İlk Derece Mahkemesi · Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/163 E. 2025/458 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/163
- Karar No
- 2025/458
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/02/2024 KARAR TARİHİ : 18/04/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı müvekkilinin, kendisi gibi gerçek kişi tacir olan davalıya, icra dosyasında yer alan faturalardan da açıkça anlaşılacağı üzere mal sattığını, davalı tarafa satılan malların cinsi, adeti ve fiyatları faturalarda detaylı olarak yazıldığını, davacı müvekkili tarafından, davalıya satılan mallar, davalı tarafa teslim edilmesine rağmen, davalı tarafça fatura bedellerinin sadece bir kısmı ödenmiş geri kalan tutarlar ödenmediğini, davacı müvekkil tarafından, faturaların bakiye kalan tutarlarının ödenmesi için defalarca davalı tarafa ikazda bulunmasına, davalı tarafa süre vermesine rağmen davalı tarafça bakiye kalan tutarlar ödenmediğini, tüm iyi niyet çabalarına rağmen alacağını alamayan müvekkil, son çare olarak davalı aleyhine faturalardan kaynaklı alacağını tahsil etmek amacıyla, davalı aleyhine toplam 958.497,40 TL (Asıl alacaklar ve işlemiş faizler toplamı) lik takip talebi ile Diyarbakır İcra Dairesi Müdürlüğünün .....Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan bu takip sonucu düzenlenen .....tarihli icra ödeme emri borçlunun mernis adresi olan "..... 1-....." adresine gönderilmiş, borçlunun evde bulunmaması nedeniyle tebligatı gelini olan ....., .....tarihinde teslim aldığını, yasal süre içinde icra takibine itiraz yapılmaması üzerine icra takibi kesinleşmiş ve kesinleşme sonrası tarafınca haciz işlemi yapıldığını, borçlu taraf, vekili aracılığı ile yasal süre olan 7 günlük itiraz süresi geçtikten ve icra takibi kesinleştikten sonra .....tarihli itiraz dilekçesi ile icra takibine itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen İcra Müdürü ....., itirazın süresinde yapılmadığı gerekçesiyle .....tarihli karar tensip tutanağı ile itirazın reddine karar verdiğini, borçlu tarafın vekili aracılığı ile yapmış olduğu itirazın reddedilmesi üzerine bu defa borçlu vekili, .....tarihli dilekçe ile tebligatın usulsüz yapıldığı gerekçesi ile Diyarbakır .....İcra Hukuk Mahkemesinin .....Esas sayılı dosyası ile şikayet yoluna başvurduğunu, yapılan başvuru üzerine şikayeti inceleyen Diyarbakır ...... İcra Hukuk Mahkemesi .....tarih ve ...../Esas .....Karar sayılı kararı ile usulsüz tebligat şikayetinin kabulüne ve borçluya gönderilen icra ödeme emrinin tebliğ tarihinin .....tarihi olarak düzeltilmesine karar verdiğini, verilen karar sonucu borçlu hakkında başlatılan icra takibi durdurulduğunu, davalı taraf, her ne kadar itiraz dilekçesinde borçlu olmadığını, borcu kabul etmediğini beyan etmiş ise de bu husus gerçeği yansıtmadığını, zira davalı taraf tamamı ile kötü niyetle hareket etmiş ve itirazda bulunduğunu, davalı taraf her ne kadar borcu kabul etmediğini beyan etmişse de, davalı taraf gerçek kişi tacir olup, söz konusu faturaları ticari defterlerine işlendiğini, söz konusu davalı tarafın ticari defterleri, vergi dairesi kayıtları, Sgk kayıtları vs. dosyaya celp edildiğinde, davalı tarafın söz konusu faturaları muhasebesine ve defterlerine işlediği ve faturalarda belirtilen malları teslim aldığı anlaşılacağını, tüm bu belgelerde dikkate alındığında davalı tarafın kötü niyetle hareket ettiği ve kötü niyetle itirazda bulunduğu anlaşılacağını bu sebeplerle davanın kabulüne yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dava dosyasına sunmuş olduğu faturalara dayanarak alacağı olduğunu iddia etse de bu alacakların 5 yıllık zaman aşımına uğradığını, Türk Borçlar Kanunu madde 147/1 gereğince kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi diğer dönemsel edimler için zamanaşımı süresi 5 yıl olduğunu, dönemsel edimlerde, alacağın tamamı için zamanaşımı, ifa edilmemiş ilk dönemsel edimin muaccel olduğu günde işlemeye başladığını, işbu sebeplerle alacaklar zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından kötü niyetli olarak açılan bu davada müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu mevcut olmadığını, herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğunu, davacı