Diğer ·
2025/356 E. 2025/356 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/356
- Karar No
- 2025/356
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/356 Esas - 2026/360 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/356 KARAR NO : 2026/360
DAVA : Marka ... Kararı İptali DAVA TARİHİ : 15/08/2025 KARAR TARİHİ : 14/09/2026 Yazım Tarihi: 28/09/2026
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: “... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusuna karşı yapılan itirazın ....'nun 18.06.2025 tarihli ve ... sayılı kararı ile reddedildiği, söz konusu kararın hukuka ve mevzuata aykırı olduğu, 1996 yılından itibaren kullanılmakta olan ve "..." ortak unsurunu taşıyan seri markalarının (...-..., ...-...., ...-...., ...-...., ...-...., ...-....) ayırt edicilik kazandığı ve ... marka niteliğinde olduğu, dava konusu başvurunun bu seri markalar ile iltibas oluşturacak derecede benzerlik taşıdığı, "..." ibaresinin markalarının esas ve ayırt edici unsuru olduğu, bu hususun önceki mahkeme kararları ve bilirkişi raporlarıyla da kabul edildiği, "..." ibaresinin aynı zamanda ticaret unvanında uzun yıllardır kullanıldığı ve önceye dayalı hak sağladığı, lojistik sektörünün çok sayıda hizmet ve faaliyeti kapsayan bütünleşik bir yapı arz ettiği, taraf markalarının aynı veya ilişkili mal ve hizmetler üzerinde kullanılmasının tüketiciler nezdinde ekonomik ve idari bağlantı bulunduğu yönünde yanılgı oluşturacağı, markalarının uzun süreli ve yoğun kullanım sonucunda tanınmışlık düzeyine ulaştığı, tanınmış marka korumasından da yararlanması gerektiği, dava konusu başvurunun markalarının ayırt edicilik gücünden haksız yarar sağlayacağı ve markalarının sulandırılmasına yol açacağı ileri sürülerek, ... kararının iptali ile ... sayılı marka başvurusunun reddine karar verilmesinin talep edildiği, davalı cevap dilekçesine karşı sunulan beyanlarında ise, davalı tarafından ileri sürülen savunmalara katılınmadığı, ... nezdindeki itiraz sürecinde ve dava dosyasında sunulan bilgi, belge, deliller ile önceki mahkeme kararları ve bilirkişi raporlarının yeterince değerlendirilmediğinin belirtildiği, önceki beyan ve delillerin tekrarlandığı” öne sürülerek ... kararının iptali ile dava konusu marka başvurusunun reddine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: "Davalı firmanın 2019 yılından itibaren "..." markası altında kurye hizmetleri ve kurye istihdam hizmetleri alanında faaliyet gösterdiği, dava konusu ... sayılı " ..." ibareli marka başvurusunun davalıya ait önceki "..." markalarının devamı niteliğinde olduğu, aynı tarihte yapılan ... sayılı benzer marka başvurusuna karşı davacı tarafından yapılan itirazın da reddedildiği ve bu kararın dava konusu yapılmadığı, bu durumun taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını gösterdiği, dava konusu " ..." markasının yeşil renkli "..." ... unsuru ile siyah zemin üzerinde beyaz renkli "..." ibaresinden oluşan bileşke bir marka olduğu, davacı markalarının ise "..." ortak unsurunu içeren farklı marka serilerinden meydana geldiği, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan belirgin biçimde farklılaştığı, "..." ibaresinin bütün olarak algılanan tek bir kelime olduğu ve son kısmında yer alan "..." harf grubunun bağımsız bir unsur olarak algılanmayacağı, "..." ibaresinin İngilizcede "gitmek" anlamına gelen, ayırt edicilik gücü zayıf ve yaygın kullanılan bir ibare olduğu, bu nedenle koruma kapsamının dar yorumlanması gerektiği, markaların parçalara ayrılarak değil bütünsel izlenimleri esas alınarak değerlendirilmesi gerektiği, bu yönde çok sayıda Yargıtay kararının bulunduğu, dava konusu hizmetlerin dikkat ve özen düzeyi yüksek tüketici kitlesine hitap ettiği, bu nedenle taraf markaları arasındaki farklılıkların kolaylıkla ayırt edilebileceği, davacının ticaret unvanına ve alan adına dayalı üstün hak iddialarının somut olay bakımından sonuç doğurmayacağı, davacı markalarının tanınmış olduğunun somut delillerle ispatlanamadığı, tanınmışlık koşullarının oluşmadığı, kötü niyet iddiasının da dayanaktan yoksun olduğu, zira "..." markasının uzun süredir tescilli ve fiilen kullanılan bir marka olduğu, davacının bu hususları araştırmaksızın soyut iddialarda bulunduğu, ... kararının hukuka uygun olduğu" öne sürülerek davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafın itiraz mesnedi markaları dolayısıyla SMK 6/1 maddesine göre iltibas , SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/6 maddesine göre unvan ve isim hakkı, SMK 6/9 maddesine göre kötü niyet iddia ve itirazlarının nihai olarak reddi konusunda verilen ...'nın ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 19/06/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 15/08/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; “…Yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markanın/markaların ihtiva ettiği unsurlar ve bütün olarak bıraktığı izlenim itibariyle, görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığından 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında yapılan itiraz haklı bulunmamıştır. Diğer taraftan somut olay açısından, 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesinin diğer fıkraları bakımından başvurunun reddine yönelik koşulların oluşmadığı kanaatine varıldığından, bu iddialar da yerinde görülmemiştir.” gerekeçeleriyle, yapılan itirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle; Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ...+... ... ... ibareli diğer markalar
