İlk Derece Mahkemesi · Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/405 E. 2023/268 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/405
- Karar No
- 2023/268
- Karar Tarihi
T.C. GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : .... KARAR NO : .... HAKİM : .... KATİP : .... DAVACI : .... VEKİLİ :.... DAVALI :.... VEKİLİ : .... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 12/05/2022 KARAR TARİHİ : 14/06/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/07/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/02/2022 tarihinde müvekkilinin sürücüsü olduğu .... plaka sayılı aracın, .... .... sürücüsü olduğu.... plaka sayılı araçla çarpışması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kaza sonrası .... .... sürücüsü olduğu.... plaka sayılı aracın ....plaka sayılı araca çarptığını ve sola savrulduğunu, yolun solunda trafik güvenliğini sağlamak ve işaretçi koymak isteyen müvekkiline çarptığını, meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davalı sigorta şirketine yapılan başvurunun olumsuz olduğunu, arabuluculuk aşamasında da herhangi bir sonuca varılamadığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmakla 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL bakıcı gideri ve 100,00 TL tedavi giderinin temerrüt tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının zorunlu sigorta şartını usulüne uygun olarak yerine getirilmediğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, kusur oranlarının tespitinin gerektiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, maluliyet oranlarının tespitinin gerektiği, davacının trafik iş kazası olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacının müterafik kusurunun olduğunu, hesaplamaların asgari ücret üzerinden ve teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe limiti ve davalının kusur oranı ve gerçek zararla sınırlı olduğunu beyanla müvekkilinin aleyhine açılmış olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: 1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları, 2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı, 3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası, 4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar, 5-Dosyada mündemiç kusur, maluliyet ve aktüerya bilirkişi raporları, 6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar, HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir. Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme; Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir. Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme; Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır. Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır. İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır. Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle .... plakalı aracın ZMSS ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir. Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır. Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit; SGK'ya müzekkere yazılmış olup davaya konu kazaya istinaden davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır. Kusur yönünden yapılan değerlendirme; 6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır. Mahkememizin ara kararı uyarınca bilirkişi tarafından hazırlanan 31/07/2022 tarihli raporda özetle; A- .... Plakalı Araç Sürücüsü .... Yönünden; Gündüz vakti görüşün sis nedeni ile kısmen kısıtlı ve buzlanma nedeni ile kaygan zeminli refüj ile bölünmüş çevre yolu üzerinden havalimanı kavşağı istikametine giderken seyir yönüne gereken dikkat ve özen yükümlülüğünü göstermesi gerektiğini, kaygan zeminli yol ve görüş durumu ile aracının teknik özelliklerini de dikkate alarak hızını tehlike anında duruş yapabileceği mesafeye göre ayarlayıp kontrollü seyretmesi gerektiğini, seyir yolu üzerinde kalan .... plakalı aracın sol arka kısmına çarpması ile soluna savrulan aracı ile kaza sonrası aracından inerek yolun sol şeridi üzerinde seyir halindeki sürücüleri uyarmak için bulunan yaya konumundaki davacı .... .... çarpması şeklinde meydana gelen olayda, K.T.Kanununun 52/b maddesine aykırı davrandığı kanaatine varıldığı şeklinde rapor tanzim edilmiştir. B- Davacı yaya .... .... Yönünden; Her ne kadar gündüz vakti de olsa görüşün sis nedini ile kısıtlı ve buzlanma nedeni ile kayganlaşan bölünmüş yol üzerinde karıştığı maddi hasarlı trafik kazası sonrası öncelikle aracının dörtlü ikaz lambalarını yakarak kendi çan emniyetini sağlayacak tedbirleri ile birlikte yaklaşan araç sürücülerini uyarıcı gerekli tedbirleri alması gerekirken, aksine üzerinde gayri nizami şekilde bulunduğu sırada, aynı yöne seyreden sürücü .... .... sevkindeki aracı ile duramayıp, önce maddi hasarlı trafik kazası neticesinde yol üzerinde kalan.... plakalı araca çarptıktan sonra soluna savrulan aracı ile kendisine çarpması şeklinde meydana gelen kazada, K.T.Kanununun 68/c maddesine aykırı davrandığı kanaatine varıldığı şeklinde rapor tanzim edilmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda Trafik görevlilerince hazırlanan Kaza Tespit Tutanağı'na iştirak edilmediği bildirilmiştir. Kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporu arasında çelişki oluşması üzerine çelişkinin giderilmesi Karayolları Fen Heyeti'nden rapora alınması amacıyla mahkememizin ara kararı uyarınca Karayolları Fen Heyeti bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 05/12/2022 tarihli kurul raporundan özetle; A- .... Plakalı Araç Sürücüsü .... .... Yönünden; ....plakalı, davalı şirkete sigortalı aracın dava dışı sürücüsü .... ...., önde kazalı olarak durmakta olan .... plakalı araca çarpmakla karayolları Trafik Kanununun 52/b, 52/c ve 56/c Maddesi hükümlerine aykırı davranışıyla %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, çarpma etkisiyle sola savrulup burada yaya olarak bulunan .... .... çarpmasında kusursuz olduğu, şeklinde rapor tanzim edilmiştir. B- Davacı yaya .... .... Yönünden; .... plakalı otomobil sürücüsü .... .... 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 68/c Maddesi hükmüne aykırı davranışıyla kendisinin yaralanması şeklinde gelişen olayda %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, aracının arka kesimindeki hasar ile ilgili olarak kusursuz olduğu, şeklinde rapor tanzim edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır. Denetime elverişli kusur bilirkişi heyet raporunun kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği ve bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve davacının tam kusurunun olduğu şekli ile hükme esas alınmıştır. Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme; Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacının maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir. Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir. Yine mahkememizin ara kararı uyarınca alınan 25/08/2022 tarihli raporda özetle; Davacı .... .... 01/02/2022 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasında oluşan yaralanmasına yönelik; Dava konusu kaza nedeniyle meydana gelen yaralanmalar ve kişinin yapılan muayenesinde elde edilen veriler birlikte değerlendirildiğinde "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik Hükümleri" kapsamında özürlülük oranın %3(üç) olduğunu, Tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süresi dikkate alındığında 3(üç) ay süre ile geçici iş göremezliğe neden olduğunu, İyileşme dönemi içerisinde 3(üç) hafta tam gün bakıcı ihtiyacı olduğu şeklinde rapor tanzim edilmiştir. Alınan maluliyet raporuna aşağıda "davanın reddini gerektiren değerlendirmeler" başlığı altında açıklanan sebeplerle itibar edilmemiştir. Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme; Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir. Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 13/10/2022 tarihli raporda özetle; A) Dava konusu olayın meydana gelmesinde; tarafların kusur durumu dikkate alınmadan, davacının 3 ay süre ile geçici iş göremezlik ve %3 oranında kalıcı iş göremezlik durumunda kaldığı kabul edilerek, davacının uğramış olduğu maddi zararın; 1-)TRH 2010 Erkek yaşama tablosu esas alınarak Progresif Rant yöntemi ile hesaplama: Geçici iş göremezlik zararının = 12.760,20 TL, olduğunu, Kalıcı iş göremezlik zararının = 62.082,67 TL olduğunu, 1-)TRH 2010 Erkek yaşama tablosu esas alınarak %1.65 İskonto oranı yöntemi ile hesaplama: Geçici iş göremezlik zararının = 12.760,20 TL, olduğunu, Kalıcı iş göremezlik zararının = 44.865,65 TL olduğunu, B) Dosya içerisinde bilirkişi heyet raporunda davacının meydana gelen olay nedeniyle iyileşme dönemi içerisinde 3 hafta tam gün bakıcı ihtiyacı olacağı tespit edilmekle, davacının 3 haftalık süreyle bakıcı gideri Brüt ve Net ücret üzerinden; Brüt ücret = 3.502,80 TL, Net ücret = 2.977,38 TL olduğunu mahkememize bildirmiştir. Alınan aktüer raporuna aşağıda "davanın reddini gerektiren değerlendirmeler" başlığı altında açıklanan sebeplerle itibar edilmemiştir. Bedel artırım talebi açısından değerlendirme; Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtildiğinden dava belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı) Davacı vekili 25/10/2022 havale tarihli değer arttırım dilekçesi sunmuş olup, değer arttırım dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir. Davacı davasını ikame ederken 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL maluliyet talebi, 100,00 TL Tedavi giderleri ve 100,00 TL bakıcı gideri tazminatı talep etmiştir. Değer artırım dilekçesi ile maluliyet taleplerini 46.562,00, geçici iş göremezlik tazminatını 9.570,15 TL, Bakıcı gideri talebini 2.527,10, tedavi gideri taleplerini ıslah etmemişlerdir. Davacının tam kusurlu olmasının sonuçları bakımından yapılan değerlendirme; İşletenin, KTK'nın 85. maddesinde düzenlenen sorumluluğunun karşılanması sağlamak üzere 91. maddesinde mali sorumluluk sigortası yaptırılması öngörülmüş, 86. madde ile de işletenin sorumluluktan kurtulması veya azaltılması hâli düzenlenmiş olup sorumluluğun kaldırılması şartlarının bulunmadığı durumda kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse sorumluluktan kurtulmaktadır. Zorunlu mali sorumluluk sigortasında sigortacı, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararlardan dolayı sorumluluğu üstlenmiştir. KTK’nın “Maddi ve manevi tazminat” başlıklı 90. maddesine göre zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar KTK’da öngörülen usul ve esaslara tabidir. Ancak tazminatın belirlenmesine ilişkin olarak KTK’da düzenlenmeyen hususlar hakkında kazanın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Haksız fiil, bir başka söylenişle kusur sorumluluğu, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışla sözleşme dışında diğer bir kimseye vermiş olduğu zararın giderilmesini düzenleyen sorumluluk türüdür. (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22. Bası, Ankara 2017, s. 540). Sorumluluk hukukunun amacı, bir kimsenin mal varlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmenin giderilmesi, yani zararın yerine nitelik ya da nicelik yönünden eş bir değeri koymaktır. Haksız fiilin kurucu unsurları olan fiil, zarar, uygun illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılığın mevcudiyeti gerekmektedir. Geniş anlamda haksız fiil sorumluluğunda kural olarak kusur ilkesi benimsenmiştir. Eş söyleyiş ile haksız bir fiil ile başkasına zarar veren kimse ancak kusurluysa zararı tazmin ile yükümlüdür. Kusur; “hukuka uygun olmayan, hukuk düzeninin kınadığı bir irade veya irade noksanıdır. Hukuka aykırı sonucu isteyen veya sonucu önlemek için gerekli iradeyi göstermeyen kimse kusurludur.” Kusur; kast ve ihmal olarak ikiye ayrılır. Kast, hukuka aykırı sonucun görülmesi ve istenmesidir. İhmal ise, sonucun istenmemesi ancak şartların gerektirdiği tedbirleri alınmaması, gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi ile zarara sebebiyet verilmesidir (Reisoğlu, S.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 2004, s. 144,145). Bunun yanında İşletenin sorumlu tutulmadığı KTK. m.86’daki durumlarda da sigortacı sorumlu olmaz. Bunlar: Mücbir sebep, Zarar görenin ağır (tam) kusuru, Üçüncü kişinin ağır (tam) kusuru , İşletenin kusuru olmaksızın aracın çalınması veya gasp edilmesi halleridir. Zarar görenin ağır (tam) kusuru ise "İşletenin kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusursuz, buna karşılık zarar görenin ağır (tam) kusurlu olduğu durumlarda, işletenin sorumluluğu ile zarar arasında nedensellik bağı kesileceğinden, sigortacı da sorumlu olmaz." tanımlanmaktadır. Bunun sonucunda da işleten sorumluluktan kurtaran zarar görenin (tam) ağır kusuru hali gerçekleşmiş olduğundan davalı Sigortanın da zarardan sorumlu tutmak mümkün görülmeyecektir. Davanın reddini gerektiren değerlendirmeler; Davaya konu kazanın oluşumu 1. Araç sürücüsünün sisli hava ve yolun buzlu olması nedeniyle orta şeritte yavaşladığı sırada, 2. Aracın duramayıp öndeki araca arkadan çarptığı, gerisinden aynı şeritte gelmekte olan 3. Araç sürücüsünün de sağ ön kısmı ile, önde kaza nedeniyle duran 2. Aracın sol arka kısmına çarparak sola doğru savrulması ile burada, sol şerite yaya olarak (akan trafikteki araç sürücülerini yavaşlatmak - uyarmak maksadıyla) bulunmakta olan yayaya (1. Araç sürücüsü) çarparak yaralanması şeklinde gerçekleşmiştir. Özü itibariyle mevcut uyuşmazlıkta iki ayrı kaza mevcuttur. 1. Kaza araçların birbirine çarpması, 2. Kaza ise davacının yaya halde taşıt trafiğinde bulunduğu sırada davacıya 1. Kazaya karışan araçlardan birinin çarpması şeklinde gerçekleşmiştir. 2. Kaza olarak değerlendirilen oluş bakımından kaza tespit tutanağını tanzim eden trafik görevlileri tarafından herhangi bir değerlendirme yapılmamış sadece araçların birbirine çarpmasında araç sürücülerinin kusur oranları değerlendirilmiştir. 2918 sayılı KTK'nun 68/c maddesi; "Yaya yollarında, geçitlerde veya zorunlu hallerde taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların, trafiği engelleyecek veya tehlikeye düşürecek şekilde davranışlarda bulunmaları veya buraları saygısızca kullanmaları yasaktır" şeklinde düzenlenmiştir. Aynı düzenlenme KTK Yönetmeliği'nin 138/44-d bendinde de tekrar edilmiştir. Yine KTK Yönetmeliği'nin "trafik kazasına karışanlar" başlıklı 152'nci maddesi; "Bir trafik kazasına karışanlardan yaralanmamış olan veya hafif yaralı olanlar; a) Araç sürücüsü iseler, trafik için ek bir tehlike yaratmayacak şekilde hemen durmak, trafik güvenliği için ışıklı işaret veya yansıtıcı cihazları koymak ve gereken tedbirleri almak,... Sadece maddi hasarla sonuçlanan kazalarda; ....b) Taraflarının anlaşma sağladığı durumlarda, yeni bir trafik kazasına sebebiyet vermemek ve trafik akışını engellememek için mümkün olduğu takdirde olay yerinin fotoğrafları çekilerek kazaya karışan araçlar taşıt yolu dışına çıkarılır ve Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı burada düzenlenir." şeklinde düzenlenmiştir. Savcılık aşamasında kazaya karışan ....plakalı araç sürücüsü, .... plakalı araç sürücülerinin ve davacının ifadeleri tetkik edildiğinde kazaya karışan araçların yolun sağına çektikten sonra davacının yolun orta kısmına geçerek trafiği yavaşlatmaya çalıştığını beyan ettikleri görülmüştür. Buna göre kazaya karışan araçlar güvenlik önlemleri alındıktan sonra araçların taşıt yolunun dışına çekilmesi ve uyarıcı levhasını konulması gerekirken davacı tarafından bu kurallara riayet edilmediği, yolun orta kısmına çıkarak trafiği yavaşlatmaya çalışması eylemi ile kusurlu olduğu kanaati oluştuğundan aracın yaya iken kendisine çarpması konusunda kusurunun bulunduğu kanaati hasıl olmuştur. Neticeten; Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİ ile; 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harç ve 199,67 TL ıslah harcının toplamı olan 280,37 mahsubu ile fazladan alınan 100,47 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinden DAVACIYA İADESİNE, 3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 5-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen maddi tazminat bakımından yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 7-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 14/06/2023