İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2008/2484 E. 2008/4216 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2008/2484
- Karar No
- 2008/4216
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/660 KARAR NO : 2024/564 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/10/2023 KARAR TARİHİ : 18/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı ... vekili, dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde müvekkilinin kendi adına kayıtlı ... plakalı araç ile ... istikametinden, ... Mahallesi yönünde seyir halinde iken ters yönden gelen davalı ...'in sevk ve idaresindeki ve davalı ... adına kayıtlı ... plakalı aracın çarpıştığını, bahse konu çarpışma neticesinde müvekkilinin aracının sağ arka kapı ve ön kapısı ve ayrıca sağ ön çamurluk kısmında ciddi hasarlar meydana geldiğini, iş bu kaza neticesinde tarafların kendi arasında kazaya ilişkin tutanak tuttuklarını ve kazaya ilişkin fotoğrafları da bu tutanağa ekledikelrini, kaza sonrasında düzenlenen ekspertiz raporuna göre de bahse konu kazada ... plakalı araç tam kusurlu bulunduğunu, meydana gelen kaza sebebiyle müvekkilin aracında değer kaybı meydana geldiğini, müvekkilinin aracının ... marka ve ... model ve ... motora sahip aracın piyasa değeri yüksek bir araç olduğunu, her ne kadar kaza öncesinde müvekkilin aracında geçmişte herhangi bir kaza durumu bulunmamakta ise de mevcut kazayla birlikte oluşan hasar durumunun artık aracın tramer kayıtlarında yer aldığını, bu durumun aracın piyasa değerini düşürduğunu, dolayısıyla mevcut kaza sebebiyle müvekkilin aracında oluşan değer kaybının tazmini için bahse konu kazada tam kusurlu olan karşı tarafa dava ikame etme gereği hasıl olduğunu, zarardan kaynaklı sorumluluğu sebebiyle davalı sigorta şirketine ... tarihinde yazılı başvuru yapıldığını ve başvuru neticesinde davalı ... şirketi tarafından cüzi bir ödeme gerçekleştirildiğini ancak bunun yetersiz olduğunu beyan ederek; şimdilik ... TL araç değer kaybı bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılardan alınarak davacı müvekkiline ödenmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu trafik kazasında gerçekleşen risk sigorta poliçesi kapsamında olduğunu, bu nedenle sorumluluğun sigorta şirketinde olduğunu, davacının tam kusurlu olduğunu, sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldığını, davacı tam kusurlu olduğu halde değer kaybı aldığını, davacının başkaca alacağının kalmadığını, ekspertiz raporunun tek taraflı olduğunu ve ona itibar edilemeyeceğini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin ... Mahkemeleri olduğunu, Davacı usulü şartları yerine getirmediğinden davanın usul yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, zaman aşımı definde bulunduklarını, müvekkilinin olası sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, araçta değer kaybı olmadığını, ekspertiz raporunu kabul etmediklerini, faize itirazlarının olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, haksız fiil iddiasına dayalı araçta oluştuğu iddia edilen değer kaybının tazmini talebinden ibarettir. Dava, trafik kazasına (haksız fiile) dayanmaktadır. TBK m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. maddesinde, "İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur" düzenlemesine; 85/1. maddesinde, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar" düzenlemesine; 85/son maddesinde ise, "İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur" düzenlemesine yer verilmiştir. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A-1. maddesinde de, "Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder" şeklindeki düzenlemeyle, trafik sigortacısının sorumluluğunun sınırı ve kapsamı belirlenmiştir. Bu açıklamalar ışığında, davanın davalılara yönlendirilmesinde bir hukuka aykırılık yoktur. Buna ilişkin davalı gerçek kişiler vekilinin beyanları yerinde değildir. Davalı ... şirketi yetki itirazında bulunmuştur. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 2019/71 esas, 2019/798 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 16. Maddesi uyarınca haksız fiilden doğan davalarda genel yetkili mahkemeler yanında haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği, yahut gelme ihtimalin bulunduğu yer ile zarar görenin yerleşim yeri mahkemeleri de yetkilidir. Motorlu aracın neden olduğu kazalardan doğan hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, davalının yerleşim yeri (HUMK 9, KTK 110/2), haksız fiilin vuku bulduğu yer (HUMK 21, KTK 110/2), sigortacının merkez veya şubesi veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer (KTK 110/2) mahkemesinde açılabileceği düzenlenmiştir. Bir dava için birden fazla ( genel ve özel ) yetkili mahkeme varsa, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Dosyada kaza yeri ...'dır ve davacının yerleşim yerinin de ... olduğu anlaşılmakla, mahkememiz dosyada yetkilidir ve davalı ... şirketinin yetki itirazı yerinde değildir. Dosyada zaman aşımı def-inde bulunulmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 72-73 maddeleri arasında düzenlenen zamanaşımı, hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte olup, alacak hakkı alacaklı tarafından, yasanın öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmediğinde etkin bir hukuki himayeden, başka bir deyişle, dava yoluyla elde edilebilme olanağından yoksun bırakılmaktadır. Zamanaşımına uğrayan alacağın tahsili hususunda Devlet kendi gücünü kullanmaktan vazgeçmekte, böylece söz konusu alacağın ödenip ödenmemesi keyfiyeti borçlunun iradesine bırakılmaktadır. Şu halde zamanaşımına uğrayan alacak ortadan kalkmamakla beraber, artık doğal bir borç (...) haline gelmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, alacağın salt zamanaşımına uğramış olması, onun eksik bir borca dönüşmesi için yeterli değildir; bunun için borçlunun, kendisine karşı açılmış olan alacak davasında alacaklıya yönelik bir def'ide bulunması gerekir (HGK’nun 05.05.2010 gün ve E:2010/8-231, K:255 sayılı ilamı). İşte, zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup; usul hukuku anlamında ise, bir savunma aracıdır (Kuru, Baki:Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt:IV, İstanbul 2001, Cilt:2, s.1761;Von Tuhr. A.:Borçlar Hukuku (C.Edege Çevirisi), Ankara 1983, Cilt:1-2, s.688 vd.;Canbolat, Ferhat:Def’i ve İtiraz Arasındaki Farklar ve İleri Sürülmesinin Hukuki Sonuçları, EÜHF Dergisi, Cilt:III, Sayı:1, Kayseri 2008, s.255 vd.; HGK’nun 06.04.2011 gün ve E:2010/9-629, K:2011/70 sayılı ilamı). .6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 49 ve devamı maddeleri haksız fiillerden doğan borç ilişkilerini düzenlemektedir. Buna göre; Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirlenir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 72. maddeye göre; Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. 