Diğer ·
2025/447 E. 2025/447 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/447
- Karar No
- 2025/447
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/447 Esas - 2026/357
T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/447 KARAR NO : 2026/357
DAVA : Marka ... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 06/10/2025 KARAR TARİHİ : 09/09/2026 Yazıldığı Tarih : 25/09/2026
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacı tarafından “...” ibareli markanın 09 ve 35. sınıflarda tescili amacıyla yapılan ve ... başvuru numarasını taşıyan marka başvurusunun davalı ... tarafından 6769 s. SMK'nın m. 5/1(b) ve (c) hükümleri gerekçe gösterilerek reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira dava konusu ibarenin ilgili tüketici kesimi nezdinde doğrudan ve açık biçimde cins, çeşit, vasıf, kalite veya özellik bildiren bir ifade olmadığını, yalnızca çağrışım yapan ibarelerin tanımlayıcı kabul edilemeyeceğini, “...” ibaresinin bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğini, markayı oluşturan unsurların parçalanarak ayrı ayrı incelenmesinin markaların bütünselliği ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, birden fazla unsurdan oluşan markalarda her bir unsur tek başına ayırt edici olmasa dahi bütünsel algı itibariyle markanın ayırt edici nitelik kazanabileceğini, bu hususun Yargıtay kararları ile ....'nın “...” kararında da açıkça kabul edildiğini, marka başvurusunun tescili talep edilen 09 ve 35. sınıflardaki mal ve hizmetler bakımından doğrudan tanımlayıcı nitelikte olmadığını, “...” ibaresinin tüketici nezdinde yalnızca promosyon veya kampanya bildirimi olarak değil marka algısı yaratacak şekilde değerlendirileceğini, Yargıtay'ın “...”, “...”, “...” ve “...” kararlarında da doğrudan tanımlayıcı olmayan ibarelerin tesciline engel bulunmadığının kabul edildiğini, ayrıca ... sicilinde “...” ve benzeri “... + ...” formatında çok sayıda markanın 09 ve 35. sınıflar dahil olmak üzere çeşitli sınıflarda tescilli olduğunu, yine “şaşırtan” ibaresini içeren markaların da aynı sınıflarda tescil edildiğini, bu nedenle somut marka başvurusunun reddinin Kurumun önceki uygulamalarıyla çeliştiğini, davacının Türkiye'de modern perakende sektörünün öncü ve tanınmış şirketlerinden biri olduğunu, uzun yıllardır yoğun reklam, tanıtım ve marka yatırımları yaptığını, ülke genelinde binlerce mağazası bulunduğunu, “...” markasının ... sayı ile tanınmış marka olarak sicilde korunduğunu, davacının yarattığı yeni konsept ve kampanya ibarelerinin tüketici nezdinde doğrudan davacı ile ilişkilendirildiğini, bu nedenle dava konusu ibarenin de kaynak gösterme ve ayırt etme fonksiyonunu yerine getirdiğini, sonuç olarak dava konusu markanın SMK m. 5/1(b) ve (c) kapsamında reddinin yerinde olmadığını ileri sürerek, ... ...'nın 07.08.2025 tarihli ve ... sayılı kararının iptaline ve ... sayılı marka başvurusunun tescili talep edilen tüm sınıflar bakımından tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı firmanın ... başvuru sayılı markası hakkında SMK 5/1-b-c madde ve bendlerine göre ayırt edici olmadığı, tanımlayıcı olduğu yönünde davacı itirazının reddi konusunda verilen ...'nın .... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 08.08.2026 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 06.10.2026 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "...Yapılan incelemede, başvurunun standart karakterlerle "..." şeklinde yazan, slogan niteliğinde bir ibareden oluştuğu tespit edilmiştir. Sloganlar, bir işletmenin mal/hizmetlerini diğer işletmelerinkilerden ayırt edebilmesi kaydıyla marka olarak tescil edilebilir nitelikte olmakla birlikte sloganlar doğası gereği bir reklam, tanıtım ve promosyon aracı olarak sıklıkla kullanıldığından, incelemede, sloganın tescili talep olunan mal ve hizmetler ve ilgili tüketici kesiminin algısı