Danıştay · Danıştay

Danıştay 2025/780 E. 2025/1601 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2025/780
Karar No
2025/1601
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/780 Karar No : 2025/1601

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... VEKİLİ: Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ: Huk. Müş. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 17/09/2024 tarih ve E:2020/1057, K:2024/3011 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca 30/04/1995 tarih ve 95/6805 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Türk vatandaşlığından çıkmasına izin verilen davacı tarafından, aynı Kanun'un 8. maddesi uyarınca yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 24/07/1996 tarih ve 96/8378 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın ve anılan Karar'ın yok hükmünde olduğu ileri sürülerek iptal edilmesi talebiyle İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne yapılan 25/01/2019 tarihli başvurunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 17/09/2024 tarih ve E:2020/1057, K:2024/3011 sayılı kararıyla; Mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun "Genel olarak vatandaşlığa alınma" başlıklı 6. ve "Yeniden vatandaşlığa alınma" başlıklı 8. maddesi ile 01/07/1964 tarih ve 11742 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan (Mülga) 11/2/1964 tarihli ve 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik'in davaya konu Karar tarihinde yürürlükte bulunan "Karar ve tescil" başlıklı 17. maddesinde yer alan kurallara yer verilerek, Vatandaşlığın genel olarak Devlet ile kişi arasında kurulan hukuki bir ilişki olarak tanımlandığı, bu ilişkiye taraf olan Devlet ile kişi arasında karşılıklı hak ve borçlar doğuran bir hukuki bağ kurulduğu, kişinin hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesindeki bu önemi nedeniyle her kişinin bir vatandaşlığa sahip olması ve bu vatandaşlıktan keyfi olarak yoksun bırakılmaması hakkının insan hak ve özgürlükleri arasında kabul edildiği, bu nedenle vatandaşlığın kazanılması, vatandaşlıktan çıkma veya çıkarılmanın belirli koşullara bağlandığı ve bu hususlara ilişkin hukuki tasarruflara karşı yargı yoluna başvurabilme olanağının tanındığı, bu itibarla Devletin, sözü edilen tasarruflarda bulunurken ilgili kişinin vatansızlık da dahil herhangi bir mağduriyete uğramaması için gerekli dikkat ve özeni göstermesi ve gerekirse kişiyi konuyla ilgili olarak bilgilendirmesi gerektiği, Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinden, bir kimsenin Bakanlar Kurulu Kararı ile Türk vatandaşlığına alınabilmesi için, bu yönde bir başvurusunun olması gerektiğinin açıkça anlaşıldığı, Diğer yandan, dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile dava dilekçesindeki beyanlardan da anlaşıldığı üzere; davacının Avusturya vatandaşlığını kaybetmemek için zorunlu olarak Türk vatandaşlığından çıkma izni isteminde bulunduğunda bir duraksamanın olmadığı, Davacının Türk vatandaşlığından çıktıktan sonra 22/09/1995 tarihinde yeniden Türk vatandaşlığına alınması istemiyle Viyana Konsolosluğuna başvurup başvurmadığı hususu ihtilaf konusu olmakla birlikte, gerek davacının anılan dilekçenin sahte olduğunu iddia etmesinin gerekse anılan dilekçe üzerine yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin 24/07/1996 tarih ve 96/8378 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın iptali istemiyle bakılan davayı açmasının sebebinin, Avusturya vatandaşlık mevzuatında bazı istisnalar dışında çifte vatandaşlığa izin verilmemesi olduğu, Bu doğrultuda, davalı idareler tarafından, öncelikle davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınma yönünde bir istemi olup olmadığının, daha açık bir ifadeyle, davacının Türk vatandaşlığına alınması istemini içeren 22/09/1995 tarihli dilekçedeki imzanın davacıya ait olup olmadığının, idare nezdindeki diğer belgelerde yer alan imzaları ile mukayese edilmek (imzalar arasında ilk bakışta anlaşılabilecek açık ve bariz bir farklılık olup olmadığı ortaya konulmak) suretiyle netleştirilmesi, dilekçedeki imzanın davacıya ait olmadığı kanaatine varılması halinde başvurunun işleme konulmaması, davacıya ait olduğu kanaatine varılması halinde ise, Avusturya vatandaşlık mevzuatı da dikkate alınarak, çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığından çıkan davacı tarafından yapılan başvurunun kabul edilmesinin doğuracağı sonuçlar hakkında davacının bilgilendirilmesi gerekirken, belirtilen yönde herhangi bir işlem yapılmadığı; davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınma istemli başvuru tarihi ile yeniden Türk vatandaşlığına alındığı tarih arasında on aylık bir süre geçmesine rağmen, bu süre içinde davacıya herhangi bir cevap verilmediği ve davacının da bu süreçte başvurusunu yenilemediği; davacının başvuru tarihindeki isteminin halen geçerli olup olmadığının öğrenilmesi yönünde bir araştırma yapılmadığı veya bu hususta davacıya yapılmış bir tebligatın da bulunmadığı hususları dikkate alındığında; davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin davaya konu Bakanlar Kurulu Kararı'nda hukuka uygunluk bulunmadığı, Öte yandan, mülga 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 8. maddesine göre, yeniden Türk vatandaşlığının kazanılabilmesi için, başvuru dilekçesi yeterli olmayıp, ilgililerin ikamet şartı hariç Kanun'un 6. maddesinde sayılan koşullara sahip olması gerektiğinden; Kanun'un 6. maddesinde sayılan koşullara davacının sahip olup olmadığı yönünde bir inceleme ve araştırma yapılmadan, sadece başvuru dilekçesine dayanılarak davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nda bu yönüyle de hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçeleriyle, 24/07/1996 tarih ve 96/8378 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın davacının yeniden Türk vatandaşlığına alınmasına ilişkin kısmı ile Karar'ın bu kısmının yok hükmünde olduğu ileri sürülerek iptal edilmesi talebiyle İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne yapılan 25/01/2019 tarihli başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı tarafından, davacının işbu davayla aynı konuda açtığı davanın Danıştay Onuncu Dairesinin E:2020/394 sayılı dosyasında derdest olduğu, dolayısıyla tarafları, sebebi ve konusu aynı olan bu davanın incelenmeden usulden reddine karar verilmesi gerektiği, davacının 22/09/1995 tarihli dilekçesi doğrultusunda tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idarelerden İçişleri Bakanlığı tarafından, davacının 22/09/1995 tarihli dilekçedeki imzanın kendisine ait olmadığı yönündeki iddiasının Dairece bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle araştırılmaksızın eksik incelemeyle hüküm kurulduğu, kararda davacının yeniden vatandaşlık kazanma talebi konusunda Devlet makamlarınca bilgilendirilmesi gerektiği belirtilmiş ise de başvuruların incelenmesi sürecinde böyle bir bilgilendirme gereğinin bulunmadığı, öte yandan idarelerinin göz önünde bulundurması gereken mevzuatın Türk Vatandaşlığı Kanunu olduğu ve işlemlerin tesisinde Avusturya mevzuatının öngöreceği yaptırımların dikkate alınmadığı, davacı hakkında yapılan iş ve işlemlerin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine, 2. Dava konusu işlemlerin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 17/09/2024 tarih ve E:2020/1057, K:2024/3011 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 10/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2025/780, K. 2025/1601, T. 10.09.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2025-780-e-2025-1601-k-22b0c49919bb