İlk Derece Mahkemesi · Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi

Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/146 E. 2025/589 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/146
Karar No
2025/589
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 31/01/2025 KARAR TARİHİ : 13/05/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sürücü ....tarihinde sevk ve idaresindeki .....plaka sayılı aracı ile Çamlıca istikametinden SEYRANTEPE istikametine seyir halindeyken .....çarpması neticesinde tek araçla yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, zararın tazmini için davalı sigorta şirketlerine başvurulmuş ve talebimize istinaden dosya açıldığını, ilk olarak maddi tazminat talebimiz için sigorta şirketine başvurmuş olup sigorta şirketi sürekli eksik evrak sebebiyle durumu sürüncemede bırakmaya çalıştığını, müvekkili veysel çakır şimdilik için 100 TL 'den az olmamak şartıyla ( belirsiz alacak) maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava tarihi olan .....tarihi itibari ile davaya konu talepler zamanaşımına uğradığını, kaza .....tarihinde meydana gelmiş olup, 8 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davanın reddi gerektiğini, zorunlu dava şartı olan sigorta şirketine usulüne uygun başvurunun davacı tarafça yerine getirilip getirilmediğinin ispat edilmesi gerektiğini, huzurdaki dava derdest ise reddi gerektiğini, savcılık soruşturması aşamasında ya da ceza davasında uzlaşma var ise davanın reddi gerektiğini, kaza ile sakatlık ve ölüm söz konusu ise kaza ile meydana gelen /ölüm arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerekmektedir. maluliyet oranının kaza tarihi itibariyle yürülükte olan yönetmeliğe göre adli tıp kurumu ..... ihtisas dairesi tarafından tespit edilmesi gerektiğini, kusur oranlarının tespiti için sayın mahkemenizce dosyanın istanbul adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesine sevk edilmesi gerektiğini, “geçici iş göremezlik” tazminatı talepleri trafik sigortası genel şartları uyarınca tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışında kaldığını, ilgili giderlerin SGK tarafından karşılanması gerektiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte yapılacak olan hesaplamanın karayolları trafik kanunu'nun 90. maddesi çerçevesinde zmms genel şartları'na göre aktüeryal yöntem ve teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini, haksız ve mesnetsiz davanın usulden ve esastan reddine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. GEREKÇE; Dava, trafik kazasından kaynaklı tazminat davasıdır. Davalı vekilinin cevap dilekçesini süresinde sunduğu ve zamanaşımı itirazında bulunduğu anlaşılmıştır. 2918 sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı kanunun 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Zararın öğrenilmesi, onun kapsamının değil, varlığının öğrenilmesi anlamındadır, zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, o davayı ciddi ve objektif bir şekilde desteklemeye, gerekçelerini göstermeye elverişli yeterli hal ve şartların öğrenilmesi, zararın öğrenilmiş sayılması için yeterlidir. Doktrinde ve Yargıtay kararlarında da bu husus kabul edilmiş olup, “Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, kural olarak zararın kapsamına değil varlığına taalluk eder. Yoksa tazminatın hesabına yarayacak bütün ayrıntıların (zararın miktarının) bilinmesi aranmaz. Zararın varlığı, niteliği ve esaslı unsurları hakkında bir dava açmaya, davayı ciddi ve objektif şekilde desteklemeye ve davanın gereçlerini göstermeye elverişli yeterli hal ve şartların öğrenilmesi, zararın öğrenilmesi için yeterlidir.” denilmektedir. (Turgut Uygur, Türk Borçlar Kanunu Şerhi,2013,C:1 sh:528, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.05.2017 tarih ve 2016/21-1600 Esas – 2017/937 Karar sayılı ilamı) 2918 sayılı KTK.'nun 109. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar, dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Ceza zamanaşımı süresi ise olay tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nın 89 ve 66. maddelerine göre 8 yıldır. Olay tarihi olan .....tarihinden itibaren 8 yıllık zamanaşımı süresi .....tarihinde dolmuştur. Davacı vekili tarafından .....tarihinde arabulucuya başvuru yapılmış, anlaşamama tutanağı .....tarihinde düzenlenmiştir. Davacı vekili tarafından arabuluculuk bürosuna da zamanaşımı süresi dolduktan sonra başvuru yapıldığından ayrıca arabuluculuk aşamasında geçen sürelerin hesabına ilişkin değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiş ve davacının tedavi gördüğü hastaneleri, bahsi geçen ceza dosyasını ve başvuru evraklarını da dosyaya ibraz etmemesi gözönünde bulundurularak davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı anlaşılmakla, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE, 2-Davacının harcı yatırmış olduğu anlaşılmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karara karşı, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip Hakim

Atıf: Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/146, K. 2025/589, T. 13.05.2025, www.arakarar.com/karar/diyarbakir-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-146-e-2025-589-k-8e2a324220c5