açısından ayırt edici niteliğe sahip olup olmadığı hususunun öncelikli olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Marka algısı yaratmayacak şekilde basit ve sıradan, ortalama tüketici tarafından mal veya hizmetleri işaret etmenin ya da onların asli özelliklerini belirtmenin normal bir yolu olarak algılanacak, doğrudan doğruya sıradan bir reklam, promosyon, vb. ifadeler şeklinde algılanacak sloganların ayırt edici nitelikte olmadığı kabul edilmektedir. Benzer şekilde, iş yaşamında, özellikle tanıtım, reklam, pazarlama faaliyetlerinde yaygın olarak kullanımı bulunan, müşteri ilişkilerine yönelik yaygın sloganlar, toplumsal /çevreci/politik bir mesaj biçiminde algılanan veya değer belirten sloganların ayırt ediciliği bulunmadığı kabul edilmektedir. Bu çerçevede başvuruya konu "..." ibaresinin ilgili tüketiciler tarafından, redde konu mal ve hizmetler açısından belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağı, bu itibarla, başvurunun bir bütün olarak, markanın asli işlevi olan, belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceği ve malların vasfını / karakteristik özelliğini belirtiyor olması nedeniyle "Sınıf: 35 Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler. ticari ve reklam amaclı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri." bakımından ayrıca tanımlayıcı nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır. Son olarak, Kurum kendisine yapılan başvuruyu, marka örneği kapsamında ve tescili talep edilen mallar/hizmetler kapsamında değerlendirmekle mükellef olduğundan farklı marka örneklerini haiz markalar hakkında verilen kararlar işbu başvuru için emsal teşkil eder nitelikte bulunmamıştır. Yukarıda sayılan nedenlerle işbu itirazın reddine karar verilmiştir.” şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük tarihli) 4. Maddesinde "Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla, kişi adları dahil, sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların biçimi veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her türlü işaretten oluşabilir", 5/1-b maddesinde " Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler", 5/1-c maddesinde " Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler ", marka olarak tesçil edilemez"hükmü yer almaktadır. SMK 5/1-b yönünden ; Markanın en önemli fonksiyonu markanın ayırt edici bir işaret olmasıdır. Marka, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini başka bir teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yaradığından, bir işaretin marka olma kabiliyetini haiz olması, o işaretin ayırt edicilik fonksiyonuna sahip olmasına bağlıdır. Bir işaretin bu fonksiyona sahip olup olmadığının tespiti önce soyut olarak yapılmalıdır. Yani marka olma niteliğine bakılmalıdır. Bir işaretin soyut ayırt edicilik niteliğinin varlığı tespit edildikten sonra, o işaretin marka olabilmesi açısından, ayrıca sicilde gösterilebilir olması ve üzerinde kullanılacak mal veya hizmetler açısından somut ayırt edicilik özelliğini haiz olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, işareti gören ortalama tüketici kitlesinin, tescil kapsamındaki mallar veya hizmetler yönünden bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin mal ve hizmetlerini tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mal ve hizmetlerinden ayırt edildiğini algılaması zorunluluğu bulunmaktadır. SMK 5/1-c yönünden ; Marka başvurusundaki ibare ortalama tüketici nezdinde yukarıda belirtilen "Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten "tanımlayıcı, vasıf bildirici özellikleri varsa marka olarak tesçili mümkün bulunmamakta ve mutlak red engeline takılmaktadır. Marka hakkı münhasır olarak sahibine tekel / inhisari hak bahşettiğinden tanımlayıcı bir işaret bir kişiye verilirse ticari rekabet sağlanamaz. Buna göre, bir malın ya da hizmetin cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak gibi özelliklerine (iyi / güzel / süper / büyük / vb.) atıf yapan tanımlayıcı işaretlerin marka olarak tescil edilebilmesi mümkün değildir. Marka başvurusundaki ibare içerdiği emtia sınıfındakilerden ne kadar uzak ise tanımlayıcı, vasıf bildirici halinden de uzaklaşmış sayılır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı başvuru Markası Redde Mesnet Madde ... SMK 5/1-b-c