taraf, haksız olarak müvekkilimden alacağı olduğunu iddia ettiğini, bu sebeplerle hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, arz ve izah olunan nedenlerden ötürü davanın reddini vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini arz ve talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, makina satışı karşılığı düzenlenen faturalara dayalı Diyarbakır İcra Dairesinin .....esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Diyarbakır İcra Dairesinin .....esas sayılı dosyası incelendiğinde; .....tarihinde davacı-alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine .....tarihli, faturaya dayalı 290.044,00 TL asıl alacak ve 186.017,00 TL işlemiş faiz, .....tarihli faturaya dayalı 294.858,40 TL asıl alacak ve 187.578,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 958.497,40 TL'nın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı-borçlunun gönderilen ödeme emrine karşı borca ve ferilerine itirazda bulunduğu, dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığı, elde ki itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı vekilince zaman aşımı define yönelik itirazda bulunulmuş ise de dava konusu faturaların 2016 yılına ait olduğu, satış sözleşmelerine konu uyuşmazlıklarda zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğu gözetildiğinde söz konusu itiraz yerinde görülmemiştir. 6100 sayılı HMK'nun 190. maddesi gereğince, ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi gereğince bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren 8 gün içerisinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmaması fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu kapsamda tarafların 2016 yılına ilişkin ba/bs formları ilgili vergi dairelerinden celp edilerek dosyaya kazandırılmıştır. Yargılama safhasında taraf vekillerine uyuşmazlık tarihi döneme ilişkin dayanmış oldukları ticari defterleri veyahut bulundukları mahali bildirmeleri için kesin süre verilmesi, akabinde verilen kesin süreye rağmen tarafların ilgili ticari defterleri sunmadığı görülerek dosyada mevcut ba/bs formları değerlendirilerek mali müşavir bilirkişisi tarafından rapor tanzim edilmesi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir. Yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda; "Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının doya kapsamına gönderdiği müzekkere cevabı yazısındaki BA ve BS formalı incelenmiştir. - Güneşli Vergi Dairesi Müdürlüğünün gönderdiği .....’ya ait BS (Mal Ve Hizmet Satışları) Formuna göre davacı taraf olan ....., davalı taraf olan .....’a 2016 yılı içerisinde toplam 21 Belge olmak üzere KDV hariç 1.070.030,00 TL Mal veya hizmet satışı yaptığı; • Davalı taraf olan .....Diyarbakır İcra Müdürlüğünün .....Esas nolu dosyasında .....tarihli Ödeme Emri ile 2 adet faturaya karşılık 495.680,00 TL + 89.222,40 KDV olan toplam 584.902,40 TL takip işlemi başlattığı görülmüştür. • Kesilen toplam faturadan daha az talep edilmesi kalan tutarların tahsil edildiğinin kabulü Anlamını taşıdığından asıl alacağın 584.902,40 TL + işlenmiş adi kanuni faiz olduğu sonucu çıkarılmatadır. • Davacı tarafın dosyaya sunduğu herhangi bir ödeme belgesi bulunmadığından bu faturalara karşılık ödeme yapılmadığı varsayımı ile yeniden hesaplanmıştır. • İlgili ödeme emrinde hesaplanan kanuni faiz tekrar hesaplanmış ve doğruluğu teyit edilmiştir. Bu sonuca göre davalı tarafın davacı taraftan ödeme emri tarihi olan .....tarihine kadar işlenmiş kanuni faizi ile beraber 958.497,40 TL alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı Taraf olan .....açısından defter ve belge incelemeleri: -Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının dosya kapsamına gönderdiği müzekkere cevabı yazısındaki BA ve BS formalı incelenmiştir. • Bismil Vergi Dairesi Müdürlüğünün gönderdiği .....’a ait Ba (Mal Ve Hizmet Alışları) Formuna göre davalı taraf olan ....., davalı taraf olan .....’dan 2016 yılı içerisinde toplam 23 Belge olmak üzere KDV hariç 1.565.547,00 TL mal veya hizmet alışı yaptığı, • Kesilen faturalara karşılık herhangi bir itiraz veya red talebinde bulunmadığı, dolayısı ile faturaları kabul ettiği sonucu doğurduğu • Faturalara karşılık dosyada bir ödeme