İlk Derece Mahkemesi · Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1467 E. 2024/1255 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1467
- Karar No
- 2024/1255
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVA : İstirdat (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) DAVA TARİHİ : 09/12/2024 KARAR TARİHİ : 11/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ... tarih ve ... E., sayılı dava dosyası ile, ... Bankası ...Şubesinin muhattabı olduğu, keşidecisi ... olan, keşide tarihi ...,... keşide yeri .., ... ve ... seri numaralı, ... ve ... TL bedelli toplam ... TL bedelli çeklerin iptali için dava açtığını, davalı yan ilgili mahkemeye ... tarihinde sunduğu müdahale dilekçesi ile çek hamili olduğunu beyan ettiğini, Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi de İstirdat Davası açmamız için tarafımıza 1 haftalık süre vermiş ve bu karar tarafımıza ... tarihinde e-tebligat olarak tebliğ edildiğini, müvekkilinin ve davalı yan birbirlerini tanımadıkları gibi herhangi bir ticari faaliyet de gelişmediğini, müvekkili ...'dan fatura almadığı gibi kendisi de ilgili çeki ciro etmediğini, zira müvekkilinin ilgili çeki borcuna mukabil verseydi ilgili çeki ciro edeceğini, bu hususta ... ve ...'un ticari defterinin bilirkişi marifetiyle incelenmesini, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ve istirdadını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. GEREKÇE; Dava, İstirdat davasıdır. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi; “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanunî hüküm bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddî hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır (Kendigelen, Abuzer: Çek Hukuku, İstanbul 2019, s. 237-238). İstirdat davası olarak nitelenen bu dava, özü itibariyle menkullerin iadesini sağlamak için açılan menkul davası niteliğindedir. Medenî hukukta bu dava gasp, çalınma veya zayi hâllerinde sadece kötü niyetli değil, iyi niyetli hamile karşı da açılmakta ise de, kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama getirilmiş ve aynî haklardaki genel prensipten ayrılmak suretiyle, söz konusu davanın yalnızca kötü niyetli veya senedi iktisabında ağır kusuru bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir. Bu tür davalarda, davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir (Öztan, Fırat: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2000, s. 294). Bu kapsamda yukarıda anılan kanunî düzenleme, emre yazılı çeklerle ilgili olarak, hâmile yazılı senetlere ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 990. maddesine paralel bir koruma sağlamakta olup bahse konu maddeye göre, “Zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz.” Ancak hâmilin çeki kötü niyetle iktisap ettiği veya iktisabında ağır kusuru bulunduğu takdirde iade davası açılabilecektir. 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Ticarî davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren TTK m. 5/A(1) hükmü 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir. 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile değişik 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünün son hâli "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olup, eldeki davanın ... tarihinde açılmış olması nedeniyle olayda uygulanması gereken hüküm budur. Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan değerlendirmede; 7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünde yapılan değişiklik ile uygulamada ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi amacıyla maddeye açıklık getirildiği, davanın 6102 sayılı TTK m. 792 hükmü uyarınca çek istirdadı talebine ilişkin olduğu ve 6102 sayılı TTK m. 4(1)-a kapsamında mutlak ticarî dava olduğu ve konusunun da bir miktar para olduğu, kanunda istisna belirtilmeden istirdat davalarının dava şartı arabuluculuk kapsamında kabul edildiği, bir miktar paranın tahsilini amaçlayan istirdat davaları gibi, somut olayda parasal değeri olan bir şeyin aynen iadesi talebini içeren istirdat davalarının da 01/09/2023 tarihinden itibaren dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında olduğu, dava konusu çekin de üzerinde yazılı meblağ kadar parasal değer içerdiği ve çek istirdadı davasının aynı zamanda konusunun bir miktar para olduğu anlaşıldığından, eldeki davanın dava şartı arabuluculuk kapsamında olduğu anlaşılmaktadır (Aynı yönde karar için bakınız: Diyarbakır BAM 6. HD'nin 18/01/2024 tarih ve 2024/113 E., 2024/298 K. sayılı kararı). 7155 Sayılı Kanunun 20.maddesi ile getirilen değişiklik ile 6325 Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A.maddesi uyarınca davacı tarafça zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmadığının anlaşıldığı, yukarıda açıklandığı üzere davacının, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, arabuluculuk yoluna başvurulduğuna dair bir ibarenin dava dilekçesinde yer almadığı, bu durumda davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği, buradaki dava şartı arabuluculuk sürecinin, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde, gider avansı yatırılmasında veya gerekli hallerde teminat gösterilmesinde olduğu gibi tamamlanabilen bir dava şartı eksikliği olarak düzenlenmediği, bir başka ifadeyle, dava şartı noksanlığının giderilmesi ve arabulucuya başvurulması için mahkemece davacıya süre verilmeyeceği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın USULDEN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça ödenen harçların ve yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Talep halinde artan avansın iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. Katip Hakim