10.06.2026 tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle: " A.DAVACININ .... BAŞVURU SAYILI MARKASININ REDDEDİLDİĞİ EMTİALAR BAKIMINDAN MARKASAL HÜVİYETTE AYIRT EDİCİLİĞİNİN BULUNUP BULUNMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME: Dava konusu edilen ... işareti, renk ve şekil unsurlarından yoksun bir ... markasıdır; işarette, düz yazım karakterindeki siyah renkli kalın ve büyük harflerle, aynı satır üzerinde aynı puntolarla ayrı yazılmış olan ve her birinin yerleşik anlamı olan üç kelimeden oluşmuş, bütünleşik haliyle de bir anlam ifade eden bir ... öbeği tek unsur olarak kullanılmıştır. Bu ... öbeğinin, bahsi geçen yazım özellikleri ve anlamı itibariyle bir bütün olarak algılandığı değerlendirilmektedir ve Türkçe bilen/bu tamlamayı okuyan herkesin/tüm potansiyel alıcıların zihninde oluşan ilk algı; “Kasım ayında şaşırtıcı derecede indirim yapıldığı” şeklindedir. Diğer bir ifadeyle; bu markada geçen ... öbeğinin ne anlama geldiğinin ilk bakışta kavranması ve tüketicide/alıcıda doğrudan bir algı uyandırması, bu algının da “Kasım ayında, satışa sunulan ürün/hizmetlerde şaşırtacak derecede yüksek/yaygın indirimler yapıldığı/yapılacağı” ile ilgili olması ihtimali yüksektir. Herkes tarafından bu şekilde algılanan ve ticari faaliyetleri kapsamında satış yapan her aktör tarafından yaygın olarak kullanılabilecek olan bir ... öbeğinin, başkaca unsurlardan yoksun bir biçimde, bir markanın esas/tek unsuru olarak kullanılarak, belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanması ve o ticari kaynağın mal ve hizmetlerini diğer ticari kaynakların hizmetlerinden ayırması mümkün olmadığından, ... işaretinin, kavramsal açıdan, tescil kapsamına alınmak istenilen ve satışa konu olabilecek bütün mal ve hizmetler yönünden “marka olabilme kabiliyeti”ne sahip soyut ve somut ayırt edici niteliği haiz bir ibare olmadığı, bundan ziyade, ancak ve sadece, “Kasım ayında şaşırtıcı derecede indirim yapıldığını ifade eden bir pazarlama sloganı” olduğu değerlendirilmektedir. Sonuç olarak; dava konusu edilen markanın reddedildiği emtiaların herhangi birinden fonksiyonel ve kavramsal açılardan bağımsız olmaması, bu mal/hizmetlerin temel bir özelliğini doğrudan çağrıştırması, bu mal/hizmetlerin temel bir özelliği -Kasım ayında yapılan indirimler- ile ilişkili bir ... öbeğini/sıfat tamlamasını esas/tek unsur olarak ihtiva etmesi, bu mal ve hizmetleri, aynı mal ve/veya hizmetleri piyasaya arz eden diğer ticari kaynakların/aktörlerin mal ve/veya hizmetlerinden ayıramaması, ancak ve sadece “Kasım ayında şaşırtıcı derecede indirim yapıldığını ifade eden bir pazarlama sloganı” olması nedenleriyle, markanın reddedildiği bütün emtialar açısından marka olarak somut ve soyut ayırt edici niteliğe sahip olmadığı kanaatine varılmıştır. B. DAVACININ .... BAŞVURU SAYILI MARKASININ KISMEN REDDEDİLDİĞİ EMTİALAR AÇISINDAN TANIMLAYICI/TASVİRİ NİTELİKTE OLUP OLMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME: Bu durumda; dava konusu “... ” işaretinin, huzurda dava konusu edilen, reddedildiği emtialar açısından tanımlayıcı özelliği bulunup bulunmadığı irdelenmelidir. Keza, Raporumuzun bir üst bölümünde de ayrıntılı olarak değinildiği üzere; dava konusu edilen ... işaretinde bir bütün olarak esas unsur olarak kullanılmış olan “...” ... tamlaması, tüketicilerinin zihninde, ilave bir çaba olmaksızın doğrudan “Kasım ayında, satışa sunulan ürün/hizmetlerde şaşırtacak derecede