İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2001/1 E. 2003/1 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2001/1
- Karar No
- 2003/1
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - *** KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : *** HAKİM : *** KATİP : *** DAVACI : *** VEKİLLERİ : Av. Av. DAVALI : *** VEKİLLERİ : Av. Av. DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikte Fatura Alacağından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ : *** GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : *** Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında mal/hizmet alım satımı ile ilgili ticari ilişki bulunduğunu, müvekkili şirketin ile davalı şirkete mal/hizmet satması sonucu, sattığı mallara karşılık olarak tanzim ettiği faturalardan kaynaklanan alacağı bulunduğunu, davalı tarafın, söz konusu fatura bedellerini ödememesi üzerine, davalı taraf aleyhine Kayseri İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile icra takibi yapılmış ve davalının takibe, borca ve ferilerine itiraz ettiğini, davalı şirketin satın aldığı ürünlerin davalı şirkete teslim edildiğini, faturası da e fatura olarak düzenlendiğini, davalı şirketin, kesilen e-faturaya TTK kapsamında süresi içinde itiraz etmediğini, malların teslim edilmesi, fatura düzenlenmesi, faturaya herhangi bir itiraz edilmemesi ve fatura konusu alacağın ödenmemesi neticesinde davalı şirket aleyhine icra takibi yapıldığını, yapılan icra takibine itiraz eden davalı , icra takibiyle arabuluculuk başvuru süreleri arasında müvekkiline asılsız faturalar düzenleyerek borçtan kurtulmayı hedeflediğini, ancak bununla ilgili olarak tüm faturalara süresinde itiraz edildiğini ve bununla ilgili olarak Gelir İdaresi Başkanlığı kurumuna şikayette bulunduklarını, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu ve müvekkilin davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklı alacaklı olduğunu, davalı şirket ile yapılan arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, müvekkilince yapılan harici piyasa araştırmalarında davalı şirketin borçlanmaları olduğunu, borçlarını ödeme de aksaklık yaşattığını, fazlaya dair tüm dava, talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle, borçlunun takibe yaptığı itirazda müvekkiline herhangi bir borcu olmadığını bildirmişse de davalı şirkete kesilen fatura ile borcun sabit olduğunu, alacak miktarının 67.219,10-TL ve icra, işbu dava asli ve feri alacaklarımız gibi yüksek bir miktar olması ve borçlu üzerindeki taşınır ve taşınmaz mallarının 3. Kişilere devretmesi halinde alacaklarını tahsil edemeyecek durumda olması sebebiyle, borçlu üzerindeki taşınır ve taşınmaz mallarının 3. Kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talep ettiklerini, Kayseri İcra Dairesi' nin ... sayılı icra dosyasındaki itirazın iptaline ve kötü niyetli davalı borçlundan %20 kötüniyet tazminatının alınarak, taraflarına ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacı yana borcu bulunmadığını, müvekkil şirket ambalaj malzemesi ticareti işi ile iştigal eden Kayseri’ nin köklü firmalarından olduğunu, çeşitli tedarikçilerden aldığı ürünleri başka firmalara satarak ticaret hayatını sürdürdüğünü, bu kapsamda taraflar arasında 2023 yılı başında alım satım ilişkisi başladığını, ancak davacı tarafça müvekkiline satılan ürünlerin kendilerine sipariş edilen ve faturada gösterilen vasıfları haiz çıkmadığını, davacı yanın 1mm şilte olduğunu beyan ederek müvekkiline gönderdiği ürünler 1mm kalındığında olmadığının tespit edildiğini yine diğer ürünlerin de olması gereken vasıfları taşımadığı anlaşıldığını, durumun davacı yana bildirildiğini, ürünleri iade almayı ve yerine uygun vasıflara sahip ürünleri göndermeyi kabul eden davacı yan müvekkili şirketi sürekli oyalama yoluna gittiğini, 28.02.2023 tarihinde ürünlere ilişkin iade faturası düzenleyerek davacı yana göndererek uygun vasıfta ürün teslimini, eski ürünlerin iadesini bekleyen müvekkili şirket bir anda icra takibine maruz kaldığını öğrendiğini, müvekkili şirket, davacı yanca ürünlerin ayıpsız ürünlerle değişimi konusunda sürekli oyalanarak kandırıldığını ve netice olarak da icra talibine maruz kaldığını, davacı tarafça müvekkiline satılan ürünlerin ayıplı olduğunu, bu ürünler davacı tarafça teslim alınmadığından halen müvekkili şirkete ait depolarda muhafaza edildiğini, bu nedenle ayıplı ürün satan ve sattığı ayıplı ürünleri iade almaktan kaçınan davacı yana müvekkili şirketin her hangi bir borcu bulunmadığını, davacı tarafın takip yapmakta kötüniyetli olduğunu, müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibinin kötüniyetli olduğunu, müvekkili şirkete ayıplı mal satan, bu ayıplı malların iadesine yönelik tüm girişimleri sonuçsuz bırakan ve bu mallara ilişkin iade faturası düzenlenerek hesabının kapatıldığını bilen davacı yanın müvekkili şirketten alacaklı olduğu gerekçesi ile müvekkili şirket aleyhine takip başlatmasının kötüniyetli olduğunu, bu nedenle davacının İİK’ nun 67/2 maddesi gereğince takip çıkış tutarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, davacı yanın ihtiyati tedbir/ihtiyati haciz talebinin yersiz olduğunu, davacı yan her ne kadar hayali senaryolarla müvekkili şirketin borçlarını ödeme noktasında aksamalar yaşadığı, mal kaçırma hazırlığında olduğu gibi gerçeklikle ilgisi olmayan beyanlarla ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmişse de bu talebin reddini talep ettiklerini, zira HMK ' na göre uyuşmazlık konusu olmayan bir hususta tedbir kararı verilebilmesinin mümkün olmadığını, talep edilen ihtiyati haczin de şartlarının oluşmadığını, bu talebin reddini talep ettiklerini, müvekkili şirketin davacıya borcu bulunmaması nedeniyle davanın reddini, takip yapmakta kötüniyetli olduğu açık olan davacı / alacaklının takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Davacı vekilinin ihtiyati tedbir harcını ikmal ettiği, Mahkememizin 08/05/2023 tarihli ara kararı ile ihtiyati haciz/ihtiyati tedbir talebininin ayrı ayrı reddine dair karar verildiği, ara kararın taraflara tebliğ edildiği, görülmüştür. Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E sayılı dosyasının dosyamız arasına alındığı görülmüştür. Bilirkişi alınan Mali Müşavir ...'tan alınan 03/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı ... İnşaat Malzemesi Ticaret Sanayi Limited Şirketi defter kayıtları yerinde (dava dosyasındaki belirtilen adreste)yapılan inceleme neticesinde : 1-Davacı şirketin yetrinde yapılan inceleme neticesinde davacı şirketin ticari defter ve belgelerini ibraz ettiği, dava kosu edilen davacı şirketle, davalı şirket arasında 2023 yılında borç alacak ilişkisinin olduğu görülmüştür. 2-Davacı şirketin incelemeye sunduğu 2023 yılı e-defter, fatura ve belgeleri incelenmiş 2023 yılı ticari defterlerinin 6102 sayılı T.T.K. ilgili hükümleri yönünden( e defter, yevmiye , kebir,) usulüne uygun tutulmuş olduğu, 3- Davacı şirketin (... İnşaat Malzemeleri Ticaret Sanayıı Ltd. Şti ) 2023 yılı ticari defter kayıtlarına göre davalı şirketten (... Sanayii Ve Ticaret Ltd. Şti.) 66.746.39 TL (altmış altı bin yediyüz kırkaltı TL.otuzdokuz kuruş) alacaklı olduğu defter kayıtlarından tespit edildiği sonuç ve kanaatine varıldığının bildirilmiş olduğu görülmüştür. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Davalı vekilinin 19/02/2024 bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür. Bilirkişi alınan Prof. Dr. ...'dan alınan 09/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerle davalının ticari defterlerinin incelenmesinde; 1- Davacı tarafça davalı aleyhine başlatılan takipte davalıdan 66.746,39 TL asıl alacak ve 472,71 TL tutarında işlemiş faiz talep edilmiştir. Takip dayanağı olarak 17.01.2023 tarihli IYF2023...27 numaralı 74.746,39 TL tutarlı fatura gösterilmiştir. 2- Davacının takip ve dava konusu yaptığı faturanın davacının ticari defterlerinde davalıdan alacak olarak kayıtlı olduğu dosyadaki bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Söz konusu faturanın davalının ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu tarafımızca tespit edilmiştir. 3- Davacının ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporunda davalıdan 12.01.2023 tarihinde (takipten önce) 8.000 TL tutarında tahsilat yapıldığına ilişkin kayıt olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda davacının davalıdan (takip tarihi itibariyle) olan alacağı 74.746,39 TL - 8.000 TL - 66.746,39 TL olarak hesaplanmaktadır. Davacı da zaten bu tutarı takip konusu yapmıştır. Bunun dışında dosya kapsamına herhangi bir ödeme belgesi sunulmamış ve ödeme iddiasında bulunulmamıştır. 4- Davalı tarafın ticari defter kayıtlarında davacıya olan borcun 28.02.2023 tarihli MAG2023...2 numaralı 71.198,82 TL tutarında iade faturası ile kapatıldığı kayıtlıdır. Ancak bu iade faturasına ilişkin mal tesliminin davacıya yapıldığını gösteren bir belge bulunmamaktadır. Davacının ticari defterlerinde de bu husus tespit edilememistir şeklinde kanaatini bildirmiştir. Rapordan birer suret taraflara tebliğ edilmiştir. Davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı 23/05/2024 tarihinde beyan ve itirazlarını sunduğu görülmüştür. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının faturadan dolayı borcu bulunduğunu ve ödemediğinden bahisle yapılan takibe itirazın iptali dilediği görülmüştür. Davalı cevap dilekçesi ile; Davacı tarafça satılan ürünlerin faturada belirtilen özellikleri taşımadığını, davacı yanın 1 mm şilte olduğunu beyan ederek gönderdiği ürünlerin 1 mm kalınlığında olmadığını, bu durumu davacıya bildirdiklerini, davacının iade almayı ve ürünleri göndermeyi kabul ettiğini, 28/02/2023 tarihinde ürünlere iade faturası kestiğini, ürünlerin şuan müvekkilinin deposunda muhafaza edildiğini belirterek davanın reddini dilemiştir. Davaya konu Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyası üzerinde yapılan incelemede alacaklısının mahkememize ait işbu dosya davacısı, borçlusunun yine mahkememize ait işbu dava davalısı olduğu alacaklı tarafından borçlu aleyhine dayanağı 17/01/2023 tarihli 74.746,39 TL miktarlı çeşitli ebatlarda şilte içerikli fatura ve buna ait 472,71 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 67.219,10 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin itiraz üzerine takibin borca itiraz nedeniyle durduğu ve 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı görülmüştür. - Ticari defterlerin mahiyetine dair mesele; Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur. HMK'nın 222. maddesi uyarınca, tarafların ticari defterlerinin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Belirtilen bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın yukarıda belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ise ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. -Faturanın mahiyetine dair değerlendirmede Taraflar arasında var olduğu iddia edilen ilişki faturaya dayandırılmış olmakla, fatura ve faturanın delil olma kuvveti bakımından bir değerlendirme yapmak gerekmiştir. Faturanın TTK'da tanımına yer verilmemiştir. Vergi Usul Kanunu 229.maddesinde fatura,"Satılan emtia ve yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesika" olarak tanımlanmıştır. Buna göre fatura, tek taraflı düzenlenmesi her zaman mümkün olan bir belgedir. TTK 21/1.maddesine göre, "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir”. TTK 21/2 maddesine göre "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır". 27.06.2003 tarihli 2001/1 E.2003/1 K.sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, "fatura sözleşmenin yapılmasıyla ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir.." denilmiştir. Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle akdî ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir. Akdî ilişkinin ticari defterler üzerinden kanıtlanması halinde alacaklı olduğunu iddia eden kişinin delil olarak ya her iki tarafın defter ve kayıtlarına dayanması ya da münhasıran davalı defter ve kayıtlarına dayanması gerekir. Somut olayda, davacının ticari defter incelenmiştir. Davacı defterlerinde dava konusu faturanın kayıtlı olduğu ve faturalardan kaynaklı 66.746,39 TL alacaklı olduğu ödenmediği tespit olunmuştur. Davalı defterleri incelenmiş anılan incelemede 66.746,39 TL borçlu olduğu tespit olunmuştur. -Davalının ayıp iddiasına dair değerlendirmede; Davalı savunmalarında ürünlerin ayıplı olduğunu ve hala kendisinde olduğunu beyan etmiştir. Davalı tarafça dosyamıza herhangi bir ayıp ihbarı iddiası ile ilgili delil sunulmamıştır. 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi gereğince malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa bu 2 ve 8 günlük süre içinde durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Somut olayda davalı ayıp ihbarını yaptığı noktasında ispata dair delil sunmadığından bu iddia geçerli kabul edilmemiştir. Davalı taraf davamız kapsamında ayıp ihbarı ve ürünün ayıplı olduğu iddiası noktasında tanık dinletmek istemiştir. Ürünün ayıplı olduğu iddiası noktasındaki değerlendirmeyi bir üst paragrafta değerlendirmede bulunduğumuzdan tekrar edilmemiştir. Ayıp ihbarının tanıkla ispat edilip edilmeyeceği noktasında değerlendirme yapacak olursak, tacirler arası satım sözlesmesine dayalı gizli ayıp iddiasında, tacirler arası satım sözleşmesinde ayıp ihbarının yapıldıgının ve ayıba iliskin iddiaların yazılı delil ile ispatlanması gerekir. (bu hususta Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/19-1633 Esas -2017/1013 Karar) bu nedenle ayıp ihbarının yapıldığına iliskin tanık dinletilemez. Bu nedenle tanık dinletilmesi talebi uygun görülmemiştir. -Nihai esasa dair değerlendirmede; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince iddia eden, iddiasını ispat yükümlülüğü altındadır, müddeabihin miktarına göre 6100 sayılı HMK'nın 200. madde hükmü gereği senetle ispat etmek zorundadır. Somut dava konusu faturanın taraf deftlerinde yer alması dikkate alınarak davalının ödemeyi veya ayıp iddiasını ispatlaması gerekmektedir. Davalı tarafından ispata dair delil bulunmadığından asıl alacak olan 66.746,39 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. -İcra inkar tazminatına dair değerlendirmede; İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötüniyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı). Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece hükmedilen asıl alacak miktarı taraf ticari defterlerinde yapılan inceleme ile de sabit olmuş ve bu miktar alacağın varlığı saptanarak hüküm kurulmuştur. Hükmedilen miktarın likid bir alacak olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. -Faize ait değerlendirmede; Taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğundan 818 sayılı BK'nun 101.maddesinde; "Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur" hükmü getirilmiştir. 6098 sayılı TBKnun 117.maddesinde bu hüküm ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer'' şeklinde düzenlenmiştir. Temerrüt, ya bir ihtar ile ya da dava açılması ile gerçekleşir. Somut olayda davacı tarafça sunulan herhangi bir ihtar olmadığından davacının işlemiş faize ait istemi reddedilmiştir. Davacı taraf takip talebinde TTK 1530 kapsamında ticari temerrüt faizi talep etmiştir. Ancak TTK 1530 kapsamında mal tedarikine dair sözleşme bulunmadığından bu faiz istemi uygun görülmemiş yasal faize hükmedilmiştir. -Kötü niyet tazminatı talebine ilişkin değerlendirilmede: İcra İflas Kanunun 67/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasının kısmen veya tamamen reddi halinde, borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötü niyet tazminatı olup, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötü niyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötü niyetli değilse aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilemez. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2018/6546 E., 2019/7768 K. Sayılı ilamı) Öğretide ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir. Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Hemen belirtilmelidir ki, alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İİK’nın 67. maddesi anlamında ‘haksız’ ise de, ‘kötü niyetli’ olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.06.1980 tarihli ve 1979/9-82 E., 1980/2073 K.; 10.04.2002 tarihli ve 2002/19-282 E., 2002/299 K.; 27.04.2005 tarihli ve 2005/19-286 E., 2005/268 K., 21.10.2015 tarihli ve 2013/19-2415 E., 2015/2335 K., 01.03.2017 tarihli ve 2015/1048 E., 2017/380 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Başka bir ifadeyle; İİK’nın 67/2. maddesi hükmüne göre, itirazın iptali davasının davalı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davalı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalı(borçlu)’nun üzerindedir. Açıklanan gerekçeler ışığında, dava yönünden davacı kötü niyetli görülmediğinden ve bu hususun davalı tarafından ispatlanamaması sebebi ile davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle: 1-Davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, 2-Davalının Kayseri Genel İcra dairesinin ... E sayılı icra takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile takip tarihi itibariyle 66.746,39 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, alacağı takip tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Haksız itiraz sebebiyle 66.746,39 TL'nin takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin koşulları bulunmadığından reddine, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gereken 4.559,44 TL harçtan davacı tarafından peşin yatırılan 811,84 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.747,61 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 3.098,00 TL'sinin davalıdan bakiye 22,00 TL'sinin ise davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafından peşin yatırılan 811,84 TL başvurma harcı ve 179,90 TL peşin harç olmak üzere toplam 991,74 TL harcın davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan; ihtiyati haciz harcı 296,40 TL, bilirkişi, posta, tebligat, dosya masrafı reddiyat gideri olmak üzere toplam 5.012,40 TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre hesap edilen 4.977.15 TL'sinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın ise davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan posta gideri olmak üzere toplam 40,00 TL yargılama giderinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen kısım üzerinden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 8-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen kısım üzerinden 472,71 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 9-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 10-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca 2 haftalık yasal süre içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.05/09/2024 Katip *** e-imzalıdır Hakim *** e-imzalıdır