İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/180 E. 2025/959 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/180
- Karar No
- 2025/959
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/180 Esas KARAR NO : 2025/959
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/03/2025 KARAR TARİHİ : 04/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda; TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Müvekkilim şirket tarafından takip öncesi faiz talep etme hakkımız saklı kalmak kaydıyla davalı taraf aleyhine hastaların gördüğü tedavilerden kaynaklanan 383.550,82.-TL tutarındaki faturalardan kaynaklanan alacağının (icra takibine konu tüm faturalar icra dosyasında mevcut olduğunu) tahsili amacıyla ... 9. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile 29.11.2024 tarihinde icra takibi başlatıldığını, Davalı taraf yukarıda belirtilen icra takibi açıldıktan sonra icra takibinden haberdar olarak salt icra takibinin fer'ilerini ödememek adına takibe konu asıl alacak tutarı olan 485.526,47.-TL tutarında müvekkilim şirkete 10.12.2024 ödeme yapmış ve aynı tarihte icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, Bu aşamada belirtmemiz gerekir ki, her ne kadar 10.12.2024 tarihinde yapılan ödeme tutarı 485.526,47.-TL ise de işbu ödemenin tamamı ... 9. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı icra takibi dayanağı olan hastalara ilişkin değil, asıl alacak tutarı olan 383.550,82.-TL'lik kısmı ... 9. İcra Dairesi'nin ...E. sayılı icra takibi dayanağı olan hastalara ilişkin olduğunu, Zira, anılan borçlu şirketin müvekkilim şirkete ... 9. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı icra takibi dayanağı olan hasta faturaları dışında başkaca borçları da bulunmadığını, Anılan kanun maddesi kapsamında, davalı tarafça müvekkilim şirkete ödenen 383.550,82.- TL'nin öncelikle; İcra Vekalet Ücreti: 61.368,13.-TL, Tahsil Harcı:17.451,56.-TL, İcra Masrafı:899,20.-TL, takip tarihinden (29.11.2024) ödeme tarihine (10.12.2024) kadar işlemiş yasal faizi: 2.774,18.-TL Toplam: 82.493,07.-TL tutarlarından mahsup edilmesini, Açıklanan nedenlerle; davamızın kabulü ile, bakiye asıl alacak tutarı olan 82.493,07.-TL ve işbu bakiye asıl alacağa ödeme tarihine kadar işleyecek yasal faizi yönünden davalı tarafça yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin bakiye asıl alacak tutarı olan 82.493,07.-TL ve işbu tutara takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz yönünden devamına, davalı taraf aleyhine takip tutarının 9620'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini " talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Dava konusu taleplere ilişkin olarak müvekkil şirket tarafından davacının da belirttiği üzere 485.526,47-TL ödeme yapılmış olup davacının zararının tamamı karşılandığını, müvekkil şirket' in herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, Bir kabul beyanı olmamak kaydıyla, ...A.Ş. ile müvekkil şirket arasında düzenlenen herhangi bir cari hesap mutabakatı bulunmamakta olup davacının işbu haksız ve mesnetsiz başvurusunun reddi gerektiğini, Ticaret hukukunda cari hesap sözleşmeyle kurulan bir kurum olduğunu, Bu sözleşmenin yazılı olması ticaret hukuku açısından şart olduğunu, Yazılı cari hesap sözleşmesinin olmaması durumunda böyle bir cari hesap ilişkisinin varlığından bahsetmek mümkün olmayacağını, Açıklanan nedenlerle; davanın reddine, Müvekkil şirket tarafından karşılık ayrıldığı için ve teknik karşılıkları da bu durum etkilediği için davacı aleyhine haksız ve hukuka aykırı şekilde açılmış bulunan dava nedeniyle kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, Yine bir kabul beyanı olmamak kaydıyla alacak iddiası yargılamayı gerektirdiği için likit olmadığını, inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesini " talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizde görülmekte olan işbu dava taraflar arasında devam eden cari ilişki nedeniyle davacının davalıdan alacaklı bulunduğu iddiası ile 383.550,82 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ... 9. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığı, takipten sonra davalı tarafın icra takibinin ferilerini ödememek adına 485.526,47 TL asıl alacak ödemesi yaptığı iddiasıyla davalı tarafın yapmış olduğu ödemelerin icra takibinin ferilerine mahsup edilerek kalan 82.493,07 TL üzerinden itirazın iptali ile takibin devamı isteminden ibarettir. Davacı vekilinin dava dilekçesinde "İİK. 257 ve devamı maddelerinde ihtiyati haciz verilme şartları ve hükümleri düzenlenmiş, 264.madde hükmüne göre ihtiyati haczin davanın görülmesi sırasında da konulabileceği öngörülmüştür. Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati haciz kararı verilebilir. Borçlu davalının icra takibine konu asıl alacak tutarı ile sınırlı olacak şekilde ödeme gerçekleştirmesi işbu ödemenin icra takip tarihinden sonra yapılması ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz edilmesi hususları bir arada değerlendirildiğinde dava konusu borcun var olduğu ispatlanmış durumdadır. Diğer yandan borçlu davalının iflasın eşiğinde olduğuna dair bilgiler tarafımıza ulaşmış olup, internet ortamında da bu bilgilere ulaşılabilmektedir. Dolayısıyla davalının mal kaçırma şüphesinin bulunduğu izahtan vareste olup, ihtiyati haciz kararı verilmemesi durumunda müvekkilim şirketin alacağına kavuşma imkanı ortadan kalkabilecektir. Tüm bu nedenlerle, borçlu davalının mal kaçırmasını önlemek ve alacağımızın teminini sağlamak amacıyla davalının tespit edilecek taşınır ve taşınmaz tüm malvarlığına, banka hesaplarına, 3. şahıslardaki hak ve alacakları üzerine dava değeri ile sınırlı olmak üzere teminat gösterilmeden ihtiyati haciz konulmasını" talep ettiği, mahkememizin 07/03/2025 tarihli ara kararı gereği ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara karar kurulmuştur. Davacı vekilinin mahkememizin 07/03/2025 tarihli ara kararı istinaf ettiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi'nin 07/05/2025 tarih, ...Esas, ... Karar sayılı ilamında "Somut olayda, talebe konu alacağın, davalı sigorta şirketinin, sigortalılarına verildiği iddia olunan sağlık hizmetinden kaynaklanan bakiye fatura alacağına ilişkin olup davacı tarafça davalı aleyhine toplam 383.550,82 TL fatura alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatılmış, davalı tarafça toplam 485.526,87 TL ödeme yapıldığı ancak takibe konu başka faturalardan da davalı şirketin alacaklı olduğu ileri sürülerek davalı tarafça yapılan ödemenin öncelikle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 100. Maddesi uyarınca icra harç ve giderleri, icra vekalet ücreti ve takip sonrası faizden mahsubu ile bakiye alacak üzerinden takibin devamına karar verilmesi talep edilmiştir. Dosya kapsamından davalı tarafça ödeme yapıldığı bildirildiği miktar; takip tutarı ile mahsubu talep edilen takip masrafları ve işlemiş faizi karşılamaya yeterli olduğu görülmüştür. Davacı, taraf her ne kadar davalının, takibe dayanak yapılan hasta faturaları dışında başkaca borçları bulunduğunu iddia etmiş ise de dava dilekçesinde takip dosyası, tarafların ticari defterleri, bilirkişi incelemesi, tanık beyanları ile yemin ve isticvap deliline dayanmıştır. İddia olunan başkaca alacağa ilişkin faturaların davalı tarafa tebliğ edildiğine dair dosya kapsamında bir kayıt olmadığı gibi, davacının varsa başkaca hizmet bedeli alacağının yargılama aşamasında taraflarca sunulacak kayıtların incelenmesi, delillerin değerlendirilmesi neticesinde tespit edilecek olup bu aşamada alacağın yaklaşık ispatına yeterli değildir. Bu itibarla ibraz edilen belgelerin niteliği ve dosya kapsamına göre, İİK 258/1. maddesinde düzenlenen kanaat getirecek deliller kapsamında değerlendirilemeyeceğinden yaklaşık ispat koşulu ve İİK'nın 257.madde ön görülen koşullar oluşmadığından ihtiyati haczin talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, İİK'nın 257. maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz şartları bu aşamada oluşmadığından, İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine" karar verilmiştir. Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor alındığı ve bilirkişilerin mahkememize sunmuş oldukları raporda özetle: "Davacı şirkete ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun yapıldığı, dolayısı ile sahibi lehine delil niteliği taşıdı; Davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre, takip tarihi olan 29.11.2024 tarihi itibariyle davalı şirketten 383.550,82 TL alacaklı olduğu, Takip tarihinden sonra davalı şirket tarafından 10.12.2024 tarihinde 467.257,91 TL harici ödeme yapılmış olduğu, TBK 100. Madde hükmü gereği öncelikle işlemiş faiz, masraf ve fer'ilere mahsup edildikten sonra, Ödeme tarihi itibariyle (-) 25.722,61 TL Fazla Ödeme Yapıldığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine 383.550,82 TL alacağın tahsili amacıyla takip başlatıldığı, davalı tarafından takibin itiraz ile durdurulduğu akabinde davalı tarafından davacıya dava açılmadan evvel ancak itirazdan sonra toplam 485.526,47 TL ödeme yapıldığı, yapılan ödemenin 18.268,56 TL ödemenin dava dışı ... A.Ş'ye ait olduğu dolayısıyla 10/12/2024 tarihi itibariyle davalı tarafından borcuna mahsuben toplam 467.257,91 TL ödeme yapıldığı, bilirkişiler tarafından TBK 100 uyarınca yapılan hesaplamada ödeme tarihi itibariyle davacı alacağının 441.485,30 TL olmasına karşın davalı tarafından 467.257,91 TL ödeme yapılmak suretiyle 25.772,61 TL fazla ödeme yapıldığının tespit edilmiş olması nedeniyle davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Ayrıca davalı tarafça her ne kadar kötü niyet tazminatı talep edilmiş olsa da İİK 67/2'de "(...) takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." şeklinde düzenleme yapılmış olması ve davacının takipte haksız ve kötü niyetli olmaması sebebiyle kötü niyet tazminatı şartları oluşmadığından talebin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 1.408,78 TL'den mahsubu ile kalan bakiye 793,38 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinden bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan her hangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 82.493,07 TL üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 04/11/2025
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır