Diğer ·
2025/313 E. 2025/313 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/313
- Karar No
- 2025/313
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/313 Esas - 2026/352
T.C. TÜRK MİLLETİ ADINA ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/313 KARAR NO : 2026/352
DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 21/07/2025 KARAR TARİHİ : 09/09/2026 Yazım Tarihi: 25/09/2026
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: “Davacının ... sayılı “... ...” markasının, görsel tasarımı ve içerdiği grafik unsurları itibarıyla bir ... markası olduğu; markadaki “...” ibaresinin, markanın asli ve baskın unsuru olduğu; Davacının tanınmış “...” markasının gerçek hak sahibi olduğu, “...” ibareli 36 marka tescilinde bulunduğu ve bu markalarını aktif olarak kullandığı; “... ...” ibareli markanın da, Davacının “... + Tamamlayıcı ibare” serisinin bir devamı olduğu; markaya eklenen “...” ifadesinin markayı farklılaştırdığı; ürünün içeriğine, organik yapısına veya fonksiyonuna gönderme yaptığı, diğer seri markalardaki tamamlayıcı nitelikli kelimeler gibi işlev gördüğü; “...” ve “...” ibarelerinin fonetik ve yapısal olarak farklılık göstediği, taraf markaları arasında görsel, fonetik ve kavramsal düzeyde benzerlik bulunmadığı; Davacı markasının ... ve tasarım öğeleriyle yüksek ayırtediciliğe sahip olduğu; Davalı markasının ticaret unvanı mahiyetinde olup marka algısının zayıf olduğu ve Tüketici nezdinde herhangi bir karıştırılma ihtimali söz konusu olmadığı” ileri sürülerek ...’nca verilen .... sayılı ve 22.05.2025 tarihli Kararın iptaline, ... Numaralı Markanın Tescili İçin Kurum Nezdinde Bültene Çıkarılmasına (Kurum Nezdinde Başvuru Sürecinin Kaldığı Yerden Devamına) karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: “Başvurusu yapılan “... ...” markasında, "..." ibaresinin logoda gözle fark edilemeyecek kadar küçük yer aldığı, Türkiye’nin güneyinde yer alan ve geniş bir coğrafyaya yayılmış olan ... Dağları’na işaret eden, belirli bir bölgeyle doğrudan ilişkilendirilen coğrafi bir ifade olduğundan ayırt edici niteliği son derece zayıft olduğu; markanın en baskın ve vurgulu kısmı “...” kelimesi olduğu; “...” kelimesindeki “...” ibaresinin açıklayıcı bir nitelik taşıdığı için ayırtedici güçten yoksun olduğu ve “...” markasının asli yapısına yönelmiş haksız bir yakınlıkta olduğu; Davalının tescilli markası “... Şirketi” markasındaki “...”, “...” ve “... şirketi” ibareleri tamamen tanımlayıcı ve sektörel nitelikte olduğu, marka işlevi gören unsurun yalnızca “...” ibaresi olduğu; “...” ve “...” markaları arasında yapısal görsel, şekli ve işitsel yönden ciddi düzeyde bir benzerlik olup iltibas tehlikesi yarattığı; markalarının aynı/benzer mal ve hizmetleri de kapsaması ve tarafların birebir aynı sektörde faaliyet göstermesi nedeni ile markalar aynı tüketici grubuna hitap ettiği; Davacının “... ...” ibaresinin seri marka olduğunu ve "..." kelimesinin tanımlayıcı nitelikte bulunduğunu ileri sürdüğü; ancak “...” kelimesinin uydurma, özgün ve anlam olarak tüketiciye doğrudan bir ürün veya hizmet türünü çağrıştırmayan bir ibare olup, açıklayıcı ya da jenerik bir ifade olmadığı; Davalı Kurumun daha önce ... ve ... başvurularını da itiraz üzerine reddettiği; Davacı markasını Davalının başvurusundan önce kullandığının iddia etse de davacı tarafın bu markayı filli, ciddi ve yoğun kullanımının mevcut olmadığı” ileri sürülerek davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı firmanın ... başvuru sayılı markasına yönelik davalı firmanın ... sayılı markası dolayısıyla SMK 6/1 maddesine göre iltibas dayalı itirazın kabulü üzerine davacı itirazının reddi konusunda verilen ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği, dava dilekçesinde belirtilen davacının önceki markalarının başvuru markası açısından müktesep hak oluşturup oluşturmayacağı noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 23/05/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 21/07/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; “... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun ... sayılı "... şirketi" ibareli marka ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuruhakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itirazın incelendiği; "..." ibaresinin esas unsur olarak içeren başvuru ile ret ararına gerekçe olarak gösterilen "..." esas unsurlu markanın görsel ve işitsel yönden bağlantı kurulması ihtimali dahil iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer oldukları görüşüne varıldığı; şöyle ki, markalar "..." ibaresini ortak olarak içermekte olup, ret gerekçesi markanın asli ayırtedici unsurunu teşkil eden bu ibarenin, başvuru konusu markanında baskın/esas unsurunun başlangıç kısmında aynen yer aldığı; her ne kadar başvuru konusu markada bu ibarenin devamında "..." ibaresi de bulunmaktaysa da, "karışım" anlamına gelen ve anlamı itibariyle zayıf nitelikte bir ibare olan "..." ibaresi ile ret gerekçesi markada tali ve genel ibareler olan "... şirketi" ibaresinin