2918 sayılı Karayolları trafik kanunu'nun 109 uncu maddesi gereğince de ; Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. 2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür.(HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705 ve HGK'nın 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir) Açıklanan ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kaza tarihi, dava tarihi düşünüldüğünde, zaman aşımının gerçekleşmediği, buna ilişkin def-inin de yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı ... şirketinin dava öncesi taraflarına başvuru yapılması ve kanunen belirlenen süre sonunda davanın açılması gerektiği, bu nedenle, davanın usulden reddi gerektiği yönündeki savunması da, yine sigorta şirketince başvuru üzerine ödeme yapılması hususu cevap dilekçesinde ileri sürüldüğünden, yerinde bulunmamıştır. Değer kaybı talepleri bakımından; Yargı kararlarında, öncelikle dava konusu aracın hasar geçmişine ilişkin tüm bilgi ve belgeler (tramer kaydı, sigorta şirketlerinde oluşturulan hasar dosyası, servis belgeleri, trafik denetleme şube müdürlüklerince tanzim edilen tutanaklar ve fotoğraflar vs) ilgili yerlerden getirtilip konusunda uzman ayrı bir bilirkişiye tevdi edilerek aracın markası, modeli,yaşı, kilometresi ve değere etki eden diğer özellikleri de dikkate alınarak dava konusu aracın kaza öncesi serbest piyasa koşullarındaki 2. el değeri ile aracın onarım sonrası serbest piyasa koşullarındaki 2. el değeri (kaza sonrası onarımla değişen orijinal parçalar varsa bunların araca kattığı değer de dikkate alınarak) arasındaki farkın belirlenmesi yöntemiyle değer kaybının tespiti gerektiği belirtilmektedir. Mahkememizce deliller toplanmış, kusur ve sigorta eksperi bilirkişiden rapor alınmıştır. ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; kazada davacının kusurunun olmadığı, davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu, araçtaki değer kaybının gerçek zarar ilkesi gereği yapılan hesaplama sonucu ... TL olduğu, sigorta şirketince ... TL ödendiği, bakiye değer kaybının ... TL olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). Bu hususlar doğrultusunda, sigorta eksper bilirkişi raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı vekili, bilirkişi raporu doğrultusunda talep miktarını ıslah etmiştir ve bu dilekçe davalılara tebliğe çıkmıştır. Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu doğrultusunda, Davanın kabulü ile; ... TL değer kaybı tazminatının, davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren, davalı ... yönünden ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına dair karar vermek gerekmiştir. Son olarak belirtmek gerekir ki; Dosyaya baktığımızda; davanın trafik kazasına dayandığı anlaşılmaktadır ve genel kural olarak Trafik kazaları haksız fiil niteliğinde olup, tazminat borcu haksız fiil tarihinde muaccel olur. Başka bir ifade ile haksız fiillerde borcun muaccel hale gelmesi ihtarı ge-rektirmez. Bu durumda, davacı tarafın ıslah yolu ile talep ettiği tazminata da, talep var ise talep ettiği gibi kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekir(Yargıtay 17. HD., 2008/2484 E., 2008/4216 K., Yargıtay 11. HD., 25.1.2007 tarih, 2005/14182E.,2007/809 K.)Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davalarında, olay tarihinden faiz yürütülmelidir(...). Sigorta şirketi yönünden ise; 2918 sayılı KTK’nın 99/1. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.2.b. maddesi uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Sigorta şirketine başvurulmadan dava açılması veya icra takibi başlatılması halinde ise bu tarihlerde temerrüt gerçekleşir. Somut olayda sigorta şirketine başvurunun ... tarihinde yapıldığı anlaşılmakla, 8 iş günü sonrası hesap edilerek, faiz başlangıcına hükmedilmiştir. 2017/8 esas numaralı ve 2019/3 karar numaralı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı ile özetle; bir miktar para alacağının faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin talep edildiği kısmi davada, dava konusu miktarın kısmi ıslahla faiz talebi belirtilmeksizin artırılması halinde, artırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedileceğine karar vermiştir. Islah dilekçesinde faiz söz edilmese dahi dava dilekçesindeki faiz talebinin değerlendirileceğine yönelik bu görüş ışığında, ıslah dilekçesi ile dava dilekçesini tekrarlayan faiz istemi bakımından, mahkememizce ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmemiş, dava dilekçesindeki talep irdelenmiş, sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi ayrıca yukarıda anılan mevzuat gereği ele alınmıştır. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE; ... TL değer kaybı tazminatının, davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren, davalı ... yönünden ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına, 2-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL peşin harç ve aşamalarda yatırılan ... TL ıslah harcı toplamı ... TL'nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye kalan ... TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına, (... *68,31/1000=... TL- ... TL = ... TL) 4-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplamda ... TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmasına, 9-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekili ...'in yüzüne karşı, davalı vekillerinin yokluklarında Kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/09/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır