kişileri bir araya getirmek, sözleşmenin yapılabilmesi için uygun bir ortam hazırlamak üzere simsar (tellal) denilen aracıdan yararlanılır (Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku, 19. Baskı, Ankara 2014, s. 190; Cevdet, Yavuz: Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 10. Baskı, İstanbul 2012, s. 1312; Yıldız, Şükrü: Taşınmaz Simsarlığı Sözleşmesinin Şekli Ve Şekle Uyulmamasının Hukuki Sonuçları, Cevdet Yavuz’a Armağan, s. 3046, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/373685 - erişim tarihi 03.06.2022). Taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlenen ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazanan kişi olarak tanımlanan (Türk Hukuk Lûgatı, Ankara 2021, C. 1, s. 991) simsarlık yürürlük tarihi itibariyle somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 520 ve devam maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun koyucu 6098 sayılı TBK 'da 520. maddede simsarlık sözleşmesini “simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşme” olarak tanımlamış, maddenin ikinci fıkrasında bu sözleşmelere kural olarak vekâlete ilişkin hükümlerin uygulanacağını, üçüncü fıkrada ise taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmelerinin, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağını belirlemiştir. Kanun’un 521 ve devamı düzenlemelerine göre, simsarın ücret alacağının doğumu için şu şartların birlikte gerçekleşmesi aranır: a) Simsarın aracılık ettiği asıl sözleşmenin iş sahibi (vekâlet veren) ile üçüncü kişi arasında kurulması gerekir. Bu şart, iş sahibinin, kendisine teklif olunan üçüncü kişilerle sözleşme yapmayı sebepsiz olarak reddetmesi hâlinde de gerçekleşmiş sayılmalıdır. Bu konu, TBK’nın 175. maddesinin kapsamı çerçevesinde değerlendirilmelidir. Fakat asıl sözleşmenin geçerli olarak kurulması lazım ve yeterli olup ücret alacağının doğumu için, bu sözleşmenin ifa edilmesi gerekmez. Geciktirici şarta bağlı olarak yapılmış sözleşmelerde, şartın gerçekleşmesi beklenmelidir. Bu düzenlemeyi getiren TBK m. 521/1 hükmü, emredici nitelik taşımaz. Taraflar, asıl sözleşme kurulmamış olsa bile, ücret ödenmesini kararlaştırabilecekleri gibi ücretin, sözleşmenin ifa edilmesi hâlinde ödeneceğini de kararlaştırabilirler. b) Asıl sözleşmenin kurulması ile simsarın faaliyeti arasında nedensellik ilişkisi bulunmalıdır. TBK’nın 521/1. maddesi bu şartı, “yaptığı faaliyet sonucunda” sözleriyle ifade etmiştir. Bu şartın aksi de kararlaştırılabilir. c) Kanun’un 523. maddesinde düzenlenen ve simsarın ücret ve giderlere ilişkin alacağının kaybı sonucunu doğuracak durumlardan birinin gerçekleşmemesi gerekir. Anılan mevzuat hükümlerinde kanun koyucu tellallık sözleşmesinin genel hatlarını çizmiş olup tarafların sözleşme serbestisi ilkesi gereği bu sınırlar dâhilinde hukukî ilişkilerini şekillendirebileceklerdir (Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2018 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararı). Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde ; taraflar arasında 06/12/2005 tarihli " PROTOKOL" başlıklı ve 25/04/2019 tarihli “ 06/12/2005 TARİHLİ PROTOKOLE EK PROTOKOL NO 8” başlıklı sözleşmelerin imzalandığı, sözleşmede asıl dosya davacısının fuara katılım için düzenlenen sözleşme bedellerinden alcağı pay oranının kararlaştırıldığı, asıl dosya davacısı tarafından işbirliği sözleşmesi olarak nitelendirilen sözleşme ve ek protokol içeriğinden taraflar arasında simsarlık sözleşmesi akdedilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Simsarın aksi sözleşmede kararlaştırılmadığı müddetçe sözleşme ilişkinin kurulması halinde ücrete hak kazanacağı, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 1.4 maddesi kapsamında asıl dosya davalısının, katılımcıları sözleşme akdetmek üzere fuara katılım konusunda davacıya yönlendirmesi ve sözleşme ilişkisinin kurulması halinde davalının simsarlık ücretine hak kazanacağı, sözleşmede ücretin hak edilmesi için geciktirici bir şart ihdas edilmediği ,sözleşmede fuarın gerçekleşmesinin ücrete hak kazanılması için şart olarak yer almadığı dolayısıyla asıl dosya davalısının sözleşme ilişkisinin kurulması ile ücrete hak kazandığı, asıl dosya davacısının mücbir sebep bulunmamasına rağmen belirtilen tarihte fuarı gerçekleştiremediği bu nedenle davalı tarafından sözleşme süresinin yenilenmediği, , davalının sözleşmeyi dürüstlük kuralına aykırı olarak feshettiğinin ispat edilemediği bu sebeple davalıya yapılan simsarlık ücretine ilişkin ödemelerin iadesinin talep edilemeyeceği kanaatine varılmakla asıl dosyada davacı tarafından davalı derneğe ödenmiş simsarlık ücretinin iadesi isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Özel hukukta teknik bir kavram olan zamanaşımı, bir hakkın kazanılmasında veya kaybedilmesinde kanunun kabul etmiş olduğu sürenin tükenmesi anlamına