İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 1940/7 E. 2003/7 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
1940/7
Karar No
2003/7
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/121 KARAR NO : 2020/467 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/02/2018 KARAR TARİHİ : 07/10/2020 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili , dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında müvekkilinin bedeli karşılığında davalının "sosyal medya ve reklam" işlerini yapması hususunda taraflar arasında akdedilmiş olan ... tarihli sözleşme ile anlaşmaya varıldığını, bu anlaşma kapsamında da müvekkilinin davalının sosyal medya hesaplarına ilişkin olarak yüklenmiş olduğu tüm edimlerinin yerine getirdiğini, müvekkili tarafından davalıya verilmiş hizmet sonrasında davalıya sözleşmede belirlenmiş aylık hizmet bedeli olan ... TL + KDV tutarında fatura kesildiğini ve kimi aylarda davalının talepleri doğrultusunda bu bedele reklam bedelinin de eklenerek fatura kesildiğini, faturaların karşı yana teslim edildiğini, davalı tarafından fatura bedellerinin ödenmediğini ayrıca itiraz da edilmediğini, faturaların kendilerince icra takibine konu edildiğini, Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas numaralı icra takibine itiraz edildiğini beyan ederek, itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı her hangi bir cevap dilekçesi vermemiş ve böylelikle 6100 sayılı HMK m. 128 gereği, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir. 6.Belirtmek gerekir ki; Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri İcra İflas Kanunun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır. 7.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas, 2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). 8.Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2006/19-260 esas, 2006/251 karar) 9.Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası, iş bu dosya arasına alınmıştır. 10. İcra dosyasına bakıldığında, borçlu görünen şirketin temsilcisinin, ... tarihli dilekçesi ile itirazlarından vazgeçtiklerini ve dosyaya borç tahsilatı olarak yatırdıkları bedelin alacaklıya ödenmesine muvafakat ettiklerini bildirir dilekçe verdiği görülmüştür. 11. Davacı vekili, ... tarihli, iş bu dosyaya sunduğu dilekçede özetle, bu durumu teyit etmiş ancak inkar tazminatı taleplerinin olduğunu/devam ettiğini beyan etmiştir. 12. Dosyada icra dosyasına ödeme yapılması dolayısıyla tarafların dilekçelerinde de belirtildiği üzere, dava konusuz kalmıştır. 13. Ancak; HMK m. 331 gereği; Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. Ayrıca, Kural olarak bir davada asıl talebin konusuz hale gelmesi durumunda, bunun fer-i (yan) niteliğindeki diğer talepler hakkında yargılamaya devam edilerek, bunlar hakkında da bir karar verilmesi gerekir. Davanın konusuz kalması halinde ise, mahkemenin yargılamaya devam ederek, dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit edip, o tarafı yargılama giderlerine (bu arada vekalet ücretine de) mahkum etmesi gerekir. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulaması da bu yöndedir (Bkz. KURU, Baki; Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. baskı, İst. 2001, c.3, s.3030 vd., ALDEMİR, Hüsnü, Hukuk Davalarında Yargılama Giderleri, 2. Baskı, s.150-151, Yarg. 14. HD. 03/03/2008, 1087-2645, 18. HD. 09/11/2006, 5557/8964, 13. HD. 02/06/2005, 3752-9494, 3. HD., 25/04/2006, 2465-4930). 14. Davacı vekilinin, beyanında da bahsedildiği üzere, icra inkar tazminatı talebi mevcut olmakla, hem yargılama giderlerinin aidiyetinin tespiti için dava açıldığı andaki davayı açmakta (alacağın miktarından bağımsız olarak) haklılık durumunun tespiti açısından hem de inkar tazminatı talebinin değerlendirilmesi açısından yargılamaya devam edilmiştir. 15. Mahkememizce tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için ara karar kurulmuştur. 