İlk Derece Mahkemesi · Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi

Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/736 E. 2024/202 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/736
Karar No
2024/202
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/07/2023 KARAR TARİHİ : 05/03/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında .....sayı numaralı .....yürürlük tarihli Bakım ve Onarım Tahakkuk ve Müşteri Hizmetleri İşi ile ilgili sözleşme imzalandığını, müvekkili ile davalı arasında imzalanan sözleşme konusu iş müvekkili şirket tarafından yerine getirildiğini, müvekkili şirket almış olduğu .....sayı numaralı .....yürürlük tarihli ihale işini bitirmesine rağmen davalı tarafça müvekkilinin alacakları tam olarak ödenmediğini, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla .....sayı numaralı .....yürürlük tarihli Bakım ve Onarım Tahakkuk ve Müşteri Hizmetleri İşi ile ilgili bakiye alacak yönünden .....TL 'nin ( Fazlaya İlişkin Haklarımız Saklı Kalmak Kaydıyla ) işin teslim tarihi itibariyle işlenecek yasal faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mevcut sözleşme iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğnu, bu sözleşme kapsamında davacı firma ücret talep hakkı edinebilmek için öncelikle; aylara bölünmüş olan dönemler içerisinde hizmet sağlamış olmalıdır. İkame edilen davaya konu olan "bakiye alacağı", davacı firmanın ancak kendisinden beklenen edimi gerçekleştirdikten sonra hak edebileceği bir alaca oldluğunu, mevcut dosyada bulunan ödemeler, sözleşme tarihi itibariyle davacı tarafın sunmuş olduğu hizmetin başlangıç tarihi göz önünde bulundurularak ve verilen hizmetler karşılığında müvekkili OSB'nin yaptığı ödemelerin incelenmesi durumunda görülecektir ki; müvekkil şirket hizmet aldığı her ayın ödemesini gerçekleştirdiğini, davacı tarafın hangi ayın ödemesinin eksik olduğunu dahi dava dilekçesinde belirtmemiş olması da ikame edilen davada, davacı tarafın; haksız, hukuksuz, mesnetsiz hareket ettiğinin göstergesi olduğunu, her ne kadar davacı tarafça ikame edilen davada müvekkili firmanın ödeme yapmadığı/ eksik ödeme yaptığı belirtilmişse de davacı tarafından ortaya atılan bu iddialar ispata muhtaç olduğunu, keza sözleşme süreci ve yapılan ödemeler incelendiğinde davacı şirketin mükerrer fatura kesmiş olduğu ve kesilen bu faturanın müvekkili şirket tarafından sehven ödenmiş olduğu görüleceğini bu hususta haklarını saklı tuttuklarını belirterek haksız şekilde ikame edilen davanın reddine karar verilmesini, talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, hizmet sözleşmesine dayalı alacak davasıdır. Taraflar arasında hizmet sözleşmesi imzalandığı konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, söz konusu sözleşme sebebiyle davacının edimini tam ve eksiksiz yerine getirip getirmediği, getirmiş ise sözleşme kapsamında eksik alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarının tespiti ile tahsili buradan varılacak sonuca göre de faiz başlangıç noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce .....T. Celsede ön inceleme duruşması yapılmış, mahkememizce kurulan ara karar gereğince dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, .....tarihinde raporun tanzim edildiği anlaşılmıştır. Mahkemizin ön inceleme duruşmasında her ne kadar dava şartlarının mevcut olduğuna yer verilmiş ise de güncel içtihatlar doğrultusunda .....tarihli celsede bu husus yeniden ele alınmıştır. Göreve dair kurallar kamu düzenine ilişkin olup 6100 HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir; m. 114(1)-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki nitelemenin yapılması ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmelidir. 6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir: (i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır. (ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. (iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez. Dava konusu uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticarî davalardan değildir. Dolayısıyla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticarî dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin de tacir ve dava konusunun tarafların ticarî işletmeleriyle ilgili olması gerekir. Davacı tarafın 6102 sayılı TTK m. 124(1) hükmü uyarınca tüzel kişi tacir olduğu ve uyuşmazlığın davacının ticarî işletmesi ile ilgili olduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Ne var ki, Yargıtay .....Hukuk Dairesinin .....tarih ve .....E., .....K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararında "OSB'lerin tacir olmadığına, taraf olduğu davalarda diğer taraf tacir olsun ya da olmasın, uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı hâllerde yargılamanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiğine" karar vermiştir. Bu nedenlerle, davalı Diyarbakır OSB Başkanlığı tacir sıfatını haiz olmadığından, eldeki dava nispî ticarî dava niteliğinde değildir. 6100 sayılı HMK m. 2(1) hükmüne göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu nedenle hukuki uyuşmazlıklarda asliye mahkemelerinin görevi asıldır. Dolayısı ile de mahkememizce görevli Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı vermek gerekmiştir(Benzer nitelikte karar için bakınız: Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi .....ilamı). HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklanacağı üzere; 1-Mahkememizin görevsizliği nedeni ile HMK'nın 114. ve 115. mad. gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden REDDİNE, 2-Tarafların görevsizlik kararının kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli DİYARBAKIR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-Yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece nazara alınmasına, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karara karşı , 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip Hakim

Atıf: Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/736, K. 2024/202, T. 05.03.2024, www.arakarar.com/karar/diyarbakir-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-736-e-2024-202-k-d20ff396b55d