gelmektedir. Zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup; usul hukuku anlamında ise, bir savunma aracıdır (Kuru, Baki:Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt:IV, İstanbul 2001, Cilt:2, s.1761;Von Tuhr. A.:Borçlar Hukuku (C.Edege Çevirisi) Öyle ki, çok eski tarihlerde gerçekleşmiş hakların belgelenmesi ve ispat edilmesi son derece güç, bazı durumlarda ise imkânsızdır. Böyle hallerde zamanaşımı, mahkemeleri aradan uzun zaman geçmesi sebebiyle incelenmesinde güçlük çekilecek eski olayları inceleme ve değerlendirmekten dolayısıyla gereksiz yere vakit kaybetmekten kurtarmaktadır. Bilindiği üzere, borçlarını yerine getirmiş ve ödemiş kimseleri ifaya dair belgeleri ömür boyu saklamaya zorlamak mantık kurallarına ve hakseverlik duygularına uygun düşmemekte, bunun yerine belli bir süre sonunda borcun ödendiğinin kabulü daha doğru olmaktadır. Bu nedenlerle kanun koyucunun öngördüğü sürelerde hakkını aramayan alacaklı, bu davranışının sonuçlarına katlanmak durumunda kalacaktır. Zamanaşımını ileri süren borçlu (davalı), aynı zamanda bu sürenin dolduğunu da kanıtlama yükü altındadır. Birleştirilen dosyada davacının 6762 sayılı TTK'nın 100/1 maddesinde belirtildiği şekilde "ticari işlere müteallik mukavelelerin akdi hususunda taraflar arasında aracılık yapmayı meslek edinen kimse" olduğuna ilişkin bir beyan ve belge bulunmamaktadır. 6762 sayılı TTK'nın 100/3. Maddesinde "ticari olmayan işlere dair olan mukavelelerin akdi hususunda aracılıkla meşgul olan veya ticari bir aracılık işini arızi olarak üzerlerine alan kimseler hakkında Borçlar Kanununun 404 ila 409 uncu maddelerinin tatbik olunacağı" düzenlenmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunun 404 ila 409. Maddeleri arasında tellallık sözleşmeleri düzenlenmiş olup, 126. Maddenin 4. bendinde "ticari tellallık ücreti davası hariç, tellallık akdinden " doğan davalarda zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğu belirtilmiştir. Buna göre somut olayda 6762 sayılı TTK 106 maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresi değil 6098 sayılı TBK'nın 147/5 (818 sayılı Borçlar Kanunun 126/4) maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır. (Yargıtay 11. HD'nin 2009/10114 E., 2011/2872 K. Sayılı kararı da bu yöndedir.)Talep 31.12.2012 ve 31.12.2013 tarihlerinde muaccel olmuş tellallık(simsarlık) ücret alacağına ilişkin olduğundan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinde henüz dava zamanaşımı süresi dolmamış olacağından Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5.maddesi uyarınca zamanaşımı yönünden 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun uygulanması gerekmektedir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun konuya ilişkin 147.maddesi de 818 sayılı Borçlar Kanunun 126/4 maddesi ile aynı yönde düzenleme içermektedir. 6098 sayılı TBK 147/5 maddesinde; vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden, ticari simsarlık ücreti alacağı dışında, simsarlık sözleşmesinden doğan alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanacağı düzenlenmiştir. Açıklanan ilkeler çerçevesinde birleştirilen ... 12.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında davacı, 2019 yılı cari (açık hesap) bakiyesi 908.122,09 TL'nin 100.000,00 TL'lik kısmının ve 2012-2013 yılları arası için eksik ödenen 382.234,90 TL ile 2012 - 2013 yılları için ödenmesi gereken 91.654,75 TL'nin tahsilini talep etmiş ise de tarafların incelenen ticari defter ve kayıtlarında birleştirilen dosya davacısının davalıdan cari hesaptan kaynaklı bir alacağının bulunmadığı, davacının 2012 ve 2013 yıllarına ilişkin alacak isteminin ise TBK m.147/5 maddesi kapsamında dava tarihi 06/07/2022 itibari ile zamanaşımına uğradığı anlaşılmakla birleştirilen dosyada davacı istemleri yönünden de davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; ASIL DOSYA YÖNÜNDEN; 1-Davanın REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 427,60 TL olduğundan peşin alınan 117.287,51 TL'den 427,60 TL maktu harcın mahsubu ile bakiye 116.859,91‬ TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan 558,00 TL posta ve tebligat giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesap ve takdir edilen 372.679,55 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine, BİRLEŞTİRİLEN ... 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN; 1-Davanın REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre tahsili gereken harç 427,60 TL olduğundan peşin alınan 11.508,36 TL'den 427,60 TL maktu harcın mahsubu ile bakiye 11.080,76‬ TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesap ve takdir edilen 86.344,55 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 03/10/2024 BAŞKAN ÜYE ÜYE KATİP

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2009/10114, K. 2011/2872, T. 01.07.2012, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2009-10114-e-2011-2872-k-46845840ffe1