yüksek/yaygın indirimler yapıldığı/yapılacağı” anlamını çağrıştırmaktadır. Diğer bir ifadeyle; bu markada geçen sözcüklerin ne anlama geldiğinin ilk bakışta kavranması ve tüketicide doğrudan bir algı uyandırması, bu algının da “Kasım ayında yapılan yüksek/yaygın indirimler” ile ilgili olması ihtimali yüksektir. Bu anlama gelen bir ... öbeğinin/pazarlama sloganının, bilhassa pazarlama ve reklamcılık ile doğrudan ilintili hizmetler yönünden markasal hüviyette kullanılması halinde bu hizmetlere muhatap olan alıcıların zihninde doğrudan teşekkül eden bu yerleşik algı nedeniyle, markanın kapsamına alınmak istenilen bu hizmetlerin vasfını doğrudan tanımlayıcı olacağı değerlendirilmiştir. Herkes tarafından bu şekilde algılanan, yaygın olarak kullanılan ve tanımlayıcı olan böyle bir ... öbeğinin, bilhassa pazarlama ve reklamcılık ile ilintili hizmetlerde, bir markanın esas/tek unsuru olarak kullanılarak, tek bir firma adına marka olarak himaye görmesi, yani kullanım hususunda bir firmaya tekel hakkı verilmesi, koruma altına alınması istenilen, bu hizmetlerin ilişkili özelliği de gözetildiğinde, kavramsal olarak hizmetlerin karakteristik bir özelliğini doğrudan çağrıştırdığı, yani bu hizmetlerin konusunun “Kasım ayında, satışa sunulan ürün/hizmetlerde şaşırtacak derecede yüksek/yaygın indirimler yapılması” ile ilintili olduğunu, yani hizmetlerin bir vasfını tanımladığı gerçeği gözetildiğinde, mümkün görülmemektedir. Halbuki;... markası, esas/tek unsuru itibariyle, doğrudan, zihni bir çabaya gerek olmaksızın, herkes tarafından bilinen ve ticaret alanında herkes tarafından kullanılabilecek olan bir anlamı zihinde uyandırmakta, böylelikle söz konusu işaret, kısmen reddedildiği pazarlama/ reklamcılık ile ilintili hizmetler yönünden vasıf belirtmektedir. Sonuç olarak; dava konusu edilen ... işaretinin, kısmen reddedildiği hizmetlerin tamamı yönünden tanımlayıcı/tasviri olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. "şeklinde ifade edilmiştir.
Bilirkişi heyet raporu her iki tarafın iddia ve savunmasına, taraf delillerine, marka kapsamına , ... kararına , mal/hizmet tablosu göstererek denetlenebilir, içeriği olumlu veya olumsuz mahkemece değerlendirilebilir nitelikte kabul edilerek yeni heyetten rapor veya ek rapor alınması yönündeki davacı vekilinin istemi HMK 30. Maddesindeki usul ekonomisi ilkesi gözetilerek yargılamanın gereksiz uzayacağına kanaat geldiğinden bu istem reddedilmiştir. GEREKÇE: Tarafların iddia ve savunması, marka başvuru kapsamı ve görseli, bilirkişi heyet raporu, ... kararı ve dosyanın bütünü birlikte ele alındığında; 6769 sayılı SMK 5/1-b maddesi yönünden değerlendirme; "... " ibareli başvuru markasının kapsamında olup da reddedilen Mallar/hizmetler açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin malını tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mallardan/hizmetlerden ayırt edildiğini algılamasına yol açan şekilde soyut ve somut ayırt ediciliği bulunmadığından ... ... 'nın davaya konu marka başvurusunun SMK 5/1-b kapsamında ayırt edicilik niteliği taşımadığı tespitinin yerinde ve doğru olduğu sonucuna varıldığı; 6769 sayılı SMK 5/1-c maddesi yönünden değerlendirme: "... " ibareli başvuru markasının kapsamında olup da reddedilen Mallar/hizmetler açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında cins, vasıf bildiren, tanımlayıcı bir durum olarak algılanabileceği, bu mallar/hizmetler açısından herkesin kullanabileceği ibare olduğundan bir kişinin tekeline bırakılmasının mümkün olmadığı kanaatiyle ... ... 'nın davaya konu marka başvurusunun SMK 5/1-c kapsamında mutlak red engeli oluşturduğu tespitinin yerinde ve doğru olduğu sonucuna varıldığı; Neticeden bilirkişi heyet raporu bütün yönleriyle benimsenerek davanın reddi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.09/09/2026
Katip .... E İMZA
Hakim .... E İMZA