varlığının, markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldırmaya yeterli olmadığı; ayrıca, ret kararı kapsamındaki mal/hizmetlerden 1, 31, 35 ve 44. sınıflarda yer alan mal/hizmetlerin, ret gerekçesi ... sayılı markanın kapsamında aynen yer aldığı; 5. sınıfa dahil malların ise ret gerekçesi markanın eşya listesinde 35. sınıfta bu malların perakendeciliğine yönelik hizmetlerle benzer olduğunun tespit edildiği; markaların benzerliği, bu benzerliğin düzeyi ve mal/hizmetlerin aynı/benzer olması birlikte değerlendirildiğinde, markalar arasında SMK'nın 6(1) maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu görüşüne varıldığı, aynı yönde .... verilen kararının isabetli görülerek başvuru sahibi tarafından yapılan itirazın reddi gerektiği” belirtilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.", hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle; Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. Kazanılmış hak kavramı, .... daha önceden tesçilli olan markanın aynısının önceki sahibine bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunarak yeni markayı da alabileceği düşüncesinden ortaya çıkmıştır. Kazanılmış hak açısından ise Yargıtay uygulamalarında KRİTER "1-Kazanılmış hak sağlayan markanın tesçilli olarak uzun süre kullanılması (kullanım ve tesçilin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkması- kabullenilmesi), 2-Sonradan yapılan başvurunun kazanılmış hak sağlayan markanın ASLİ UNSURU muhafaza edilerek , işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması, ( önceki markanın asli unsuru değişmiş ise yeni başvuru kabul edilir), 3- Sonraki başvurunun önceki markanın kapsadığı ve hizmet ile AYNI veya AYNI TÜR mal ve hizmetleri içermesi, ( yani kapsamını genişletmemesi)" şeklinde ifade edilmektedir. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı başvuru Markası Davalı Markası ...+... ... (...) ... Şirketi (...)
10/05/2026 Tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE;" SMK 6/1 kapsamında, ... sayılı başvuru markasının tescili reddedilen 01, 31, 35 ve 44 sınıflara konu mal ve hizmetlerin tamamının, ... Ret Kararına mesnet Davalı Şirketin ... markasının kapsamında olan birebir aynı mal ve hizmet niteliği taşıdığı; “...” esas unsurlu başvuru markasının, ... ret kararına mesnet "...” esas unsurlu markayla, bütünsel genel izlenimde, esas unsur olarak kullanılan kelimelerin tertip tarzı itibarıyla ve görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik taşıdığı ve tescili reddedilen hizmetlerden birebir aynı mal ve hizmet niteliğindeki 01, 31, 35 ve 44. sınıflara konu mal ve hizmetler bakımından ilişkilendirilebileceği ve karıştırılabileceği; SMK 6/1 kapsamında, davaya konu ... Kararıyla başvuru markasının tescili reddedilen 05. sınıf malların ise, ret kararına mesnet markanın kapsamındaki mal ve hizmetler ile farklı mal ve hizmet niteliği taşıdığı ve herhalükarda iltibas için aranan çifte benzerlik koşulunun oluşmadığı; Davacının kazanılmış hak iddiasına mesnet gösterdiği ... ibareli hiçbir markasının herhangi bir mal veya hizmet bakımından “...” esas unsurlu başvuru markası bakımından Yargıtay’ın kazanılmış hak iddiasına ilişkin belirlediği kriterleri karşılamadığı; "şeklinde ifade edilmiştir. Taraf vekillerinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davacının "...+... ..." ibareli marka başvurusu ile davalı firmaya ait " ... Şirketi. " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; Her iki markada asli belirleyici unsurun davacının ...,davalının ise ... olduğundan karşılaştırmada bu unsurlar esas alındığı; Diğer yönden taraf markaları arasında emtia benzerliği de oluştuğu bilirkişi raporu sayfa 4-14 deki tablodan açıkça görüldüğü; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar / hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davacının "...+... ..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalı firmanın " ... Şirketi. " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı , diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalı firmanın " ... Şirketi. " ibareli tescilli markalı mal ve hizmetinden satın almak /yararlanmak isterken davacı firmanın "...+... ... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği, benzerlik nedeniyle ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşabileceği , yani markaları karıştırabileceği , bu açılardan SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; Müktesep hak konusu; Dava dilekçesinde belirtilen ve 5 yılı aşan markalardan sadece ... ve ... sayılı ibareli markaların 01, 05 ve 31. sınıf malları kapsadığı; oysa ki davaya konu 35 ve 44. sınıf hizmetler olduğundan aynı emtialar olmadığı gibi davacının önceki bu markaları ile davaya konu olan marka da belirgin şekilde farklı olduğundan (rapor sayfa 21 de gösterilen ve açıklanan şekilde) kazanılmış hak koşulu oluşmadığı Tüm bu sebeplerle bilirkişi raporu da benimsenerek ... kararı doğru olduğu sonucuna varılarak davanın reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.09/09/2026
Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır