Danıştay · Danıştay
Danıştay 2025/219 E. 2025/603 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2025/219
- Karar No
- 2025/603
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/219 Karar No : 2025/603
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Huk. Müş. Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Eğitim Araştırma Sağlık Hizmetleri ve Ticaret AŞ VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 19/09/2024 tarih ve E:2021/2773, K:2024/3125 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Sağlık Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile anılan işlemin dayanağı olan ve Sağlık Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı Makam Oluru ile yürürlüğe konulan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'nin 34. maddesinin 1. fıkrası ile ... tarih ve ... sayılı Makam Oluru ile değişik 2. fıkrasının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 19/09/2024 tarih ve E:2021/2773, K:2024/3125 sayılı kararıyla; Uyuşmazlığın çözümü için, genel olarak, idarenin düzenleme yetkisinin kapsamı ve bu bağlamda idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisi üzerinde durulması gerektiği, Anayasa'nın 124. maddesinde, kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceğinin düzenlendiği, bu düzenlemenin, idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisinin anayasal dayanağını oluşturduğu, İdarenin düzenleme yetkisinin aslında ikincil, türev nitelikte olduğu hususunda bir duraksama bulunmadığı, Anayasa'ya göre, idarenin, düzenleme yetkisini kanunlar çerçevesinde ve kanunlara uygun olarak kullanmasının gerektiği, kanunun öngördüğü düzenleme yetkisinin yine kanunda belirtildiği gibi kullanılmasının, kanun hükmünün, bir konunun yönetmelikle düzenlenmesini öngörmesi halinde, düzenlemenin yönetmelikle yapılmasının zorunlu olduğu, Ayrıca, normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisinin söz konusu olduğu ve her normun geçerliliğini bir üst hukuk normundan aldığı, başka bir anlatımla normlar hiyerarşisinin, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına geldiği; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, bir başka deyişle alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceğinin kabul edildiği, Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlığa bakıldığında, davalı idarenin dava konusu alandaki düzenleme yetkisinin ve bu yetkinin hukuka uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının irdelenmesi gerektiği, Sağlık Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı Makam Oluru ile yürürlüğe konulan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'nin 1. maddesinde Yönerge'nin amacının, sağlık raporlarının ne şekilde, hangi sağlık hizmet sunucularında düzenleneceğinin açıklanması, rapor formatlarının belirlenmesi ve sağlık raporlarına itiraz süreçlerinin tanımlanması olarak belirlendiği; "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde Yönerge'nin dayanağının, 07/05/1987 tarih ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 355. ve 508. maddeleri, 24/11/2004 tarih ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 5. maddesi ile 10/09/1982 tarih ve 8/5319 nolu Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği hükümleri olduğunun belirtildiği, Dava konusu uyuşmazlığın temelini oluşturan akli meleke raporlarının, dava konusu Yönerge'nin 4. maddesi uyarınca, durum bildirir raporlar kapsamında bulunduğu, söz konusu raporların hangi sağlık kuruluşlarınca düzenlenebileceği hususunu belirleme yetkisi ve görevinin, 3359 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi hükmüne göre, davalı idareye bırakıldığı, bununla birlikte, aynı Kanun maddesinin devamında, söz konusu yetki uyarınca yapılacak düzenlemelerin Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edilebileceğinin açıkça kurala bağlandığı, Bu durumda, akli meleke durum bildirir raporlarına ilişkin düzenlemelerin davalı idare tarafından çıkarılacak "Yönetmelik" ile belirlenmesi gerekirken, Sağlık Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı Makam Oluru ile yürürlüğe konulan Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'nin dava konusu madde hükümleri ile düzenlenmesinde dayanağı üst hukuk normlarına ve hukuka uyarlık bulunmadığı, Dava konusu bireysel işlemin dayanağı Sağlık Raporları Usul ve Esasları Hakkında Yönerge'nin üst hukuk normlarına ve hukuka aykırı olması nedeniyle, dava konusu bireysel işlemde de bu yönüyle hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu Yönerge'nin belirli bir sağlık kuruluşunu değil, durum bildirir raporların hangi esaslar çerçevesinde yürütüleceğini düzenlediği, konuyu düzenlemeye 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca idarelerinin yetkili olduğu ve bu düzenlemenin yönetmelikle yapılacağına dair zorlayıcı bir hüküm bulunmadığı, söz konusu düzenlemenin yönerge ile düzenlenemeyeceği yönünde hüküm kurulmasının Anayasa'nın 125. ve 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesine aykırı olduğu, durum bildirir sağlık raporlarının öncelikle kamu sağlık tesislerinde düzenlenmesine, kamu sağlık tesislerinin talebi il içinde karşılayamadığı durumlarda ise özel sağlık hizmet sunucularına yetki verilmesine yönelik düzenleme yapıldığı, başvuru üzerine, İstanbul ilinde durum bildirir raporların düzenlemesinde yetkili yeterli sağlık hizmet sunucusu bulunduğundan, ilave sağlık hizmet sunucusu yetkilendirilmesine ihtiyaç olmadığının değerlendirildiği, dava konusu düzenlemenin ve buna dayalı olarak tesis edilen bireysel işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 19/09/2024 tarih ve E:2021/2773, K:2024/3125 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 17/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.