16. Bilirkişi ... tarafından düzenlenen ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı tarafın ilgili dönem ticari defterlerinin usulüne uygun olduğu, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturaların davacının yevmiye defterine kanuni süresinde ve usulüne uygun olarak kaydedildiği, lehe delil olma özelliği taşıdığı, davacının davalıdan dava tarihi itibariyle toplam alacağının ... TL asıl alacak, ... TL faiz olmak üzere toplamda ... TL olduğu, davalı tarafından icra dosyasına ödeme yapıldığı belirtilmiştir. 17.Bilirkişi ... tarafından düzenlenen ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı tarafın ilgili dönem kayıtlarının usulüne uygun olduğu, lehe delil olma şartlarını taşıdığı, davacı firmanın davalıdan ... TL alacaklı olduğunun görüldüğü belirtilmiştir. 18. Bilirkişi raporları tarafları tebliğ edilmiş ve itirazlar/beyanlar alınmştır. 19. Mahkememizce bilirkişi ...'den ek rapor alınmış ve ... tarihli ek raporda özetle; davalı tarafça ödenen toplam ... TL nin TBK m. 100 gereği mahsup yaptıktan sonra davacı şirketin davalı şirketten asıl alacağının ... TL göründüğü, davacı tarafça takip talebinde ... TL asıl alacak ve ... TL işlemiş faiz olmak üzere ... TL talep edildiği anlaşılmaktadır. 20. ... tarihli celsede, davalı vekili, müvekkilinin borcu kabul etmediğini ancak haciz baskısı sebebi ile ödeme yaptığını beyan etmiş, mahkememizce BA ve BS formlarına ilişkin ara karar kurulmuş ve ...'den ek rapor alınmasına tekrar karar verilmiştir. 21. ... tarihli bilirkişi ... tarafından hazırlanan ... tarihli ... inci ek raporda özetle; davacının ticari defter kayıtlarına göre, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan ... TL asıl alacağı olduğu, davacı tarafça takip talebinde ... TL asıl alacak ve ... TL işlemiş faiz olmak üzere ... TL talep edildiği; davalı ticari defter kayıtlarına göre, davalının 2017 yılı ticari defter kayıtlarına göre davalının davacıya takip tarihi itibariyle ... TL borçlu gözüktüğü, takip ve dava konusu faturaların taraflarca BA BS formlarında vergi dairesine bildirimlerin yapılmadığı belirtilmiştir. 22.İcra dosyasına konu borç davalı tarafça ödenmiştir. Her hangi bir ihtirazı kaydın olduğu görülmemektedir. Kabule göre, dava açıldığı anda bir alacağının (alacağın miktarından bağımsız olarak, alacağı olduğu ve buna ilişkin bir dava açmakta haklı olduğu kanaati ile) olduğu, anlaşılmakla, davacı dava açmakta haklıdır. Yargılama giderlerini kabule göre lehine hükmetmek gerekmiştir. 23.Davacı tarafın icra inkar tazminatı talebine bakıldığında genel olarak belirtmek gerekir ki; Alacaklının icra dairesine yapacağı takip talebi ile başlayan, takibin durması için borçlunun itirazının yeterli olduğu ve cebri icraya devam edilebilmesi için alacaklının harekete geçmesinin gerekli olduğu ilamsız icra usulunde; gerek alacaklının haksız ve kötüniyetli takipte ve gerekse borçlunun haksız itirazda bulunmasını önlemek amacıyla icra tazminatına hükmolunması esası kabul edilmiştir. Anlaşıldığı üzere alacaklı lehine hükmolunacak icra tazminatının amacı, gerçekten borçlu olduğunu bildiği halde, süre kazanmak kasdı ile ya da başka bir sebeple icra takibini haksız olarak engelleyen kişinin, alacaklının hakkına kavuşmasını geciktirmeye yönelik kötü niyetli davranışlarını önlemektir. Borçlunun itirazının haksızlığı, itirazın yapıldığı andaki duruma göre tespit edilir. Borçlu hakkında tazminatına hükmedilmesi için, onun ödeme emrine “kötüniyet”le itiraz etmiş olması şart değildir. Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmiş olmalıdır. Alacaklının bir zarar görmüş olması da şart değildir. 24.Öğretide, hakim görüşe göre (POSTACIOĞLU, İlhan, İcra Hukuku Esasları, İstanbul, 1982, s. 184 vd., KURU, Baki, İcra ve İflas Hukuku, C. I, 3. Bası, İstanbul 1988, s. 304 vd., UYAR, Talih, İcra Hukukunda İtiraz, s. 215 vd.) itirazın haksız olup olmadığı, takip konusu yapılan ve borçlunun itiraz ettiği alacağın likit olup olmadığına göre belirlenmelidir. Alacak likit ise borçlu itirazında haksızdır, alacak likit değilse borçlu itirazında haklıdır. Öğreti, likit alacağı, miktarı belirli veya belirlenebilir olan ve bunun için tarafların anlaşmalarına veya böyle bir anlaşma olmazsa mahkeme kararına gerek olmayan alacak olarak tanımlamışlardır. Buna göre; borçlu alacağın gerçek miktarını tayin için bütün unsurları bildiği veya bilmesi gerektiği halde ödeme emrine itiraz ederse itirazında haksızdır; şayet diğer şartlarda gerçekleşmiş ise yargılama sonunda icra tazminatı ödemeye mahkum edilir. Alacağın gerçek miktarını tayin için tarafların anlaşmasına veya mahkeme kararına ihtiyaç varsa itiraz haklıdır ve borçlu itirazın iptali davasını kaybetse bile icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilemez. İcra inkar tazminatının şartları şunlardır: a)Geçerli ilamsız icra takibi yapılmış olmalı, b)Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olmalı, c)Süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olmalı, d)Talep olmalı, e)Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmelidir 25.Kurum hakkında yapılan bu genel açıklamalardan sonra dosyaya baktığımızda; yargılamada icra dosyasına konu borç ödendiğinden dava konusuz kalmıştır. Yargılamada birden çok kez alacağın gerçek miktarını bulabilmek için yargılama yapılmış ve davacının alacak miktarı tespit edilmeye çalışılmıştıır. Hatta yukarıdaki kısımlarda da açıklandığı üzere; bilirkişi raporlarında farklı miktarlar da belirtilmiştir. Anlaşılmaktadır ki; alacak miktarı likit değildir. Alacağın miktarı belirli veya belirlenebilir olan ve bunun için tarafların anlaşmalarına veya böyle bir anlaşma olmazsa mahkeme kararına gerek olmayan bir miktar değildir. Borçlunun, "alacağın gerçek miktarını tayin için bütün unsurları bildiği veya bilmesi gerektiği"gibi bir hukuki durumda olduğu iddia edilemez. 26.HMK m. 222 gereği; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. 7251 sayılı kanunla, 6100 sayılı Kanunun 222 nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir; “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.” 27. ...'inci ek raporda da görüldüğü üzere, davacı defterlerine göre davacının alacağı ... TL olarak bulunmuş, davalı defterlerine göre davacının alacağı ... TL bulunmuştur. Davacı ile davalı defterlerinin uyumlu olduğu miktarın bu yönüyle ... TL olduğu görülmektedir. Davacı tarafça takip talebinde ... TL asıl alacak ve ... TL işlemiş faiz olmak üzere ... TL talep edildiği anlaşılmaktadır. Alacağın miktarı belirli veya belirlenebilir olan ve bunun için tarafların anlaşmalarına veya böyle bir anlaşma olmazsa mahkeme kararına gerek olmayan bir miktar değildir. Borçlunun, "alacağın gerçek miktarını tayin için bütün unsurları bildiği veya bilmesi gerektiği"gibi bir hukuki durumda olduğu iddia edilemez. Yukarıdaki açıklamalar ışığında; dava dilekçesinde geçen inkar tazminatı olarak anılan tazminatın kanuni şartları kabule göre oluşmamıştır. 28.Tüm dosya kapsamı, yukarıda açıklamalar ışığında, konusuz kalan itirazın iptali davasındaki talebi konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, icra konusu borç tamamen ödendiğinden, davacı lehine yargılama giderlerine hükmedilmesine, inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin icra baskısı altında ödeme yaptıklarına ilişkin beyanı, daha önce itiraz üzerine icra takibinin zaten durması, ödemeye zorlayacak bir icra takibinin devam etmesinden söz edilememesi, davanın istirdat davası değiy, itirazın iptali davası olması göz önüne alınarak, hukuken yerinde bulunmamıştır. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Davacı vekilinin inkar tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 4-Alınması gerekli ... TL maktu karar harcının, davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, arta kalan harç bedelinin karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplam ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 9-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'ın yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı..07/10/2020 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 1940/7, K. 2003/7, T. 01.10.2011, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-1940-7-e-2003-7-k-2d5b12ef260e