İlk Derece Mahkemesi · Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi

Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1183 E. 2025/493 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/1183
Karar No
2025/493
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/11/2023 KARAR TARİHİ : 25/04/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ..... model .....plakalı aracın .....tarihinde, Diyarbakır Bağlar İlçesi Bağcılar Mah. Şanlıurfa bulvarı üzerinde Seyrantepe istikametinde giderken, davalı sigortacıya sigortalı .....' ın maliki bulunduğu .....model .....plakalı araç seyir, halindeki müvekkili .....ait .....plakalı araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazasının kaza tespit tutanağının içeriği dikkate alındığında davalının %100 kusurlu olduğu müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığını, aracın davalı şirketçe sigortalı tarafın %100 kusuru sebebiyle gerçekleşen kazada; hasarlanmış günlerce onarım gördükten sonra tamamlanmış, bu onarım sırasında alt karlık, ön tampon, motor kaputu, ön panjur, ön panel ön cam, ön çamurluk sağ, far komple sağ, ön tampon demiri, ön çamurluk davlumbazı sağ, sis lambası ön sağ, motor kaput kilidi, motor kaput menteşesi sol-sağ, ön tampon spoyleri, ön far çerçevesi sağ, ön tampon braketi sağ, çeki demir kapak ön, park sensörü ön, park sensörü kapağı ön, motor kaput kilit karşılığı, far bağlantı braketi, kablo soketi, ön çamurluk davlumbazı sağ, park sensör kapağı ön, far bağlantı braketi, park sensör kapağı ön, ön tampon spoylerinin değiştirildiğini ve tamiri gereken parçaların ise boyandığını, müvekkiline ait aracın hiçbir kusuru olmadan kazaya karışmış olduğundan araç artık ''kazalı araç '' durumuna düştüğünü, kazadan sonra araç değerinin azaldığını, araç ne kadar profesyonelce onarılmış olsa da, kural olarak onarılmış değerinin, aynı nitelikte hasarsız bir aracın değerinden düşük olacağını, zararı tazminle yükümlü olan davalı şirketin, tazmin borcunu doğuran eylemin meydana gelmesinden önceki durumu iadeye mecbur olduğunu, bu ilkenin zarar ister haksız eylemden doğsun ister sözleşmeye aykırı hareketten meydana gelsin aynen uygulanması gerektiğini, araçta meydana gelen hasar sebebiyle, müvekkiline ait araçtaki değer kaybının bilirkişi raporuyla da belirleneceği üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taraflarına net olarak hesaplanmamakla birlikte 1.000,00-TL tutarında olduğunu, bu zarardan davalı sigorta şirketin, kusurlu aracın Trafik Sigortacısı olduğunu ve 3. kişilere verilen zararı teminat altına aldığın, bu sebeple davalı Trafik Sigortacısı da Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları Karayolları Trafik Kanunu (88vd) değer kaybı zararından müteselsil olarak sorumlu olduğunu, araçta değer kaybı oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise miktarının ne kadar olduğunun mahkemenizce seçilecek uzman bilirkişi yardımı ile hesaplanabileceğini, İş bu nedenlerle müvekkiline ait araçta meydana gelen hasara binaen ikame araç bedeli ve değer kaybı masraflarının tahsili amaçlı huzurdaki davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu belirterek; açıklanan nedenler ve yargılama safhasında belirlenecek durumlar karşısında fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla; davalarının kabulüne, müvekkiline ait araçta meydana gelen değer kaybının karşılığı olan 1.000,00-TL'nin ( fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla) kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte taraflarına ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete gönderilen dava dilekçesi ekinde zarara ilişkin hiçbir bilgi ve belgenin yer almadığını, bu nedenle dava konusunu, talebi, delilleri görüp değerlendirmeden davaya yanıt verebilmelerinin mümkün olamayacağını, öncelikle bu hususların saptanabilmesi, davanın esasına ve usule ilişkin itirazlarını sunulabilmeleri için dava dilekçesi ve tüm delillerin taraflarına ibrazı gerektiğini, Davacı taraf dava dilekçesi ile birlikte delil ve belgelerini göndermemiş olması nedeniyle H.M.K. 121 md. gereğince delillerin müvekkili şirkete tebliği gerektiğinden esasa ilişkin diğer cevap ve delil sunma haklarını saklı tuttuklarını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkili şirket ancak ve ancak teminat limiti miktarı kadar sorumlu olabileceğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğundan kazanın oluşumunda kusur oranlarının tespiti gerektiğini, kesinlikle davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte; dava konusu kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsü tek başına kusurlu olmadığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesindeki teminat limiti ile birlikte sigortalının kusur oranıyla sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olacağından ve taraflar arasındaki asıl ihtilaf kusur durumuna ilişkin olduğundan öncelikle kusur tespiti için dosyanın adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesine sevki ile tarafların kusur durumuna ilişkin rapor alınmasını talep ettiklerini, davacı tarafından müvekkili şirkete yapılan başvuru üzerine davacıya hasar bedeli olarak 45.000,00 TL. ödediğini, yapılan bu ödemeler bağımsız ve tarafsız eksper tarafından düzenlenen rapor çerçevesinde yapılmış olup, yapılan ödeme sebebi ile davacının talebinin haksız olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı miktarının bilirkişi incelemesi ile tespiti gerektiğini, müvekkili şirketin dava açılmasına sebebiyet vermediği gibi temerrüdü de söz konusu olmadığını, bu nedenle faiz taleplerinin haksız olduğundan reddinin gerektiğini belirterek; öncelikle dava şartları yerine getirilmediğinden davanın usulden reddine eğer buna rağmen yargılamaya devam edilecekse haksız davanın esastan reddine, yargılamaya devam edilecekse bilirkişi raporuna itirazlarının kabulü ile yeni bir bilirkişiden rapor alınmasına, yargılama harç ve giderleri ile ücreti-i vekaletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davalı sigorta şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi düzenlenen aracın sürücüsünün kusuruna dayalı meydana gelen çift taraflı trafik kazası nedeniyle davacının aracında meydana gelen hasara bağlı oluştuğu ileri sürülen değer kaybı istemine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinde, .....plaka sayılı aracın davaya konu kazanın meydana geldiği tarihi de kapsar şekilde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı, poliçede araç başına maddi tazminat limitinin 120.000,00 TL olarak belirtildiği, dosya içeresinde yer alan araç sürücüleri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağına göre .....tarihinde davaya konu kazanın meydana geldiği, davalı sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine değer kaybına ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığı, dava açılmadan önce arabuculuk sürecinin görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davaya konu kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanan aracın sürücüsünün kusurunun bulunup bulunmadığı, davaya konu kaza nedeniyle davacının aracında hasar oluşup oluşmadığı, oluştuğunun kabulü halinde davacının aracında değer kaybı meydana gelip gelmediği, davalı tarafından yapılmış ödemenin yeterli olup olmadığı, bakiye tazminat miktarının olup olmadığı ile faiz türü ve başlangıcı etrafında toplandığı anlaşıldı. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur."; 85/1 maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” düzenlemelerine yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler gereğince davalı sigorta şirketi, düzenlenen sigorta poliçesi ile sigortalı aracın sürücüsünün kusuru nedeniyle meydana gelen trafik kazalarında üçüncü kişilere verilen zararı, zararın türüne göre poliçede belirtilen teminat üst limiti ile üstlenmiştir. Kusur yönünden mahkememizce aldırılan ATK raporunda özetle; " mevcut verilere göre; .....araç sürücüsü .....sevk ve idaresindeki otomobil ile üç şeritli bölünmüş yolun orta şeridini takiben seyrederek geldiği olay mahallinde, solundan akan trafiği yeterince kontrol etmeden hatalı biçimde kontrolsüz şekilde orta şeritten sol şeride doğru manevra yaptığı esnada aracının sol arka kısımları ile, sol şeritte seyretmekte olan sürücü idaresindeki aracının sağ ön kısımları ile çarpışması ile meydana gelen olayın oluşumunda asli kusurlu olduğunu, sürücü .....sevk ve idaresindeki otomobil ile bölünmüş yolda sol şeridi takiben seyrederek geldiği olay mahallinde, ön ilerisinde seyreden ve kontrolsüzce orta şeritten sola doğru manevra yapan sürücü idaresindeki araç ile çarpışması sonucu meydana gelen olayda kusursuz olduğunu, sonuç olarak yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; .....plakalı araç sürücüsü .....% 100 ( Yüzde Yüz ) oranında kusurlu olduğu, sürücü .....kusurunun bulunmadığı" mütalaa edilmiştir. İlgili kusur dağılımının dosya kapsamı ile uyumlu olduğu kanaatine varılarak hükme esas alınmıştır. Trafik kazası neticesinde oluşan değer kaybı "gerçek zarar" olduğundan, zarar TBK hükümlerince ve Yargıtay tarafından belirlenen ilkeler çerçevesinde belirlenmelidir. Anayasa Mahkemesi’nin .....tarihli ve ....E., .....K. sayılı Kararı ile, 2918 Sayılı Yasanın 90. Maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin ve ikinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması, Anayasa Mahkemesi kararlarının, devam eden uyuşmazlıklar açısından uygulanacak olması karşısında, hesaplamanın ZMMS Genel Şartları ekindeki hesaplama yöntemine göre yapılamayacağından, bu nedenle öncelikle değer azalması veya değer kaybının belirlenmesinde dikkate alınması gereken ölçütler her olayın somut özelliğine göre değişebilecek ise de aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı, aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği (orijinal olup olmadığı) hususları değer kaybında göz önüne alınmalı, aracın hasarsız hali ile onarıldıktan sonraki değer arasındaki fark bilirkişi tarafından değerlendirilerek, değer kaybı olup olmadığı belirlenmelidir. Anılan ilkeler doğrultusunda makine mühendisi tarafından hazırlanan raporda; "davaya konu .....tarihli kaza sonrası davacıya ait araçta hasar tespitine ilişkin düzenlenen eksper raporunda, hasar onarımına ilişkin yapılan tespitlerin davaya konu kaza ile uyumlu olduğu, davaya konu .....tarihli kaza nedeniyle, davacının .....plakalı aracında oluşan hasara bağlı olarak araçta değer kaybının meydana geleceği, araçta meydana gelen değer kaybı bedelinin olay (kaza) tarihi itibariyle 100.000,00 TL olduğu" mütalaa edilmiştir. Her ne kadar değer kaybı bedeline yönelik itirazları mevcut ise de anılan raporun içtihatlara ve mevzuata uygun dosya kapsamıyla uyumlu olduğu kabul edilerek tarafların itirazlarının reddine karar verilmiş ve ilgili tespit hükme esas alınmıştır. Davacı vekili tarafından talep artırım dilekçesini sunulduğu ve 100.000,00 TL değer kaybı tazminatının talep edildiği, davalı vekilinin poliçe limitinin 120.000,00 TL olduğu ve ilgili kaza nedeniyle 45.000,00 TL hasar ödemesinin yapıldığı, buna ilişkin dekontu sunulduğu anlaşılmakla sigorta şirketinin bakiye poliçe sorumluluğunun 75.000,00 TL olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamının değerlendirilmesinde; Davalı sigorta şirketi, sigortalısının kusuru oranında tazminatla yükümlü olup, tespit edilen değer kaybının tamamının ödenmesinden sorumludur ancak yapılan hasar ödemesi sonrasında bakiye poliçe limitinin 75.000,00 TL olması nedeniyle sigorta şirketinin değer kaybı olarak bu bedeli ödemekle sorumlu olduğu değerlendirilmiş ve talep artırım dilekçesi dikkate alınarak 75.000,00 TL değer kaybı tazminatının davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacıya verilmesine ve kabul edilen alacağa davalı sigorta şirketine başvuruyu takip eden 8. iş günü sonundan itibaren sigortalı aracın hususi araç olması nedeniyle yasal faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, A)75.000,00 TL değer kaybı tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.123,25‬ TL peşin harçtan, başlangıçta yatırılan 269,85 TL harç ve sonradan yatırılan 2.000,00 TL ıslah harcın mahsubu ile bakiye 2.853,4‬0 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 269,85 TL başvuru harcı ile peşin harç olarak yatırılan 269,85 TL ve sonradan yatırılan 2.000,000 TL ıslah harcı olmak üzere toplamda 2.539,7‬0 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından 283,25 TL tebligat ve posta gideri ile 3.375,00 TL ATK ücreti ve 2.200,00 TL bilirkişi ücreti olarak sarf edilen toplamda 5.858,25 TL yargılama giderinin, kabul red oranı dikkate alınarak, 4.393,68 TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 25.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin, kabul ve red oranı dikkate alınarak, 2.340‬,00 TL'lik kısmının davalıdan tahsili hazineye irad kaydına, bakiye kalan 780‬,00 ‬TL'lik kısmın ise davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 8-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair davalı vekilinin yüzüne karşı davacı vekilinin yokluğunda verilen karara karşı, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip Hakim

Atıf: Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1183, K. 2025/493, T. 25.04.2025, www.arakarar.com/karar/diyarbakir-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-1183-e-2025-493-k-49d2a472c93b