belgesi olmadığından davalı tarafın borçlu olduğu kanaati hasıl olmuştur. • Faturaların her iki tarafın B formalında işlenmiş olması faturaların tebliği edildiğini ispat etmektedir." şeklinde mütalaada bulunulmuş, her ne kadar ilgili raporda sehven isim yanlışlıkları ile hesap hataları yapılmış ise de ilgili hususların söz konusu formların incelenmesi ile Mahkememizce doğru olarak anlaşılabileceği gözetilerek ek rapor ve yeni rapor alınmasına gerek duyulmayarak söz konusu rapor hükme esas alınmıştır.. Bu kapsamda ilgili ba/bs formları ve bilirkişi raporu içeriği Mahkememizce değerlendirilerek dava konusu faturaların davalı alış formlarında kayıtlı olması nedeniyle herhangi bir itiraz olmaksızın faturaların kabul edildiği ve neticeten ilgili ürünlerin davalıya teslim edildiği dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin doğrulandığı sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre her ne kadar davalı tarafından sözleşme ilişkisi inkar edilmiş olsa da ilgili deliller kapsamında davalının iddiasını ispat edemediği anlaşılmıştır. Bu aşamada faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edilmiş olduğu kabulü ile ilgili fatura bedellerinin davalı tarafından davacıya ödendiğine ilişkin ispat yükü davalıya ait olacaktır. Dava konusu faturalara dair herhangi bir ödeme iddiası ve bunu ispata yarar herhangi bir delil davalı tarafından dosyaya sunulmadığı gibi davalı vekilinin .....tarihli celsede sözleşme mevcut olmadığı için herhangi bir fatura ödemesi yapılmadığına yönelik beyanlarda bulunmuştur. İş bu deliller kapsamında Mahkememizce kabul edilen fatura alacağının davalı tarafından ödendiği hususu davalı tarafından ispatlanmamıştır. Bu durumda, davacının fatura bedelleri olan 584.902,40 TL'yi davalıdan talep edebileceğinin kabulü gerekir. Bu nedenle, davalının asıl alacağa yönelik yaptığı itiraz yerinde değildir. Takipte talep edilen asıl alacak yönünden davacı tarafından açılan itirazın iptali davasının kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Davacı tarafından başlatılan icra takibinde faturaya konu asıl alacak yanında işlemiş faiz de talep edilmiştir. TBK.'nun 117. maddesi gereğince muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Davacının takip başlatılmadan önce davalıya ihtar çekerek temerrüde düşürmediğinden davacının işlemiş faize yönelik talebinin reddine karar verilmiştir. Takibe konu alacağın faturaya dayalı olması nedeniyle likid ve muayyen olduğunun anlaşılmasına göre, kabul edilen asıl alacak üzerinden davacı lehine, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. G.D:Nedenleri gerekçeli kararda açıklandığı üzere; HÜKÜM: DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, davalının Diyarbakır İcra Dairesinin .....esas sayılı takip dosyasında gönderilen ödeme emrine karşı yaptığı itirazın kısmen iptali ile; icra takibinin 584.902,40 TL asıl alacak üzerinden ve takip talebinde belirtilen şartlarla DEVAMINA, işlemiş faizler yönünden fazlaya ilişkin istemlerin REDDİNE, 2-İİK'nin 67/2.maddesi gereğince, alacağın %20'si oranında hesaplanan 116.980,48 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 39.954,67 TL karar ve ilam harcından, başlangıçta yatırılan 11.576,25 TL peşin harcın mahsubu sonucu bakiye kalan 28.378,43 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 427,60 TL başvuru harcı ve 11.576,25 TL peşin harcın toplamı olan 12.003,85 TL'nın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından 160,00 TL tebligat ve posta masrafı ile 2.500,00 TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplamda 2.660,00 TL yargılama giderinin, kabul/red oranı dikkate alınarak, 1.623,132 TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davacı üzerinden bırakılmasına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 91.735,36 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 59.775,20 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul/red oranı dikkate alınarak, 2.196,72 TL'lik kısmının davalıdan, bakiye kalan 1.403,28 TL'lik kısmının ise davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 9-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karara karşı, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip Hakim