İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2008/2484 E. 2009/13 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2008/2484
Karar No
2009/13
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/244 KARAR NO : 2024/539 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 11/04/2023 KARAR TARİHİ : 11/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde saat ... sıralarında ... dan gelip ... takiben ... na seyir halinde davalı ...'ye sevk ve idaresindeki davalıya ait olan ... plakalı aracın yolun sağ tarafından dışına çıkarak ... da park halinde bulunan ... plakalı araca ve müteveffa ...'e çarpması ile trafik meydana geldiğini, kazada ... plakalı araçta bulunan müteveffa ...'in ağır yaralandığını, müteveffanın ... tarihinde ...'ndeki tüm müdahalelere rağmen vefat etiğini, kazanın oluşumunda ...'nün asli kusurlu olduğunu, park halindeki aracın içinde bulunan müteveffa ...'in kusursuz olduğunu, davalı hakkında Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesi ... E. Sayılı dosyasından TCK m.85/1 “Taksirle Ölüme Neden Olma Suçu” ile dava açılmış olup yargılama sonucunda mahkemenin ... tarihli kararı ile sürücü ... hakkında Taksirle Öüme Neden Olma suçunu işlemiş olduğu tespit edilip cezalandırılmasına ve suçun oluşumunda asli kusurlu olması sebebi ile alt sınırdan uzaklaşılmak sureti ile cezalandırılmasına karar verildiğini, kaza sonucunda müteveffaya ait ... plakalı araç oluşan kazanın şiddeti sebebi ile büyük hasar gördüğünü ve araca pert işlemleri uygulandığını, gerçekleştirilen pert işlemleri sonucunda aracın plakasının ... olarak değiştiğini ve vekil eden davacılar adına kayıtlı olan pert araç sebebi ile davalı sürücü ...'ye ait ... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi kapsamında ... tarafından araç rayiç değerinin ...-TL olarak belirlenerek vekil edenlere ...-TL sovtaj bedeli ... tarihinde ... tarafından ve ...-TL ... tarihinde ... tarafından ... no.lu dosya kapsamında ödendiğini, ilgili ödemelerin ihtirazi ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile alındığını, aracın kaza tarihindeki gerçek değerinin ... Tarafından tespit edilenin çok üstünde olup tespit edilen ve gerçek değeri arasındaki pert farkı değeri için ...'ye ... numaralı Kasko Poliçesi kapsamında ödeme yapılması için ... tarihinde başvuruda bulunulduğunu ve taleplerinin reddedildiğini, vekil edenlere ait aracın kaza tarihindeki 2. el piyasa değerine yönelik mahkeme tarafından yapılacak araştırma sonucunda 2. El piyasa değerinin vekil edenlere ödenen sovtaj bedeli ve ... Tarafından gerçekleştirilen ödemelerin toplamından yüksek olduğu ve bu miktarların toplamının aracın 2. El piyasa değerinden mahsubu ile ulaşılacak miktar vekil edenlerin gerçek zararı olarak kabul edileceğini, bu doğrultuda vekil edenlerin uğramış olduğu gerçek zararın haksız fiili ile zarara sebebiyet veren araç sürücüsü ve maliki ... ve kaza tarihinde davalıya ait ... plakalı aracın sigortacısı ... ... numaralı Kasko Poliçesi kapsamında sorumlu olduğunu, vekil ederlerin gerçek zararının davalılardan tazmini gerektiğini beyan ederek; HMK m.107 hükmü uyarınca ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalma kaydı “ile açılan belirsiz alacak davası kapsamında ...-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline (davalı ... şirketinin teminat kapsamı ve limiti ile sorumlu tutulması kaydıyla) karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalıya husumetin düşmediğini, muhatabın ZMMS kapsamında sigorta şirketi olduğunu, iş bu kazanın müvekkilinin bayılmış olması ve bilincini kaybetmiş olması nedeniyle meydana geldiğini, müvekkilinin kusuruyla kazaya neden olmadığını, müvekkilinin epilepsi hastası olduğunu, gerekli araştırmanın yapılması gerektiğini, hukuk hakiminin ceza mahkemesi ile bağlı olmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde bahsi geçen aracın müvekkili nezdinde ... poliçesi ile sigortalandığını, ZMMS sigorta limitinin öncelikle belirlenmesi gerektiğini, sigorta ile teminat altına alınan aracın kazada kusurunun olmadığını, davacının ancak gerçek zararı talep edebileceğini, müvekkilinin temerrüde düşmediğini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, haksız fiile dayanmaktadır. TBK m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Antalya ... Noterliğinin ... tarihli, ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesi dosya arasındadır. Mahkememizce deliller toplanmıştır. Davalı ... vekili, aşamalarda husumet (aktif taraf sıfatı) itirazında bulunmuş ise de davacı, davalılar arasında müteselsil sorumluluğa dayandığından ve KTK gereği davalılar arasında müteselsil sorumluluk olduğundan, ZMMS teminatı aşan kısımdan kasko/imms sigorta şirketinin poliçe limiti ve kusurla sınırlı sorumluluğu mevcut olduğundan, davalının aktif taraf sıfatı itirazı yerinde değildir. Aşamalarda, davacı tarafa, talebini netleştirmesi için süre verilmiş ve davacı vekili, ... tarihli dilekçe ile özetle; Davaya konu maddi tazminat taleplerinin vekil edenlere ait ... (Kaza tarihinde ... plakalı) plakalı aracın değer kaybına ilişkin olmadığı, davaya konu aracın pert olmuş olması sebebi ile değer kaybı istemlerinin mümkün de olmadığı, davaya konu taleplerinin vekil edenlerin ilgili kaza sebebi ile uğradığı gerçek zararın tazminine yönelik olduğu hususları bildirilmiştir. Kazaya ilişkin Antalya ... Asliye Ceza mahkemesinin ... Esas, ... karar sayılı dosyası ile ceza yargılaması yapılmıştır. Ceza dosyasına bakıldığında, maktulün ..., katılanların iş bu davanın davacıları ..., ..., ..., ..., sanığın iş bu davanın davalılarından ..., atılı suçun "Taksirle Ölüme Neden Olma" olduğu, yargılama sonunda sanık hakkında kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın ... tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Ceza mahkemesi gerekçesinde özetle; "...Her ne kadar sanık üzerine atılı suçu kabul etmeyerek olayda kusurunun olmadığını, seyir halindeyken bir anda bayıldığı için kazanın meydana geldiğini savunmuş, sanık müdafii de sanığın epilepsi hastası olduğunu, epilepsi etkisi altında iken kazanın meydana geldiğini sanık hakkında TCK'nun 32. Maddesi hükümlerinin uygulanmasını talep ettiği anlaşılmış ise de, ... nin ... tarihli raporunda sanığın olay tarihindeki sağlık durumuna ilişkin her hangi bir tespit yer almadığı, sanığın beyanı doğrultusunda hastalığının öncelikle epilepsi lehine yorumlandığ belirtildiği, bahse konu rapor içeriğinin TCK 32/1-2 kapsamında değerlendirme içermediği, kaza tespit tutanağı, görüntü inceleme tutanağı birlikte değerlendirildiğinde sanığın gerekli dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket edip kusurlu olarak ...'in ölümüne neden olarak üzerine atılı taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçunu işlediği sabit görülmekle sanığın inkar içerikli savunmalarına itibar edilmemiş ve sanığın TCK'nun 85/1 maddesi gereğince sanığın meydana gelen kazada asli kusurlu olması nazara alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak CMK 223/5 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önüne alınarak TCK'nun 62. Maddesi uyarınca cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına ..." şeklinde belirlemeler yapmıştır. Dosyada, kaza tespit tutanağına göre; sanığın "2918 sayılı KTK'nın 52/1-b maddesinde belirtilen, "aracın hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunu gerektirdiği şartlara uydurmamak" kuralını ihlal ettiği, ölen ...'in ise kazanın oluşumunda herhangi bir kural ihlali olmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, ceza yargılamasında sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eder. Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesi uyarınca düşürülmesi sonucu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır(Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.02.2008 gün ve 346-25, 03.02.2009 tarih, 2008/11-250 E., 2009/13 K., 03.02.2009 tarih, 2009/4-13 E., 2009/12 K.; Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması hakkında ayrıntılı bilgi için: ARTUÇ, Mustafa, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, Ankara 2010) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, 5271 sayılı CMK'nın 23.maddesinde belirtilen hükümlerden değildir. Bunun sonucu olarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar, CMK'nın 223.maddesinde sayılan hükümlerden olmadığından, bu tür kararların yasa yararına bozulması durumunda yargılamanın tekrarlanması yasağına ilişkin kurallar uygulanamayacağı gibi, davanın esasını çözen bir karar bulunmadığı için verilecek hüküm veya kararlarda lehe ve aleyhe sonuçtanda söz edilemeyecektir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.05.2011 gün ve 2011/4-61, E., 2011/79 K; 06.10.2009 gün ve 2009/4-169 E, 2009/223 K sayılı ilammları). Bu açıklamalar ışığında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74.maddesine ilişkin değerlendirmeye gelince; "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz."hükmünden anlaşılacağı üzere ceza mahkemesi kararının maddi olgu yönüyle kesinleşmiş olması gerekir. Eğer bu yönden kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunmuyorsa, hukuk hakimini bağlayacak bir ceza mahkemesi kararından da söz etmek mümkün değildir. Somut olaya bakıldığında maddi olgunun belirlenmesi yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından, hukuk hakimini bağlamıyacağının kabulü gerekir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01/02/2012 gün 2011-19/639 E, 2012/30 K sayılı ilamı) Yargıtay 21. HD'nin 2019/2833 esas, 2019/8066 karar sayılı emsal ilamında da; “Her ne kadar ceza davasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması nedeniyle kesinleşmiş bir mahkumiyet kararından söz etmek mümkün değilse de, ceza yargılamasında maddi vakıa olarak eylemin hukuka aykırılığının ve failinin belirlenmiş bulunması karşısında kusur oranlarının belirlenirken bu durumun da göz önüne alınması gerektiği açıktır” denmektedir.(Benzer şekilde; Yargıtay 4HD, 2016/9328 esas, 2019/609 karar; 2016/9090 esas, 2018/6399 karar sayılı emsal ilamlar) Ceza dosyası kapsamı, tıbbi belgeler, ifadeler göz önüne alındığında, davalı ...'nün olayın faili olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememizce yukarıdaki açıklamalar ışığında, dava dosyası bir sigorta eksperi ve bir trafikçi bilirkişiye tevdi edilmiştir. ... tarihli heyet raporunda özetle; kazanın sürücü ...'nün hatalı araç sevk ve idare etmesinden kaynaklandığı, maktul ...'in kusurunun olmadığı; Rapora konu kaza sonucunda araçta meydana gelen hasarın, parça değişimi ve hasar gören parçaların onarım ve değişim işçiliklerinin iskonto uygulanmamış olarak ... TL + KDV (KDV DÂHİL ... TL) tutarında olduğunun tespit edildiği; Aracın söküm ve onarım aşamasında ilave parçaların çıkabileceği ve hasar maliyetinin artabileceği, aracın genel görünümü, teknik olarak hasar gören parçaların onarım sonrasında gerekli teknik standardizasyonu sağlayamayacağı gibi hususlar dikkate alındığında aracın onarımının ekonomik/ teknik olarak mümkün olmadığı tespit edilerek; Bu şartlarda aracın onarımı halinde, lüzumlu parça ve işçilik bedelleri dikkate alındığında aracın piyasa rayiç değerine yaklaştığı ve onarımının ekonomik olmadığı tespit edildiğinden hasarlı vaziyetteki ederi şekli ile değerlendirilmesi gerektiği, aracın piyasa rayiç değerinin ... TL olduğu, piyasa şartlarında ... TL sovtaj bedeli oluştuğu tespit edilmiş olup aracın ağır hasarlı pert-total olarak değerlendirilerek, trafikten çekme belgesinin çıkartılması gerektiği kanaatinin hasıl olduğu; farktan dava dışı ... tarafından yapılan ... TL ödeme düşüldüğünde, sigorta kuruluşu tarafından davacı tarafa ödenmesi gereken tutarın ... TL olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır. Mahkememizce aşamalarda dosyamızın kusur bilirkişisine tekrar ve onun yanında nöroloji uzmanına tevdii edilerek davalının bayılmaya ilişkin iddialarının ceza dosyası da değerlendirilerek anlaşılabilir olup olmadığının, dosyaya etkisinin olup olmadığının belirlenmesi amacıyla rapor aldırılmasına karar verilmiştir. Trafik bilirkişisi ve nöroloji uzmanı bilirkişi tarafından hazırlanan ... tarihli heyet raporunda özetle; kök rapordaki kusur oranlarının değişmesinin gerekmediği, kazanın epilepsi nöbeti ile ilişkilendirilemediği belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır. Kusur raporu ile kaza tespit tutanağı birbirini teyit etmektedir. Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi raporlarının, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Davacılar vekili, davalarını ıslah etmiştir ve ıslah dilekçesi davalılara tebliğ edilmiştir. Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporları içeriği, yukarıdaki açıklamalar, kabul edilen kusur durumu dikkate alınarak; Davanın kabulü ile; ... TL tazminatın, davalı ... yönünden ... tarihinden, davalı ... yönünden ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacılara Antalya ... Noterliğinin ... tarihli, ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesindeki belirtilen miras payı oranlarında/ eşit oranda verilmesine karar vermek gerekmiştir. Dosyaya baktığımızda; davanın trafik kazasına dayandığı anlaşılmaktadır ve genel kural olarak Trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olup, tazminat borcu haksız fiil tarihinde muaccel olur. Başka bir ifade ile haksız fiillerde borcun muaccel hale gelmesi ihtarı ge-rektirmez. Bu durumda, davacı tarafın ıslah yolu ile talep ettiği tazminata da, talep var ise talep ettiği gibi kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekir(Yargıtay 17. HD., 2008/2484 E., 2008/4216 K., Yargıtay 11. HD., 25.1.2007 tarih, 2005/14182E.,2007/809 K.)Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davalarında, olay tarihinden faiz yürütülmelidir(...). Somut olayda da davacı taraf, kaza tarihinden itibaren faiz talep etmiştir. Bu nedenle, davalı ... yönünden kaza tarihinden itibaren faiz işletilmiştir. Sigorta şirketi bakımından ise; 2918 sayılı KTK’nın 99/1. maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigorta şirketine başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Dosyada, davacının, davalı ... şirketine başvurduğu davalı ... şirketinin yazı cevabından açıkça anlaşılmaktadır. Bu yönüyle dava şartı mevcuttur. Dava dilekçesinde de, davacı ... tarihinde davalı şirkete başvurduklarını ve taleplerinin reddedildiğini beyan etmiştir. Bu tarih, davalı ... şirketinin kendilerine başvuru tarihi olarak gösterdiği tarihten sonraki (8 iş günü eklendikten sonra dahi) bir tarih olmakla, taleple bağlılık ilkesi de düşünülerek, bu tarihten itibaren faize hükmedilmiştir. HÜKÜM/Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE; ... TL tazminatın, davalı ... yönünden ... tarihinden, davalı ... yönünden ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacılara Antalya ... Noterliğinin ... tarihli, ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesindeki belirtilen miras payı oranlarında/ eşit oranda verilmesine, 2-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL peşin karar harcı ve aşamalarda yatan ... TL ıslah harcı toplamı ... TL'nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye kalan ... TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplam ... TL harç toplamının davalılardan müteselsilen alınarak davacılara Antalya ... Noterliğinin ... tarihli, ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesindeki belirtilen miras payı oranlarında/ eşit oranda verilmesine, 6-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacılara Antalya ... Noterliğinin ... tarihli, ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesindeki belirtilen miras payı oranlarında/ eşit oranda verilmesine, davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına, 7-Davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Zorunlu arabuluculuk giderinin davalılardan ... tarafından vezneye yatırıldığı/karşılandığı, hazineden karşılanmadığı dosyasından anlaşılmakla, bu konuda tekrar karar verilmesine yer olmadığına, 9-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak, davacılara Antalya ... Noterliğinin ... tarihli, ... yevmiye numaralı mirasçılık belgesindeki belirtilen miras payı oranlarında/ eşit oranda verilmesine, davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına, 10-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, Dair, Davacı vekili, davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/09/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2008/2484, K. 2009/13, T. 06.10.2009, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2008-2484-e-2009-13-k-58f1b49daf3d