19/06/2026 Tarihli bilirkişi raporunda özetle: " SMK 6/1 çerçevesinde, dava konusu ... sayılı başvuru markasının 35. sınıf kapsamındaki "Firmalar için kurye hizmetlerinde çalışacak personel istihdam hizmetleri." hizmetlerinin; davacının itiraza mesnet ... sayılı markasının 35. sınıf tescil kapsamında yer alan "Personel ile ilgili hizmetler, iş ve işçi bulma acenteliği hizmetleri, personel seçiminde psikolojik test uygulanması hizmetleri, işe yerleştirme hizmetleri." hizmetleri ile AYNI TÜR HİZMET niteliğinde olduğu, ... sayılı başvuru markasının 39. sınıf kapsamındaki "Her türlü ticari malın paketleme ve depolanması hizmetleri." hizmetlerinin; davacının itiraza mesnet .... ve ... sayılı markalarının tescil kapsamında yer alan "Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri." ile ... sayılı markasının tescil kapsamında 39. Sınıfta yer alan "Nakliye ve depolama, paketleme, seyahat hizmetleri." hizmetleri ile AYNI HİZMET niteliğinde olduğu, ... sayılı başvuru markasının 39. sınıf kapsamındaki "Kurye hizmetleri, motokurye hizmetleri, kurye ile her türlü ticari malın dağıtım, teslim hizmetleri." hizmetlerinin; davacının itiraza mesnet ...., .... ...., .... sayılı markalarının tescil kapsamında 39. Sınıfta yer alan "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri." hizmetleri ile ... sayılı markasının tescil kapsamında 39. Sınıfta yer alan "Kara, hava ve deniz taşımacılığı hizmetleri: Taşıma komisyonculuğu hizmetleri, yük komisyonculuğu hizmetleri, gemi acente hizmetleri, ambulans hizmetleri, özel şoförlük hizmetleri, pilotluk hizmetleri, turist büroları (otel rezervasyonları dışında), seyahat için yer ayırma (rezervasyon hizmetleri), tur düzenleme hizmetleri, mesaj ve eşya ileten kurye hizmetleri, eşyaların posta yolu ile dağıtılması hizmetleri, ürün taşıma ve teslimat hizmetleri, gazete dağıtım hizmetleri, paket teslimat hizmetleri." hizmetleri ve ... sayılı markasının tescil kapsamında 39. Sınıfta yer alan "Nakliye ve depolama, paketleme, seyahat hizmetleri." hizmetleri ile AYNI/AYNI TÜR HİZMET niteliğinde olduğu, Davaya konu ....sayılı ibareli başvuru markası ile davacının itiraza mesnet tescilli .... sayılı , .... sayılı ,.... sayılı , .... sayılı , .... sayılı , ... sayılı markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, Bu nedenle taraf markalar arasında 6769 S. SMK m.6/1 anlamında iltibas tehlikesinin oluşmayacağı, SMK m.6/3 hükmünün uygulanma koşullarının gerçekleşmediği ve davacının ileri sürdüğü önceye dayalı hak sahipliğinin dava konusu .... sayılı başvuru markasının tesciline/hükmüne engelinin/etkisinin olmayacağı, SMK'nın 6/5 maddesi kapsamında aranan tanınmışlık olgusunun ve buna bağlı olarak haksız yarar sağlanacağına, markanın itibarına zarar verileceğine veya ayırt edici karakterinin zedeleneceğine ilişkin koşulların gerçekleştiğini ortaya koyan yeterli delillerin dosya kapsamına sunulmadığı; ayrıca markalar arasında iltibasın oluşmayacağı ve uyuşmazlığın çözümü SMK 6/1 maddesi anlamında yapılmış olduğundan SMK 6/5 maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, SMK md. 6/6’nın koşullarının oluşmadığı, Davacının SMK md. 6/9 Kötü niyet iddialarına ilişkin Takdirin Sayın mahkemeye ait olduğu, ... ... sayılı karar ile görüşümüzün paralel olduğu, Yönündeki tespit ve değerlendirmelerimizi, takdiri Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere saygılarımızla sunarız. " şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE: Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "...+... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ve "..." ibareli diğer markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "...+... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının"... " ve "..." ibareli diğer markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının"... " ve "..." ibareli diğer markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "...+... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Davacı tarafın "...+... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı, Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Davacı tarafın "...+... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 14/09/2026
Katip .... Hakim .... E imzalıdır E imzalıdır